T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/981
KARAR NO: 2024/2060
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/03/2022
NUMARASI: 2021/817 E. - 2022/277 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/12/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin oğlu ... ile davalı arasında ticari ilişki olduğunu 12.06.2013 tarihli sözleşmeye istinaden ilişkinin 2015 yılının ortalarına kadar sürdüğünü, oğlu ...'ın sipariş verecek olduğu mallar karşılığında davalı şirket elemanına keşide ettiği ... bank Salihli Şubesi'ne ait 30.08.2015 tarih 30.000,00-TL bedelli ... numaralı, 30.07.2015 tarihli 25.000,00-TL. bedelli, ... numaralı ve 30.05.2015 tarihli ... numaralı 25.000-TL bedelli çekleri verdiğini ayrıca bu alışverişin teminatını teşkil etmek üzere boş senede imza atarak verdiğini , mal gönderileceği inancı ile ... numaralı 25.000-TL bedelli çek bedelinin ödendiğini, ancak mal gönderilmeyince diğer çekleri müvekkilinin ödemediğini, bunun üzerine müvekkili ve oğlu ... hakkında icra takibi başlatmaları üzerine müvekkilinin korkup ekte bulunan banka dekontları ile ödeme yapmak zorunda kalmalarına rağmen bugüne kadar hiçbir mal gönderilmediğini, zorla imzalattıkları 10.02.2015 vadeli 115.000-TL bedelli bonoya dayalı olarak hakkında İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bu konuları konuşmak için müvekkilinin 23.12.2015 tarihinde İstanbul'a gittiğinde müvekkili zorla kendilerine ait işyerinde bir gece alıkoyarak ve onu öldürmekle tehdit ettiklerini, icra takibine dair 25.12.2015 tarihli taahhüt tutanağını imzalattırmak üzere adliyeye götürdüklerini ve zorla imzalattıkları tutanağı icra dosyasına koyduklarını, ayrıca oğlu ...'i de İstanbul'a getirterek tutanağa imza attırdıklarını, müvekkilinin İstanbul'da oğlu ... ile birlikte alıkoydukları sırada yaşananlara dair kısa bir kamera kaydı yaptığını , İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/108062 soruşturma sayılı dosyasına flaş bellek içerisinde görüntü kayıtlarını sunulduğunu belirterek, İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi kapsamında, zorla imzalattıran 25.12.2015 tarihli taahhüt tutanağından anlaşılacağı üzere icradan satışlar yoluyla toplam 53.496,59-TL tutarında ayrıca tahsilat yapılmış olduğunu, bu tahsilatların çoğu müvekkilinin mal varlığının icrai satışlarından sağlanan tahsilatlar olduğunu, 30.05.2015 tarihli ... numaralı 25.000-TL bedelli çekin tahsili söz konusu olduğunu, bunlarla birlikte icra takibinden sonra 09/11/2015 ila 30.06.2016 tarihleri arasında ... tarafından davalı şirkete 8 adet banka havalesi (akbank, yapı kredi bankası, garanti bankası, Halkbank) yoluyla ödenen toplam 56.407-TL ödeme söz konusu olduğunu belirterek, mal teslim edilmediği için bedelsiz olan 115.000-TL bedelli senedin davalı şirket tarafından İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibine konulması nedeniyle bedelsizlik iddialarına dayalı müvekkillerinin borçlu olmadıklarına dair menfi tespit talebinin kabulüne, bedelsizlik iddialarına dayalı müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile ödenen 109.903,19 TL'lik bedelin istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının menfi tespit talebinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, 25.12.2015 tarihli icra müdürlüğünce düzenlenen taahhüt tutanağından da açıkça anlaşıldığı üzere, davacı borçlunun ... ile dava dışı borçlu ...'ın dosya borcunu kabul ettiklerini, borcun tamamına ve ferilerine hiçbir itirazları olmadığını, bu konuda yasal itiraz ve takip sürelerinden gayrikabili rücu vazgeçtiklerini vs. belirterek İİK 8. Maddesi gereği, icra müdürlüğünce düzenlenen ekteki taahhüt tutanağını imzalamış olduğunu, dolayısıyla itiraz haklarından gayrı kabili rücu vazgeçen davacının menfi tespit ve/veya istirdat davası açma hakkı da bulunmadığını, davacının istirdat talebinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı icra takibine konu bonoda aval veren olduğundan sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebileceğini, davacının ticari defterler üzerinde inceleme yapılması talebinin reddi gerektiğini, cevap dilekçesinde açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davanın reddine, Şartları oluşmadığından davalı yanın tazminat isteminin reddine," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin hukuki nitelemede yanılgıya düşerek müvekkilini "kefil" yerine "aval" konumunda değerlendirmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin karara dayanak gösterdiği YHGK'nun 2017/11-3091 Esas kararının 24. Bendinde poliçenin ön yüzüne düzenleyen tarafından iki imza atılmış olsa dahi, bu imzalar TTK’nın 700. maddesine göre aval olarak kabul edilemez. Ancak, keşideciden başka bir kişi tarafından aval veya benzeri sözler kullanılarak imzalanmışsa aval olarak sayılır denildiğini, anılan senet üzerinde yukarıda izah edildiği gibi aval şeklinde hiçbir kayıt bulunmadığını , müvekkilinin senedi kefil sıfatıyla imzaladığını senet metninde, ön yüzünde "aval" kelimesi veya bu anlama gelen herhangi bir kelime de kullanılmadığını bono metninde Ödeyecek : ..., Kefil :... yazıldığını , "Kefil" ibaresinin el yazısıyla bizzat yazıldığını, müvekkilin "aval" olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, senedin kötü niyetle iktisap edildiği ve "malen kaydına" havi senedin bedelsiz olduğunu ,davalı şirket,in "ticari defterlerini ibraz etmekten kaçınan" kötüniyetli hamil olduğunu kişisel defi niteliğindeki bedelsizlik iddiasının dinlenmesi gerektiğini, nitekim takip konusu bononun "malen kaydına" sahip olduğunu , taraflar arasındaki ilişkinin mal alım satımına dayalı olduğunu bedelsizliği ispat yükünün davacı borçluda olduğunu kefil olan müvekkilinin bedelsizlik iddiası kapsamında davalının ticari defterleri dayanmış olması nedeniyle davalının ticari defterlerinin incelenmesi gerekirken reddedilmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin kefil sıfatıyla bonoyu imzaladığını , bono üzerinde aval ve onu çağrıştıracak hiçbir ifade olmadığını istinaf incelemesi neticesinde hükmün kaldırılarak, yargılamaya edilmesini ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın davacı taleplerinin reddedilen kısım yönünden usul ve yasaya uygun olduğunu, kararın hüküm kısmında lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin eksik hesaplandığını, e icra inkar tazminatı taleplerinin reddinin usulsuz olduğunu, mahkeme sadece istirdat talebinin değeri olan 109.903,19 TL üzerinden hesap yapıldığını, davacının dilekçesinde, 115.000,00 TL'lik bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve icra dosyasına yapıldığı beyan edilen 109.903,19 TL'nin istirdadı istemleri ile isbu menfi tespit ve istirdat davasının açıldığını, 115.000,00 TL üzerinden vekalet ücreti verilmediğini, İİK madde 8 gereği, icra müdürlüğünce düzenlenen taahhüt tutanağını imzaladıklarını, bu taahhüdü imzalamalarına rağmen kötü niyetli olarak menfi tespit davası ikame ettiklerini, davacının inkar tazminatı ödemeye mahkum edilme şartlarının oluştuğunu mahkemenin red kararının hatalı olduğunu, davacı taraf kendi ödemediği tutarların istirdatını talep etmekle istirdat talebinde de kötüniyetli olduğunu ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti ve icra-inkar tazminatına ilişkin eksiklik yönünden düzeltilmesini veya yeniden esas hakkında karar verilmesini aksi halde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İstinafa Cevap; Davacı vekili istinafa cevap olarak; mahkemenin aval tespitinin yerinde olduğunu, Yargıtay kararlarında bono üzerindeki "kefil" ibaresinin aval olarak nitelendirilmesinin gerektiği istikrarlı bir biçimde belirtildiğini, davacının bedelsizlik iddiasında bulunduğunu, bedelsizlik iddiasında bulunmasının mümkün olmadığını, aval verenin borcu teminat altına aldığı borçtan bağımsız bir borç olduğunu aval verenin, şekle ait noksandan başka bir sebebe dayanarak teminat altına alınan borca ilişkin bir def'iyi ileri süremeyeceğini, davacının kötüniyetli iktisap iddiasını kabul etmediklerini, davacının istinaf taleplerinin tümüyle reddi gerektiğini, davacının imzaladığı taahhüt tutanağı ile borcunu kabul ettiğini,6 yıl sonra söz konusu davayı ikame etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/108062 soruşturma sayılı dosyası ile 15.09.2017 tarihli kararda KYOK kararı verildiğini, ödeme iddialarını kabul etmediklerini, yapılan ödemelerin tamamının davacı tarafından yapılmadığını, aval veren davacının müvekkiline ait ticari defterlerin incelenmesini talep etmesinin mümkün olmadığını, aval verene dair bir kaydın ticari defterlerde olmayacağını davanın reddi gerektiğini beyanla davacı tarafın istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Davacı vekili , davalıya mal teslimi karşılığı oğlu ...'ın keşide ettiği ...bank Salihli Şubesi'ne ait 30.08.2015 tarih 30.000,00-TL bedelli 20075701 numaralı, 30.07.2015 tarihli 25.000,00-TL. bedelli, 20075702 numaralı ve 30.05.2015 tarihli 20075703 numaralı 25.000-TL bedelli çeklerin verildiğini, ayrıca teminat olarak boş senet imzalatıldığını, ancak mal teslim edilmediğini zorla imzalattıkları 10.02.2015 vadeli 115.000-TL bedelli bonoya dayalı olarak hakkında İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, öldürmekle tehdit ederek zorla icra takibine dair 25.12.2015 tarihli taahhüt tutanağı imzalattırdıklarını, bedelsizlik iddialarına dayalı müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile ödenen 109.903,19 TL'lik bedelin istirdadını talep etmiştir. Davalı vekili, 25.12.2015 tarihli taahhüt tutanağından anlaşıldığı üzere, davacı ile dava dışı borçlu ...'ın dosya borcunu kabul ettiklerini, davacının davasının çelişkili davranışta bulunma yasağına aykırı olduğunu, davacı icra takibine konu bonoda aval veren olduğundan sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebileceğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında, takip alacaklısı/davalı tarafından davacı ve senet keşidecisi hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, takibe dayanak 08.01.2015 tanzim, 10.02.2015 vade tarihli 115.000-TL bedelli bonoda davacının aval veren, keşidecinin dava dışı ..., davalının lehtar olduğu , İcra müdürlüğünce düzenlenen 25/12/2015 tarihli taahhüt tutanağına göre, davacının icra dosyasına konu borcu kabul ettiğine ve ödeyeceğine dair beyanda bulunduğu, tutanağın ıslak imza ile imzalandığı, görülmektedir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/108062 soruşturma, 2017/60264 karar sayılı dosyasında şüpheliler ... ve ... hakkında tehdit, dolandırıcılık, yağma ve hürriyeti tahdit suçlarından yapılan soruşturma sonucu 15/09/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği , itiraz üzerine İstanbul 6.SCM 'nin 2021/2770 D.İş sayılı, 03.06.2021 tarihli kararı ile kesinleştiği görülmektedir. Hukukî niteliği itibariyle aval,kambiyo senetlerine özgü teminat işlevi olan bağımsız bir kambiyo taahhüdüdür. Türk Ticaret Kanunu’nun 702. maddesinin 1. fıkrasında aval verenin, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Avalistin Türk Ticaret Kanunu’nun 724. maddesinin 1. fıkrası uyarınca hamile karşı müteselsil borçlu sıfatıyla sorumludur. Hemen belirtmek gerekir ki, aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 20.04.2018 tarihli ve 2017/4 E., 2018/5 K. sayılı kararı). Ancak avalist de diğer senet borçluları gibi senet üzerinde şeklen geçerli bir imzası olmasına rağmen bazı şartların varlığı hâlinde avalin hükümsüzlüğünü ileri sürebilir. Tüm hukuki işlemlerde olduğu gibi kambiyo ilişkisinin hukuken geçerli olarak doğduğunu kabul etmek için tarafların karşılıklı iradeleri ile meydana gelmiş olması şarttır. Senedin düzenlenmesinde iradenin oluşumu ve beyanı aşamasında , iradenin özgür bir biçimde oluşmadığı veya gerçek iradeye uygun şekilde açıklanmadığı yolundaki “borçlanma iradesinin bulunmaması , senedin sahte olması” iddiası senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Kambiyo borçlusu olan avalist de irade sakatlığını bir hükümsüzlük def’i olarak ileri sürebilecektir. Bu kapsamda ,aval taahhüdünün cebir, tehdit altında verildiği iddiası tüm hamillere karşı ileri sürebilecek mutlak defilerdendir. Somut olayda, davacının takip konusu bononun ön yüzüne keşideci imzası dışında imza attığı, bu imzanın aval beyanını içermediği , kefil ibaresinin karşısında davacının isminin yazılı olduğu görülmekle, senet üzerine kefil ibaresi ile atılan imzanın avale muadil bir beyan olduğu bu nedenle aval beyanı olarak kabul edilmesi gerektiği sabittir. " itiraz eden borçlu ...'nun takip dayanağı bonoyu aval veren olarak imzaladığı, bono üzerine "kefil\" ibaresi konsa dahi bu, aval olarak nitelendirilir ve aval veren, bononun diğer borçlusu ile birlikte müteselsilen sorumlu olur (TTK.702).... ONANMASINA, " (Yargıtay12. Hukuk Dairesi, E. 2022/12617,K. 2023/4423,T. 22.6.2023) "davacının dava ve takibe konu bononun ön yüzünde aval veren sıfatıyla imzasının bulunduğu, bono üzerinde müteselsil kefil ibaresi yer alsa da bunun aval olarak değerlendirilmesi gerektiği, .. ONANMASINA,"(Yargıtay11. Hukuk Dairesi,E. 2021/3024, K. 2022/7186, T. 19.10.2022) Davacı avalisti olduğu takip konusu senedin bedelsizliğine ve zorla imzalatıldığına dayalı menfi tespit ve istirdat talep etmiş ise de, avalistin senedin zorunlu unsurlarındaki eksiklikler dışında, lehine aval verdiği kişinin borcun geçerliliği ile ilgili kişisel defilerini ileri süremez. Bu nedenle bedelsizlik iddiasının dinlenilmesine olanak bulunmadığı, senedin tehdit ve zorla imzalatıldığı iddiasının ise ispatlanamadığı, davacının icra müdürlüğünde düzenlenen taahhüt belgesini imzaladığı, resmi tutanağın aksine bu belgenin zorla imzalatıldığına dair iddianın ispatlanamadığı, dosyaya yapılan ödemelerin dava dışı borçlu tarafından yapıldığı tüm bu nedenlerle davanın reddi kararının dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu , davacı vekilinin istinaf talebinin reddi gerektiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin istinaf talebine gelince, davanın istirdadı talep edilen bedel üzerinden harçlandırıldığı mahkemece davanın reddi ile harçlandırılan dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedildiği , ayrıca davacının ihtiyati tedbir talebinin reddedildiği, bu nedenle İİK 72/4 maddesinde düzenlenen tazminat koşullarının bulunmadığı , davalının tazminat isteminin reddine karar verildiği bu yönlerden hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilinin katılma yolu ile istinaf talebinin reddi gerektiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun ve davalı vekilinin katılma yolu ile istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/03/2022 tarih ve 2021/817 E., 2022/277 K. sayılı kararına karşı taraflarca yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 7- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/12/2024