T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1650 Esas
KARAR NO: 2025/459
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 27/01/2022
NUMARASI: 2019/98 E. - 2022/33 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/03/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Tic. Ltd. Şti. Mobilya'nın satış ve pazarlama sektöründe kaliteli hizmeti ile tanınmış İstanbul'da birçok şubesi bulunan ve büyüyen bir şirket olduğunu, müvekkili firmanın ... markasının bilinirliğini tüm Türkiye nezdinde yaptığı kaliteli işler, verdiği güvenilir hizmet ile sağlamış ve bir marka değeri meydana getirdiğini, müvekkil şirketin tasarımları ve çizimleri kendisine ait olan her türlü mobilya ürünlerinin satış ve pazarlamasını yapmaktığını, bu ticaretine ilişkin olarak Türk Marka ve Patent Kurumu nezdinde ilgili tescillerini uzun yıllar önce gerçekleştirdiğini, Müvekkili şirketin ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde; ... Tescil numaralı, "... şekil" markalı ve 20 ve 35 numaralı sınıflarda, ... Tescil numaralı, "..." markalı ve 20 ve 35 numaralı sınıflarda, ... Tescil numaralı, "..." markalı ve 35 numaralı sınıfta, ... Tescil numaralı, "..." markalı ve 01, 02, 03, 04, 05, 06, 07, 08, 09, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44 ve 45 numaralı sınıflarda kayıtlı marka tescilleri bulunduğunu, tüm tescil belgelerini dilekçelerinde sunduklarını, davalı firmanın ise ev tekstil ürünleri satışı ve pazarlaması dalında faaliyet gösterdiğini, davalı firmanın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 24. sınıfta ... başvuru numaralı 11.09.2015 koruma tarihli "..." markası ile faaliyetlerini sürdürdüğünü, davalı firmanın sadece 24. sınıfta marka tescili bulunmasına rağmen müvekkilinin tescil ettirdiği mal ve hizmet sınıfı olan özellikle 20. sınıfta ve diğer sınıflarda "..." ismi ile ticari faaliyet yürüttüğünü, özellikle 20. sınıfta ve diğer koruma kapsamındaki sınıflarda ticari faaliyet göstermesi ve sürdürmesi müvekkili firmanın marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, tecavüzün tarafımızca tespit edilmesi nihayetinde söz konusu tecavüzü teşkil eden delillerin davalı firmaca yok edilmesinden evvel taraflarınca delil tespiti talebinde bulunulduğunu, işbu delil tespiti taleplerinin Ankara 2. Fıkri ve Sınai Haklar Mahkemesi tarafından kabul edilerek iddialarındaki haklılıklarının mahkeme kararıyla ortaya konulduğunu, işbu delil tespiti talepleri neticesinde mobilya tasarımı uzmanı ve marka konusunda uzman bilirkişilerce davalı firmanın adresinde inceleme yapıldığını, açıklanan nedenlerle mahkememizce dosya hakkında yargılama sonucu beklenmeksizin ihtiyati tedbir olarak tespit kararında belirtilen ve müvekkile ait tescilli markaya tecavüz teşkil eden ibarelerin kullanıldığı dilekçelerinde sunulan internet web sitesi instagram sayfası ve facebook hesaplarının görünürde haklılık esasına dayalı olarak kapatılmasını, yasaklanmasına ve ilgili kurumlara müzekkere yazılmasını, müvekkilinin tescilli markasının koruma altına alındığı ticaret alanında faaliyet gösteren davalının, ... unvanını kullanarak her türlü mobilya satışı yapması, mağazasının ön cephesinde yer alan tabeladaki işletme adında ve diğer ürünlerinde, müvekkilin tescilli markasının yazı karakterleri ile yazılmış "..." ismini ön plana çıkararak, "..." ekini kullanmadan iltibas uyandıracak şekilde faaliyet göstermesi eylemleriyle müvekkilinin marka hakkına yaptığı tecavüzün tespitini, durdurulmasını, kaldırılmasını, yasaklanmasını, müvekkiline ait tescilli markaya tecavüz teşkil eden ibarelerin kullanıldığı tabelaların sökülmesini, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasını ve imhasını, müvekkiline ait tescilli markaya tecavüz teşkil eden ibarelerin kullanıldığı internet adresinin ve sosyal medya hesaplarının yasaklanmasını, kapatılmasını, masrafı davalıdan alınarak hükmün tirajı en yüksek gazetelerden biri ile ilanını; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla SMK Md. 151/2-b uyarınca hesaplanacak şimdilik 20.000,00 TL Maddi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsilini ve taraflarına ödenmesini, 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsilini ve taraflarına ödenmesini, delil tespiti için 1364 TL ( 1263,80 tl gider avansı + 100,20 tl harçlar) olarak yapılan masrafların davalıdan tahsiline ve taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticari işletmesinin satış ve pazarlama alanında 20 yılı aşkın bir süre önce seyyar satıcılık şeklinde faaliyet göstererek Ankara'nın Akyurt ilçesinde başladığını, belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaştıktan sonra ticari ve hukuki dünyada varlığını sürdürmeye başladığını, ... Ticaret'in Türk Patent va Marka Kurumu nezninde ... tescil numaralı “...' markalı ve 24. sınıfta kayıtlı marka tescili bulunduğunu, tescil belgesini dilekçesi ekinde sunduğunu, ticari işletmesinin ev tekstil alanında faaliyetlerini sürdürürken daha sonraları ..., ..., ... markalarının bayiliğini aynı işletme adı altında yapmaya başladığını, davacının ileri sürdüğü iddaların mesnetsiz olduğunu, '...' ibaresi hiçbir surette satışını yaptıkları ürünlerin markası olarak kullanmadıklarını, yalnızca belirttiği markaların bayiliği yaptıklarını, '...' ibaresini ise yalnızca işletme adı otarak kullandıklarını, dava konusunun taraflarına bildirildikten sonra ise işletme adının yazılı olduğu tabelayı ivedilikle kaldırıldığını ve işletmelerine ait internet sitesini kapattıklarını, "..." işletme adını kullanmaktan vazgeçtiklerini, buradan açık bir şekilde anlaşılacağı üzere bu kullanımlarının hiçbir suretle kötü niyetli bir kullanım teşkil etmediğini, davacının iddia ettiği gibi kötü niyetli olmadığını, markasını TPE nezdinde kayıtlı şekilde ...+şekil+mobilya biçiminde kullandığını ve bunun da 24. Sınıfta tesciline dayanarak yaptığını, karşı tarafın iddia ettiği gibi markaya yönelik bir itibar zedelenmesinin kesinlikle mevcut olmadığını, çünkü karşı tarafın marka adı altında piyasaya sundukları satış yaptığımız hiçbir ürün bulunmadığını, satışını yaptıklarını ürünlerin markaları belirttiğini, karşı tarafın müşteri çevresini de hiçbir surette etkilemediğini, zira internet sitelerinde yalnızca tanıtım amaçlı olduğunu, hiçbir şekilde satış yapmıadıklarını internet üzerinden kendi müşteri çevrelerinin karşı tarafın iddia ettiği gibi markalarının tanınmışlığından değil tamamen yıllarca aynı çevrede göstermiş oldukları faaliyetlerden kaynaklandığını, tazminata hükmedilebilmesi için kuşkusuz kusur şartının varlığı aranması gerektiğini, somut olayda kusur bulunmadığını, kötü nivetli bir kullanım olmadığını çünkü öğrendikten sonra işletme adının kullanımına son verildiğini açıklanan nedenlerle haksız ve yersiz açılan davanın reddini, fahiş şekilde talep edilen tazminat tutarının da kusurları bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Tüm dosya kapsamı, tanık beyanları, tespit dosyasına sunulan bilirkişi raporu ve sunulu tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde; davalının (Tescil harici ''...'' ibaresini ön plana çıkarır şekildeki) fiili kullanımlarının ve internet kullanımlarının davacıya ait tescilli markaları ile ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verdiği, herhangi bir hakka dayalı olmaksızın kullanıldığı, her ne kadar adına tescilli marka var ise de kullanımların tescil sınıfında kalmadığı gibi SMK 155 dikkate alındığında bunun savunma gerekçesi olmayacağı, izahı yapılan mevzuat gözetildiğinde davalı eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmakla markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, men'ine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiş yine tazminat talepleri yönünden, davalının ticari defterlerini sunmadığı, sunsa dahi emsal uyuşmazlıklarda net bir zarar tespitinin mümkün olmadığı dikkate alındığında davacının lisansa dayalı SMK 151/2-c kapsamında zararını tespitin mümkün olmadığı, anlaşılmakla tazminat miktarlarının TBK 50. maddesi gereği takdiren belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla davalının kullanım durumu, sunulan deliller hak ve nesafet izahı yapılan değerlendirmeler kapsamında ayrıntıları yukarıda belirtildiği hali ile takdiren 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın yerinde olduğuna kanaat getirilmekle bu miktarlar üzerinden tazminat taleplerinin kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur." şeklindeki gerekçeleri ile, -Davanın KABULÜ İLE; davalı kullanımlarının (Tescil harici ''...'' ibaresini ön plana çıkarır şekildeki) markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin TESPİTİNE, DURDURULMASINA, ÖNLENMESİNE, ORTADAN KALDIRILMASINA, -''...'' ibaresini içeren tabela, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılarak yeddi emine tevdini, karar kesinleştiğinde masrafları davalıya ait olmak üzere imhasına, -Davalıya ait ve ''...'' ibaresini içeren internet ve sosyal medya kullanımlarının (Tescil harici ''...'' ibaresini ön plana çıkarır şekildeki) önlenmesine, bu kapsamda davalıya ilgili kullanımları kaldırması yönünden 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde kaldırılmadığı takdirde ilgili sitelere erişimin engellenmesine, infazda Ankara 2. FSHHM'ne 2018/72 D.İş syılı dosyasına sunulan 26/09/2018 tarihli bilirkişi raporunun dikkate alınmasının hüküm eki sayılmasına, -Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile; takdiren 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, -Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile; takdiren 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükümde taraflarına takdir edilen maddi tazminatın taleplerinin çok altında olduğunu, Ankara 2. Fikri Sinai Hukuk Mahkemesi 2018/72 Değişik İş sayılı dosyayı 02/12/2019 tarihinde mahkemeye ibraz etmiş olduklarını, davalı tarafından markadan doğan haklara tecavüz eyleminin sabit olduğunun raporla ispat edildiğini, verilen süre zarfında emsal lisans sözleşmesi sunamadıklarını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/10989 Esas 2016/6891 Karar sayılı kararı doğrultusunda maddi tazminat hesabı yapılmasını talep ettiklerini, İTO'nun gönderdiği yazı cevabında tecavüze konu olan markadan elde ettiği cironun %15'i lisans bedeli belirlenmesinin uygun olacağı yönünde görüş oluşturulduğunun belirtildiğini, yoksun kalınan kazanç tazminatı açısından Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 151/2-c bendi uyarınca bir lisans bedeli belirlenmesi gerektiğini, emsal bir lisans sözleşmesi sunulamıyor olduğu durumlarda somut olayın şartları ve sınai mülkiyet hakkının değeri nazara alınarak mütecaviz ticari iş ve işlem hacmine uygun bir bedel belirlenmesi gerektiğini, davalı tanıklarının ifadelerinden de anlaşıldığı üzere davalı "..." markasının müvekkilinin tescilli "..." markalarıyla karıştırıldığını, davalı tanıklarının dava konusu mağazaya isminin "..." olduğunu düşünerek gittiklerini beyan ettiklerini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının eksik inceleme sonucu hazırlandığını, mahkemece takdir edilen manevi tazminatın taleplerinden düşük olması sebebiyle istinaf etmeyi gerektirdiğini, Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere ilgili markaya ve tüzel kişiye karşı tüketici tarafından duyulan güvenin sarsılmasının tüzel kişi lehine de manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini gösterdiğini, müvekkilinin markasına tecavüz nedeniyle müvekkilinin ekonomik şöhret anlamında zedelenme yaşadığını ve bu durumun müvekkili işletmeyi manevi yönden yaralamış olduğunu, talep ettikleri manevi tazminat miktarının müvekkilinin zenginleşmesi sonucunu doğuracak bir miktar olmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu; 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca açılmış markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, sonuçlarının ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Davalı şirket yetkilisi cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; Ticari işletmesinin satış ve pazarlama alanında 20 yılı aşkın bir süre önce seyyar satıcılık şeklinde faaliyet göstererek Ankara'nın Akyurt ilçesinde başladığını, belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaştıktan sonra ticari ve hukuki dünyada varlığını sürdürmeye başladığını, ... Ticaret'in Türk Patent va Marka Kurumu nezninde ... tescil numaralı “...' markalı ve 24. sınıfta kayıtlı marka tescili bulunduğunu, '...' ibaresi hiçbir surette satışını yaptıkları ürünlerin markası olarak kullanmadıklarını, dava konusunun taraflarına bildirildikten sonra ise işletme adının yazılı olduğu tabelayı ivedilikle kaldırıldığını ve işletmelerine ait internet sitesini kapattıklarını, "..." işletme adını kullanmaktan vazgeçtiklerini, kullanımlarının kötü niyetli olmadığını, markasını TPE nezdinde kayıtlı şekilde ...+şekil+mobilya biçiminde kullandığını ve bunun da 24. Sınıfta tesciline dayanarak yaptığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.TPMK kayıtlarına göre; davacı ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ adına ..., ..., ..., ... ve davalı ... adına ... nolu tescilli ... şekil markasının bulunduğu görülmüştür. Tespit dosyasında bilirkişi incelemesi yaptırtılmıştır. 26/09/2018 tarihli Bilirkişi Heyetine ait raporda özetle; Aleyhine tespit istenen tarafın kullanımlarında yer alan ... ibaresi ... ibaresine göre küçük punto ile yer aldığı, bu nedenle karşı tarafın kullanımının asli unsurunun ... ibaresi olduğu söylenebileceği, tespit isteyen adına tescilli markaların münhasır/asli unsuru da ... ibaresi olduğu, ayrıca aleyhine tespit istenen tarafın kullanımlarında yer alan çok küçük puntolu ... ibaresi ile logoda taraf markalarını farklılaştırmaya yetmediğini, bu nedenle aleyhine tespit istenen tarafın kullanımlarını gören ortalama tüketiciler karşı tarafa ait işyerleri ve internet sitesi ve sosyal medya kullanımlarından da tespit isteyen tarafa ait olduğunu veya karşı taraf ile tespit isteyen taraf arasında irtibat bulunduğunun düşünebileceğini, aleyhine tespit istenen tarafa ait iş yerinin tabelalarında, aleyhine tespit istenene ait http://www...com/ web sitesi ile facebook ve ınstagram sosyal medya hesaplarındaki ...(... ibareresinin ... ibaresine göre çok daha küçük puntolarla) iş yeri tabelası şeklindeki kullanımlar ile tespit isteyen taraf adına ... sayılı "..."(tescilli marka logosu), ... sayılı "..."(tescilli marka logosu) ve ... sayılı "..."(tescilli marka logosu) markalarının asli unsurunun aynı olduğu, karşı tarafın "..." ibareleri ile sunduğu müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için mobilya mallarının bir araya getirilmesi hizmetlerinin, tespit isteyen tarafın markalarının hizmetleri arasında bulunduğu ve bu hizmetin ortalama tüketicilerinin toplumun geniş bir kesiminde yer alan sıradan tüketiciler olduğu düşünüldüğü, tüm bu hususlar birlikte dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde aleyhine tespit istenen tarafın "..." ibaresiyle iş yerinin tabelasında, http://...com/ sitesinde ve facebook ile instagram hesaplarında müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için mobilya mallarının bir araya getirilmesi hizmetlerini sunmasının ve bu hizmetlerin tanıtımını yapmasının, takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere tespit isteyen taraf adına ... sayılı "...", ... sayılı "..." VE ... sayılı "..." markalarından doğan haklara tecavüz teşkil ettiği" belirtilmiştir. 6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir. SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır.6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir. 6769 sayılı Kanunun "Tazminat" başlıklı 150. Maddesine göre "(1)Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür. (2)Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir. "Yasanın "Yoksun kalınan kazanç" başlıklı MADDE 151- (1)Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2)Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır: a)Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir. b)Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç. c)Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli. (3)Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur. (4)Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir." düzenlemesi yer almaktadır.Davacı tarafından SMK 151/2-c fıkrası kapsamında lisans hesaplaması üzerinden tazminat talep edilmiştir.Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı tarafından maddi ve manevi tazminat yönünden istinaf kanun yoluna başvurulduğundan istinaf incelemesi tazminat yönünden değerlendirilmiştir. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, Mahkeme 04/03/2021 tarihli ara kararı ile, Davalı şirkete ait ticari defterleri sunması yahut yerinde inceleme talebini adresle birlikte bildirebilmesi için iki haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde ticari defterleri sunmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususunun ihtarına, bu ihtaratı içerir davetiyenin davalı asile tebliğine, sürenin tebliğden itibaren başlamasına karar verilmiş ise de, davalının adresinin Ankara olduğu mahkemece mahalli mahkemesine talimat yazılarak ticari defter ve belgelerin ibrazının istenilmesine karar verilmesi gerekir iken anılan ara kararının usulen yerinde olmadığı, geçersiz olduğu ve bu ara karara istinaden davalı tarafından defterler ibraz edilmediği gerekçesi ile hüküm kurulmasının yerinde değildir.Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine, manevi tazminat yönünden bu aşamada inceleme yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 27/01/2022 tarih, 2019/98 E. 2022/33 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,- Manevi tazminat yönünden bu aşamada inceleme yapılmasına yer olmadığına 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/03/2025