T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/921
KARAR NO: 2024/2046
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/01/2022
NUMARASI: 2018/665 E. - 2022/57 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/12/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin 03/10/2016 düzenleme, 10/11/2016 vade ve 15.000,00 TL bedelli senedin borçlusu olarak gözükmesi sebebiyle müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, takip konusu senet üzerinde her ne kadar müvekkilinin imza ve kaşesi görünse de imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu nedenle takibin iptali ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, davalı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; " Davanın KABULÜ İLE, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak teşkil edilen keşidecisi ..., avali ... Lehtarı ... olan 03/06/2016 tanzim tarihli 10/11/2016 vade tarihli ve 15.000,00 TL miktarlı bonodaki keşideci imzasının davacı ...'a ait olmadığının tespiti ile takip dosyasının davacı bakımından İPTALİNE, " karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın eksik inceleme ile verildiğini, alacaklıyı aldatma kastı ile hareket eden borçluların, kötü niyetle hak iktisap edemeyeceklerini, davacı imzasını araştırma olanağı bulunmayan iyi niyetli meşru hamil, davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinden sorumlu tutulamayacağını, davacının müvekkiline borçlu olduğunu, dosya kapsamında alınan Adli tıp raporu ile, takip dayanağı bonoda davacı adı altındaki imzanın eli ürünü olmadığı tespit edildiğini ve bu tespite dayanarak mahkeme davayı kabul ettiğini, diğer senet borçlusu dava dışı ... davacının öz kardeşi olduğundan imzaya ya da borca itirazı bulunmadığını, iyi niyetli müvekkili davacı ... tarafından atılan imzanın ona ait olup olmadığını bilme olanağı olmadığını, imzanın aidiyeti şekli anlamda denetlendiğini ancak inkarın haklı olması durumunda, bu kez de suç kastı ile hareket etmesi nedeniyle davacının yine borçtan sorumlu olacağı gözetilmeden hüküm kurulduğunu, iki kardeş tarafından birlikte düzenlenen senette kardeşlerden birinin imzasının kabul edilip, diğerinin itiraz etmesinin hayatın olağan akışana uygun olmadığını, kardeş imzalarından biri sahte ise, iki kardeşin birlikte hareket ederek, alacaklıyı "dolandırma" kastıyla hareket ettiklerinin ortaya çıktığını, akrabaları ile birlikte ticari faaliyet yürüten bazı tacirlerin, birbirleri yerine imza atarak, daha sonra "bu imza bana ait değil....!!!" itirazıyla alacaklıları aldattıklarını ve imza ettikleri belgeye dayalı alacak takibini sakatlayacak mahsurları bilerek, isteyerek ve anlaşarak baştan yarattıkları ülkemizde sıklıkla görülen bir adli durum olduğunu, senet borçluları hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/205300 hazırlık sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduklarını soruşturmanın devam ettiğini, soruşturma sonucu beklenmeden davanın kabul edilmesinin eksik incelemeye dayandığını, davanın esastan reddi gerektiğini beyanla mahkeme kararının kaldırılması istinaf isteminin kabulünü talep etmiştir. Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, icra takibinden sonra imza inkarına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu bonoda davacı adına keşideci sıfatıyla atılan imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürmüştür. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasında, davalı alacaklının, davacı borçlu ... ve ... aleyhine 03/03/2017 tarihinde, kambiyo senetlerine mahsus yolla toplam 15.610,78 TL'nin tahsili için takibe geçtiği, takip dayanağının 03/10/2016 düzenleme, 10/11/2016 vade tarihli ve 15.000,00 TL bedelli , keşidecinin ..., avalin ... lehtarın ... olan bono olduğu görülmektedir. İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesi'nden alınan 08/12/2021 tarih ve 2021/100931 sayılı raporda ; "Tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; İnceleme konusu senette atılı borçlu imzaları ile ...'ın mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği" belirtilmiştir. Bir kambiyo senedi düzenlendiği zaman lehtar ile keşideci arasında kural olarak bir temel ilişki ve kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur.Bu kapsamda imza inkarına dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgililerine karşı öne sürülebilen mutlak def'ilere dayanmaktadır. Dosya kapsamına göre; dava, imza inkarına dayalı olarak açılmış, nitekim imza incelemesi yapılmıştır. Dava konusu bono nedeniyle takip yapıldığı, ancak bonoda borçlu sıfatı ile davacı adına atılmış olan imzanın davacının eli ürün olmadığının tespit edildiği bu durumda bononun davacı tarafından tanzim edilmemiş olması nedeniyle sahte olduğu, imza inkarına dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmakta olduğundan , taraflar arasındaki temel ilişkiden (asıl alacak borç ilişkisi) bağımsız olarak incelendiği, düzenleyen, aval veren ve lehtar arasında ticari ilişki olup olmadığı , davalının temel ilişkide alacaklı olup olmadığı gibi istinaf sebepleri yönünden ise, bononun sahte olması , kambiyo senedi vasfında olmaması nedeniyle kambiyo ilişkisi yönünden sonucu değiştirmeyeceği , yine senet borçluları hakkındaki ceza soruşturmasının davalı lehine sonuçlanması halinin hükümsüz senede geçerlilik kazandırmayacağından sonucunun beklenilmesine yer olmadığı, verilen davanın kabul kararının dava konusu kambiyo senedi nedeniyle borçlu olunmadığına ilişkin olduğu, taraflar arasında temel ilişki nedeniyle alacak borç ilişkisinin tespitine ilişkin olmadığı tüm bu nedenlerle mahkemece davacının menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan, 6100 sayılı Kanun'un “Yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 326 ncı maddesine göre; yargılama giderleri kural olarak, davada haksız çıkan yani aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir. Somut olayda davanın davalı aleyhine sonuçlandığı, davalının davayı kabulü gibi yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasını gerektirecek istisnai bir durumun söz konusu olmadığı, davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/01/2022 tarih ve 2018/665 E., 2022/57 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.066,37 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 266,59 TL harcın mahsubu ile bakiye 799,78 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/12/2024