T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/910
KARAR NO:2024/2028
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:22/02/2022
NUMARASI:2020/162 E. - 2022/25 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/12/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin tarım bilimi şirketi olarak 1883 yılında kurulmuş olduğunu, dünya genelinde en büyük beş şirketten birisi olduğunu, şirketin Türkiye'de İstanbul merkezli ... ŞİRKETİ vasıtasıyla faaliyet göstermekte olduğunu, ülkemizin tüm bölgesinde ürün satışları gerçekleştirmekte olduğunu, ülkemizde ... sitesi vasıtasıyla faaliyet göstermekte olduklarını, “...” markasının 1992 yılından beri tescilli bir marka olduğunu, “ “...” markasının tanınmış marka olduğunu, davalının ise davacı şirketin Türkiye'deki eski distribütörü olduğunu, taraflar arasında 17 Aralık 2012 tarihinde imzalanan ve 31 Aralık 2016 tarihinde sona erdirilen “Distribütörlük Anlaşması”nın dava dosyasına sunulduğunu, taraflar arasında imzalanan Distribütörlük Anlaşması'nın sona ermesinden sonra, müvekkili şirketin, davalı firmaya ait 5. Sınıfta ... numara ile tescilli “...” markasından ve ... numara ile tescilli “...” markasından haberdar olmuş olduğunu, taraflar arasında akdedilen Distribütörlük Anlaşması'nın 11. maddesi gereği eski distribütör olan davalı firma tarafından, davacı ... adına tescilli herhangi bir markanın veya benzerinin ... tarafından verilen yazılı izin olmaksızın davalı firma ... adına tescil ettirilmeyeceği kararlaştırılmış olduğunu, üstelik davalıya ait ... numaralı “...” marka başvurusunun taraflar arasında akdedilen anlaşmanın geçerlilik sürecinde yapılmış olduğunun tespit edilmiş olduğunu, müvekkili şirketin, davalı firma tarafından ... nezdinde alınan marka tescillerinin yanı sıra, müvekkili şirkete ait Bakanlık nezdinde ruhsat kaydı olan ... isimli bitki koruma ürününün de tanıtımına devam edildiğini tespit etmiş olduğunu, müvekkili tarafından davalı firmaya Beyoğlu .... Noterliği vasıtasıyla 25 Mart 2020 tarihinde ... yevmiye numarasıyla ihtarname gönderilmiş olduğunu, davalı şirket adina ... numara ile tescilli “...” ve ... numara ile tescilli “...” markalarinin hükümsüz kilinmasi gerektiğini, huzurdaki davaya konu “...” ve “...” markalarının, müvekkili şirkete ait “...” markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, müvekkili şirketle aynı sektörde faaliyet gösteren ve müvekkil şirketin eski distribütörü olan davalı şirketin, marka tescil başvurusunda bulunurken seçebileceği onca marka ve şekil unsuru bulunmaktayken müvekkili şirkete ait marka ile ayırt edilemeyecek derecede benzer markaları tescil ettirmiş olmasının tesadüfi olarak algılanamayacağını, iyi niyetli hareket ettiğini kabul edilmeyeceğini, Davalının “...” ve “...” ibareli ürünleri kullanması, tanıtması ve satışa sunmasının müvekkilinin şirkete ait marka hakkını ihlal ve haksız rekabet teşkil etmekte olduğunu, davalı firmanın “...” marka tescili yanı sıra ... markalı ürünlerin pazara sunulabilmesi için Bakanlık nezdinde ruhsat başvurusunda bulunmuş olduğunu, müvekkili şirkete ait “...” markalı zirai ilaçlar ile davalı firmaya ait “...” markalı zirai ilaçların aynı amaç için kullanılan ilaçlar olup, aynı raflarda bulunacak ve satışa sunulacak ürünler olduğunu, davalı firmanın fiili kullanımlarının müvekkiline ait marka hakkını ihlal ettiği ve haksız rekabet yarattığının açık olduğunu, ihtiyati tedbir talebi ile birlikte davalının, müvekkil şirketin önceki tarihli marka haklarını ihlal ve bu haklara karşı tecavüz ve haksız rekabet oluşturan fiillerinin tespiti, durdurulması ve önlenmesine, davalı şirket adına... numara ile tescilli “...” markası ile ... numara ile tescilli “...” markasının hükümsüzlüğüne ve ihtiyati tedbire karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin uzun yıllar öncesinde kurulmuş ve sektörde öncü firma olduğunu, 2007'den beri Pazar lideri olduğunu, müvekkili Şirketin tarım ilaçları alanında Türkiye'de ilk toksikolojik çalışmalar yaptırarak özel bitki koruma ürünü geliştiren ilk firma olduğunu, Davacı firma ile müvekkili arasında 17.12.2012 tarihinde 31.12.2016 tarihine kadar geçerli olacak "Distribütörlük Anlaşması" imza edilmiş olduğunu, davacının Türkiye'de yeni organize olmaya çalışan bir firma hüviyetinde olduğunu, davacı Şirketin ve markalarının Türkiye pazarında tanınmışlığı ve bilinirliği olmayan bir şirket ve marka olduğunu, markanın müvekkili tarafından tanınır hale getirilmiş olduğunu, müvekkili şirketin önce toprağa uygulama modelini uzun saha çalışmaları sonrası geliştirdiği ve bu yöntemi patent ile korumaya almış olduğunu, davacıya ait ürünün Türkiye'de geliştirilmesi ve Ruhsatlandırılmasının tamamen Müvekkili Şirket tarafından yapılmış olduğunu, Gebze ... Noterliğinin 13.05.2019 tarih ve... yevmiye nolu "Ruhsat Devir Sözleşmesi" hükümleri ile ...markası ile ilgili müvekkili şirkette bulunan tüm hak ve yetkileri her hangi bir bedel ileri sürülmeden davacıya devredildiğini, ... markası bilinen ve tanınan marka olmadığı gibi ... markası ile aynı veya benzer marka olmadığını, bu iki ürünün içerikleri ve formulasyon tiplerinin de farklı olduğunu, haksız rekabet oluşmadığını, müvekkili ile davacı firma arasında imza edilen anlaşma ve sonrasındaki yazışmalar gereği ... isimli ürünün satış yetkisinin 2022 yılına kadar müvekkili firmaya verilmiş olduğunu, ... ile davacı ... arasında 2019 yılına kadar ticari ilişkinin devam etmiş olduğunu, davacı tarafından 2016 yılında sözleşme sona erdiği halde 2022 yılına kadar ürünlerinin ruhsat ve satış yetkilerinin müvekkiline verilmiş ve dava konusu ürünün 2019 yılı ortalarına kadar Müvekkili tarafından davacıdan alınarak pazara sunulmuş olduğunu, tamamen farklı ürün olan ... ürününün 13.12.2019 tarihinde ruhsatlandırmış olduğunu, her iki ürünün farklı olduğunu, delil listesinde sunulan ... ve... ürünlerine ait bitki koruma ürünü ruhsat belgeleri, bu ürünlerin kullanılacağı bitki ve zararlı organizmalar belgeleri, ürün spesifikasyon belgeleri birlikte değerlendirildiğinde aynı özelliklere sahip olmadıklarını, davacının, ruhsat devrine kadar daha önce tescil edilen ... markalarını bildiği halde hiçbir ikazda bulunmadığını, ... ruhsatını devraldıktan sonra ilgili markalar için yasal süreçleri başlatmış olduğunu, İhtarname sonrasında sözlü olarak müvekkilinin, markaları ürünlerde kullanmayacağını ... ile ilgili isim değişikliğine gideceğini bildirmiş olduğunu, bu isim değişikliği de yapılarak ..., ... olduğunu, markalarda birbirinden ayırmaya yeter ekler olduğunu, ,tescil tarihinden itibaren tam 5 yıl geçtikten sonra 12.06.2020 tarihinde iş bu davanın açılmış olduğunu, diğer dava konusu müvekkili firmaya ait "..." markasının ise 02.02.2018 tarihinde tescil edilmiş ancak bu marka ile ilgili ruhsat alınmadığı gibi hiç bir şekilde kullanılmamış olduğunu, davanın reddini talep etmişlerdir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davalıya ait ... ve ... nolu markaların HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,Karar kesinleştiğinde kesinleşen ilamın sicile işlenmek üzere TPMK'na bildirilmesine, davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, mahkememizce verilen 16.9.2020 tarihli ihtiyati tedbir kararının karar kesinleşene kadar devamına, davacı yanca yatırılan 20.000 TLlik teminatın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine," karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Mahkemece müvekkili şirkete ait ... markalarının davacı şirkete ait ... markasına çok benzer marka olması nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verildiğini, Davacı Şirketin, Müvekkili Şirkete ait dava konusu markaların tescil işlemlerini bildiği halde içerik olarak farklı ürün olması nedeniyle itiraz etmediğini, ,,, markalı ürünün, ... markalı ... ürününden farklı olup ve daha ileri teknoloji olduğunu, ... ile aynı veya benzer olmadığını, ... içeriğinde sadece clomazone aktif maddesi mevcut olup ve formulasyon tipi en eski Emülsiyon Konsantre (EC) şeklinde olduğunu, oysa ... içeriğinde clomazone aktif maddesine ilave olarak oxadiazone aktif maddesi de mevcut olduğunu, bu tespitler hakkında bir Bilirkişi incelemesi yapılmadan eksik ve hatalı bir karar verildiğini, delil listesinde sunulan görselleri paylaşılan ... ürünlerine ait bitki koruma ürünü resmi ruhsat belgeleri incelendiğinde yine bu ürünlerin kullanılacağı bitki ve zararlı organizmalara ait belgeleri, ürün spesifikasyon belgeleri birlikte değerlendirildiğinde aynı özelliklere sahip olmadıkları, ... içerğine sahip ve sadece çeltikte kulanılırken, ... ise ... özelliğine sahip olup çeltik, kanola ve ayçiçeğinde kullanılan bir ürün olarak tamamen farklı ürün ve markalarda oldukları anlaşıldığını, müvekkili şirketin ... ve ... ürünlerinin tüketici tarafından alım aşamasında rafta karıştırılmasından kaçınacağını, çünkü, ... böyle bir karışıklıkta ayçiçeği ve kanolaya karşı kullanıldığı zaman bütün kültür bitkisi zarar göreceğini ve müvekkilinin bu zarardan oluşacak tazminat haklarını göze alamayacağını, davacı firmaya ait ürün içerikleri ile müvekkili firmaya ait ürün içerikleri aynı ürün veya benzer ürün ve marka olmadığı gibi bu benzerlikte müvekkili yönünden bir avantaj bulunmadığını, bu nedenle aynı veya benzer mal veya hizmette yer almadığını, uzman Bilirkişilerden ek rapor veya yeni bir rapor alınmadan karar verildiğini,-2020 yılında davacı şirketin tamamen kendi kurumsal konsepti ile marka ismi ve şeklini kullandığını ve buna göre ürün satışı yaptığını, davacı firmanın da ilk kez markasını yukarıda belirtilen şekilde kullandığını, bu şekil haricinde bir kendi marka kullanım şekli olmadığını, marka görselleri değerlendirilmeden karar verildiğini, Yargıtay içtihatları ile davacı ile müvekkili firma markalarına ait görseller dikkate alındığında, Davacıya ait markanın tam ismi "... " iken müvekkiline ait marka ise "..." ve yine "..." şeklinde olup benzer veya aynı markalar olmadığını, dava konusu markaların yazım şekli, renk tonu, ... ve ... markalarının yazım tarzı, görüntüleri, marka sahibi firma isimlerinin yazım şekilleri ve renklerinin farklı olması, ... firması adının beyaz fona kırmızı renkte yazılı iken ... ın yeşil tonda ve önünde ayırt edici işaretin yer alması, ... kelimesinin davacı ürününde silik ve diz yazı ile yazılmış iken ...kelimesinin koyu siyah şekilde ve önünde ve sonunda ayırıcı şekil kullanılması yine ürün kutularının tamamen farklı tarzda yer almış olmasının, başvuruya yeterli ayırt edicilik kattığını, içerik olarak ... içerir ve formulasyon tipi ...’ olup, ... içermekte ve formulasyon tipi de yeni teknoloji kapsül süspansiyon (CS)’ olduğunu, kullanım şekli, etki ettiği yabancı otlar, kullanıldığı kültür bitkileri, formulasyon tipleri, renkleri, içerikleri ve daha birçok açıdan farklı olan bu ürünlerin alımında özensiz bir tercih yapılamayacağını, bu ürünler zirai ilaç bayileri vasıtasıyla ziraat mühendisleri tarafından uzman gözetiminde satılır ve tüketici kendi inisiyatifine göre raftan ürün satın almayacağını, çoğu defa reçete ile ve çiftçi kayıt sistemi (ÇKS) kayıtlarına göre çıkış yapıldığını, SMK 6/1 maddesine aykırılık nedeniyle hüküm kurmasını kabul etmediklerini,-Mahkemece müvekkil şirketin SMK 6/9 maddesi kapsamında kötüniyetli marka başvurusunda bulunduğu belirtildiğini, ancak Gebze ... Noterliğinin 13.05.2019 tarih ve ... yevmiye nolu "Ruhsat Devir Sözleşmesi" hükümleri ile ekinde yer alan liste incelendiğinde davacının haksız rekabetle ve marka tecavüzü ile suçladığı ... markası ile ilgili müvekkili şirkette bulunan tüm hak ve yetkileri her hangi bir bedel ileri sürülmeden davacıya iade edildiği/devredildiğinin anlaşıldığını, sunulan bu belge ile davacı şirketin tamamen haksız olarak bu davayı açtığı, marka haklarına bir tecavüz şöyle dursun marka haklarını devrettikleri müvekkili şirketi haksız olarak suçladıklarının açıkça anlaşıldığını, dava konusu olan davacıya ait markanın tüm hak ve yetkileri belirtilen bu devir sözleşmesi anına kadar müvekkili şirkette yer aldığı halde ve yine bu hak ve yetkiye istinaden bu tarihe kadar davacı şirket tarafından tüm ürünlerin Türkiyede satışı ve pazarlaması müvekkili şirket tarafından yapılması için müvekkili şirkete ürünlerin teslimi davacı şirket tarafından yapıldığı resmi belgeler ile sabit iken bu davanın açılması tamamen davacı şirketin ticari etik kurallarına aykırı davranan bir şirket olduğunu, ticari fırsatçılık yaparak 2015 yılında bildiği marka tescil işleminin iptali ile ilgili olarak bu devir sözleşmesi öncesinde bir dava açmadığı , böylece bu davayı açarak kötüniyetli bir şirket olduğunu gösterdiğini, delil listesinde sunulan 23.02.2012 tarihli davacı Şirket tarafından Tarım ve Orman Bakanlığına hitaben yazılan belge incelendiğinde ... ile ... marka ve ürünlerinin aynı olduğu ve taraflarına ait olduğu bildirildiğini,Davacı şirkete ait belge içeriği incelendiğinde belirtilen bu ürünlerin 2022 yılına kadar satış ve ruhsat yetkisinin müvekkili şirkete davacı tarafından verildiği anlaşıldığını, hal böyle iken davacı şirket tarafından haksız rekabetle müvekkili şirketin itham altına alınması ve yine ... markasının haksız kullanımının ileri sürülmesinin de ayrıca kötüniyetin bir kanıtı olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirkete uzun yıllar Türkiye de distribütörlük yaparak ürünlerinin satışını ve tanıtımını yaparak para kazandırdığını, ayrıca 2022 yılına kadar satış yetkisi olan ... ve diğer ürünlerini bir bedel talep etmeden davacı şirkete iade ettiğini, tüm bu durumlar birlikte değerlendirildiğinde ayrıca müvekkili şirketin kesinlikle aynı anda satış yaparak davacı şirkete zarar vermemiş olduğu halde davacı tarafın müvekkili şirketi kötüniyetli şirket olarak belirtmesinin kabul edilebilir ve yine insafla, ahde vefa ile açıklanacak bir durum olmadığını, Müvekkili şirketin hiç bir hal ve şartta her iki markanın aynı anda satışını yapmadığını, Dosyaya sunulan belgeler ile bu husus detaylı olarak açıklandığı halde davacı tarafın bilerek dosyaya sunduğu görseller ile sanki aynı anda bu işlem olmuş gibi gösterilmesinin Mahkemece yeterli görüldüğünü, -davacının marka vekilliğini yapan Şirket tarafından davacıya ait marka başka şirketler adına aynı alanda tescil edildiğini, Davacının marka tescili 1992 yılında iken Fransa menşeli şirket için aynı marka 1980 yılında 05 nicel sınıfta tescil edildiğini, aynı marka davacının marka vekilliği yapan Şirket tarafından 1996 yılında yine başka bir şirket adına aynı 05 nicel sınıfta tescil edildiğini, davacı Şirket tarafından Tescil edilen ... markası müvekkili şirket tarafından yapılan anlaşma çerçevesinde kullanılmadan önce kullanılmadığı gibi bu markada öncelik hakkı bulunmadığını, davacı taraf diğer şirketlere yönelik bir dava açmadığı gibi bu konuda dava hakkı bulunmadığını, Davacı taraf bildiği veya bilmesi gerektiği bu marka tescilini 5 yıl süre geçtikten sonra müvekkili şirkette bulunan markalarının kullanım hakkını geri aldıktan sonra iş bu davanın açılması ve davacı taraf bu hareket tarzı ile hakkın ihlaline zımnen müsaade ettiği açıkça ortada olduğunu, uzun süre tecavüze sessiz kalarak üçüncü kişiler nezdinde güven yaratan kişilere hükümsüzlük davası açma hakkı tanınmaması gerektiğini, TMK 2 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiğini, Mahkemece başvuru tarihi yerine resmi gazetede yayınlanma tarihleri esas alınarak müvekkili şirketin hak ve hukuku yok sayıldığını-Davalı şirket görüş ve beyanlarında da açıklandığı gibi davacı tarafından 2022 yılına kadar ürünlerinin satış yetkisi müvekkil şirkete verilmiş olduğundan müvekkili şirket tarafından marka hakkına tecavüz veya haksız rekabet fiillerinin sergilenmediği bir gerçek iken mahkemece bu iddaların kabul edilmesinin dosya kapsamındaki deliller ile çelişki oluşturduğunu, Davacı tarafından dava dilekçesinin 9 ve devamı sayfalarında davacı ile davalı arasındaki anlaşmanın 2016 yılında sona ermesine rağmen davalı tarafından her hangi bir yetkiye dayalı olmadan Haksız rekabet olacak ve yine marka hakkına tecavüz oluşturacak şekilde kendilerine ait ürünlerin davalı tarafından kullanıldığı gibi satışlarının yapıldığı belirtildiğini, Gebze .... Noterliğinin 13.05.2019 tarih ve ... yevmiye nolu "Ruhsat Devir Sözleşmesi" hükümleri ile ekinde yer alan liste incelendiğinde davacının haksız rekabetle ve marka tecavüzü ile suçladığı yani "..." markası ile ilgili müvekkil şirkette bulunan haklar yani dava konusu olan bu "..." marka ve ruhsatının tüm hak ve yetkileri anlaşma sona erse de müvekkili şirkette iken her hangi bir bedel ileri sürülmeden davacıya iade edildiği/devredildiği anlaşıldığını, delil listesinde sunulan 23.02.2012 tarihli davacı Şirket tarafından Tarım ve Orman Bakanlığına hitaben yazılan belge incelendiğinde ... ile ... marka ve ürünlerinin aynı olduğu ve taraflarına ait olduğu bildirildiğini, davacı şirkete ait belge içeriği incelendiğinde belirtilen bu ürünlerin 2022 yılına kadar müvekkili şirkete satış ve ruhsat yetkisinin davacı tarafından verildiğinin anlaşıldığını, Davacı şirkete ait ... markasının ve ürünlerinin 2019 yılında ruhsat devrinden sonra müvekkili şirket tarafından asla hiçbir platformda kullanılmadığını ve satışı yapılmadığını, bu tarihten sonra sadece müvekkili firmaya ait farklı ürünlerin satışı yapıldığını, davacı tarafından müvekkiline fatura edilen ve ruhsat devrinden önce verilen ürünler ile birlikte müvekkili firmanın kendi ürünlerini aynı anda satışa sunmadığını, Müvekkil firma tarafından piyasaya sunulan davacıya ait ürünlerin piyasaya sunulma tarihleri 2019 yılı öncesine ait olup bu tarihten sonra ise kendi ürünleri piyasaya sunulduğunu, Davalı şirket ile davacı arasında 2012 yılında distribütörlük sözleşmesi yapılmış ve bu sözleşme 31/12/2016 yılında sona ermiş olduğunu, ancak ...markasına ait ürünün satış yetkisi 31/12/2021 tarihine kadar dosyaya sunulan başka bir mektup ile davalı ... firmasına verilmiş olduğunu, Davacı ruhsatı devralıncaya kadar sessiz kaldığını, ... markalarında da sözleşme sonrası haberdar olduğunu savunduğunu, sözleşme bitiş tarihi 31/12/2016, dava tarihi 16/06/2020, Ruhsat devir tarihimiz Ağustos 2019. Bu 3 tarih bir arada düşüldüğünde davacı vekilinin beyanının gerçeği yansıtmadığı ve ruhsatı üzerlerine alıncaya kadar sessiz kalmayı tercih ettiklerini, davacı Türkiye satış ekibin 2020 ... satışlarının başarısızlığına bir gerekçe bularak üstlerine savunma yapmak olduğunu, Davacının talebi üzerine, davalı şirket ... markalı ürünü 31/12/2021 tarihine kadar yetkili olmasına rağmen 2019 yılında hiçbir bedel istemeden ve zorluk çıkarmadan davacı şirkete devrettiğini, Devir işleminden kastımız, Tarım Bakanlığınca verilen ruhsatın devredilmesi olup, Devir işleminde Tarım Bakanlığı ruhsat sahibinin izni olmadan herhangi bir işlem yapmadığını, Bakanlığın muhatabı üretici değil ruhsat sahibi firma olup, ilgili ruhsat hakları da 31/12/2021 tarihine kadar davalıya davacı tarafından verilmiş olduğunu, kısaca davalının izni olmadan davacıya ruhsat devri olması mümkün olmadığı gibi aynı ürünü başka kaynaklarca da pazara sunması yönetmelikler gereği mümkün olmadığını, Davacının sözlü talebi üzerine davalı firma olumlu ilişkilerin devamı için Ağustos 2020 de Bakanlıkta ... markasını ... olarak değiştirmiş olduğunu, ... ismi ile aynı ürün 2021 ilk çeyreğinde 57 ton satıldığını, bu satış rakamları ürün isimlerinin tüketici alımlarında etkisinin olmadığını kanıtladığını, Davalı, ... markalarının müşteri tercihlerinde yanıltıcı etki yapacağını düşünseydi marka adını asla... yapmayacak olduğunu, davalı müvekkili firmanın tamamen kanunların ve ikili imza edilen sözleşmeler kapsamında kendine tanınan hakları kullandığını, davacı firmanın zararına olacak şekilde haksız rekabet oluşturacak bir eylemde bulunmadığını, Mahkemece bu konuda Bilirkişi inceleme talepleri dikkate alınmadan, imza edilen belgeler birlikte değerlendirilmeden sadece sözleşme hükmü dikkate alınarak karar verildiğini, -Bilirkişi raporunda özellikle davacı ile davalı markalarının ortalama tüketicinin mal ve hizmetlerin aynı işletmeden ya da ekonomik olarak bağlı işletmelerden kaynaklandığını düşünme ihtimallerinin olduğu gerekçesiyle benzer marka olduğu belirtildiğini, Türkiye çapında bu markaları kullanan hemen hemen tüm tüketiciler ile anket yapıldığını, bu anket belgelerinde ki beyanlar dikkate alındığında davacı ve davalı markanın kesinlikle benzer marka olmadığının açıkça belirtildiğini, uzman Üniversite Öğretim Görevlilerinden oluşturulmuş Bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken hatalı ve eksik yargılama sonucunda karar verildiğini bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Kırmızı ile işaretli olduğu üzere, müvekkiline ait tescilli markanın kapsadığı “pestisidler”, hükümsüzlüğüne karar verilen markaların kapsamında yer alan “Zararlı böcek, zararlı bitki,zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler” alt sınıfına dahil olduğunu, Başvuru sahibinin ürünlerin ambalajlarından, tüketiciye sunulmaşekillerinden yola çıkarak, markaların farklı olduğuna vb. ilişkin iddialarının da yersiz olduğunu, birer kelime markası şeklinde olduğu, sicildeki marka örneklerinin herhangi bir ilave unsur vb içermediğini, aynı alt sınıfa dahil ürünleri kapsadığı sabit olan ...veya ...markalarının müvekkiline ait ... markasından doğmuş, bu markanın yeni alt versiyonları gibi
algılanma riski yüksek markalar olduğu dolayısıyla markalar arasında iltibas ihtimali bulunduğunu, davalı şirket ...'ın Amerika’da mukim müvekkili şirketin Türkiye’deki eski distribütörü olduğunu, taraflar arasında 17 Aralık 2012 tarihinde imzalanan ve 31 Aralık 2016 tarihinde sona erdirilen “Distribütörlük Anlaşması” ekte (Dava dilekçesi Ek-
13; ticari sır niteliğinde olan anlaşmanın HMK 161. maddesi uyarınca Mahkeme kasasında muhafaza edilmesini talep edilmiştir/edilmektedir) İlk Derece Mahkeme’sine sunulduğunu, taraflar arasında imzalanan Distribütörlük Anlaşması’nın sona ermesinden sonra, Müvekkili şirketin, davalı firmaya ait 5. Sınıfta ... numara ile tescilli “...”
markasından ve ... numara ile tescilli “...” markasından haberdar olduğunu, Taraflar arasında akdedilen Distribütörlük Anlaşması’nın 11 numaralı maddesi gereği; eski distribütör olan davalı firma tarafından, davacı ... adına tescilli herhangi bir markanın veya benzerinin ... tarafından verilen yazılı izin olmaksızın davalı firma ... adına tescil ettirilmeyeceğinin kararlaştırılmış olmasına rağmen, davalı tarafından müvekkili şirkete ait “...” markasına çok benzer “...” ve “...” marka tescillerinin olduğunun anlaşıldığını, üstelik müvekkili şirket tarafından, davalıya ait ... numaralı “...” marka başvurusunun taraflar arasında akdedilen anlaşmanın geçerlilik sürecinde yapıldığının tespit olunduğunu, Müvekkili tarafından davalı firmaya Beyoğlu ... Noterliği vasıtasıyla 25 Mart 2020 tarihinde ... yevmiye numarasıyla ihtarname (Dava dilekçesi Ek-15) gönderilerek özetle;... numaralı “...” ile ... numaralı “...” marka tescillerinin geri çekilmesi, Tarım ve Orman Bakanlığı nezdinde “...” markalı ürünlere ilişkin davalı tarafından alınan ruhsat kaydının geri çekilmesini/ ürün adının değiştirilmesi, “...”” ibareli kullanımlara son verilmesi ve stokta bulunan ürünlerin imha edilmesi talep edildiğini, davalı firma tarafından huzurdaki dava ile hükümsüzlüğü talep edilen ... markasının başvuru tarihi 30.03.2015 iken ... markasının ... nezdindeki başvuru tarihi 02.02.2018 olduğunu, Distribütörlük Anlaşması devam ederken 30.03.2015 tarihinde davalı tarafından ... markasına çok benzer ... markası için aynı sınıf kapsamında...nezdinde başvuruda bulunulduğunu, davalının, müvekkili firmanın izni ve bilgisi olmaksızın ve aralarındaki sözleşmeye de aykırı şekilde dosyalamış olduğu markaları, taraflar arasında sona ermiş olan distribütörlük sözleşmesi kapsamında izin verilmiş gibi göstermeye çalışmasının yersiz ve gerçeğe aykırı olduğunu, akdedilen Distribütörlük Anlaşması’nın 11 numaralı maddesi kapsamında davalı firmanın, ...’nin önceden yazılı izni olmaksızın ...’ye ait herhangi bir markayı veya benzerini kendi adına tescil ettirmeyeceğini ve kullanmayacağınıtaahhüt ettiğini, buna rağmen davalı firmanın huzurdaki davaya konu ... numaralı “...” marka başvurusunu 30 Mart 2015 tarihinde yani taraflar arasında akdedilen anlaşmanın geçerlilik sürecinde yaptığının anlaşıldığını, davalı yana ait “...” markasının tescil tarihi 08.02.2016 olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı firmaya Beyoğlu ... Noterliği vasıtasıyla 25 Mart 2020 tarihinde ihtarname gönderildiğini, davalının fiili kullanımlarının ve tescillerinin öğrenilmesi itibariyle SMK madde 25/6 kapsamında süresi içerisinde açılmış olup, sessiz kalma ve müvekkilin kötü niyetli olduğuna dair iddiaların yersiz olduğunu, davalı, taraflar arasında bir dönem mevcut olan ve fakat daha sonra sona ermiş olan ticari ilişkiyi öne sürerek, müvekkili firmanın izni ve bilgisi olmaksızın, aynı ürünler bakımından tescil ettirdiği ve iltibasa neden olacak derecede benzer “...” ve “...” ibareli ürünlerin kullanımının, sırf geçmişte kalmış olan ticari ilişki nedeniyle marka hakkına tecavüz ve/veya haksız rekabet teşkil etmeyeceği iddiasında olup bunun kanuna ve hukuka uygun olmadığını, Davalı firma tarafından “...” marka tescilinin yanı sıra ... markalı ürünlerin pazara sunulabilmesi için Bakanlık nezdinde ruhsat başvurusunda bulunulduğunu, ... markasının davalı adına Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü Bitki Koruma Ürünleri Daire Başkanlığı nezdinde ruhsatlı olduğunu gösterir ... linkinden elde edilen ruhsat bilgilerinin sunulduğunu, Bakanlığın Bitki Koruma Ürünleri Daire Başkanlığı nezdinde hem müvekkiline ait “...” markasının hem de davalıya ait “...” markasının kayıtlı olması her iki markalı ürünün zirai ilaç kapsamında piyasada satışa sunulduğu anlamına gelmekte, bu durumun tüketici nezdinde markalar arası ilişkilendirme/karıştırılma ihtimali yaratacağını, davalı firma Müvekili şirkete ait ... markası ile çok benzer ... markasını tescil ettirmekle kalmadığını, markanın sağ üst köşesinde bulunan yaprak figürü dahil olmak üzere müvekkili şirketin distribütörü olduğu dönemde kullandığı broşürdeki renk tonlarını birebir aynı kendi markasına ait broşürde kullandığını, ...’na ait Facebook sosyal medya hesabında yer alan 4 Mayıs 2020 tarihli bir kullanımda, müvekkili şirkete ait “...” markalı ilaçlar ile davalı firmaya ait “...” markalı ilaçların yan yana satışa sunulduğu görülmekte olup, bu durum iddialarımı doğrudan destekler nitelikte olduğunu, ... markalı ürün ile davalıya ait ... markalı ürün yan yana aynı rafta satışa sunulmakta olduğunu, süreç boyunca önce Bilgisayar Mühendisi bilirkişiden rapor alınmış olduğunu, GEBZE Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak davalının adreslerinde yerinde inceleme yapılarak müvekkili davacıya ait marka hakkını ihlal ve haksız rekabet teşkil eden “...” ve/veya “...” markalarının yer aldığı ürünlerin üretilip üretilmediğinin, davalı işyerinde bu ürünlerden bulunup bulunmadığının tespiti; bulunuyor ise bahsi geçen ürünlerin dosyaya atanacak marka vekili bilirkişi marifetiyle tespiti, ürünlerin fotoğrafının çekilmesi ve birer ürün örneğinin satın alınarak Mahkeme dosyasına alınması, bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmesi sağlandığını, davacının, müvekkiline ait ...markasını konu edinmiş, sınırları belirli ve sona ermiş bir sözleşmeyi öne sürerek, üstelik de sözleşme hükümlerine de açıkça aykırı biçimde, müvekkiline ait ... markasının neredeyse aynılarını, aynı ürünler için tescil ettirip, aynı ürünler bakımından kullanmasının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini davalının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, Davalıya ait ... numara ile tescilli “...” markası ile ... numara ile tescilli “...”markaların hükümsüzlüğü, davacı markalarına yönelik davalı tarafından gerçekleştirilen marka hakkının ihlali, haksız rekabetin tespiti, durdurulması önlenmesi, ihtiyati tedbir kararı verilmesi taleplerine ilişkindir.Davacıya ait ... nolu “...” markasının 05. Sınıf için ilk kez 12.11.1991 tarihinde tescil edildiği, 12.11.2011 tarihinde yenilendiği, tescili 28.1.1992 tarihinde yapılan markasının resmi marka gazetesinde ise 28.6.1993 tarihinde yayınlandığı anlaşılmıştır. "...” markalı bitki koruma ürünlerinin satışı için, davacı şirketin Türkiye'de faaliyet gösterdiği ... ŞİRKETİ tarafından Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü Bitki Koruma Ürünleri Daire Başkanlığı nezdinde ruhsat alındığı,, “...” isimli bitki koruma ürününün 2012 yılından beri ruhsatlı olduğu, ... markası ... nezdinde 1991 yılından bugüne ... nezdinde ... tescil numarası ile 05. sınıfta / ... olarak tescilli olduğu anlaşılmıştır.Davalıya ait ... nolu “...” markasının 05. Sınıf için 30.3.2015 tarihinde başvurusunun yapıldığı, tescili 8.2.2016 tarihinde yapılan markanın resmi marka gazetesinde ise 31.3.2016 tarihinde yayınlandığı , ... nolu “...” markasının 05. Sınıf için 2.2.2018 tarihinde başvurusunun yapıldığı, tescili 31.8.2018 tarihinde yapılan markanın resmi marka gazetesinde ise 28.9.2018 tarihinde yayınlandığı anlaşılmıştır.Bilirkişi ...'ın 02/07/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Sözleşme dönemi dışında davacıya atfedilen markanın davalı tarafından kullanıldığına dair bir bulguya erişilememiş olup davalı ve üçüncü taraf (...) içerik sağlayıcıların davalıya atfedilen özellikle “...” markasıyla yakın dönemde sosyal ağ hesapları ve kurumsal internet sitesi üzerinden ürün tanıtımı yapıldığı ve detaylarının, raporun “İnceleme ve Değerlendirme” bölümünde ele alındığını bildirdiği anlaşılmıştır.Bilirkişi ...'ın 22/07/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Davalıya ait 1 sıra numaralı adresde tespitte elde edilen görsellerde detayları verildiği şekilde kullanım olduğunu, 2. Adreste ise farklı bir firmanın faaliyette olduğunu bildirmiştir.Bilirkişiler ..., ... ve ...'ın 28/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle: yapılan incelemeler sonucunda davacı markasının tanınmış marka olmadığını, Davaya konu olan davacı ve davalıya ait markalar incelendiğinde; ... davacının ... tescil nolu şekilli markası ile davalının ... tescil nolu ... şekilli markası ile ... tescil nolu ... şekilli markası aynı sınıfta tescilli ve benzerlik taşımakta olup aynı sektörde kullanılan markaların ortalama tüketicinin mal ve hizmetlerin aynı işletmeden ya da ekonomik olarak bağlı işletmelerden kaynaklandığını düşünme ihtimallerinin olduğu, markaların ortalama tüketici üzerinde yarattığı genel izlenimde iltibas tehlikesinin olduğunu bildirdikleri anlaşılmıştır. Davacının, davasını 16.6.2020 tarihinde açmış olup, davalının ilk marka tescili için (... nolu “...”) 30.3.2015 tarihinde başvurusunun yapıldığı, tescili 8.2.2016 tarihinde yapılan markanın resmi marka gazetesinde ise 31.3.2016 tarihinde yayınlandığı, ... nolu “...” markasının 05. Sınıf için 2.2.2018 tarihinde başvurusunun yapıldığı, tescili 31.8.2018 tarihinde yapılan markanın resmi marka gazetesinde ise 28.9.2018 tarihinde yayınlandığı anlaşılmıştır.Davalı şirket ...'ın, davacının Türkiye’deki eski distribütörü olduğu, taraflar arasında 17 Aralık 2012 tarihinde imzalanan ve 31 Aralık 2016 tarihinde sona erdirilen “Distribütörlük Anlaşması” bulunduğu, akdedilen Distribütörlük Anlaşması’nın 11 numaralı maddesi kapsamında davalı firmanın, ...’nin önceden yazılı izni olmaksızın ...’ye ait herhangi bir markayı veya benzerini kendi adına tescil ettirmeyeceğini ve kullanmayacağını taahhüt ettiği ve davacının, davalı firmaya Beyoğlu ... Noterliği vasıtasıyla 25 Mart 2020 tarihinde ihtarname gönderildiği anlaşılmıştır.Davalı taraf ürün içeriklerinin farklı olduğunu, tüketici kitlesinin ayırtedici olduğunu, bu nedenle karıştırma ve iltibas tehlikesinin olmadığını ileri sürmüş ise de, davacı şirkete ait “...” markalı zirai ilaçlar ile davalı firmaya ait “...” markalı zirai ilaçlar aynı amaç için kullanılan ilaçlar olup, aynı raflarda bulunacak ve satışa sunulacak ürünler olup, 5. Sınıfta tescilli olduğu, tüketicilerin markaları Karıştırması ve aynı firmaya ait seri markalar olduğunu zannetmesinin mümkün olduğu , içeriğindeki birleşenlerin farklı olmasının marka hükümsüzlüğü yönünden değerlendirilemeyeceği, iltibas ve karıştırma olmadığına yönelik istinaf isteminin bu nedenle yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davalı firmanın, davacı şirketin eksi distribütörü olduğu, taraflar arasında 17 Aralık 2012 tarihinde imzalanan ve 31 Aralık 2016 tarihinde sona erdirilen “Distribütörlük Anlaşması” bulunduğu, akdedilen Distribütörlük Anlaşması’nın 11 numaralı maddesi kapsamında davalı firmanın, ...’nin önceden yazılı izni olmaksızın ...’ye ait herhangi bir markayı veya benzerini kendi adına tescil ettirmeyeceğini ve kullanmayacağını taahhüt ettiği ve davacının, davalı firmaya Beyoğlu .... Noterliği vasıtasıyla 25 Mart 2020 tarihinde ihtarname gönderildiği, Davacının, davasını 16.6.2020 tarihinde açmış olup, davalının ilk marka tescili için (... nolu “...”) 30.3.2015 tarihinde başvurusunun yapıldığı, tescili 8.2.2016 tarihinde yapılan markanın resmi marka gazetesinde ise 31.3.2016 tarihinde yayınlandığı, ... nolu “...” markasının 05. Sınıf için 2.2.2018 tarihinde başvurusunun yapıldığı, tescili 31.8.2018 tarihinde yapılan markanın resmi marka gazetesinde ise 28.9.2018 tarihinde yayınlandığı, buna göre tarihler dikkate alındığında ihtar tarihi olan 25/03/2020 tarihi ile ilk başvuru tarihi olan 30/03/2015 tarihi arasında sessiz kalma olan 5 yıllık sürenin dolmadığı, davalının akdedilen Distribütörlük Anlaşması’nın 11 numaralı maddesi kapsamında davalı firmanın, ...’nin önceden yazılı izni olmaksızın ...’ye ait herhangi bir markayı veya benzerini kendi adına tescil ettirmeyeceğini ve kullanmayacağını taahhüt etmesine rağmen, sözleşme süresi içerisinde benzer markayı tescil ettirmesinin iyiniyetli kabul edilemeyeceği bu nedenlerle Mahkemece verilen kararda aykırılık bulunmadığı, istinaf taleplerinin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 22/02/2022 tarih ve 2020/162 E., 2022/25 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 05/12/2024