T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/432
KARAR NO:2024/1740
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:14/12/2021
NUMARASI:2020/710 E. - 2021/975 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet SözleşmesindenKaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:24/10/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davalıya yapılan ödeme karşılığı davalının inşaatlardaki duvar kırma işini gerçekleştiğini, tarafların yeni iş işçin anlaşması üzerine davalıya duvar kırma işi için muhatabı ... Bankası AŞ olan 03.01.2020 keşide tarihli keşidecisi ... Şti. Olan 57.000,00 TL tutarlı bir adet çekin verildiğini, davalı tarafından edimin yerine getirilmediğini ve çekin de davacıya iade edilmediğini, davalının çekin cirolayarak ... Şti'ne verdiğini, çek ödemesinin çeki elinde bulunduran ... isimli kişiye yapıldığını, davalının çek borcunun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacı ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durdurulduğunu, beyanla; davanın kabulüne, borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına, davalının; alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yan tarafından ... adına yapıldığı iddia edilen 20.000,00 TL miktarlı ... işleminin icra dosyasıyla, icra dosyasının taraflarıyla ve özellikle davalı yan ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, çekin keşidecisinin borçtan mutlak olarak sorumlu olduğunu, dava konusu iddiaların tamamının gerçek dışı olduğunu, davalı yanın davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını beyanla, davanın reddine, davacının; alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "Davanın REDDİNE, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; davalı taraf ile aralarında hizmet ilişkisinin bulunduğunu, müvekkil şirket takibe konu "Muhatabı .... Bankası AŞ olan 03.01.2020 keşide tarihli keşidecisi ... Şti. Olan 57.000,00 TL miktarlı bir adet çeki" davalı tarafa duvarları kırması için verdiğini, davalının edimi yerine getirmediğini ve çeki de müvekkile iade etmediğini, davalı tarafından cirolanarak piyasaya sürülen çeki müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını, bu nedenle icra takibine geçtiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda “Davacı yanın davalı yandan takip tarihi olan 20.01.2020 tarihi itibariyle 57.000,00-TL alacaklı olduğunu" ancak davalının ticari defterlerini sunmadığını, müvekkili defterlerinde dava konu çek davalıya avans olarak verildiğini, mahkeme kararında bilirkişi raporuna değinmeden davanın kabul olması gerekirken, davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.
İstinafa Cevap:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın istinaf talebinin reddine, usul ve yasalara uygun mahkeme kararın onanmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, İ.İ.K.'nın 67. maddesi uyarınca açılan ilamsız icra takibine vaki itirazının sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, duvar kırma işi için 57.000,00 TL tutarlı bir adet çekin verildiğini, davalının edimini yerine getirmediğini, çek bedelini elinde bulunduran ... isimli kişiye ödendiğini, davalı hakkında çek bedelinin tahsili için icra takibi başlatıldığını beyanla borçlunun itirazının iptaline icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhi 57.000,00 TL asıl alacak, 238,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 57.238,93 TL alacağın tahsili amacıyla 20.01.2020 tarihinde ilamsız icra takibinde bulunduğu, takibin dayanağının 03.01.2020 keşide tarihli, ... nolu keşidecisi davacı ... Şti. olan 57.000,00 TL tutarlı , davalı lehine düzenlenmiş bir adet çek olduğu, borca itiraz üzerine takibin durduğu davanın süresinde açıldığı anlaşılmaktadır. Takip dayanağı çekin arka yüzünde sırasıyla lehtar olan davalı, ... şirketi, ..., ... , ... iplik cirolarının bulunduğu görülmektedir. Bilirkişi raporda ," Davacı şirketin 2020 yılına ait usulüne uygun olarak tutulan ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, takip dayanağı 03.01.2020 tarihli ... nolu 57.000,00 TL tutarlı çekin, dava dışı ... tarafından dava dışı ...'e ciro ile teslim edildiği, ...'ün aynı zamanda davacı firma yetkilisi olduğu, dava dışı ... tarafından dava dışı ...A.Ş'ye ciro ile teslim edildiği, ... bankasının 06.05.2021 tarihli yazısı ile çekin elden ödendiği bilgisinin dosyada mevcut olduğu, davacı şirket yetkili tarafından 20.000 TL'sinin bankadan, kalan kısmının ise çek verilerek takibe konu çekin ödendiğinin iddia edildiği (dosyaya sunulu 28.01.2020 tarihli 20.000,00 TL tutarlı ödeme dekontunda “28.01.2020 tarihli çeke istinaden” açıklamasının mevcut olduğu, bu açıklamanın huzurdaki davaya konu çek tarihi ile (03.01.2020) örtüşmediği,), fakat ... Bankası tarafından dosyaya sunulu 06.05.2021 tarihli yazıda çekin elden ödendiğinin belirtildiği, (Çekin elden ödendiğinin banka tarafından, çek yaprağının davacı yan tarafından bankaya iade edilmesi anlaşılabileceği) bu noktada davacı yan tarafından davalı lehine keşide edilen çek ödemesinin yapıldığının anlaşıldığı, davalı yan tarafından çeke konu hizmetin verildiğine ilişkin bir belge-bilgi dosyaya sunulmadığından davacı yanın ödenen çek bedelinin iadesini talep edebileceği, sonuç olarak; Davacı yanın davalı yandan takip tarihi olan 20.01.2020 tarihi itibarıyla 57.000,00 TL alacaklı olduğu, davacı yanın 57.000,00 TL alacağı için 3095 sayılı yasaya (Md.1) istinaden icra takip tarihi olan; 20.01.2020 tarihinden itibaren yıllık %9 oranında yasal faiz talep edebileceği (talep yasal faiz), " belirtilmiştir. İtirazın iptali davasında alacağın varlığını ispat külfeti davacı alacaklı üzerindedir. Somut olayda, davacı duvar kırma edimi karşılığı çeki düzenleyip verdiğini davalının edimini yerine getirmediğini iddia etmiş olduğundan bedelsizlik iddiasına dayalı olarak ödemek zorunda kaldığı çek bedelinin tahsili amacıyla takip başlatmıştır.Kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Kambiyo senedi olan çek; para borçlarını ödeme amacına özgülenmiş, yazılı ve soyut bir havaledir. Ödeme aracı olan çek , kredi ve teminat işlevine haiz değildir.Aksi belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlendiği kabul edilir.Çekin verilmesi hizmetin alındığına karine teşkil eder. Kambiyo senedinin bedelsizlik iddiası, bir kişisel def'i olduğundan düzenleyen tarafından senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Kambiyo senetlerinde geçerli olan soyutluk ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmaz ise de, temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def'ini dermeyan etme hakkını vermektedir. Davacı bu iddiasını yazılı/kesin delil ile ispatla mükelleftir.Dosya kapsamına göre, takibe dayanak yapılan çekin davalı lehine düzenlendiği ve cirolanarak tedavüle girdiği, daha sonra tekrar davacı şirket yetkilisi tarafından ciro edildiği, dava konusu çekin davacının yevmiye defterinde verilen sipariş avansı olarak kayıtlı olduğu davacının çekin avans çeki olduğunu davalının imzasını içeren çeke atıf yapan bir belge ile ispat edemediği, çek metninde de bu yönde bir kayıt bulunmadığı, tek taraflı ticari kaydın iddianın ispatına elverişli olmadığı, davacının temel ilişki nedeniyle çekin bedelsiz kaldığı iddiasının ve davalıdan alacaklı olduğunu geçerli şekilde ispat edemediği, keşideci olarak çek bedelini yetkili hamile ödemekle sorumlu olduğu, hamile yapılan ödemelerin eldeki davada davalı yönünden çekin bedelsizliği ve sebepsiz zenginleşme iddialarını ispata yarar olmadığı, mahkemece ispatlanamayan davanın reddi kararında hukuka aykırı bir yan bulunmadığı anlaşıldığından istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2021 tarih ve 2020/710 E., 2021/975 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024