T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/225 Esas
KARAR NO: 2025/851
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/06/2022
NUMARASI: 2018/11 E. - 2022/522 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/05/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 23/03/2015 tarihli Franchising sözleşmesi imzalandığını, davacının "..." adıyla Frnachisee olarak, davalının ise "..." adıyla Franchisor olarak sözleşmeyi imzaladıklarını, sözleşme uyarınca davacı tarafından ...'da "..." adında dükkan açıldığını ve pastane-fırın-cafe olarak çalışılmaya başlandığını, sözleşmenin 2. maddesi uyarınca Franchising bedelinin yapılan yatırım karşılığı bedelsiz verildiğini, davacının yatırım yapmak için ihtiyacı olduğunu söylemesi ve güvence olarak "Güven Makbuzu" karşılığında davacının 23/03/2015 tarihinde davalıya 200.000,00 TL ödediğini, ayrıca iş yerine yüksek kira ödediğini, dekorasyonu için 50.000,00 TL ödeme yaptığını, sözleşmenin davalının kusuru nedeniyle sonlandırıldığını, davacının davalının markasının tanınırlığını ve değerini artırdığını, davalıdan 200.000,00 TL'nin iadesi talep edildiği halde bu paranın sözleşmenin 3. bölümünde belirtilen bedel olarak alındığı yönünde cevap verildiğini, ürünlerin davacıya pahalı satıldığını, son zamanlarda ürünlerin kalitesiz olduğunu, içlerinden plastik, saç gibi yabancı maddelerin çıktığını, bunların kasıtlı yapıldığını düşündüklerini, davalının 22/06/2016 tarihinde sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, tabelanın 01 Ekim 2016 tarihine kadar asılı kalacağının söylendiğini, 110.000,00 TL tutarında ürünün bedelsiz verileceğinin kabul edildiğini, ancak davacının tüm zararının karşılanmasını talep etmesi üzerine hiç ödeme yapılmadığını ve sözleşmenin feshedilmesinin kaçınılmaz hale geldiğini,davalının internet ortamında davacı hakkında itibarını zedeleyecek açıklamalar yaptığını, davacının halen aynı yerde, fakat başka bir isimle faaliyetine devam ettiğini belirterek, 50.000,00 TL manevi tazminat ve 200.000,00 TL güven parası ile zararın yargılama sırasında belirlenecek olması nedeniyle belirsiz alacak davası olarak şimdilik 50.000,00 TL masrafın dava tarihinden itibaren en yüksek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili arasında 23/03/2015 tarihli Franchising sözleşmesi akdedilerek yürürlüğe girdiğini, ancak sözleşme imzalanmasının ardından bir çok defalar sözleşmenin davacı tarafça ihlal edilmesi nedeniyle toplantılar düzenlenerek söz konusu durumların taraflarca tutanak altına alındığını, müvekkili tarafından davacı tarafa ihtarname gönderilmek suretiyle aykırılıkların giderilmesini talep ettiğini, sözleşme devamı boyunca, davalı tarafa gerek mağaza tasarımı, gerekse söz konusu yerin tefrişi için hem fikri hem de manevi anlamda davalı tarafından destek verildiğini, hatta sırf davacı işletmesinin varlığını idame ettirebilmesi için ödeme vadelerinin yeninden düzenlendiğini, sözleşmede kararlaştırılmış olmasına rağmen bir kısım ürünlerin dışarıdan teminine müsaade edildiğini, sözleşmenin hemen başında hiç bir bankadan kredi alamayan davacının davalının çalıştığı bankadan kredi alınması dahil olmak üzere bir çok konuda yardımcı olunduğunu, ancak davalı tarafından yapılan bu iyi niyetli yaklaşım tarzı karşısında davacı taraf ihlallerle sözleşmeyi bilerek ve isteyerek çekilmez hale getirdiğini, tüm bunlarla birlikte kendi iradesi ile sözleşmeyi feshetmek istediğini, sözleşmeyi davalı feshediyormuş gibi gösterme çabası içerisine girdiğini, sözleşmeyi davacının ısrarlı kusurları ve kendi teklifi ile feshettiğini belirterek, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın KISMEN KABÜLÜ ile, -132.238,64 TL'nin dava tarihi olan 25.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, -40.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 25.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından ödenmiş olan 200.000 TL'nin iadesi taleplerine ilişkin mahkemece taleplerinin 132.238,64 TL olarak kısmen kabul edildiğini, müvekkili ile davalı arasında imzalanan sözleşmede franchising bedeli olarak herhangi bir ücret kararlaştırılmayarak bedelsiz olarak müvekkiline franchising verildiğini, müvekkilinin sözleşme tarihi ile aynı tarih olan 23.03.2015 tarihinde davalıya 200.000 TL ödemede bulunduğunu, bu ödemenin davalının kendisini güvence altına alma amacı ile yapıldığını ve "Güven Makbuzu" adı altında alındığını, bu bedelin franchising bedeli olmadığının ifade edildiğini, davalının bu makbuz üzerine "karşılıklı güven, saygı ve ömür boyu mutluluk" şeklinde ifadeler yazdığını, beyanlar ve tanık anlatımları ile sözleşmenin tamamen davalının kusuruyla ve tek taraflı haksız feshiyle sonlandığını, davalının baştan itibaren akde riayet etmeyerek müvekkilini zor durumda bıraktığını, müvekkilinin bu durumu uzlaşmacı bir yaklaşımla tolere etmeye çalıştığını, ancak davalının fahiş fiyatlarla mal satması, başka firmalara daha uygun fiyatlarla aynı malları temin etmesi, müvekkiline niteliksiz ürünler göndermesi gibi davranışlarla ticari ahlaka aykırı hareket ettiğini, neticede 22.06.2016 tarihli beyanla sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, bu beyanla tabelanın kaldırılmasını istediğini, dolayısıyla franchise ilişkisinin sonlandığını, davalının bu fesih sürecinde 110.000 TL tutarında ürün sevkiyatı yapacağını belirttiğini ve bunun dahi müvekkilinin haklı olduğunu ortaya koyduğunu, müvekkilinin ödemiş olduğu 200.000 TL'nin tamamını geri istediğini ve yatırımlar nedeniyle uğradığı zararlara karşı tazminat talep ettiğini, ancak bilirkişi raporuna dayanarak mahkemece bu talebin 132.238,64 TL olarak kabul edildiğini, zararların bu tutardan daha fazla olduğunu, ayrıca müvekkil lehine en yüksek ticari faiz talep edilmesine rağmen yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, 231.586,99 TL olarak artırılan masraf zarar taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, malzeme ve ekipmanların ancak işe özgü ve ikinci el değerinde olması sebebiyle zarara uğradıklarını, tazminat tutarının manevi zararlara oranla da yetersiz kaldığını, davalının haksız ithamlarla müvekkilinin ticari itibarına zarar verdiğini, bu nedenle daha yüksek manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu sözleşmeye aykırı davranışlarla karşılıklı güven ilişkisini zedeleyerek sözleşme ilişkisini çekilmez hale getiren tarafın davacı olduğunu, sözleşme içeriğine aykırılıklar teşkil eden fiillerin gerçekleşmesi ile taraflar arasındaki sözleşmenin tarafların ikale anlaşmasıyla sona erdirildiğini, mahkemece müvekkili aleyhine 132.238,64 TL bedelin davacıya verilmesi yönünde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından iddia edildiği üzere sözleşmenin bedelsiz olarak akdedilmiş olmasının olağan hayat akışına ve franchising sözleşmesinin niteliğine aykırılık teşkil ettiğini, sözleşmenin davacının kusuruna dayalı olarak sona erdirildiğini ve bu doğrultuda isim hakkı bedelinin iadesinin mümkün olmadığının hüküm altına alındığını, ayrıca mahkemece müvekkili aleyhine 40.000-TL manevi tazminata hükmedilmesinin de hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafından müvekkilinin davacı ile olan iş ilişkisini sonlandırdığına dair bildirimin sosyal medyada yayımlanması üzerine gerçek zararın bu yayım neticesinde doğduğuna ilişkin herhangi bir somut kanıtın dava dosyasına sunulmadığını, illiyet bağı içermeyen manevi tazminat talebinin mahkemece yeterli şekilde incelenmeyip yalnızca soyut bir değerlendirme ile kabul edilmesinin hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, davanın davacı tarafından yönlendirilmiş olup kötü niyetli olarak açıldığına dair kanaatlerinin bulunduğunu, yatırım masrafı adı altında ileri sürülen 50.000-TL’lik talebin dayanaksız olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından yaptırılan ticari defter incelemesinde davacı tarafından kayıt altına alınmış yatırım harcaması bulunmadığının sabit olduğunu, davacının yapmadığı masrafı yapmış gibi göstererek müvekkilinden fazla tutar talep ettiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;davalıların 12.07.2022 tarihli dilekçesinin istinaf dilekçesi olarak kabul edilemeyeceğini, zira 12.07.2022 tarihinde istinaf dilekçesi sunulduğunu, bu dilekçe kapsamında davalıların bu dilekçe ile bağlı olup istinaf incelemeisnin buna göre yapılması gerektiğini, 12.07.2022 tarihinde süre tutum şeklinde nitelendirdiği bir dilekçe sunmuş olduğu 05.12.2022 tarihli dilekçe de düşünüldüğünde 2 kez istinaf dilekçesi verilemeyeceğinden davalıların 12.07.2022 tarihli dilekçe ile bağlı olduğunu, davalıların sözleşmeye aykırılıklar nedeniyle karşılıklı güven ilişkisini zedeleyenin davacı olduğu iddiasının tamamen gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkilinin işletme ruhsatına aykırı davranmadığını, sözleşmede kararlaştırılan raporların davalıya zamanında gönderildiğini, davalının tüm hususlardaki iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin zararının karşılanması gerektiğini, davacının ticari itibarını ve kişilik hakkını hukuka aykırı olarak zedelediğini, bu nedenle davalının manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu iddiasının doğru olmadığını, tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, franchise sözleşmesine dayalı alacak ve tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 23.03.2015 tarihinde “...” markasıyla franchising sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin ...’da “...” adıyla işletme açtığını ve pastane-fırın-cafe konseptiyle faaliyet gösterdiğini ,sözleşme uyarınca franchising bedelinin bedelsiz olduğunu ancak davalıya “Güven Makbuzu” karşılığı 200.000,00 TL ödeme yapıldığını, dekorasyon için 50.000,00 TL harcama yaptığını, davalının ürünleri fahiş fiyatla sattığını, ürünlerde kalitesizlik ve yabancı madde bulunduğunu, sözleşmenin davalının kusuruyla 22.06.2016 tarihinde feshedildiğini, fesih sonrası herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı tarafından internet ortamında müvekkilinin itibarını zedeleyici açıklamalar yapıldığını, müvekkilinin aynı adreste farklı bir isimle faaliyetine devam ettiğini, davalıya ödenen 200.000,00 TL’nin iadesi ile birlikte manevi tazminat olarak 50.000,00 TL, ayrıca sözleşme sürecindeki zararların belirlenecek olması nedeniyle şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminatın, dava tarihinden itibaren en yüksek ticari faiziyle birlikte tahsili talep edilmiştir.Davacı vekili talep arttırım dilekçesinde; dava dilekçesinde talep etmiş oldukları 50.000 TL masraf-maddi tazminat miktarının, 231.586,99 TL ' ye artırmıştır. Davalı vekili, 23/03/2015 tarihli Franchising sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme imzalanmasının ardından bir çok defalar sözleşmenin davacı tarafça ihlal edilmesi nedeniyle toplantılar düzenlenerek söz konusu durumların taraflarca tutanak altına alındığını, davacı tarafa ihtarname gönderilmek suretiyle aykırılıkların giderilmesini talep edildiğini, davacının davalının çalıştığı bankadan kredi alınması dahil olmak üzere bir çok konuda yardımcı olunduğunu, ancak davalı tarafından yapılan bu iyi niyetli yaklaşım karşısında davacı tarafın ihlallerle sözleşmeyi bilerek ve isteyerek çekilmez hale getirdiğini, tüm bunlarla birlikte kendi iradesi ile sözleşmeyi feshetmek istediğini, sözleşmeyi davalı feshediyormuş gibi gösterme çabası içerisine girdiğini, sözleşmeyi davacının ısrarlı kusurları ve kendi teklifi ile feshettiğini belirterek, açılan davanın reddini savunmuştur.02/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Taraflar arasındaki sözleşmenin, taraflar arasındaki güven ilişkinin sarsılması nedeniyle tarafların anlaşması (ikale anlaşması) ile fesholunduğu; bu nedenle akdi ilişkinin, ikale anlaşmasına ilişkin prensipler ışığında tasfiye edilmesi gerektiği; Bu tasfiyeden dolayı, davacının davalıdan, 200.000 TL'lik ödemenin boşa giden kısmı olan 132.238,64 TL'nin iadesine yönelik alacağı bulunduğu; Davalı yaptığı duyuru ile davacının kişilik hakkını (ticari itibarını) hukuka aykırı olarak zedelediği için, davacının davalıdan manevi tazminat alacağına hak kazandığı belirtilmiştir. 12/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde dosyaya sunduğu faturaların incelenmesinde raporda dökümü yapılan faturaların içeriğindeki eşya ve malzemelerin kalıcı yatırım olduğu ve davacının bu yatırım ve malzemeleri yeni işletmesinde de kullanmasının mümkün olabileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.01/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan tüm faturaların muhteviyatında bulunan malzemelerin davacının yapmış olduğu cafe, restoran işinde kullanılacak masa sandalye, tepsi, tabak, bardak kaşık, çatal, bıçak, bardak, peçete, pasta teşhir reyonları, turta teşhir reyonları, dondurma teşhir reyonları, su böreği tezgahı vb. gibi eşya ve malzemeler olduğu anlaşılmış - olup, faturalarda belirtilem tüm malzeme ve yatırımların kafe-restoran da kullanılabilecek ve kafe restoranlar için gerekli ve yapılan yatırımların davacı vekilinin itiraz dilekçesindeki talebi doğrultusunda yapılan değerlendirmede 2.El değerinin 154.301.32TL olacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Taraflar arasındaki 23.03.2015 tarihli 5 yıl süreli franchising sözleşmesinin fesih sürecine bakıldığında; dosyaya sunulan deliller ve e posta yazışmalarında sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra , ürün tedariki, kalitesi, fiyatlandırılması gibi konularda uyuşmazlık yaşandığı, davalı tarafından keşide edilen 10.12.2015 tarihli ihtarname ile sözleşmeye aykırılık yapıldığı bunların giderilmesi için 15 günlük süre verildiğinin ihtar edildiği , 2016 başından itibaren tarafların bir araya gelerek bu konularda görüştükleri bir süre sözleşmenin ayakta tutulmaya çalışıldığı, ancak ilk olarak davalı tarafından sözleşmenin feshine karar verildiğinin davacı tarafa beyan edildiği, davalılar murisi ... tarafından düzenlenen 22.06.2016 tarihli imzalı beyanda, “ 1 temmuz tarihine kadar bakiye hesabın sıfırlanacağı, tabelanın 1 Ekim 2016 tarihine kadar asılı kalacağı, bu tarihe kadar da 110.000,00.-TL. değerinde ürünün sevk edileceğinin belirtildiği, davacı tarafından gönderilen 27 Haziran 2016 tarihli “Ürün Zammı Fesih Bedeli” başlıklı e-posta içeriğinde özetle ; "sözlü olarak fesih talebiniz tarafımıza bildirilmiştir. Bu doğrultuda, 23.03.2015 tarihinde karşılıklı olarak imzalanan ... Bayilik Sözleşmesi’nin 1G maddesi gereği, tabelanızın kullanımının 1 Ekim 2016 tarihinde sona ermesi planlanmaktadır. Ancak, 23.03.2016 tarihli ... dekontu ve tahsilat makbuzu ile ... Tuzla Şubesi’nden teslim aldığınız, 5 yıllık isim hakkı bedeli olarak ödenen 200.000 TL’nin, 1 Ekim 2016 tarihine kadar kullanılmayan kısmına karşılık gelen 150.000 TL’yi nasıl ve ne zaman ödeyeceğinize dair bir ödeme planını tarafımıza henüz iletmediniz. Söz konusu 150.000 TL’nin geri ödeme planını 3 (üç) iş günü içerisinde tarafımıza yazılı olarak bildirmenizi rica ederiz." denilmiştir. Daha sonra davacı tarafından keşide edilen Kartal ... Noterliğinin 07.10.2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamede ; taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin tek taraflı olarak fesih edilmesi neticesinde, davacı tarafından “isim ve marka hakkı teminatı olarak verilmiş olan 200.00,00 TL nin, davacı baka hesabına 7 gün içerisinde iade edilmesi gerektiği, haksız fesih talebi karşısında markanın kullanımına 01.12.2016 tarihi itibariyle son verileceği , gerekli ekipmanın alınması gereği ihtar etmiş, davalı tarafından keşide edilen Üsküdar ... Noterliği’ nin ... yevmiye numaralı ve 01.11.2016 tarihli cevabi ihtarnamede ; haksız fesih iddiası kabul edilmemiş, davacının gönderdiği ihtarnamede markanın kullanımına 01.12.2016 tarihi itibariyle son verileceği ifadesinin davacının da fesih iradesinin bulunduğunu gösterdiği beyan edilmiştir.Görüldüğü üzere, taraflar arasında sözleşme ile ilgili yaşanan sorunların gündeme alındığı görüşme ve yazışmalar yapıldığı ve neticeten Haziran 2016 itibariyle sözleşmenin sonlandırılması konusunda taraf iradeleri arasında uyum olduğu, sonraki yazışmaların sözleşmenin tasfiyesi sürecine ilişkin olduğu bu nedenle 23.03.2015 tarihli franchising sözleşmesinin karşılıklı anlaşma ile sona erdirildiği anlaşılmıştır. Sözleşmenin bedelsiz olup olmadığı hususu uyuşmazlık konularından biridir. 23.03.2015 tarihli 5 yıl için düzenlenen franchising sözleşmesinde “Franchising bedeli yapılan yatırım karşılığı bedelsiz verilmiştir." hükmü bulunmakta ise de, marka kullandırılmasına ilişkin 5 yıllık bu tip bir sözleşmenin bedelsiz verilmesi ticari hayatın olağan akışına aykırıdır. Nitekim, davacı tarafından sözleşme tarihi ile aynı 23.03.2015 tarihinde davalıya 200.000 TL ödeme yapıldığı, karşılığında düzenlenen aynı tarihli "güven makbuzu" ibareli makbuzda; ödemeyi yapanın ... ve ..., tahsil edenin ise ... olduğu, makbuzda açıklama olarak "Bu güven makbuzu ... işletmecisi ... tarafından düzenlenmiş olup, ... ve ...’a ... isim hakkını 200.000 TL bedelle maddi manen verdiğimi açık olarak ibraz ederim. ..." şeklinde olduğu, yine davacı tarafından gönderilen 27 Haziran 2016 tarihli “Ürün Zammı Fesih Bedeli” başlıklı e-posta içeriğinde de 200.000,00 TL’nin, 5 yıllık isim hakkı bedeli olarak ödendiği ve 1 Ekim 2016 tarihine kadar kullanılmayan kısmına karşılık gelen 150.000 TL nin talep edildiği , dolayısıyla ödenen 200.000,00 TL'nin franchise bedeli olduğunun davacının da kabulünde olduğu bu nedenlerle sözleşmenin bedelsiz olduğu iddiasının dosya kapsamındaki delillere göre yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle, sözleşmenin karşılıklı anlaşma ile sonlandırılmasına karar verildiği ve tasfiyesi gerektiği, davacı tarafından 5 yıl için sözleşme bedeli olarak 200.000,00 TL' ödeme yapıldığı, süresinden önce fesih karşısında bu ödemenin boşa giden kısmının davacıya iadesi gerektiği, iadesi gereken tutarın bilirkişi raporu ile 132.238,64 TL olarak hesaplandığı, mahkemece bu bedelin iadesi yönünde kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından işletmeye yönelik alınan masa, sandalye, vitrin, teşhir dolabı, reyon gibi teçhizat ve sabit kıymetlerin ilk bedeli faturaları ile hesaplandığı üzere 385.978.31TL olarak , ikinci el değerleri, bilirkişi tarafından toplam 154.301,32 TL olarak belirlenmiş , davacı aradaki farkın tazminini talep etmiş ise de , mahkemece davacının bu malzemeleri işletmesinde kullanmaya devam ettiği belirtilerek zarar talebi reddedilmiştir. Dava dilekçesinde , davacının aynı yerde fakat farklı isim altında üstelik de aynı konsept ile kafeterya işletmeye devam ettiği beyan edildiğinden söz konusu malzemelerin kafe restoranlar için gerekli malzemeler olduğu dikkate alındığında bu kapsamda sözleşmenin feshi ile boşa giden maddi bir zararın oluşmadığı talebin reddi kararınında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı tarafından sosyal medya üzerinden yapılan duyuruda, "...’da açmış olduğumuz şubemizin varlığını sonlandırdığımızı bildirmek isteriz. İyi hizmet ve kaliteli ürün sözü ile vermiş olduğumuz bu bayiliğin işletmecilerinin ticari ahlaka uymayan davranışları, bizlerin bu kararı almasındaki en büyük pay sahibidir." şeklinde davacının “ticari ahlaka uymayan davranışlar” sergilediği belirtilen açıklamanın davacıyı , küçük düşürücü , ticari itibarını ve kişilik haklarını zedeleyici nitelikte olduğu, bu itibarla manevi tazminat talep edilebileceği , mahkemece taktir edilen 40.000 TL manevi tazminatın somut olayın özelliğine göre hak ve adalete uygun olduğu görülmüştür.Dava konusu uyuşmazlık , taraflar arasındaki ticari nitelikli sözleşmeden kaynaklandığından davacının ticari faiz talep edebileceği gözetildiğinde , yasal faize hükmedilmesi yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak davalı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE,2- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/06/2022 tarih, 2018/11 E., 2022/522 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın KISMEN KABÜLÜ ile, -132.238,64 TL'nin dava tarihi olan 25.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, -40.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 25.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 sayılı Harçlar Kanunu'na göre alınması gerekli 9.033,22 TL harcın davacı tarafından yatırılan 5.123,25 peşin harç ile 3.101,06 tamamlama harcı olmak üzere toplam 8.224,31 TL harçtan mahsubu ile 808,91 TL 'nin tüm davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 8.224,31 TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,4/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2 tebligat, posta ve müzekkere gideri olarak sarf edilen 5.444,80 TL yargılama giderinin, davanın kabul ret oranına göre 4.049,47 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine artan 1.395,33 TL'sinin davacının üzerine bırakılmasına,4/ç-Davalı tarafından yargılama gideri olarak sarf edilen 160,50 TL'nin davanın kabul ret oranına göre 94,95 TL'sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, artan 275,55 TL'sinin davalıların üzerine bırakılmasına 4/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maddi tazminat talebi yönünden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine, 4/e- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre manevi tazminat talebi yönünden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine, 4/f- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen maddi tazminat talebi yönünden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/g- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen manevi tazminat talebi yönünden 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken maddi tazminat davası yönünden 9.033,22 TL, manevi tazminat davası yönünden 2.732,40 TL olmak üzere toplam 11.765,62 TL karar harcından peşin yatırılmış olan 2.941,41 TL'nin mahsubu ile 8.824,21 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 441,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 82,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 523,40 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2025