T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/154
KARAR NO: 2025/781
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 31/10/2022
NUMARASI: 2020/171 E. - 2022/624 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/05/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin eczacı olduğunu, davalıdan uzun zaman ilaç ve sağlık ürünleri alımı yaptığını, müvekkilinin aldığı ürünler karşılığında 14 adet bono düzenlenerek davalı tarafa verildiğini, bono bedellerinin ise aralarında oluşan ödeme teamülüne uygun olarak parça parça bankaya yatırmak suretiyle ödediğini, ödeme miktarına uygun rakamlar tamamlandıkça davalı tarafından kambiyo senetlerinin 12 adetinin müvekkiline iade edildiğini, 15.09.2015 vadeli ve 01.10.2015 vadeli 2 adet bononln bedellerinin ise davalı şirkete ödenmesine rağmen, iade edilmediğini, davalının ticari defterleri incelendiğinde her iki bono bedelinin de ödenmiş olduğunun görüleceğini, davalı tarajça, kendi cari hesaplarındaki karmaşıklıktan ve mali açıktan yola çıkarak iade edilmemiş olan 2 adet bononun belli miktarı ile ilgili olarak müvekkili hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas (eski ...E.) sayılı icra takibine girişildiğini ve müvekkilinin mağduriyetine neden olunduğunu, davalı tarafından, İzmir Tire ilçesinde bulunan bağımsız taşınmazın 1/2 hissesinin devir işleminin muvazaalı olduğu ileri sürülerek İİK 277 ve devamı maddeleri uyarınca iptali ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün dosyasından satış istemi hususunda izin ve yetki verilmesine dair İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/176 Esas sayılı dosyasından karar alındığını ve satış işlemlerine başlandığını, ihtilafın çözümü için arabulucuya başvurudan da sonuç alınamadığını, müvekkilinin davalıya kambiyo senetleri nedeniyle herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalı tarafın bu durumu bilmesine rağmen hesaplarındaki karmaşıklığı nedeniyle açık gözüken miktarı müvekkilinden tahsil etmek istediğini, davalı şirketin muhasebe görevlileri ile yapılan görüşmeler ve varılan mutabakat nedeniyle icra takibine itiraz edilmediğini ancak bu durumun davalı tarafından bir fırsat olarak değerlendirildiğini, müvekkili ve müvekkili adına para yatıranlarca, davalıya verilmiş olan 14 adet senet karşılığında 1.330.493,72-TL'nin ödendiğini, müvekkilince 33.945,16-TL iade faturasının kesildiğini, bu durumda toplamda 1.364.428,16-TL'nin senet borcuna karşılık ödenmiş olduğunu, 14 kambiyo senet toplamının 1.371.089-TL olduğu dikkate alındığında ise, 6.660,84-TL'nin müvekkilince ödenmemiş olduğunun görüldüğünü, bu miktarın bahane edilerek keyfi biçimde iki adet senedi iadeden kaçınarak, müvekkilinden açıktan icra takibine konu alacağı tahsil yoluna başvurduğunu, davalıya ait .. Bankası ve ... bank hespaları ile ticari defterlerinin incelenmesinden herhangi bir alacağının bulunmadığının anlaşılacağını, açıklanan nedenlerle, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, icra takibinin iptaline, haksız ve kötü niyetli davalının neden olduğu maddi ve manevi zararların tazmini ile ayrıca tazminatla yükümlendirilmesini, davanın devamı esnasında tahsil halinde, davanın istirdat davası olarak devamına, ve tahsil edilen paranın icra veznesinde girdiği ve tahsil edildiği tarihteki banka mevduatına uygulanan en yüksek ticari faiz ile istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 27/102020 tarihli beyan dilekçesinde;Davalı tarafın tüm alacağını tahsil etmiş olmasına karşın haksız olarak icra takibi başlatması, haksız şekilde müvekkilin konutunda hacizler yaptırması ve haciz edilen menkullerin satışını yaptırması, müvekkilimin bu durum karşısında davalar açmak suretiyle masraflar yapmış olması ve müvekkilinin mesleki itibarı yanında, konutunun çilingir marifeti ile açılarak hacizler yapılmış olması ve ticari itibarı ile çevresine karşı farklı değerlendirilmeye muhatap edilmiş olması nedeniyle oluşan manevi zararı ile delil listesinde gösterilen dosyaların incelenmesi ile; Maddi zararların tespitine, fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak koşulu ile şimdilik ( HMK 107/2gereğince) oluşan 1000 TL. Maddi, 5000 TL manevi olmak üzere toplam 6000 TL. tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanm hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın borcunun bulunmadığını ileri sürdüğünü, dava tarihi ve günümüz itibariyle söz konusu icra takibiyle ilgili alacağın devam ettiğini, davalının iddip ettiği bir ödemenin olmadığını, ödeme iddiasına ilişkin ispat yükünün davacıya ait bulunduğunu, huzurdaki davanın amacının icra dosyasından yapılacak gayrimenkul satışının engellenmesi olduğunu, davacının sürekli kötü niyetli olarak hareket ettiğini, vadesi gelen senetlerden hemen sonra maliki olduğu 3 gayrimenkulünü satmak suretiyle mal kaçırdığını, yapılan pasif gayrimenkul sorgusu neticesinde ortaya çıkan bu durumdan sonra İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/176 Esas sayılı dosyasından açtıkların tasarrufun iptali davasının lehlerine sonuçlandığını ve nihayetinde de borçlunun muvazaalı olarak işlem yaptığının sübuta erdiğini, müvekkili şirketin ülkenin önde gelen ecza depolarından birisi olduğunu ve kurumsal bir yapıya sahip bulunduğunu, ticari ilişkilerinde de her işlemin kanunlara uygun bir şekilde gerçekleştirildiğini, buradan yola çıkarak, 12 senedin ödemesini yaptığını iddia eden ve yapılan ödemelere karşılık senetleri iade aldığını belirten davacıya, ödeme yapılmış olmasına rağmen geriye kalan iki senedin iade edilmemesinin hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini, kaldı ki davacının müvekkili şirketin muhasebecisinin yerine koyarak müvekkili şirket cari hesaplarındaki karışıklıktan bahsettiğini ve mali bir açıktan söz ettiğini, ancak buna karşılık olarak da müvekkili şirketin defterlerinin incelenmesi neticesinde iki bono bedelinin ödenmiş olduğunun görüleceğini belirttiğini, davacının kendi kayıtlarına bile güvenmediğini ve müvekkilinin defterlerini kanıt olarak gösterdiğini, bu iki çelişkili açıklamanın bile davacının işbu davayı süre kazanmak için açtığının açık ispatı olduğunu, açıklanan nedenlerle; haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddine ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Davacı her ne kadar aynı takip kapsamındaki haksız hacizler ve kendi tasarruflarının iptal edilmesi nedeniyle yapılan masraflar ve haksız haczin, kötüniyetli takibin kişilik haklarına saldırı boyutunda olması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunsa da davalının yukarıda açıklanan gerekçeyle takipte haksızlığının, menfi tespitin davacı yanca ispatlanamadığı, tasarrufun iptalinin ayrı bir dava konusu oludğu, davacının yemin deliline de dava dilekçesinde dayanmadığı anlaşılmakla davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmiş, takip durdurulmadığından ve yasal şartları oluşmadığından davalının tazminat talebi reddedilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir" şeklindeki gerekçeleri ile, Davanın REDDİNE, Davalının yasal şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtilaf konusunun sadece 15.09.2015 vadeli 133.149 TL'lik ve 01.10.2015 vadeli 44.288 TL'lik 2 adet senet olduğunu, söz konusu senet bedellerinde senet üzerinde yazılı miktarlar şeklinde değil önceki ödemelelr gibi müvekkilince veya personeli marifetiyle davalı tarafa ait banka hesabına yatırıldığı belirtilerek davalı tarafa ait banka hesaplarının incelenmesinden davaya konu her iki bono bedelinin dahil davalıya verilmiş olan 14 adet senedin ödenmiş olduğunun görüleceğini, 11.03.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda müvekkilinin hesap ekstreleri ile davalı hesap ekstrelerinin incelenmesi sonucunda müvekkilinin davalıya ödediği toplam ödemenin iade faturası ile birlikte 1.370.008,60 TL olduğunu bu durumda müvekkilinin davalı tarafa sadece 1.080,40 TL borçlu olduğunun anlaşıldığını, müvekkiliyle davalı arasında davaya konu ticari işlemde bahsi geçen tarihler arasında 14 senede konu ticari ilişki dışında başkaca herhangi bir alışverişin söz konusu olmadığını, bu konuda davalının hiçbir aşamada yazılı veya sözlü aksi bir iddia olmadığı halde bu durumun dikkate alınmadığını, davalının bilirkişi raporu ile teyit edilmiş olan haklılıklarının anlaşılır hale gelmiş olması karşısında cari alacaktan bahsetmesinin savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesine muvafakatleri olmadığını belirtmelerine rağmen mahkemece görmezden gelinmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın ispatlanamadığı kanaatinin isabetsiz ve adil olmadığını, mahkemenin 23.05.2022 tarihli 7.celse tutanağının 1 no'lu ara kararı gereğince kesin süre verilmiş olmasına rağmen davalı tarafça belirlenmiş olan kesin sürede itiraz ve iddialarına ilişkin hiçbir hukuki kanıt sunamamış olmasına ve 11.03.2022 tarihli ek bilirkişi raporu ile müvekkilinin davalıya icra takibinde belirtilen miktarda borçlu bulunmadığı anlaşılmış olmasına rağmen ispat sorumluluğunun davacıda olduğu belirtilerek ve davanın ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ispat külfetinin yerine getirildiğini, aksini ispat edememiş olanın davalı taraf olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının 11.03.2022 tarihli bilirkişi ek raporunu dayanak göstererek müvekkiline yalnızca 1.080,40-TL borçlu olduğundan bahsisle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu iddia ettiğini, ancak aynı bilirkişi tarafından hazırlanan 05.08.2022 tarihli raporda davalı müvekkilinin takip tarihi itibariyle davacıdan 137.937-TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirket ile davacı arasında ticari ilişkinin boyutunun yalnızca bilirkişi raporunda incelenen 14 adet bonodan ibaret olmadığını, aralarındaki cari hesap ekstreleri incelendiğinde 1.521.733,28-TL satış ve 8.170,74-TL hizmet faturası olmak üzere toplamda 1.529.904,02-TL fatura alacağı doğduğunu, oysa dosyada mübrez senetlerin toplam tutarının 1.371.089,00-TL olduğunu, müvekkili şirket tarafından davacı borçluya satılan her malın bedeline istinaden senet keşide edildiğini, bu doğrultuda da davacı borçlunun sunduğu ekstrelerde görünen ödemelerin bir kısmının doğrudan fatura alacağı ile ilgili olduğunu, müvekkili şirketin ticari ilişki kapsamında doğmuş alacaklarının davacı borçlu tarafından keşide edilen senet bedellerinin toplamından daha fazla olduğunu, senet bedellerinin toplamından dekont bedellerinin toplamını çıkarmak suretiyle müvekkili şirketin alacağının 1.080,68 TL olduğunu söylemenin akıl ve mantıkla bağdaşmadığını, ödemelerin bir kımsının senet bedellerine istinaden bir kısmının ise fatura bedellerine istinaden yapıldığının açık olduğunu, davacının 14 senet dışında başka borç ilişkisi bulunmadığını ve taraflarının aksi konusunda bir delil sunmadığını belirttiğini, dava konusu alacağın ispatlanması hususunda taraflar arasındaki cari hesap ekstresi ve ticari defterlerin dosyaya delil olarak sunulduğunu, hem dosya kapsamından hem de tarafların yasal defter kayıtlarından dava konusu 2 adet bono bedelini davacının ödediği yönünde bir tespit yapılamadığının 02.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda bildirildiğini, davacının iade ettiği fatura tutarlarının bile 33.934,16-TL iken esasında iade edilen fatura tutarlarının 61.473,30-TL olduğunun bilirkişi raporlarında görüldüğünü, davacının lehine olan iade faturaların bedellerinin toplamını eksik göstererek ödeme yaptığı dekont toplamları ile senet toplamlarını denkleştirmek üzere gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, davacının banka kayıtlarında bulunan ödemelerin salt senetlere ilişkin yapıldığı hususunun taraflarınca ispatlanması gerektiğini iddia ettiğini, dava kambiyo senedine dayalı menfi tespit davası olduğundan ve borçlu borcun varlığını kabul edip ödeme nedeniyle düştüğünü iddia ettiğinden ispat yükünün davacıda olduğunu, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddi ile ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanını konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.Davacı tarafından davalı tarafa vermiş, bono bedellerini aralarında oluşan ödeme teamülüne uygun olarak parça parça bankaya yatırmak suretiyle ödediğini, ödeme miktarına uygun rakamlar tamamlandıkça davalı tarafından kambiyo senetlerinin 12 adetinin iade edildiğini, 15.09.2015 vadeli ve 01.10.2015 tarihli vadeli 2 adet bononun ödenmesine rağmen iade edilmediğini belirterek icra dosyasından borçlu olmadığının tespitin, takibin iptaline, haksız ve kötü niyetli davalı-alacaklının neden olduğu maddi ve manevi zararların tazmini ile ayrıca tazminatla yükümlendirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlu aleyhine, 15/09/2015 tarihli 133.149,00 TL bedelli senedin 93.649,00 TL.' lik kısmı ile 01/10/2015 vade tarihli 44.288,00 TL bedelli senet olmak üzere, toplam 147.706,96 TL. alacağın tahsili amacı ile kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bankacı bilirkişi 25/01/2021 tarihli raporunda özetle; "Davacının, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı (sonrasında 2019/20761 E. sayılı) dosyasından ve takip dayanağı senetlerden kaynaklı asıl alacak niteliğindeki sorumluluğunun takipte talep edilen tutar kadar (137.937TL) olduğu, takibin kesinleşmiş olması nedeniyle de, davacının 28.04.2016 takip tarihi itibariyle davalı takip alacaklısına takipte talep edilen toplam 147.706,96 TL tutarında borçlu bulunduğu," belirtilmiştir.Mali Müşavir bilirkişi 02/09/2021 tarihli raporunda özetle; " Taraflarca incelemeye ibraz edilen 2015 yılı yasal defterlerin tasdikle ilgili yükümlülüklerinin kanuni sürelerinde yaptırıldığı, tarafların yasal defterlerinin 31.08.2015 tarihi itibariyle 0,75 kuruş haricinde örtüştüğü ve davacının davalıya cari hesap yönünden 59.826,25-TL ve dava konusu 2 adet senet yönünden 177.437,00.-TL olmak üzere toplamda 237.263,25-TL tutarında borçlu olarak göründüğü, davacı taraf huzurdaki davada 15.09.2015 vade tarihli, 133.149,00.-TL tutarlı ve 01.10.2015 vade tarihli 44.288,00.-TL tutarlı bonolar yönünden sadece 6.660,84TL borçlu olduğunu aşan kısım nedeniyle borçlu olmadığını, davalı taraf ise davacıdan 137.937,00.-TL tutarında (133.149,00.-TL tutarındaki bonoya dair davacının kısmi bir ödeme yaptığını bu bonodan kaynaklı olarak 93.649,00.-TL bakiye alacaklarının kaldığını, 44.288,00.-TL tutarındaki bono ile ilgili ödeme yapılmadığını beyan etmektedir) alacaklı olduğunu beyan ettiği, davacı tarafça 01.04.2021 tarihli dilekçe ve ekinde sunulan belgeler ile bankalar tarafından dosyaya gönderilen hesap ekstreleri incelendiğinde davacının 31.08.2015 tarihinden sonra davalıya toplamda (59.827444.288=) 99,327.-TL tutarında ödeme yaptığının anlaşıldığı, davalı taraf, davacı tarafça 15.09.2015 tarihinde yapılan ödemelerden 59.827,00.-TL ödemeyi cari hesap alacağına saydığı, 39.500,00.-TL tutarındaki ödemeyi ise 15.09.2015 vade tarihli 133.149,00.-TL bedelli bono bedelinden tenzil ettiğini, netice itibariyle hem dosya kapsamından hem de tarafların yasal defter kayıtlarından dava konusu 2 adet bono (75.09.2015 vade tarihli 133.149.-TL bedelli senetten bakiye 93.649,00.-TL ve 01.10.2015 vade tarihli 44.288.-TL bedelli senet) bedelini davacının ödediği yönünde bir tespit yapılamadığı " belirtilmiştir. Bankacı bilirkişi 11/03/2022 tarihli ek raporunda özetle; "davacı vekilinin, bilirkişi ... tarafından düzenlenen Bilirkişi Raporuna yönelik beyan ve itirazları ile, daha önce tarafınca düzenlenerek dosyaya sunulan kök bilirkişi raporuna yönelik itiraz ve beyanları ve kök raporların ibrazından sonra davacı vekilinin dosyaya sunduğu bilgi, belge ve beyanlarının değerlendirilmesi, yanı sıra, davacı vekili tarafından, senetlerin sadece mal alımının teminatı olarak verildiği ve taraflar arasında bunların dışında başkaca bir ticari ilişkinin bulunmadığının belirtildiği de dikkate alındığında; a-taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından düzenlenerek davalıya verilen senet bedelleri toplamının 1.371.089TL olduğu (Bkz.Tablo 4), b-yine taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının davalıya iade ettiği mallara yönelik iade fatura tutarının 33.934,16-TL olduğu anlaşıldığından, davalının davacıya sattığı mal bedelinin (1.371.089TL-33.934,16TL=) 1.337.154,84-TL olarak gerçekleştiği, c-davacının davalıdan satın aldığı mal bedelleri için yapmış olduğu ödeme toplamının ise 1.336.074,16-TL olduğu (Bkz. Tablo 1, 2,3), d-Açıklanan hususlar muvacehesinde ise, davalının davacıdan takip tarihi (28.04.2016) itibariyle talep edebileceği alacağının (1.337.154,84TL-1.336.074,16 TL =) 1.080,68-TL (asıl alacak) olduğu, ancak son senet vadesi (01.10.2015) dikkate alınarak avans faizi üzerinden takip tarihine kadar yapılan faiz hesabına göre, davalının faizli alacağının aşağıdaki tabloda tespit edildiği üzere 1.145,96TL olacağı" belirtilmiştir.Bankacı bilirkişi 06/08/2022 tarihli 2. ek raporunda özetle; "taraflar arasındaki ilişkinin dava konusu icra takibine konu edilen senetlerle sınırlı bulunduğunun kabul edilmesi halinde, bilirkişiliğimizce 11.03.2022 tarihli Ek Bilirkişi Raporumuzda yapılan tespit, değerlendirme ve varılan sonuçta herhangi bir değişikliğin olmadığı, ancak, davalının son defa dosyaya sunduğu hesap ekstrelerine göre, taraflar arasındaki ticari ilişkinin başladığı 05.07.2014 tarihinden takip tarihine kadar olan süreçte, davacı yanın davalıdan satın aldığı mallar için toplam 2.508.994 TL ödeme yaptığı, 61.473TL'lik malın da davalıya iadesinin sağlandığının görüldüğü (Bkz. Tablo 1, Tablo 2), davacının davalıya verdiği dava ve takip konusu senetlerin toplamının ise 1.371.089TL olduğu, dolayısıyla, taraflar arasında ticari ilişkinin mali boyutunun söz konusu senet bedellerinin üzerinde gerçekleştiğinin anlaşıldığı, bu durumda ise davalının takip tarihi itibariyle davacıdan 137.937TL (asıl alacak)alacaklı olduğunun değerlendirildiği" belirtilmiştir. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde,Davacı vekili 11.03.2022 tarihli ek rapora istinaden davalıya borçlu bulunmadığının tespiti gerektiğini ileri sürmüşse de, takip bonoya dayalı kambiyo senetlerine özgü takip olup davacı tarafça sunulan ödeme belgeleri ile, banka hesap özetlerinden, davacının takibe konu bonolardan 15.09.20115 tarihli bonoya mahsuben 39.500 TL ödeme yaptığı, bu ödemenin davacı borcundan mahsup edilerek takip başlatıldığı, takibe konu senet bakiye borcunun ödendiğine dair delil sunulamadığı, bilirkişinin 11.03.2022 tarihli ek raporunda "17.04.2022 tarihinde ... Senet karşılığıdır. ... Ecza Deposu" açıklamalı 80.000-TL'lik ödemeyi de davacı borcundan düşerek cari hesap alacağı bakiyesinin 1.080,68 TL asıl alacak olduğunu tespit ettiği, oysa dava takibe dayalı menfi tespit davası olup, takibin de cari hesaba dayalı değil, bonolara dayalı menfi tespit davası olduğu, cari hesaba dayalı hesaplama yapılmasının yerinde olmadığı düşünülebilirse de; senetlerin sadece mal teminatı olarak verildiği konusunda ihtilaf bulunmadığından iade faturalarının da (bedelsizlik yönünden) incelenmesi gerektiği, mahkemece alınan 2. Ek raporda (son rapor) iade fatura tarih ve bedellerinin dökümünün yapıldığı anlaşılmıştır. 31.08.2015 tarihinde her iki taraf defterlerinde cari hesap kodunda 59.826,25 TL vadeli senetler hesabında 177.437,00 TL borç kaydı bulunduğu, davalının 99.327-TL toplam ödemesinin 59.827-TL'lik kısmının cari hesaba mahsubu, 39.500 TL'lik ödemenin ise 15.09.2015 tarihli senede mahsup edilerek bakiye tutar için takip başlatılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, iade faturalarının 31.08.2015 tarihinden önceye ait olduğu, tekrar mahsup edilemeyeceği, üçüncü kişinin (17.04.2015 tarih) ödemesinin de mahsup edilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddi kararının, dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/10/2022 tarih ve 2020/171 E., 2022/624 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 15/05/2025