T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1608 Esas
KARAR NO: 2025/461
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/12/2020
NUMARASI: 2019/201 E. - 2020/452 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/03/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketlere ait markaların Türk Patent ve Marka Kurumunda tescilli olduğu gibi uluslararası alanda da tanınmış marka olarak tescilli olduklarını, müvekkili şirketlerin diğer tescilli marka ürünlerinin yanında, her türlü çanta, ayakkabı, aksesuar ve deri mamulü ürünlerin imal ve ticareti ile de iştigal ettiğini, bu kapsamda marka hakkı müvekkili şirketlere ait olan ana markaları ve tüm sözcük ve/veya şekil alt markaları, bu markalar altında üretilen, yoğun reklam ve tanıtım ile dünyanın pek çok ülkesinde ve Türkiye’de tanıtımı yapılmış çanta, ayakkabı, aksesuar ve deri mamulü ürünler alanında tanınmış markalar olduğunu, müvekkili şirketin tescilli markalarının izinsiz bir şekilde kullanılması, ürünlerinin satışa arz edilmesi, depolanması üzerine, ihlalin tespit edilebilmesi için davalı hakkında İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/124 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti talebinde bulunduklarını, davalı ...'e ait; ... Mah. ... Cad. No:... ... Kat:.. Daire:... Farih/İstanbul adresinde bilirkişi nezaretinde yapılan delil tespiti neticesinde; ... logolu/desenli ... markalı 154 adet şal ve ... logolu/desenli ... markalı 12 adet şal cinsi eşya tespit edildiğini, tespit sırasında bulunan bilirkişi ile tespit edilen ürünlerde müvekkillerine ait tescilli markaların birebir aynısının kullanıldığını ve ürünlerin orijinal olmadığını, ürünlere el konularak yedd-i emine teslim edildiğini, davalı tarafından satışa sunulan ürünlerin tamamının taklit olduğunu, müvekkili şirketlerin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, beyanla İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2019/124 Değişik İş sayılı dosyası ile tespit edilen ve elkoyma kararı verilen ürünler üzerindeki ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilerek ürünlerin muhafazasının devamına, davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz eylemi ve haksız rekabet eylemi olduğunun tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, giderilmesine, taklit ürünlerin kapladığı yer ve muhafazasının ciddi külfet meydana getirmesi sebebiyle Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 163. maddesine istinaden hızlı imhasına, depolama-sundurma ücretinin davalıya tahmiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın işyeri adı belirterek yaptığı tespit ve yine işyeri adını davalı olarak belirtip, tüzel kişiliği olmayan “...” aleyhine dava açmasının ve marka hakkına tecavüz iddiası ile açılan davanın da müvekkile yöneltilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin yasal olarak satın aldığı ürünleri sattığını, söz konusu ürünlerin üreticisi olmadığını, ürünlerinin üreticilerinin bir kısmının ... markasını kullandıklarını ve ... Ltd. Şti. firması tarafından üretim yapıldığını, bir kısım ürünün ise “...” etiketli olarak satıldığını ve ... firması tarafından üretildiğini, yasal olarak piyasaya süren firmalara davanın yöneltilmesi gerektiğini, davacı tarafın ürünleri üreten firmalara karşı marka hakkına tecavüz davası açmayarak bu ürünlerin üretilmesine muvafakat ettiğini, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, öncelikle husumet yönünden davanın reddini talep ettiklerine, esasa ilişkin olarak ; müvekkilinin tesettür ürünleri satan bir işletme olduğunu, satılan ürünlerin arasında en yüksek kalemi tutan ürünün eşarp olduğunu, işyerinde tespit edilen ve muhafaza altına alınan ürünlerin üreticisinin müvekkili olmadığını, dava konusu edilen ürünlerin hiçbirinde davacıya ait bir marka mevcut olmadığını, kaldı ki bu ürünleri satmaması gerektiğinin davacı tarafından hiçbir şekilde ihbar edilmediğini, dava konusu ürünlerin üreticilerinin ... Ltd. Şti ve ... (...) firması oluğunu, firmalar ürünleri üreten ve piyasaya süren firmalar olduğunu, bu firmalara davanın ihbarını talep ettiklerini, dava konusu ürünlerin üzerinde markasının ve üreticisinin yazılı olduğunu, tüketicilerin bu ürünleri davacı markası ile karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, ürünleri üreten ve piyasaya sunan firmaların belli olduğunu, bu firmalara karşı hiçbir işlem yapmayan davacının iyi niyetli olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu ve izah edilen mevzuat kapsamında bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı kullanımlarının herhangi bir hakka dayalı olmaksızın izinsiz olduğu, orta zeka düzeyindeki tüketiciler tarafından orijinalinden ayırt edilemeyeceği, iltibasa yol açacağı ve aldatma kabiliyeti olduğu dikkate alındığında davalı eyleminin markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna ulaşılmakla davacının sübut bulan davasının kabulüne karar vermek gerekmiş, davalı kullanımlarının davacı adına TPMK nezdinde tescilli "... şekil" ibareleri markalarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, davalının tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin durdurulmasına, önlenmesine ve giderilmesine, İstanbul 1.FSHHM'nin 2019/124 D. İş sayılı dosyası ile el koyma kararı verilen ürünler üzerindeki ihtiyati tedbir kararının, karar kesinleşinceye kadar devamına, kararın kesinleşmesine müteakip masrafı davalıya ait olmak üzere imhasına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur. " şeklindeki gerekçeleri ile, Davanın KABULÜ İLE, davalı kullanımlarının davacı adına TPMK nezdinde tescilli "... şekil" ibareleri markalarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, davalının tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin durdurulmasına, önlenmesine ve giderilmesine, İstanbul 1.FSHHM'nin 2019/124 D. İş sayılı dosyası ile el koyma kararı verilen ürünler üzerindeki ihtiyati tedbir kararının, karar kesinleşinceye kadar devamına, kararın kesinleşmesine müteakip masrafı davalıya ait olmak üzere imhasına, Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin tirajı en yüksek üç gazeteden birinde, masrafı davalıya ait olmak üzere bir defaya mahsus ilanına, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararda kanaat ve gerekçe kısmında markaların aynılığı/benzerliği, malların ve hizmetlerin aynılığı ve benzerliği ile halk tarafından karıştırılma ihtimali başlığı altında tespit edilen ürünler hakkında gerekçe oluşturulduğunu, söz konusu ürünlerde hiçbir şekilde "..." markasının kullanılmadığını, ürünlerde kendi markaları olan "..." ve "..." markalarının yazdığı marka ve etiketler bulunduğunu, bu nedenle halk arasında karıştırılma ihtimalleri olmadığını, aynı konu ile ilgili müvekkili hakkında başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle satışa arzetmek veya satmak suçlaması ile yapılan suç duyurusu neticesinde İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2020/57 E. Ve 2021/14 K. Sayılı dosyası ile yapılan yargılamada müvekkili ...'nın beraatine karar verilerek kararın istinaf incelemesinden de geçerek kesinleştiğini, bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde de belirttikleri üzere müvekkilinin ... markası olmaksızın, ürünlerin üzerlerinde etiket ve ayrı marka olduğu halde fatura mukabilinde satın alarak satışa sunduğu ürünler olduğunu, söz konusu ürünlerin üreticilerinin bir kısmının ... markasını kullandığını ve ... Ltd. Şti. firması tarafından üretilmekte olduğunu, ... harfinin baskın olduğu bir marka kullandığını, diğer kısım ürünün ise "elif" etkiletli olarak satıldığını ve ... firması tarafından üretilmekte olduğunu, söz konusu ürünlerin tüketicinin sosyal medya hesaplarında da mevcut olduğunu, söz konusu üreticilerin isim ve adreslerini bildirerek davanın ihbarını istemiş olmalarına rağmen talepleri hakkında karar verilmediğini, marka hakkına tecavüz varsa üreten ve yasal olarak piyasaya süren firmalara davanın yöneltilmesi gerektiği şeklindeki itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, raporda dava konusu ürünlerin tüketici nezdinde karışıklığa neden olabileceği tespiti yapılmış olmasına rağmen ürünler üzerinde bulunan etiketlerin Yargıtay kararları gereği de karışıklığı ortadan kaldırdığının tespitinin yapılmadığını, tüzel kişiliği olmayan "..."e davanın yöneldirildiğini ve ilk derece mahkemesi dava dilekçesinde ve talep olmamasına rağmen davalı ... hakkında hüküm kurulduğunu, davacının dava açarken yönlendireceği kişiyi araştırması ve ona göre dava açması gerektiğini, tüzel kişiliği olmayan işyeri adına dava açmasının ve dava devam ederken müvekkilinin ismi eklenerek hüküm vevrilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın istinaf gerekçesine katılmadıklarını, davalı tarafın fiillerinin müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin, davalı ürünlerinin iltibas yarattığının, haksız rekabet teşkil ettiğinin, davalı tarafından üretilen ürünlerin müvekkili markası ile üretilen ürünlerin taklidi niteliğinde olduğunun bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararlarıyla bağlı olmadığını, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini, ilk derece mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olup onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasıdır. TPMK kaydına göre; ... tescil no'lu " ..." ibareli markanın 18,22,24,25,26. Sınıflarda 31.12.1998 tarihinde, ... tescil nolu "şekil" ibareli markanın 03, 14, 16, 18, 24, 25, 27, 29, 30, 32, 35 ve 40.sınıflarda 25/07/2014 tarihinde, ... tescil nolu "...+Şekil" ibareli markanın 03 ve 05.sınıflarda 30.07.2002 tarihinde ... adına tescilli olduğu görülmüştür.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 19.06.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;"...Davalının şal ürünleri üzerindeki kullanımının, davacının tanınmış tescilli “...” markaları ile ayırt edilemeyecek denli benzer olduğu, bu sebeple iltibas yarattığı ve marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet teşkil ettiği, davalı tarafından üretilen ürünlerin davacının markası ile üretilen ürünlerin taklidi niteliğinde olduğu, iş bu tasarımlarının bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim acısından ayırt edicilik derecesinde farklı olmadığı, davalı tarafından, davacı firmanın kendi ortalanma algıdaki tüketici kitlesince iltibasa ve aldatmaya yol açacak şekilde tescilli tasarım marka/logo görsellerinin taklit yolu ile üretilmesi ile piyasaya sunulduğu... "belirtilmiştir. 6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir. İlgili Kanunun 7 inci maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır. 6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir. Madde 54- "(1)Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. İstanbul 1.FSHCM' nin 2020/57 Esas, 2021/14 Karar sayılı ilamı ile davalı hakkında başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle satışa arzetmek veya satmak suçundan kamu davası açıldığı, dava konusu marka taklidi olduğu iddia edilen şallar üzerinde “... ve ...” ibarelerinin görünür şekilde yer alması nedeniyle bu haliyle dava konusu ürünler bir bütün olarak değerlendirildiğinde tüketiciler nezdinde iltibas oluşturmayacağı gerekçesi atılı suçun unsurları oluşmadığından CMK nın 223/2-a maddesi gereğince sanığın müsnet suçtan beraatine karar verildiği kararın istinaf edilmesi neticesinde, İstanbul BAM 14 CD 28/01/2022 gün 2021/1005 Esas, 2022/181 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği görülmüştür. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davası açılmış ise de, aynı tespite ilişkin olarak ceza mahkemesinde dava açıldığı, İstanbul 1.FSHCM' nin 2020/57 Esas, 2021/14 Karar sayılı kararı ile sanığın suçun unsurları oluşmadığından beraatine karar verildiği ve istinaf incelemesinden geçerek kararın kesinleştiği, Ceza mahkemesi hakiminin maddi vakıalar açısından değerlendirmesi, hukuk hakimini bağlayacağından dolayı davanın reddi gerekmektedir. Davalı istinaf dilekçesinde, Tüzel kişiliği olmayan iş yeri adına dava açılması ve dava devam ederken müvekkilinin ismi eklenerek hüküm verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını ileri sürmüş olup, 21/06/2019 tarihli tutanakta ...-...'nın imzasının bulunduğu bu kişinin firmanın yetkilisi olduğu anlaşılmakla, tüzel kişiliği bulunmayan ABANA TEKSTİL firmasının davalı olarak gösterilerek hüküm kurulması doğru olmadığından, bu firma yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine, ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalının istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 09/12/2020 tarih, 2019/201 E., 2020/452 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Davalı ... hakkında açılan davanın REDDİNE,-... yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile 571,00 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı ...'ya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı ... tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı ... tarafından yapılan 85,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 61,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 146,70 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalı ...'ya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/03/2025