T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/659
KARAR NO : 2025/1282
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 22/11/2022
NUMARASI : 2020/600 E. - 2022/778 K.
DAVANIN KONUSU: Franchise Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak / Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, Türkiye ve birçok yabancı ülkede Türk ve yabancı gerçek ve tüzel kişilere franchise verdiğini ve vermekte olduğunu, davalının, 30.12.2018 tarihinde müvekkili şirkete başvurarak öncelikle müvekkili şirketin markasını, mağaza dizaynı ve know-how vb. ile ilgili olmak üzere görüşme talebini ilettiğini, müvekkili davacıya ait mağazayı gezdiğini ve müvekkile ait ürünleri denediğini ve mağaza açma talebini müvekkiline ilettiğini, bunun üzerine müvekkili şirket ile davalı taraf arasında 13.01.2019 tarihinde "... ..." markasının Osmanağa Mah. General Asım Gündüz Cd. ..., Kadıköy/İSTANBUL adresinde davalı tarafından 5 yıl boyunca kullanılmasını ve benzeri hak ve yükümlülükleri içeren Franchise Sözleşmesinin davalı ve davacı yan arasında akdedildiğini, müvekkili şirketin sözleşme gereği markasının, logosunun ve sloganlarının belirlenen adreste davalı tarafından kullanılmasına izin verildiğini ve tüm sözleşmesel yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, ancak davalı tarafın sözleşmeyi, hukuken kabul edilebilecek sözleşmesel yahut yasal olarak hiçbir dayanak öne sürmeden İstanbul Beyoğlu 7. Noterliğinin 27.01.2020 Tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile işlerinin iyi gitmediğini öne sürerek tek taraflı olarak feshettiğini bildirdiğini, iş bu ihtarname ile sözleşmese yükümlülüklerini ihlale yönelen davalının mevcut mağazasını kapatarak faaliyetlerine son vermiş olduğunu ve müvekkili davacıyı açıkça zarara uğrattığını, ihtarnamenin tebellüğü üzerine müvekkili davacı tarafından 12.02.2020 tarihinde İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosuna başvuruda bulunularak bir uzlaşma sağlanmak istendiği, ancak görüşmelerden bir sonuç alınamadığını beyan ederek taraflar arasında bulunan Franchise Sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshi sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile, şimdilik 5.000 TL(Kısmi) Cezai Şart, 5.000 TL(Kısmi) Mahrum Kalınan Kar(Olumlu Zarar), 1.000 TL(Kısmi) Fatura/Cari Hesap, 500 TL(Kısmi) Sözleşmesel Alacak talepleri, 5.000 TL(Tam) manevi zarar tazmin istemlerinin ticari temerrüt faizi ile birlikte müvekkili davacıya ödenmesine, karar verilmesini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkili olmadığını, İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu vakıalar ve alacak kalemlerinin hukuken kabul edilebilir hiçbir yönü bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşullarına aykırı olup kelepçeleme sözleşme niteliğinde olduğunu, bu nedenle de belirtilen sözleşmedeki aleyhe hükümlerin yok sayılması gerektiğini, dava konusu sözleşme içeriği incelendiğinde de görüleceği üzere matbu olarak hazırlanmış sözleşmeye dayalı müvekkilinin herhangi bir şekilde müdahalesinin olmadığı veya olamayacağını, tek taraflı ve yanlı düzenlemeler içerdiğini, davacı tarafından tek taraflı hazırlanan ve davalı müvekkiline ve başkaca kişilere sunulan sözleşmeye sadece boşluk doldurarak ve imza atarak dahil olabildiğinin açıkça görüldüğünü, davalı müvekkilinin sözleşme gereği üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiğini, bu kapsamda gerek yazılı gerek sözlü olarak kendisine verilen talimat ve ilkelere, ürün üretim ve satış şekil ve tekniklerinin tamamına ve sözleşme ile yükümlendiği tüm edimlere eksiksiz uyduğunu, davacı tarafın edimlerini yerine getirmemiş olduğundan sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğini, sözleşmenin 4.1 maddesinde belirtildiği üzere davacı tarafın belirlediği ürünlerin servis yöntemlerinin öğretilmesi, uygulama becerisinin kazandırılması için gerekli bilgilendirme, know how aktarımı, satış ve pazarlama konusundaki deneyimlerini belirli periyotlarla aktarmayı taahhüt etmiş olmasına rağmen davacı tarafın bu yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirmediğini, bu hususta ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, davacı tarafın yeterince reklam ve tanıtım faaliyetlerinde bulunmadığını, yine davacı tarafın, hizmetin yürütülmesi, kalite standartlarının korunması ve diğer franchiseler arası işbirliğinin sağlanması ve artırılması amacıyla yeterince toplantı düzenlemediğini ve şubeler arası farklı uygulamaların baş gösterdiğini, davacı tarafça sözleşme ve yasa gereği şubeler arası bütünlüğün sağlanması adına herhangi bir işlem yapılmamış olması nedeniyle de davalı müvekkilinin diğer şubelerle iletişime geçerek belli periyotlarla şubeler arası toplantı organize etmeye çalıştığını ve bu kapsamda 16 şubenin katılımıyla 02.07.2019 tarihinde yapılan toplantı akabinde de şubelerce dile getirilen ortak şikayetler, düşünceler ve önerileri bir metin haline getirerek Sarıyer ve Ümraniye Şube temsilcileri ile davalı müvekkilinin davacı şirket yöneticilerine bu şikayetleri ilettiğini, belirtilen metnin davacı tarafa iletilmiş olmasına rağmen davacı tarafın yine de herhangi bir adım atmadığını ve şube cirolarının gittikçe düşmeye başladığını, bu dönem öncesinde çikolatalı lokma tatlısı satan dükkan sayısının fazla olmasının da ciddi etkisi bulunduğunu, davalı müvekkilinin dükkanın yakınlarında dahi birden fazla aynı sektörde benzer isimlerle dükkanlar işletmeye alındığını, bu durumu bilen ve bilmesi gereken davacı tarafın ise davalı müvekkilini koruma adına herhangi bir işlem başlatmadığı gibi haksız rekabeti önleyici hiçbir tedbir de alınmadığını, sonrasında da davalı müvekkilinin, bunun sebebinin davacı tarafın "Locmacho" markasının tescilinin bulunmadığı bu nedenle de herhangi bir dava açmadığı gibi tedbir de almadığının duyumlandığını, Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarından da anlaşılacağı üzere, sözleşmenin imza tarihi olan 13.01.2019 tarihinde davacı tarafın davalı müvekkiline kullanım hakkı devredebileceği tescilli bir markasının bulunmadığı hususunun açıkça anlaşılacağı, açıklanan nedenlerle de davalı müvekkilinin aylık sabit ortalama malzeme hariç 45.000,00 TL gideri bulunan iş yerini çevirmeye kirasını dahi ödeyememeye başladığını, netice itibariyle davalı müvekkilinin 1 yıl içerisinde ortalama aylık 40.000,00 TL, yıllık yaklaşık 500.000,00 TL zarar ettiğini, yine davalı müvekkilinin bir müddet daha ekonomik gücünün sözleşmeyi devam ettirmeye elverişli olsaydı dahi sonucun değişmeyeceğini, zira hukuken mücbir sebep olarak kabul edilen küresel covid-19 salgını nedeniyle de binlerce benzer iş yerinin zorunlu olarak kapattırıldığını ve/veya işsizlikten kapanma durumunda kaldığını, mücbir sebebin yasa ve sözleşme gereği de haklı fesih nedeni olduğunu, tek taraflı düzenlenmiş cezai şart talebinin hukuken kabul edilebilir bir yanı bulunmadığını, davalı müvekkilinin tacir sıfatına haiz olduğu değerlendirilse dahi karşılaştırIlan ceza tutarının borçlunun iktisaden sarsılmasını, çöküntüye uğramasını, mucip olacak ise indirim isteyebileceğinin uygulamada kabul edildiğini, buna göre de cezanın indirilmesi gerektiğini, davacı tarafın herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığından tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2020/600 esas, 2022/778 karar sayılı, 22/11/2022 tarihli kararı ile; ''Maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile toplam 95.187,97 TL tazminattan;-85.000,00 TL cezai şart bedelinin; 5.000,00 TL'sinin dava tarihinden işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte, 80.000,00 TL'sinin 04.07.2022 ıslah tarihinden işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, -5.245,52 TL fatura alacağının dava tarihinden işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, -4.842,45 TL sözleşmesel ciro alacağının dava tarihinden işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, -5.000,00 TL mahrum kalınan kar alacağına yönelik talebin sübut bulmadığından REDDİNE,2-Manevi tazminat davasının KABULÜ ile toplam 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ile davalı arasında akdedilen sözleşmenin davalı tarafından haksız bir şekilde feshedilmesinden kaynaklanan alacak, cezai şart ve tazminat kalemlerine ilişkin talepte bulunulduğunu, İstanbul Anadolu 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/600 Esas, 2022/778 Karar sayılı dosyasında açıklanan 23/12/2022 tarihli kararda 5.000,00 TL mahrum kalınan kar alacağı kısmına ilişkin red kararın hukuka aykırı olduğunu, mahkeme kararının kar alacağına yönelik talebin reddine ilişkin kısmının düzeltilerek talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan ederek, alacağa yönelik ret kararının kaldırılarak kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; franchise sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak cezai şart, alacak, mahrum kalınan kâr ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve davacının mahrum kalınan kâr (5.000-TL) isteminin reddine, ıslah ile miktarları arttırılan diğer alacak ve tazminat kalemlerinin kabulüne karar verildiği, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurmadığı, yalnızca davacı vekilinin 5.000-TL kâr mahrumiyeti talebinin reddine yönelik kararın hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. Tahkikat aşamasında davacı vekilinin 04.07.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile cezai şart, fatura ve sözleşmesel alacak taleplerinin miktarını arttırdığı, ancak mahrum kalınan kâr istemi yönünden dava dilekçesinde belirtilen 5.000TL'lik istemin arttırılmadığı ve istinaf kanun yoluna yalnızca davacı vekili tarafından, 5.000TL'lik mahrum kalınan kâr istemi yönünden başvurulduğu sabittir. Resmi Gazete'de yayınlanarak 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile HMK'nın 341. maddesinin 2. fıkrası değiştirilerek; "Miktar ve değeri 3.000-TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir." hükmü ihdas edilmiş ve aynı Kanun'un 44. maddesi ile HMK'ya eklenen EK MADDE-1'in birinci fıkrası ile parasal sınırların her yıl tespit edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı, ikinci fıkrası ile de parasal sınırların uygulanmasında hüküm tarihinin esas alınacağı düzenlemesi yapılmıştır. Yeniden değerleme sonucunda ilk derece mahkemesinin hüküm tarihi olan 2022 yılı için kesinlik sınırı 8.000-TL olmuştur. Anılı yasal düzenlemelere göre istinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen 5.000TL mahrum kalınan kâr alacak kalemi, hüküm tarihi itibariyle kesin niteliktedir. Dolayısıyla istinafı kâbil bir karar değildir. Tüm bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 341/2, 352/1-b maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İstinafa konu hüküm kesin olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 341/2; 346/1; 352/1-b maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE,2-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince kendisine iadesine,3- Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İnceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının ilk derece mahkemesince iadesine,Dair, 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2025