T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/875 Esas
KARAR NO:2024/2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:08/06/2021
NUMARASI:2018/29 E. - 2021/212 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/12/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin eşi tarafindan 1980'li yıllardan 2011’li yıllara kadar ... Market isimli firmanın işletildiğini, 2009 yılında müvekkili ve davalılardan ...’ın birlikte adi ortaklık kurarak ... firmasını kurduklarını, bu firmanın isminin ise müvekkilinin eşinin muvafakat etmesi sonucu koyduklarını, firmanın faaliyet alanının değerli gümüşler ve takı üzerine olduğunu, 2011 yılında ... isminin tescil edildiğinin, müvekkili ile davalı ...'ın 02/12/2013 tarihinde ortaklığın aktifi ve pasifi ile müvekkile devredildiğini, markanın da hak sahibi olduğunu, bu noktadan sonra müvekkilin yatırımlar yaparak sosyal medyada da tanınır bir konuma geldiğini, ancak ortaklık haklarını devreden davalı ... kötü niyetli davranarak diğer davalı ... isimli şahıs ile birlikte 2014 yılının ilk aylarında İstanbul Beyoğlu ilçesinde ... işletme adı altında merkez ve şube olmak üzere 2 adet işyeri açtıklarını, ... isimli Instagram ve ... üzerinden tanıtım faaliyetlerinde bulunduklarını, yine davalıların 2017 yılında bu markanın tescili için başvuruda bulunduklarını ancak benzerlik araştırmasından geçmeyecek başvurunun reddedildiğini, davalılar tarafindan kullanılan ... markasının müvekkilinin markası ile iltibas yarattığını, davalıların bu eylemlerinin SMK çerçevesinde marka hakkına tecavüz olduğunu, yine Türk Ticaret Kanununun ilgili maddeleri çerçevesinde haksız rekabet içerisinde olduklarını belirterek, marka hakkına tecavüzün tespitine, tecavüzünün durdurulmasına, müvekkiline ait markaya tecavüz teşkil eden ibarelerin kullanıldığı tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ürünlerin toplatılmasına, 20.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi manevi tazminatın davalılardan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ... tescil numaralı "..." ibareli markanın sadece davacı değil, müvekkili ... adına da kayıtlı olduğunu, müşterek olarak sahip olunan markalarda markanın sahiplerinin serbestçe bu markayı kullanma haklarının olduğunu, "..." başlıklı sözleşmenin teknik anlamda aktif ve pasifi ile bir işletmenin devri olmadığını, müvekkilinin ortaklık hissesini bir bedel karşılığında diğer ortağa devrettiğini, adi şirket ortakları arasında hisse devrinin işletmenin devri anlamını taşımadığını, ayrıca sözleşme de iş yerinin aktifi ve pasifi ile devredildiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını, davacının müvekkilinin hisselerini devraldıktan sonra firmanın çehresini değiştirdiği, müvekkilinin sonrada açtığı işletme ile karıştırıldığı için davacının dükkan camına şubesinin olmadığına ilişkin yazı asması iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının bir süre daha bu işi sürdürdükten sonra dükkanı kapattığını ve ticari hayatını sonlandırdığını, "...." ibaresinin dava konusu marka ile benzerlik oluşturmadığını, ayrıca müşterek malikler arasında marka hakkına tecavüz olamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan ... ve ...'na usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliğ edildiği, herhangi bir cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...1-Dava kısmen kabulü ile; davalılar kullanımlarının davacıya ait TPMK nezdinde ... tescil numaralı "..." ibareli markasına tecavüz oluşturduğunun tespitine, bu tecavüzün durdurulması ve men'i ile birlikte tecavüz teşkil eden ibarelerin kullanıldığı tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin masrafı davalıya ait olmak üzere toplatılmasına ve yeddi eminde muhafazasına, kararın kesinleşmesini müteakip imhasına, 2-...-...isimli sosyal medya hesabına erişimin engellenmesine, bu konuda ...'ne müzekkere yazılmasına, 3-... isimli sosyal medya hesabının durdurulduğu paylaşım ve logonun görüntülenmediği tespit edildiğinden bu site hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 4-8.021,99 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 5-15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 6-Kararın kesinleşmesini müteakip hüküm özetinin masrafı davalılara ait olmak üzere Türkiye çapında yayın yapan trajı en yüksek üç gazeteden birinde bir defaya mahsus olmak üzere ilanına," karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Hükümde taraflarına takdir edilen maddi tazminatın, taleplerinin çok çok altında olduğunu, bilirkişi kök ve ek raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını, vergi kayıtları tazminat hesabında ölçü olmamakta, karşı tarafın kişisel mal varlığı da dahil gerçek kazancının tespiti yapılması gerektiğini, adi ortaklık dışındaki diğer davalılar ile ilgili kâr zarar hesabı yapılmaması nedeniyle alınan bilirkişi raporunun eksik olduğunu, Davalılardan ...'ın kişisel malvarlıklarındaki artışların tespit edilerek kazanç hesabının yapılması amacıyla araç, gayrimenkul sorgularının sistemden yapılması, ilgili kurumlara müzekkere gönderilmesi, yine bankalardaki mevduatlarının sorulması amacıyla Türkiye'de mukim 37 bankaya müzekkere yazılması bunlar toplandıktan sonra yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, davalıların hem adi ortaklık, hem de şahıs olduklarını, sadece adi ortaklık hakkında inceleme yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, -manevi tazminatın da, taleplerinden düşük olduğunu,Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere ilgili markaya ve tüzel kişiye karşı tüketici tarafından duyulan güvenin sarsılması, tüzel kişi lehine de manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini gösterdiğini, müvekkilinin markasına tecavüz nedeniyle müvekkilinin, ekonomik şöhret anlamında zedelenme yaşadığını, kimi vatandaşların müvekkilinin mağazasına gelip "sizin beyoğlu şubenizden filanca ürünleri aldım." şeklinde iltibası kanıtlar beyanlarda bulunduğunu, talep edilen miktarın zenginleşmesi sonucunu doğuracak bir miktar olmadığını, -İlk derece mahkemesince verilen kararda; reddedilen maddi tazminat miktarı yönünden davalı ... vekili yararına 5.900,00 TL ve reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden 5.000,00 TL vekalet ücreti tayin edilmiş olup, yukarıda değindiğimiz istinaf sebeplerinden ötürü, davalı vekili yararına birden çok kez ilam vekalet ücreti tayin edilmesinin doğru olmadığını kararın bu nedenlerle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Taraflar arasında imzalanan sözleşmede işletmenin aktifi ve pasifi ile birlikte devrine ilişkin hüküm bulunmadığını, "..." başlıklı sözleşme ile "..." markasının da devir kapsamında olduğu kanaatine varıldığını ve mahkemece de bilirkişinin bu hatalı görüşünün doğrultusunda hüküm kurulduğunu ancak Taraflar arasındaki sözleşmenin 9. Maddesinde "devralan ortak işyerinin aktifinden ve pasifinden bizzat sorumlu olacaktır" ibaresi yer aldığını, burada marka hakkının devrinin söz konusu olmadığı, maddi anlamda yani işletmenin borçları anlamında sorumluluğa ilişkin bir anlaşma olduğunu, devralan ortağın pasifinden ve aktifinden sorumlu olmasının yazılı olması, tarafların iş yerine ait borçlardan sorumluğun devralan kişide olmasını hüküm altına almak amacı ile yazdıkları bir ibare olduğunu, "..." başlıklı sözleşme teknik anlamda aktif ve pasifi ile bir işletmenin devri olmadığını, Müvekkili ...'ın ortaklık hissesini bir bedel karşılığı diğer ortağa devrettiğini, adi şirket ortakları arasında hisse devri işletmenin devri anlamını taşımadığını, -Müvekkilinin markanın müşterek maliki olup, markayı kullanma hakkının olmasına rağmen tarafından açılan yeni işletmenin adı "..." olmadığını, Müvekkiline ait "..." ibaresi dava konusu marka ile benzerlik oluşturmadığını, davaya konu markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığı ve markaların birbirinden farklı markalar olduğunu, bütüncül değerlendirme yapılması gerektiğini, dava konusu marka ile davacı markalarının bütünsel anlamda yapılan karşılaştırma sonucunda, markaların sadece esas unsurunun ... ibaresi olması ve bu sebeple de halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin olması gibi genel geçer bir gerekçe ile marka hakkına tecavüz oluşturduğu kanaatine varılmasının taraflarınca kabul edilemediğini, -... tescil numaralı "..." ibareli markanın sadece davacı adına kayıtlı değil aynı zamanda müvekkili ... adına da kayıtlı olduğunu, bu durumda hem davacı ... hemde davalı ...'ın müşterek mülkiyet ile markanın sahibi olduklarını, Müşterek olarak sahip olunan markalarda markanın sahipleri serbestçe bu markayı kullanma hakkına sahip olduklarını, Müşterek malikler arasında marka hakkına tecavüzün söz konusu olamamasına rağmen yerel mahkeme tarafından bu hususta dikkate alınmadan hüküm oluşturulduğunu, -Mahkeme kararında maddi ve manevi tazminata hükmetmişse de, ...'in "..." unvanlı işletmeyi 2015 yılında kapattığını, işletmenin kapatılması nedeniyle ...' in uğradığı maddi ya da manevi bir zarar söz konusu olmadığını, tazmin edilmesi gereken, uğranılan bir zarar yahut kazanç kaybı da olmayacağı için mahkemece maddi ve manevi tazminata hükmedilmiş olmasının da hukuka aykırı olduğunu kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i ve ref'i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Davacı taraf, "..." ibareli markanın, davacı ile davalı arasındaki adi ortaklığın sonlandırılması ile davacıya hükmen geçtiğini iddia ederek, davalı tarafından kullanıldığı iddia edilen "..." ibareli markanın "..." ibareli markaya tecavüz teşkil ettiği gerekçesi ile tecavüzün tespitin ve maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.18/07/2019 havale tarihi ile sunulan bilirkişi raporunda özetle; Davacı ... ve davalı ...'ın değerli gümüşler ve takı satışı alanında faaliyet göstermek üzere 2009 yılında adi ortaklık kurmuş oldukları, işletme faaliyetlerinde “...” markasını tescil edildiği, kullanmış oldukları taraflar arasında ihtilafsız olduğu; davacı ... ve davalı ... arasında imzalanan 02/12/2013 tarihli İşyeri Devir ve Borç Ödeme Protokolü uyarınca devreden ortak (...) iş yeri hissesini 220.000,00 TL karşılığında devralan ortağa verecektir ve devralan ortağın (...) işyerinin aktifi ve pasifinden sorumlu olacağı, taraflar arasında imzalanış olan 02/12/2013 tarihli sözleşmede tescilli marka hakkında ayrı bir düzenleme yapılmamış olmakla ... tescil numaralı “...” markasının devir kapsamında olduğunun kabul edileceği, taraflar arasında noter ... marka devir sözleşmesi yapılmamış olmasının geçerlilik bakımından bir önemi olmadığı, davalı ...'ın TÜRK PATENT nezdinde tutulan marka sicilinde ... tescil numaralı markanın hali hazırda ortak sahibi olarak görülüyor ise de 02/12/2013 tarihli İşyeri Devir ve Borç Ödeme Protokolü ile marka üzerindeki hakkını davacıya devretmiş olmakla marka üzerinde hak sahibi olmadığı, davacının hak sahibi olduğu tescilli markanın esas unsuru ile davalıların kullandığı markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu; Markaların esas unsuru aynı olmakla bu durumun halk nezdinde ilişkilendirme ihtimali de dahil karışıklığa sebebiyet verebileceği, marka sahibinin izni alınmadan markanın esas unsurunun davalılarca kullanılmasının marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilebileceği görüş ve kanaati bildirilmiştir.17/07/2020 tarihli sunulan mali bilirkişi raporunda özetle; davalıların 2014 - 2018 yılları arasında ortalama 19.352,71 TL zarar ettiği, davalıların 2017 yıllında zarar etmelerine rağmen 6.000,00 TL kar göstererek vergi ödediği bildirilmiştir. 18/12/2020 tarihli sunulan mali bilirkişi ek raporunda özetle; 2014 - 2019 yılları arasında ortalama 8.021,99 TL kar elde ettiği bildirilmiştir.TPMK kayıtlarının incelenmesinde, uyuşmazlığa konu ... tescil no.lu “...” markası 35. sınıfta “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil). Büro hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri (ithalat-ihracat acente hizmetleri dahil). Ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” hizmet ve emtialar bakımından, davacı ... ve davalı ... adına tescil edildiği görülmüştür. Marka tescil başvurusu 08.04.2011 tarihinde yapılmış olup, 02.07.2012 tarihinde markanın tesciline karar verilmiştir.Davalının istinaf istemleri yönünden yapılan değerlendirmede; 6769 Sayılı SMK'nun 148.maddesi ''(1) Sınai mülkiyet hakkı devredilebilir, miras yolu ile intikal edebilir, lisans konusu olabilir, rehin verilebilir, teminat olarak gösterilebilir, haczedilebilir veya diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı hakkı; lisans, devir, intikal, haciz ve benzeri hukuki işlemlere konu olamaz ve teminat olarak gösterilemez. (2) Birinci fıkrada belirtilen hukuki işlemler işletmeden bağımsız olarak gerçekleştirilebilir.(3) Sınai mülkiyet hakkının birden fazla sahibi olması durumunda sahiplerden birinin kendisine düşen payı tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması hâlinde, diğer paydaşların önalım hakkı vardır. Yapılan satış, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara bildirilir. Önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her hâlde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer.Tarafların anlaşamaması hâlinde, önalım hakkı alıcıya karşı dava açılarak kullanılır. Önalım hakkı sahibi, adına payın devrine karar verilmeden önce, satış bedelini, mahkeme tarafından belirlenen süre içinde mahkemenin belirleyeceği yere nakden yatırmakla yükümlüdür. Cebri artırmayla satışlarda önalım hakkı kullanılamaz. (4) Hukuki işlemler, yazılı şekle tabidir. Devir sözleşmelerinin geçerliliği, ancak noter tarafından onaylanmış şekilde yapılmış olmalarına bağlıdır.(5) Hukuki işlemler taraflardan birinin talebi, ücretin ödenmesi ve yönetmelikle belirlenen diğer şartların yerine getirilmesi hâlinde sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır. 115 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere, sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan haklar iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. (6) Marka, tescil edildiği mal veya hizmetlerin tümü veya bir kısmı için devredilebilir.(7) Garanti markasının veya ortak markanın devri ya da ortak marka için lisans verilmesi, sicile kayıt hâlinde geçerlidir.(8) Bu maddede yer alan hükümler, sınai mülkiyet hakkı başvurularında da uygulanır.'' şeklindedir.Bu açık düzenleme de göstermektedir ki, markanın devri, bir tasarrufi işlem olup; mahiyeti itibariyle bir hakkın yani alacağın temlikinin sonuçlarını doğurur. Marka, esas itibariyle, bir işletmeyi değil, o işletmenin arz ettiği mal veya hizmetleri diğerinden ayırt ettiğinden, marka işletmeden, işletme de markadan ayrı olarak devredilebilir (ayrılık ilkesi). TTK 11/3 maddesinde; aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikri mülkiyet haklarını ve sürekli işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiğinin kabul edileceği düzenlenmiştir. Davaya konu markanın davacı ve davalı adına tescil edildiği, tarafların bir süre ortak olarak ... markası altında faaliyet gösterdikleri, daha sonra taraflar arasında yapılan 02/12/2013 tarihli işletme devir protokolünde markanın devredilip devredilmediğine yönelik bir açık düzenleme bulunmadığı, her ne kadar TTK 11/3 maddesinde işletme devrinde aksi kararlaştırılmadıkça devrin ticaret unvanı ve fikri mülkiyet hakkı devrini de içereceği düzenlenmiş ve mahkemece alınan bilirkişi raporunda yasal düzenleme gereğince davalının markayı kullanım hakkı bulunmadığı kabul edilmişse de; somut olayın özelliklerinin değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamına sunulan delillerden davacı ile davalı ... arasında 02/12/2015 tarihinde işletme devri yapıldığı, davalıların 18/01/2018 dava tarihine kadar Beyoğlu'nda ... işletme adı ile faaliyet gösterdiği, aradan geçen 4 yıldan fazla bir süre boyunca davacı tarafça davalıya markanın hükümsüzlüğü yada hisse devri talebinde bulunulmadığı gibi, ... ibaresini kullanmaması yönünde bir ihtar gönderilmediği, yasal işlem de başlatılmadığı, davacı tarafça, davalının aynı zamanda adına kayıtlı olan markayı kullanabileceği yönünde haklı bir güven uyandırdığı, aradan geçen sürenin makul sürenin üzerinde olduğu, diğer davalının da davalı ... ile adi ortak olarak markayı birlikte kullandığı ve davalılara tecavüzden kaynaklanan dava açılmasının TMK 2. Madde de düzenlenen iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı kanaatiyle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b 2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacının istinaf istemleri yönünden yapılan değerlendirmede; Davacı taraf hükmedilen tazminatların talep ettiklerinden az olduğu gerekçesi ile istinaf isteminde bulunmuş ise de, davalılar yönünden kararın kaldırılması nedeniyle istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,2- İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 08/06/2021 tarih, 2018/29 E., 2021/212 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, Bu kapsamda;3- Davanın REDDİNE, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken tecavüz davası yönünden 427,60 TL, maddi tazminat davası yönünden 427,60 TL, manevi tazminat davası yönünden 427,60 TL olmak üzere toplam 1.282,80 istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 683,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 599,70 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen tecavüz davası yönünden hesap olunan 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat davası yönünden hesap olunan 20.000,00 TL maktu vekalet ücretinin vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat davası yönünden hesap olunan 20.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 441,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 50,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 491,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 05/12/2024