T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/400
KARAR NO: 2025/1163
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 24/05/2022
NUMARASI: 2021/225 E. - 2022/121 K
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi-Manevi Tazminat-Hükümsüzlük İstemli
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tayvan menşeli firma olan müvekkillerinin, onlarca yıldır dünyanın önde gelen siyanoakrilat yapıştırıcı (japon yapıştırıcısı) üreticilerinden biri olduğunu, müvekkillerinin bu faaliyetlerini "..." ibareli marka ile gerçekleştirdiğini, "..." esas unsurlu markaların TPMK nezdinde ..., ... ve ... sayıları ile müvekkili şirket adına tescilli olduğunu, ancak hal böyle iken, davalı yana ait TPMK nezdinde ... sayı ile tescilli "... ..." ibareli markanın müvekkili markasının emtia sınıflarının çok benzer olması nedeniyle karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, davalı yana ait markanın müvekkilinin markasına yönelik iltibasa sebebiyet verdiğini, müvekkilinin markasının esas unsuru "..." ibaresi olduğunu, davalı yanın ise "..." ibaresini kullanarak müvekkili ürününü çağrıştırmasından faydalanmayı amaçladığını, davalının kötü niyetli olduğunu, davalının aynı zamanda tecavüz teşkil eden ürünlerinin satışını çeşitli internet siteleri üzerinde de gerçekleştirdiğini, davalının tüm bu eylemlerinin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, davalı adına ... ve ... sayı ile tescilli markaların hükümsüzlüğünü, müvekkili adına tescilli markalara yönelik tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, önlenmesini, tecavüz teşkil eden ürünlerin toplatılarak imhası ile davalı yanca tecavüz teşkil eden ürünlerin tanıtım ve pazarlamasının yapıldığı internet sitelerine erişimin engellenmesini, şimdilik 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi ve 1.000,00 TL itibar tazminatının, dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile tahsilini, haksız rekabet oluşturan fiilleri nedeniyle miktar belirlenebilir hale geldiğinde müddeabihi artırmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın, temerrüt tarihinden itibaren en yüksek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1991 yılında kurulduğunu, "..." ibareli markanın müvekkili şirketin ana markası olduğunu ve TPMK nezdinde birçok tescilli markası bulunduğunu, davacıya ait "..." ana unsurlu markaların farklı bir zemin üzerine, farklı bir yazı karakteriyle farklı renkler kullanılarak ve farklı harfleri içerir bir şekilde oluşturduğunu ve bu sebeple müvekkili şirketin markalarıyla hiçbir ortak noktasının bulunmadığını, davacının iddialarının aksine müvekkili markası ile davacı markaları arasında herhangi bir iltibas tehlikesi bulunmadığını, müvekkilinin marka tescillerinin davacı marka tescillerinden çok daha önce olduğunu, bu nedenle müvekkilinin davacının markalarından faydalanma iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının müvekkiline yönelik tüm iddialarının haksız ve dayanıksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Tüm dosya kapsamı deliller ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; hükümsüzlük talepleri açısından, davacı markaların "... ..." ve "...", davalı markalarının ise "... ..." ve "..." esas unsurlu olduğu, bilirkişi raporunda karşılaştırmalı olarak belirtildiği üzere taraf markaları arasında "..." ibaresinin "..." olarak yer alması dışında herhangi bir benzerlik bulunmadığı, "..." ibaresinin tanımlayıcı nitelik taşıdığı, bu nedenle görsel, işitsel ve kavramsal açıdan markaların farklı olduğu ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davalı markaları açısından SMK m.6/1 gereğince hükümsüzlük şartlarının mevcut olmadığı, davacı markalarının davalı marka başvuru tarihi itibarıyla SMK m.6/4 kapsamında tanınmış marka olduğuna dair yeterli delil bulunmadığı, taraf markaları arasında SMK m.6/1 kapsamında benzerlik olmadığından m.6/4 ve m.6/5’in uygulanma imkânı bulunmadığı, davalının ... ibaresini ... olarak kullanmasının da SMK m.6/9 kapsamında kötüniyet göstergesi olmadığı, davalı tarafça ileri sürülen kullanmama def’inin de hükümsüzlük koşulları oluşmadığından ayrıca incelenmesine gerek bulunmadığı gerekçesiyle davacının hükümsüzlüğe dair davasının reddine , davacının markaya tecavüz ve haksız rekabet talepleri açısından ise karıştırılma ihtimali için hem işaret hem de sınıf benzerliği gerektiği, davalı kullanımının davacı markalarıyla ayniyet ya da benzerlik teşkil etmediği, davalı tarafın davacı markalarına yanaşma iradesi göstermediği, markaların görsel olarak açık şekilde farklı oldukları, davalının kullanımının halk nezdinde davacı markalarıyla ilişkilendirilme ihtimali doğurmayacağı, bu nedenle davalı eylemlerinin SMK’nın 7 ve 29. maddeleri uyarınca tecavüz oluşturmadığı, ayrıca TTK m.55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet teşkil edecek herhangi bir eylem bulunmadığı, yerleşik Yargıtay kararları gereği itibar tazminatının maddi tazminat kapsamında değerlendirilmesi sebebiyle ayrıca itibar tazminatı yönünden davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilmediği, tüm bu gerekçelerle "Davacının davasının REDDİNE" karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf SebepleriDavacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyada mevcut rapora itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, yeni rapor aldırılmadığını, rapora itirazlarının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesinin de özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden rapora itirazlarının ek rapor aldırılarak değerlendirilmesi gerektiğini, bilirkişi heyet raporuna itirazlarının HMK m.281/1'de sayılan nedenlere ve somut gerekçelere dayanmakta olup itirazları değerlendirilmeden hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, raporda "..." ibaresinin müvekkili şirket markasına düşük düzeyde de olsa ayırt edicilik kattığı kanaatinin dayanaktan yoksun bir tespit olduğunu, tanınmış markaya dair tespitlerin hatalı olduğunu, marka hakkına tecavüz olduğuna dair tespitin kabulünün mümkün olamayacağını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının ilk derece mahkemesinin davacı itirazları üzerine yeni ya da ek rapor alınmaksızın davasının reddine yönelik karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu iddialarının mesnetsiz olduğunu, mahkeme kararının doğru olduğunu, bilirkişi raporunun kural olarak hakimi bağlamayacağını, davacının istinaf eki olarak sunduğu Yüksek Mahkeme kararlarının somut uyuşmazlıkla hiçbir ilgisi olmadığını, davacının beyanlarının aksine ilk derece mahkemesi dosyası kapsamında mevcut bilirkişi raporunun tüm istinaf sebepleriyle ilgili isabetli değerlendirmeler içerdiğini, davacının iddialarının aksine müvekkili şirketin ... tescil no'lu "... ...", ... tescil no'lu "..." markaları ile "... ... ..." markalarının davacının ... ana unsurlu markası bir bütün olarak değerlendirildiğinde markalraın benzer olmadığını ve aralarında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, ... ve ... tescil numaralı markaların hükümsüzlüğü , marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi , maddi, manevi ve itibar tazminatı istemlerine ilişkindir. İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde açılan davanın 09/06/2021 Tarih, 2021/5 Esas ve 2021/83 Karar sayılı yetkisizlik kararı ile yukarıdaki esasa kayıt edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili, Tayvan menşeli müvekkili şirketin dünyaca bilinen ve "..." ibareli markası ile tescilli siyanoakrilat (Japon yapıştırıcısı) ürünlerini uzun yıllardır ürettiğini, davalıya ait "... " ibareli markanın müvekkilin markasıyla aynı veya benzer sınıflarda olması sebebiyle karıştırılma tehlikesi oluşturduğunu, davalının markayı kötü niyetle tescil ettirdiğini, ayrıca ürün satışını çeşitli internet siteleri üzerinden yaparak markaya tecavüzde bulunduğunu ve haksız rekabet teşkil eden eylemler gerçekleştirdiğini beyanla ... ve ... tescil numaralı markaların hükümsüzlüğü, tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi,Markaya tecavüz nedeniyle 1.000,00 TL maddi ,10.000,00 TL manevi, 1.000,00 TL itibar tazminatı, Haksız rekabet nedeniyle 1.000,00 TL maddi tazminat , 10.000,00 TL manevi tazminat tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacıya ait dayanak markalar; 10.01.2012 Başvuru Tarihli, ... numaralı " ..." ibareli 14.07.2014 tescil tarihli markanın 03-45 sınıfta , ... numaralı " ... (Şekil)" markasının 16 sınıfta " Kırtasiye amaçlı yapıştırıcılar, tutkallar vb." , ... numaralı " ..." ibareli markanın 01, 17 sınıflarda davacı adına tescilli olduğu görülmektedir.Davaya konu hükümsüzlüğü talep edilen markalar; 14.10.2014 Başvuru Tarihli, ... numaralı " ... ..." ibareli markanın 01 , 16 sınıflarda, 11.07.2014 Başvuru Tarihli, ... numaralı " ..." ibareli markanın 01 , 16 sınıflarda, davalı adına tescilli olduğu görülmektedir.06/04/2022 havale tarihli raporda sonuç olarak, hükümsüzlük talepleri açısından; davalı markası açısından SMK m.6/1 açısından hükümsüzlüğe ilişkin şartların mevcut olmadığı, SMK m.6/4 kapsamında davacı markasının tanınmış marka olduğuna dair yeterli belge dosya içinde yer almadığından, bu konuda bir değerlendirme yapılamadığı, SMK m.6/5 kapsamında davacı markasının tanınmışlığa erişmiş olduğuna dair yeterli belge dosya içinde yer almadığından bu konuda bir değerlendirme yapılamadığı, taraf markaları arasında SMK m.6/1 kapsamında bir benzerlik söz konusu olmadığından SMK m.6/4 ve m.6/5 uygulanma imkanının bulunmadığı, SMK m.6/9 kapsamında davalı markasının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek hükümsüzlük kararının takdirinin mahkemeye ait olduğu, davalı tarafça kullanmama defi ileri sürülmekle birlikte, Mahkemece görevlendirme kapsamına dahil edilmediğinden bu noktada bir inceleme ve tespit yapılmadığı, markaya tecavüz ve haksız rekabet talepleri açısından;karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek tecavüzün varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerliğin gerektiği dikkate alındığında; davalı kullanımının davacı markalarıyla ayniyet teşkil eder ya da benzer şekilde olmadığı, davacı markalarına yanaşma iradesi göstermediği, taraf markalarının görsel olarak açık şekilde farklı oldukları ve ayrıştıkları, davalının, markanın kapsadığı sınıfa yönelik kullanımının halk tarafından davacı markaları ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali doğurmayacağı, dolayısıyla davalı tarafın bu eylemlerinin, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince gerekli iltibas söz konusu olmadığından, davacının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı ve aynı zamanda TTK m. 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet teşkil etmeyeceği itibar tazminatı talebi açısından; gerek davalı kullanımının SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağının tespit edilmiş olması, gerekse de SMK m.150/2 şartlarının somut olay bazında yer almaması nedeniyle davacı yararına itibar tazminatı koşullarının mevcut olmadığı tespit edilmiş olup, tüm tespitlere dair nihai hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğu, maddi tazminat talebi açısından; Mahkemece tecavüz noktasında değerlendirme yapılması durumunda; davacının talebi olan 151/2-b kapsamında davalının, dava konusu üründen 75.182,62 TL brüt kar elde ettiği, faaliyet karı yönünden ise 59.485,62 TL kar ettiği belirtilmiştir. Bilirkişi raporunun gerekçeli ve denetime elverişli , hükme esas alınabilir nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca Yüksek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ve 2014/14-696 Esas ve 2016/778 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi hukuki bir konu olduğundan, bu yönüyle yeni bir bilirkişi raporu alınmasına yer olmadığı görülmüştür. Dosya kapsamına göre , davacının ... tescil no.lu ..." ibareli markasının davalı markaları ile ortak sınıflar olan 01 ve 16. Sınıflarda tescilinin olmadığı, ... tescil no.lu marka açısından 01. Sınıfta ... tescil no.lu marka açısından 16.sınıfta sınıfsal benzerlik bulunduğu, davacıya ait ... ve ... tescil no.lu markalar kelime ve şekil unsurundan oluştuğu, “...” ibaresinde “...” ibaresinin büyük beyaz harflerle, “...” ibaresinin ise büyük siyah harflerle yazılı olduğu, “...” ibaresinin de büyük siyah harflerle yazılı olduğu, alt zeminde siyah beyaz damalı geometrik şeklin yer aldığı, şekil unsuru olarak, ... ibaresinin alt ve üstünde mavi renkli, Bond ibaresinin alt ve üstünde kırmızı renkli yamuk benzeri bir geometrik formun yer aldığı, şekil unsuru ve ... ibaresinin düşük düzeyde de olsa markaya bir ayırtedicilik katmakta ise de söz konusu markaların esas ve ayırtedici unsurunu ... ibaresi oluşturduğu, davacıya ait ... tescil no.lu " ..." ibareli markanın kelime ve şekil unsurundan oluştuğu, “süper glue” ibaresinin “Süper Yapıştırıcı” anlamına geldiği, tanımlayıcı ibare olduğu, şekil unsuru olarak, ... ve bond ibaresinin alt ve üstünde yamuk benzeri bir geometrik formun yer aldığı davacı markalarının esas ve ayırtedici unsurunun ... ibaresi olduğu görülmektedir. Davalıya ait ... tescil no.lu" ... ..." markanın siyah beşgen bir zemin üzerinde ilk harfi büyük şekilde beyaz harflerle italik olarak ... kelimesi altında mavi büyük harflerle “...” ibaresinden oluştuğu,“...” ibaresi tanımlayıcı olup, markanın esas ve ayırtedici unsurunu “...” kelimesi olduğ, davalıya ait ... tescil no.lu " ..." ibareli markada ilk harfi büyük şekilde siyah harflerle italik olarak ... kelimesinin yanında siyah harflerle“...” ibaresinin yer aldığı, markanın esas ve ayırtedici unsurunu “...” kelimesi olduğu, taraf markalar arasında esas unsurları yönünden görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, “...” ibaresinin ...” içinde yer alması ,“...” ibaresinin ortak olması ise tali unsurlar olduğundan bütüncül izlenimde ortalama tüketiciler açısından farklı marka algısı yarattıkları, iltibasa sebebiyet vermeyeceği SMK 6/1 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı anlaşılmıştır. SMK’nın 6/4-5 maddeleri kapsamında tanınmışlık iddiasına gelince, davacı markalarının tanınmış marka olduğuna dair iddianın ispatına dair yeterli somut delil bulunmadığı, yasal düzenleme gereği tanınmış marka korumasından yaralanabilmek için ayrıca üçüncü kişiye ait marka ile tanınmış marka arasında karışıklığa meydan verebilecek düzeyde benzerlik bulunması gerektiği, ancak yukarıda açıklandığı üzere, taraf markaları arasında SMK m.6/1 kapsamında bir benzerlik söz konusu olmadığından somut olayda SMK.6/4-5 maddesinin uygulama imkânının bulunmadığı anlaşılmıştır. Kötüniyetli marka tescili iddiasında bulunulmuş ise de; kötü niyetle marka tescilinden bahsedebilmek için marka başvurusunda bulunan kişinin, markaya konu mal ve hizmeti üretip pazarlamaktan daha ziyade başkalarının ticaretine engel olmak, marka tescili yoluyla başkalarından haksız para koparmaya çalışmak veya vekâlet, bayilik, dağıtıcılık, acentelik vb. ilişki nedeniyle kendisine duyulan güvene ve ticari dürüstlük kuralına aykırı davranış içerisinde bulunması gerekir. Somut olayda davalının markasının davacı markası ile benzer olmadığı, tescilin kötüniyete dayalı olduğu iddiasının ispatlanamadığı dikkate alındığında yerinde görülmemiştir. Davacının markaya tecavüz ve haksız rekabet taleplerine gelince; işaretlerin ve tescil sınıflarının benzer olması ile karıştırılma ihtimali hükümsüzlük sebebi olduğu gibi tecavüz halidir. Taraf markalarının benzer olmadığı , davalının fiili kullanımının tecavüz oluşturduğuna yönelik sunulan internet görselleri incelendiğinde, davalının fiili kullanımların tescilli markalarının bir arada karma kullanımı şeklinde olduğu, davalı kullanımının davacı markasıyla benzer olmadığı, davacı markasına yanaşma teşkil eder mahiyette olmadığı , davalının markasal kullanımının tüketici nezdinde davacı markaları ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali doğurmayacağı, ürün ambalayı üzerindeki "...” şeklindeki ibarelerin ürüne ilişkin açıklama mahiyetinde olduğu, bu açıklamaların ortak olmasının benzer marka kullanımı niteliğinde kabul edilmesine olanak bulunmadığı, bu nedenle , SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince marka hakkına tecavüz ve TTK 55 maddesi kapsamında haksız rekabet oluşturmayacağı anlaşılmıştır. Sonuç olarak , dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere göre kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/05/2022 tarih ve 2021/225 E., 2022/121 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/09/2025