T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/585 Esas
KARAR NO:2024/1785
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:25/11/2021
NUMARASI:2020/150 E. - 2021/257 K.
DAVANIN KONUSU:Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:31/10/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır vakum plastik alanında faaliyet gösterdiğini, özellikle motorlu araç aksesuarları üretimi konusunda ciddi emek sarf ettiğini, müvekkilinin TPMK nezdinde ... tescil numarası ile tescilli "araç üstü portbagaj" tasarımının sahibi olduğunu, müvekkilinin söz konusu tasarımı yüksek kaliteli malzemeler kullanarak ürettiğini, yaptığı ortaklıklarla haklı bir üne kavuştuğunu ve ilgili üründe kullanılan "..." markası ile bilinen ve aranan bir ürün haline de geldiğini, müvekkilinin tescilli tasarımı ile üretim ve pazarlama faaliyetlerine devam ederek kendisine iyi bir pazar payı da oluşturduğunu, ancak hal böyle iken, müvekkili gibi otomobil aksesuarları üzerine faaliyet gösteren davalının, müvekkiline ait tescilli tasarımı birebir taklit ederek üretim ve satışını yaptığını öğrendiklerini, bunun üzerine 18/11/2019 tarihinde davalı ürününü fatura karşılığı satın aldıklarını, ürün satın alınırken davalının telefonla arandığını, davalı firma personelinin söz konusu ürünün müvekkilinin "..." markalı ürün olduğunu söylediğini, akabinde Mahkememizin 2019/601 Değişik İş sayılı dosyasında delil tespiti ikame edildiğini, davalı şirket tarafından üretilen ürünlerin müvekkili tarafından üretilen tescilli portbagaj ürünlerinin iltibas oluşturabilecek derecede benzer olduğunu, kilit ile menteşelerinin dahi birebir kopyası olduğunu, davalının taklit ürünü ile müvekkilinin ürününün neredeyse yarı fiyatına sattığını ve haksız kazanç elde ettiğini, ayrıca, davalı ürününde kullanılan malzemenin çok kalitesiz ve dayanıksız olup, davalının piyasaya müvekkilinin markalı ürünü olduğu iddiasıyla pazarlamasının müvekkilinin piyasadaki itibarını geri çevrilemez biçimde zedelediğini ve müvekkilinin satışlarını ciddi biçimde etkilediğini ve davalının ürettiği taklit ürünün, müvekkili şirketin tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabete sebebiyet verdiğini iddia ederek, müvekkilinin tescilli tasarımına yönelik tecavüzün önlenmesini, men'ini, tasarım tescili koruma kapsamındaki davalı ürünleri ile bu ürünlere ait her türlü reklam ve basılı evraka el konulmasını, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik HMK'nın 107. Maddesine göre fiili kayıp olarak 500 TL, 6769 sayılı SMK’nun 151/2-b maddesine göre yoksun kalınan kazanç olarak 500 TL olmak üzere toplam 1000 TL maddi tazminatın, 150/2 hükmüne göre hesaplanacak 500 TL tazminatın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın, ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 12/10/2021 tarihli dilekçesi ile, 500,00 TL olan maddi tazminat talebini 4.031,01 TL'ye artırarak harcını yatırmıştır.Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak davalı yan cevap dilekçesi sunulmamış ise de, davalı vekili Av. ... ek bilirkişi raporuna beyan dilekçesi ile; davalı nezdinde yapılan incelemelerde, davalının söz konusu ürünü "..." markası ile sattığına yönelik bir tespite ek rapor kapsamında yapılan incelemede de rastlanmadığını, bu itibarla işbu davacı şirket tarafından muhafaza edilmekte olduğu beyan edilen portbagaj ürününün sahte üretim "..." markasına ait olduğu yönündeki beyanın gerçeklerden uzak olduğunu ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....davalı tarafça davacı adına tescilli tasarım ile ayırt edilemeyecek derece de benzerinin imal edilip, piyasaya sunulduğu anlaşılmakla, davalının bu eylemi 6769 Sayılı SMK'nın 81/1. Maddesi anlamında davacının tasarım tescilinden doğan haklarını ihlal ettiğinden, tecavüze dair davanın kabulü gerekmiştir. Davacının SMK 151/2-b maddesi uyarınca olan maddi tazminat seçeneğine göre, dava tarihi itibariyle isteyebileceği maddi tazminat tutarının 4.031,01 TL olduğu anlaşılmakla, bu tutar yönünden maddi tazminat talebi kabul edilmiştir. Davalının eylemi, aynı zamanda davacının tasarım tescilinden doğan manevi haklarını da ihlal ettiğinden, tarafların ekonomik durumu, ihlalin niteliği ve süresi ile manevi tazminatın amacı gözetilerek, davacı yararına 5.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmiştir. Davacının itibar tazminatı talebine gelince; Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2016 tarih ve 2015/8175 Esas- 2016/5114 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; "... itibarı kavramı, ... ile inşa edilen imajı ifade etmektedir. Zira imaj ve güven oluşturmanın bir maliyeti vardır. İtibar zararı ise inşa edilen veya edilmekte olan imajın zedelenmesi nedeniyle doğan zarardır. İtibar tazminatı belirlenirken, bir taraftan imaj inşası için gerçekleştirilen giderlerden hareket ederek zararın giderilmesi için yapılması gereken (reklam kampanyası gibi) giderleri dikkate almalı, diğer taraftan da itibar kaybının manevi yönünü göz önünde tutulmalıdır." Somut uyuşmazlıkta, davalının kötü üretim ve pazarlama yaptığı hususu ispatlanamadığı gibi, davacının tasarım imajının zedelendiği hususu da ispatlanamamıştır. Keza , bozulan imajın düzeltilmesi için herhangi bir masraf yapılması gerektiği de ispatlanamamıştır. Bu itibarla, Davacının davasının kısmen kabulüne, davalının davacı adına tescilli ... tescil nolu tasarımdan doğan haklarına tecavüzün önlenmesine ve men'ine, bu tasarım tescili koruma kapsamındaki davalı ürünleri ile, bu ürünlere ait her türlü reklam ve basılı evraka el konulmasına, toplam 4.031,01 tl maddi tazminat ile, 5.000,00 tl manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair manevi tazminat talebinin reddine, Karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan karşılanarak hüküm özetinin trajı en yüksek gazetelerden biri ile ilanına" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Yerel Mahkemenin kararına dayanak yaptığı 14.07.2021 tarihli Bilirkişi Ek Raporunun "İnceleme ve Değerlendirmeler" başlıklı III. Bölümünde; ''Daha önce düzenlenen kök raporda, Portbagaj açıklaması ile tanık ...adına kesilmiş olan fatura gözden kaçmış olduğundan ve davalının iş yerinde yapılan incelemede satışı yapılan her bir ürün için stok kodu numarası verilerek stok takibi yapılmadığı görüldüğünden, söz konusu raporda portbagaj satışının tespit edilememiş olmasına ilişkin eksikliğin giderilmesi bakımından....'' şeklinde beyan ile 24.03.2021 tarihli Bilirkişi Raporunda eksik inceleme yapıldığı ifade edilmiş olup, bu eksikliğin giderilmesi maksadıyla tekrar yerinde inceleme yapıldığı belirtildiğini, ek raporun devamında, davalı firma tarafından satışı yapılan her bir ürün için stok kodu numarası verilerek stok takibi yapılmadığı için; ''Defter’i Kebir’de kayıtlı Yurt İçi Satışlar hesabının 2018 ve 2020 yılları arasındaki sayfa sayıları 359 ile 462 adet arasında olup, her bir sayfada ufak tutarlarda 56 adet işlem olduğu, dolayısıyla fatura sayısının 20.000 - 25.000 adet arasında olduğu dikkate alındığında, satış faturalarının incelenmesi ile portbagaj satışlarını tespit etme imkanı bulunmamaktadır.'' şeklinde ifade edilerek, davalı firmanın ticari defter ve kayıtları içerisinden yalnızca 600.01.008 alt hesabı ve 600.01.018 alt hesabı incelenmiş ve neticede 2018 ve 2019 yıllarında "portbagaj" satışına ilişkin olarak bilirkişilerce sadece 26 adet fatura tespit edildiğini,Yerel Mahkemenin 2019/601 D.İş sayılı dosyasında yer alan bilirkişi raporundaki tespitler ve raporda yer alan resimler incelendiğinde dahi 2018 ve 2019 yıllarında sadece 26 adet portbagaj satışı olduğunun kabul edilebilmesinin asla mümkün olmadığını, davalı firmanın söz konusu sahte portbagaj ürününden çok daha fazla ürettiği ve satmış olduğu 2019/601 D.İş sayılı dosyası ile sabit olduğunu, kök rapora itiraz dilekçesinde 2019/601 D.İş. Nolu dosyada alınan bilirkişi raporunun 3. Bölümünde de şirket yetkilisinin ''biz tespite konu ürünü ürettik, sonrasında bize uyarı gelince durdurduk ve kalıbı değiştiriyoruz'' şeklinde beyanda bulunduğunu, davalı şirket 2019/601 D.İş sayılı dosyaya avukatı marifeti ile itiraz dilekçesi sunmuş olup, söz konusu dilekçede aynen; "Müvekkil şirket delil tespiti talep eden tarafa ait 'Araç Üstü Portbagaj' tasarımı ile benzerlik arz eden ürünleri 15.08.2018 tarihine kadar üretmiştir. ...." denilmiş olup, davalı firmanın üretim yapabilmek için gerekli makine ve ekipmanlar temin ve çok sayıda personel istihdam etmek suretiyle 2018 ve 2019 yılları içerisinde yalnızca 26 adet portbagaj üretip satmış olmasının mümkün olmadığını, Bilirkişi heyetinin; "Defter’i Kebir’de kayıtlı Yurt İçi Satışlar hesabının 2018 ve 2020 yılları arasındaki sayfa sayıları 359 ile 462 adet arasında olup, her bir sayfada ufak tutarlarda 56 adet işlem olduğu, dolayısıyla fatura sayısının 20.000 - 25.000 adet arasında olduğu dikkate alındığında, satış faturalarının incelenmesi ile portbagaj satışlarını tespit etme imkanı bulunmamaktadır."şeklindeki açıklamasının hiçbir şekilde gerekçe olamayacağını, bu nedenle yalnızca delil olarak sunmuş oldukları faturanın kaydedilmiş olduğu alt hesap üzerinde ve son derece kısıtlı bir inceleme yapılarak rapor düzenlenmesi ve itirazlarına ve yeni bir heyet tarafından tekrar inceleme yapılması ve rapor düzenlenmesi taleplerine rağmen, son derece yetersiz Bilirkişi Kök ve Ek Raporlarına dayanarak hüküm kurulmasının yanlış olduğunu, ek bilirkişi raporunda yalnızca 600.01.008 ve 600.01.018 alt hesabının incelenerek portbagaj satışlarının tespit edilmeye çalışılması ve tespit edilen yalnızca 26 adet fatura üzeriden hareket edilerek 4.031,01 TL gibi komik denecek kadar az bir maddi tazminat hesap edilmesi, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, rapor düzenlenirken en azından 600'ün altındaki diğer hesaplara da bakılması gerektiğini, 30.07.2021 tarihli dilekçe Ek:1'inde sundukları belgelerden de, davalı firmanın piyasaya sahte ürün satması ve sattığı ürünün düşük kalitede olması ve fiyatının da daha ucuz olması sebebiyle, müvekkili şirketin 2019 yılında 687 adet olan satış adedi, 2020 yılında 291 adete gerilediğini, bunu dahi davalı şirketin 26 adetten daha fazla satışının olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, -14.07.2021 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda tazminat hesabı yapılırken maliyet oranı tespit edilmiş ve bu maliyet oranı maddi tazminat hesabı dışında bırakılmış olduğunu, davalı firma tarafından üretilen sahte portbagaj ürünü çok kalitesiz ham madde ve malzemeler kullanılarak üretilmiş olup, %70-75 gibi bir maliyet oranı tespit edilmesinin de hatalı olduğunu, satış fiyatı üzerinden maliyetlerinin en fazla %45-50 oranlarında olabileceğini, Davalı tarafından üretilen sahte portbagaj müvekkili şirketin elinde olup, bu portbagaj üzerinde ve müvekkili şirketin ürettiği portbagaj üzerinde inceleme yapacak uzman bir bilirkişinin de heyete dahil edilerek, arz edilen konularda rapor alınması ve ona göre karar verilmesi gerektiğini, -Yerel Mahkemenin kararına dayanak yaptığı 14.07.2021 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda ''Portbagaj birim fiyatları 25,42 TL ile 1.500,00 TL arasında değişmektedir. Arada fazla fiyat farkı olan ufak tutarlı satışların başka ürün cinsine ait olabileceği düşünülecek olsa da, portbagaj satışına ilişkin satış faturalarının tümünde ürün cinsi portbagaj olarak belirtilmiş olduğundan, tazminat hesabında portbagaj açıklamalı satışların tümü dikkate alınmış olup..'' şeklinde ifade edilen bir bölümdeki, tavan üzerine takılan portbagaj ürününün birim fiyatının 25,42 TL gibi bir rakam olmasının mümkün olmadığını, raporda listelenen satışların birim fiyatları incelendiğinde bu rakamların bir kısmının birim fiyatlarının anormal şekilde düşük olarak yazıldığını, davalının defterleri ile fatura listeleri incelenirken yalnızca ''portbagaj'' olarak değil, söz konusu portbagaj ürününü piyasada tanımlayan 370 LİTRE (farklı litre olarak da yazılmış olabilir ve söz konusu portbagaj ürünü 370 LT hacminde olup, 370 LT veya 370 LİTRE olarak da fatura edilebilmektedir.), Oto aksesuarı, Araç üstü bagaj, Tavan kutusu, Tabut bagaj, Bagaj, Port Bagaj, Araç aksesuarı isimleriyle kesilmiş olan faturaların da tespit edilmesi gerektiğini, bu şekilde tespit edilecek faturalar davalı tarafından üretilerek satılan sahte portbagaj ürünlerinin gerçek satış rakamlarının tespit edilmesini ve dolayısıyla da daha doğru ve hakkaniyetli bir tazminat hesabının ortaya koyulmasını sağlayacağını,-Davalının kötü üretim ve pazarlama yaptığının, ürettiği sahte portbagajın incelenmesi ile mümkün olduğunu, uzman bir bilirkişinin heyete eklenerek bu konuda rapor alınması mümkünken, bu konuda rapor alınmadan itibar tazminatı hakkında hüküm kurulmasının da uygun olmadığını, 30.07.2021 tarihli dilekçe Ek:1'inde sundukları belgelerden de görüldüğü üzere; davalı firmanın piyasaya sahte ürün satması ve sattığı ürün düşük kalitede olması ve fiyatının da daha ucuz olması sebebiyle 2019 yılında 687 adet olan satış adedi, 2020 yılında 291 adete gerilediğini, ayrıca tescilli tasarımı olan 370 litre portbagaj ürününü toplu alan müşterilerde aynı ürünün daha ucuza piyasada olduğunu ileri sürerek alım yapmayı kestiklerini, Müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde söz konusu portbagaj ürününe ilişkin satışların, davalının sahte ürünleri piyasaya sürmesinden sonra yarısınında altına düşmüş olup, 2021 yılı itibariyle bu satış rakamları daha da aşağıda olduğunu, Müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde zararının ne kadar yüksek olduğunun görüleceğini,-10.000 TL manevi tazminat taleplerinin tümüyle kabulüne karar verilmemesinin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararındaki gerekçeler ile çeliştiğini, reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davalı vekili için 5.000 TL vekalet ücretine de hükmedildiği dikkate alındığında müvekkili şirketin, kazandığı 5.000 TL manevi tazminatı davalı vekiline vekalet ücreti olarak ödediğinde, manevi tazminat olarak eline hiçbir şey geçmemiş olacağını, kararın bu nedenlerle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Eksik incelemeye dayanılarak tanzim edilen bilirkişi raporunun hükme esas alınması sebebiyle müvekkili bakımından telafisi imkansız zararların doğmasına sebebiyet verildiğini, bahsi geçen ürünün fiyatı emsal araştırması gerçekleştirilmesi neticesinde tespit edilebilir nitelikte olmasına rağmen bilirkişi raporunun eksik inceleme ile tanzim edilerek emsal araştırması gerçekleştirilmeksizin düzenlendiğini ve bu durum bilirkişi raporunun çelişkilerde dolu olmasına sebebiyet verdiğini, eksik inceleme ile tanzim edilen raporun hüküm kurulurken esas alınması neticesinde müvekkilinin hem ticari itibarının zedelenmesine neden olunduğunu hem de davalı müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, taraflarınca 08.09.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi sunulduğunu, akabinde gerçekleştirilen 30.09.2021 tarihli duruşmanın 4. celsesinde yeni heyetinden rapor alınmasına ilişkin taleplerinin Sayın Mahkeme huzurunda da dile getirildiğini, ancak Mahkemece dikkate alınmadığını, davalı müvekkili nezdinde adil yargılanma hakkı ihlal edildiğini ve istinaf başvurusuna konu mezkur kararın hukuka aykırı bir karar olması sonucunu doğurduğunu, yalnızca bilirkişi tarafından eksik inceleme neticesinde davalı müvekkili aleyhine takdir edilen 4.031,01-TL tutarında maddi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olup, işbu bedelin ödenmesi ile davalı müvekkili şirket bakımından ticari itibarının zedelenmesi sonucunu doğuracağını, müvekkilinin, basiretli bir tacir olmanın kendisine yüklemiş olduğu tüm yükümlükleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, eksik incelemelere dayanılarak tanzim edilen bilirkişi raporunun hükme esas alınması sureti ile verilen karar uyarınca, hüküm özetinin tirajı en yüksek gazetelerden biri ile ilanına karar verildiğini, işbu karar neticesinde müvekkilinin çalışma alanı olan sektörde büyük sansasyona neden olarak müvekkilinin ticari itibarında geri dönülmesi imkansız zararlar yaratacağını, -Gerekçeli kararda yeterli gerekçe gösterilmediğini, eksik inceleme yapıldığını, yalnızca bilirkişi heyet raporuna atıf yapılarak karar verildiğini, salt bilirkişi raporu doğrultusunda uyuşmazlığın esasına dair karar verilemeyeceği hususuna ilişkin Yargıtay kararları sunduklarını, taraflarınca eksik incelemelere dayanan rapora itiraz edildiğini, dosyanın başka bir bilirkişi heyetine tevdii olması gerekliliği talep edildiğini fakat aynı bilirkişi heyeti tarafından ek rapor sunulduğunu, -Yapılan incelemeler neticesinde davalı müvekkili şirketin davacı şirkete ait tasarımı kullandığına ilişkin bir husus sübuta erdirilemediğini, bilirkişi tarafından düzenlenen mübrez bilgi ve belgelerden de anlaşılacağı üzere kök raporda da beyan edildiği üzere davalı müvekkili şirket nezdinde gerçekleştirilen incelemelerde davalının söz konusu ürünü ... markası ile sattığına yönelik bir tespit, bilirkişi ek raporunda da saptanmadığını, verilen kararın hukuka aykırı bir karar olup kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı ... şirketinin, huzurda görülen davaya cevap vermediğini ve ilk dört celsesine de ne asil ve ne de vekil olarak iştirak edilmediğini, daha sonra vermiş olduğu dilekçelerdeki açıklamaların iddianın ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı ile karşılaşmakta olduğunu, muvafakat olmadıklarını, istinaf dilekçesinde bilirkişi raporunda eksik incelenen hususu veya hususları ortaya koymadıklarını, Bilirkişi raporunun eksik olduğunu ancak, taraflarınca hazırlanan istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki eksiklerin tek tek ortaya konulduğunu, Yerel mahkeme kararının ikinci sayfasında, "Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe" başlıklı bölümün üçüncü paragrafında, huzurda görülen davanın dayanağını oluşturan 2019/601 D.İş sayılı "Delil Tespiti" dosyasındaki bilirkişi raporundan bahsedildiğini ve aynen; "Davaya dayanak Mahkememizin 2019/601 Değişik İş sayılı dosyasında, bilirkişi vasıtasıyla mahallinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan raporda sonuç olarak, "Aleyhine tespit talep edilen iş yerinde tespite konu ürünlerin kalıbının bulunduğunun tespit edildiği ve tespite konu ürünlerin üretiminin yapıldığı, tespite konu ürünlerin satışının yapılmak üzere ambalajlı ve üst üste dizili olarak depolandığı, tespit talep eden tarafa ait ... numaralı tescilli tasarım ile aleyhine tespit talep edilen iş yerine ait tespite konu "Araç Üstü Portbagaj" ürünleri arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı ve bu sebep ile iltibas yaratabilecek derecede benzer olarak algılandıkları" bildirilmiştir." denildiğini, hükme esas alınan 2019/601 D.İş sayılı dosya ve dosyadaki bilirkişi raporunun, huzurda görülen dava için yeterli bir gerekçe olduğunu, söz konusu 2019/601 D.İş sayılı delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporuna karşı davalı ...vekili tarafından sunulan 17.02.2020 tarihli itiraz dilekçesinde; "Müvekkil şirket delil tespiti talep eden tarafa ait "Araç Üstü Portbagaj" tasarımı ile benzerlik arz eden ürünleri 15.08.2018 tarihine kadar üretmiştir. Tespite konu ürünlerin benzer olmasının sebebi tamamen ürünün monte edileceği araçların aerodinamik anlamda verimli olmasının arzulanmasıdır. Bu nedenle müvekkil şirketin bu tarihe kadar üretimini ve satışını gerçekleştirdiği ürünler, tescilli tasarıma tamamen farkında olmadan benzerlik göstermiştir." denildiğini, davaya konu Portbagajlar arasında benzerlik olduğu söz konusu dilekçede açıkça ikrar edilmişken, bu sefer istinaf dilekçesinde; "Yapılan incelemeler neticesinde davalı müvekkil şirketin davacı şirkete ait tasarımı kullandığına ilişkin bir husus sübuta erdirilememiştir." denilmesindeki çelişki oluştuğunu, davalı ... şirketinin istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, tasarım tesciline tecavüzün önlenmesi, men'ini, tecavüz teşkil eden ürünler ile bu ürünlere ait her türlü reklam ve basılı evraka el konulması, maddi-manevi tazminat, itibar tazminatı ve verilecek hüküm özetinin ilanı taleplidir.Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ... sayılı "Araç Üstü Portbagaj" ürün adlı tasarım tescil belgesinin, 31/07/2018 tarihinden itibaren 5 yıl müddetle davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Davaya dayanak 2019/601 Değişik İş sayılı dosyasında, bilirkişi vasıtasıyla mahallinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan raporda sonuç olarak, "Aleyhine tespit talep edilen iş yerinde tespite konu ürünlerin kalıbının bulunduğunun tespit edildiği ve tespite konu ürünlerin üretiminin yapıldığı, tespite konu ürünlerin satışının yapılmak üzere ambalajlı ve üst üste dizili olarak depolandığı, tespit talep eden tarafa ait ... numaralı tescilli tasarım ile aleyhine tespit talep edilen iş yerine ait tespite konu "Araç Üstü Portbagaj" ürünleri arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı ve bu sebep ile iltibas yaratabilecek derecede benzer olarak algılandıkları" bildirilmiştir. Dosyanın tevdi olunduğu bilirkişi heyeti hazırlamış oldukları 26/03/2021 havale tarihli raporda sonuç olarak, davacı tarafa ait ... numaralı tasarım tescili ile davalı tarafa ait ürün arasında, bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebeple ayniyet derecesinde benzer olarak algılandıkları, davalının iş yerinde mali yönden ticari defterler üzerinde yapılan incelemede; çok fazla ürün çeşidi olmasından dolayı stok takibi yapılmayan davalı şirketin defter kayıtlarında, dava konusu araç üstü portpagaj satışına ve kaydına rastlanmamış olup, davalı şirket ortağı ve sahibi ... tarafından, söz konusu ürünün üretiminin ve satışının 23.07.2019 - 10.04.2019 tarihleri arasında davalı şirket ile aynı adresteki binanın üst katında faaliyet gösteren ...ı'nca yapılmış olduğunun beyan edildiği, dava dışı ...'nın işe başlama ve işi terk etmesi ile ilgili belgeler üzerinde yapılan incelemede, "... - Başka Yerde Sınıflandırılmamış Diğer Plastik Ürünlerin İmalatı” konusunda faaliyet göstermek üzere, davalı şirket ile aynı adreste 23.07.2019 tarihinde işe başlandığı, 30.03.2020 tarihinde iş yerinin terk edilmiş ve 10.04.2020 tarihinde Güngören Vergi Dairesi'nden kapanışının yapılmış olduğu, davalının iş yerinde yapılan incelemede tespit olunan ve yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı maddi tazminat hesabı yapılamamış olduğundan, davacı tasarımının 31.07.2018 tescil tarihinden 26.06.2020 dava tarihine kadar süre ile sınırlı olmak kaydı ile, davacının isteyebileceği maddi tazminat tutarının tespit edilemediği, davacının itibar tazminatına hakkı olup olmadığının fiziki inceleme yapılmadan anlaşılamayacağı, ayrıca davacı, davalı ürününün kendi (davacı) markası ile piyasaya sunulduğunu belirtmişse de, davalının söz konusu ürünü "..." markası ile sattığına yönelik bir tespite de ulaşılamadığı, itibar kaybı olduğuna karar verilecek olması halinde dahi, ürüne ilişkin imalat bilgi ve belgeleri bulunmadığından, maddi tazminat hesabında olduğu gibi davacı adına tescilli tasarımın 31.07.2018 tescil tarihinden 26.06.2020 dava tarihine kadar süre ile sınırlı olmak kaydı ile, davacının isteyebileceği itibar tazminatı tutarının hesap edilemeyeceği belirtilmiştir.Davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazı üzerine dosya önceki bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup, heyet tarafından hazırlanan 14/07/2021 havale tarihli ek raporda sonuç olarak, davacı adına tescilli ... tescil numaralı tasarımın 31.07.2018 tescil tarihinden 26.06.2020 dava tarihine kadar olan süre içerisinde, SMK 151/2-b maddesi; “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç” gereğince, davacının isteyebileceği maddi tazminat miktarının 4.031,01 TL olarak hesap edildiği, ancak satılan mamul mallara ilişkin ürün bazında maliyet hesabı yapılmadığından, imalat birim fiyatı tespit edilemeyen portbagajın maliyeti, tüm ürünlerin maliyetinin net satışlar içindeki payına göre hesap edilmiş olduğundan, 4.031,01 TL olarak hesap edilen maddi tazminat miktarının artırılması veya eksiltilmesi hususunda takdirinin Mahkemeye ait olduğu, kök raporda, davalı şirket ortağının aynı adresteki adi ortaklığına ilişkin açıklamanın, davacının beyanı üzerine bilgi mahiyetinde olması amacını taşıdığı, söz konusu adi ortaklığa ait defter kayıtları incelenmemiş olduğundan, dava konusu ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, davacı şirket tarafından muhafaza edilmekte olduğu beyan olunan sahte portbagaj ürününün incelenmesi ve değerlendirilmesi konusunda heyette uzman bilirkişi bulunmadığından, itibar tazminatı yönünden herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılamadığı, ek rapor kapsamında yapılan incelemede de davalının söz konusu ürünü (davacının) "..." markası ile sattığına yönelik bir bilgiye rastlanmadığı, davacı tanığının beyanının Mahkeme'nin takdirinde olduğu, Ayrıca itibar kaybı olduğuna karar verilecek olması halinde dahi ürüne ilişkin imalat bilgi ve belgeleri bulunmadığından, davacı adına tescilli tasarımın 31.07.2018 tescil tarihinden 26.06.2020 dava tarihine kadar süre ile sınırlı olmak kaydı ile, davacının isteyebileceği itibar tazminatı tutarının hesap edilemeyeceği, kök raporda ulaşılan, davacı tarafa ait ... tescil numaralı tasarım tescili ile davalı tarafa ait ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebeple ayniyet derecesinde benzer olarak algılandıkları belirtilmiştir. Davacı 6769 Sayılı SMK 151/2-b maddesine göre "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç" seçeneğine üzerinden tazminat talep ettiği, bilirkişi raporunda, davalının iş yerinde mali yönden ticari defterler üzerinde yapılan incelemede; çok fazla ürün çeşidi olmasından dolayı stok takibi yapılmadığı, davacı tasarımının 31.07.2018 tescil tarihinden 26.06.2020 dava tarihine kadar süre ile sınırlı olmak kaydı ile, davacının isteyebileceği maddi tazminat tutarının tespit edilemediğinin kök raporda belirtildiği, ek raporda ise satılan mamul mallara ilişkin ürün bazında maliyet hesabı yapılmadığından, imalat birim fiyatı tespit edilemeyen portbagajın maliyeti, tüm ürünlerin maliyetinin net satışlar içindeki payına göre hesap edilmiş olduğundan 4.031,01 TL olduğu sonucuna ulaşıldığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, buna göre ıslah yolu ile TBK 51. maddesine göre hakim tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceğinden somut olayda maddi tazminat miktarının somut olarak belirlenmesi mümkün olmadığından mahkemece maddi tazminatın TBK 51. maddesine göre belirlenmesi gerekir iken yukarıda açıklanan sebeplerle bilirkişi raporuna istinaden maddi tazminat yönünden hüküm kurulması yerinde görülmemiş olup, ayrıca davacının itibar tazminatına hakkı olup olmadığının fiziki inceleme yapılmadan anlaşılamayacağı belirtilmiş olduğundan gerekir ise fiziki inceleme yaptırılarak sonuca varılması gerekmekle davacı ve davalının sair istinaf sebepleri incelenmeksizin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- Bu aşamada davalı vekilinin istinaf isteminin
değerlendirilmesine YER OLMADIĞINA, 3- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 25/11/2021 tarih, 2020/150 E. 2021/257 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,4- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5- İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2024