T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/480 Esas
KARAR NO:2024/1735
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:12/11/2021
NUMARASI:2017/462 E. - 2021/396 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Manevi Tazminat İstemli) Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:24/10/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin markasının ... sitesinde ticari unvanı ile birlikte ve markasının kapsadığı mal ve hizmetlere ilişkin olarak kullandığını, davalı tarafın .... alan adlı sitesinde müvekkilinin hak sahibi olduğu marka ile aynı işareti elektrik, elektronik ve data sektöründe müvekkili markasının kapsadığı mal ve hizmetlerde kullandığını, İstanbul Beyoğlu ... Noterliğinden sadır 03.03.2017 tarih ve ...sayılı ihtarname ile bu durumun davalı tarafa bildirildiğini, davalının tecavüzü durdurmadığını , cevap dahi vermediğini, söz konusu hukuka aykırılığın İstanbul Beyoğlu ... Noterliğinin 07/03/2017 tarih ve ... sayılı e-tespit tutanağı ile kayıt altına alındığını, bu durumun marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalının kullanımının müvekkilinin sektörde tanınmışlığı üzerinden haksız kazanç sağladığını müvekkili şirketin 30 küsur sendir bu alanlarda tescilli markaları ile birlikte ulusal ve uluslararası piyasalarda müşterilere hizmet vermekte olduğunu, davalı tarafın yapılan söz konusu tecavüzün müvekkil şirketin hem satışlarını etkilediği hem ilgili piyasalarda ticari imgesini ve güvenini zedelediğini beyanla söz konusu tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, 1.000 TL maddi 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete dayalı taleplerinin hukuka aykırı olduğunu ve reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin 1998 yılında ... şirketi olarak kurulduğunu, ilerleyen süreçte müvekkili ...'nın tersten okunacak şekilde oluşturulan ... şirketinin yetkilisinin annesi ... adına kurulduğunu, sonrasında ... dönüştürüldüğünü, ... A.Ş.'nin ... şirketinin devamı niteliğinde olduğunu, şirketin kullandığı amblemin üzerinde ... ve ... ibareleri yer almaktayken davacı tarafın sunmuş olduğu belgelerde amblemin içinin boşaltılmış olduğunu, müvekkil şirketin amblemi kullanmasının amacının problemi ayrıntılara bölerek çözmeye çalışmasıyla ilgili olduğunu, davacı taraf markasının tescilini 2008 yılında yapıldığını, müvekkil şirket ...nın devamı niteliğinde olan ... 1998 yılında kurulduğunu, davacı tarafın markasının kullanılmadığını, davaya konu markanın müvekkili şirkete de ait olan ... nın devamı olan ... e ait olduğunu, davacının yasaya aykırı beyanlarının reddinin gerektiğini, ...com.tr ve ...sitesinin uzun süredir kullanıldığını, müvekkilinin bu markayı davacı şirketten çok önce kullanmaya başladığını, davalı tarafın böyle bir dava ikame etmesinin aynı sektörde iş yapan müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrattığını, beyanla haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddi yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; " 1-Davanın KABULÜ ile davalı kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin TESPİTİNE, DURDURULMASINA, ÖNLENMESİNE, ORTADAN KALDIRILMASINA, bu kapsamda davalıya ait ... sitesinde yer alan ve davacıya ait tescilli şekil markasını içeren (... nolu ve ... nolu marka tescillerinde yer alan) kullanımların kaldırılmasına, bu hususta davalı tarafa kararın kesinleşmesinden itibaren 1 aylık kesin süre verilmesine, aksi halde ilgili siteye erişimin engellenmesine, 2-Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile takdiren ve taleple bağlı kalınarak 1000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ( reeskont faizini geçmemek üzere) ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,3-Davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 5000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ( reeskont faizini geçmemek üzere) ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece hatalı değerlendirme ve tespit ile bilirkişi raporlarının da aksi yönünde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporları ve ...kayıtları ile tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu, resmi belgeler ile sabit olan konularda ikrarın delil teşkil etmeyeceğini, bilirkişi raporunda , müvekkilin marka üzerinde tescilsiz kullanımın mevcut olduğunun belirtildiğini, ...'in ... aile şirketi bünyesinde yer aldığını, buna ilişkin protokol de sunulduğunu, ...web adresine girildiğinde otomatik olarak ... web sitesinin açıldığını, davacının tescil başvurusundan önce fiili olarak müvekkili aile şirketi tarafından kullanıldığını, marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığını, davacının duruşma celsesinde sunmuş olduğu belgelerin hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, davacının sunduğu talep netleştirme dilekçesinin tebliğ edilmediğini, arşiv araştırması taleplerinin reddedildiğini ve ara karardan rücu edilmesi taleplerinin de değerlendirmeye alınmadığını, müvekkili şirketinin kullandığı geometrik şekil içeren logonun davacının tescilli markası ile aynı mahiyette olmadığını, davacı tarafın faaliyet alanları, 'uydu-haberleşme', 'deniz elektroniği', 'yazılım hizmetleri' olmasına karşın müvekkilinin faaliyet alanları, 'aydınlatma sistemleri', 'inşaat sistemleri, elektrik taahhüt hizmetleri olduğunu, mal ve hizmetlerin alıcı gruplarının farklı olduğunu, müvekkili kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, ortadan kaldırılmasına dair karara ve maddi ve manevi tazminata, miktarına, hesaplama yöntemine, faize ve türüne, başlangıç tarihine ve mahkeme gerekçesine itiraz ettiklerini belirterek kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstinafa Cevap:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemece açtıkları davanın kabul edildiğini, davaya konu müvekkili markasına olan tecavüzün teptine, durdurulmasına, önlenmesine ve ortadan kaldırılmasına, müvekkili lehine maddi ve manevi tazminata hükmedildiğinin verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davalının istinaf isteminin yerinde olmadığından davalı istinaf talebinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, giderilmesi, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin markasının aynısını web sitesinde ticari unvanı ile birlikte aynı mal ve hizmetlere ilişkinkullandığını, tanınmışlığı üzerinden haksız kazanç sağladığını ve ticari imgesini ve güvenini zedelediğini, tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, 1.000 TL maddi 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, müvekkili şirketin 1998 yılında ... şirketi olarak kurulduğunu, ... A.Ş.nin ..'nın devamı niteliğinde olduğunu, bu nedenle 1998 yılında kurulduğunu, bu markayı davacı şirketten çok önce kullanmaya başladığını beyanla davanın reddi yönünde karar verilmesini talep etmiştir. ... kayıtlarına göre, "... ŞİRKETİ" ibareli markanın 03/02/2003 tarihinde ... no ile 09/38/42 sınıflarda davacı adına tescil olunduğu, ... nolu "şekil" markasının 09/05/2007 tarihinde 07/08/09/38/42 sınıflarda davacı adına tescil olduğu, davalı adına tescilli marka bulunmadığı anlaşılmıştır.10/09/2018 tarihli ek bilirkişi raporunda , '' Davalı kullanımlarında davacı adına tescilli şekilin asli unsur olarak ve ayırt edici unsur olarak kullandığı ancak aynı bilinçli tüketiciye hitap etmemesi ve davacının davaya konu mal ve hizmetler olan 11-37. Sınıflarda tescilinin olmamasından dolayı marka hakkında tecavüz teşkil etmediği belirtilmiştir. 30/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda , tarafların faaliyet alanlarının, davacıya ait tescilli markaların tescilli olduğu sınıf ve alt sınıflar yönünden, benzerlik göstermediği, aynı kapsamda kalmadıkları, davacı markasının tanınmış olduğunu dair yeterli somut bilgi ya da belgenin dosya yer almadığını, davacı tarafından sunulan 1993 tarihli faks belgesi kabul edilecek olursa, davalının eyleminin SMK m. 29 ve m.7 kapsamında markaya tecavüz teşkil edeceğini, davalı tarafından sunulan 1998 tarihli faturalar kabul edilecek olursa, davalının eyleminin markaya tecavüz teşkil etmeyeceği yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.Ticaret Sicil kayıtlarına göre, davalı şirketin 06/02/2014 tarihinde tescil olduğu, nace kodunun 43.21.01 (bina ve bina dışı yapıların ulaşım için aydınlatma ve sinyalizasyon sistemleri hariç) elektrik tesisatı, kablolu televizyon ve bilgisayar ağı tesisatı, konut tipi antenler, uydu antenleri dahil, elektrikli güneş enerjisi kolektörleri, elektrik sayaçları, yangın ve hırsızlık alarm sistemleri vb kurulumu olduğu, firmanın iş konusu olarak; her türlü inşaat taahhüt işleri, yurt içinde ve yurt dışında her türlü resmi ve özel sektöre ait inşaat taahhüt alt yapı ve montaj işleri yapmak bunlarla ilgili ihalelere katılmak yurt içi ve yurt dışında her türlü elektrik taahhüt tesisat işleri yapmak projelendirmek proje danışmanlık ve kontrolörlük hizmeti vermek konusu ile ilgili projenin bakım ve işletme hizmetlerini vermek elektrik projelerini yapmak yaptırmak bu konuda gerekli taahhütlerde bulunmak her türlü elektrik ve elektronik ürünlerin makine ve aletlerin alım satımı ile ithalat ve ihracını yapmak..ve ana sözleşmesinde yazılı olan diğer işler olarak belirtildiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamına göre, davacıya ait tescilli her iki markada da yer alan ve ön planda bulunan şekil unsurunun aynen davalı tarafça markasal olarak kullanıldığı sabittir. Uyuşmazlık, davalı kullanımlarının davacıya ait markaların tescilli olduğu mal ve hizmet sınıfları ile aynı yada benzer mal ve hizmetlerde kullanılıp kullanılmadığına ilişkindir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında davalı kullanımları yönünden sınıfsal benzerlik bulunmadığı görüşü bildirilmiş, mahkemece ; "tarafların aynı sektörde iş yaptıkları (cevaba cevap dilekçesinde açıkça ikrar olunmuş olmakla) dikkate alındığında faaliyet alanlarının birbiriyle kesiştiği, bu durumun marka tescil belgelerin incelendiğinde de açıkça görüldüğü, ... kayıtlarında yer alan - yurt içi ve yurt dışında her türlü elektrik taahhüt tesisat işleri yapmak projelendirmek proje danışmanlık ve kontrolörlük hizmeti vermek- şeklindeki faaliyet alanının ve davalının kabulünde olan elektrik taahhüt işlerinin davacı marka tescilinde yer alan 9. Sınıftaki tescil kapsamında -elektrik enerjisini iletim dönüştürme depolama kontrol cihazları ve araçları (elektrik elektronikte kullanılan kablolar ve güç kaynakları dahil) - değerlendirilmesi gerektiği, davalının aynı iş koluna yönelik ikrarları da dikkate alındığında bu hususta ek inceleme yapılmasının gerekmediği " gerekçesiyle bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek sınıfsal benzerlik olduğu, davalı kullanımlarının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği kabul edilmiştir. Karşılaştırılan ürünlerin / hizmetlerin aynı sınıf içerisinde yer almaları ürün benzerliği yönünde bir karine teşkil etmediği gibi, farklı sınıf içerisinde yer almaları da aralarında bir benzerlik olmadığına işaret etmez. 6769 sayılı SMK hükümlerinin marka sahiplerini koruyan niteliği gözetildiğinde aynı veya benzer mal ve hizmet kavramının geniş yorumlanması ve müşterilerin gözünde bir mal veya hizmetinkine benzer fonksiyon gören tüm diğer mal veya hizmetlere karşı markanın koruyucu fonksiyonun uygulanması gereklidir.Benzerlik değerlendirmesinde karşılaştırılan ürünlerin, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği (işlev yakınlığı), birbiri yerine ikame edilebilme veya birinin diğerini tamamlama imkânının bulunup bulunmadığı, dağıtım kanallarının ortak, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı, ürünlerin fiziksel görünümlerinin benzerliği, aynı reyonda/rafta yer almaları, aynı malzemeden üretilmeleri hususlarda bu karşılaştırmada dikkate alınarak sonuç olarak düşük derecede bile olsa ürün benzerliğinin varlığı halinde tüketici nezdinde karıştırma ihtimali oluşup oluşmayacağı değerlendirilmelidir.Yargıtay, 11. HD., E. 2015/865 K. 2015/5841 T. 27.04.2015 "Aynı veya benzer mal ve hizmetlerin tayininde, markaların uluslararası sınıflandırması ve onun ulusal hukuka yansıyan sınıflandırması esas alınamaz.... Anlaşması hükümlerinde sınıflandırmanın, tescil edilen herhangi bir markanın temin edilen koruma sınırlarının değerlendirilmesinde esas alınmayacağı belirtilmiştir. Aynı veya benzer mal ve hizmetlerin tespitinde ise piyasa anlayışı, halkın karıştırma ihtimali ve mal ve hizmetlerin benzer fonksiyonları karşılayıp karşılamadığının değerlendirilmesi gereklidir... tescili kapsamındaki malların aynı veya benzer olup olmadıklarının tespitine ilişkin içerisinde gıda mühendisi bilirkişinin de yer aldığı bilirkişi heyetinden rapor alınıp sonucu itibariyle bir karar verilmesi gerekirken ..."Somut olayda, davacı markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetler yönünden davalının faaliyet alanı dikkate alınarak, ürün ve hizmetlerin bir birini tamamlar şekilde kullanılıp kullanılmadığı hizmet ve ürün arasında karıştırma riski bulunup bulunmadığı piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, birbirleri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, dağıtım kanalları, kullanım yöntem ve amaçları ile hedeflenen halk kesimleri gibi hususların dikkate alınarak sınıfsal benzerlik bulunup bulunmadığının tespiti gerekli olup, dosyadaki bilirkişi raporlarında anılan hususlarla ilgili değerlendirme yapılmadığı, raporların bu bakımdan yetersiz ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı , diğer yandan uyuşmazlığın niteliği itibarıyla ürünlerin/hizmetlerin aynı ve/veya benzer tür olup olmadıkları hususunda değerlendirme yapılması hususunun özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği de dikkate alınarak, bu konuda sektör bilirkişininde içinde yer aldığı uzman bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, mahkemece bu konuda iki kez teknik bilirkişi raporu alındıktan sonra sınıfsal benzerlik tespitinin mahkeme hakiminin kendi görüşü esas alınarak yapılıp yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu nedenle kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/11/2021 tarih, 2017/462 E. 2021/396 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024