T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/116
KARAR NO: 2025/773
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/09/2022
NUMARASI: 2019/465 E. - 2022/740 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/05/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine koni bononun davalı eski kooperatif yöneticisince kooperatif üyelik işlemleri sırasında davacıdan alınan imza beyanları kullanılıp tahrif edilerek bonoya dönüştürüldüğünü, anılan bono nedeniyle davalı tarafa borçlu bulunmadıklarının tespitini, tedbiren icra takibinin durdurulmasını, mümkün olmaması halinde icra dosyasına yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesini, davalı tarafın %20 'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiş, davalı ise davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Dosya içinde yer alan ve İstanbul CBS tarafından ATK'dan alınan 09/08/2021 tarihli ve ...- .../ ... numaralı raporda; senedin forme kesim olmadığı, yazıların aynı paralel hattı takip etmediği, senet metnin farklı zamanlarda küçük puntolarla sıkıştırılmış yazılardan ve evvelce mevcut yazı ve imzalardan yararlanılarak oluşturulduğunun belirtilmesi karşısında davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ayrıca söz konusu ceza dosyasında davalı sanık olarak yer aldığından, yani söz konusu rapor davalı huzurunda tartışılmış olduğundan yeni bir rapor alınmasına gerek görülmemiştir. Ayrıca icra takibine konu senedin gerçeğe aykırı olarak oluşturulduğu sabit olduğundan takip çıkışının %20'si oranında davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2016/10375-16150 E.K. Sayılı kararı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/5104 E. - 2021/5750 Karar sayılı ilamı)" şeklindeki gerekçeleri ile, Davanın KABULÜ ile; Davacının davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu edilen 05/02/2015 tanzim, 05/05/2015 vade tarihli, 150.000,00 TL tutarlı senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, Takip çıkışının %20'si oranındaki kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF:Davalı istinaf dilekçesinde özetle; eksik ve hatalı davanın kabulüne karar verildiğini, şu ana kadar sunduğu tüm belge ve dilekçelerini tekrar ettiğini, mahkemenin davanın özet bölümünden kıyasla eksik ve yanlış karar verdiğini, ispat yükünün önce kural olarak davacıya düştüğünü, davacının fotomontaj fotokopi evraklardan başka hiçbir şey ortaya koyamadığını, faks veya fotokopi evrakın, belgenin hukuken geçerli olmadığını, kooperatif üyesi olarak dairelerini teslim alan borçlarına senet verip önce imzasına karşı gelen, tutmayınca borca itiraz menfi ve tespit davası açan, bilirkişi raporları ile borçtan kurtulmaya çalışan, ortaya koymuş oldukları defilerine itiraz ettiklerini, mücerret senetlerin bir münasebete dayanmayan senetler olmadığını, bunların da bir sebebe dayandığını, bu temel münasebetin genellikle herhangi bir akit olduğunu, geçerli bir münasebet bulunmadığının veya buna ilişkin defilerin dermeyanı ve ispat meselesinin borçluya yüklendiğini, bedel kayıtlarına göre tüm bu senetlerin ya bir kredi, karz-kredi ilişkisi ya da satım ilişkisi ya da bir borcun teminatı olarak ihdas edilmiş olduklarının açık olduğunu, ...'ün 2 adet daire satın aldığını, ikinci dairesinin daha önce vermiş oldukları çekleri ödeyemediklerinden abisi ..., ..., kız kardeşleri toplam 4 daire ödedikleri 600.000 TL olduğunu, daire maliyetlerinin 5 x 225.000 TL 1.125.000 TL yekün borçları 525.000 TL borçları erkekler üstlendikleri için 525.000/2=262.500 TL olduğunu, daireden kalan borcuna istinaden 3.şahıslara kefil oluşundan senedi kendisine verdiğini, güven doğrultusunda o günün şartları alınan senette 112.500 eksik olduğunu, dolandırılanın şahsı olduğunu, iyi niyetle tapuları verdiğini ve dolandırıldığını, sahtelikle işinin olmadığını, imza sirküsü diye ortaya attıkları evrakların kurgu ve fotomontaj olduğunu, mahkemeleri ve bilirkişileri etkilemeye çalıştıklarını, kambiyo senedinin bedelsizliğine dayalı menfi tespit davasında davacının, senet temel borç ilişkisindeki bir nedenden dolayı bedelsiz kaldığı için kambiyo borcunu ödemek zorunda olmadığını ileri sürdüğünü, davalının kambiyo alacağını ayrıca başka delillerle ispat etmesine gerek olmadığını, bedelsizliğin davacının öne sürdüğü bir vakıa olduğuna göre bunu ispat yükünün de davacıya ait olduğunu, kambiyo senedinin bir temel alacağın varlığına karine oluşturmasının da aynı sonuca varmalarını zorunlu kıldığını, senedin tahsil edilip edilmeyeceğinin yargılamayı gerektirir bir durum söz konusu olmadığını, borcun sebebini ve senedin düzenlenme amacını gösteren ve temel borç ilişkilerinin açıklanmasından ibaret olan bu sözcüklerin senedin bono niteliğini etkilemeyeceğini, kambiyo senedinin bedelsizliğinin kişisel bir defi oluşturduğunu, davacının senede karşı senetle ispat zorunluluğu olduğunu, ispatlayamadığını, davacı ve davacıların İİK 169 ve devamı maddelerinde belirlenen usul ve düzenlemeler ışığında da borçlu olmadığı yönündeki iddiaları ispatlayamadığını, dava konusu senedin sahteliği iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacı ve davacıların iddiasında senetteki borcun olmadığını dile getirmiş olmakla birlikte davacı ve davacıların borca itirazlarının tamamen haksız ve mesnetsiz durumda olduğunu, çünkü dava konusu bonoya bakıldığında görüleceği üzere tarafından bedelin nakden verildiğini ve borç ilişkisi meydana geldiğini, davacı ve davacıların dairelerini alırken borçlarına karşın senetleri imzalayıp dairelerini teslim aldığını, söyledikleri gibi farkında olmadan, boş kağıda, başka bir kağıda imza attıkları iddiasının iftira olduğunu, borç ilişkisi bu şekilde doğmamış olsaydı dahi senetten dolayı ortaya çıkan borç ilişkisinin asıl ilişkiden mücerret olduğunu, dava konusu senetten dolayı İstanbul 39. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada beraat ettiğini, aile düzeni ve sağlığı bozulanın kendisi olduğunu, kendilerinin sebepsiz zengin olduğunu, sahtelik iddiasının bütün iftiraları kabul etmediğini, her şeyin belgeli sözleşmeli ortada olduğunu, araştırılması gereken birçok şey araştırılmadan hüküm kurulduğunu, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili , uyuşmazlık konusu senedin sahte olduğunu, kooperatife verilen imzalı yazının senede dönüştürüldüğünü, beyanla İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasına konu senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini talep etmiştir. Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır.Kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu kapsamda bono; ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Tüm hukuki işlemlerde olduğu gibi kambiyo ilişkisinin hukuken geçerli olarak doğduğunu kabul etmek için tarafların karşılıklı iradeleri ile meydana gelmiş olması şarttır. Senedin düzenlenmesinde iradenin oluşumu ve beyanı aşamasında , iradenin özgür bir biçimde oluşmadığı veya gerçek iradeye uygun şekilde açıklanmadığı yolundaki “borçlanma iradesinin bulunmaması , senedin sahte olması” iddiası her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasında borçlunun davacı, alacaklının davalı olduğu, 05/02/2015 düzenlenme tarihli, 05/05/2015 ödeme günlü 150.000,00 TL miktarlı bonoya dayanak yapılarak takibe geçildiği görülmektedir. Dosya içinde yer alan ve İstanbul CBS tarafından ATK'dan alınan 09/08/2021 tarihli ve ...- ... numaralı raporda; senedin forme kesim olmadığı, yazıların aynı paralel hattı takip etmediği, senet metnin farklı zamanlarda küçük puntolarla sıkıştırılmış yazılardan ve evvelce mevcut yazı ve imzalardan yararlanılarak oluşturulduğu tespit edilmiştir. Davacı vekili, senet haline getirilen imzalı belgenin kooperatif işlemlerine esas olmak üzere imza beyannamesi olarak verildiğini belirtmiş, davalı asil ise, kooperatif üyelerinin kooperatife olan borçlarının teminatı olarak alındığını belirtmiştir. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacının kooperatif üyesi, davalının ise kooperatif başkanı olduğu, Dairemizin 2022/393 Esas sayılı dosyasında, davalı ... tarafından takibe konu edilen bir başka senet nedeniyle açılan menfi tespit davasında, davalının yargılandığı İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi 2019/241 E. Nolu dosyada karar verildiği davalı ... hakkında kooperatif yöneticisi sıfatıyla, kooperatifin faaliyetleri kapsamında ve kamu kurumu ve kuruluşları aracı kılınmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğini sabit görerek, 44 kez 1 yıl 8 ay hapis ve 44 kez 2500 tl adli para cezası ile cezalandırılmasına ayrıca özel belgede sahtecilik suçunu işlediği sabit görülmekle 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğinin anlaşıldığı, somut olayda takip konusu senedin mevcut imzalardan yararlanılarak bilgisayar ortamında oluşturulmuş sahte senet olduğu sonucuna varıldığı, eldeki dava konusu belgenin matbu bir senet metni olmaması dikkate alındığında imzalatıldığı sırada bir borçlanma sonucunu doğuracak bilgileri içermediği, serbest şekilde borçlanma iradesi ile imzalanmadığı belgenin düzenleniş tarzına göre kooperatif üyeliği gereği alınan bir belge olduğu ,senedin evvelce mevcut yazı ve imzalardan yararlanılarak oluşturulmuş olduğu, kambiyo senedi vasfında olmadığı , sahte olduğu sonucuna varılmıştır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/09/2022 tarih ve 2019/465 E., 2022/740 K. sayılı kararına karşı davalı tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 13.396,67 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 3.349,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.047,47 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 15/05/2025