T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1032 Esas
KARAR NO: 2024/2068
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 03/02/2021
NUMARASI: 2021/24 E. - 2021/8 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/12/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin "..." isimli markanın mülkiyet hakkını, Büyükçekmece ...Noterliği 28/04/2016 tarih ve ... yevmiye nolu belgesinde düzenlenen Marka Devir Sözleşmesi ile ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.'den devir aldığını, başta Beylikdüzü olmak üzere İstanbul ve civar şehirlerde "..." olarak isim yaptığını, adı geçen markanın 29/05/2002 tarihinde tescil edildiğini, müvekkilinin, "..." markasını, ortağı olduğu ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi unvanlı ve meslek grubu" Restoran ve Yiyecek ve İçecek Hizmetleri" olarak tescil edilmiş olan firmaya ait işyerinde unvan olarak kullanmaya devam ettiğini, ... ve ...'un ortak ve yetkilisi oldukları davalı ... İnş. Turizm San. Ve Tic. Ltd. Şti. Unvanlı firmanın da, "..." unvanını aynı hizmet kolunda hizmet veren işyerinde, keza http://www...com isimli internet sitelerinde vb. Halka açık yerlerde hiç bir hakka dayanmaksızın kullandığını, davalı şirkete ihtarname gönderildiğini ancak davalı şirket ve yetkililerinin halen müvekkilinin markası ile karıştırılma ihtimali çok yüksek olan "..." işaretini işyerinde ve tüm ticari faaliyetlerinde kullanmayı sürdürdüğünü beyanla marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespitine, marka hakkına tecavüz eden davalı tarafın, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre yoksun kalınan kazanç için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve HMK madde 107 bağlamında şimdilik 1.000 TL maddi tazminat ve 50.000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yurt çapında yayın yapan günlük gazetelerde ilan edilmesine veya ilgililere tebliğ edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yetkilisi ...'un 1996 yılında "..." isimli restoranı tek başına açtığını, 2000 yılında ... San. Tic. Ltd. Şti.'ne ortak olduğunu, ortak olduktan sonra ... adına "..." markasının ... tescil numarası ve "..." ... tescil numaralı markalarından, ... tescil numaralı markanın 07/01/2004 tarihinde ...Tekstil San. Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı iken 25/02/2016 tarihinde ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.'ne devredildiğini, akabinde 29/04/2016 tarihinde ... Hizmetleri A.Ş.'nden davacı ...'e devredildiğini, davacının marka hakkında tecavüz teşkil edebilecek ve haksız rekabet oluşturacak bir durumun olmadığını, kaldı ki; müvekkili şirketin kullanımıyla davacının markasının şeklinin birbirinden tamamen farklı olduğundan dolayı; hem tescil yönünden hem de şekil yönünden iltibas yaratacak herhangi bir durumun bulunmadığını, davacı tarafın her ne kadar müvekkili şirketin markası olan "...'in kendi marka haklarına tecavüz oluşturduğunu iddia etse de; müvekkilinin "..." markasının TPE nezdinde tescilli olup, 35.ve 43. Sınıflarda "..." markasının tescil edilmesine karar verildiğini, müvekkilinin hak sahibi olduğu markaların ortak birleşimi sonucunda müvekkilinin "..." olarak bilinmesinin olağan hayat akışına uygun olduğunu, beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; " 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile; -Davalının davacıya ait ... tescil numaralı markasından doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile bu tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, tecavüz oluştuğu belirtilen ve 20/03/2019 tarihli ek rapora görsellerine yer verilen kullanımları içeren afiş, tabela, basılı evrakların toplatılmasına, bu kullanımların www...com adresinden kaldırılmasına, B.K. 50-51 maddeleri de nazara alınarak 50.000,00 TL maddi tazminata davacı hak kazandığı anlaşılmakla taleple bağlılık ilkesi gereği 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 30.000,00 TL manevi tazminatın 10/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine,-Hüküm özetinin karar kesinleştiğinde ülke çapında yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle ilanına, " karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayla ilgili olarak, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi 2018/302 E., 2019/497 K. Sayılı kararı ile müvekkilinin beraat ettiğini, yargılama konusu suçun işlenmediğinin sabit olduğundan bu kararın hukuk hakimi açısından bağlayıcı olduğunu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ıslahın HMK'nun 181'inci maddesine göre süresinde olmadığını, manevi tazminatın ıslah dilekçesi ile yükseltilemeyeceğini , davalının kendi markalarını kullandığını davacının marka hakkına herhangi bir tecavüz olmadığını, müvekkili şirket yetkilisi ...'un "..." ibaresini marka haline getirip yıllardır kullandığını, asıl marka sahibi olduğunu, ...'un ...’ya ortak olduktan sonra- ... adına “...” ve “...” markalarının tescilleri için TPE’ye başvurduklarını, davacı tarafın markasını devraldığı şirket olan ... A.Ş nin ise, 13.11.2008 tarihinde kurulduğunu, davacının markayı 14-15 yıl boyunca kullandığı iddialarının asılsız olduğunu, ... tescil numaralı marka ile müvekkili şirket yetkilisi ... adına kayıtlı olan ... tescil numaralı marka, ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi adına kayıtlı iken 25.02.2016 tarihinde ... Turizm Otelcilik ve Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi’ne devredildiğini, “...” markasının 29.04.2016 tarihinde ... Otelcilik ve Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi’nden davacı ...’e devredildiğini, davalıya ait “...”, “...” ve “...” markalarının kullanımının tecavüz teşkil etmeyeceğini , denetime elverişsiz bir raporla karar verildiğini, lisans bedeli hesabını da kabul etmediklerini, fahiş olarak hesaplandığını, beyanla mahkeme kararının kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; maddi tazminat isteminin HMK m.107 gereğince belirsiz alacak davası şeklinde açıldığını, ıslah işleminde, Yargıtay'ın genel uygulamasına uygun şekilde, marka hakkına tecavüz nedeniyle zararın hesaplanmasına ilişkin seçimlik hak değiştirildiğinden, davanın belirsiz alacak niteliği devam ettiğini, 10.02.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda 924.755,79 TL maddi tazminat hesaplandığını, 22.07.2020 tarihinde HMK m.107/2 düzenlemesinin değiştirildiğini ve yürürlüğe girdiğini, tahkikat devam ettiğinden taraflarına "talep arttırımı" için süre verilmesi, gerekirken, hukuka aykırı bir şekilde karar verildiğini, 924.755,79 TL maddi tazminat hesaplanmış olmasına karşın, mahkeme kararında hesaplanan miktara göre %94,6 (yüzde DoksanDört virgül Altı) oranında hakkaniyet indirimi yapılmasının usulsüz olduğunu, hakkaniyet indiriminin hiç yapılmamasını, aksi halde makul ve az oranda yapılmasını, hükmedilen manevi tazminatın da az olduğunu, maddi tazminat isteminin belirsiz alacak davası olduğu ve usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak, tahkikata devam kararı ile HMK m.107/2 doğrultusunda talep arttırımı için taraflarına süre verilmesini maddi tazminattan hakkaniyet indirimi yapılmamasını, aksinin kabulü halinde ise makul (az) oranda indirim yapılmasını, indirim nedeniyle reddedilmesi olası miktar yönünden karşı vekalet ücretine hükmedilmemesini, somut olayın özelliğine uygun olan manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
İstinafa Cevap: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı yan tarafından öne sürülen iddialar gerçeği yansıtmadığını, mahkemece verilen kısmen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, huzurdaki davanın yargılama aşamasında, tahkikat süresince, davacı tarafça talep artırım işlemi yapılmadığını, davacı yanın 22/07/2020 tarihli HMK değişikliğinden sonra da tahkikatın devam ettiği, fakat talep artırım için süre verilmediği yönündeki iddialarının taleple bağlılık ilkesi gereğince dikkate alınmaması gerektiğini, ıslah için mahkeme 2 haftalık süre verdiğini, yapılan ıslahın süresinde olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça öne sürülen, hakkaniyet indiriminin hakkın özünü etkileyecek ve hatta hakkı işlevsizleştirecek oranda uygulandığı yönündeki , manevi tazminatın az olduğu yönündeki iddiasını kabul etmediklerini, esasa yönelik beyanlarını kabul etmediklerini, davacının istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Davacı vekili, müvekkilinin "..." isimli markayı Büyükçekmece ...Noterliği 28/04/2016 tarih ve ... yevmiye nolu Marka Devir Sözleşmesi ile ... A.Ş.'den devir aldığını ortağı olduğu firmaya ait işyerinde unvan olarak kullanmaya devam ettiğini, davalı ... Şti.nin "..." unvanını aynı hizmet kolunda hizmet veren işyerinde, www...com internet sitelerinde kullandığını, belirterek, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin tespiti, önlenmesi ve durdurulmasına 1.000 TL maddi tazminat ve 50.000 TL manevi tazminatın karar verilmesini talep etmiştir. 24/10/2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda; ... internet sitesinin kapalı olduğunu, 26/10/2016'dan itibaren geçerli kalan ... arşiv kaydında, alan adının ...-... isimli firmaya ait olduğunun tespit edildiğini, sitenin 26/03/2016 tarihinden 14/03/2018 tarihleri arasında aktif olduğunu, bu süre zarfında 20 kez kaydedildiğini, site üzerindeki logoda ve içeriklerde ... ibaresinin kullanılmakta olduğunu "...com" internet sitesinin arşiv kayıtları incelendiğinde, 14/04/2006 yılından bu yana sitenin yayın yaptığı, site üzerinde alan adında, logoda ve içeriklerde ... ibaresinin kullanılmakta olduğunu" belirtilmiştir. 20/03/2019 tarihli ek raporda; " taraflara ait tescilli markalar bakımından ortalama tüketici nezdinde karışıklık yaratabilecek bir benzerliğin bulunmadığını, davalı işyerinin üzerindeki tabelada "..." ibaresindeki "..." kısmının kalanına göre yaklaşık iki kat daha büyük yazılmış olması da düşünüldüğünde, ortalama tüketici nezdinde davacı markasındaki ... kısmı ile karıştırılma ihtimalinin olduğu" belirtilmiştir. 09/08/2019 tarihli mali bilirkişi ek raporunda; "davacı tarafın Lisans Bedeli talebi ve İTO'nun genel kabul görmüş görüşü doğrultusunda, talep edebileceği yıllık lisans bedelinin 410.828,55 TL'sı olarak hesap edildiği, mahkemenin 19/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen 26/03/2016 ile 14/03/2018 tarihleri arasında geçen 718 günlük süre için hak ihlaline karar vermesi halinde, davacı tarafın hak ihlali süresi boyunca talep edebileceği lisans bedelinin 808.150,41 TL'sı olarak hesap edildiğini, davalı tarafın mali tabloları üzerinde yapılan incelemeler de, 2016 yılında 34.613,50 TL'sı dönem karı beyan ettiğini, 2017 yılında ise 94.550,79 TL'sı dönem zararı beyan ettiğini, maddi tazminat talebinin Borçlar Kanunun 50.ve 51. Maddelerine göre belirlenmesi hususunun mahkemenin takdirinde olduğu" belirtilmiştir. 10/02/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda " hak ihlal süresi olarak 718 günlük sürenin kabul edilmesi halinde, davalı tarafın mali tablolarında görülen yıllık satış hasılatı üzerinden yapılan hesaba göre davacı tarafın hak ihlali süresi boyunca talep edebileceği lisans bedelinin 924.755,79 TL olarak hesap edildiği, 09/08/2019 tarihinde hazırlanan ek raporda davacı tarafın mali tabloları dikkate alınarak yapılan lisans bedeli hesabında 718 günlük hak ihlal süresi için 808.150,41 TL lisans bedeli hesap edildiği, bu defa yapılan hesaplamada, davalı tarafın yıllık satış ciroları üzerinden ve aynı süre için 924.755,79 TL lisans bedelinin hesap edildiği, davalı tarafın 2017 yılı mali tablolarında görülen yıllık cirosunun, davacı tarafın mali tablolarında görülen yıllık cirosundan çok daha yüksek olduğu, bu nedenle, davalı tarafın mali tablolarında görülen yıllık satış ciroları üzerinden hesaplama yapıldığında daha yüksek lisans bedelinin ortaya çıktığı, davalı tarafın mali tabloları üzerinde yapılan incelemelerde 2016 yılında 34.613,50 TL dönem karı beyan ettiği, 2017 yılında ise 94.550,79 TL dönem zararı beyan ettiği,maddi tazminat talebinin Borçlar Kanununun 50. ve 51.maddelerine göre belirlenmesi hususunun mahkemenin takdirinde kaldığı" belirtilmiştir. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/7098 soruşturma sayılı dosyasında Müştekinin ..., Şüphelilerin ..., ..., ... İnş. Tur. San. Ve Tic. Ltd. Şti. olduğu, Marka Hakkına Tecavüz suçundan soruşturma yürütüldüğü bu kapsamda alınan bilirkişi raporlarında davalı yanın kullanımlarının görsel tespitlerine yer verildiği, 06.02.2017 tarihli bilirkişi raporunda davalı kullanımlarının marka ihlali ve haksız rekabet oluşturduğu belirtilmiş, 25.10.2017 tarihli bilirkişi raporunda ise , davalı yanın kullanımlarının marka ihlali oluşturmadığının belirtildiği, Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2018/302 esas, sayılı dosyası ile yargılama yürütüldüğü, alınan 10/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda , " şüphelinin ... şeklindeki kullanımının müştekinin ... markası ile iltibasa neden olacağı, ... markası tescilli olduğundan kullanımının marka ihlali oluşturmayacağı " belirtilmiştir. Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2018/302 esas, 2019/497 karar sayılı kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı ile, "marka ihlalinin bulunmadığı, sanıkların suç işleme kastı ile hareket ederek yüklenen suçu işlediklerine ve bu suçun yasal unsurlarının oluştuğuna dair her türlü şüpheden uzak, yeterli , kesin ve inandırıcı delil elde edilememiş olup, böylelikle toplanan bütün deliller yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğine dair kesin, tam ve inandırıcı olarak mahkememizde vicdani kanı oluşmadığı " gerekçesi ile sanıkların ayrı ayrı beraatlerine" karar verildiği, kararın istinaf edilmek suretiyle 23.01.2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi hükmü uyarınca, mahkumiyet kararları hukuk mahkemelerini bağlar,kural olarak ceza mahkemesi tarafından verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de ceza yargılamasında belirlenen maddi vakıa ve olgular eldeki dava bakımından bağlayıcıdır. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” olgusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıyacağından hukuk hakimini de bağlayacaktır. Eş söyleyişle, hukuk hâkiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgular ile bağlı olduğu yargısal uygulamada yerleşik biçimde kabul edilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/2819 E., 2024/5046K., 13.06.2024 tarihli kararı; "Olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesine göre ceza hakiminin mahkumiyet kararı ve mahkumiyet hükmünde tespit olunan maddi vakalar ile maddi vakayı belirleyen beraat kararı hukuk hakimini bağlar. Bu hükmün amacı adalete güveni sağlamak ve çelişik hükümlerin çıkmasını önlemektir. ... marka hakkına tecavüz ettiği iddiası ile hakkında görülen Gaziantep 3. Asliye Ceza Mahkemesi 'nin 06.11.2015 tarih, 2014/295 E. ve 2015/625 K. sayılı dava dosyasında,.. atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile beraat kararı verilmiş ve bu karar Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 30.01.2020 tarih, 2019/33197 E. ve 2020/660 K. sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. İşbu ceza mahkemesinin kesinleşmiş beraat kararında yer alan taraf markaları arasında iltibasa neden olacak derecede benzerlik bulunmadığına ilişkin tespitin hukuk hakimi açısından da bağlayıcı olacağı gözetilerek Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir." Dosya kapsamına göre, davacı adına tescilli ... "...+şekil " markasının 29,30, 43. Sınıfta 29/05/2002 tarihinde tescil edildiği, davalı şirket ortağı ... adına ... numaralı " ..." (29,30,43 sınıf) markasının tescilli olduğu, ... numaralı "..." (35,43 sınıf) ve ...numaralı "..."(29,43 sınıf) markalarının davalı şirket adına tescilli olduğu, davalının işyerinde ve internet sitesinde fiili markasal kullanımının ise , "..." şeklinde olduğu, iş yeri içindeki kullanımların ise "..." şeklinde olduğu, internet alan adının ... olduğu, site içeriğinde ... ibaresine yer verildiği görülmekle aynı ihlal iddiası nedeniyle ceza mahkemesinde yapılan yargılama sonucu kullanımların iltibas oluşturmadığı gerekçesi ile davalı şirket yetkililerinin beraatine karar verildiği, her ne kadar beraat kararları hukuk hakimini bağlamaz ise de tespit edilen somut olguların bağlayıcı olduğu, bu kararda davalı kullanımlarının suç teşkil etmediği, suçun unsurlarının bulunmadığı, gerekçesine yer verildiği ve karara karşı istinaf başvurusu esastan reddedilerek kesinleştiği görülmekle markaya tecavüz, ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabul kararı verilmesinin yerinde olmadığı davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin katılma yolu ile İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın reddine dair karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 3- Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/02/2021 tarih, 2021/24 E., 2021/8 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 4- Davanın REDDİNE 5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken (maddi tazminat, manevi tazminat ve tecavüz davası için) 1.282,80 TL karar harcından peşin alınan 870,96 TL'nin mahsubu ile 411,84 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine maddesine göre markaya tecavüz davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/ç- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/(4). maddesine göre maddi tazminat talebi yönünden 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10.ve 10/(3). maddelerine göre manevi tazminat talebi yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 6/b- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 98,60 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 319,30 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6/ç-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/12/2024