T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/247
KARAR NO: 2025/899
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/11/2022
NUMARASI: 2020/992 E. - 2022/808 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/06/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, icra takibine dayanak yapılan 27/06/2014 düzenleme, 27/06/2014 vade tarihli, ... seri numaralı çekin gösterildiğini, çekteki imzanın müvekkili eli ürünü olmadığını, müvekkilinin borçlandırılması amacı ile başlatılan takipte alacaktı tarafın tamamın kötü niyetli olduğunu, takip alacaklısı davalı ile müvekkili arasında ne bir ticari ne de hukuki hiçbir ilişki de bulunmadığını, müvekkili yönünden takip kesinleştikten sonra haksız haciz işlemleri sonucunda farklı tarihlerde dosyaya 2.810,00 TL tutarında tahsilat yapıldığını, icra dosyasına yapılan ödemeler nedeni ile icra dosyası ve tahsilat makbuzları göz önüne alınarak talep edilen tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte istirdadına ve bakiye kısın yönünden ise müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibin durdurulmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinin alacak miktarının belirtilmemiş olması sebebi ile açık olmadığını, icra dosyasına konu takibin 55.880,00 TL asıl alacak, 9.072,46 TL faiz, 5.588,00 TL %10,00 tazminat ve 167,64 TL %0,30 komisyon olmak üzere toplam 70.708,10 TL üzerinden 21/12/2015 tairhinde başlatıldığını, davacının davasını bu miktar üzerinden açması gerektiğini, eldeki davada davacının hukuki yararı bulunmadığını, davacının iddialarının zamanaşımına uğradığını, davanın ..., ...' ye ihbar edilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davacının İstanbul ... İcra Müdürülüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, Davacının İstanbul ... İcra Müdürülüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında tahsil edilen 2.810,00 TL bedelin ödeme tarihi olan 10/08/2017 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine Davacının kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine" karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; kararın yasa ve usule aykırı olduğunu, davacının taleplerinin afaki ve olağan hayat akışına aykırı olduğunu, davanın yasal hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, zira istirdat davalarının ödeme tarihinden itibaren 1 yıl içinde açılması gerektiğini, davacının icra takibine itiraz etmediğini ve kötü niyetli davrandığını, bu nedenle davanın reddi gerekirken eksik inceleme sonucunda kabul edilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca 03/02/2022 tarihli duruşmada noter evraklarının asıllarının celbine karar verilmesine rağmen 17/11/2022 tarihli celsede bu ara karardan dönülerek deliller toplanmadan davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının imzasını değiştirerek mahkemeyi yanılttığını, müvekkilin delillerinin ve itirazlarının göz ardı edildiğini, davaya konu çek üzerindeki imzanın davacının babasına verilen vekaletnameden ispat edilecek olmasına rağmen taleplerinin reddedildiğini, davacının borç ilişkisi kurulacak işlemlerde farklı imza kullandığını, geçmiş tarihli imzalarının celbi taleplerinin reddedildiğini, davacının babası ...'e verdiği vekaletnameye istinaden davacı adına çek ve senetlere imza attığına dair bilgiler doğrultusunda Türkiye Noterler Birliği'nden vekaletname örneklerinin istenmesine rağmen mahkemece deliller tam toplanmadan ve eksik hususlar giderilmeden sadece davacının mahkeme huzurunda attığı imzalar üzerinden rapor alınarak hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 2020 yılındaki imza ile 2014 yılındaki imzanın aynı olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun göz ardı edildiğini, davaya konu çektikteki diğer borçlular hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu ve soruşturma dosyasındaki sanık ifadelerinin mahkeme dosyasına sunulmasına rağmen soruşturma akıbetinin beklenmediğini ve ifadelerin incelenmediğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının borcu olmadığına karar verildiğini, zira çektikteki imzanın müvekkile ait olmadığının bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, senedin sahte olmasının mutlak defi niteliğinde olduğunu ve iyiniyet iddiasının dinlenemeyeceğini, davalının hak düşürücü süre iddiasının yersiz olduğunu, çünkü İİK 72. maddesi uyarınca sürenin borcun tamamının ödenmesiyle başlayacağını ve davaya konu icra takibine kısmi ödeme yapıldığından davanın süresi içinde açıldığını, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda çektikteki imzanın müvekkilin eli ürünü olmadığının açıkça belirtildiğini, müvekkilin çekin imzalandığı tarihte askerlik görevini icra ettiğinden imzalamasının mümkün olmadığını, imza incelemesinin müvekkile ait farklı zamanlarda atılan birden fazla imza örneği üzerinden yapıldığını, bu nedenle davalının müvekkilin imzasını değiştirdiği veya mahkemeyi yanılttığı yönündeki iddialarının mesnetsiz olduğunu, noterler birliğine müzekkere yazılması taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğu yönündeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, davalının taleplerinin yargılamayı uzatmaya yönelik olduğunu ve uyuşmazlığa etki etmeyeceğini, bu nedenle ilgili iddialarının hukuka aykırı olduğunu belirtmiş ve davalının haksız istinaf taleplerinin reddini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve kısmi ödemenin istirdadı istemine ilişkindir. Davacı vekili, İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan takibe konu 27/06/2014 tarihli ve 1007248 seri numaralı çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, taraflar arasında herhangi bir hukuki veya ticari ilişki bulunmadığını, kötü niyetli olarak başlatılan takip sonucunda haksız şekilde tahsil edilen 2.810,00 TL’nin faiziyle birlikte istirdadını ve kalan borç yönünden borçlu olunmadığının tespiti ile takibin durdurulmasını talep etmiştir. İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davalı tarafından eldeki dosya davacısı ve diğer borçlular aleyhine 27/06/2014 tarihli 57.000,00 TL bedelli bir adet çek dayanak yapılmak suretiyle kambiyo senetlerine özgü takibe geçildiği , takip dayanağı çekin keşidecisinin ... TİC.LTD.ŞTİ., lehtarının ... ZEMİN İNŞAAT olduğu arkasında sırasıyla ... İNŞAAT- ...,...,..., ... cirolarının bulunduğu ibrazında karşılıksız kaldığı görülmektedir. 02/06/2022 tarihli bilirkişi ek raporu ile, yapılan mukayeseli incelemede inceleme konusu çekteki ...'e atfen atılmış birinci ciranta imzası ile ...'e ait mevcut mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde, bitiş hareketlerinde farklılıklar, ara gramalarında kısmi benzerlikler görülmekle , genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde; inceleme konusu belgedeki imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'in eli ürünü olmadığı bildirilmiştir. İmza incelemesine esas rapor, uzman bilirkişi tarafından çeklerin düzenleme tarihinden öncesine ve sonrasına ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgelerin mukayeseye esas alınması suretiyle ve yeterli teknik optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle usulüne uygun yapıldığı imzanın kaligrafik ve karakteristik özelliklerinin ayrıntılı şekilde belirtildiği ve değerlendirildiği, imzanın davacıya ait olmadığının dayanaklarının gösterildiği ,raporun denetime elverişli ve yeterli olduğu , hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir. Dosya kapsamına göre ; dava, imza inkarına dayalı olarak açılmış, nitekim imza incelemesi yapılmıştır. Dava konusu çek nedeniyle takip yapıldığı, ancak çekin lehtarı olan firma yetkilisi davacı adına atılmış olan 1. Ciro imzasının davacıya ait olmadığının tespit edildiği bu durumda çekin lehtar tarafından ciro edilmemiş olması nedeniyle davacının çek bedelinden sorumlu tutulamayacağı dikkate alındığında menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesi yerindedir. Yine davalının çeki ciro yolu ile iktisap ettiği, yüzyüzelik ilkesi gereği lehtar imzasının sahte olduğunu bilecek durumda olmadığı bu nedenle haksız ve kötü niyetle takip yaptığı ispatlanamadığından, koşulları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmesinin hukuka uygun olduğu, davacı tarafından icra dosyasına 2.810,00 TL nin 10/08/2017 tarihinde ödendiği , takip borcunun tamamı ödenmediğinden istirdat talebi yönünden hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı, bu bedelin tahsili yönünde karar verilmesinin de dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, menfi tespit ve istirdat talebinin kabulünde ve kötü niyet tazminatı talebinin ise reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/11/2022 tarih ve 2020/992 E., 2022/808 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/06/2025