T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/301
KARAR NO: 2025/913
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/09/2022
NUMARASI: 2019/431 E. - 2022/642 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/06/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, 30.10.2018 keşide tarihli, ... bank hesabına ait, ... SAN. TİC. LTD. ŞTİ. emrine ... tarafından keşide edilen ... seri numaralı çeki İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu ettiğini ve bu dosyadan davacı şirkete ödeme emri gönderdiğini, tebligatın davacı şirkete fiilen ulaşmadığını, ancak takip kesinleşmiş sayıldığını, davalının 18.05.2019 tarihinde fiili haciz işlemi başlatarak davacı şirketin icra dosyasından ve çekten bu şekilde haberdar olmasına sebep olduğunu, şirket yetkilisi ve sahibi ...’in haciz sırasında çeki incelediğinde çekin şirketin emrine düzenlenmiş ve arkasının ... adına cirolanmış olduğunu gördüğünü, oysa ... ile ticari ilişkileri bulunmadığını, bu çeki almadığını, çek üzerinde kaşe ve imzanın kendisine ait olmadığını, çekin sahte olduğunu, fiili haciz sırasında bu durumu belirtmesine rağmen davalının dikkate almayıp haciz tehdidinde bulunduğunu, bu tehdit nedeniyle mecburen icra dosyası borcunu ödemek zorunda kaldığını, şirketin parası olmadığı için arkadaşı ...’ın talep üzerine AVUKAT ...’ın belirttiği ... hesabına 18.05.2019 tarihinde 15.500,00 TL yatırdığını ve dosya borcunun bu şekilde ödendiğini, haciz tehdidi altında ödenen bu tutarın iadesi gerektiğini, çek üzerinde davacı yetkilisinin imza veya yazısının bulunmadığını, kullanılan kaşenin şirketin eski adresine ait olduğunu ve şu anki kaşe ile farklı olduğunu, dolayısıyla davalının hukuken borçlu olmadığı halde haksız şekilde para tahsil ederek sebepsiz zenginleştiğini, bu nedenle İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına konu çek nedeniyle haksız ve haciz tehdidi altında tahsil edilen 15.500,00 TL’nin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, çekteki ciranta imzasının şirket yetkilisi eli ürünü olmadığını iddia ettiğini, borçlunun ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün içinde imzaya itiraz edebileceği imzaya itirazın açıkça ve süresinde icra mahkemesine yapılması gerektiğini, aksi halde imzanın borçluya ait sayılacağını, davacının ödeme emrini ve takibe konu bonoyu görmüş olmasına rağmen imzaya veya borca itiraz etmediğini, davacının dilekçesinde çekteki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını ve kaşedeki adresin eski adres olduğunu beyan ettiğini, ancak günümüzde çeklerin kredi aracı olarak ileri tarihli düzenlenip piyasaya sürüldüğünü, çekin keşide tarihinin 30.10.2018 olduğunu, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’ne göre 21.02.2018 tarihli ilanla dava dışı ortak ...’in ortaklıktan ayrıldığını ve şirket adresinin değiştiğini, bu durumda çekin üzerinde yazılı tarihten önce piyasaya sürülmüş olmasının ticari teamüllere uygun olduğunu, davacının şirket yetkilisinin imzası üzerinden sorumluluktan kaçınma çabalarının kabul edilemez olduğunu ve dava dışı ...’in imzalarının da incelenmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın KABULÜ ile, davacının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takibine konu (... bank Darıca Şubesi'nin ... seri numaralı 30/10/2018 keşide tarihli 12.000,00 TL bedelli) çek nedeniyle davalıya ödemek zorunda kaldığı 15.500,00 TL'nin 18/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme sonucu usul ve yasaya aykırı olarak davanın kabulü yönünde hüküm verildiğini, icra dosyasında ödeme emri ve eklerinin usulüne uygun olarak davacıya tebliğ edilmiş olmasına rağmen herhangi bir imza veya borç itirazı yapılmadığını, davacının fiili haciz sonrasında yersiz iddialarla işbu davayı açtığını ve bunun kötü niyet göstergesi olduğunu, davacı tarafın icra takibinden haberdar olduğunu, çek üzerinde davacı yetkilisinin imzası ve yazısı bulunmadığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, şirketin önceki ortağı ...’in 21.02.2018 tarihine kadar ortak ve temsilci olduğunu, çekin ileri tarihli olarak piyasaya sürülmesinin ticari teamüllere uygun olduğunu, gerekçeli kararda bu hususların dikkate alınmadan hüküm kurulmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu, 24.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının yevmiye defterinin kapanış tasdiki bulunmadığından lehine delil kabul edilemeyeceğinin belirtildiğini, buna rağmen raporun hükme esas alındığını, ayrıca 20.04.2022 tarihli raporun da eksik inceleme içerdiğini ve imza karşılaştırmalarının yetersiz olduğunu, ...’e ait imzaların da eksik incelendiğini, 6100 sayılı HMK’nın 211. maddesi uyarınca bilirkişinin değerlendirmelerine gerekçe sunmadığını, raporda esas alınan imza örneklerinin tarih ve içerik bakımından yetersiz olduğunu, buna rağmen eksik ve yetersiz rapora dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davanın kabulünün hukuka uygun olduğunu, kaşe ve imzanın müvekkili şirket yetkililerince atılmadığını, davalının bahsettiği tacirin basiretli olması ilkesi sebebiyle asıl davalının kaşedeki adresin müvekkilinin adresi olmadığını ve imzayı atan şirket yetkilisi olmadığını bilmesi gerektiğini, davalının 21.02.2018 tarihine kadar ...'in şirket temsilcisi olduğunu ileri sürdüyse de bu tarihin çekin düzenlenme tarihinden öncesine karşılık geldiğini, ...'in imzalarının da zaten dava kapsamında incelenmiş olup imzanın ona da ait olmadığının kanıtlandığını, imzanın ...'e ait olduğu bir an için kabul edilse dahi davalı ...'in imzaya yetkili olmadığını kamuya açık kayıtlar vasıtasıyla dahi kolaylıkla bilebilecek konumda olduğunu, davalının bilirkişi raporunun yetersiz hazırlandığı iddiasının asılsız olduğunu, tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, çekteki imza inkarına dayalı haciz baskısı altında ödenen paranın istirdadı istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı tarafından 30.10.2018 keşide tarihli, davacı ... emrine keşideci ... tarafından keşide edilen ... seri No.lu çekin İstanbul Anadolu ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası ile takibe konulduğunu, çekteki lehtar cirosunun sahte olduğunu, haciz baskısı altında davacının 15.500,00 TL’yi ödemek zorunda kaldığını beyanla ödemenin 18.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte iadesini talep etmiştir. Davalı vekili, ödeme emrinin davacıya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini, davacının süresi içinde imzaya ya da borca itiraz etmediğini, dolayısıyla çekteki imzanın geçerli ve borçluya ait sayıldığını, çekin adres değişikliğinden önce piyasaya erken sürülmüş olabileceğini, çekin keşide tarihi itibariyle şirketin eski ortağı ...’in imzasının da araştırılması gerektiğini, davacının kötü niyetle hareket ettiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı takip dosyasında, alacaklı ... tarafından , borçlular ... , ... , ... şti. olduğu, ... bank Darıca Kocaeli Şubesine ait ... numaralı, 30.10.2018 keşide tarihli 12 .000,00 TL bedelli çek nedeniyle 10.400,00 TL asıl alacak ( çek bedelinin tahsil edilemeyen kısmı) ve ferileri olmak üzere toplam 12.316,20 TL alacağın tahsili amacıyla kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı , takip dayanağı çekin keşidecisinin ..., lehtarının davacı şirket olduğu, sırasıyla davacı şirket, ... ve davalı tarafından ciro edildiği ibrazında karşılıksız kaldığı görülmüştür. Ticaret sicili kayıtlarına göre, davacı şirketin 2012 yılında tescil edildiği , ilk 5 yıl için ...’in şirket müdürü seçildiği , 5 yıl geçmekle ...’in temsil yetkisinin 28.12.2017 tarihinde sona erdiği, 22.02.2018 tarihinde davacı şirket hissedarı ...’in hissesini devir ettiği , şirket müdürü olarak ...’in seçildiği tespit edilmiştir.24/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda; "... tarafların ticari defterleri ve dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Davalı ticari defterlerinde dava konusu çekin ticari alım satım sonucu değil şirket hissedarı ... tarafından şirkete verildiğine dair kayıt olduğu, Davacı ticari defterlerinde dava konusu çeke dair kayıt bulunmadığı , başka bir anlatımla çekin keşidecisi ...'ndan alındığına dair kayıt olmadığı, davacıdan sonraki ciranta ...a ilişkin kayıt tespit edilemediği ,Çekin üzerindeki basım tarihinin 09.05.2018 olduğu dikkate alındığında davacı şirket yetkilisi ...'in 22.02.2018 tarihinde müdür olarak seçildiği, Davacı şirketin eski yetkilisinin çekin basım tarihinde dahi şirket yetkilisi olmadığı , davalının şirket eski yetkilisi ...'in görevde iken cirantayı yaptığı iddiasının süre yönünden uyumsuz olduğu, davacı alacağının 15.500,00 TL kabul edilebileceği , ödemenin yapıldığı 18.05.2019 tarihinden dava tarihine kadar işlemiş davacının 438,88 TL reeskont avans faizi talep edebileceği" belirtilmiştir. İmza incelemesine esas 20/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda; "... beyaz ışık ve değişik açılarda verilen ışık ışınları, yüksek çözünürlü (scanner) tarayıcı, bilgisayar analiz programları kullanılarak, grafolojik, grafometrik ve kaligrafik esaslar dahilinde yapılan mukayeseli incelemede; İnceleme konusu çekteki ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine atfen atılmış imza ile Şirket yetkililerinden ...'e ait mevcut mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde, ara gramalarında ve bitiş hareketlerinde farklılıklar genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde; inceleme konusu çekteki birinci ciranta imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'in eli ürünü olmadığı, inceleme konusu çekteki birinci ciranta imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...''in eli ürünü olmadığı " tespit edilmiştir. Dosya kapsamına göre, eldeki dava imza inkarına dayalı olarak açılmış olup, imza inkarına dayalı sahtecilik defi kambiyo hukukunda herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defilerdendir. Bu nedenle, çekin daha sonra el değiştirmiş olması, hamilin iyiniyetli olup olmaması ya da arada temel borç ilişkisi bulunup bulunmaması sonucu değiştirmez. Bu çerçevede dava ve takip konusu çek üzerinde imza incelemesi yapılmıştır. Dosyaya sunulan imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporunun , yeterli mukayese belge üzerinde teknik analiz yöntemleri kullanılarak kaligrafik tanı unsurları dikkate alınarak denetime elverişli şekilde düzenlendiği, hükme esas alınabilir nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda , söz konusu çek üzerinde 1. Ciranta adına atılı imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda, çekin lehtar tarafından ciro edilmediği, dolayısıyla davacının çek bedelinden sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı , ancak davacı tarafından 18.05.2019 tarihinde davalı vekili hesabına 15.500,00 TL ... nolu dosya borcuna istinaden ödeme yaptğı , davacının ödemek zorunda kaldığı bu bedelin istirdadını talep etmekte haklı olduğu tespit edilmiş olmakla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu, icra takibine süresinde itiraz edilmemesinin İİK 72.maddesine dayalı menfi tespit/istirdat davası açılmasına yasal engel teşkil etmediği, dava açılmasının hakkın kötüye kullanımı olarak kabul edilemeyeceği istinaf talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/09/2022 tarih ve 2019/431 E., 2022/642 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.058,80 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 264,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 794,01 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/06/2025