T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/474
KARAR NO : 2025/1215
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 31/01/2023
NUMARASI : 2021/248 E. - 2023/18 K.
DAVANIN KONUSU: Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Ref'i, Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/10/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacılan vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 30/12/2019 tarihinde diğer müvekkili olan ... tarafından ticaret sicil müdürlüğüne tescil edilerek kurulmuş olan tek ortaklı, kadın giyim sektöründe birçok insana ulaşmış bir şirket olduğunu, müvekkilinin kurduğu şirketin temelini oluşturan ve isminde yer alan, firmanın ayırt edici unsuru olan "..." ibareli markanın TPMK nezdinde 2019/06732 sayı ile müvekkili adına tescilli olduğunu, davalının müvekkili ... adına tescilli "..." markasını, ... hesabında iltibas yaratacak şekilde kullanarak tüketicileri yanılttığını, hukuka aykırı eylemi nedeniyle haksız kazanç elde ettiğini, söz konusu eylemlerin sonlandırılması amacıyla davalıya noterlik aracılığıyla ihtarname keşide edildiğini ancak davalının eylemlerinin devam ettiğini, bu nedenle de müvekkilinin markadan doğan haklarının ihlal edildiğini iddia ederek, davalı eylemlerinin müvekkili adına tescilli "..." ibareli markaya yönelik tecavüz teşkil ettiğinin tespitini, men'ini, ref'ini, tecavüz teşkil eden tüm materyallerden "..." ve "..." ibaresinin çıkarılmasına, şimdilik 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın haksız rekabetin varlığının sübut bulduğu tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile tahsilini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..., ..., ......" ve benzeri markaların TPMK nezdinde tescilli tek yetkili hak sahibi olup, yedi yılı aşkın süredir kadın tekstil giyim sektöründe hizmet verdiğini, satışlarını tescilli markası ile gerçekleştirdiğini, davacının söz konusu ettiği müvekkiline ait olan ... sayfasının kuruluş tarihinin davacının marka tescilinden çok daha önce olduğunu, davacı markasının özel isimden oluşmuş olduğunu, "..." markasının TPMK bünyesinde onlarca tescilli hak sahibi olduğunu, halka mal olmuş bir özel isim olduğunu, özel isimden oluşan bir kadın isminin ayırt edicilik özelliğine sahip olmadığını, davacının tüm iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesin kararıyla; 2019/06732 tescil numaralı "...+..." ibareli markanın 25.sınıfta 23/01/2019 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle adına davacı ... adına tescilli olduğu , davacı şirketin unvanının çekirdek unsurunun da "..." olduğu, davalının daha önceye dayalı kullanım savunmasını destekler nitelikte herhangi bir delil ibraz edilemediği, davacının gerek marka tescili, gerek alan adı tescili, gerekse de ... hesabı kullanımı daha önceye dayandığı ve ilgili ibare üzerinde hak sahibi olduğu, davacının gerek ... hesabı gerekse de internet adresi kullanımının tescilsiz olsa da 35.sınıfta olduğu, SMK 11/4 kapsamında 25. Sınıf kapsamındaki malların 35. Sınıf açısından mal ve hizmetlerin bağlantılı/ilişkili saymalarına dair kriterler dikkate alındığında ilişkili-bağlantılı sınıf kapsamında benzer oldukları, davacı markası ile davalı tescil kullanımının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik arz ettikleri ve bu açıdan iltibasın oluştuğu, davalının bilirkişi raporunda belirtilen internet üzerindeki kullanımının davacı markası ile iltibas yaratacak ve davacı markasına yaklaştırılarak kullanıldığı anlaşılmakla, davalı kullanımını SMK 7 ve 29 maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Ayrıca, davacı şirket yönünden ise, davalı tarafın kullanımının aynı zamanda davacı şirketin unvanı nedeniyle TTK 54 ve maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu itibarla davacıların marka haklarına tecavüz ve haksız rekabete ilişkin talepleri yönünden," -Davacının davasının KABULÜNE, davalının davacı ... adına tescilli "..." ibareli marka ve aynı şekilde davacı şirket unvanının çekirdek unsuru olan "..." ibarelerine benzer şekilde "..." ve "... " ibarelerini ticari etki doğuracak şekilde kullanmasının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine, davalının bu kullanımlarına son verilmesine, davalının tüm resmi kayıtlarında yazılı ve basılı evraklarında, tabelalarında, reklam, kartvizit, katalog, poşet ve ambalajlarında yine internet sitesinde bu ibarelerin çıkarılmasına, ibarelerin çıkarılması mümkün olmayan belge ve materyallere el konularak imhasına, -Toplam 5.000,00 TL manevi ve 38.518 ,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avansı ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin masrafı davalıdan alınarak trajı en yüksek bir gazete ile ilanına, karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyadaki tüm itirazlarının reddedilerek davacının haksız ve hukuka aykırı taleplerinin tümüyle kabul edildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı markası davanın açıldığı esnada Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yalnızca 25. sınıfta tescilli iken davaya konu markanın internet satışlarında, ilgili platformlarda korunmasının olmadığını, davacı, müvekkiline ait "..." isimli ... sayfasının kötü niyetli tescil edilen markası ile iltibas yarattığı iddia ettiğini, davacı marka tescil belgesine bakıldığında açıkça görülmektedir ki davacı yalnızca 25. Sınıfta tescil alarak; markası 25. Sınıf için koruma altına aldığını, 35.sınıfta farklı konular tescilli olduğunu, davacının 35.sınıfta tescilli olmadığının ortada olduğunu, davacının tescilli markaya ilişkin koruma sağlanmasını iddia ettiği sınıfta tescili olmadığını tescilden doğan haklardan yararlanamayacağını, yapılan bu itirazlardan sonra davacı 35. sınıf için de başvuruda bulunduğunu ve müvekkili tarafından ise tescil başvurusuna itiraz edildiğini, davacı taleplerini genel mahkemelerde ileri sürülmeli iken ve davanın görevsiz mahkemede açılması sebebiyle görevsizlikten reddini talep etmelerine rağmen bu taleplerinin de reddedildiğini, müvekkili markası Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... ile tescilli olduğunu, “..., ..., ...…” gibi markaların Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli tek yetkili hak sahibi olan müvekkili 7 yılı aşkın süredir kadın tekstil giyim sektöründe hizmet vermekte; satışlarını tescilli markası ile gerçekleştirdiğini, davacının asılsız iddiaları ve müvekkilinin ticaretini engelleyici; müvekkile ve firmasına karşı sosyal medya ve tüm diğer platformlarda yer alan söylemleri sebebiyle davacıya karşı ihtar çekildiğini ve davacı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunduklarını, davacının kötü niyetli tutumları hala son bulmadığını ve huzurdaki mesnetsiz dava ikame edildiğini, Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda tazminat hesabına itirazlarının reddedilerek yeniden rapor alınmadan hatalı rapor üzerinden karar verildiğini, kabul anlamına gelmemekle tazminat hesabı müvekkilinin tüm sayfa ve satışları üzerinden yapıldığını ve ortaya fahiş bir bedel çıktığını, müvekkili kendi toptan iş yerinde işbu markalardan bağımsız kendi tescilli markaları ile toptan satış yaptığını, yapılan maddi incelemede toptan satışların da cirosu hesaba katıldığını, ilgili sayfalarda yapılan satışlar yalnızca perakende satış olduğunu yalnızca bir ... sayfasının satışı olduğunu, müvekkili birçok sayfa üzerinden satış yaptığını ve bu sayfaların tescilli hakkı sahibi bizzat müvekkili olduğunu, davacının kullanımının ilgili dönemlerde tescile dayanmadığını, müvekkili kullanımın yalnızca sosyal medya hesaplarından birkaçı olduğu olayda müvekkilin kendi tabelası ve markası altında yaptığı toptan satışların cirosunun da hesaba katılarak bu denli yüksek bir tazminat hesap edilmesi karşı taraf için uğramadığı zarardan fazlası bir haksız kazanç sağlayacakken müvekkilinin tüm marka ve hesapları bilhassa toptan satış ciroları üzerinden yapılan tazminat hesabı müvekkili haksız bir şekilde büyük bir zarara uğratacağını, davacının manevi tazminata hak kazanmasına itiraz ettiklerini, davacı zararı olmamasına rağmen tazminat talep edebilmek için tamamen soyut ve delilsiz iddialarda bulunduğunu, davacının tescilsiz markasından kendine kötü niyetli olarak maddi menfaat elde etme amacı güttüğünü, haksız fiil nedeniyle tazminat hukukuna göre bir zarar var ise bunun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, davacı hiçbir talebi bakımından hiçbir kanıt sunmaksızın sadece gerekçesiz ve soyut ifadelerde tazminat talebinde bulunduğunu ve miktarlarını da fazlasıyla abarttığını, davacının bir zararı olmamasına rağmen davacı lehine tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili tarafından sunulan itiraz ve deliller dikkate alınmadan hatalı bir şekilde verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından yapılan tahkikat sonucunda hukuka ve hakkaniyete uygun olarak tesis edilen kararın onanarak davalının haksız şekilde gerçeğe aykırı beyanlarıyla kötü niyetli olduğundan istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davalı eylemlerinin davacının tescilli "..." ibareli markasına yönelik tecavüz teşkil ettiğinin ve davacı şirketin unvan nedeniyle haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i, tecavüz teşkil eden tüm materyallerden "..." ve "..." ibaresinin çıkarılması, maddi ve manevi tazminatın tahsili ile hüküm özetinin ilanı taleplidir.TPMK kaydına göre, ... tescil numaralı "...+..." ibareli markanın 25.sınıfta 23/01/2019 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davacı ... adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 24/08/2022 tarihli raporda özetle; "davacıya ait olarak belirtilen www.alanurmoda.com alan adı ve https://www..._ankara adresli Instagram sosyal medya hesabında ve "...+..." ibareli markasal kullanımın bulunduğu, söz konusu adreslerin davacı tarafından işletildiğinin anlaşıldığı, davalının takip listesinde bulunan ve davaya konu edilen; “@...”, @...” ve “@...” kullanıcı adlı Instagram sosyal medya hesaplarında ortak olarak davalıya ait olduğu tespit edilen www.....com.tr alan adlı internet sitesine yönlendirir link tespit edildiği, hesapların giyim/tekstil ürünlerinin satış ve tanıtımı amacıyla kullanıldığı, hesapların mevcut durumda aktif olarak kullanıldığı, hesapların davalı tarafından işletildiği, dava konusu Instagram profilleri üzerinde yapılan incelemelerde; https://www.....com/.../ adresli @... kullanıcı adlı Instagram sosyal medya hesabı giyim/tekstil ürünlerinin satış ve tanıtımının yapılması amacıyla kurulduğu, hesabın 16 Ekim 2017 tarihinde ilk olarak kullanılmaya başlandığı, hesapta “...” ibareli görselinin markasal şekilde kullanıldığı, hesabın ilk olarak 16 Ekim 2017 tarihinde kullanılmaya başlandığı davalı tarafından hesabın ilk kullanılmaya başlandığı tarihin ise 13 Haziran 2021 olarak tespit edildiği, https://www.....com/.../ adresli ve @... kullanıcı adlı ınstagram sosyal medya hesabı giyim/tekstil ürünlerinin satış ve tanıtımının yapılması amacıyla kurulduğu, şeklinde markasal kullanımın bulunduğu, hesabın ilk olarak 8 Haziran 2021 tarihinde kullanılmaya başlandığı, https://www.....com/.../ adresli ve @... kullanıcı adlı Instagram sosyal medya hesabı giyim/tekstil ürünlerinin satış ve tanıtımının yapılması amacıyla kurulduğu, “...” ibareli görselinin markasal şekilde kullanıldığı, hesabın ilk olarak 27 Şubat 2022 tarihinde kullanılmaya başlandığı davalı kullanımının, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturacağı, bağlantılı olarak davalının kullanımının TTK m. 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği" belirtilmiştir. 02/12/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle (yeni bilirkişi eklenmek sureti ile); "ticari defterlerin açılış tasdiki süresinde yapıldığı, kapanış tasdiki yapılmadığı ve envanter defteri sayfalarının işlenmemiş (boş) olduğu, davalının 2021 yılı cirosunun 4.703.553,29 TL, net karının 398.896,42 TL ve ilk ihlal tarihi 08.06.2021 tarihi ile dava tarihi olan 20.10.2021 tarihi arası cirosunun 1.925.911,84 TL olduğu, davacının markasının tescil tarihi, marka ve lisans sayısı, davalının ilk ihlal tarihi ve kullanım süresi ile cirosu göz önünde bulundurularak, takdiri mahkemeye ait olmak üzere, heyet tarafından lisans oranının %2 oranında olabileceği öngörülerek yapılan hesaplamada; davacının tercihinde belirttiği, SMK 151/2-c) “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli.” seçeneğine göre isteyebileceği maddi tazminat tutarının 38.518,00 TL olarak hesap edildiği "belirtilmiştir.Davalı emniyette vermiş olduğu beyanında; ... ..." ismiyle hiç bir alakası bulunmadığını, ... sayfası üzerinde "... ...", "... ...","... ..." isimli hesapları kullandığını, kullanmış olduğu hesapların ... ile bir bağlantısı bulunmadığını beyan etmiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, ... tescil numaralı "...+..." ibareli markanın 25.sınıfta 23/01/2019 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davacı ... adına tescilli olduğu, davacı şirketin unvanının ana unsurunun da "..." olduğu, davalı tarafından davacının tescil başvurusundan önce markayı kendisinin kullandığını önceye dayalı hak sahibi olduğunu ileri sürmüş ise de buna ilişkin delil bulunmadığı, davacının gerek marka tescili, gerek alan adı tescili, gerekse de ... hesabı kullanımı daha önceye dayandığı marka üzerinde hak sahibi olduğu ve davacının gerek ... hesabı gerekse de internet adresi kullanımının tescilsiz olsa da 35.sınıfta olduğu gibi davalının davacının 25. Sınıftaki tescilli markasının 35. Sınıfta kullanımının ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vereceği, davalının İnternet üzerinde ki kullanımının davacı markası ile iltibas yaratacak ve davacı markasına yaklaştırılarak kullanıldığı markaya tecavüzün şartlarının gerçekleştiği anlaşılmakla markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti yönünde verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.Tazminat yönünden yapılan incelemede;Yoksun kalınan kazanç başlıklı SMK 151/2-c)“Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedelidir. Davacı vekili 15/09/2022 tarihli duruşmadaki beyanında tazminat seçeneğini lisans olarak belirlediklerini ve ellerinde emsal lisans sözleşmesi bulunmadığını ifade ettiği, bilirkişi heyet raporunda ilk ihlal 08.06.2021 tarihi ile dava tarihi 20.10.2021 tarihi arası cirosunun 1.925.911,84 TL. olduğu ve lisans bedelinin %2 olarak takdir edilerek toplam maddi tazminat tutarı 38.518,00 TL. olarak tespit edildiği, davalı o marka ile mağaza adı ile satış yapması sebebi ile bilirkişilerce tüm cironun esas alınarak ve bu rakam üzerinden maddi tazminata hükmedilmesi dosya kapsamına göre yerindedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 31/01/2023 tarih ve 2021/248 E., 2023/18 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.972,71TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 743,18 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.229,53 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/10/2025