T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/956
KARAR NO: 2024/2018
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/01/2022
NUMARASI: 2021/483 E. - 2022/52 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/12/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin müteahhitlik yapmak üzere arsa sahibi ... ile Bakırköy .... Noterliği'nin 29/09/2009 tarih ve ... yevmiye nolu düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığını, inşaata başlandığını, 3 adet dairenin harici satış ile müvekkili tarafından üçüncü kişilere satıldığını, müvekkilinin masrafa sıkışması üzerine davalı ile arasında düzenleme şeklinde sözleşme imzalanarak, şirketin eşit olarak ortak olduğunu, sözleşme gereğince inşaatın yapıldığını, dairelerin peyderpey üçüncü kişilere satıldığını, 2015 yılında işin tasfiye aşaması gelmesi sebebi ile müvekkilinin iş ortağı bulunduğu şirket yetkilileri ile sorunlar yaşadığını, bunun üzerine ceza davası açıldığını, dava devam ederken 15/03/2015 düzenleme tarihli, 15/04/2015 vade tarihli ve 211.000,00 TL bedelli senede dayalı olarak davalı şirketin icra takibi yaptığını öğrendiğini, müvekkilinin herhangi bir nedenle borcu olmadığını, takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; "Somut olayda iddianın ileri sürülüş biçimine göre ispat yükü davacı borçludadır. Davacının; açığa imza attığını ve bononun iradesi dışında doldurulduğunu, açığa atılan imzanın kötüye kullanıldığı iddiasını aynı güçteki yazılı kanıtla ispatlaması gereklidir. Davacı açıkça yemin kanıtına da dayanmamıştır. Bu itibarla; icra takibi ve davaya konu edilen bononun, zorunlu tüm unsurları taşıdığı, davacının bonodaki imzaya karşı çıkmadığı, davacının bonoda yazılı borcun istenebilir olmadığı iddiasını yöntemine uygun yasal kanıtlarla ispat edemediği sonuç ve kanaatine varılmakla, kanıtlamayan davanın reddi" şeklindeki gerekçeleri ile;Davanın REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında noterden düzenleme şeklinde iş ortaklığı sözleşmesinin olduğunu, davalı tarafın ticari şirket olması nedeniyle bütün hukuki iş ve işlemlerinin dava konusu edilen takibe ilişkin alacağın dayanağı senedin kayıtlarının defterlerinde ve ticari belgelerinde görülmesi gerektiğini, mahkemenin davayı ret ettiği kararında taraflar arasında herhangi bir iş ortaklığının sözleşmesi olmadığı ve sadece takibe konu senet varmış gibi değerlendirme yapıldığını, taraflar arasındaki tartışmasız olan ortaklık sözleşmesi gereğince yapılmakta olan inşaat işleri için tüm harcamalar ile satışı yapılan dairelere ilişkin elde edilen gelirler tutulan muavin ortaklık defterlerine kaydedildiğini, davalı şirket yetkililerinin davacının cenazede bulunduğu sırada kendisine karşı saldırıda bulunduklarını yapılan soruşturma dosyalarına verdikleri ifadelerinde dava konusu edilen senet nedeniyle alacaklı olduklarına dair bir beyanları bulunmadığını, senedin düzenleme tarihi bu ifade tarihinden öncesi olmakla bu senedin gerçekten düzenleme tarihinde var olması halinde böyle bir saldırı eyleminin olmayacağını, dava konusu senette davalı şirket herhangi bir şekilde ciranta alacaklısı iyiniyetli üçüncü kişi olmadığını, davalı tarafın böyle bir savunması ve iddiası dahi olmadığına göre davacı tarafın ortaklığa ilişkin delil belgelerinin mutlaka incelenmesi, bu nedenle davalı taraftan elindeki ticari defter ve ortaklığa ilişkin diğer belgeleri dosyaya sunulduğunu, davacı ile davalı arasında iş ortaklığı sözleşmesi olmadığını, şirketin senette ciranta alacaklısı iyi niyetli üçüncü kişi olması halinde yerel mahkemenin kambiyo senedindeki alacağın illetten mücerret olacağını, alacaklı şirket hakkında ise senetteki borcun ortaklık anlaşması nedeniyle verilmiş olması neredeyse hukuki karine olarak kabul edilerek bunun aksine davalı tarafın bir savunmasının olup olmamasına göre deliller incelenerek karar verilmesi gerektiğini, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.01.2022 Tarih ve E. 2021/483 K. 2022/52 sayılı kararın kaldırılarak, istinaf incelemesi sonucunda, davanın kabulüne karar verilmesini, talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. Davacı tarafından dava dilekçesi ile davalı şirketin Müvekkili ile olan ortaklığından fazladan pay istemesi ve bu talepleri müvekkil tarafından kabul görmemesi üzerine müvekkilinden fazladan para alabilmek için başka bir iş için kendi yakınları olan ... AS elinde sadece imzalı olarak bulunan boş senedi bu kişiden alarak doldurup icra takibine konu ettiklerin belirterek menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B.Çekmece ... İcra Müdürlüğünün .. Esas sayılı dosyasında alacaklı davalı tarafından borçlu aleyhine 15/03/2015 tanzim ve 15/04/2015 vade tarihli 211.000 TL lik senede istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. B.Çekmece C.Başsavcılığı'nın 2019/53739 soruşturma no lu dosyasından davaya konu bono nedeniyle bedelsiz senedi kullanma ve güveni kötüye kullanma suçlarından 02/10/2020 tarihinde KYO karar verilmiş itiraz üzerine itirazın reddine karar verilerek kesinleşmiştir. Somut olayda, toplanan tüm delillen hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davacının Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi gereğince üstlendiği müteahhitlik işinin devamı esnasında işin ortak yapılması için davalı şirketle Noterden Düzenleme Şeklinde İş Ortaklığı Sözleşmesi imzalandığını, işin sona ermesinden sonra, davacının başka işleri için de muhasebesini tutan ve başka işler için teminat verilen boş senedin davalı şirket yetkilileri tarafından 15/03/2015 Düzenleme Tarihli ve 15/04/2015 vadeli 211.000,00 TL bedelli olarak doldurularak icra takibine konu edildiğini ileri sürmüş ise de, ispat yükümlülüğünün davacı üzerinde olduğu C.Başsavcılığınca KYO karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği davacının iddialarını yazılı belge ile ispat etmesi gerektiği iddialarını ispat edemediği anlaşılmakla mahkemece davanın reddine dair verilen karar dosya kapsamına uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve görüşüm,
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/01/2022 tarih ve 2021/483 E., 2022/52 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 -TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/12/2024