T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/545 Esas
KARAR NO:2024/1777
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:15/12/2021
NUMARASI:2021/397 E. - 2021/256 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:31/10/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kurulduğundan bu yana ... unvanı ile ticaret hayatına devam ettiğini, herhangi bir unvan değişikliği yapılmadığını, müvekkili şirketin otomobil alım satım işi alanında başta "..." ismini kullandığını, akabinde "..." ibaresinin müvekkili şirketle özdeşleşmesi ve adeta tescilsiz bir marka haline gelmesi sebebiyle "..." ismiyle faaliyetine devam ettiğini, ayrıca işyerinin tabelasında ... adını kullandığını, her ne kadar marka olarak tescil ettirilmemiş olsa da, ... isminin müvekkili şirket ile özdeşleştiğini, sektörde ve faaliyet alanı içerisinde adeta tescilsiz bir marka olarak bilinirlik sağladığını, davalı tarafın, ... başvuru numarasıyla ... adını marka olarak tescil ettirdiğini, kendilerine gelen ileti ile öğrendiklerini, öyle ki .... sitesine yapılan başvuru neticesinde müvekkili şirketin sahibinden.com üzerindeki sanal mağazasında ... isminin kullanımına son vermek durumunda kaldığını, davalının kuruluş tarihinden bu yana hiçbir şekilde ... ismi/markası ile alakasının bulunmadığını, sektörde bilinirliği ve tanınırlığının da olmadığını, ... adıyla otomobil sektöründe kurulduğu günden bugüne güven inşa etmiş, tanınmış, bilinirlik sağlamış, özellikle İstanbul içerisinde otomobil alım satım sektöründe markalaşmış olan müvekkili şirketin bu isim üzerinde üstün hak sahibi olduğunu, davalının sonradan yaptırdığı kötüniyetli ve haksız tescil ile müvekkili şirketin bugüne kadar "..." adı altında inşa ettiği müşteri çevresi, güven ve marka algısı, tanınırlık, reklam gücü ve prestijden haksız bir şekilde yararlanmak istediğini, tescilsiz üstün hak sahibi müvekkilinin "..." adını kullandığı hiçbir platform davalının marka hakkı yönünden tecavüz teşkil etmediğini, davalının, müvekkilinin üstün hak sahibi olduğu isim ve markasını kullanmasının haksız bir kullanım olup, üstün hakka tecavüz teşkil ettiğini, açıklanan nedenlerle müvekkilinin üstün hak sahibi olduğu markasına ilişkin tecavüzün tespitine ve önlenmesine, davalı adına tescilli ... başvuru numaralı ... markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket kurulmadan önce müvekkili firma yetkilisi olan ...'ün aynı adlı şahıs firması altında, şirketin kurulduğu 2009 yılından bu yana sahibinden.com internet sitesinde "..." ve "..." ismiyle yer aldığını, gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu kanıtlayacak olan 2011 tarihli noter tasdikli gider pusulası defteri, araç satış sözleşmeleri ve bu sözleşmelere istinaden düzenlenmiş gider pusulası belgeleri, müvekkilinin ... - ... kaşesi imzası bulunan 15/07/2010 tarihli matbaa bilgi formu yazılı bir kısım evrakın dosyaya sunulduğunu, davacı, her ne kadar müvekkilinin ... ve ... isimleri ile hiçbir ilgisi olmadığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6.madde 9.fıkrasını dayanak göstererek müvekkilinin kötüniyetli olduğunu iddia etse de müvekkilinin ... markasını yıllardır kullandığını, sahibinden.com internet sitesi üzerinde ... isimli mağazası incelendiğinde 12.yıl ibaresi ile 12 yıldır bu isimlerle var olduğunun görüleceğini, davacının iddialarının tamamen kötüniyetli olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacı, hükümsüzlük davasında ayrıca kötüniyetli tescil iddiasına dayanmıştır.SMK'nun 6/9 maddesine göre kötüniyetli yapılan marka tescil başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Aynı kanunun 25.maddesine göre ise bu durum aynı zamanda bir hükümsüzlük sebebidir.Hukukumuzda ..." asıldır. Yani kötüniyet iddiasında bulunan bu iddiasını ispat külfeti altındadır.Kötüniyetten ne anlaşılması gerektiği ve hangi koşullarda varlığının kabul edilmesi gerektiği her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husus olmakla birlikte "ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamaya yönelik olarak, "önceki marka sahibini tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı ile" yapılmış tesciller kötüniyetli kabul edilmektedir. Hukukumuzda iyiniyet asıldır. Yani kötüniyet iddiasında bulunan bu iddiasını ispat külfeti altındadır.Davaya konu olayda davalının kötüniyetli tesciline delalet eder delil dosyaya sunulmadığından bu iddianın ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Marka hakkına tecavüz davası yönünden yapılan değerlendirmede ise; davalının tescilli markasını fiilen kullandığına ilişkin dosyaya bir delil sunulmadığı, fiili kullanımın dava dışı 3.kişi tarafından gerçekleştirildiği, bu davalı yönünden itibarla tecavüz fiili için hukuki koşulların oluşmadığı kanaatiyle tecavüz davasının KISMEN KABULÜ ile; Davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, Davacının marka haklarına tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasının REDDİNE, " karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Zamanaşımı hususunda itirazları olduğunu, müvekkili ...'ün iş bu dava konusu markayı 2009 yılından beri kullandığını,SMK Madde 25 uyarınca 5 yıl boyunca sessiz kalmış ise hükümsüzlük davası açma hakkını kaybettiğini, 2009 tarihinden itibaren bu markanın müvekkili tarafından kullanılmakta olup basiretli tacir olan davacının bunu aynı sunucular üzerinden satış yapmakta olmaları sebebi ile bu tarihten itibaren bildiğinin kabul edilmesi gerektiğini,-Dosyada mevcut bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiği üzere davaya konu ... markasının geçmişe dayalı kullanımına bakıldığında müvekkili ...'ün iş bu markanın gerçek hak sahibi olduğunu, Markayı kullanan her ne kadar müvekkili ... de olsa davalı şirketin aralarında organik bağ olan tek şirket ortağı ve şirket yetkilisi olduğunu, davacının, müvekkilinin ... markasını 2009 yılından beri kullandığını bildiğini, davacının davasını açıkça kötü niyetli olarak müvekkiline ikame ettiğini,-Müvekkilinin 2009 yılından beri araç alım-satım işi yaptığını, bu sektöre girdiğinden beri ... ismiyle anılmakta ve değerleri bazen milyonlarca lirayı bulan araç satışı yaptığını, logosunu dahi kendisi hayal ederek tasarladığını, karakalemle çizdiğini ve tasarımcılarla birlikte oluşturduğunu, davacının müvekkilinin yıllardır araç alım - satım piyasasında oluşturmuş olduğu köklü itibardan ve müşteri çevresinden müvekkilinin markasına yanaşıp faydalanarak kötü niyetli olarak kendisine rant sağlamaya çalıştığını, markanın hükümsüzlüğü hususu kanun ile kamu düzeninden kaynaklı tarafların haklarını korumayı amaçladığını, müvekkili ... tarafından araç alım satım sektöründe kurulan ... markasının müvekkili tarafından aralarında organik bağ bulunan kendi şirketi adına tescil edildiğini, ... tarafından markanın kullanımı hususunda kendi şirketine de açıkça muvaffakati bulunduğunu, halefiyet ilişkisinin kurulmadığından bahisle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, markanın tescili hususunda tüm başvurular, imzalar müvekkil ... tarafından yapıldığını, davalı .... Şti.' nin de müvekkilinden başka bir ortağı ya da yetkilisi olmadığını kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; olayların oluş tarihi değerlendirildiğinde 5 yıllık zamanaşımı zaten dolmadığını, davalının kötü niyetli olduğunu, Davalının kuruluş tarihinden bu yana hiçbir şekilde ... ismi/markası ile alakası bulunmadığı ve sektörde tanınmışlığı olmadığının ortada olduğunu, müvekkilinin kurulduğu tarihten bu yana "..." ismini kullandığını, müvekkili şirketin ticaret unvanında da "..." ibaresinin bulunduğunu, Davalı sonradan yaptırdığı kötü niyetli ve haksız tescil ile; müvekkili şirketin bugüne kadar "..." adı altında inşa ettiği müşteri çevresi, güven ve marka algısı, tanınırlık, reklam gücü ve prestijden haksız bir şekilde yararlanmak istediğini, Davalı tarafında ... markasını tescil için başvurmadan önce, bu markanın ticaret alanında kullanılmakta olduğunu bilebilecek durumda olmasına rağmen bir tescil talebinde bulunduğu ve ilk fırsatta bunu davacı müvekkili aleyhine kullanmaya çalıştığı ortada olduğundan davalının kötü niyetli olduğunun kabulü gerektiğini, Davalı, ... markasını 2009 yılından beri kullandığını iddia ettiğini, Davalı şirketin 2009 yılında faaliyette olmadığını, davalı vekilinin iddia ettiği gibi dava konusu markanın 2009 yılından beri davalı şirket tarafından kullanılması mümkün olmadığını, Davalı şirketin 18.05.2016 tarihinde tescil edildiğini, davacı müvekkilinin tescil tarihi olan 23.05.2016 tarihinden bu yana ilgili markayı kullandığını, Davalı şirketin önceye dayalı kullanımı olduğunu iddia ettiğini ancak müvekkili şirketin 2016 yılından bu yana marka kullanımına itiraz etmediğini, davalı tarafından gerçekleştirilen kötü niyetli tescil olduğunu, Davalı şirketin; ...'ün şirketin tek yetkilisi olduğu ve ...'ün ... ibaresini başka bir şirkette kullanması gerekçe gösterilerek markayı müvekkilinden daha önce kullandığı şeklindeki iddiasının kabul edilemeyeceğini, önceki hak sahipliğinin belirlenmesinde davalının kullanımına bakılacağını, Dava dışı üçüncü kişinin kullanımının bu davada değerlendirilebilecek bir durum olmadığını, huzurdaki davanın davalısının ... Şti. Firması olduğunu, ... unvanlı şirketin, ilgili ticaret sicilde kayıtlı bir tüzel kişi tacir olduğunu, dava dışı ...'ün ise bir gerçek kişi olduğunu, birbirinin devamı niteliği bulunmasının mümkün olmadığını, devir olgusu da bulunmadığını, dava konusu tescilin dava dışı ... adına gerçekleştirilmiş de olmadığını, hiçbir hukuki bağlantı bulunmadığını, davalı tarafından, dava konusu ... ve ... isimlerinin dava dışı ... tarafından kullanıldığının iddia edilmesi ve mahkemenin halefiyet ilişkisi bulunmadığına yönelik tespitine karşı itirazları hukuka aykırı olduğunu istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalı adına tescilli ... tescil numaralı ... markasının 35. Sınıfta 13.10.2020 tarihli markanın önceye dayalı gerçek hak sahipliği, davacıya ait ticaret unvanı içermesi, tanınmışlık ve kötüniyet sebepleriyle hükümsüzlüğüne ilişkindir.Bilirkişiler 13/10/2021 havale tarihli raporlarında; "Davalı adına tescilli ... tescil numaralı ... markasının 35. Sınıfta 13.10.2020 tarihinde fiilen tescile bağlandığı, davacı şirket adına tescilli bir markanın bulunmadığı, Davacı tarafın fiilen 17.03.2015 tarihinden bu yana ... ibaresini markasal kullanıma konu ettiği, davalı şirketin ise markayı fiilen kullanıma konu etmemekle birlikte şirketin tek ortağı olan ... tarafından markanın fiilen 2009 yılından bu yana iki ayrı ticari işletmede kullanıldığı, Taraf delillerinden ... ibaresinin araç alım satımı hizmetleri için (35. Sınıf) 2009 yılından bu yana ... adresinde kullanılmakta olduğu, bu kullanımın da dava dışı ... ve ... ... firmaları adına gerçekleştiği, davalı şirket ortağının 2009'dan bu yana ... ibaresini 2 ayrı işletmede kullanıyor olmasının, markayı fiilen kullanmayan ama tescil sahibi olarak ihtilafta yer alan davalı adına gerçekleşip gerçekleşmemiş sayılacağının muhterem mahkemenin takdirinde olduğu, SMK 6/3 anlamında markanın ilk kullananı dava dışı gerçek kişi ...'e ait 2 ayrı işletme olmakla birlikte salt davacı-davalı arasındaki olaylar kronolojisinde davacı tarafın davalı şirketten daha önce markayı kullandığı, bu anlamda markanın eskiye dayalı kullanım kriterleri bakımından davacının markanın gerçek sahibi sayılabileceği, SMK 6/6 anlamında Davacı tarafın ticaret unvanının çekirdek kısmında yer alan ibarenin ... olduğu, dava konusu Markanın esaslı unsurunun ... ibaresinden oluştuğu, bu ibarenin davacı ticaret unvanının çekirdek kısmı ile birebir aynı olduğu, , davacının iştigal konusunun davalı tarafa ait ... tescil numaralı markanın tescil sınıfı ile aynı kapsamda olduğu, SMK 6/6 hükmü şartlarının gerçekleşmiş sayılabileceği, Davalı tarafın, marka tescilinde davacı şirketi hedef tuttuğuna dair hiçbir somut veri bulunmadığı, davalının bu markayı davacının kullanımlarının bilincinde olarak seçtiğini doğrudan iddia etmenin mümkün olmadığı, davalı tarafa atfedilecek kötü niyet bulunmadığı, Davacı adına tescilli bir marka bulunmaması ve SMK 7 anlamında davacının SMK ile sağlanan korumadan faydalanmasının mümkün olmadığı, davalı tarafın markayı fiilen kullanmaması nedeniyle davalının davacının marka haklarını ihlal etmediği, Davacı markasının tescil tarihi itibariyle 5 yılın dolmadığı, markanın tescil sahibinin de fiilen markayı kendi adına kullanmadığı bu anlamda davacının, davalının marka kullanımlarına “katlandığının” söylenemeyeceği, davacının “sessiz kalma nedeniyle hak kaybına” uğrayamayacağı" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.Davacı tarafın söz konusu markaya ilişkin en eski kullanımı 17/03/2015 tarihli ... üyelik belgesidir. Sonraki tarihli expertiz raporları, noter araç devir sözleşmeleri, kuruluş gazetesi, fatura ve sözleşmeler ile tabela fotoğrafları, kurumsal kimlik taşıyan zarf, ruhsat, ürün ve belgelere göre ise davacının 17/03/2015 tarihinden beri davaya konu markayı fiilen 35.sınıf yönünden kullandığını göstermektedir.Davalının ise dosyaya sunulan delillere göre fiili bir markasal kullanımı bulunmadığı, dava dışı gerçek kişi ...'e ait belgelerin olduğu görülmektedir. Davaya konu ... tescil numaralı marka ise 20/11/2019 tarihinde davalı şirket adına tescil edilmiştir.Davalı taraf zamanaşımı defini ileri sürmüş ise de, davalının ... tescilli markasının hükümsüzlüğünün talep edildiği, hükümsüzlük davasında 5 yıllık sessiz kalma süresinin tescil tarihinden itibaren başlayacağı, dava açma tarihinin 2021 yılı olup, sürenin dolmadığı, tescilsiz kullanımların sadece önceki hak sahipliğinde dikkate alınabileceği, dava açma ve 5 yıllık sürenin hesaplanmasında etkisinin bulunmadığı, tescil tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmadığı anlaşılmıştır.Davacı gerçek hak sahipliği ilkesine dayanmıştır.Gerçek hak sahipliği ilkesi gereği, yurt içinde, marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden yoğun ve sıkı kullanım sonucu işaret üzerinde önceye dayalı hak elde edilmiş olması halinde, o işaret üzerinde gerçek hak sahibi olan kişiye öncelik hakkı tanınır. Ancak söz konusu işaret üzerindeki kullanımın, yurt içinde ve yerelden daha geniş bir coğrafyada, nizasız, fasılasız ve yoğun bir şekilde kullanılmış olması gerekir.Mahkemece, öncelik hakkı değerlendirilirken, davalı şirket ile dava dışı ... arasında organik bağ bulunmadığı gerekçesi ile hüküm kurulmuş ise de, ...'ün davalı şirketin tek yetkilisi ve ortağı olduğu, davalı şirketin iştigal konusunun ...'ün eski şirketinin faaliyet konusu ile aynı olduğu, ...'ün davalı şirketten önce şahıs firması altında, şirket kurulduğu 2009 yılından bu yana ... internet sitesinde ''...'' ve ''...'' ismiyle yer aldığı, 21.09.2013 tarihli bir adet ... A.Ş. tarafından davalı firma adına ... ' a hitaben kesilmiş fatura örneği sunulduğu, 2011 tarihli noter tasdikli gider pusulası defteri, araç satış sözleşmeleri ve bu sözleşmelere istinaden düzenlenmiş gider pusulası belgelerinin cevap dilekçesi ekinde sunulduğu, ... - ... kaşesi imzası bulunan 15.07.2010 tarihli matbaa bilgi formu bulunduğu, davalı şirket yetkilisinin önceye dayalı kullanımı bulunduğu markayı yetkilisi bulunduğu şirket adına tescil ettirdiği, mahkemece hök sahipliğinin tespiti yönünden hatalı değerlendirme yapıldığı, (bkz.Yargıtay 11. HD. 2008/12932 E., 2010/4732 K. Sayılı kararı ile de "...Uyuşmazlık konusu davalı şirket ticaret unvanının çekirdek kelimesini oluşturan "..." ibaresinin 1983 yılında ilk kez ... tarafından ihdas edilip kullandığı ve çocukları tarafından davalı şirketin kurulmasından önce de, faaliyette bulunduğu "..." işletmesinin faaliyetine son vererek mal varlığının davalı şirkete devredildiği dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır. Bu durumda ... ibaresinin 1983'den itibaren hak sahibi olan ...'in izniyle davalı şirket tarafından da kullanılmasına devam edildiğinin kabulü gerekir. O halde ....ibaresi üzerinde davacı şirketin davalıya karşı öne sürülebileceği öncelik hakkı olmadığı halde, davacının unvan ve marka hakkının üstün hak sağlayacağı gerekçesiyle davanın kabulü doğru değildir... " gerekçesi ile benzer yönde karar verdiği) bu nedenle ...'ün dava konusu marka üzerinde gerçek hak sahipliği bulunduğu ve markayı yetkilisi bulunduğu davalı şirket adına tescil ettirerek davalı şirketin halefiyet ilkesinden faydalanacağı kanaatine varılmıştır. Davacı tarafça ticaret unvanının çekirdek unsuruna dayalı olarak 6769 Sayılı SMK 6/6 maddesine göre hükümsüzlük talebinde bulunulmuşsa da, ticaret unvanının işletmeleri birbirinden ayırmak, markanın ise işletmelerin mal ve hizmetlerini birbirinden ayırma fonksiyonunun bulunduğu, davacı tarafın ticaret unvanının çekirdek unsurunu davalıdan önce ticari etki yaratacak şekilde markasal olarak kullandığını ispat etmesi gerektiği, sırf ticaret unvanının tescilinin ve şirketin faaliyet alanlarının davalı markasının tescil sınıfları ile aynı/benzer olmasının davalı markasının hükümsüzlüğünü gerektirmeyeceği, (bkz Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2008/8834 E., 2010/4168 K. Sayılı ilamı) kanaatine varılmıştır.Yukarıda aktarılan gerekçelerle; mahkemece dosyaya sunulan deliller kapsamında hükümsüzlük davasının da reddine karar verilmesi gerekirken, önceye dayalı hak sahipliğinin değerlendirilmesinde davalı şirket yetkilisinin şahıs firmasındaki kullanımlarının ve önceye dayalı hak sahipliğinin dikkate alınmaması ve ticaret unvanı ile şirket faaliyet alanları ile davalı marka tescil sınıflarına yönelik karşılaştırma yapılarak hükümsüzlük davasının kabulüne karar verilmesi yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2- Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/12/2021 tarih, 2021/397 E., 2021/256 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Açılan davanın REDDİNE,4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken marka hükümsüzlüğü davası yönünden 427,60 TL ve markaya tecavüz davası yönünden 427,60 TL olmak üzere toplam 855,20 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile 795,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre marka hükümsüzlüğü davası yönünden 40.000,00 TL, markaya tecavüze yönelik dava yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 40,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 202,10 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2024