T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/435
KARAR NO : 2025/1206
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/09/2022
NUMARASI : 2019/523 E. - 2022/689 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/10/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı yanın muris ... aleyhine İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus ilamsız icra takib başlattığını ve takip devam ederken ... vefat ettiğini, ...' nın vefatı sonrası davalı şahıs icra takibine ..., ..., ... ve ... aleyhine devam ettiğini , bu şahıslar davacılar aleyhine mirasçılık belgesinin iptali davasını yönelttiklerini ve mirasçılık belgesinin iptali davasının kendilerince kabul edildiğini, davanın kabulü ve dosya içerisinde yapılan mirasçılık değerlendirmesi sonucu davacıların mirasçılık sıfatlarının İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/73 Esas ve 2014/484 Karar numaralı karar ile kesinleştiğini, davacıların mirasçılık sıfatlarının kesinleşmesi ile birlikte İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyadan davacılara ödeme emri tebliğ edildiğini, ödeme emirlerinin davacılara tebliğinden itibaren yasal süre içerisinde imzaya, borca ve borcun tüm ferilerine İstanbul Anadolu 5. İcra Hukuk Mahkemesi 2015/492 Esas sayılı dosya ile itiraz edildiğini, İstanbul Anadolu 5. İcra Hukuk Mahkemesi itiraz değerlendirmesi sonucunda muris ...' nın sağlığında takibin kesinleştiğini ve murisin sağlığında ileri sürmediği itirazlarını mirasçıların daha sonra ileri süremeyeceğinden bahisle itirazlarının reddine karar verildiğini, İstanbul Anadolu 5. İcra Hukuk Mahkemesi 2015/492 Esas ve 2017/883 Karar sayılı dosyası an itibariyle Yargıtay İncelemesi aşamasında olup henüz karar kesinleşmediğini, icra hukuk mahkemelerinin inceleme alanının dar olması sebebiyle huzurdaki davayı açma zarureti hasıl olduğunu, davalı taraf aleyhine davacılarca İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2014/80347 Soruşturma Numaralı dosya ile dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı tarafın bu soruşturma neticesinde an itibariyle İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesi 2016/247 Esas sayılı dosyasından yargılanmakta olduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2014/80347 Soruşturma Numaralı dosyada imza incelemesi yapıldığını ve senet altındaki imza ile murisin imzası arasında bir bağlantı kurulamadığını, yine İstanbul Anadolu 5. İcra Hukuk Mahkemesi 2015/492 Esas ve 2017/883 Karar sayılı dosyasında imza incelemesi yapıldığını ve senet altındaki imzanın murisin imzası olup olmadığı hususunda sağlıklı bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı sonucuna varıldığını, davalı yanın İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2014/80347 Soruşturma Numaralı dosyasında verdiği ifadede murisin yanına 3 yaşında geldiğini murisin büyüttüğünü ve evlendirdiğini, evlendikten sonra murisin yanından ayrıldığını, tüm bakımını kendisinin yaptığını, cebinden ekstra masraflar yaptığını, senedin ön yüzündeki kendisinin yazdığını, senedin muris tarafından imzalandığını, murisin kendi rızası ile imzaladığını, muris hayatta iken icra takibini başlattığını, murisin okuma ve yazması olmadığını beyan ettiğini, davalı yanın savcılık beyanı aslında hayatın olağan akışına aykırılık teşkil etmekte olduğunu, davalının kendisine borçlu olduğunu bildirdiği ... henüz bebeklik yıllarında davalıyı yanına aldığını, tüm bakımını sağlayıp büyüttüğünü, düğün masraflarını sağlamış birisi olduğunu ,hal böyle olunca aslen murise borçlu olan kişi ta kendisi olduğunu ,icra konusu senet yüzündeki imzayı inkar etmekle birlikte bir an imzanın murise ait olduğunu varsaysak dahi okuma yazması olmayan senet üzerinde yazılanlar murise izah edilmeden imza edilmiş olup şekle tamamen aykırı olduğunu, ayrıca davalının murisin kendisine yapmış olduğu iyilikleri göz ardı ederek muris hayatta iken icra-i takibata geçmiş olması da onun okuma ve yazma bilmemesinden faydalanma kaynaklı olup kötü niyet taşımakta olduğunu, son olarak murisin davalıya borcu olduğunu ve muris ile davalı arasında ticari bir ilişki olduğunu gösterir hiç bir bilgi veya belge bulunmadığını, muris davalı şahsın bebeklik dönemlerinden evlilik dönemlerine kadar tüm bakım ve giderlerini sağladığını, maddi ve manevi tüm ihtiyaçlarını giderdiğini, murisin bağış veya başka bir vicdani sebeple davalı lehine senet imzaladığını gösteren bir delil davalı tarafından ibraz edilmediğini, tüm bu hususlar göz önüne alındığında murisin davalıya borcu bulunmadığı tespit edileceğini, yukarıda izah edildiği üzere ve resen gözetilecek hususlarda dikkate alındığında; davanın kabulünü, İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile muris ... aleyhine başlatılan Kambiyo Senetlerine Mahsus İlamsız İcra Takibatında murisin davalıya hiç bir borcu bulunmadığının tespitini, davalı aleyhine asıl alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın dava dilekçesinde belirttiği üzere yargılamaya konu edilen senedin iptaline ilişkin , İstanbul Anadolu 5. İcra hukuk mahkemesi'nin 2015/492 esas sayılı dosyasıyla dava görüldüğünü, bununla birlikte senedin borçlusu olan ... sağken borca itiraz etmediği dolayısıyla mirasçılarınında itiraz hakkının bulunmadığı gerekçesiyle iş bu davayı reddettiğini, davacı yanın her ne kadar icra hukuk mahkemelerinin inceleme alanın dar olması gerekçesiyle menfi tespit davası açma zorunluluğunun hasıl olduğundan bahsetse de irdelenmesi gereken husus murisin itiraz etmediği borca mirasçıların itiraz etme hakkının bulunup bulunmadığı olduğunu, davacı yanın dava dilekçesinde murisin okuma ve yazma bilmediğini dolayısıyla senet üzerindeki imzanın geçerli olabilmesi için senetteki ibarelerin murise okunması ve atılan imzanın iki tanık tarafından onaylanması gerektiğini iddia ettiğini, bu yönüyle senedin geçerlilik şartını taşımadığını belirttiğini, oysaki ..., okuma ve yazmayı bilmekte sadece okuma güçlüğü çekmekte olduğunu, murisin bankalarda ve/ya diğer kamu kuruluşlarında daha önce imzaları olduğu gibi, ''okudum ve anladım'', şeklinde yazılarının olduğu metinlerin mevcut olduğunu, dolayısıyla davacı yanın iddialarının aksine muris ...'nın imza atma ve senet metnini okuma ve anlama yetisi mevcut olduğunu, kaldı ki murisin, yaşadığı zaman itibariyle okuma ve yazmasının olmadığı dolayısıyla senedin geçerli olmadığı yönünde itiraz hakkı bulunduğu halde böyle bir açıklama ve/ya itirazı bulunmamakta olduğunu, dolayısıyla mirasçıların bu anlamda da itiraz hakları bulunmadığını, her ne kadar davacı yanın senet tanığı olmadığını iddia etse de senede konu edilen borç ilişkisinin mevcut olduğunu ikrar edecek tanıklarının mevcut olduğunu, İstanbul Anadolu 10. Ağır ceza mahkemesinin 2016/247 esas sayılı dosyasıyla davalı hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarına ilişkin ceza yargılaması görüldüğünü, iş bu yargılama sırasında söz konusu senet üzerindeki imzanın davalıya ait olduğu iddiası değerlendirildiğini ancak söz konusu iddia ispat edilemediğinden davalının üzerine atılı suçlardan beraat ettiğini, dolayısıyla senet üzerindeki imzayı davalının attığı iddiası hakikati yansıtmamakta olduğunu, bununla birlikte davacı yanın dava dilekçesinde ikrar ettiği üzere davalı çok küçük yaştan itibaren murisin yanında büyüdüğünü ve ölünceye dek ...'nın bakımını üstlendiğini, bu bağlamda muris davaya konu edilen senedi davalıya bakım ve emeklerinin karşılığı olarak verdiğini, dolayısıyla muris ile davalı arasında iddia edilenin aksine bir borç ilişkisi bulunmadığını, iş bu borca dayanak oluşturan senette mevcut olduğunu, her ne kadar murisin itiraz etmediği borca ve imzaya mirasçıları itiraz etse de borcun olmadığı ve imzanın murise ait olmadığı iddiasını ispat yükü davacı yanda olduğunu, gerek senet üzerindeki imzanın murise ait olmadığı iddiası ispatlanamadığı, gerekse de davacıların, murisin kullanmadığı itiraz hakkına haiz olmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yukarıda arz ve izah edilen gerekçeler ile re'sen gözetilecek sebeplerle davanın reddini ,davacı aleyhine asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesin kararıyla; alınan ATK raporlarında yapılan imza incelemeleri sonucunda imzanın davacıların murisine ait olup olmadığı tespit edilmediğinden ispat yükü altında bulunan davalının dava konusu senetteki imzanın davacıya ait olduğunu ispat edemediği, anlaşılmakla," -Davanın KABULÜ İLE; -Davacının, İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyası ile yürütülen takibe konu 10/01/2011 tanzim tarihli, 01/02/2011 vade tarihli ve 150.000,00-TL bedelli senetten dolayı davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, -Şartları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı isteminin REDDİNE, karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; menfi tespit davasında ispat yükünün davalı alacaklıda olduğunu, ceza yargılamasında imzanın ...'ya ait olduğunun ispatlanamadığını belirterek mahkeme davanın kabulüne karar verdiğini, bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ispat yükünün hangi tarafta olduğunun tespit edilmesi gerektiğini, kural olarak menfi tespit davalarında ispat yükü davalı alacaklıda olsa da bu kuralın istisnaları bulunduğunu, senet üzerindeki imzanın borçluya ait olmadığı iddiasıyla açılan davanın türü sahtelik davası olup klasik bir menfi tespit davası türü olduğunu, sahtelik iddiasının iddia eden tarafından ispatlanması gerektiğini, bu durumda ispat yükü davacıya geçtiğini, mahkeme ispat yükünün davalı müvekkilinde olduğu yönünde hatalı bir değerlendirme yaparak yanlış bir karar verdiğini, mahkemenin denetime elverişli bir raporla karar vermesi gerektiğini, ceza mahkemesinin olayın oluş şekline ilişkin kararlarının hukuk hakimini de bağlayacağını, senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olduğu yönünde yapılan şikayet üzerine yapılan yargılama sonucunda müvekkilin beraatine karar verildiğini senette sahtecilik olmadığını, ceza mahkemesi tarafından kabul edildiğinden bu değerlendirme hukuk hakimini de bağlayacağını, Ceza mahkemesinin sahtelik iddiasına ilişkin değerlendirmelerinin yerel mahkeme tarafından dikkate alınmamasının hatalı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ve davanın her aşamasındaki beyan dilekçelerinde tazminata ilişkin taleplerinin olduğunu, mahkemece bu konuda red verilmesinin hatalı olduğunu, gerekçe olarak kötüniyetin ispatlanamaması gösterildiğini, mahkeme somut olayda ispat arasa da davalının kötüniyeti dosya kapsamından anlaşılabileceğini, mahkeme somut olaydaki kötüniyeti değerlendirirken ve kötüniyetin taraflarınca ispatlanmadığına karar verirken bu noktada değerlendirme yapmadığını, kötüniyete ilişkin tek bir emredici kural ve belirli kanuni sınırlar bulunmadığından bu durumun takdiri mahkemeye bırakıldığını, davalının, imzanın ...'ya ait olup olmadığını bilmesi ve şayet imza iddia ettiği gibi ona aitse hayatın olağan akışına göre okuma yazma bilmediğini bildiği kişinin imzasının geçerliliği ile ilgili en azından şüpheye düşmesi gerektiğini, okuma yazma bilmeyen kişi haliyle imzaladığı yazılı belgenin içeriğini kendisi kontrol edemeyeceğini, mahkeme bu hususları değerlendirmeden eksik inceleme ile hüküm kurduğunu, davalı imzası ...'ya ait olduğu ispatlanamayan senedi elinde bulundurarak bununla icra takibi başlattığını, imzanın kolayca taklit edilebilir nitelikte olduğu mahkeme kararında da yer aldığına, davalı senelerce kendisi ile ilgilendiğini, kendisine baktığını beyan ettiği ...'nın okuma yazma bilmediğini bildiğini, kötüniyeti açık olan davalı aleyhine tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile "Şartları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı isteminin reddine" şeklindeki hükmünün kaldırılarak kötüniyetli davalı aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. Davacılar icra takibine konu bonodaki imzanın muris ...'ya ait olmadığını ileri sürmektedirler.Davalı cevap dilekçesi ile, çok küçük yaştan itibaren murisin yanında büyüdüğünü ve ölünceye dek ...'nın bakımını üstlendiğini bu bağlamda murisin davaya konu edilen senedi kendisine bakım ve emeklerinin karşılığı olarak verildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/05/2019 gün, 2016/247 esas 2019/189 karar sayılı ilamında davalı ...'in sanık olduğu, resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan dolayı açılan davada, sanığın beraatine karar verildiği ve kararın istinaf edilmesi neticesinde İstanbul Bam 34. CD'nin 29/03/2022 gün 2022/154 esas, 2022/548 karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.Ağır ceza mahkemesinin gerekçesinde; ...' nın eşi ... talimatı üzerine onun ölümünden sonra sanığa olan borçları sebebi ile senet imzalayıp verdiği yolunda iddia dışında kesin ve inandırıcı delil tespit edilemediği ,borçlu imzasının Yadigar karacaya ait olduğu belirlenemediği gibi sanığın iddia konusu senedi sahte olarak düzenlediği ve takibe koyduğu yolunda da tam ve kesin delile ulaşılamadığı belirtilmiştir.Taraflar arasında görülen Ağır Ceza Mahkemesinde aldırılan15/10/2018 tarihli ... raporunda özetle; "Atfedilen kişinin eli ürünü olup olmadığı yönünde bir tespit yapılamamış olan inceleme konusu senette borçlu ...'ya atfen atılmış imzaların, atan kişinin aidiyetini sanık ... yönünden de yansıtabilecek nitelikte grafolojik, kaligrafik ve grafometrik tanı unsurları içermemeleri nedeniyle, söz konusu imzaların sanık ...'in eli ürünü olup olmadığı hususunda bilimsel olarak kesin bir tespit yapmanın mümkün olamayacağı" belirtilmiştir.İstanbul Anadolu 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/492 Esas 2017/883 Karar sayılı dosyasında imza incelemesine ilişkin alınan ... raporunda özetle; yapılan grafolojik, grafometrik ve kaligrafik inceleme neticesinde ... isimli şahsa ait mukayese esas imzaların sayıca az olması, ayrıca şahsa ait mevcut imzaların ayırt edici grafolojik ve kaligrafik tanı unsurlarını havi olmayan kolaylıkla taklit edilebilecek basit imzalar olması sebebiyle, incelemeye konu dosya kapsamında mevcut, borçlusu ... olan ... emrine düzenlenmiş 10.01.2011 tanzim ve 01/02/2011 vade tarihli, 150.000,00 TL meblağlı emre muharrer senedin ön yüzü sol imzalarının, grafolojik ve kaligrafik tan unsurlarını havi olmayan kolaylıkla taklit edilebilecek basit imzalar olması sebebiyle ... isimli şahsın eli ürünü olup olmadığı hususunda sağlıklı bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmayacağı" belirtildiği mahkemece davanın reddine karar verildiği ve istinaf incelemesi neticesinde esastan reddine karar verildiği ve Yargıtay 12. HD'nin 16/09/2019 gün, 2018/10092 esas, 2019/12735 karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.Somut olayda toplanan tüm deliler birlikte değerlendirildiğinde, davacılar tarafından icra takibine konu bonodaki imzanın davacıların murisinin eli ürünü olmadığını ileri sürdükleri, icra mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda takibe bonodaki imzanın grafolojik ve kaligrafik tanı unsurlarını havi olmayan kolaylıkla taklit edilebilecek basit imzalar olması sebebiyle ... isimli şahsın eli ürünü olup olmadığı hususunda sağlıklı bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmayacağının belirlendiği, imzanın aidiyetinin kesin olarak tespiti mümkün olmadığından mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar yerindedir.Davacılar vekili istinafında, davalının muris ...'nın okuma yazma bilmediğini bildiğini, kötü niyetli olduğunu belirterek kötü niyet tazminat talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılarak kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiş ise de, İİK72/5 maddesine göre; Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Davalı Ağır Ceza Mahkemesinde beraat ettiği, takibin haksız ve kötü niyetli olduğu dosya kapsamında ispat edilemediğinden mahkemece davacıların kötü niyet tazminat talebinin reddine dair verilen karar yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacılar ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/09/2022 tarih ve 2019/523 E., 2022/689 K. sayılı kararına karşı taraf vekillerince yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.246,50 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.561,62 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.684,87 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,7- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/10/2025