T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1929
KARAR NO: 2025/853
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 12/09/2023
NUMARASI: 2022/553 E. - 2023/653 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili şirket aleyhine İst. And. ... İcra Md. ... E. sayılı dosya ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatılmış olup, takip dayanağı yapılan senetlerin büyük bir bölümünün ekte açıklamasıyla sunulan dekontlardan da anlaşılacağı üzere taraflarınca ödenmiş olduğunu, dosyaya ekte sunacakları dekont açıklaması ... nolu 28.06.2021 vadeli senet olan dekonttan da anlaşılacağı üzere bedeli ödenen senet alacaklı tarafından icra dosyasına konu edilmiş olduğunu, yine ekte sunulan dekontlardan bir diğerinde de 06.07.2021 tarihinde senet bedeli açıklamasıyla 09.07.2021 ödeme tarihli senet için ödeme yapılmış olduğunu,12.08.2021 tarihinde ise yine aynı alacaklıya ödeme yapılmış olup, alacaklıya mevcut senetler için toplamda 147.000,00 TL ödeme yapıldığının dekontlarla sabit olduğunu, söz konusu senetlerin büyük bir bölümü taraflarınca ödendiğini, davalı şirket basiretli bir tacir gibi davranmadığını, ve ödemeyi hiçe sayarak alacaklı olmadığı halde toplam bedel üzerinden takip başlatmış olup, bu nedenlerle iş bu talepte bulunma zorunluluğunun hasıl olduğunu, mahkemece şirketlerinin davalı tarafa borçlu olmadığına yönelik tespit kararı verilmesi gerektiğini, menfi tespit davalarında zorunlu arabuluculuk sürecinin anlaşamama olarak sonuçlanmış olduğunu iddia ederek, öncelikle teminatsız yahut teminat mukabili olarak tedbiren İst. And. ... İcra Md. ... E. sayılı icra dosyasında vezneye giren paranın alacaklıya ödenmemesine ve icra takibinin durdurulmasına, haklı davalarının kabulüne ve İst. And. ... İcra Md. ... E. sayılı icra takibinin iptaline, alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, müvekkillerinin davalı tarafa toplam takip tutarı oranında borçlu olmadığının tespitine, karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin icra takibine konu ettiği bonolar ticari ilişkiden kaynaklı olarak ... San Ve Tic Ltd Şti (... İnşaat )'tan alacağına karşılık alınmış olduklarını, bahse konu icra dosyasının celbi ile de anlaşılacaktır ki takip dayanağı olan bonoların davacı tarafından ... Ltd Şti. ( ...) adına düzenlenmiş, Lehdar ..., ...' a, ... 'de müvekkili ... 'e ciro etmiş olup, Senet üzerinde ciro silsilesi bu şekilde düzgün olup müvekkili şirketin meşru hamil niteliğini haiz ve bu hususun tarafların kabulünde olduğunu, bilindiği üzere menfi tespit davasında ispat yükü, genel tespit davasından bir farklılık arz etmemekte, bu bağlamda ispat yükü kural olarak, vakıadan kendisi lehine hak çıkaran, hakkının varlığını ileri süren tarafa yani alacaklıya ait olduğunu, ancak genel kuraldan farklı olarak borçlu, borcun varlığını kabul etmekle birlikte borcun itfa edildiğini ileri sürüyorsa bu iddiasını ispat etmeli, somut olay bakımından alacağın ispat yükü altında olan davalının, yazılı delil olan ve soyut borç ikrarı taşıyan bono ile alacağını ispatlamış olduğunu, bir senede karşı ileri sürülen ve onu hükümden düşüren hukuki işlemlerin değeri ne olursa olsun ancak senetle ispatı mümkün olup, buna göre HMK 201.maddesine uygun olarak ispat yükü kendine düşen davacının, borcun olmadığı yönündeki iddiası yazılı delil ile kanıtlaması gerekmekte olduğunu, bu kurala istinaden davacı tarafça ilgili icra dosyasındaki alacağa konu bono bedellerinin ödendiği iddiasıyla bir takım ödeme dekontları dosyaya sunulmuş olup, ancak bu iddia son derece naif olmakla birlikte ne ticari teamül ne de hayatın olağan akışına uygun düşmekte olduğunu, zira dosyaya sunulmuş dekontlarda alıcı olan ...''ın bonolar üzerinde ne lehdar ne ciranta sıfatı bulunmamakta olup, bu durumda davaya konu bonoların ödendiği iddiasının davacı tarafından usulüne uygun olarak ispat edilemediğinden huzurdaki davanın reddinin gerekmekte olduğunu, davacı taraf dava dilekçesinde ivedilikle ara bir kararla, alacağın tahsili açısından telafisi imkânsız zararlar doğmaması ve hak kaybı yaşanmaması için, teminatsız olarak karşı tarafın taşınır ve taşınmazlarına tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiş olup, davacının, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gereken ispat yükümlülüğünü yerine getiremediğinden ihtiyati tedbir talebinin reddinin gerektiğini savunarak, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebi, kötüniyet tazminatına ilişkin taleplerinin reddine, haksız olan davacı borçlu taraf aleyhine, itiraz ettiği tutar üzerinden %20 'den aşağı olamamak üzere icra inkar tazminatı ile icra takip konusu alacağın %10 'u oranında para cezasına hükmedilmesine, davacı tarafın hiçbir hakkı olmadığı halde dava açtığı açıkça sabit olduğundan; 6100 sayılı HMK'nın 329/1-2 maddesi uyarınca, davacı taraf aleyhine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirtilen nispette sözleşmesel vekalet ücretine ve 5.000,00 TL disiplin para cezasına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesince; ''Davanın REDDİNE," karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/553 E. 2023/653 K. Sayılı gerekçeli kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; hukuki niteliği itibari ile; İİK.nun 72.maddesinde düzenlenen icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı süresi içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurulmuş ise de, davacı ... vekili Av. Av.... tarafından imzalanmış olan 22/05.2025 tarihli dilekçesi ile istinaf kanun yolu başvurularından feragat ettiklerini bildirmiştir. İstinaf başvuru hakkından feragati düzenleyen HMK m.349/2'de, başvuru yapıldıktan sonra feragat edilir ve dosya Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiş ve henüz karar bağlanmamış ise başvurunun feragat nedeniyle reddolunacağı hüküm altına alınmıştır. Davacı vekili tarafından 22.05.2025 tarihli dilekçe ile istinaf başvurusundan feragat edildiği belirlenmekle 6100 Sayılı HMK'nın 349/2 maddesi gereğince istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;, 1-Davacı vekilinin istinaf aşamasında istinaftan feragat etmesi sebebiyle istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 349/2. maddesi gereğince REDDİNE,2-Peşin alınan 265,85 TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde istinaf talebinde bulunan davacı tarafa iadesine,3-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafça yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6100 Sayılı HMK'nın 349/2 maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-a. maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/05/2025