T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/523
KARAR NO : 2025/1099
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/03/2022
NUMARASI : 2021/738 E. - 2022/261 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/09/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... tarafından davacı müvekkil hakkında İstanbul Anadolu 20.İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyası ile Kambiyo senetlerine özgü icra takibi yapıldığını, ancak müvekkili davacının davalıya böyle bir borcu olmadığını, müvekkilinin ve davalının yetkilisi oldukları şirketler arasında ticari ilişki bulunduğunu fakat müvekkilinin kendisi ile davalı arasında ticari ilişki bulunmadığını, müvekkiline davalı tarafından herhangi bir şekilde para transferi yapılmadığını, takibe konu senetlerden dolayı davalıya borcunun bulunmadığını, senetlerin teminat olarak verildiğini, bu nedenlerle dava konusu; 16.03.2015 düzenleme tarihi,30.08.2015 ödeme tarihli 10.000 Euro senet, 16.03.2015 düzenleme tarihi,30.09.2015 ödeme tarihli 12.000 Euro senet, 19.03.2015 düzenleme tarihi,06.07.2015 ödeme tarihli 18.000 Euro senet, 29.06.2015 düzenleme tarihi,14.08.2015 ödeme tarihli 18.000 Euro senet, 16.03.2015 düzenleme tarihi, 30.07.2015 ödeme tarihli 10.000 Euro senetler hakkında davalıya borcunun bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince Dairemiz kaldırma kararı öncesi yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 21/10/2021 tarih 2020/503 Esas 2021/1208 Karar sayılı ilamında: "..davacı tarafın dava dilekçesi ile 28/01/2016 havale tarihli delil dilekçesinin deliller kısmında açıkça yemin deliline dayandığı, mahkemece davanın kanıtlanamadığı kanaatine varıldığı, bu konuda yeminin kesin delil olduğu, yemin deliline dayanan tarafın, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması sebebiyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden mahkeme, yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlü olup, kural olarak, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemeyeceğinden, davacıya tüm deliller toplandıktan sonra gerekli görülür ise yemin teklifi hatırlatılıp davacı yemin teklif etmek istediği taktirde, yemin delili hatırlatılarak sonuca ulaşılması gerekirken, davacı tarafın yemin deliline dayanmasına ve mahkemece, davanın kanıtlanamadığı kanaatine ulaşılmasına rağmen, davacı tarafa yemin delili hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacı tarafa yemin delili hatırlatılmaksızın karar verildiği " gerekçesiyle Mahkememiz hükmünün kaldırılmasına karar verilmiştir.İlk derece mahkemesince Dairemiz kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda; "...Davalının yeminli beyanı, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının dava konusu iddialarının hiçbirini ispatlayamadığı, dava konusu senetlerin teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir yazılı belge yahut kesin delil sunulmadığı, takip talebinde Euro döviz cinsinden talepte bulunulduğu, icra takibinde alacağın döviz cinsi talep edilmesi nedeniyle 3095 S.lı Kanunun 4/a maddesi dikkate alınarak faiz hesabı yapılması gerektiği, buna göre yapılan hesaplamada takip tarihi itibariyle davacının davalıya 68.000 Euro karşılığı, 219.606,00 TL asıl alacak ve 2.293,70 Euro karşılığı 7.407,50 TL işlemiş faiz borcu bulunduğu, işlemiş faiz bakımından 3703,76 TL fazla talepte bulunulduğu anlaşıldığından, "Davanın KISMEN KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davacının 3.703,76 TL işlemiş faiz yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine davalının takip başlatmakta kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine," karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Yerel Mahkeme kararının eksik inceleme ile verildiğini, Davalı ile müvekkili davacı arasında kişisel bir alacak borç ilişkisi dahil gerçek kişi olarak hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, Davalıdan 68.000 Euro bedelli toplam 5 adet senet karşılığında nakden herhangi bir bedel alınmadığını, teminat bedeli olduğu ispatlanamamış denmekle eksik gerekçeyle hüküm kurulduğunu, teminat bedeli olduğunun belli olduğunu, Müvekkilinin ne Banka kayıtlarında ne de bu bedele ilişkin malvarlığında artış olduğunu,-Davaya ve icra takibine konu senetlerin davacı ve davalının ortakları bulundukları şirketler dolayısıyla yapılan mal alımı-satımı nedeniyle karşı teminat olarak verildiğini, nakden ibaresini kabul etmediklerini, nakden davacı müvekkiline borç verdiğini ispat külfetinin iddia eden davalıya ait olduğunu, her iki tarafın ortakları olduğu şirketlerin mal alım-satımı ile ilgili olarak söz konusu senetlerin verildiğini, 2011 ve 2012 yılında aralarında borç ilişkisi kalmadığını, 2015 yılında davacı ve davalının yetkilisi olduğu şirketlerin yeniden mal alımı satımı konusunda bir araya geldiklerini ve davaya konu senetlerin imzası davacıya ait ve boş olarak davalı tarafa teminat mukabili teslim edildiğini, davacının ve davalının dava dışı şirketleri arasında 2015 yılına ait mal alım ve satımı yapılamadığını, ne davacı ne de davalı açısından teminat altına alınması gereken bir risk oluşmadığından senetlerin bedelsiz kaldığını, Davalı tarafın ise iadesi gereken davaya konu senetleri doldurduğunu ve bedeli "nakden " ahzolunmuştur şeklinde düzenlediğini, senet bedellerinin "malen" düzenlendiğini iddia eden taraf olarak, davacı ve davalının ticari defter kayıtlarının 2011-2012 ve 2015 yılları dahil olmak üzere incelenmesine rağmen incelemenin yetersiz olduğunu, davacının bedeli nakden almadığını, bedelin alınmadığına ilişkin olarak davacının ve davalının şahsi banka hesaplarının incelenmesi gerektiğini, eksik inceleme yapıldığını, Davacı müvekkilinin şahsi banka hesaplarında Davalı ... tarafından yapılmış herhangi bir para havalesi olmadığını, 8.000 TL'yi aşan her türlü tahsilat ve ödemenin, bankalar, özel finans kurumları veya ... aracılığı ile yapılmasının zorunlu olduğunu, senetlerin davalıya şahsi olarak bir hukuki ilişki nedeniyle verilmesi sözkonusu olmadığından olmayan borç nedeniyle herhangi bir takip öncesi ve sonrası faiz işletilmesinin de mümkün olmadığını, -davacının senedi talil iradesini kullandığını bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; senetlerin teminat senedi olmadığını, şirketler arası düzenlenmediğini, dava konusu senetlerin ''nakden'' kaydı ile düzenlendiğini, dava konusu senet bedelleri, senet metninde de yazılı olduğu üzere davacıya elden nakden verilmiş olduğunu, banka havalesinin bir geçerlilik şartı olmadığını, davacı tarafın borçlu olmadığı iddiasını yazılı belgeyle ispatlamakla yükümlü olduğunu, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, dava konusu senetlerin tarafların yetkilisi olduğu şirketler arasındaki mal alım satımı nedeniyle verilmiş teminat senetleri olduğu gerekçesi ile İİK 72 maddesi gereğince kambiyo senedine mahsus haciz yolu ile takipte borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İstinaf ilamı sonrası yapılan yargılamada Mahkemece davacıya yemin teklifi hatırlatılmış, davacının yemin teklif etmesi üzerine davalıya yemin davetiyesi tebliğ edilmiştir.Davalı asil mahkemece alınan yeminli beyanında: " İstanbul Anadolu 20.İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasında takibe konu 16.03.2015 düzenleme tarihi, 30.08.2015 ödeme tarihli 10.000 Euro senet, 16.03.2015 düzenleme tarihi, 30.09.2015 ödeme tarihli 12.000 Euro senet, 19.03.2015 düzenleme tarihi, 06.07.2015 ödeme tarihli 18.000 Euro senet, 29.06.2015 düzenleme tarihi, 14.08.2015 ödeme tarihli 18.000 Euro senet, 16.03.2015 düzenleme tarihi, 30.07.2015 ödeme tarihli 10.000 Euro'luk 5 adet senet karşılığında davacı ...’nın şahsından nakden bedel aldığına, davacıya nakden borç verdiğine, davaya ve icra takibine konu bu senetlerin, davacının ortağı olduğu şirket ile şahsının ortağı olduğu şirket arasında yapılan mal alımı-satımı nedeniyle verilmiş senetler olmadığını" beyan etmiştir. Dava konusu senetlerin, 16.03.2015 düzenlenme tarihi ,30.08.2015 ödeme tarihli 10.000 Euro; 16.03.2015 düzenlenme tarihi,30.09.2015 ödeme tarihli 12.000 Euro; 19.05.2015 düzenlenme tarihi,06.07.2015 vade tarihli 18.000 Euro; 29.06.2015 düzenlenme tarihi,14.08.2015 vade tarihli 18.000 Euro; 16.03.2015 düzenlenme tarihi, 30.07.2015 vade tarihli 10.000 Euro dur. Senetlerin nakden düzenlendiği, dava konusu senetlerin düzenleyenin davacı şahıs olduğu, lehtarının davalı şahıs olduğu, şirket kaşesinin bulunmadığı anlaşılmıştır.Kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Aksi belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlendiği kabul edilir. İhdas nedeni belirtilen senedin talil edilmesi halinde bu iddianın yazılı delil ile kanıtlanması gereklidir. Senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin senet metninden veya 2004 Sayılı Kanun'un 169/a maddesinde öngörülen bir belge ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2010 tarihli ve 2010/19-67 E., 2010/99 K.; 28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 E., 2018/563 K.; 11.02.2020 tarihli ve 2017/12-743 E., 2020/129 K. ile 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 E., 2020/591 K. sayılı kararları) . Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise İİK’nın 169/a maddesi kapsamında bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Davacı yan dava konusu bononun teminat amaçlı verildiğini, şirketler arası düzenlendiğini ve malen düzenlendiğini, bononun bedelsiz olduğunu ileri sürdüğünden borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek bedelsizliğe dayalı açtığı menfi tespit davasında kambiyo senedine bağlı temel alacağın geçersiz olduğu, sona erdiği, talil nedeniyle de borcun olmadığı ileri sürüldüğünden bu iddianın ispat yükü TMK'nın 6. ve HMK 190 maddesi gereğince davacıya düşer ve yazılı delil ile kanıtlanması gerekir.Dosya kapsamına göre, davacı yan dava ve takip konusu senedin dava dışı şirketler arası mal alım satımı nedeniyle teminat olarak mal karşılığı düzenlendiğini iddia etmiş ise de, bono TTK 680.maddesi uyarınca açığa senet şeklinde düzenlenmesi mümkün olup, senedin nakden ya da malen olduğuna ilişkin kaydın ve diğer unsurlarının sonradan doldurulmuş olması senedin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmaz. İspat yükü senedi talil eden tarafta olup, senetlerde nakden kaydının bulunduğu, davacının malen olduğu iddiasına ilişkin ispat yükü altında olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu senedin TTK 776.maddesi uyarınca zorunlu unsurlara havi bono vasfında olduğu, keşidecisinin davacı olduğu, imzası inkar edilmeyen senedin anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğuna dair iddianın ispatına elverişli delil bulunmadığı gibi, bono üzerinde teminata ilişkin bir kayıt olmadığı, teminat iddiasının keza yazılı belge ile ispat edilemediği, şirketler arası senedin düzenlendiğine dair bir kayıt da olmadığı, ticari defter ve kayıtlarda senede ilişkin ve para akışına ilişkin bilginin olmamasının ve ödemenin banka aracılığı ile yapılmamış olmasının da senedin teminat senedi olduğunu ispata yarar olmadığı, bu nedenlerle mahkemece davanın reddine dair yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kararın dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu, tüm bu nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/03/2022 tarih ve 2021/738 E., 2022/261 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/09/2025