T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/1372 Esas
KARAR NO:2025/346
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:26/05/2022
NUMARASI:2021/196 E. - 2022/128 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/02/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin mutfak gereçleri alanında birçok mağaza ve online platform üzerinden satış ve pazarlama faaliyetleri yürüttüğünü, bu faaliyetlerini Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde ... sayı ile tescilli "..." ibareli marka ile gerçekleştirdiğini, müvekkilinin bu markayı 2017 yılından itibaren ticari faaliyetlerinde web siteleri, sosyal medya hesapları ve diğer mecralarda kesintisiz olarak kullandığını, ancak davalının "..." markası altında "..." ismini taşıyan birçok model bulundurduğunu ve bu kullanımın müvekkilinin tescilli "..." markası ile iltibasa sebebiyet verdiğini, davalı şirketin ilgili ürünlerde müvekkilinin tescilli markasını doğrudan ön planda kullanarak tüketiciler nezdinde tanınırlık açısından haksız bir algı yarattığını, bu eylemlerin müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarını ihlal ettiğini, bu sebeple müvekkilinin tescilli markasına yönelik tecavüzün tespitini, durdurulmasını, davalı şirkete ait ilgili ürünlerdeki "..." ibaresinin kaldırılmasını, bu isimle gerçekleştirilen ticari faaliyetlerin sona erdirilmesini, "..." ibareli tüm ürün ve tanıtım materyallerinin toplatılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin cam seramik, porselen, ahşap, çelik sofra ve mutfak eşyalarının yanı sıra, dekoratif koleksiyon ürünleri sektöründe faaliyet gösteren ülkemizin öncü firmalarından olduğunu, davacının dava konusu iddialarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili tarafından gerçekleştirilen kullanımların markasal bir niteliği bulunmadığını, ayrıca dava konusu iddiaların gerekçesini oluşturan söz konusu "..." ibaresinin kullanımına konu "..." nevi ürünler bakımından jenerik bir ifade olduğunu, bu nedenle jenerik kullanımı üzerinde tekel yaratılamayacağını ve davacının iddialarının dayanıksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "Davacının davasının REDDİNE," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin mutfak gereçleri alanında faaliyet gösterdiğini, 07.03.2017 tarihinden itibaren ... tescil numarası ile "..." ibareli markanın maliki olduğunu, markalı ürünlerinin ulusal çapta yaygın bir satış ağı ve tanınırlığa sahip olduğunu, davalı ...’nin ürünleri arasında "..." ismini taşıyan birçok modelin yer aldığını ve bu kullanımın müvekkilinin tescilli "..." markası ile iltibasa sebebiyet verdiğini, ...’nin yaygınlığı nedeniyle kendi ürünlerinin “...” gibi algılanarak haksız rekabete maruz kaldığını, bu durumun marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu ,"..." ibaresinin tüketici nezdinde Japonca bir yazım şekli olarak daha çok bilindiğini ve jenerik kabul edilecek bir kelime anlamına sahip olmadığını, dolayısıyla "..." ibaresinin jenerik bir tanım olarak değerlendirilmesinin hukuken hatalı olacağını, davalının "..." ibaresini bir kategori ismi olarak değil, münferit bir model ismi olarak kullandığını ve satışa yönelik ticari bir ayırt edici adlandırma yaptığı için bu kullanımın marka hakkını ihlal ettiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilerek, davalı şirketin "..." ibaresini kullanmasının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespit edilmesini, tecavüzün durdurulmasını, davalının ilgili ürün ve modellerinde yer alan "..." ibarelerinin kaldırılmasını, bu isimle ticari faaliyetlerinin sonlandırılmasını, hem fiziki hem de online mağazalardaki kullanımın engellenmesini, "..." ibareli tüm promosyon ve tanıtım materyallerinin piyasadan geri çekilmesini talep etmiştir.
İstinafa Cevap:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; “...” ibaresinin "..." nevi ürünler bakımından jenerik bir ifade olduğunu, müvekkili tarafından gerçekleştirilen kullanımların markasal bir niteliği bulunmadığını, davacının dayanağı olmayan iddialarının ve istinaf taleplerinin reddi gerektiğini, beyan etmiştir.
GEREKÇE:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, davacıya ait marka hakkına tecavüzün tespiti ve durdurulması istemine ilişkindir.- ... tescil numaralı "..." ibareli markanın, 07,08,09,11,21 sınıflarda 22/06/2018 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.20/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda, " davalı yana ait ... ve ...com isimli internet sitelerinde dava konusu “...” ibaresinin “...” , “... "..." ...” ve “... "..." ...” “...”, “...” ve “...”, ...” ve “'...'... çizgilerindeki sadelikle rafa farklı bir yorum katıyor, gövdesinde yer alan '...' şeklindeki boşluk kolay tutuş sağlıyor., şeklinde cam sürahi ürünlerinin tanıtımında kullanıldığı, davalının sürahi kelimesi ile eş anlamlı olan “...” ibaresini ürünün türünü belirtir şekilde kullanılmasının SMK m. 7/5 uyarınca dürüst kullanım kapsamında değerlendirilebileceği "belirtilmiştir.Dosya kapsamına göre, davalının çatı ... markası ile ticari faaliyetini yürüttüğü, dava konusu kana ibaresinin davacının sürahi ürünleri üzerinde “...”, “...”, “...”, “...”, “...” ve “...” şeklinde ibarelerle birlikte kullanıldığı, kana ibaresinin davacıya ait markanın esas unsurunu teşkil ettiği, davacının markasını kesme, soyma ,doğrama işlevi olan mutfak gereçleri üzerinde kullandığı, “...” ibaresinin Türkçe anlamının TDK sözlüğüne bakıldığında “Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler” olduğu , bu kelimenin günümüz Türkçe'sinde sürahi anlamını içerecek şekilde bilinen bir kelime olmadığı ve yaygın bir kullanımının bulunmadığı, bir ibare belirli bir ürün veya hizmetin cins adı olarak yaygın bir şekilde kullanılıyorsa, o kelime jenerik kabul edilir ve marka olarak korunmaz. Bunun için o ibarenin hiç düşündürtmeden belli bir ürünü ifade ediyor olması gerekir. Somut olayda davacının rapora itirazı da dikkate alınarak davalı kullanımları göz önüne alındığında davaya konu "kana " ibaresinin sürahi ürünleri yönünden jenerik bir ibare olup olmadığı, davalı kullanımının SMK 7/5-b maddesi gereğince dürüst kullanım teşkil edip etmeyeceği konusunda yeni bir bilirkişi yahut heyetten rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği bu hali ile yetersiz bilirkişi raporuna dayalı eksik inceleme ile karar verildiği sonucuna varıldığından davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır.Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a- 6 maddesi gereğince, kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2-Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/05/2022 tarih, 2021/196 E. 2022/128 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/02/2025