T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/458 Esas
KARAR NO : 2025/1252
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/09/2022
NUMARASI : 2021/138 E. - 2022/117 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Manevi Tazminat İstemli)|Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)|Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/10/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 6769 Sayılı Kanunun 7 ve 29 maddeleri ile TTK. ve ilgili mevzuat hükümleri gereğince müvekkillerinin tescilli markası ve aynı zamanda ticaret unvanı olan “...” marka ve ... ünvanına vaki tecavüzün tespiti ile men'ine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, davalının eylemi aynı zamanda haksız rekabet de teşkil edeceğinden vaki haksız rekabet fillerinin de tespiti ile men'ini, marka ve ticaret unvanına vaki tecavüz fiilleri ile haksız rekabet halen devam ettiğinden bu hususta davanın etkinliğini arttırmak ve müvekkilinin zararının büyümesini engellemek amacıyla markasal kullanımın ve haksız ilan reklam tanıtımının tedbiren engellenmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini, hukuka aykırı işlem ve eylemleri sebebiyle fazlaya dair bilcümle haklar saklı tutularak şimdilik 6769 sayılı kanunun 151/2-c maddesine istinaden 5.000 TL maddi tazminat, 10.000 TL manevi tazminata hükmolunmasını, maddi ve manevi tazminatın taraflarına davalıya gönderilen ihtarın tebliğ edildiği 02.03.2018 tarihten itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davalı aleyhine verilen mahkeme kararının giderleri davalı tarafça karşılanmak suretiyle ilanen duyurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Toptancı ve imalatçı sıfatıyla hareket eden ... Ltd.Şti. ve ... A.Ş. isimli her iki firmanın yasal konumda oldukları ticari teamüllere göre hareket ettikleri halde bu iki firma yerine, bu iki firma ile bağlantılı olarak perakende satış yapan müvekkiline karşı dava açılmasının usul, yasa ve hukuka açıkça aykırı olduğu için dava konusu uyuşmazlığın esasına girilmeden, usulden davanın reddine karar verilmesini, marka ve tecavüzün oluşması için zorunlu sayılan manevi unsur (bilerek isteyerek hareket etme şeklindeki kasıt unsuru) somut olgularla vuku gelmediği için müvekkilinin cezai, idari ve hukuki sorumluluğunun söz konusu olmadığını, davanın esas yönünden de reddine karar verilmesini, müvekkilinin dükkanındaki ürünlerin kaçta kaçının “...” markasına havi olduğuna dair herhangi bir sayı ve oranın bilirkişi tarafından somut şekilde belirlenmediğini, bu yönüyle de belirsizlikler üzerinde tanzim edilen bilirkişi raporunun yasal dayanaktan yoksun olduğu için reddine karar verilmesini, müvekkili aleyhine açılan davanın, keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldıktan sonra ikame olunduğu gözetilerek, kısmi dava şeklinde ve belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağının tabi olduğunu, bu yönüyle ileride dava değerinin arttırılmasına muvafakat etmediklerini beyan etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "DAVANIN KABULÜNE davalının eyleminin, davacının marka tescilinden doğan haklara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine ve ref'ine, maddi tazminat talebinin kabulüne; 40.000 TL maddi tazminatın 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, manevi tazminat talebinin kabulüne; 10.000 TL manevi tazminatın 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davacının yüksek tanınırlığa sahip bir firma, müvekkilin ise küçük esnaf olduğunu, unvan tecavüzü ve haksız rekabetten söz edilebilmesi için tarafların aynı işi yapıyor ve dengeli konumda olmaları gerektiğini, müvekkilinin dükkânında satılan ... marka elbiselerin İzmir’de faaliyet gösteren ... Giyim’den, ... kumaşların ise İstanbul’da ... Tekstil’den temin edildiğini, her iki firmanın davacı ile bağlantılı çalıştığını, dolayısıyla müvekkilinin satışlarının davacıya da kazanç sağladığını, dükkan isminin “... Giyim” olup ... unvanını kullanmadığını, ürünlerin yalnızca tanıtım amacıyla “... ... Kumaş ve Kumaş Ürünleri” olarak belirtildiğini, marka tecavüzünün söz konusu olmadığını, bilirkişi raporunda davalı mağazasında davacı ürünlerinin %15 oranında satıldığının ve buna davacı tarafından itiraz edilmediğinin tespitine rağmen İTO yazılarında belirtilen “ciroların %15’inin emsal lisans bedeli olarak alınabileceği” ilkesinin göz ardı edilerek 6769 sayılı Kanun’un 151/2-c maddesine dayanılarak hüküm kurulmasının eksik incelemeye dayalı ve çelişkili olduğunu, müvekkilinin ürünleri yetkili toptancıdan aldığı ve üreticinin imalatı olduğu bilindiğinden kusurunun bulunmadığını, tazminat talebine gerekçe teşkil eden hususların kararda somut olarak gösterilmediğini, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, maddi tazminat yönünden vekalet ücretine mükerrer karar verildiğini, manevi tazminatta nispi vekalet ücreti yerine 10.000 TL vekalet ücretine hükmedildiğini ve yasal faiz yerine avans faize karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesinin talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;Davalı iş yerinde farklı markalar satılmasına rağmen müvekkilin tanınmış ... markasının tüm vitrinlerde ön plana çıkarılarak reklam ve tanıtım amaçlı kullanıldığını, markanın davalı tarafından tüketiciler nezdinde bağlantı ve karıştırılma ihtimali yaratacak şekilde markasal olarak kullanıldığının sabit olduğunu, kullanımın kötü niyetli bulunduğunu, dosyada alınan raporlarla da haksız rekabetin tespit edildiğini, 6769 sayılı SMK 151/2-c kapsamında tazminat seçimi yapılarak 112.046,19 TL lisans ücreti talep edilebileceği kanaatine varıldığını, mahkemenin itibar ettiği bilirkişi kök ve ek raporlarının doğru olduğunu, davalının fahiş tazminata ilişkin iddialarının yerinde olmadığını, davalının dilekçelerinde toptancı firmalara sorumluluk yüklemeye çalışarak davayı ilgisiz beyan ve ihbarlarla uzattığını, oysa toptan ... kumaşı alıp ürün haline getirip satmak ile markayı işyerinde yoğun ve markasal biçimde kullanmanın farklı şeyler olduğunu, bunları karıştırarak ürün satıcılarının markayı dilediklerince kullanma hakkı bulunduğunu düşünmelerinin hukuken korunamayacağını, davalının bu durumu bildiği halde savunma ve istinaf sebebi yaptığını, bu nedenle istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, durdurulması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2003/14238 numaralı "..." ibareli markanın 18, 24, 25.sınıflarda, 2007/42916 numaralı "..." ibareli markanın 23 ve 40. Sınıflarda, 2007/49546 numaralı "..." ibareli markanın 35. Sınıfta ... ... Anonim Şirketi adına kayıtlı olduğu ... numaralı "..." ibareli markanın tanınmış marka olarak tescilli olduğu görülmektedir. İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2018/71 D.iş dosyasında , davalı işyerinde 06.07.2018 tarihinde inceleme yapıldığı, işyerinin giyim mağazası olduğu, işyerinde bulunan kartvizitlerde “... giyim ... Kumaş ve Kumaş Ürünleri” ibaresinin yazılı olduğu, işyerinin dış mekan vitrin camlarında “... ... Kumaş ve Kumaş Ürünleri” ibaresinin yazılı olduğu, işyerinde bulunan çeşitli markalardaki takım elbiselerin bir kısmının ceket iç astarlarındaki veya kollarında ki etiketlerde, kumaş cinsini belirtir şekilde “...” ibaresinin yazılı olduğunun tespit edilmiştir. 11/06/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda : piyasada birçok büyük firma / markanın, ürünlerini satan küçük esnafa marka imajı ve logolarını ortalama %15'i aşmayacak şekilde kullanmalarına yazılı anlaşma, izin vs. olmadan izin verdiğini, davalının da davacının ürünlerini mağazasında sattığı, bu şekilde davacının da bir şekilde para kazandığı, bu nedenle kullanımda kötü niyet algılanmadığı, bu nedenle haksız bir kazanç söz konusu olmadığı, dava konusu içeriklerinin incelenmesi ile marka tecavüzünün tüm unsurlarıyla ve tamamıyla oluşmadığının müşahede edildiği, bildirilmiştir.08/03/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda : Tarafların aynı hizmet sınıfında faaliyette bulunmakta olup davalının, işyeri vitrininde ve kartvizitinde davacı markasının birebir aynısını kullanması markanın ayırt etme, kaliteyi garanti etme, reklam ve tanıtım unsurları ile markasal kullanım olduğu ve davacı marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, davalının, işyeri vitrininde ... marka ibaresini kullanmasının, davalı tarafça sunulan mal ve hizmetlerin tanınmış bir marka olan ... markası ile ilişkili olduğu, sunulan mal ve hizmetlerin aynı markaya, tescilli işletmeye veya onunla bağlantılı olan işletmelere ait olduğunu düşünmeye sebebiyet vereceğinden ve davalı ticari işletmesi ile ilgili yanıltıcı açıklama niteliğine haiz olacağından haksız rekabet teşkil etmekte olduğu, 6769 sayılı SMK 151/2-c kapsamında tazminat seçimi yapılmış olup, detayları arz edildiği üzere 112.046,19 TL lisans ücreti talep edilebileceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.25/06/2021 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Kök raporda arz edildiği üzere 6769 sayılı SMK 151/2-c kapsamında tazminat seçimi yapılmış olup, raporda detayları arz edildiği üzere 112.046,19 TL lisans ücreti talep edilebileceği, davacı firmadan aldığı malı, marka sahibiyle arasında herhangi bir bayilik sözleşmesi olmaksızın satışa arz ediyor ve bu sırada firmanın tescilli işaretini kullanıyorsa bununla ilgili Marka Hakkının Korunması KHK uyarınca mesuliyeti söz konusu olduğu, dosyaya mübrez itiraz dilekçesinin incelenmesi neticesinde maddi tazminat hususlarında değişikliği gerektiren bir durumun tespit edilemediği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.SMK m.7 maddesinde marka sahibinin izinsiz olarak yapılması hâlinde, önlenmesini talep edebileceği fiiller belirtilmiş, aynı kanunun 29. Maddede ise, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller gösterilmiş, buna göre ,buna göre , marka sahibinin izni olmaksızın, tescilli olan marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan bir işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması marka hakkına tecavüz olarak gösterilmiştir. SMK 7/2-c maddesine göre, aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması marka hakkına tecavüz teşkil eder. Somut uyuşmazlıkta, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2018/71 D.İş dosyasında yapılan tespite göre; davalı işyerinde satılan bazı takım elbiselerin iç etiketlerinde kumaş türünü belirtir şekilde "..." ibaresinin yer aldığı; ancak bu ürünlerin doğrudan “...” markalı ürünler değil, "..." markalı kumaşlardan üretilmiş farklı markalara ait ürünler olduğu halde davalı işyeri vitrininde “... ... Kumaş ve Kumaş Ürünleri” yazılı olduğu , işyeri vitrininde ve kartvizitte yer alan ... ibaresinin davacıya ait marka ile aynı şekilde yazılmış olduğu anlaşılmıştır. Taraflar aynı sektörde (hazır giyim ) faaliyet göstermekte olup, davalının işyeri vitrini ve kartvizitinde davacıya ait markanın birebir aynı biçimde kullanılması, tüketiciler nezdinde mal veya hizmetin kaynağı konusunda karıştırılmaya neden olacağı , iltibasa sebebiyet vereceği , davalının kullanımlarının gerçekleştiği mal ve hizmetlerde davacıya ait markanın tanınmış marka olduğu, davalının, tanınmış “...” ibaresini aynı yazı tipi ve biçimiyle, kendi ticari faaliyetinde kullanımının kalite ve güven algısı üzerinden haksız yararlanmaya ve davacı markasının ayırt edici niteliğinin zayıflamasına yol açtığı , davalı kullanımlarının marka sahibi davacı yönünden marka hakkına tecavüz teşkil ettiği açıktır. Bu kullanımın aynı zamanda ticari dürüstlük kurallarına aykırı “başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarına iltibas verecek şekilde benzer ibarelerin kullanılması” niteliğinde ve davalı ticari işletmesi ile ilgili yanıltıcı açıklama niteliğinde olduğu ve her iki davacı yönünden haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmıştır. SMK 'nın 149. Maddesine göre marka hakkına tecavüz edilen hak sahibinin tecavüzün tespitini, önlenmesini durdurulmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür.Davacılar SMK 151/2-c maddesi yani "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli" kapsamında.5000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminat talep etmiş, davacı vekili 01/03/2022 tarihli dilekçesi ile; maddi tazminat talebini 40.000,00 TL olarak ıslah etmiş, ıslah harcını yatırmıştır. Lisans bedeli hesaplanırken, sadece marka hakkı sahibinin cirosu, elde ettiği kazancın değil, davalının cirosu, üretim ve satış kapasitesi, satabileceği ürün miktarı da nazara alınarak davalının ticari iş ve işlem hacmine uygun bir bedelin belirlenmesi gerekmektedir. SMK 151/3 maddesi uyarınca , yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kullanım süresi net olarak belirlenemediğinden geriye dönük son 3 yıl esas alınarak hesaplama yapıldığı (2015-2016-2017) ve maddi tazminat tutarının 112.046,19 TL olabileceği bildirilmiştir. Mahkemece maddi tazminat talebinin kabulüne, taleple bağlı kalınarak 40.000,00 TL maddi tazminatın 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş ise de, tecavüz teşkil eden kullanımın ne kadar devam ettiği belli değildir. Tespit 06.07.2018 tarihinde yapılmış olup bu tarih öncesinde ihlal oluşturan kullanımın ispatı bulunmamaktadır. 06.07.2018 tespit tarihi ile 19.07.2018 tarihleri arasındaki 13 günlük süre dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiği , somut olaya uygun emsal bulunmadığı, davalının cirosuna, kapasitesine, elde ettiği gelire göre ödemesi gerekli, hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun olarak tam miktar belirlenemediğinden maddi tazminatın TBK 50-51 maddesine göre taktir edilmesi gerektiği, ihlalin süresi boyutu somut olayın özelliğine göre maddi tazminatın 5.000,00 TL olarak hüküm altına alınmasının makul ve dosya kapsamına uygun düşeceği, aynı nedenlerle manevi tazminatın 5.000,00 TL olarak taktir edilmesinin somut olaya göre hak ve adalet ilkesine uygun olacağı hükmedilen tazminatlara ihtarname tarihinden değil 06.07.2018 haksız fiil tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Markaya tecavüzden kaynaklanan işbu dava TTK’nun 4 ncü maddesi uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan davacının ticari faiz istemi yerinde olup, davacı yararına hüküm altına alınan maddi tazminatların avans faiz oranı ile tahsiline karar verilmesi gerekir.( Yargıtay 11. H.D'nin 2009/6181 -2011/5460. Sayılı kararı). Ayrıca her bir talep yönünden vekalet ücreti taktir edilmesi gerekmektedir. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 22/09/2022 tarih, 2021/138 E., 2022/117 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davasının KABULÜNE,-Davalının eyleminin, davacının marka tescilinden doğan haklara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine ve ref'ine,-Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden işyeri dış mekan vitrin camlarında yer alan ... ibaresinin silinmesine, tanıtım evrakına EL KONULMASINA, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle İMHA EDİLMELERİNE, -Maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne; 5.000 TL maddi tazminatın 06/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, -Manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne; 5.000 TL manevi tazminatın 06/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davası yönünden 615,40 TL, maddi tazminat davası yönünden 615,40 TL, manevi tazminat davası yönünden 615,40 TL olmak üzere toplam 1.846,20 TL karar harcından peşin alınan 256,17 TL ve 597,72 TL ıslah harcının mahsubu ile eksik 992,31 TL harcın davalıdan tahsiline,4/b-Davacıların yaptığı 35,90 TL başvuru harcı, 256,17 peşin harç, 349,20 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 597,72-TL ıslah harcı, 6.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.238,20 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle (%54,17 kabul-45,83 ret), 3.920,93 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maddi tazminat talebi yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine,4/e- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre manevi tazminat talebi yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine,4/f- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen maddi tazminat talebi yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/g- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen manevi tazminat talebi yönünden 5.000,0 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 123 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 615,00 TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy çokluğuyla karar verildi. 08/10/2025
MUHALEFET ŞERHİ:
Davacılar, marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/5189 esas, 2022/1852 karar sayılı ilamında ve 22/04/2021 tarihli, 2021/89-3054 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki hükümlerle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir. Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı taraflara en iyi giderim imkanı sağlayan SMK'nın marka hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabete yönelik istemlerin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.