T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2023/248
KARAR NO:2025/882
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:23/11/2022
NUMARASI:2022/5 E. - 2022/268 K.
DAVANIN KONUSU:Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan HaklaraTecavüzün Ref'i, Önlenmesi ve Tazmini
İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/06/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının eser sahibi olduğu "..." isimli eserin yayınlanması hususunda taraflar arasında 14/02/2005 tarihinde mali haklar devir sözleşmesi imzalandığını, ancak davalının söz konusu eseri herhangi bir editoryal çalışmadan geçirmeden yayınladığını, bu nedenle kitapta yanlışlıklar çıktığını, bundan dolayı rahatsızlık duymasından ötürü karşılıklı anlaşarak 15/03/2006 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini, feshedilen sözleşmeye rağmen davalının eseri imha etmesi gerekirken imha etmeyerek FSEK m.14 ve 18. hükümlerine aykırı olarak 13-15 seneden bu yana satan davalının tecavüzünün tespiti, ref’i ve halen depolamakta olduğu kitaplara el konularak tarafına devredilmesini, kitapların normal fiyattan satılması halinde elde edilebilecek gelirin tümünün fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL’nin belirsiz alacak olarak tahsiline, 200.000,00 TL de manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ;Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddini talep ettiklerini, dava konusu kitapla ilgili olarak taraflar arasında 14/01/2005 tarihli Telif Hakları Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca telif bedelinin davacıya peşin olarak ödendiği, 16/03/2006 tarihinde karşılıklı fesih işlemi yapıldığını,16/05/2007 tarihli ek fesih protokolü ile de eserin 01/05/2008 tarihine kadar satış hakkının davalıda olduğunun kararlaştırıldığını, ancak pandemi sebebiyle mağazaların kapalı olması sebebiyle internet sitesi üzerinden satışlara ağırlık verildiğinden davacının eserinin sehven satışa sunulduğunu, davacının maddi ve manevi zararı oluşmadığından davanın reddini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesi kararıyla; " Dosyaya sunulan sözleşmeler ve taraf beyan ve kabullerine göre tarafların 14/01/2005 tarihinde davaya konu "..." isimli kitabın basım, dağıtım ve satışını içeren çoğaltma ve yayma haklarının yayıncı davalıya devrini içeren sözleşme imzalandığı,16/03/2006 tarihinde imzalanan fesihname ile 14/01/2005 tarihli Mali Haklar Devir Sözleşmesinin feshedildiği, buna göre davalının eserin tekrar baskısını yapmayacağı ve kendisindeki stokları en geç 15/03/2007 tarihine kadar tüketileceği hususlarının kararlaştırıldığı,15/05/2007 tarihli protokol ile 906 adet stok eserin 299 adedinin bedelsiz olarak davacıya verildiği, kalan 706 adet eserin satış hakkının 01/05/2008 tarihine kadar davalıya ait olacağı, 01/05/2008 tarihinden itibaren stokta eser bulunması halinde yayıncı tarafından bu eserlerin imha edileceğinin kararlaştırıldığı, buna göre davalının davaya konu kitabı 01/05/2008 tarihinden sonra elinde bulundurma, satma ve yayma hakkının bulunmadığı ancak davalının bu tarihten sonra davaya konu kitabı internet satışına konu ettiği ve bu suretle davacının eserden doğan yayma ve umuma arz yetki ve haklarını ihlal ettiğini,Davacının mali haklarından yayma hakkının ihlali dolayısıyla dosyaya sunulan sözleşmeler ve davalının ticari defterleri üzerinde bilirkişi vasıtası ile yapılan inceleme sonucunda; kitabın baskı adedi, etiket fiyatı nazara alınarak yapılan hesaplamaya göre 198,33 TL olduğunu,Davalının, davacıya ait manevi haklardan umuma arz yetkisinin ihlali dolayısıyla ihlal edilen hakkın boyutu, davalının kusurun derecesi ve mali durumuna göre 20 bin TL manevi tazminatın yeterli ve dengeleyici olduğu," şeklindeki gerekçeleri ile,-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile; -Davalının, davacıya ait eserden kaynaklanan mali ve manevi hakları ihlal ettiği anlaşıldığından, 198,33 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın 27/05/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin tazminat taleplerinin reddine, -Davalı uhdesinde bulunan "..." isimli davacıya ait eser vasfındaki basılı kitaplara el konularak davacıya teslim talebi hususunda, söz konusu kitapların yargılama sırasında davalı yanca imha edildiği anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına, -Hüküm özetinin masrafı davalı yandan karşılanmak suretiyle ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına,-Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının iddiaları, söylemleri, talepleri, vekil olarak tarafına hakaret ve ithamları, dava ile alakası bulunmayan geçmişi ile alakalı arkadaşı, akrabası, komşusu hakkında sitem ve olayları aktarması, hayatta sürekli mağdur edildiği iddiasında bulunarak manipülatif söylemlerde bulunması, sırf bu dava sebebiyle psikiyatrist desteği aldığını beyan etmesi; davacının akıl sağlığının yerinde olmadığı ve fiil ehliyetinin bulunmadığı yönünde şüphe uyandırdığını, mahkemece ön inceleme duruşmasında davacının fiil ehliyetinin araştırılmasını gerektirecek yeterli delil bulunmaması ve yeterli delil olmaksızın sevkin bir hak ihlali olacağı gerekçesiyle taleplerini reddettiğini, davacının sunduğu dilekçe içerikleri dikkate alındığından davacının fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı açısından davanını esasına girmeden öncelikli bu hususun araştırılması gerektiğini, davacının dava ehliyeti yoksa davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken taleplerinin reddine karar verilmesi usule aykırı olduğunu, mahkeme davacının davalı uhdesindeki kitaplara el konularak imhası talebi hususunda yargılama sırasında söz konusu kitapların imha edilerek tutanak altına alındığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verdiğini, huzurdaki davanın açılış tarihi 03/01/2022 olup mezkur kitapların imha tarihi ise 15/10/2021 olduğunu, hukuki yarar yokluğundan talebin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının 20.000 TL manevi tazminat talebi kabul edildiğini, 180.000 TL reddedildiğini, taraflarına verilen vekalet ücretinin nispi olması gerektiğini, davacının maddi tazminat talep edebileceği bir fiili zararı olmadığını, ticari defterlerden anlaşılacağı üzere davacının müvekkilinden talep edebileceği bir telif tazminatı alacağı da bulunmadığını,müvekkili davacı taraftan 398,67 TL alacaklı konumda olduğunu, mahkemece karar gerekçesinde de hiçbir şekilde açıklanmaksızın usulüne uygun tutulan ticari defterler ve faturalar dikkate alınmadan ve davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verdiğini, davacının maddi tazminat talebinin tümden reddi gerektiğini, davacıya ait eser pandemi döneminde müvekkili şirketin e-ticarete ağırlık vermesi sebebiyle sehven satışa sunulduğunu, 1.50 TL den yalnızca 3 adet eser satıldığını ve bu 3 kitabi bizzat davacı satın aldığını, davacı taraf ile uzlaşmak için görüşmelerde bulunulması ancak davacı tarafın hem ceza davasını hem de huzurdaki davayı zenginleşme aracı olarak görmesi sebebiyle müvekkilden yüz binlerce lira talep etmesi gibi tüm hususlar bir arada değerlendirildiğinde yerel mahkemece hükmedilen tazminat miktarı müvekkil açısından bir cezaya, davacı açısından ise zenginleşme aracına dönüştüğünü, davacının manevi tazminat talebinin tümden reddi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu,hüküm özetinin masrafı davalı yandan karşılanmak suretiyle ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu eser sehven satışa çıkarıldığını ve davacı haricinde eseri satın alan kimse olmadığını, muhik bir sebep veya menfaat şartı gerçekleşmediğinden kararın kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı asil istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde özetle;Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme maddi manevi haklarını çiğneyen davalıyı değil kendisini cezalandırdığını, davalının haksızlığı bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, ancak mahkeme kararda paranın tarafına ödenmesi gereken tarihten itibaren faizi ile ödenmesine karar vermediğini, mahkeme maddi ve manevi haklarının çiğnendiğini göz önünde tutmadan yargılama giderlerini kabul ret oranına göre hesaplayıp kendisini zarara uğrattığını, yine mağdur olan kendisinin olduğunu, aldığı manevi tazminatı mahkeme masraflarını harcadığını, davalının işlediği suçtan ve açılan bu davadan en kazançlı çıkan kişi suçu inkar eden, yalan iddialarla dava düşürtmeye çalışan, tarafına hakaret içeren ağır dilekçeler yazan davalının avukatı olduğunu, verilen kararın adil olmadığını, davalı Yayınevi apaçık bir şekilde haksız yere zenginleştiğini ve bu haksız zenginleşmeleri de bu mahkeme kararı ile yanlarına kar kaldığını, maddi zararının HAGB kararı verilebilmesi için karşılanması gerektiği ve davalı vekilinin maddi hakkını 600 TL çiğnediği beyanı göz önüne alındığında mahkemenin en azından istediği 500 TL'yi vererek tarafına bunun için bir de avukat ücreti diye ekstra maliyet çıkartmaması gerektiğin, kısmi kabul-red nedeni ile yargılama giderlerinin orana göre bölüştürülerek tarafına 2419 TL ek masraf çıkartılması da hukuksuz ve adaletsiz olduğunu, davalı Yayınevi maddi haklarını 12 yıl boyunca, manevi haklarını 13.5 yıl boyunca çiğnediğini, kitapları sadece satması değil, elinde bulundurmasının dahi suç olduğunu,Ceza davası açılmışken dahi kitaplarını elinde tutarak suçu ve manevi haklarına tecavüzü 1.5 sene daha devam ettirdiğini, bu tür davranışları engellemek için caydırıcı yaptırımlar uygulanması gerektiğini, davalının davranışları kendisinin aile ilişkilerini de zedelediğini, ruhsal yapısının ciddi anlamda bozulduğunu, mahkeme sürecinde kendisinin çok fazla yıprandığını, maddi tazminat açısından avukatlık ücretinin hükmedilen ücretin kabul edilen 198,33 TL'yi geçmemesi gerektiğini, davalı vekili için 301,67 TL'ye hükmedilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminat açısından Davalı vekili ücreti 10/2 maddesine göre 3.200 TL olması gerektiğini, davalı avukatının bu kararın yanlışlığını bilmesine rağmen hiç vakit kaybetmeden, hatta dava kararının tarafına tebliğini dahi istemeden kararı icraya koymasınında kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu,Söz konusu davada verilecek kararın çok önemli olduğunu, zayıf konumda olan ve sürekli rahatça hakları çiğnenen yazarlar/tercümanlar adına örnek teşkil edeceğini, güçlü pozisyonda olan yayıncılar zayıf konumda olan yazarların haklarını göz göre göre çiğnediğini ve hiç bir rahatsızlık duymadıklarını, maddi ve manevi haklarının sadece pandemi döneminde ve sehven çiğnendiğine dair kendi beyanlarından başka onların beyanlarının da yalan-yanlış olduğu somut şekilde ortada olduğunu ve hiçbir kanıtlarının olmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme ile oluşturulduğunu, davalı işlediği suçu minimum bedel ödeyerek hatta hiçbir bedel ödemeden suçundan kurtulmaya çalıştığını, uğradığı manevi zararın daha büyük olduğunu, davalının çelişkili beyanlarına karşılık gerçeğin belirlenmesi ve eksik incelemenin giderilmesi açısından kitaplarının hangi tarihten itibaren satışta olduğunun ve kaç liradan kaç adet satıldığının belirlenmesi, ve gerekli görülürse bu kadar çok hak ihlalinin ve inkarın benim gibi hak-hukuk konusunda hassas bir insanda açtığı manevi zararı belirlemek için bilirkişi raporu istenmesini, 198,33 TL eksik ödenen telif ücretinin bu paranın tarafıma ödenmesi gereken tarih olan 13 Haziran 2005'ten başlayan faizi ile verilmesini, HAGB kararı verilmesi için gerekli şartın tarafına ek zarar yükletmeden sağlanması adına davalı vekilinin telaffuz ettiği 600 TL de hesaba katılarak, en azından 301,67 TL de oradan verilerek talep ettiği 500 TL maddi tazminata tamamlanması ve ek protokolün sona erdiği, maddi haklarına tecavüzün başladığı 01.05.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının ve vekilinin hem kanunlara, hem ahlaka aykırı davranışları ile kendisinde açtıkları derin yara için, tüm faktörlerin, bu dava için yaptığı masrafların da göz önüne alınarak dengeleyici, uğradığı manevi zararı giderici ve başka davalarda örnek teşkil etmesi adına caydırıcı olması için 200.000 TL manevi tazminatın suçu öğrendiği 27.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı Yayınevinin maddi-manevi haklarını çiğnediği için özür dileyen bir metnin tirajı en yüksek 3 gazeteden biri dışında İnkılap'ın web-sitesinin ana sayfasında ve tüm sayfalarında bir ay süre ile yayınlanarak ilan edilmesini, davalının istinaf talebinin reddi ile, davalı vekiline verilen vekalet ücretlerinin düzeltilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davacıya ait "..." isimli kitaptan FSEK kapsamında davalının tecavüzünün tespiti, ref'i, maddi ve manevi tazminat talebine yöneliktir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.10/10/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle," her ne kadar taraflar arasında imzalanan mali haklar devir sözleşmesi ile davacı eser sahibinin eserinin kamuya sunulması hususunda anlaşmaya varılmış ise de bilahare yapılan anlaşmalarla yayıncının eseri 1.5.2008 tarihinden itibaren satmaması dağıtmaması ve elinde bulunan stokları imha etmesinin kararlaştırıldığı, dolayısıyla bu tarihten sonra davalının eseri kamuya sunma yetkisi bulunmadığı, zira eser sahibi bu hakkın kullanılmasını engellediği, netice itibariyle 1.5.2008 tarihten eserin satışına devam edilmesinin eser sahibinin manevi yetkilerinden umuma arz yetkisinin ihlali niteliğinde olduğu, bu bağlamda davacının manevi tazminat talebi hakkındaki takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu, davacının maddi tazminat talebine gelince; taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine göre davacıya ödenecek telif ücreti kitap üzeri etiket fiyatının baskı sayısıyla çarpımı sonucu elde edilecek rakamın %10’u olduğu, bu rakamdan stopaj kesintisi yapılarak davacıya ödeneceği, bu bağlamda heyetlerince mali müşavir üyesi tarafından yapılan incelemede; davalı tarafın, incelenen ticari defterlerinin sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu, davalı tarafın, dava konusu kitabın, satışa çıktığı tarihteki etiket fiyatının KDV hariç 11,11 TL olduğu ve dava konusu kitaptan 2.000 adet basıldığı, dava konusu kitap için, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4.1.1 maddesi kapsamında, davacı tarafın talep edebileceği telif bedelinin, stopaj kesintisi yapıldıktan sonra 1.859,33 TL. olarak hesap edildiği, davalı tarafından, davacı tarafın banka hesabına 1.661,00 TL. havale gönderildiği, bu ödemelerden sonra, davacı tarafın 198,33 TL. telif ücreti alacağı kaldığı, davalı tarafından, davacı tarafa, farklı tarihlerde, dava konusu kitap satışının yapıldığı ve bu satışlar karşılığında davacı adına toplam 597,00 TL. tutarında fatura düzenlendiği, davalı tarafından kesilen fatura tutarından, davacı tarafın kalan telif alacağı düşüldükten sonra, davalı tarafın, davacı taraftan cari (açık) hesap nezdinde 398,67 TL. alacaklı olduğu, şayet davacıya yapılan kitap satışları nazara alınmaz ise bu durumda davacının telif ücreti alacağı 198,33-TL olduğu" belirtilmiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında 14/01/2005 tarihinde Mali Haklar Devir Sözleşmesi tanzim edildiği, sözleşme konusunun "..." isimli kitabın basım, dağıtım ve satışını içeren çoğaltma ve yayma haklarının yayıncı olan davalıya devrinin düzenlendiği, 16/03/2006 tarihinde imzalanan fesihname ile Mali Haklar Devir Sözleşmesinin feshedildiği, buna göre davalının eserin tekrar baskısını yapmayacağı ve kendisindeki stokları en geç 15/03/2007 tarihine kadar tüketileceği hususlarının kararlaştırıldığı, 15/05/2007 tarihli protokol ile 906 adet stok eserin 299 adedinin bedelsiz olarak davacıya verildiği, kalan 706 adet eserin satış hakkının 01/05/2008 tarihine kadar davalıya ait olacağı, 01/05/2008 tarihinden itibaren stokta eser bulunması halinde yayıncı tarafından bu eserlerin imha edileceğinin kararlaştırıldığı, buna göre davalının davaya konu kitabı 01/05/2008 tarihinden sonra elinde bulundurma, satma ve yayma hakkının bulunmadığı halde davalının bu tarihten sonra davaya konu kitabı internet satışına konu ettiği ve bu suretle davacının eserden doğan yayma ve umuma arz yetki ve haklarını ihlal ettiği sabittir.Davacı tarafça dava dilekçesinde, davalı tarafın elde edebileceği gelirden, şimdilik 500,00 TL belirsiz alacağın davalıdan tahsilini talep ettiği, tazminat talebinin FSEK 70/2. Maddesine dayalı olduğu, davalının 01/05/2008 tarihinden sonra kaç adet kitap satışı yaptığının ve gelir elde ettiğinin tespit edilemediği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafın ticari defterleri incelenerek, satılan kitap sayısı üzerinden, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4.1.1 maddesi kapsamında, davacı tarafın talep edebileceği telif bedelinin, stopaj kesintisi yapıldıktan sonra 1.859,33 TL. olarak hesap edildiği, davalı tarafından, davacı tarafın banka hesabına 1.661,00 TL. havale gönderildiği, bu ödemelerden sonra, davacı tarafın 198,33 TL. telif ücreti alacağı kaldığı anlaşılmakla mahkemece bu miktar üzerinden maddi tazminata hükmedilerek, 27/05/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi yerinde olup,Olayın oluş şekli, tarafların kusur durumu göz önünde bulundurulduğunda mahkemece, davacı lehine hükmedilen 20.000,00 TL manevi tazminat dosya kapsamına uygundur.Dava konusu, satış dışı olan toplam beşyüzüç(503) adet süreli olmayan yayın bandrollü kitabın imha edildiği, bu nedenle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen kararda yerinde olup bu yönde yapılan davalı tarafın istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı taraf istinafında, aşamalarda davacı tarafından sunulan dilekçe içerikleri dikkate alındığında davacının fiil ehliyetinin araştırılmasının gerektiği kanaatinde oldukları, hal böyle olunca, davacının ayırt etme gücüne sahip olmadığı ve dolayısıyla fiil ehliyeti bulunmadığı şüphesi bulunduğundan, davanın esasına girilmeden önce, bu hususun araştırılması ve davacının dava ehliyeti yoksa davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir iken mahkemece işbu makul taleplerinin reddine karar verilmesinin usule aykırı olup kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, davacının kısıtlı olduğuna dair mahkeme kararı bulunmadığı anlaşılmakla bu istinaf sebebine itibar edilmemiştir.Davacı istinafında, Avukat ile temsil edilmiş olsa idi, avukata verilecek ücretin Anayasanın eşitlik ilkesine göre tarafına ödenmesini talep etmiş ise de, Davacının karar tarihi 23/12/2022 tarihi itibarı ile vekilinin bulunmadığı karardan sonra 03/01/2023 tarihinde vekaletname ibraz edildiği, bu nedenle davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi ve davalı lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminata ilişkin vekalet ücretinin A.A.Ü.T göre yerinde olduğundan tarafların vekalet ücreti yönünden yaptıkları istinaf yerinde görülmemiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde tarafların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/11/2022 tarih ve 2022/5 E., 2022/268 K. sayılı kararına karşı tarafların yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.379,75 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 345,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.034,75 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.19/06/2025