T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/1502
KARAR NO:2025/440
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:19/11/2021
NUMARASI:2018/238 E. - 2021/401 K.
DAVANIN KONUSU:Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli) Fikir VeSanat Eseri (Tecavüzün Tespiti İstemli)|Fikir Ve Sanat Eseri (Manevi Tazminat İstemli.)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/03/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin yoğun fikri emek ve uzun bir çaba harcayarak oluşturduğu "gelin ve kaynanalar ile birlikte yapılacak" yarışma programı formatına ilişkin eserini tüm unsurları, kuralları, proje uyarlamaları, yayınlanacak mecraları ve alternatifleriyle birlikte "..." adıyla 17/12/2012 tarihinde Beyoğlu ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı beyannamesi ile onaylattığını, noter tescilli yarışma formatının tüm telif haklarının müvekkiline ait olup, müvekkilinin bu eserini kimseye devretmediğini, başka bir isim altında kullanılmasına, çoğaltılmasına ve yayınlanmasına izin vermediğini, söz konusu televizyon programı formatını 24/02/2014 tarihinde davalılardan ...'de program sorumlusu ve format araştırma-geliştirme konularında çalışmakta olan ...'a mail yoluyla gönderdiğini, incelenmesi ve değerlendirilerek ...'de yayınlanması için teklifte bulunduğunu, ancak müvekkiline herhangi bir dönüş yapılmadığını ve müvekkiline ait olan eserin, izin alınmaksızın davalılardan ... Ltd. Şti. tarafından yapımcılığı üstlenilerek, ... tarafından "..." adıyla 12/03/2018 tarihinde yayınlanmaya başladığını, programın bütünlüğünün kısmen bozulduğunu ve eser sahibi olarak müvekkilinin adının belirtilmediğini, davalıların müvekkilinin yarattığı televizyon programı formatını izinsiz şekilde kullanarak haksız kazanç elde ettiğini, müvekkilinin haklarının ihlal edildiğini bu nedenle ... program sorumlusu ... ve davalı şirketler hakkında İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından 2018/78923 Soruşturma sayılı dosya ile soruşturma başlatıldığını, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 68. maddesi kapsamında müvekkilinin mahrum kaldığı bedelin 3 katı tutarında tazminata hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca FSEK 70/1 gereğince şimdilik 10.000 TL maddi ve müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesi için 5.000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 12/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesini, hükmün ilanını, devam eden ihlalin durdurulmasını, muhtemel ihlalin önlenmesini ve ihtiyati tedbir kararı verilerek müvekkiline ait TV programının kullanımının ve yayınlanmasının durdurulmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; dava konusu edilen beyanın eser niteliği taşımadığını, FSEK 1/b maddesi uyarınca hiçbir eser türü içerisinde yer almadığını ve sahibinin hususiyetini taşımadığını, söz konusu televizyon programının bir yemek programı olduğunu ve benzer formatların televizyon kanallarında yaygın şekilde bulunduğunu, dolayısıyla davacının beyanının özgünlük taşımadığını, "yemek" ana temasının daha önce birçok yarışma programında işlendiğini ve bu nedenle orijinallik iddiasının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacının Bakırköy 25. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı beyannamesinde yer alan beyanının detaylandırılmamış ve sahibinin hususiyetini taşımaktan uzak olduğunu, davacının hak sahibi olduğunu iddia ettiği içeriğin yalnızca bir sayfadan ibaret olup, net bir format yerine olasılıklara dayalı ifadeler içerdiğini, bir fikrin eser niteliğinde kabul edilebilmesi için somutlaşması gerektiğini, ancak davacının sunduğu belgenin yalnızca soyut bir fikri içerdiğini, televizyon programlarına özgü hususiyetin kullanılan müzikler, renkler, oturma düzeni, sunucu, oyuncu ve yarışmacıların programa katkısı gibi unsurlarla oluştuğunu, FSEK 8. maddesine göre eser sahipliğinin, fikri ürünün meydana getirilmesiyle doğrudan kazanıldığını, tescilin hak sahipliğini ihdas etmeyeceğini, noter onaylı beyanın yalnızca hak sahipliği konusunda ispat kolaylığı sağladığını, davacının öncelikle eser sahibi olduğunu ispat etmesi gerektiğini, davacının iddia ettiği "..." beyanı ile müvekkilinin yayıncı kuruluşu olan ... logolu TV kanalında yayınlanan "..." programının birbirinden farklı olduğunu, diğer davalı şirketin çalışanına gönderilen e-postadan müvekkilinin haberdar olmasının mümkün olmadığını, davacının dava konusu formatın e-posta ekinde gönderildiğini ileri sürmesine rağmen e-posta içeriğinde buna dair herhangi bir ibarenin yer almadığını, davacının iddialarının kötü niyetli olduğunu, davacının haksız kazanç sağlama amacı güttüğünü beyanla davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.Davalı ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davacının iddialarının herhangi bir yasal dayanağı bulunmadığını ve gerçeğe aykırı olduğunu, davacı davalı haber şirketine formatı gönderdiğini iddia etmişse de söz konusu durumda müvekkili davalı şirketin haberinin olmasının mümkün olmadığını, davacının mail ekinde dava konusu formatın olduğunu ileri sürdüğünü ancak mail beyanında buna ilişkin herhangi bir ibarenin yer almadığını, müvekkilinin kendi formatını usulüne uygun olarak tasdik ettirdiğini kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için davacının davalı ... Şirketi'ne atmış olduğu mailin kabulü varsayımında müvekkili ile davacının formatının aynı olması halinde davalı ...Şirketi'nin bu durumu bildireceğinin izahtan vareste olduğunu, müvekkili ile davacının formatının birbirinden çok farklı olduğunu, davacının açıkça haksız kazanç sağlama gayesi içinde olduğunu, iki formatın yapılışları, yarışanları, amaçları, hedeflenen kitle ve diğer tüm yönleriyle birbirinden tamamen farklı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "Davanın REDDİNE," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından müvekkiline ait noter tasdikli belgenin bir program formatı değil, yalnızca bir format taslağı olduğu yönünde değerlendirme yapıldığını, ancak müvekkiline ait televizyon programı formatının detaylandırıldığını, seyirciler tarafından izlendiğinde kolaylıkla tanınabilecek, tekrar edilebilecek unsurlardan oluştuğunu, söz konusu formata ilişkin belirli ayırt edici ve sabit unsurların seyircinin zihninde programı canlandırmasını sağlayacak ve onu diğer programlardan ayırt etmeye yetecek nitelikte olduğunu, mahkeme kararının aksine, müvekkiline ait formatın hem noterde tespit ettirildiği tarihte hem de davalıların yetkilisine e-posta olarak gönderildiği tarihte televizyonculuk sektöründe yer alan benzer programlardan farklı olduğunu ve müvekkilinin hususiyetini taşıdığını, ancak mahkemece formatın genel olarak televizyonculuk sektöründe benzer içerikte yapılan programlardan olduğu ve FSEK kapsamındaki eser türlerinden olmadığı yönünde değerlendirme yapıldığını, oysa müvekkiline ait formatın tescil edildiği tarihte birden fazla ayırt edici unsuru bir araya getirdiğini, bu nedenle orijinal bir format olduğunu, alınan 10.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda, her ne kadar yemek yarışmaları daha önce Türkiye ve dünya genelinde birçok örneğe sahip olsa da, davaya konu formatta yarışmacılar ve jüri üyelerinin aile bağı içinde olması sebebiyle dikkat çekici bir unsur içerdiği ve salt bir yemek programı olmadığı, formatın daha önce üretilip yayınlanmadığı göz önünde bulundurulduğunda, müvekkiline ait televizyon programı formatının hususiyet taşıdığı yönünde tespit yapıldığını, ayrıca aynı raporda, müvekkiline ait formatın 2012 yılında tescillendiği, 2014 yılında davalı yayıncı kuruluş yetkilisine e-posta olarak gönderildiği, davalıların programı yayınlamaya başladığı tarihin ise 2018 olduğu tespit edildiğini,Türk televizyon tarihinde gelin-kaynananın birlikte yarıştığı, davaya konu programa benzer bir yemek yarışması formatının daha önce yayınlanmadığının belirtildiğini, ancak mahkeme tarafından re’sen alınan ikinci ve üçüncü bilirkişi raporlarında, müvekkiline ait formatın notere tescil tarihi olan 2012 yılı göz önünde bulundurulmadan genel ifadelerle değerlendirme yapıldığını, oysa müvekkiline ait formatın bir taslak niteliğinde olmadığını, formatın ihtiva etmesi gereken tüm unsurları içerdiğini ve müvekkilinin hususiyetini taşıdığını, ayrıca programın tekrarlanan karakteristik unsurlarının şekillendiği ve detaylandırıldığı, dolayısıyla izleyicilerde programla ilgili belirli bir izlenim oluşmasını sağlayarak soyut bir fikirden öteye geçip somutlaştığını, müvekkiline ait formatın FSEK kapsamında korunamayacağı ihtimalinde dahi davalıların bu formatı kullanarak haksız yarar sağladığını, güveni kötüye kullandığını ve bu eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini, maddi ve manevi tazminat taleplerinin incelenerek güncel zarar ve dava değerinin belirlenmesi için hesap uzmanı bilirkişi tarafından hesaplama yapılmasını, ayrıca davaya konu yayının bir an önce durdurulmasını talep ettiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, mahkemenin davacının ikrarına dayalı olarak karar vermesinin de usule uygun olduğunu, ... logolu TV kanalında yayınlanan ... programının birbirinden farklılık arz ettiğini, farklılıklar bilirkişi raporlarında ayrıntılı olarak izah edildiğini, haksız, dayanaksız ve hukuki mesnetten yoksun istinaf talebinin önce süreden sonra esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava konusu program formatının eser vasfının bulunmadığını, müvekkili yapımcı şirketin gerek FSEK gerekse de haksız rekabet hükümleri kapsamında herhangi bir hak ihlalinde bulunmadığı tespit edildiğini, haksız rekabet olmadığını tespit eden 10.09.2020 tarihli bilirkişi heyet raporu ve 28.06.2021 tarihli bilirkişi heyet raporu dikkate alınarak verilen İstanbul 2. FSHHM kararı hukuka uygun ve isabetli olduğunu, davacının istinaf başvurusunun tümden reddine, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kararının onanmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, 5846 sayılı FSEK hükümleri uyarınca esere vaki tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ortadan kaldırılması ile telif tazminatı istemine ilişkindir.Davacı, 17.12.2012 tarihli Bakırköy ... Noterliğinin ... yevmiye numarası ile tasdik olunan, kendisine ait“...” isimli yarışma formatının davalılarca ... logolu TV kanalında yayınlanan “...” programı ile izinsiz kullanıldığını izinsiz kullanıldığı iddiasıyla esere vaki tecavüzün tespiti durdurulması, önlenmes ref’i ve FSEK madde 68 ve 70 uyarınca 10.000-TL maddi tazminatın ve 5.000-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 12.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkeme tarafından; " davaya konu formatın eser niteliği yönünden tam bir sonuca ulaşılamamış ise de noterde tasdikletilen belgenin program formatından çok format taslağı niteliğinde olduğu, -bunu eser olarak değerlendiren ilk raporda dahi kabul gördüğü- mail olarak gönderilen belgenin teklif metni niteliğinde olduğu, metinler incelendiğinde belli bir şekle bürünmemiş olasılıklı fikirlerden oluştuğu, davaya konu program formatının genel olarak televizyonculuk sektöründe notere tespit ettirildiği tarihten de çok önce benzer içerikte yapılan programlardan olduğu, hususiyet içermediği gibi FSEK kapsamındaki eser türleri kapsamında kalmadığı, sunuluş biçimi, akışı, içeriği benzer formattaki programlar gibi –karşılaştırmalı raporda ayrıntılı olarak yapılmış olmakla- hususiyet taşımayan alelade programlardan olup FSEK kapsamında eser vasfını haiz olmadığı, hususiyet içermeyen ve fiiliyata dökülmemiş düşüncelere yönelik davalı tarafından yapım ve yayını gerçekleştirilen programın- taraflar arasında ticari bir rekabetin bulunmadığı da dikkate alındığında-haksız rekabet oluşturduğunun kabulünün de mümkün olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 23.07.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacıya ait “...” isimli fikri ürünün televizyon programı formatı tanımına uygun şekilde hazırlandığı ve üzerinde sahibinin hususiyetinin bulunduğu, bu sebeple FSEK 1/B ve 5. madde bakımından eser olarak nitelendirilebileceği, davalılara ait “...” isimli televizyon programı formatı ile davacının “...” isimli televizyon programının ana çatısının, işlenilen temanın ve temel unsurlarının aynı olduğu, davacının hususiyetini ve fikri emeğini taşıyan eserinin davalılar tarafından izinsiz olarak kullanılması, yayınlanması ve bundan kazanç elde edilmesi sebebiyle davacının FSEK kapsamında fikri haklarının ihlal edildiği, söz konusu formatın lisans bedelinin bölüm başı 2050 TL olabileceği, ayrıca davacının manevi tazminat talebi konusundaki takdirin de mahkemeye ait olduğu" belirtilmiştir. 10.09.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; "Davacıya ait program formatının Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eser olarak korunamayacağı, dava konusu olayda haksız rekabet teşkil eden bir eylemin de mevcut olmadığı, sayın Mahkemece hak ihlalinin olduğu kanaatine varılması ihtimalinde talep edilecek tazminatın 10.02.2020 tarihli Yapımcılar derneğinin Sayın Mahkemeye gönderdiği emsal lisans bedeli yazısına uygun şekilde tespitinin sektörel teamüle uygun düşeceği bu doğrultuda davalının ... programının toplam yapım bütçesi üzerinden %6-8 oranında lisans bedeli üzerinden olabileceği" belirtilmiştir. 28/06/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; herhangi bir Televizyon Yarışma Programı Formatı”nda, '...”, “...” “...” “...”, “...” gibi unsurların, (Televizyon Yarışma Programı Formatlarının), toplumdaki herkes tarafından bilinen, en temel ve gelenekselleşmiş kalıplar olduğu, davacının uyuşmazlık konusu metninde yer verdiği, “...”, “...”, “...”, “...”, “...” gibi önerilerin, sadece 'Sahibinin Hususiyetini Taşıyan”, "Fikri Mülkiyet Hakkı” doğuran özgün ve yaratıcı fikirler olarak telakki edilemeyeceği, davacıya ait davaya konu yarışma programı metinlerinin, Bir Televizyon Yarışma Programı Formatı bağlamında “Senaryo” metni olmaktan ziyade, ihlimaller içeren bir televizyon yarışma programı önerisi metni olarak değerlendirilebileceği, olsa olsa özgünlükten uzak bir “...” benzeri bir metin olarak nitelendirilebileceği, bu açıklamalar çerçevesinde, nihai takdiri sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacıya ait metnin FSEK bağlamında FSEK md.1/B'de öngörülen hususiyet şartını taşımadığından bahisle eser niteliğinde olmadığı gibi, davacıya özgülenebilecek ona münhasır iş ürünleri olarak da değerlendirilemeyeceğinden bahisle haksız rekabet korumasından da yararlanamayacağı yönünde bir değerlendirmenin yapılabileceği, Heyetimiz teknik/sektör bilirkişilerinden sayın ...'nun yaklaşımına göreyse, davacının format çalışmasının herhangi bir korumadan yararlanmasının gerektiği, sektörde bir konuda fikri olanların, fikrini paylaşanların çeşitli mağduriyetler yaşadıkları, davacının gönderdiği maille davalıyla bir iş ilişkisinin kurulmuş olduğu, fikrin bu ilişkiye bağlı gelişmiş olma ihtimalinin yüksek olduğu, davacının bu fikrini resmiyete dökmemesinin mağduriyetle sonuçlanmamasının gerektiği, davacının davaya konu yarışma programı metinlerinin, heyetimiz teknik/sektör bilirkişilerinden sayın ...a göre, korunmaya mazhar fikir açıklamalarından olmadığı, özgün olmadığı ve herkesin kullanımına açık fikirler olduğundan bahisle eser korumasından ve haksız rekabet korumasından yararlanıma imkanınını olmadığı yönünde bir değerlendirme yapmanın uygun olduğu düşünülmekle birlikle, nihai takdiri sayın Mahkemeye ait olmak üzere, yine heyetimiz teknik/sektör bilirkişilerinden sayın ...'nun davaya konu yarışma programı metinlerinin, herhangi bir korumadan yararlanmasının gerektiği, sektörde bu tür mağduriyetlerin yaşanmaması şeklindeki ve davacının iddialarının kabul edilmesi gerektiği yönündeki yaklaşımı doğrultusunda değerlendirme yapılacak olursa, bir rayiç bedel belirlenmesinin gerekeceği, bu bedelin, asgari, 30.000-60.000 TL aralığında uygun görülebileceği" belirtilmiştir. FSEK'in 1/B maddesine göre, Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri eser olarak tanımlanmıştır. Tanımdan anlaşıldığı üzere, bir ürünün FSEK kapsamında eser olarak kabul edilebilmesi için “sahibinin” hususiyetini taşıyan bir fikir ve sanat mahsulü bulunması ve bunun da "kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması"dır gereklidir. Bu şartları taşıyan, (hususiyet barındıran) televizyon program formatları, FSEK m.2 anlamında dil ile ifade olunan ilim ve edebiyat eserleri olarak kabul edilmektedir. Fikir ve yöntemlerin kendisi değil bunların ifade ediliş şekline göre eser olarak korunabilir, ancak somut olarak açıklandığında eser halini alabilirler. Bir televizyon programı formatı fikir aşamasını geçmiş başından sonuna kadar detaylandırılmış ise ve hususiyet taşıyorsa eser olarak kabul edilebilir. Sadece programa dair oluşturulan temel fikrin çerçeve taslağı niteliğinde yazıya dökülen bir formatın fikir aşamasında kaldığı eser olarak korunamayacağı sonucuna varılacağından somut olayın özelliğine göre değerlendirme yapmak gerekmektedir. Somut olayda, son iki heyet raporu ile de tespit edildiği üzere,davacının dayandığı format metninde dava konusu televizyon program formatının detaylandırılmış olmadığı, '’Program süresi değişiklik gösterebilir”, "projede bir sunucu ile bir profesyonel aşçı da yer alabilir", " 'Yemekpişirme süresi duruma göre değişiklik gösterebilir”, gibi ifadelerle olasılıklı fikirlerden oluştuğu, programın yayın akışı içinde başından sonuna dek stüdyo, ışıklandırma, kamera , ses, sunum tarzı , konuşmalar v.b formatın ayrıntılarının, karakteristik özelliklerinin tespit edilmiş olmadığı, gelinlerin yaptıkları yemeklerle yarışması esasına dayalı genel fikrin soyut fikir ve yöntemin ötesine geçmediği, yemek yapılan yarışma programlarının benzer formatlarla öteden beri yayınlandıkları, yarışmacıların gelinlerden jürinin kayınvalidelerden oluşması fikrinin yarışmayı özgün bir formata dayalı hale getirmediği, davacının formatının somut olarak senaryo haline de getirilmiş olmadığı,notere tasdik ettirilen metnin, detay ve işleniş özelliklerine sahip bulunmaması nedeniyle sahibinin hususiyetini taşıyan program formatı olarak FSEK anlamında eser olarak kabul edilemeyeceği ve eser korumasından yararlanamayacağı kanaatine varılmıştır. Öte yandan davacı formatı öteden beri yayınlanan genelleşmiş yemek yarışması programları ile benzer olduğundan davacıya ait iş ürünü olarak değerlendirilemeyeceği ortada haksız rekabet teşkil eden bir eylemin de bulunmadığı anlaşılmıştır."davacı tarafa ait yarışma programı formatının FSEK kapsamında eser niteliğinde olmadığı, taraflara ait yarışma programı formatlarının birebir aynı olmadığı, yalnızca yarışmanın üzerine kurgulandığı esas fikir olan, cevabın soru metninin içinde gizli olması fikri bakımından benzeştiği, TTK’nın haksız rekabet hükümleri kapsamında yapılan değerlendirmede ise; davalıya ait formatın davacının formatından alıntılandığı, kopyalandığı yönünde delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir... ONANMASINA "(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2018/2799 - 2019/4180) Sonuç olarak, dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacıya ait "...” isimli yarışma programı formatının Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eser olarak korunamayacağı, dava konusu olayda haksız rekabet teşkil eden bir eylemin de mevcut olmadığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesinin dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu, istinaf talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 19/11/2021 tarih ve 2018/238 E. 2021/401 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.13/03/2025