T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/961
KARAR NO:2025/375
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:30/03/2021
NUMARASI:2017/287 E. - 2021/160 K.
DAVANIN KONUSU:Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/02/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü yönetiminde müvekkili ile davalı arasında mükerrer ödemelerin önlenmesi, ortak veri tabanı oluşturulması, ortak lisanslama ve ortak dağıtım yapılmasına ilişkin toplantı yapıldığını, yapılan toplantı sonrası mutabakat sağlanarak, sonrasında nihai bir protokol imzalanmak üzere " ...ortak veri tabanı, ortak lisanslama, ortak dağıtım protokolü" (Protokol) imzalandığını, bu Protokol uyarınca "..." Lisanslama, Dokümantasyon ve Dağıtım Ortak Protokolü'nün (Kök Protokol), imzalandığını, Kök Protokol'ün Ek Protokol-1 ve Ek Protokol-2 ile revize edildiğini, Kök Protokol'ün imzalanmasındaki amacın mükerrer ödemelerin önlenmesi, eser/hak sahiplerine adil bir dağıtım yapılması olduğunu, Kök Protokol'ün üzerinden geçen süre zarfında davalı meslek birliğinden kaynaklı sebeplerle sınırlı sayıda konuda ilerleme kaydedildiğini, davalı tarafın ana hedefini göz ardı ederek, yeni dağıtımları hedef ve öncelik yaptığını, müvekkilinin davalı meslek birliğine aykırılıklara son vermesi, Protokollerin amacına hizmet etmesi ve işbirliğinin devamı için ihtarnameler gönderildiğini, gönderilen ihtarnamelere rağmen sonuç alınamadığını, davalı meslek birliğinin ... Protokol'ün amacını yok saymaya ve ihlal etmeye devam edeceğini, bu nedenlerle işbu davanın açılmasının zorunlu hale geldiğini belirterek, davanın HMK m.107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak görülmesine, davalı tarafın ... Protokol'ün 4.3. maddesine aykırı olarak koruma oranlarına göre fazladan tahsil etmiş olduğu tutarların tespiti ile fazlaya ilişkin hakların saklı kalması suretiyle şimdilik 15.000,00 TL bedelin davalıdan tahsiline, ilgili dağıtım dönemlerinden itibaren fazla tahsil edilen tutarların yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Protokol hükümleri uyarınca hedeflenen tarihlerde amaçlanan yükümlülüklere ilişkin ilerleme kaydedilememesinin, müvekkilinin tek başına yükümlülüğünden değil, her iki meslek birliğinin ortak taahhütlerinden olduğunu, ... Protokol'ün 4,5, ve 6. maddelerinin bir arada değerlendirilmesi gerektiğini, ...ve Ek Protokoller gereği oluşturulması gereken Ortak Veri Tabanının henüz oluşturulmadığını, tek liste üzerinden dağıtım çalışmaları yapılmadığını ve koruma oranları tespit edilmediğini, davacı meslek birliğinin, müvekkilinden fazladan telif bedeli tahsil ettiği iddiasıyla, bu bedellerin tespiti ve tahsilini talep etme hak ve yetkisi olmadığını, ayrıca belirsiz alacak davası ile kısmi davanın bir arada açıldığını bu bakımdan davanın usul yönünden reddi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen Dava Dosyasında; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında imzalanan 04/09/2012 tarihli kök protokol ile 09/07/2014 tarihli ek protokolün ve buna bağlı olan 03/08/2012 tarihli protokol ile 12/03/2013 tarihli ek protokolün haklı sebeple fesih edilmesi sebebiyle, kök protokolün 12. maddesi gereği müvekkili meslek birliğinin yapmış olduğu masraflar ile uğramış olduğu doğrudan veya dolaylı tüm zararlarına karşılık şimdilik 10.000 TL ve buna ek olarak protokolde yer alan 1.000 TL cezai şart ödemesi ile birlikte şimdilik 1.010.000,00 TL'nin davalı tarafından müvekkili meslek birliğine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafın yaptığı feshin, bilinçli ve tek taraflı olarak yapılmış kötüniyetli, haksız, hukuka aykırı ve geçersiz olduğunu, bununla birlikte dayanak gösterilen TBK'nin 639/7 hükmüne de uygun gerçekleştirilmediğini, protokolün amacının ortak veri tabanı oluşturulması olmadığını, eser sahiplerinin haklarının daha etkin bir şekilde korunmasını sağlamak olduğunu, davacı yanın protokolleri feshetmesinin haklı nedeni olarak gösterdiği aleyhine açılan davalar ile ilgili olarak, protokoller yürürlükte iken dava açılamayacağına dair protokolde bir düzenleme olmadığını, bir hakkın talebi için açılan davanın feshe gerekçe olarak gösterilemeyeceğini, müvekkilinin herhangi bir aykırılığı, kusuru yokken, protokollerde herhangi bir fesih ve feshe sebep olan haller düzenlenmediği ve davacının keyfi ve haksız olarak feshettiği protokol kapsamında hangi gerekçelere dayandığının anlaşılmadığını belirterek, haksız ve hukuka aykırı her türlü eylemi nedeniyle gerek mevzuattan gerekse protokollerden doğmuş ve doğacak masraf, maddi ve manevi zarar, cezai şart ve diğer dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince;"Öte yandan genel olarak ispat yükü davada dayandığı hususu iddia eden taraftadır. Bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, mahsuplaşma koşulları ancak tarafların anlaşmaları ile tespit edilebileceği, listelerin tam ve eksiksiz olarak taraflarca hazırlanması gerekeceği, dosyada buna dair bilgi ve belgelerin bulunmadığı gibi mahkemece verilen yerinde inceleme ara kararına rağmen tarafların delillerini hazır etmedikleri gözetildiğinde ispatlanamayan asıl dava ve birleşen davanın ayrı ayrı reddi" şeklindeki gerekçeleri ile;Asıl ve birleşen Mahkemenin 2017/310 Esas, 2017/221 Karar sayılı davalarının ayrı ayrı reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF:Davacı Birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalı ... arasında eser hak sahiplerinin işbirliği halinde korunması hedefiyle protokol akdedildiğini, 03/08/2012 tarihinde müvekkilinin ... ile davalı ... arasında mükerrer ödemelerin önlenmesi ortak veri tabanı oluşturulması, ortak lisanslama ve ortak dağıtım yapılmasına ilişkin toplantı yapıldığını, ve bu toplantıda alınan kararlar ve imzalanan protokol neticesinde taraflar arasında 04/09/2012 tarihinde "... Lisanslama, Dokümantasyon ve dağıtım ortak protokolü (... Protokol) akdedildiğini, müvekkili ... ise kök protokol hedefleri doğrultusunda davalı...'ye çeşitli zamanlarda ihtarnameler gönderdiğini, davalının protokol gereği yapılması gereken mahsuplaşmayı dikkate almadan dağıtım yaptığını, birlikte yaptıkları lisanslamalar kapsamında elde edilen telif bedellerinin ne şekilde paylaşılacağını ve mahsup edileceğinin açıkça düzenlendiğini, davalı ... kendi koruma oranının ne olduğunu dikkate almaksızın kullanıcılardan %50'sini tahsil ettiği lisans bedellerinin tamamını kendi üyelerine dağıttığını, yabancı meslek birliği ve repertuvarı kapsamındaki koruma oranları davalıdan oldukça fazla olduğu ve yaklaşık %80 e tekabül ettiğini, davalı ... bu şekilde kendisine ait olmayan bedelleri üyelerine dağıttığı ve haksızlığa neden olduğu, müvekkili ...'ı zarara uğrattığını, taraflar arasında akdedilen protokol gereğince yapılması zorunlu olan mahsuplaşmayı yapmaya yanaşmadığını, yerel mahkeme kararının maddi gerçekliğe aykırı şekilde oluşturulan bilirkişi raporuna dayandığını, bilirkişi tarafından hem kök hemde ek raporda usulüne uygun inceleme yapılmadığını, mahkemece kök raporda belirtilen eksikliğin giderilmesi hususunda bilirkişi heyetinde bulunan sektör bilirkişisi ve mali müşavir bilirkişisine yerinde inceleme yetkisi verildiğini, her iki meslek birliğinin adresinde yapılan incelemelerde eksik hususların giderilmediğini, tarafların ilgili delilleri sunmaktan imtina ettikleri anlaşıldığının, müvekkili ... dava sürecinde belirttiği üzere, bilirkişilerce raporda belirtilen tüm bilgi ve belgeleri kurum nezdinde hazır bulundurduğunu belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/160 sayılı kararının kaldırılmasına, müvekkili Mesam tarafından açılan davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı-Birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı-birleşen davada davacı müvekkili Msg ile davacı/birleşen davada davalı Mesam arasında 04.09.2012 tarihli “... lisanslama, dokümantasyon ve dağıtım ortak protokolü akdedildiğini, protokolün akdedilmesinin üzerinden geçen süre sonrasında taahhüt edilen hükmün hedeflenen tarihlerde gerçekleştirilememesi sebebiyle tarafların bu kök protokole ek olarak 12.03.2013 ve 09.07.2014 tarihli Ek Protokolleri akdettiklerini, ... Protokolün ilgili maddelerinde çeşitli değişiklikler yapmak suretiyle ... Protokolü revize ettiklerini, 09.07.2014 tarihli Ek Protokolde 2013-2014 yılı Tv, Radyo ve umumi mahaller temsili telif bedeli dağıtımlarının hangi yöntem ve kriterlere uygun yapılacağı belirlendiğini, böylece 2013-2014 yılı Tv, Radyo ve umumi mahaller temsili telif bedeli dağıtımlarının tarafların tekil dağıtım yöntemlerine göre yapılacağı taahhüt edildiğini, müvekkili tarafından 22.04.2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile davalıya süre verildiğini, kök protokolde ve ek protokollerde dağıtımın durdurulmasına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığını, tarafların yönetim kurullarının onayladığı ortak yönergede tekil dağıtımların dağıtım yöntemi geçici maddelerde açıkça yer aldığını, ...’ın keşide ettiği ihtarnamelerdeki iddialarının aksine, müvekkili bu yönde tüm bilgi ve birikimini kullanarak ...’ın gerçekleştirdiği girişimlere katkı sağlamaya çalışmış ve hala çalışmaya devam ettiğini, müvekkili tarafından yapılan değişikliklere ilişkin ..., şimdilik sadece sorularını ileteceklerini, daha sonraki tarihlerde fikirlerini ve yorumlarını müvekkili göndereceklerini bildirdiğini, 03.03.2016 tarihinde ... tarafından müvekkile gönderilen e-postada müvekkil revize ettiği yönergeye ait herhangi bir yorum ya da öneride bulunulmadığını, 19.02.2016 tarihinde yapılan toplantıda sözlü olarak sorulan soruların bu sefer yazılı olarak iletildiği görüldüğünü, ..., müvekkili karşı açtığı haksız davayı gerekçe göstererek, müvekkilini de temsil ettiği, böylece hak sahibi olduğu yabancı repertuvarı kullanan umumi mahallere ait ortak lisans sözleşmelerini imzalamaktan kaçındığını müvekkilinin lisanslamaya ait tahsilâtı engellemek istemediğini, ... Protokolün 12. maddesi uyarınca da tarafça müvekkili yapılmış olan masrafların, müvekkilinin uğramış olduğu zararların ve bunlara ek olarak 1.000.000,00-TL. cezai şartın tazminini talep etme zarureti hâsıl olduğunu, müvekkili talebinin “mahkemece feshe karar verilmesi” talebi olmadığı kabul edilse dahi “tahvil ilkesi” gereğince müvekkilin tazminat talebinin aynı zamanda bir fesih talebi de olduğunun kabul edilmesi ve somut uyuşmazlıkta tahvil kurumunun işletilmesi gerektiğini, davacısı oldukları birleşen dava yönünden ve birleşen dava ile sınırlı olmak üzere- kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, 04.09.2012 tarihli kök protokolün 12. maddesi gereği, müvekkili yapmış olduğu masraflar ile uğramış olduğu tüm zararlarının karşılığı olarak şimdilik 10.000,00-TL.’nin ve buna ek olarak 1.000.000,00-TL. cezai şartın yasal faizi ile birlikte davacı/birleşen davada davalı tarafından müvekkile ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:Davacı-birleşen davada davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; tarafların ... protokolde ortak lisanslama sözleşmelerine ilişkin bedellerin ortak şekilde takip edilebilmesi, tahsil edilmesi ve gerektiği takdirde yasal takibatın başlatılabilmesi için ortak çalışma yürütülmesi adına, elde edilecek lisans bedellerinin ... altında açılacak bir hesapta toplanmasına ve bu hesabın kullanımının her iki meslek birliğinin yetkilendireceği birer kişinin ortak imzasıyla sınırlandırılmasına karar verdiğini, ... protokolün 4.1. Maddesinde ortak hesap açılması konusundaki mutabakatın düzenlenen bu haliyle uygulamada mümkün olmadığının/fiilen imkansız olduğunun öğrenilmiş olmasından kaynaklı ... protokol'ün ortak hesap ibarelerinin yer aldığı maddelerinde (3.4, 4.1, 4.2, 6.4, 10.6) değişiklik yapan 12.03.2013 tarihli ek protokol imzalandığını, ek protokol ile yapılan değişiklik davalının iddiasının aksine tarafların taahhütlerini yerine getirmemelerinden/bir ihmalden değil, fiili bir durumdan yani yasal mevzuatın ortak hesap açmaya imkan vermemesinden kaynaklandığını, meslek birliğine açılmış olan davanın geri çekilmesi için Beşiktaş ... Noterliği’nin 22 Nisan 2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 15 günlük süre verildiğini, davalı, 2015 Ağustos’ta 2014 radyo ve televizyon dağıtımlarını, 2016 Nisan’da da ... (...) dağıtımlarını yaptığını, davalı Beşiktaş ... Noterliği’nden 27.04.2016 tarih ve... yevmiye numara ile gönderdiği ihtarnamede 2008 -2012 dönemi için fazladan tahsil edilen dijital alan lisans bedellerinin müvekkilinin telif gelirlerinden mahsup edilerek kendisine ödenmesini talep ettiğini, 10.12.2014 tarihinde yapmış oldukları İcra Kurulu toplantısında 2014 Aralık dağıtımlarında mükerrer ödemelerin önlenmesi için dağıtım mutabakatına varıldığını, almış oldukları karar kapsamında yapılan uygulama müvekkilce kabul edilmediğini, müvekkil ... tarafından 13 Temmuz 2015 tarihinden itibaren gönderilen ihtarname silsilesinde başından beri savunulduğunu, müvekkil ...Protokol’ün uygulanması konusundaki inancını başından beri sürdürdüğünü, tüm ihtarnamelere rağmen Protokol’ün amacı davalı tarafça hiçe sayıldığından öncelikle ... Protokol’ün 4.3 maddesindeki tarafların mahsuplaşacağına ilişkin açık hüküm gereğince müvekkili ... Beyoğlu ... Noterliği’nin 02.11.2015 tarih ... yevmiye numarası ile söz konusu mahsuplaşmanın gerçekleşmesi konusunda davalıya ihtarname göndermiş ve gereğinin yapılması konusunda süre verdiğini, ihtarname sonrasında konuya ilişkin taraflar arasında devam eden karşılıklı ihtarname silsilesi dava dosyasında mevcut olduğunu, ... Protokol kapsamında karşı tarafı bilgilendirme üzere paylaşıldığını, ... Protokol kapsamında işbu dava konusu talep ilgilendiren ve talep için gerekli olan bir paylaşım olmadığını, davalının mecra listeleri konusunda sanki dava konusu ile bağlantısı varmış gibi bir izlenim yaratmak suretiyle yaptığı bilgilendirme tarafca anlaşılamadığını, davalının iddiaları müvekkili şimdiye kadar yapmış olduğu açıklamalarının ve davasının ne kadar haklı olduğunu, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/160 sayılı kararının kaldırılmasına, müvekkil Mesam tarafından açılan davanın kabulüne, birleşen davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı birleşen davada davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ... protokollerden doğan yükümlülüklerini ihlal eder nitelikteki eylem ve işlemlerinin üstünü örttüğünü, ve kendi sorumluluklarından kurtulmak için müvekkili meslek birliğine karşı asılsız ihtamlarda bulunduğunu 12.03.2013 tarihli Ek Protokol ile ... Protokolün 4.1. maddesi revize edildiğini, meslek birliklerinin diğer meslek birliği hesapları üzerinde imza yetkilisi oldukları belirtildiğini, ek protokol ile yapılan bu düzenlemeye rağmen bu hesaplar açılmadığını, revize edilen ... Protokolün 4.1. maddesi gereği ayrı hesaplar açılmamış olmasına rağmen, ortak lisanslama kapsamında elde edilen lisans bedelleri faturalandırılarak her meslek birliğinin sahip olduğu kendi tüzel kişiliklerine ait banka hesaplarında tahsil edilmeye devam edildiğini, Radyo-Televizyon ve zincir mağazalar olarak adlandırılan bazı umumi mahaller ile imzalanan lisans sözleşmelerinde tarafların paylaşım oranları %50-%50 oranında olmadığını, ... Protokolün 4.3. maddesinde yazılı olduğu üzere, taraflar, sözleşmeyi takiben lisans bedellerini faturalandırdığını, her sözleşmeli kullanıcıdan tek liste alınamamış ve dolayısıyla dağıtım çalışmaları tek liste üzerinden tamamlanamadığını, özellikle umumi mahaller lisanslamalarında kullanıcılardan genel olarak liste temin edilemediğini, lisans gelirleri projeksiyon yöntemi uygulanarak dağıtıldığını, meslek birliklerinin ortak dağıtım yönergesinde de bulunduğunu, meslek birliklerinin koruma oranlarının belirlenmesi ve buna göre tahsil etmiş oldukları mali hak bedellerini kendi aralarında adaletli bir şekilde paylaştırabilmesinin koşulu ortak veri tabanı oluşturulduğunu, bu hâlde Mesam'ın müvekkiline karşı açmış olduğu davada dayanak gösterdiği ... Protokolün 4.3. maddesi hükmünün koşulları tamamlanmadığını, ... Protokolün 4., 5. ve 6. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, tarafların koruma oranlarının sağlıklı olarak belirlenebilmesi ve buna göre tahsil etmiş oldukları mali hak bedellerinin hakkaniyete uygun şekilde paylaşılabilmesi için ortak veri tabanının oluşturulması gerektiğini, kök Protokolün mahsuplaşmaya ilişkin 4.3. maddesi hükmünde belirtilen koşullar yerine getirilmedikçe mahsuplaşmanın yapılabilmesi teknik olarak mümkün olmadığını, ..., ... Protokolün hayata geçirilmesindeki asıl amacın ortak veri tabanı oluşturulması olduğunu, ...'ın, müvekkiline Protokol gereği yapılması gereken mahsuplaşmayı dikkate almadan dağıtım yaptığı yönündeki iddiası, taraflar arasındaki protokoller ve hukuki ilişki gözetildiğinde hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Ek Protokolden anlaşıldığı üzere, meslek birlikleri henüz ortak veri tabanı oluşturamadıklarından dağıtımlarını durdurmak niyetinde olmadıklarını gösterdiklerini, ..., müvekkili adına keşide ettiği 13.07.2015 tarihli ilk ihtarnamesi ile, 2014 yılı ortak lisanslamadan kaynaklı temsili telif bedellerinin dağıtımının durdurulmasını talep ettiğini, müvekkil 2013 ve 2014 yılı Tv, Radyo ve umumi mahaller temsili telif bedeli dağıtımlarını, işbu Protokolde belirtilen ortak yönergenin ilgili maddelerine göre yaptığını, ek protokole uygun olarak müvekkili üzerine düşen sorumluluğu yerine getirerek ortak dağıtım yönergesini ... ve yeni kurallara göre revize ettiği ve hazırlanan yeni yönerge taslağı ...'a 03.02.2016 tarihinde e-posta olarak iletildiğini, 19.02.2016 tarihinde her iki meslek birliği profesyonelleri bir araya gelmişler ve müvekkil tarafından mevcut yönergede yapılan değişiklikler, açıklamaları ile birlikte ...'ın profesyonellerine ayrıntılı olarak anlatıldığını, ... tarafından 11.03.2016 tarihinde gönderilen taslak yönerge incelendiğinde müvekkili mevcut yönergeyi revize ederek hazırladığı taslak yönergenin dikkate alınmadığı, mevcut yönerge üzerinde toplantılarda eklenmesi konuşulmuş olan yeni maddelere yönelik hiçbir çalışma yapılmadığı ve revize edilmesi gereken birçok elzem yeniliğin göz ardı edilerek herhangi bir öneri ve alternatif sunulmadan taslak metine uyarlanmadığı görüldüğünü, Mesam tarafından bu hususta verilen cevapta ise, ortak yönergede mutlaka olması gereken bazı maddelerin çıkartılmak istendiği görüldüğünü, müvekkili 17.03.2016 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile, müvekkili tarafından ek protokole uygun olarak hazırlanan ve gönderilen yönergenin ortak dağıtıma esas alınabilecek şekilde ve üyelerin menfaati en üst düzeyde gözetilerek son hale getirilmesi ve en geç 18.03.2016 Cuma günü saat 12:00'ye kadar müvekkili ile paylaşılarak, 19.03.2016 tarihinde gerçekleştirilecek olan meslek birlikleri Genel Kurul onayına sunulması, aksi hâlde, 2015 yılı dağıtımlarının ek protokolde belirtildiği gibi yeni ortak dağıtım yönergesine uygun olarak yapılamayacağı ve bunun sorumluluğunun da ...'ın üzerinde olacağı açıkça bildirildiğini, listenin yer alan bir esere ait kollanım adedi kullanıma süresi x hak sahiplerinin (besteci söz yazarı aranjör editör) toplam koruma oranı (%100) = eser üzerindeki toplam koruma oranı olarak değerlendirildiği, kullanım adedi ve kullanım süresinin lisans alan kullanıcıdan gelen sabit veriler olduğunu, buradaki değişken yapıda, eser bazında iki meslek birliği arasındaki koruma oranlarını belli edecek hesaplama öğesi olarak, hak sahiplerinin hangi meslek birliğine üye oldukları ve hangi oranda eser üzerinde hak sahibi oldukları önem taşıdığını, ..., yabancı repertuarı kapsamındaki koruma oranlarının müvekkilden oldukça fazla olduğunu, bu oranın yaklaşık %80'e tekabül ettiğini iddia etmekte ise de, bu iddiası da dosyada mübrez bilgi ve belgelerle çürütüldüğünü, ...'ın dosya kapsamındaki beyanları arasında hiçbir zaman tutarlılık olmadığını, Mesam'ın ortak veri tabanı olmadan kendi veri tabanıyla hesapladığı oranı gerçek diye sunması ... Protokol ve Ek Protokollerin varlık gayesi ile bağdaştığını, müvekkil meslek birliğine üye nitelikli ve üreten eser sahiplerinin eserlerinin pek çok mecrada davacı repertuarına nazaran çok daha fazla tüketildiği tespit edildiğini, bunu yalnızca yabancı kategorisine indirgemek yerli eser sahiplerine yapılan büyük bir haksızlık olacağını, ...'ın ise hem ilk derece mahkemesinin kendisini haklı bulduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından da işbu bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesis edildiğini, bilirkişi raporunda ek raporunda da ...'ın iddialarını somutlaştırabilecek bilgi ve belgeler sunmadığı ve ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında da açıklandığı üzere somutlaştırma yükümlülüğü'nü yerine getirmediği ve davasını ispatlayamadığı şeklindeki gerekçesi de ...'ın ilk derece mahkemesi tarafından haklı bulunmadığını ortaya koyduğunu bu husus tanzim olunan bilirkişi raporları ile de ortaya konulduğunu, ... bilirkişilerce yapılan yerinde incelemede gerekli bilgi ve belgeleri sunmaktan imtina ettiğini, ...'ın bunca zamandır ispatlayamadığı iddialarına dair delil sunmaması karşısında, bilirkişi raporunda belirtilen tüm bilgi ve belgeleri hazır bulundurduğu ve dosyaya sunabileceği şeklindeki iddiası gerçeği yansıtmadığını, davacı/birleşen davada davalı ...'ın istinaf taleplerinin kabulü mümkün olmayıp, istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, birleşen dava yönünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak tüm talepleri doğrultusunda davamızın kabulüne karar verilmesini, asıl dava yönünden davacı/birleşen davada davalı ...'ın istinaf başvurusunun tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Asıl davanın konusu; davacı/ birleşen davalı ... ile davalı birleşen davacı ... arasında akdedilen protokolün tahsil edilen lisans bedelinin mahsuplaşılmasına ilişkin hükümlerin davalı tarafından dikkate almaksızın, hesaba yatan lisans bedelinin tamamım üyelerine dağıtılmış olduğu, bu nedenle fazla tahsil edilen tutarın tahsilinin gerektiği ve ...’nin feshinin haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespiti, Birleşen dava ise davalı/ birleşen dosya davacısı ...'nin ...’ın davranışları nedeniyle protokolün uygulanamadığı, koruma oranlarının da çıkarılmadığını, bu nedenle mahsuplaşma yapılamadığını, zira bütün bunlar için ortak hesap ve ortak veri tabanlarının oluşturulması gerektiğini, bunun sonucunda da zarara uğradığı iddiasına dayalı haklı nedenle fesih kaynaklı 04/09/2012 tarihli kök rapor protokolünün 12 maddesine göre yaptığı masrafların uğramış olduğu ve olacağı zararların karşılığında şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 1.000.000,00 TL cezai şartın ödenmesi talebidir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.19/11/2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" Ortak hesap açılmasının ve ortak veri tabanının oluşturulmasının lisans bedelinin koruma oranları belirlenerek mahsuplaşılması için bir kriter oluşturmadığı, Dosyada, lisanslama bedellerinin ve mahsuplaşma için gerekli koruma oranlarının tespiti için yeterli veri bulunmadığı ve ...'nin talep ettiği zarar hesabı için yeterli veri bulunmadığı" belirtilmiştir.Bilirkişi EK heyet raporunda özetle; "Taraflar arasında yapılan uzun yazışma ve görüşmelerden oluşan süreçte karşılıklı isnat edilen hususlar ve bu çerçevede sözleşmelerin ifa edilememiş olması, tabloyu içinde çıkılması güç bir konuma taşıdığı, Dosyanın incelenmesi sırasında sunulmasına ihtiyaç bulunduğu belirlenen hususların çalışılması için, Sayın Mahkemenin yaptığı görevlendirme doğrultusunda taraflar ziyaret edildiğinde de gerekli bilgi ve belgelere ulaşılamadığı, 03.12.2018 tarihli dilekçede söz edilen mahsuplaşma koşulları ancak tarafların anlaşmaları ile tespit edilebileceği, Tam ve eksiksiz listeler gerektiği, ancak dosyada buna dair bilgiler bulunmadığı gibi, yapılan ziyarette de bulunamadığı" belirtilmiştir.Prof. Dr. ... ve Y. Doç. Dr. ... tarafından düzenlenen Uzman bilirkişi görüşünde;" Davacı ... ve Davalı ... arasındaki Kök Sözleşme Ve bunun tadil eden Ek Sözleşmelerin bir ortaklık sözleşmesi teşkil ettikleri, ...'ın çeşitli fiil ve işlemleriyle, özellikle sözleşmesel yükümlülüklerini ifadan kaçındığı halde mahkemeye başvurarak, ...açısından TBK m,639/7 uyarınca haklı fesih sebebi yarattığı, ... tarafından daha önceden fesih ihtarnamesi gönderilip sonradan fesihten dolayı tazminat talep edilmesinin, Kanunun feshe mahkemece karar verileceği kuralına aykırılık oluşturmadığı, zira ... tarafından mahkemeye yöneltilen talebin esasen feshin gerekçelerinin değerlendirilerek hükme bağlanması unsurunu da içerdiği; Bütün bunlara rağmen, ...'ın ...'nin haklı feshine ve tazminat talebine yönelik itirazı, onun kendi hukuka (sözleşmeye) aykırı davranışının sonuçlarından yararlanması anlamına geleceğinden, sırf bu bakımdan kabul edilemeyeceği, Aynı gerekçelerle, ...'ın ...'ye karşı açtığı davada ... Protokol'ün 4.3.maddesine göre mahsup gerekçesiyle ileri sürdüğü alacak talebinin de haksız olduğu, esasen aynı 4. Maddenin 1,2 ve 3.Paragraflarındaki şartlar ile ... Protokolün 5 ve 6. Maddelerinde yazılı hükümlerin gerçekleşmediği bir durumda 4,3. maddede yazılı paragrafa göre mahsup istenemeyeceği," görüşlerine vardıkları belirtilmiştir.
Uzman bilirkişi Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen uzman mütalaasında özetle, "Davacının sözleşmeyi haklı sebepler nedeniyle feshettiğini ileri sürerek, uğradığı zararların ve yaptığı masrafların davalı tarafından karşılanmasına yönelik talebinin hukuken doğru olmadığı; zira, TBK.'nun 639, maddesinin 7 no.lu bendi ile, adi ortaklıklarda, haklı sebeplerle feshin, ancak mahkeme kararı ile mümkün olacağı; Davacı ve davalı meslek birliklerinin kuruluş amaç ve görevlerinin, telif gelirlerinin üyeleri arasında adil bir şekilde paylaştırılması olduğu; bu amacın gerçekleştirilmesinin Bakarılık'ın denetimine tabi olduğu; bu adil paylaşımın sağlanmasının, ilk planda eşit olarak tahsil edilecek olan gelirlerin, sonradan mahsuplaşma suretiyle adil biçimde paylaşımının sağlanacağı; mahsuplaşmanın — koruma oranlarının belirlenmesini gerektireceği; bu gereği, tarafların çeşitli girişimlerine rağmen, kendi aralarından gerçekleştirilemediği; kendilerince gerçekleştirilemeyen bu belirlemelerin mahkeme tarafından yapılmasının istenmesinde, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkilere aykırılık edilmiş olacağı iddiasının kabul edilemeyeceği; Her iki meslek birliğinin, adil paylaşım için mahsuplaşmanın gerekli olduğunu kabul etmiş olmaları dikkate alındığında; 09.07.2014 tarihli ikinci ek protokol ile,2013-2014 yılları teliflerinin dağıtımının mahsuplaşma olmaksızın yapılmış olduğu; bir diğer anlatımla, bu gelirler bakımından, mahsuplaşmadan vazgeçildiği iddiasının kabul edilemeyeceği; zira, her iki meslek birliğinin birlikte böyle bir düşünceyi taşımalarının, kendilerine 5846 sayılı FSEK ile yüklenen görevlerin ihlali anlamına geleceği; Bu veriler ışığında, davacı ... tarafından, davalı ...'ın, mahsuplaşmanın yapılmasına yönelik olarak açtığı davanın ve bu davada 2013-2014 yılları telif gelirlerine yönelik talepte bulunmasının. Taraflar arasındaki kök protokole ve 09.07.2014 tarihli ikinci ek protokole aykırılık anlamını taşımayacağı;Bu nedenlerle, davacının taraflar arasındaki sözleşmeleri fesih girişiminin haklı sebeplere dayandırılamayacağı "belirtilmiştir.Taraflar arasında, mükerrer ödemelerin önlenmesi, ortak veri tabanı oluşturulması, ortak lisanslama ve ortak dağıtım yapılması amaçlarında mutabakata varıldığı ve 03.08.2012 tarihinde, bu mutabakatı gösteren “...” adlı metnin imzalandığı ve ardından, 04.09.2012 tarihinde “..., Dokümantasyon ve Dağıtım Ortak Protokolü” başlıklı “... protokol” olarak adlandırılan nihai metnin imzalandığı, ... protokole ek olarak ayrıca 12.03.2013 ve 09.07.2014 tarihlerinde ek protokoller imza edildiği görülmüştür. 04.09.2012 tarihinde imzalanan “..., Dokümantasyon ve Dağıtım Ortak Protokolü” başlıklı ve “... protokol” olarak adlandırılan metinde tarafların kararlaştırdığı başlıca hususlar;• Tüm lisanslama faaliyetlerinin birlikte yürütülmesi, • Ortak lisanslama faaliyetlerine temsili alanda 01.09.2012 tarihi itibariyle, mekanik alanda ise ortak veri tabam oluşturulması tarihi itibariyle başlanması,• Ortak tarife oluşturulana kadar meslek birliklerinin mevcut tarifeleri toplanarak lisans bedeli belirlenmesi ve bunun tek sözleşmeyle talep edilmesi,• Protokolden önce yapılan lisans sözleşmelerinin ortak lisanslama sözleşmelerine çevrilmesi için çalışmalar yapılması,• Ortak hesap oluşturulması,• Toplanan lisans bedellerinin eşit şekilde faturalandılması ancak, kullanım listeleri üzerinden koruma oranlarının belirlenmesi ve bunun üzerinden mahsuplaşmanın sağlanması,• 30.10.2012 tarihine kadar bir ortak veri tabam oluşturulması,• Mükerrer ödemeden kaçınılması amacıyla yurt dışında yerleşik ana yayımcıların üyesi oldukları meslek birliklerine ödeme yapılmaması ve mükerrer ödeme yapıldığının tespiti için bir komisyon oluşturularak, tespiti halinde bu bedellerin mahsup edilmesi,• Kullanıcılardan alınacak tek liste üzerinden dağıtım çalışmalarının yapılması,• İzleme departmanı oluşturulması ve liste temin edilmediği hallerde, izleme departmanının icra kurulunca onaylanan çalışması üzerine dağıtımın gerçekleştirilmesi,• Meslek birliği üyesi olmayan kişilere ait eserlerin mali hak bedellerinin bir yıl hesapta bekletilmesi ve bu sürede üye olmazlarsa bu bedelin koruma oranlarına göre paylaşılması,• Oluşturulacak komisyonun ortak dağıtım yönergesi hazırlaması,• Ortak lisanslama birimi için bir kadro ve organlar oluşturulması, hukuki işlemlerin gerektiği ölçüde birlikte yürütülmesi şeklindedir. Meslek birlikleri Ocak 2013’ü ilk ortak dağıtım tarihi olarak belirlemiştir. 09.07.2013 tarihli ek protokolde ise kök protokolün bazı maddeleri tadil edilerek dijital alandaki lisanslamanın 2013 yılından itibaren, kullanım listelerine göre dağıtılması; TV, Radyo ve umumi mahallerdeki dağıtım bakımından “temsili lisanslama dağıtımı çalışma esaslarına ilişkin ilgili hükümlerinin dikkate alınması; mükerrer lisanslamanın önlenmesi için kullanım listelerini tarafların birbiriyle paylaşması; veri tabanı oluşturulması konusunda derhâl harekete geçilmesi; ortak dağıtım yönergesinin tekrar hazırlanması konularında mutabakata varıldığı görülmüştür.Taraflar arasında 15.08.2012 tarihinde imzalanan “..., Ortak Lisanslama, Ortak Dağıtım Protokolü”nün 1. maddesinde, iki meslek birliğinin tüm hak sahipleri oranlan tespit edildikten yani ortak veri tabanı oluşturulduktan sonra, kullanıcılardan alınacak eser kullanım listeleri baz alınarak ortak dağıtım yapılacağı” belirtilmiştir. 04.09.2012 tarihinde imzalanan “..., Dokümantasyon ve Dağıtım Ortak Protokolü” başlıklı ve “... protokol” olarak adlandırılan nihai metnin 3.2 maddesinde, ortak lisanslama faaliyetlerine temsili alanda 01.09.2012 tarihi itibariyle, mekanik alanda ise ortak veri tabanı oluşturulması tarihi itibariyle başlanacağı kararlaştırılmış ve hedef olarak 01.11.2012 tarihi seçilmiştir. ... protokolün 5. maddesinde, 30.10.2012 tarihine kadar ortak veri tabanı oluşturulması kararlaştırılmıştır. Ancak bu veri tabanının kararlaştırılan tarihe kadar ve sonrasında da oluşturulamadığı anlaşılmıştır.15.08.2012 tarihinde imzalanan “..., Ortak Lisanslama, Ortak Dağıtım Protokolü”nün 2. maddesinde tarafların ortak lisanslama çerçevesinde elde edilecek bedellerin ortak hesapta toplanması için ortak hesap açılması konusunda mutabık kaldıkları görülmüştür. ... protokolün 4. maddesinde ortak hesap oluşturulması, bu hesabın ... adına açılması ve hesabın kullanımının iki meslek birliğinin yetkilendirdiği kişilerin ortak imzasıyla sınırlandırılması kararlaştırılmıştır. Bu maddenin üçüncü fıkrasında, lisans bedellerinin eşit şekilde faturalandırılacağı, kullanıcılardan temin edilen tek bir liste üzerinden dağıtım çalışmalarının tamamlanacağı ve buradan çıkarılacak koruma oranları üzerinden faturalar kesilerek mahsuplaşmanın yapılacağı düzenlenmiştir.Taraflar arasında kararlaştırılan ortak hesabın açılmadığı, ilk olarak ...’in ...’den bu konuda talepte bulunduğu, ...’nin ise bunun bir ortak yükümlülük olduğunu belirterek, ortak veri tabanı oluşturulması hususunda harekete geçilmesini istediği anlaşılmaktadır. ..., mahsuplaşmanın ancak ortak veri tabanı oluşturulduktan sonra yapılabileceğini ileri sürmüştür. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ortak hesap açılmamış olsa dahi, tarafların bir araya gelerek, birbirleriyle paylaşmayı taahhüt ettikleri kullanım listeleri üzerinden bu paylaşım ve mahsuplaşmanın yapılmasının mümkün olacağı, sözleşmenin ilgili hükümlerinin, ortak hesap ve veri tabanının varlığını mahsuplaşma için ön koşul olarak belirlenmesi şeklinde olarak yorumlanamayacağı belirtilmiştir.Mahkemenin Davaya konu olayda taraflar arasındaki protokolde, tarafların sorumlu oldukları edimler somut olarak belirlenmemiş, daha ziyade bir grup iş ve işlemi birlikte gerçekleştirmek, bunun için organlar oluşturmak ve bu süreçte birbirleri ile işbirliği ve iletişim halinde hareket etmek üzere anlaştıkları taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık olduğu ve protokolün de Adi ortaklık sözleşmesi olarak değerlendirilmesi dosya kapsamına uygundur.TBK 639/6 maddesine göre, Ortaklık sözleşmesinde feshi bildirme hakkı saklı tutulmuş veya ortaklık belirsiz bir süre için ya da ortaklardan birinin ömrü boyunca kurulmuşsa, bîr ortağın fesih bildiriminde bulunmasıyla. (7). Haklı sebeplerin bulunması hâlinde, her zaman başkaca koşul aranmaksızın, fesih istemi üzerine mahkeme kararıyla.” adi ortaklığın sona erebileceği düzenlemesi mevcuttur.TBK m.639/6 fıkrası uyarınca, belirsiz süreli bir ortaklık söz konusu olduğunda ortaklığın, ortaklardan birinin fesih bildirimiyle sonlandırılması mümkündür. Ancak m.640’ta, bu fesih bildiriminin altı ay önceden yapılması gerektiği düzenlenmiştir. Bu hükme göre ayrıca, bildirim dürüstlük kurallarına aykırı olmamalı ve özellikle uygun olmayan bir zamanda yapılmamalıdır. Fesih bildirimi, hesap yılı sonunda hüküm ifade edecektir. Somut olayda, ... tarafından yapılan fesih bildirimi, TBK m.639/6 uyarınca yapılması durumunda bildirim süresine uyulmamış olması, TBK m.639/7 uyarınca yapılması durumunda da istem mahkemeye yöneltilmediği gerekçesi ile geçersiz olacaktır. Tarafların 28.12.2016 tarihinde tekrar bir araya geldikleri, aralarında bir çalışma grubu oluşturulduğu, 2017 yılı tarifesi için koruma oranlarının belirlenmesine ve 2013-2014 yılına ait koruma oranları için bir çalışma yapılmasına karar verdikleri dolayısı ile bu durumun taraflar arasındaki ortaklığın devam ettiğine dair karine oluşturduğu anlaşılmıştır. Asıl davada taraflar arasında ki uyuşmazlık ... tarafından yapılan lisans bedeli tahsilatının koruma oranları belirlenerek mahsuplaşmaya konu edilip edilmediği noktasındadır. Bilirkişi Heyeti tarafından bu incelemenin yapılabilmesi için 04.09.2012 tarihinde imzalanan ... - ... Lisanslama, Dokümantasyon ve Dağıtım Ortak Protokolü kapsamında her iki meslek birliğinin yapmış olduğu tahsilatları gösteren detaylı bilgi ve belgelerin celbinin gerektiği, kök raporda belirtilen bu eksikliklerin giderilmesi için mahkemece bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verildiği her iki meslek birliğinin adresinde yapılan incelemelerde eksik hususların giderilemediği, tarafların ilgili delilleri sunmaktan imtina ettikleri asıl ve birleşen davanın her iki tarafta ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği, iddialarının ispat edilemediği anlaşılmakla asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi hukuken yerindedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı/birleşen davada davalı vekili ve davalı/birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 30/03/2021 tarih ve 2017/287 E., 2021/160 K. sayılı kararına karşı taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacı-karşı davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davalı-karşı davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/02/2025