T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/157
KARAR NO: 2025/759
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 13/09/2022
NUMARASI: 2019/270 E. - 2022/123 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/05/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili firmanın hususiyetli animasyon hizmetleri başta olmak üzere animasyon malzemeleri, oyunlar ve oyuncaklar üreten ve etkinli ülkemizin dört bir yanında süsler ve sair malzemeler üreten Antalya merkezli bir firma olduğunu, ülkemizin dört bir yanına mal ve hizmet sağladığını ve her geçen gün yaptığı yeni yatırımlarla başarılı faaliyetlerine devam ettiğini, müvekkili firmanın ticaret unvanının esas unsurunu oluşturan "...” ibaresini kullandığı yada kullanmayı düşündüğü mal ve hizmetler bakımından markasal olarak tescil ettirmek adına başvurularda bulunmasına rağmen davalı yan tarafından kötü niyetle marka ticareti yapmak saikiyle tescil edilen ve kesinlikle kullanılmayan dava konusu ... sayılı marka gerekçe gösterilmek suretiyle başvuru işlemlerinin sekteye uğratıldığını, ayrıca davalı yanın kötü niyetli şekilde tescil ettirdiği dava konusu markaya dayanarak yine kötü niyetle müvekkili aleyhine sözde hak sahipliği iddiasıyla cezai işlem başlattığını, davalı şirketin “...” ibareli ...sayılı markasını tescilli olduğu “Oyunlar ve oyuncaklar. Salonda oynanan oyunlar için aletler, makineler ve cihazlar (jetonla çalışanlar dahil). Hayvanlar için oyuncalar. Çocuk bahçeleri, parklar ve oyun pürkları için oyuncaklar. Jimnastik ve spor aletleri ve malzemeleri. Suni yılbaşı ağaçları ve bunlar için süsler: 28.sınıftaki mallar" bakımından kullanmadığını ve bu markayı tescilli olduğu sınıflarda kullanmaktan öte müvekkiline karşı kötüniyetli girişimlerine dayanak yaptığını, bu sebeple söz konusu markanın özellikle başvuru tarihinden itibaren iptal edilmesinde müvekkili şirketin haklı menfaatinin mevcut olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu sicil kayıtlarında hiç kullanılmamış veya kullanımına çok uzun zamandır son verilmiş çok sayıda markanın mevcut olduğunu, davalıya ait “...” ibareli ... sayılı markanın da söz konusu kullanılmayan markalardan biri olup sicilde gereksiz yer işgal ettiğini belirtmiş dava konusu ... sayılı ve "...” ibareli markanın SMK m.9/1 ve ilgili diğer maddeler kapsamında kullanılmaması |nedeniyle iptaline, iptal kararının, kullanmama nedeniyle iptal şartlarının oluştuğu ilk tarihin tespit olunarak, bu tarihe kadar geriye yürüyecek şekilde etki doğurmasına karar verilmesini, dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesini özetle; Anayasa Mahkemesi'nin, 6 Otcak 2017 tarihli 29940 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 2016/148 sayılı esas ve 2016/189 sayılı kararı ile 556 sayılı KHK'nın 14. Maddesine dayalı “marka kullanma zorunluluğuna dayalı marka iptal davalarının açılmasını anayasaya aykırı bulduğunu, bu sebeple 556 sayılı KHK hükmü gereğince tescil edilmiş markalar Anayasa mahkemesinin iptal etmiş olduğu kapsamda olup davanın bu sebeple reddinin gerektiğini, nitekim| müvekkilinin markası 2007 yılında yani 06.01.2017 tarihinden önce tescil edildiğini, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereğince kullanmama sebebiyle iptal edilemeyeceğini, müvekkili firmanın, 1997 yılıda kurulduğunu, faaliyet alanının kültür ve spor malzemeleri üretim ve satışı olduğunu, merdiven koruma ağları, kafes ve saha çevre koruma fileleri futbol, voleybol, basketbol, hentbol, su topu, golf, buz hokeyi, tranbolin, top havuzu ve her çeşit file üreten ayrıca golf topu, bowling setleri, oyuncaklar, spor salonu için çeşitli aletler, jimnastik ve spor aletleri ve malzemeleri, spor malzemeleri ve ekipmanları, oyun ve oyuncaklar, jimnastik ve spor aletleri, şov amaçlı ayakkabı ve şapkalar gibi çok geniş alanda faaliyet gösterdiğini, davacı şirket sahibinin eşinin daha önce müvekkili şirkette ortak olduğunu, yapılan üretimi ve faaliyet alanını gayet iyi bildiğini, müvekkili şirketin şuanda bütün hissesine sahip olan ...'un 15.01.2019 tarihinde kardeşi olan ...'dan tüm hisseleri devraldığını, ...'un henüz müvekkil şirketten ayrılmadan eşi üzerine ... Animasyon isimli bir şirket kurdurtarak müvekkili şirkete ait markayı ve müşteri kitlesini almak için plan yaptığını, davacı şirket ortağı ...'un müvekkili firmada daha önce sigortalı çalışan olduğunu, davacı şirket kendisine haksız rekabet ve marka taklidi dolayısıyla açılan davaları bertaraf etmek için iş bu davayı açtığını ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin “...” markasını 1997 yılından beri markasını yoğun olarak kullandığını, fakat markanın 2007 yılında tecil edildiğini, web sitesi Domain kayıtları 2001 tarihinde şirket adına kayıtlı olup, mevcut tescil halen devam ettiğini, www...com -www...com - wwwr....com - www...com bu web siteleri üzerinden 2007 yılından beri söz konusu ürünlerin üretildiğine ilişkin www...org sitesi üzerinden kayıt alındığını, bu kayıtların resmi tarihli olup marka kullanımını göstermesi bakımından delil mahiyetinde olduğunu, müvekkili firmanın “...” ibareli markasını 2007 yılından beri tescil almış olduğu emtaialarla ilgili yoğun olarak kullanımına ilişkin örnek mahiyetindeki faturaları dosyaya sunduklarını, belirtmiş davanın reddini, karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi'nin 13/09/2022 tarihli 2019/270 E. 2022/123 K. sayılı kararı ile; Mahkemece; "1-Davanın REDDİNE," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında davalının bir kısım kullanımlarının ciddi kullanım sayılmayacağının belirtildiğini, müvekkili firma tarafından özellikle animasyon hizmetleri başta olmak üzere animasyon malzemeleri, oyunlar ve oyuncaklar üretilerek etkinlikler için süsler ve sair malzemelerin üretildiğini, firmanın Antalya merkezli olarak ülke genelinde mal ve hizmet sağladığını ve her geçen gün yeni yatırımlarla faaliyetlerine devam edildiğini, müvekkili firmanın önceki ticaret unvanının esas unsurunu oluşturan “...” ibaresini kullandığı ya da kullanmayı düşündüğü mal ve hizmetler bakımından markasal tescil başvurularında bulunmasına rağmen, davalı tarafından kötüniyetle marka ticareti yapmak saikiyle tescil ettirilen ve kesinlikle kullanılmadığı anlaşılan dava konusu ... sayılı markanın gerekçe gösterilmek suretiyle müvekkili başvurularının engellendiğini, ayrıca davalı tarafça kötüniyetli olarak tescil ettirilen dava konusu markaya dayanılarak müvekkili aleyhine hak sahipliği iddiası ile cezai işlem başlatıldığını, bu hususta Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2019/718 E. ve 2020/425 K. sayılı dosyasında beraat kararı verildiğini ve bu kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, dava konusu ... sayılı markanın tescilli olduğu 28. sınıfa giren “oyunlar ve oyuncaklar, salonda oynanan oyunlar için aletler, makineler ve cihazlar (jetonla çalışanlar dahil), hayvanlar için oyuncaklar, çocuk bahçeleri, parklar ve oyun parkları için oyuncaklar, jimnastik ve spor aletleri ile malzemeleri, suni yılbaşı ağaçları ve bunlar için süsler, suni karlar, çıngıraklar, eğlence süsleri, parti şapkaları” malları bakımından davalı tarafından kullanılmadığının ve bu markanın müvekkiline karşı kötüniyetli girişimlere dayanak yapıldığının ispat edileceğini, bu nedenle yerel mahkeme nezdinde yapılan araştırmalarda bilirkişi raporlarıyla markanın ciddi kullanılmadığının tespit edildiğini, buna rağmen mahkemece doğrudan davanın reddine karar verildiğini, taraflar arasındaki ticari ya da kişisel ilişkilerin yargılamayla bir ilgisinin bulunmadığını, dava konusu markanın tescilli olduğu sınıflarda davalı tarafından herhangi bir kullanımda bulunulmadığının ve bu hususun dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunun altı çizilerek, markanın kullanmamaya bağlı olarak iptal edilmesi gerektiğini, sicil kayıtlarında hiç kullanılmamış ya da uzun süredir kullanılmayan pek çok marka mevcut olup, dava konusu ... sayılı markanın da bu kategoride yer aldığını, sicilin gereksiz şekilde işgal edilmesine yol açtığını ve müvekkiline karşı kötüniyetli girişimlere zemin oluşturduğunu, iptal şartlarının bu dava açılmadan çok önce gerçekleştiğini ve mahkemece iptal kararı verildiğinde bu kararın iptal şartlarının ilk oluştuğu tarihten itibaren hüküm doğuracak şekilde tesis edilmesinin talep edildiğini, markanın kullanılması yükümlülüğünün her bir sınıf ve alt sınıftaki mal ve hizmetler yönünden ayrı ayrı ciddi kullanımı gerektirdiğini, ciddi kullanımın tescilli mal ve hizmetlerin menşe kimliğini garanti edecek düzeyde kullanım anlamına geldiğini, davalının SMK m.9/1’e aykırı şekilde tescilli olduğu emtialarda markayı kullanmadığını, bu sebeple markanın kapsamındaki tüm emtialar bakımından kullanmamaya bağlı iptal şartlarının oluştuğunu, mahkeme sürecinde alınan tüm bilirkişi raporlarında markanın kullanılmadığının tespit edildiğini, buna rağmen mahkemece anlaşılmayan bir şekilde davanın reddine karar verildiğini, bu nedenle yerel mahkemenin ret kararının tamamen kaldırılması ve dava konusu markanın tüm sınıflarda kullanılmaması nedeniyle bütünüyle hükümsüzlüğüne karar verilmesinin talep edildiğini, fazlaya ilişkin dava ve sair tüm talep haklarının saklı tutulduğunu, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2019/270 E., 2022/123 K. ve 13.09.2022 tarihli kararında müvekkil firmanın davayı açmakta haklı menfaatinin bulunduğu, yerel mahkeme aşamasında eksik inceleme yapıldığı, markanın kullanımıyla ilgili olarak taraflar arasındaki ilişki değil ciddi kullanımın incelenmesi gerektiği göz önünde bulundurularak, davanın kabulü gerekirken hukuka aykırı şekilde reddine karar verildiğinin, yeni bir heyete rapor aldırılmaksızın alelacele karar verilmesinin müvekkilin adil yargılanma ve hukuki dinlenilme haklarını ihlal ettiğinin tespitini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarıyla markanın kullanılmadığının sabit olduğunun dikkate alınarak, ... sayılı markanın tescilli olduğu tüm sınıflarda kullanılmaması gerekçesiyle bütünüyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı vekili tüm bilirkişi raporlarında müvekkilinin markasının kullandığı tespit edildiği halde raporlarda aksi yönde bir husus varmış gibi beyanlarda bulunduklarını, davacı vekilin tüm bilirkişi raporlarını markasını kullandığı tespit edildiği halde raporlarda aksi yönde bir husus varmış gibi beyanlarda bulunduğunu, mahkeme tarafından dosyanın içeriğindeki raporlara bakıldığında bu hususlar kolayca görüleceği açık olduğu halde davacı vekili bu tür ciddiyetsiz beyanlarla mahkemenizi meşgul ettiğini, bilirkişiler yerinde inceleme yapmak suretiyle 28. Sınıf kapsamındaki tüm ürünlerin müvekkilin kullandığını faturalar üzerinde ve ürünleri fotoğraflayarak tespit ettiğini, raporlarında bu hususları tek tek açıklamışlar ve gösterdiklerini, müvekkilin tek iştigal konusu unvanında ve ticaret sicil gazetesindeki faaliyet alanındaki emtialardan da görüleceği üzere '...' markası ve ibaresi olduğunu, müvekkilinin '...' markalı ürünleri üretmekten ve satmaktan başka bir faaliyeti de bulunmadığını, beyan ederek davacının yerinde olmayan istinaf taleplerinin reddine karara verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, davalıya ait ... sayılı “...” ibareli markanın kullanılmama nedeniyle iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili firmanın ticaret unvanında yer alan “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek için başvurularda bulunduğunu, ancak bu başvuruların, davalıya ait ... sayılı “...” ibareli marka nedeniyle reddedildiğini, davalının söz konusu markayı kötü niyetle tescil ettirdiği, hiç kullanmadığı iddiası ile kullanılmayan bu markanın iptalini talep edilmiştir. Davalı vekili, “...” markasının 2007 yılında tescil edildiğini, ancak 1997 yılından beri yoğun şekilde kullanıldığını, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında önceden iş ilişkisi bulunduğunu, davacı tarafın müvekkilinin markasını taklit etme ve müşteri kitlesini ele geçirme amacı taşıdığını, bu nedenle kötü niyetli olduğunu beyanla davanın reddini talep edilmiştir. - 02/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda , davalının ticari defterleri usulüne uygun tutulduğu, “...” markasının davalının ticaret unvanı olarak da kullanıldığı, faturalar ve internet sitesi içeriklerinin (özellikle www....com ve bağlantılı sitelerde) markanın 28. sınıfta ciddi kullanımını gösterdiği, markanın ayırt edici unsur olarak kullanıldığı, web arşiv kayıtlarında 2002 yılından itibaren aktif olduğu , “...” markasının 28. sınıftaki emtialar bakımından ciddi ve markasal şekilde kullanıldığı tespit edilmiştir. - 11/03/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda, “...” markasının davalı tarafından şirket unvanı ve faturalarda kullanıldığı, iş yerinde yapılan keşifte, oyuncak hayvan, yılbaşı ağacı süsü, suni kar spreyi ve çıngırak gibi ürünlerde güncel ve ciddi markasal kullanım tespit edildiği, 2007–2017 arası faturalarda da bu ürünlerde markasal kullanım yer aldığı, ancak suni yılbaşı ağaçları emtiası açısından markasal kullanım tespit edilemediği belirtilmiştir. - 20/05/2022 tarihli ek bilirkişi raporunda, 28. Sınıfın alt sınıfı olan “Suni yılbaşı ağaçları ve bunlar için süsler, suni karlar, çıngıraklar, eğlence (parti, diskotek vb.) süsleri, parti şapkaları” emtiası açısından: Davalının sunduğu dava tarihi olan 12.09.2019 öncesindeki beş yıllık döneme ilişkin olan (2014, 2017, 2019 yıllarındaki) “cadı şapkası, kovboy şapkası, korsan şapkası, peruk, balon, konfeti, sim, fiyonk, ışıklı top, çelenk, kurdela, suni kar spreyi, suni yılbaşı ağacı, noel süslemeleri” emtiasına yönelik faturalarındaki “...” ibaresini kullanımının, 28. Sınıfın alt sınıfı olan “Suni yılbaşı ağaçları ve bunlar için süsler, suni karlar, eğlence (parti, diskotek vb.) süsleri, parti şapkaları” emtiasında markasal mahiyet taşıdığının düşünülebileceği; Öte yandan “Suni yılbaşı ağaçları için….çıngıraklar” emtiası açısından yapılan incelemede davalının faturalarında “...” ibaresinin geçtiği; Davalının faturalarında yer alan “...” emtiasının 28. sınıftaki “Suni yılbaşı ağaçları için….çıngıraklar” emtiası kapsamında değerlendirilebileceği; bu takdirde davalının “...” emtiasının satışını yaptığı faturalardaki “...” markasına yönelik kullanımının da 28. sınıfın alt sınıfında yer alan “Çıngırak” emtiası açısından markasal kullanım vasfı taşıdığının düşünülebileceği; 2) 28 sınıfın alt sınıfı olan "Hayvanlar için oyuncaklar” emtiası açısından:Davalının 2016 ve 2017 tarihli faturalarındaki " zıp zıp, top, freezby, peluş oyuncak” emtiasına yönelik faturalarındaki “...” markasına yönelik kullanımlarının 28.sınıftaki "hayvanlar için oyuncaklar” alt sınıfında markasal kullanım vasfı taşıdığının düşünülebileceği; Ancak bu faturaların sayısının, içerdikleri ürün adedinin ve mali değerinin, davalının diğer faturalarındaki ürünlere kıyasen daha düşük olduğu; bu bağlamda takdiri mahkemeye ait olmak üzere, davalı tarafça ciddi kullanım şartını karşılamadığının düşünülebileceği; 3) 28.sınıfın alt sınıfı olan “Oyunlar ve Oyuncaklar” emtiası açısından: Davalının 12.09.2014 tarihinden itibaren (2014, 2015, 2016, 2017, 2018 yıllarına ait) “oyun kağıdı, tavla, satranç, dart, okey, uçurtma, jenga, twister, scrabble gibi kutu oyunları” emtiasına yönelik sunduğu faturalarda “...” ibaresini SMK m.9 uyarınca, davalının işletme ölçüsü nazara alındığında 28. sınıfın “Oyunlar ve oyuncaklar” alt sınıfında ciddi ve pazar payı yaratacak düzeyde, markasal vasıfta kullandığının düşünülebileceği; 4) 28. Sınıfın Alt Sınıfı Olan “Salonda oynanan oyunlar; harici ekran ya da monitör ile bağlanıp oynanabilen oyunlar için aletler, makineler ve cihazlar (jetonla çalışanlar dahil).” emtiası açısından: Davalının 2017 ve 2019 tarihli faturalarındaki “bilardo ıstakası, ıstaka ucu, bilardo topu, langırt makinesi, bingo makinesi, çocuk havuzu topu” gibi emtianın “Salonda oynanan oyunlar; harici ekran ya da monitör ile bağlanıp oynanabilen oyunlar için aletler, makineler ve cihazlar (jetonla çalışanlar dahil).” kapsamında düşünülebileceği; dolayısıyla Davalının bu emtiaya yönelik faturalarındaki “...” markasına yönelik kullanımlarının 28.sınıfın bu alt sınıfında markasal kullanım vasfı taşıdığının düşünülebileceği; Ancak bu faturaların sayısının, içerdikleri ürün adedinin ve mali değerinin, davalının diğer faturalarındaki ürünlere kıyasen daha düşük olduğu; bu bağlamda takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, davalı tarafça ciddi kullanım şartını karşılamadığının düşünülebileceği; 5) 28. Sınıfın Alt Sınıfı Olan “Çocuk bahçeleri, parklar ve oyun parkları için oyuncaklar” emtiası açısından: Davalının sunduğu dava tarihi öncesindeki döneme yönelik 2015, 2016, 2017, 2018 ve 2019 tarihli faturalarında yer alan “basket potası, basket filesi, voleybol filesi, beach voleybol filesi, münyatür halı saha kalesi, dikilmiş koruma ağı, pinpon masası” gibi emtianın “Çocuk bahçeleri, parklar ve oyun parkları için oyuncaklar” kapsamında kaldığının; davalının bu emtiaya yönelik faturalarındaki “...” markasına yönelik kullanımlarının 28.sınıfın “Çocuk bahçeleri, parklar ve oyun parkları için oyuncaklar” alt sınıfında markasal kullanım vasfı taşıdığının düşünülebileceği; 6) 28. Sınıfın Alt Sınıfı Olan “Bu sınıfa dahil jimnastik ve spor aletleri ile malzemeleri” emtiası açısından: Davalının 12.09.2014 tarihinden itibaren (2015, 2016, 2017, 2018, 2019 yıllarına ait) “yoga matı, tenis raketi, basket, volaybol, futbol topu, jimnastik minderi, bone, pilates lastiği, atlama ipi, golf topu, pinpon topu, dambıl” emtiasına yönelik sunduğu faturalarda “...” ibaresini 28. sınıfın alt sınıfı olan “jimnastik ve spor aletleri ile malzemelerinde” davalının işletme ölçüsü nazara alındığında ciddi ve pazar payı yaratacak düzeyde, SMK m.9 uyarınca markasal vasıfta kullandığının düşünülebileceği belirtmiştir. Marka sahibinin tescilli markasını fiilen kullanma yükümlülüğü söz konusudur. 6769 sayılı SMK 'da markanın kullanılmaması iptal nedeni olarak düzenlenmiştir. SMK 26/1-a göndermesi ile aynı yasanın 9/1 maddesinde " Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir." hükmü getirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince markanın ciddi şekilde kullanıldığının, kullanma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin kabulü için tescilli olduğu tüm sınıf ve alt sınıflarda kullanılmış olması gereklidir. Zira markanın benzer olsa bile kullanılmadığı mal ve hizmetler yönünden kullanım şartı gerçekleşmiş olmaz. Sadece fiilen kullanıldığı alanla sınırlı olarak kullanım yükümlülüğünün yerine geldiği kabul edilir. Ayrıca yasal düzenlemede getirilen "ciddi kullanımın" her olayın özelliğine göre değerlendirilmesi ve özellikle tescilli olduğu alanda pazar payı yaratma, arttırma, koruma ve sürdürmek için yeterli şekilde ticari faaliyet yürütüp yürütmediği dikkate alınmalıdır. Olumsuz vakıaların ispatının davacıya düşmemesine ilişkin genel hukuk ilkesi uyarınca yargılama konusu markayı tescilli olduğu tüm emtialarda kullandığının ispat yükü markayı kullandığını ileri süren marka sahibine aittir. 5 yıllık kullanım süresi dava tarihinden geriye doğru 5 yılı kapsar. SMK 26/4 maddesine göre, Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin iptal talepleri reddedilir. İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; dava konusu “...” ibareli ... sayılı markanın 28. Sınıfta “Oyunlar ve oyuncaklar. Salonda oynanan oyunlar için aletler, makineler ve cihazlar (jetonla çalışanlar dahil) .Hayvanlar için oyuncaklar, Çocuk bahçeleri, parklar ve oyun parkları için oyuncaklar. Jimnastik |ve spor aletleri ve malzemeleri. Suni yılbaşı ağaçları ve bunlar için süsler, suni karlar, çıngıraklar, eğlence (parti, diskotek vb.) süsleri, parti şapkaları” emtiaları için davalı adına kayıtlı olduğu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafa ait ... sayılı “...” markasının, www...com ve bağlantılı internet siteleri içeriğinde aktif olarak kullanıldığı , sunulan faturalardaki kullanımın unvansal değil markasal kullanım olduğu, “...” markasının oyuncak hayvan, yılbaşı süsü, suni kar spreyi ve çıngırak gibi ürünlerde hem işyeri keşfi hem de sunulan faturalarla birlikte emtia üzerinde ciddi biçimde kullanıldığı, markanın dava tarihinden geriye dönük 5 yıllık sürede (2014–2019) tescilli olduğu 28. sınıfa dahil emtialar bakımından piyasa şartlarına uygun ve makul düzeyde ciddi, sürekli ve markasal mahiyette kullanıldığı hususunun tespit edildiği dikkate alındığında SMK m.9 kapsamında ciddi kullanım koşullarının sağlandığının davalı yanca ispat edildiği, markanın iptali şartlarının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davanın reddi kararının dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu, istinaf talebinin reddi gerektiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/09/2022 tarih ve 2019/270 E. 2022/123 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 15/05/2025