T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2023/274 Esas
KARAR NO:2025/904
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:22/09/2022
NUMARASI:2021/38 E. - 2022/186 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/06/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ... sayı ile tescilli "... +Şekil" markasının sahibi olduğunu,, müvekkilinin bu isim ve marka ile özdeşleşerek 35 yıldır faaliyet sürdürdüğü tekstil sektöründe 2012 yılında "... Ltd. Şti." unvanı altında tek ortağı ve müdürü olduğu şirket üzerinden maliki olduğu marka ile bilinen ve tanınan bir iş yeri haline geldiğini, davalının ... - ... unvanı ile sicile 22.06.2020 tarihinde kayıt edildiğini ve hemen akabinde müvekkilinin uzun yıllardır faaliyet gösterdiği adresin çok yakınında ... - ... unvanı ile iş yeri açtığını, davalı mağazasında tekstil ürünü bulunmadığı ve tekstil işi yapmadığı halde, ... logosuyla müvekkilinin marka ve unvanındaki renk ve tasarımları da kullanarak müvekkilinin tabelasındaki aynı özelliklere sahip ışıklı tabela yaptırdığını, sosyal medya ve internet ortamında ... isminde tanıtım yapmaya başladığını, tekstil işi yapmamasına rağmen bu işi de yapıyor izlenimi oluşturarak tüketici ve müşteri çevresinde yanıltıcı algı oluşmasına sebebiyet verdiğini, davalının, müvekkilinin "..." markasını aynen-ayırt edilemeyecek derecede benzer olarak ve iltibasa neden olacak şekilde iş yeri tabelası ve diğer tanıtım vasıtalarında etkili olarak kullanmasının, müvekkilinin ticaret unvanına, marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek, davalı unvanından "..." ibaresinin terkinini, davalının internet ve sosyal medya üzerinden müvekkilinin "..." markasına tecavüz sağladığının tespitini, "..." ve "..." alan isminin kullanılmasının men'ini, davalının müvekkilinin "..." markasını kullandığı iş yeri tanıtım tabelasının birebir renk ve tasarımını kullanan ve iş yerine asan davalının müdahalesinin men'i ile, "..." ibareli tabelanın kaldırılmasını, şimdilik 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini ve hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile;"Davacının davasının kısmen kabulüne, a)Davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinine,b)Davalının iş yerinde "..." ibaresini taşıyan tabelayı kullanmasının men'ine, tabelanın kaldırılmasına, ayrıca davalının internet ve sosyal medya üzerinden davacı adına tescilli "..." ibaresinin kullanmasının men'ine, bu manada "..." uzantılı Facebook ve İnstagram hesapları ile ... alan adını kullanmasının men'ine,c) Tazminat talepleri yönünden davanın reddine, d) Karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan triajı en yüksek bir gazete ile ilanına," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; davalının marka hakkına tecavüzünün varlığının kabul edildiğini ve söz konusu tecavüzün önlenmesi için davalı ticaret unvanının sicilden terkini ile bir kısım sosyal medya hesaplarının kullanımının menine karar verildiğini, karara bu yönden itirazları bulunmadığını, davalının tacir gerçek kişi olduğunu, davalının ticari işletmesi 2020 yılı hesap özeti incelendiğinde dönem içi 6.962.293,95 TL hasılatının bulunduğu dikkate alındığında işletmenin nitelik ve hacminin gayet yüksek olduğunun görüleceğini, böyle bir ticari hacmi bulunan işletme sahibinin basiretli bir tacir gibi davranmasının beklenmesinin hayatın olağan akışına uygun olacağını, SMK m.150/1 uyarınca davalının marka hakkına tecavüzü neticesinde ortaya çıkan davacının müvekkili şirket zararını tazminle yükümlü olduğunu, emredici kanuni düzenleme karşısında kast, kusur veya ihmal unsurları aranmasının yasaya aykırı kaldığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının 1/c hükmünün kaldırılarak talepleri doğrultusunda 105.614,09 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesi yönünde hüküm kurulmasını talep etmiştir. Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme değerlendirmesinin ve kararın somut uyuşmazlık yönünden ve dosya kapsamında yerinde olmayıp usul ve esaslara aykırı olduğunu, müvekkilinin davacının markasından bağımsız ve habersiz olarak bizzat kendi ad ve soyadından oluşan işletme adını bizzat işletmekte olduğu kendi işletmesinde kullandığını, müvekkilinin kullandığı markanın kendi adıyla "... Tekstil" olup davacının markasından farklı olduğu gibi logosu, yazı ve renk karakterleri gibi ayırt edici özelliklerinin de birbirinden tamamen farklı olduğunu, müvekkili tarafından Instagram ve Facebook'ta "..." ve "..." ibareli sosyal medya hesaplarının kullanılmamakta olduğunu, müvekkilinin üzerinde çalıştığı mal, hizmet ve ürünler ile davacının ticaretini yaptığı mal, hizmet ve ürünlerin tamamen farklı olduğunu, buna bağlı olarak da müvekkilinin müşteri portföyü, hitap ettiğini kitlenin de tamamen davacının müşteri kitlesinden farklı olduğunu, haksız rekabet şartlarının oluşmadığını, bilirkişi raporunda ve kararın gerekçesinde salt ürünlerin cinslerinden hareketle yapılan değerlendirmede ürünlerin benzerlik arz ettiğine yönelik ifadelerin hatalı ve esik olduğunu, her iki markanın logo, yazı ve renk karakteri gibi ayırt edici özelliklerinin de birbirinden tamamen farklı olduğunu, davacının " ..." markası için ... başvuru numarasıyla yaptığı marka patent başvurusunun işlemden kaldırıldığını, ... başvuru numaralı başvurusunun ise logo patenti olduğunun görülmekte olduğunu, mahkemece bu hususa hiç değinilmediğini, asılsız davacı iddialarının bu yönde değerlendirilmemiş olmasının delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi bağlamında bu kararın usul ve esaslara aykırı olduğunu, yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, ek raporda itirazlarının görmezden gelindiğini ve mahkemece marka patent ve logo patent başvurusu hususlarının dikkate alınmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarını yinelediklerini, bilirkişilerin müvekkilinin şahıs işletmesinde kendi soyadını kullanması konusundaki haklılığı dile getirilmekle birlikte bu durumun dahi yorum yoluyla müvekkilleri aleyhine çevrildiğini ve dürüst kullanım kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bahsedildiğini, salt bu durumun dahi bilirkişilerin tarafsız olmadıklarını ve raporun yanlı hazırlandığını gösterdiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının, davacı markasından habersiz olarak kendi isim ve soyismi ile kendi markasını oluşturduğu ve iyi niyetli olduğu iddialarının kabul edilemeyeceğini, davacının uzun yıllardır faaliyet gösterdiği ve bilinen adresine çok yakın bir yerde iş yeri açtığını, marka ve unvanda yer alan renk ve tasarım unsurlarını da taklit ederek, tabelasında aynı özelliklere sahip ışıklı tabela kullandığını, sosyal medyada ve internette "..." adıyla tanıtım yaptığını, tekstil faaliyeti olmamasına rağmen böyle bir izlenim yaratarak müşteri çevresinde yanıltıcı algıya sebep olduğunu, “...” ve “...” hesaplarının kullanılmadığı yönündeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, bilirkişi raporlarıyla bu hesapların varlığının tespit edildiğini, davalının bu hesapları yargılama sırasında kapatarak mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını ve kötü niyetli davrandığını, farklı müşteri kitlesine hitap ettiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, aksine davacı markasının tanınırlığından ve güven algısından yararlanma kastıyla hareket ettiğini, ... başvuru numaralı marka başvurusunun bu dava ile ilgisinin bulunmadığını, ... başvuru numaralı tescilli markanın “...” olduğu yönündeki savunmanın ise abesle iştigal olduğunu, zira marka ve patentin farklı fikri mülkiyet hakları olduğunu ve bu iddiaya itibar edilemeyeceğini, ayrıca “...Tekstil” markasının Bursa menşeili bir firmaya ait olduğu iddiasının da gerçeğe aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, markaya tecavüzün men'i, unvan terkini, maddi-manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Davacı vekili, müvekkilinin tescilli “... + Şekil” markasının sahibi olduğunu, bu markanın uzun yıllardır tekstil sektöründe tanındığını ve kullanıldığını belirterek, davalının bu markayı ayırt edilemeyecek şekilde benzer biçimde kullanmasının marka hakkına tecavüz, ticaret unvanına tecavüz oluşturduğunu beyanla ;markaya tecavüzün men’i, ticaret unvanından “...” ibaresinin terkinine, internet ve sosyal medya hesaplarında bu ibarenin kullanımının engellenmesine, tabelanın kaldırılmasına, maddi ve manevi tazminata karar verilmesini talep etmiş, 5.000’ TL maddi tazminat talebi 105.614,09 TL’ye artırılmıştır.Marka kayıtlardan, ... tescil numaralı "..." ibareli markanın, 06/11/2013 tarihinden itibaren 35. Sınıfta mağazacılık hizmetinde (24, 25, 26.sınıf emtiaları kapsar şekilde) davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. 09/11/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda , "Instagram ve Facebook sosyal medya hesapları üzerinden yapılan araştırmada dava dilekçesinde belirtilen ”...” ve “...” ibareli sosyal medya hesaplarına rastlanıldığını, davalıya ait olduğu belirtilen iş yerinin dış mekan tabelasında "..." ibaresinin marka olarak kullanıldığını, bilişim incelemesinde, “... (...)” isimli Facebook hesabı içeriğinde taban astarı, triko saya, ayakkabı kumaşı, kuaförlere özel set (havlu, önlük, galoş, maske),medikal önlük kumaşı vb. ürünlerin tanıtım ve satışının yapılmasının amaçlandığı, hesap içeriğinde paylaşılan görsel içeriklerinde ve hesap adında “... &...” ibaresinin kullanıldığı ve “...” kullanıcı adlı instagram hesabının “... Tekstil & Ayakkabı” adı ve “Tekstil Şirketi” kategorisi olarak açıldığı, hesap içeriğinde ve paylaşılan görsel içeriklerinde ve hesap adında “...” ibaresinin kullanıldığı ve Facebook hesabında belirtilen emtialara (triko saya, ayakkabı kumaşı, medikal kumaşlar) ilişkin kullanımların olduğunun tespit edildiğini, bu Facebook ve Instagram hesaplarının davalıya ait olması durumunda, buralarda görülen kullanımların da markasal kullanım olduğunun belirtilebileceğini, davacı markası... ibareli olup, davalıya ait olduğu belirtilen marka kullanımlarında ... ibaresinin aynen kullanıldığını, davacı markası mağazacılık olarak tabir edilen 35.hizmet sınıfında 24, 25 ve 26. sınıf emtiaları kapsar şekilde tescilli olduğunu, bu tescil, 24, 25 ve 26.sınıf emtialar ile SMK m.7/f.2-b bendi anlamında benzer kabul edileceğini, davalıya ait olduğu belirtilen, işbu raporda tespit edilen marka kullanımlarının ilişkili olduğu emtiaların davacı markasının tescili kapsamındaki emtialar ile aynı/benzer olduğu ve davalının iştigal alanının da davacı markasının ve ticaret unvanının tescilli olduğu emtialar-faaliyet alanları ile örtüştüğünün tespit edildiğini, davalıya ait olduğu ileri sürülen marka kullanımının, "..." ibaresini içermekle ve davacı markasının tescilli olduğu emtialarla aynı/benzer olmakla, davacı markası ile karıştırılma ve bağlantı kurulma ihtimaline sebep olabileceği yönünde olduğu, ayrıca, davacı markasının ve önceki tarihli ticaret unvanının tescilli olduğu emtialar-iştigal konuları ile örtüşen davalı unvanının da “...” ibaresindeki “...” kelimesi nedeniyle iltibasa sebep olabileceği yönünde kanaatin hakim olduğunu, mali incelemede, davacının defter ve belgelerine göre gelir kaybının olduğunun tespit edildiğini, davalının kullanımından dolayı gelir kaybının ne kadar olduğunun hesaplanamadığı, belirtilmiştir.Ek bilirkişi raporunda, davalının incelenen faturalarına göre; 2019 yılında ayakkabı kumaşı sattığı, 2020 yılındaki satışlarının polyester kumaş, örme kumaş, likralı süprem, yüksek bariyer br lam.n.woven kumaş, siyah spunbond, 40 gr mavi nanwoven, 36/1 lyc süprem compact penye, sünger örme lamineli kumaş ve suni deri olduğu, davacının incelenen faturalarına göre; satışların astar, tela, ceplik, yaka altı, tela kağıt,lastik şerit ve vatka tekstil sektöründe yardımcı malzemeler olduğu, davalının defter ve belgelerinde 2019 yılına göre 2020 yılındaki artışın 105.614,09 TL olduğu, davacının defter ve belgelerine göre 410.823,02 TL gelir kaybının olduğu, emtia satışından elde edilen gelirin birçok faktörden oluştuğu, markanın sadece bu faktörlerden biri olduğu, davacı tarafın mali tablolarına göre gelirlerinde azalma olduğu, bu azalmada davalının markaya tecavüzünün payının ne olduğunun tespit edilmesinin mümkün olmadığı, takdirin Mahkeme’ye ait olduğu, davalının soyadını (Sönmez) içerir marka kullanımının dürüst kullanım istisnası kapsamında olmadığı, bağlantı kurulma ve karıştırılma ihtimaline dair kök raporda detaylıca açıklama yapılmış olup, somut olayda davalı kullanımının davacı markası ile iltibasa sebep olabileceği yönünde varılan kanaat ve sonucun muhafaza edildiği, davacı tarafın, tescilli marka hakkına ve ticaret unvanında tescil önceliğine dayanarak ileri sürdüğü, kök raporda da belirtildiği üzere iltibasa sebep olan ihtiyari ekin (“...Tekstil” ibaresinin) davalı unvanından silinmesi-kısmi terkin talebinin yerinde olduğu belirtilmiştir. Ticari sicil kayıtlarına göre , davacı unvanının ilk olarak 01.03.2012’de “... ...” olarak tescil edildiği, 24.11.2019 tarihinde " ... İnş. Otom. San. ve Tic. Ltd. Şti." olarak tescil edildiği, davacının Nace kodu “46.42.05-Dış giyim eşyalarının toptan ticareti (iş giysileri ile triko olanlar dahil, kürk ve deriden olanlar hariç)”, meslek grubu “38- HAZIR GİYİM VE KONFEKSİYON” olduğu görülmektedir.Davalı unvanının , "... - ..." olarak 22.06.2020 tarihinde tescil edildiği, Nace kodunun “14.13.04- Dış giyim eşyası imalatı, dokuma, örme (trikotaj) ve tığ işi (kroşe), vb. kumaştan olanlar (kaban, palto, ceket, pantolon, takım elbise, döpiyes, anorak, yağmurluk, gece kıyafetleri vb.) (iş giysileri ve terzilerin faaliyetleri hariç)”, ve meslek grubunun “38- HAZIR GİYİM VE KONFEKSİYON” olduğu, davalının iştigal alanının Nace kodu ile aynı olarak kayıtlı olduğu görülmektedir.Dosya kasamına göre, tarafların meslek gruplarının aynı olduğu (hazır giyim ve konfeksiyon), davalının ticaret siciline tescilinin davacıdan sonra olduğu, tarafların iştigal alanının örtüştüğü, davalının iş yeri tabelasında ve sosyal medya hesapları ve içeriğinde ... ibaresini markasal olarak kullandığı, ... alan adının ise davalıya ait olduğunun tespit edilemediği, alan adının sahiplik sorgulamasında boşta olduğunun bilirkişi raporunda belirtildiği , söz konusu alan adının kullanılmasının yasaklanması talebinin reddi gerektiği , davacının tescilli "..." ibareli markasında esas unsurun ... ibaresi olduğu, davalının davacı markasının esas unsurunu kendi ticari faaliyeti çerçevesinde aynen kullandığı, davacı markasının 35. mağazacılık hizmet sınıfında 24, 25 ve 26. sınıf emtiaları kapsar şekilde tescilli olduğu, davalının kullanımlarının davacı markasının tescil kapsamındaki 24, 25 ve 26. sınıf aynı/benzer emtialarda gerçekleştiği, ayrıca davacının markasının esas unsurunun işletme adı olarak aynı iştigal alanında kullanıldığı, davalının bu kullanımları ile davacı markası arasında sınıfsal benzerlik bulunduğu, bu durumda davalının markasal kullanımlarının tüketici nezdinde işletmeler arasında bağlantı kurma dahil karıştırılma ihtimaline sebep olabileceği SMK 7 ve 29.maddeleri uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmıştır. TTK m.52 uyarınca, önceden tescilli bir ticaret unvanının, sonradan tescil edilen başka bir unvanla karıştırılma ihtimali doğurması halinde hak sahibi terkin isteyebilir.Tarafların ticaret unvanının ayırt edici unsurunun ... olduğu, faaliyet alanlarının aynı olduğu, karıştırılma ihtimali bulunduğu dikkate alındığında davacının önceki tescili nedeniyle TTK 52 maddesi kapsamında davalı ticaret unvanının terkini şartlarının bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı ... ibaresini kullanmasının soyadına dayalı dürüst kullanım olduğunu ileri sürmüş ise de, davalının kullanımının markasal olduğu , iltibas ve karıştırılma ihtimali yarattığı sabit görülmüş olup, iltibas yaratan markasal kullanımlar soyadını içeriyor olması nedeniyle dürüst kullanım olarak kabul edilemez. Zira dürüst kullanımın ticari etki doğuracak şekilde markasal kullanım olmaması gerekir. Kullanımın dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde olması ön koşuldur. Davalı aynı iş kolunda markaya tecavüz oluşturacak şekilde iltibasa neden olan kullanımda bulunduğundan bu savunmasına itibar edilmemiştir. Mahkemece davacının maddi ve manevi tazminat talepleri davalının soyadını kullanma kastı ile hareket ettiği, kasıt, kusur ve ihmali bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmişse de; davalının davacı işyerine yakın bir yerde, ... işletme adı ve tabelası ile faaliyet gösterdiği, aynı sektörde faaliyet gösteren davacının markasından haberdar olmadığının düşünülemeyeceği anlaşılmıştır.SMK'nın 149. Maddesine göre marka hakkına tecavüz edilen hak sahibinin tecavüzün tespitini, önlenmesini durdurulmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür. (SMK m.150/1'). Kusurun varlığı ve derecesi tazminat hesabında dikkate alınması gereken bir unsurdur.Somut olayda, davalının davacının tescilli markasının esas unsurunu, aynı sektörde işletme adı ve unvanında, sosyal medya hesaplarında markasal olarak kullanmıştır. Bu kullanımın ticari hayatın olağan akışı içinde adın gösterilmesi, belirtilmesi niteliğinde dürüst bir kullanım olmadığı da tespit edilmiş olup, tacir olan davalının, basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü (TTK m.18/2) gözetildiğinde, iltibasa sebebiyet veren tescilsiz marka kullanımı yönünden kusurlu olduğu ve davacının marka hakkına tecavüz eylemi nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararı tazminle sorumlu tutulması gerektiği, mahkemece yasal olmayan gerekçeyle tazminat talebinin reddine karar vermesinin hukuka uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.Davacı taraf, yoksun kaldığı kazancın, SMK'nın 151/2-a maddesi kapsamında,Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir üzerinden hesaplanmasını talep etmiştir. SMK 151/3 maddesine göre, Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur. Buna göre, davalının imal edip satışını yaptıkları ürünlerin satışlarından, dava tarihine kadar davacının karlılık oranı dikkate alınarak hesaplanması gerektiği, bilirkişi ek raporu ile davalının ihlal döneminde satışları nedeniyle 2020 yılındaki gelir artışının 105.614,09 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafın mali tablolarına göre gelirlerinde azalma olduğu, bu azalmada davalının markaya tecavüzünün payının ne olduğunun tespit edilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş olup, yoksun kalınan kazancın miktarı tam olarak tespit edilememiştir. Davalının faaliyete başlama tarihi olan 22/06/2020 ile, 03/02/2021 dava tarihi arasındaki 7 ay 12 günlük ihlal süresi için, TBK 50-51 maddesi gereğince, ihlalin boyutu dikkate alınarak 20.000,00 TL maddi tazminat tutarının davalıdan tahsiline karar verilmesinin somut olayın koşullarına uygun olduğu, mahkemece hükmedilen tazminatın yüksek olduğu, diğer yandan ihlalin boyutu ve süresi dikkate alınarak marka hakkına tecavüz teşkil eden fiil nedeniyle talep olunan 5.000,00 TL manevi tazminatın somut olayın özelliği, hak ve adalet ilkesine uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alınarak, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Taraf vekillerinin istinaf istemlerinin ayrı ayrı KISMEN KABULÜ ile,2- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 22/09/2022 tarih, 2021/38 E., 2022/186 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, a)Davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinine, b)Davalının markasal kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, menine, refine bu kapsamda, davalı işyerinde "..." ibaresini taşıyan tabelayı kullanmasının men'ine, tabelanın kaldırılmasına, ayrıca davalının sosyal medya üzerinden davacı adına tescilli "..." ibaresinin kullanmasının men'ine, bu manada "..." uzantılı Facebook ve " ..." ibareli İnstagram hesaplarının kullanmasının men'ine, ... alan adının boşta olduğu anlaşıldığından bu alan adına yönelik talebin reddine, c) Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine , fazlaya ilişkin talebin reddine, d) Davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 5.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine
e) Karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan triajı en yüksek bir gazete ile ilanına, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken ticaret unvanının terkini davası yönünden 615,40, tecavüzün tespiti, meni ve refi davası yönünden 615,40 TL, maddi tazminat davası yönünden 1.366,20, manevi tazminat davası yönünden 341,55 TL olmak üzere toplam 2.938,55 karar harcından peşin ve tamamlama harcı ile alınan alınan 1.889,03 TL'nin mahsubu ile 1.049,46 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvuru, 170,78 TL peşin ve 1.718,25 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.948,33 TL harç giderinden, iade olunan 1.808,33 TL harcın mahsubu ile 140,00 TL harç giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4/c-Davacı tarafından yapılan 145,60 TL tebligat - tezkere masrafı ve 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.145,60 TL yargılama giderinin kabul oranına göre (%79,74) 2.508,30 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin üzerinde bırakılmasına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince kabul edilen unvan terkini davası nedeniyle hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince kabul edilen tecavüz davası nedeniyle hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesinin 13/2 maddesi gereğince, kabul edilen maddi tazminat davası nedeniyle hesaplanan 20.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesinin 13/2 maddesi gereğince, reddedilen maddi tazminat davası nedeniyle hesaplanan 20.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4/g- Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesinin 13/2 maddesi gereğince, kabul edilen mamevi tazminat davası nedeniyle hesaplanan 5.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden taraflarca yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 45,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 537,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.19/06/2025