T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/1453
KARAR NO:2025/378
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:16/06/2022
NUMARASI:2020/292 E. - 2022/155 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/02/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uluslararası parsiyel ve multimodal taşımacılık hizmetlerinin yanında, tedarik zinciri yönetiminde lojistik hizmeti verdiğini, müvekkili şirketin bu faaliyetlerini TPMK nezdinde kendi adına tescilli "..." ibareli marka ile gerçekleştirdiğini, müvekkili şirket adına tescilli "..." markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu, müvekkilinin birçok seri markanın maliki olduğunu ve markaların tescilli olarak uzun yıllardan bu yana yoğun ve ciddi surette kullandığını, ancak davalının haksız ve hukuka aykırı şekilde müvekkili adına tescilli ve tanınmış olan "..." esas unsurlu markaların, aynısını veya ayrıt edilemeyecek kadar benzeri olan "..." ibaresini müvekkili tarafından kullanılan emtialarda TPMK nezdinde ... sayı ile tescil ettirdiğini, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu, markaların yazılış, okunuş ve telaffuz bakımından ayırt edilemeyecek kadar benzerler olduklarını, davalının ticaret unvanında "..." ibareli kullanımının da tüketiciler nezdinde karışıklığa neden olduğunu ve davalının söz konusu eylemlerinin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, davalı adına ... sayı ile tescilli "..." ibareli markanın hükümsüzlüğünü, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinini, davalı adına olan ...internet sitesine erişimin engellenmesini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 27/07/2016 tarihinde bir aile şirketi olarak kurulduğunu, nakliye ve taşımacılık hizmetlerini gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin unvanınındaki ve markasındaki "..." ibaresinin iki ayrı sözcüğün birleştirilmesi ile oluşturulmuş olduğunu, bu sözcüğün ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğunu, "..." ibaresinin kullanılmasının nedeninin ise şirket ortaklarından ...'in babasının ve annesinin ortak oldukları ... Şirketi unvanlı bir firma bulunmasından dolayı olduğunu, "..." ibareli markanın ise Fransızcadan dilimize geçen ... sözcüğünün kısaltılmış hali olduğunu, dolayısıyla ".." ve "..." sözcüklerinin ayrı ayrı marka olarak algılanabilecek ibareler olduğunu, müvekkili şirketin markasının görsel, işitsel ve kavramlar tasarım şeklinin davacı tarafın markasına algısal herhangi bir benzerliğe veya iltibasa yol açacak tarafının bulunmadığının aşikar olduğunu, müvekkili markası ile davacı markası arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını ve tüketiciler nezdinde de karışıklığa neden olabilecek bir iltibas olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Dosya kapsamı deliller ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davacı adına "..." ibareli ... tescil numaralı "...",... tescil numaralı "....", ... tescil numaralı "...", ... tescil numaralı "...", ... tescil numaralı "...", ... tescil numaralı "...", ... tescil numaralı "...", ... tescil numaralı "...", ... tescil numaralı "mini ...", ... tescil numaralı "...", ...tescil numaralı "...", ... tescil numaralı "...", ...tescil numaralı "...", ... tescil numaralı "...", ... tescil numaralı "...", ... tescil numaralı "...",... tescil numaralı "...", ... tescil numaralı "sertrans",... tescil numaralı "...", ... tescil numaralı "..., ...," ...tescil numaralı "...", ... tescil numaralı "...",... tescil numaralı "...", ... tescil numaralı "...", ... tescil numaralı "...",... tescil numaralı "...," ... tescil numaralı "...", ... tescil numaralı "...," ... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ...,... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ...,... tescil numaralı ...,... tescil numaralı sertrans tedarik zinciri çözümleri, ... tescil numaralı ...,... tescil numaralı trnsr, ... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ..., .... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ..., ...tescil numaralı ..., ,... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ...,... tescil numaralı..., ...tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ...,... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı..., ... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı, ... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ...,...tescil numaralı ..., ... tescil numaralı strans,... tescil numaralı..., ... tescil numaralı ...,... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ..., ...tescil numaralı ... şekil, ... tescil numaralı ... şekil, ...tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ..., ...tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ..., ...tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ...şekil, ... tescil numaralı ... şekil, ... tescil numaralı..., ...tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ...,... tescil numaralı ... markalarının tescilli olduğu, davalı tarafa ait ... başvuru numaralı ... markasının 30.12.2019 tarihinden itibaren korunduğu, davacı adına tescilli ... ibaresinin 2001 yılından bu yana farklı logo, harf ve kelime eklemeleri ve yazı karakterleri ile tescile konu edildiği dikkate alındığında markanın seri marka olarak kabul edilebileceği,"..." ibaresinin özellikle tarafların iştigal konusu olan 39. Sınıftaki hizmetler bakımından sıklıkla tescile konu edilen ve ... ya da ... kelimesinin kısaltılmış hali olduğu, ...ibaresinin yaygın olarak tescile konu edilmesinin bu ibarenin farklı harf grupları ile bir araya geldiğinde tüm ibareyi zayıf hale getireceği anlamına gelmeyeceği, davacı markasının 2001 yılından bu yana defalarca tescile konu edildiği, her iki markanın, aynı hizmetler üzerinde kullanılacağı, ... ve ... ibareleri arasında bir bütün olarak söyleyişte ve markanın terkibinde ‘çağrıştırma’ ve bağlantı kurma’ ihtimalini de aşan karıştırılma ihtimali mevcut olduğu, markaların tüketici kitlesi, kullanılacağı hizmet (39. Sınıf) ve genel izlenim bakımından 39. Sınıfta davacı markası ile benzer olduğu ,davalı adına tescilli ... markasının hükümsüzlük şartlarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Ticaret sicil kayıtlarına göre davacı şirketin 1989 yılında kurularak tescilinin ilan edildiği, davalı şirketin ise 27/07/2016 tarihinde kurularak tescilinin 02/08/2016 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlandığı, buna göre dava tarihi itibarıyla beş yıllık sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.Davalı şirketin iştigal konusunun 25, 29,30, 35, 37, 43, 39, 44. Sınıflara karşılık geldiği, ... adresinde davalı tarafın fiilen iştigal konusunun ise 39. Sınıf kapsamında olduğu, davacı adına tescilli ... markasının 17.05.2016 tarihinden itibaren TANINMIŞ marka olarak korunduğu, aynı zamanda ...markasının özellikle 2011 yılındaki kapsamlı tescil ile tüm sınıflarda tescilli olduğu dikkate alındığında ... ve ... ibarelerinin ortalama tüketici bakımından ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle ticaret unvanı ve alan adı terkini şartlarının da oluştuğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davalının ... adresinde ... ibaresini kullanımı... tescil numaralı ... markası kapsamında ise de SMK 155 maddesindeki düzenleme karşısında davalının bu marka hakkına dayanması da mümkün olmadığından ... ve ... ibareleri arasındaki iltibasa varan benzerlik nedeniyle ... adresindeki kullanımın davacının marka hakkının ihlal edildiğinden davalı adına olan bu alan adına erişimin de engellenmesine karar vermek gerekmiştir." şeklindeki gerekçeleri ile,Davacının davasının KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalı şirket unvanından "..." ibaresinin terkinine, davalı adına olan "..." ibareli internet sitesine (...) erişimin engellenmesine, karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan trajı en yüksek bir gazete ile ilanına, , şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı firmanın seri marka ve tanınmış marka olma şartlarını taşımadığını, çok sayıda seri marka sahibi olmanın tanınmışlık için yeterli olmayacağını, tanınmışlık konusundaki iddialarının işbu dava konusu uyuşmazlığın somut olguları açısından esasa etkili olacak bir yanı bulunmadığını, davacının markasının seri marka kabul edildiğini, Yargıtay'ın tek başına marka benzerliğini kötü niyetin varlığına kanıt saymadığını, davacı şirket markasının bir an için tanınmış olduğu kabul edilse dahi kötü niyet hususunun ispatlanamadığından dolayı davanın reddi gerektiğini, dava konusu markalar arasında benzerlik olmadığını, "..." sözcüğünün iki ayrı sözcüğün bir araya getirilmesinden türetilmiş bir sözcük olduğunu ve tek başına bir anlam ifade etmediğini, bu sözcüğün ayırt edici asli unsurunun "..." ibaresi oduğunu, şirket ortağı ...'in anne ve babasının 1999 yılında kurmuş olduğu "... Şirketi" unvanlı bir firmada uzun süre sigortalı ve yönetici olarak çalışarak ticari bir çevre edinmesi ve iş yönetimi öğrenmesi sebebiyle bu ismi kullandığını, ilk isminin başı ve soyisminin son hecesinde de aynı ibare bulunduğunu, müvekkili unvanında çekirden unsurun "..." ibaresi iken davacı yanın unvanında "..." olduğunu, bu çekirdek unsurun farklılığı yanında müvekkili unvanının aldığı diğer ekler ile oluşan bütünlüğün başka herhangi bir unvan ile karıştırılmasını imkansız kıldığını, ... başvuru numaralı "..." ... başvuru numaralı "...", ... başvuru numaralı "..." ibareli markaların da 39 nice sınıfı içerisinde tescil edilmiş olup "..." eki haricinde asli unsurları dikkate alındığında huzurdaki davaya ilişkin markalar ile benzerlik gösterdiğini, davacı markalarında kelime unsuru olarak "..."ın küçük harf ile yazılmışken müvekkili markasında "..."ın büyük harflerle yazıldığını, davacının ikinci görselinde S ve T harfleri büyük yazılmış iken müvekili markasında kelime unsurunun hepsinin büyük harfli olduğunu, amblemin davacı marka veya markalarında kelime unsurunun sonunda iken müvekkili markasında kelime unsurunun başında olduğunu, amblem davacı marka veya markalarında kelime unsurunun sonunda iken müvekkili markasında başında olduğunu, ikinci görselde davacı markasında "Holding" sözcüğü bulunurken müvekkili markasının sadece ... ve başındaki şekil unsurundan ibaret olduğunu, davalı ambleminin herhangi bir mekan sınırı olmadan oluşturulduğunu, "S" algısı veren bir şeklin yatay ve dikey çizgiyle bölündüğü bir görsel olduğunu, renk olarak yeşl ve mavi renkler kullanıldığını, müvekkili ambleminde markanın baş harfi olan "S"nin stilize edilerek bir daire alanına daireyi ikiye bölecek şekilde yerleştirildiğini, Daireyi bölen "S" harfinin bir yol imajı yarattığını ve içinde yol çizgileri bulunduğunu, markada sadece koyu mavi renk kullanıldığını, karara esas alınan bilirkişi heyet raporunda bu beyan ve itirazlarının dikkate alınmadığını ve değerlendirilmediğini, kötü niyet iddiasının kabul edilmemesi gerektiğini, davacı tarafın çok sayıda seri marka sahibi olduklarını ileri sürmekle birlikte bunların pek azını kullandıklarını yani yedekleme amacıyla marka tescili yaptıklarını, davacının kendisine bir marka tekeli oluşturarak rakiplerini baskı altına almaya çalıştığını, unvan ve web sitesi kapsamında marka hakkı ihlalinin mevcut olmadığını, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilemediğini, mahkeme kararı ile alınan bilirkişi heyet raporunda bir önceki rapordaki tespitin tam aksine olarak hükümsüzlük şartlarının oluşabileceği, ticaret unvanı ve alan adı terkini şartlarının oluştuğu ve marka hakkının ihlalinin oluştuğu yönünde görüş bildirildiğini, iki bilirkişi raporundaki tespit ve görüşlerin birbirine zıt olduğunu, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın yeni bilirkişi heyetine tevdi edilmesini talep ettiklerini, mahkemece bu taleplerinin reddedildiğini, iltibas değerlendirmesinin hukuki bir değerlendirme olarak nitelendirildiyse ve deliller hakim tarafından serbestçe değerlendirilecekse de dosyada mübrez bilirkişi heyetlerinden neden rapor alındığını ve iki rapor farklı olmasına rağmen çelişkinin giderilmediğini, ihsas-ı rey hususu ile birlikte raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin kurulan mahkeme kararının hatalı olduğunu, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkili markalarının seri marka ve tanınmış marka olma şartlarını taşımadığı yönündeki davalı iddiasının yerinde olmadığını, müvekkili markanın seri marka olduğuna ilişkin yerel mahkeme kararının yerinde olduğunu, tanınmışlıklarının dosyaya sunulan Türkpatent Tanınmışlık Belgesi, tanınmış marka olarak tescilli markası ve birçok mahkeme kararı ile bilirkişi raporunda yer alan açıklamalar ile sabit olduğunu, davalının müvekkilinin marka yedekleme ve depolama ithamının ve kötü niyetli olduğunu iddia etmesinin soyut ve gerçeğe aykırı iddialar olduğunu, davalının markaların benzer olmadığı iddiasının doğru olmadığını, bilirkişilerce düzenlenen raporda ... ibaresinin yaygın olarak tescile konu edilmesinin bu ifadenin farklı harf grupları ile bir araya geldiğinde tüm ibareyi zayıf hale getireceği anlamına gelmeyeceği değerlendirmesinde bulunduğunu, müvekkili adına tescilli ... ibareli markaların özgün ve müvekkiline has markalar olduğunu, müvekkili markalarının tanınmış markalar olduğu açık olup bu hali ile müvekkili markalarının ayırt ediciliğinin şüpheden uzak olduğunu, bütüncül olarak değerlendirildiğinde ... ve ... markalarının tek kelimeden oluşup tek seferde okunan ibareler olup tek harf dışında tüm unsurlarının aynı olduğunu, farklı olan harfin fonetik olarak son derece benzer olduğunu, davalı markası hangi ismin kısaltması olursa olsun müvekkili markasının adeta taklidi şeklinde oluşturulmuş olmasının meşrulaşmayacağını, müvekkilinin markasındaki gibi üç harfli bir kelimeyi ... ibaresinin kısaltması olan ... ibaresi ile birleştirerek yeni bir kelime yarattığını ve dolayısıyla müvekkilinin marka yaratma usulünü de taklit ettiğini, markaların parçalarına ayrılarak değil bütüncül olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davalının unvan ve web sitesi hakkı ihlali kapsamında kararın hatalı olduğunu iddia etmişse de bu konuda hiçbir gerekçeye yer vermediğini ve gerekçesiz bu iddialarının kabul edilebilir bir yanı olmadığını, bilirkişi raporlarındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, daha önceki rapor eksik incelemeye dayalı olduğu için ikinci bir rapor aldırılmış olduğunu, karara dayanak raporun hukuka uygun bir rapor olduğunu, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu davalı adına ... no ile tescilli "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü, davalı ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini, davalı adına olan ... internet sitesinde erişimin engellenmesi ve hüküm özetinin ilanı taleplidir.Davacı dava dilekçesi ile,TPMK nezdinde kendi adına tescilli "..." markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu, müvekkilinin birçok seri markanın maliki olduğunu ve markaların tescilli olarak uzun yıllardan bu yana yoğun ve ciddi surette kullandığını belirterek davanın kabulünü talep ve dava etmiştir. 6769 Sayılı SMK'nın 25. Maddesinde hükümsüzlük koşulları belirtilmiş olup, belirtilen madde ile, 5. veya 6. maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. Menfaati olanlar, Cumhuriyet Savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 29/09/2021 tarihli marka vekili tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda özetle, "Davalı markası açısından SMK m.6/1 ve SMK m.6/5 açısından hükümsüzlüğe ilişkin şartların mevcut olmadığı, SMK m.6/9 kapsamında Davalı markasının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek hükümsüzlük kararının takdirinin mahkemeye ait olduğu, Unvan terkinine ilişkin şartların mevcut olmadığı" belirtilmiştir. 27/04/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" Davacı tarafa adına ... ibareli ... tescil numaralı ... ve birdenn fazla tescilli marka bulunduğu,Davalı tarafa ait ... başvuru numaralı ... markasının 30.12.2019 tarihinden itibaren korunduğu, Davacı adına tescilli ... ibaresinin 2001 yılından bu yana farklı logo, harf ve kelime eklemeleri ve yazı karakterleri ile tescile konu edildiği dikkate alındığında markanın seri marka olarak kabul edilebileceği, ... ibaresinin özellikle tarafların iştigal konusu olan 39. Sınıftaki hizmetler
bakımından sıklıkla tescile konu edilen ve ... ya da ... kelimesinin kısaltılmış hali olduğu, bu ibarenin 1500 den fazla başvuruda yer aldığı ancak hiçbir şekilde tek başına tescil edilemediği, ... ibaresinin yaygın olarak tescile konu edilmesinin bu ibarenin farklı harf grupları ile bir araya geldiğinde tüm ibareyi zayıf hale getireceği anlamına gelmeyeceği Davacı markasının 2001 yılından bu yana defalarca tescile konu edildiği, her iki markanın, aynı hizmetler üzerinde kullanılacağı,.. ve ... ibareleri arasında bir bütün olarak söyleyişte ve markanın terkibinde ‘çağrıştırma’ ve bağlantı kurma’ ihtimalini de aşan karıştırılma ihtimali mevcut olduğu, markaların tüketici kitlesi, kullanılacağı hizmet (39. Sınıf) ve genel izlenim bakımından 39. Sınıfta davacı markası ile benzer olduğu ,davalı adına tescilli ... markasının hükümsüzlük şartlarının oluşabileceği, Davalı Şirketin iştigal konusunun 25, 29,30, 35, 37, 43, 39, 44. Sınıflara karşılık geldiği,... adresinde davalı tarafın fiilen iştigal konusunun ise 39. Sınıf kapsamında olduğu, davacı adına tescilli ... markasının 17.05.2016 tarihinden itibaren TANINMIŞ marka olarak korunduğu, aynı zamanda ... markasının özellikle 2011 yılındaki kapsamlı tescil ile tüm sınıflarda tescilli olduğu dikkate alındığında... ve ... ibarelerinin ortalama tüketici bakımından ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle ticaret unvanı ve alan adı terkini şartlarının oluştuğu,Davalının ... adresinde ... ibaresini kullanımının... tescil numaralı ... markası kapsamında olduğu, her ne kadar davalının ... adresinde ... ibaresini kullanımı ...tescil numaralı ... markası kapsamında ise de SMK 155 uyarınca davalının bu hakkını ileri süremeyeceği, ... ve ... ibareleri arasındaki iltibasa varan benzerlik nedeniyle ... adresinde davacının marka hakkının ihlal edilmiş sayılabileceği" belirtilmiştir. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; "..." markasının davacı adına tescilli tanınmış marka ve birden fazla seri markalarının bulunduğu, Davalı şirketin iştigal konusunun 25, 29,30, 35, 37, 43, 39, 44. Sınıflara karşılık geldiği,... adresinde davalı tarafın fiilen iştigal konusunun ise 39. Sınıf kapsamında olduğu, davacı adına tescilli ... markasının 17.05.2016 tarihinden itibaren tanınmış marka olarak korunduğu, aynı zamanda...markasının özellikle 2011 yılındaki kapsamlı tescil ile tüm sınıflarda tescilli olduğu dikkate alındığında ... ve ... ibarelerinin ortalama tüketici bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğu, tek harfin farklı olduğu karıştırılma ve iltibasın gerçekleştiği anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar hukuken yerindedir.Davacı markasının tanınmış marka olduğu sabittir.Davacının yedekleme amacı ile tescil yaptığı iddiası bu davada ileri sürülemez.Bilirkişi raporları arasında farklı hukuki değerlendirme mevcut ise de mahkeme hakimi bu konuda değerlendirme yapabileceğinden bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 16/06/2022 tarih ve 2020/292 E., 2022/155 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/02/2025