T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/861 Esas
KARAR NO: 2024/2074
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/03/2022
NUMARASI: 2016/1216 E. - 2022/201 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/12/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu Ankara ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, müvekkilinin elinde olmayan nedenlerle takibe itiraz edemediğini, takip dayanağı çekteki imzaların müvekkiline ait olmadığını, çekte adı geçen cirantalar ile müvekkili şirketin herhangi bir ticari ilişkisi olmadığını, müvekkili şirketin kaşesi taklit edilerek kullanıldığını beyanla Ankara ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına tedbir konularak mevcut hacizlerin kaldırılmasını, dava sonunda takibin iptalini%20’den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Görevli mahkemelerin İcra Hukuk Mahkemeleri olduğunu, yetkili Mahkemelerin Ankara mahkemeleri olduğunu, Davacının 5 günlük hak düşürücü süre içerisinde takibe ve imzaya itiraz etmediğini, davacı elinde olmayan sebeplerden dolayı itiraz etmediğini belirttiğini ancak iddiasına ilişkin herhangi bir delil sunmadığı, davanın görev yönünden reddini, davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddini, yetki nedeniyle reddini, haksız mesnetsiz davanın her halde esastan reddini, davacının %20’den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI;İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/03/2022 tarihli 2016/1216 E- 2022/201 K sayılı kararıyla; " ciro silsilesinde davacı şirketin yer almadığını, çekin ... adına keşide edilmiş olduğunu ancak arkada ciroda yer alan keşidecinin ... San. Tic. Ltd.Şti. olduğunu ifade ettiği, davalı bankanın çeki elinde bulunduran 3. Kişi, iyi niyetli yetkili hamil olduğu, kaldı ki, çekin gününde bankaya ibraz edildiği ve karşılıksız kaşesi ile işlem gördüğü, çekin yasal unsurları tam olup aksinin kabulünün mümkün olduğu, davacının dava dilekçesinde beyan ettiği ... San. Tic. Ltd. Şti. ile çek arasında ciro silsilesinde yer alan ticari unvanların aynı olduğu, davacı yasa tarafından kendisine tanınan 5 günlük hak düşürücü süre içerisinde borca da imzaya da itiraz etmemiş olması sebebi ile imzayı kabul etmiş sayılacağı ve imzaya itiraz hakkını kaybetmiş olması dolayısı ile imzanın kendisinden sadır sayılması gerektiği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU; Davacı vekili süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... dosya numarası ile yapılan soruşturma dosyasında alınan 07/12/2020 tarihli grafolog bilirkişi raporuyla, imzanın müvekkili şirket yetkilisi ..., ..., ...ve ...'a ait olmadığının sabit olduğu gibi, basit bir inceleme ile de imzanın müvekkiline ait olmadığının tespit edileceğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu.-Mahkemenin süresinde imzaya itiraz edilmemesi nedeniyle imzanın kendisinden sadır olduğunun kabul edilmesi gerektiğine yönelik gerekçesinin de İİK 72. Maddesi gereğince yerinde olmadığını, Yargıtay 19. HD'nin 18/09/2008 tarihli 1883/8526 tarihli kararında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe itiraz edilmemiş olmasının, menfi tespit davasının açılmasını engellemeyeceğine karar verildiğini. -Ciro silsilesindeki bozukluğun mahkemece dikkate alınmadığını, ciro silsilesinin kopuk olduğunu, çekin ön yüzünde yazılan ticaret unvanı ile arka yüzündeki ciroda yazılan unvanın birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin cirosunun sahte olduğunu beyanla mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne, aksi halde yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE; Dava çekteki imzanın inkarına ve ciro silsilesi kopukluğu iddiasına dayalı menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesince, davacı tarafça 5 günlük süre içerisinde imzaya itiraz edilmediğinden davacının imzaya itiraz hakkını kaybettiği ve imzanın davacıdan sadır olmuş kabul edileceğine ve lehtarın ticaret unvanı ile çekin arkasındaki birinci cirodaki ticaret unvanının aynı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davaya konu çek örneğinin incelenmesinde; ... bank İstanbul Kavacık şubesine ait 10.04.2015 keşide tarihli ... çek numaralı 31.250.-Tl tutarlı çekin keşidecisinin ... Hiz. Ltd. Şti. Lehtarının ... San. Tic. Ltd. Şti, olduğu çek arkasında sırasıyla 1. Ciranta ... San. Ve Tic. Ltd. Şti, 2. ...Tic. Ltd. Şti., ... A.Ş. İvedik Şubesi'nin cirosunun bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilince Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/35369 Sor dosyası için yaptırılan 07.12.2020 tarihli grafolog bilirkişi raporunun sunulduğu, raporda ...bank İstanbul Kavacık şubesine ait 10.04.2015 keşide tarihli 5565836 çek numaralı 31.250.-Tl tutarlı çekteki keşideci imzasının çek keşidecisi ...ın elinden çıktığı, ciranta... Day.Tük.Malzemeleri yetkilisi Kadir Türkan’ın elinden çıktığı, ancak bu çekin arkasındaki ... Medya...içerikli kaşe üzerindeki imzanın basit tersimli olduğu ve cironun davacı ... yetkilisi ..., ..., ... ve...’ın eli mahsulü olmadığının belirlendiği görülmüştür. Mahkemece Ankara Nöbetçi Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılarak Ankara .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında takibe konulan 10/04/2015 keşide tarihli çekin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/35369 Sor dosyası içinde bulunduğundan ekte gönderilen kasa evrakları ile mukayese edilerek rapor alınmasının istenildiği, Ankara CBS emanet memurluğu görevlileri tarafından çek aslı gönderilmediğinden sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ancak bilirkişi incelemesinin yapılamadığı anlaşılmıştır.Dosya içerisinde bulunan davacı şirket ticaret sicil kaydından, davacı şirket yetkilisinin ... olduğu anlaşılmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/35369 Sor dosyasının UYAP üzerinden inceleme izninin talep edildiği, dosyanın incelenmesinde; ... Medya San. Ve Tic. Ltd. Şti yetkilisi ... tarafından şüpheliler ..., .., ... ve ... hakkında işbu davaya konu çek nedeniyle sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan şikayette bulunulduğu, savcılığın 18/01/2021 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiği, karara yapılan itirazın reddedildiği anlaşılmıştır. Davanın çekteki ciro silsilesinin kopuk olduğu ve lehtar ciranta imzasının davacı şirket yetkilisine ait olmadığı iddiasıyla menfi tespit davası olduğu, çekteki lehtar unvanı ile birinci cirantaya ait kaşe üzerindeki unvanda farklılıklar bulunduğu, kaşe üzerindeki imzanın davacı şirkete ait olduğunu ispat yükümlülüğünün davalı alacaklıya ait olduğu, mahkemece Ankara Ticaret Mahkemesi'ne yazılan talimata çek aslının bulunamadığından bahisle bila ikmal cevap verildiği, mahkemece emanet memurluğu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, mahkemece imza incelemesi yapılamadığı ancak savcılık tarafından yapılan imza incelemesinde ise davacı ciranta imzasının davacı şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece 5 günlük itiraz süresi içerisinde imzaya inkar edilmemesi nedeniyle imzaya itiraz hakkının kaybedildiğine yönelik gerekçenin yerinde olmadığı, imza inkarının mutlak defilerden olup herkese karşı ileri sürülebileceği, itiraz etmeyen borçlunun icra tehdidi altında bulunduğu süre boyunca İİK 72. Madde hükmüne göre menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğu, ispat yükünün davalı alacaklıda olup, imzanın davacıya ait olduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalı tarafça haksız ve kötüniyetli olarak takip başlatıldığı ispatlanamadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 2- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/03/2022 tarih, 2016/1216 E., 2022/201 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Davanın KABULÜ ile, davalı tarafça haksız ve kötüniyetli olarak takip başlatıldığı ispatlanamadığından kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.049,30 TL karar harcından peşin alınan 512,33 TL'nin mahsubu ile 1.536,97 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 29,20 TL başvurma harcı, 512,33 peşin harç, 4,30 TL vekalet harcı, 216,65 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 762,48 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 50,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 270,70 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/12/2024