T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/254
KARAR NO: 2025/901
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 02/12/2021
NUMARASI: 2019/204 E. - 2021/1147 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/06/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili, davalı ...'ın eşi ... işyerinde bir yıl süreyle çalıştığını, davacının ablası ...'ün Davalı ...'dan bir borcunu kapatmak üzere 18.000,- TL borç para aldığını, bu 18.000,- TL'lık borca karşılık davalının 21.04.2017 vadeli 22.800, TL bedelli bir bono düzenleyerek...'e imzalattığını, davalının söz konusu borca karşılık çok yüksek oranda 4.800,- TL'Ik faiz istemesine zor durumda olduğu için rıza gösterdiğini, davacı ...'ın da işbu senede kefil olduğunu, ...'ün ve davalının işbu senet borcunun 12 takside bölünerek 1.900,- TL olarak ödenmesi hususunda anlaştıklarını, taksitlerin ilkinin 21 Nisan 2016 tarihinde ödenecek ve son taksit 21 Mart 2017 tarihinde ödenerek borcun sona ereceğini, belirtilen borca karşılık olmak üzere; davalı ...'ın ... Bankası Sarıgazi Şubesi nezdindeki hesabına takip konusu borca karşılık olmak üzere;— Nisan 2016 tarihinde — 1.900,- TL, — Mayıs 2016 tarihinde — 1.900,- TL, — Haziran 2016 tarihinde 1.900,- TL, —- Temmuz 2016 tarihinde 1.800,- TL, - Ağustos 2016 tarihinde 1.700 4 300,- TL, — Eylül 2016 tarihinde 1.500,- TL,— 26.10.2016 tarihinde 2.000,- TL, — 09.02.2017 tarihinde 1.300,- TL yatırıldığını, davalının yukarıda belirtilen hesabına davacı Müvekkil, Ağabeyi ..., tarafından ve senet borçlusu ... tarafından ve ...'ün oğlu ... tarafından borca karşılık ödemeler yapıldığını, bir kısım ödeme dekontlarının saklanamaması nedeniyle sunulamadığı, davalının banka hesabına yapılan bu ödemeler yanında davalıya 2017 yılında 2.000,- TL elden ödeme yapılmakla birlikte aradaki dostluk gereği davalıdan ödeme belgesi alınamadığını, görüldüğü üzere davacı senet borçlusu ablası, ağabeyi ve yeğeni tarafından takibe konu senedin büyük ölçüde ödendiğini, buna rağmen davalının kötüniyetli olarak İst. Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile senedin tamamı üzerinden icra takibi yapılarak ve tamamı üzerinden faiz hesaplayarak davacı aleyhine icra işlemleri başlattığını, anılan dosyaya Ocak 2019 ve Şubat 2019 aylarında maaşının ¼ 'ü kesilerek yatırıldığını, açıklanan nedenlerle davacı borçlu hakkında yapılan icra takibinin durdurulmasına, borcun ödenen kısmının tespit edilerek bu kısım için davacının borçlu olmadığının tespitine, kalan borcun belirlenerek bu meblağ üzerinden faizin yeniden hesaplanmasına karar verilmesi gerektiği iddia ve talebinde bulunmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının bir kısım parayı ödediğini beyan etmesi üzerine dava konusu icra takibine konu dosya borcunun 14.300,- TL'sini ödediğini tespit ettiğini ve alacağın 14.300,- TL'lık kısmından ve bu kısım alacağın tüm ferilerinden feragat ettiklerini, feragat nedeniyle davanın konusuz kaldığından reddi gerektiği, açıklanan nedenlerle konusuz kalan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "DAVANIN KISMEN KABULÜNE, 1-Davacının, davalıya İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasından dolayı 8.500,00 TL asıl alacak, 427,91-TL işlemiş faiz ve 23,40 TL komisyon alacağından dolayı borçlu olduğu anlaşılmakla, davacının anılan icra dosyası yönünden fazlaca talep edilen borç (311,59 TL işlemiş faiz) yönünden BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Davacı tarafça talep edilen şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme gerekçesinde 09.01.2021 tarihli bilirkişi raporuna atıf yapılmışsa da bu tarihli bir bilirkişi heyet raporu olmadığını, mahkemenin gerekçesinde senede karşı senetle ispat hususunu belirttiğini, mahkemenin 14.300,00 TL ödeme dışında bir ödemenin bulunmadığı kanaatine katılmadıklarını, 14.300,00 TL'lik ödeme hususunda da banka kayıtlarında dava konusu senede ilişkin olup olmadığı konusunda bir ibare olmadığını, davalı tarafın cevap dilekçesinde müvekkiline ödemeleri yapması için verilen davalıya ait hesabın davalının yöneticisi olduğu yaklaşık 400 dairenin daire sahipleri ve sakinleri tarafından aidat vs ödemelerin yapıldığı bir hesap olduğunun belirtildiğini, bu nedenle kısmi ödemelerin dava konusu senede ilişkin olup olmadığının tespit edilemediğinin cevap dilekçelerinde belirtildiğini, bilirkişi raporunda belirtilen ve işbu davak onusu senet borcuna binaen yatırılan 15.615,00 TL ödemesinin işbu senet borcu için yatırılmadığının belirlenemeyeceğini, müvekkili ve yakınları tarafından senet borcuna karşılık yatırılan meblağları baştan saptayamayan davalının aradaki 1.315,00 TL ödemeyi de atlamış olabileceğini, gereçkede yer alan davalının bu ödemelerin dava konusu senede ilişkin olmadığı hususunda itirazı bulunduğu saptamasını doğru bulmadıklarını, davalının mahkemeye sunduğu dilekçede böyle bir itiraz olmadığını, bu itirazlarını bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde ileri sürdüklerini, davanın basit yargılama usulüne tabi olduğunu, dava dilekçesi ve cevap dilekçesi dışında iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı olduğunu, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ile birlikte yeni iddia, savunma ve vakıalar ileri süremeyeceğini, hesaplama yapılırken bilirkişi raporunda saptanan ödemelerin dikkate alınması gerektiğini, mahkemenin borçlu olmadığının tespiti gerekçelerine de katılmadıklarını, senet borcuna karşılık ödenen 1.315,00 TL'nin davalı tarafından atlanmış olduğunu, taraflara rasında başka bir borç ilişkisi olmadığını, müvekkili tarafından davalının banka hesabına yapılan ödemenin bilirkişi raporunda da belirtildiği şekilde 16.614,00 TL olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, dosya borcu hesaplanırken icra dosyasına müvekkilinin maaşından kesilerek 2019 yılı ocak ve şubat ayları ödemeleri de borçtan düşerek hesaplama yapılması gerektiğini, davalı/alacaklı tarafından yapılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, kötü niyet tazminatının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; davanın tamamen reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının müvekkilinin giriştiği icra takibine itiraz etmediğini, davacı tarafın icra takibine borcu açısından menfi tespit davası açtığını, arabulucuda görüşme esnasında borcu ödediğini iddia ettiğini, bu iddia üzerine müvekkilinin banka hesapları üzerinde son derece ayrıntılı inceleme yapıldığını, davacının borcun 14.300,00 TL'lik kısmını değişik miktarlarda değişik kişilerle müvekkilinin banka hesabına ödediğinin tespit edildiğini, bu durumun arabuluculuk görüşmeleri esnasında davacı tarafa iletildiğini ancak davacı tarafın kendilerinden haksız ve kötü niyetli olarak tazminat talep ettiğini, arabulucuda anlaşma sağlanamadığını, bunun üzerine icra takip dosyasına takip konusu ana borcun 14.300 TL'lik kısmının ödendiği beyan edilerek ödenen 14.300 TL'lik ana borcun 14.300 TL kısmından ve bu kısma ait faiz, masraf ve vekalet ücretinden feragat ettiklerini ve feragat ettikleri bu kısma ait faiz ve masrafların ve vekalet ücretinin tenkis edilmesini talep ettiklerini, daha sonra davacı tarafın işbu menfi tespit davasını açtığını, mahkemenin yargılama esnasında bilirkişi raporu alınmak üzere bilirkişiye başvurduğunu ve bilirkişi raporunda gerek kısmi ödenen ana borcun daha fazla olduğu ve icra müdürlüğünün yaptığı dosya hesabında faiz miktarının fazla hesap edildiğinin belirtildiğini, mahkemece icra takibinden önce ödenen ve mahsup edilmesi gereken ana borç miktarı bakımından itirazlarını kabul etmiş ise de mahsup edilmesi gereken faiz miktarı bakımından itirazlarını kabul etmediğini, işlemiş faizin 311,59 TL'lik kısmının fazla oluşu ve davacıya 5.100-TL vekalet ücreti verilmesi ile ilgili kısmının hukuka, usule, dosya ve dosya dayanağı icra takip dosyası içeriğine aykırı olduğunu, mahkemenin bilirkişi raporuna yaptıkları itirazı dikkate almadığını, feragat edilen kısımdan arta kalan bakiye alacakları için işlemiş faiz hesabının kendilerince değil icra müdürlüğünce yapıldığını, bu hesapta varsa bunun vebalinin kendilerine yüklenerek davanın kabul edilen 311,59 TL'lik kısmı için 5.100,00 TL vekalet ücreti yüklenemeyeceğini, hükmedilen vekalet ücretinin 13/2 hükmüne de aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili , müvekkilinin davalı ...’ın eşi Füsun’un işyerinde bir yıl çalıştığını, davacının ablası ...’ün davalıdan 18.000 TL borç aldığını, buna karşılık 21.04.2017 vadeli 22.800 TL bedelli bono düzenlenip ...’e imzalatıldığını, yüksek faiz içeren bu senede davacının kefil olduğunu, borcun 12 takside bölündüğünü ve birçok ödemenin davacı, abisi, ablası ve yeğeni tarafından davalının banka hesabına yapıldığını, bazı ödeme dekontlarının mevcut olmadığını, ayrıca 2.000 TL elden ödeme yapıldığını ancak belge alınamadığını, tüm bu ödemelere rağmen davalının kötü niyetli olarak senedin tamamı üzerinden icra takibi başlattığını, icra dosyasına maaş kesintileriyle ödeme yapıldığını belirterek, borcun ödenen kısmı için davacının borçlu olmadığının tespiti, faizin ödenmeyen kısım üzerinden yeniden hesaplanması ve icra takibinin durdurulmasını talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ; dava konusu icra takibine konu dosya borcunun 14.300,- TL'sini ödediğini alacağın 14.300,- TL'lık kısmından ve bu kısım alacağın tüm ferilerinden feragat ettiklerini, feragat nedeniyle davanın konusuz kaldığından reddi gerektiği savunmuştur. Davalı tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası üzerinden 17.11.2017 tarihinde 22.800,00 TL Asıl alacak, 1.179,90 TL İşlemiş Faiz, 68,40 TL Komisyon olmak üzere toplam 24.048,30 TL alacağın tahsili amacıyla davacı aleyhine kambiyo senetleine özgü haciz yolu ile takibe geçildiği, takip dayanağı 21.03.2016 tanzim ve 21.04.2017 vadeli 22.800 TL bedelli bononun keşidecisinin ..., aval verenin davacı, lehtarın ise davalı olduğu görülmektedir. Feragat edilen kısım - 14.500 TL asıl alacak, 440 TL işlemiş faiz , 45 TL komisyon olmak üzere, 14.785,00 TL olup, bakiye 8.500,00 TL asıl alacak, 739,90 TL işlemiş faiz ve 23,40 TL komisyon alacağı olmak üzre toplam 9.263,30 TL nin tahsili talep edilmiştir. 19/08/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle, "...1. İcra takibine konu Bono ile ilgili olarak, Davalının ... Bankası A.Ş. Sarıgazi Şb. Nezdindeki ... No'lu hesabına ..., ... ve ... Tarafından toplam 15.615.- TL ödeme yapılmış olup mevcut delillerin ışığında yapılan başkaca bir ödemeye rastlanılmamıştır. Yapılan 15.615,- TL'lık bu ödeme 22.800,-TL tutarındaki borç tutarından tenzil edildikten sonra kalan tutar ( 22.800 -15.615,- TL) - 7.185,- TL olarak hesaplanmaktadır, 2. Davacının 22.800.- TL'lık Borcuna karşılık 15.615,- TL ödeme yaptığı dikkate alınarak kalan tutara 17.11.2017 icra takip tarihine kadar talep gibi yasal faiz yürütülmek suretiyle davalı alacağının 7.185,- TL asıl alacak, 377,21 TL işlemiş faiz olmak üzere 7.562,21 TL olduğu, 3. 11.03.2019 Dava tarihi itibariyle ise Davalı Alacağının 7.185,- TL asıl alacak, 1.237,62 TL işlemiş faiz olmak üzere 8.422,62 TL olduğu " belirtilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacı taraf, davasını 3.300,00 TL üzerinden harçlandırarak açmış ve talebini ıslah etmemiştir. Yargılama sonunda mahkemece kabul ve reddedilen miktarlar itibariyle verilen kararın HMK'nın 341/2. Maddesi uyarınca 2019 yılı için miktar itibariyle taraflar yönünden kesin nitelikte olduğu anlaşılmıştır. İstinaf başvurusunun davacı tarafça kesin bir karara karşı yapıldığı açık olduğundan İstinaf başvurusunun HMK 352 maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. Taraf vekillerinin İstinaf başvurusunun HMK 352. maddesi gereğince ayrı ayrı usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 341/4. maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK'nun 352/1/b. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,2- İstinaf talebinin esası incelenmediğinden taraf vekillerince peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harçlarının talebi halinde yatırana iadesine,3- 6100 Sayılı HMK' nun 326/1 maddesi gereğince taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, 4- 6100 Sayılı HMK'nun 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine YER OLMADIĞINA,5- 6100 Sayılı HMK' nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,6- 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 352/1-b. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a. maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.19/06/2025