T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/539
KARAR NO: 2024/1730
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 15/09/2021
NUMARASI: 2021/81 E. - 2021/148 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 26/12/1994 tarihinde kurulduğunu ve tekstil alanında uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirket ticaret unvanında yer alan "..." kelimesini tekstil alanında ürettiği emtialar üzerinde marka olarak kullandığını, meşhur ve maruf ettiğini, davalının adresinde müvekkili şirket adına tescilli olan ... markasına tecavüz suretiyle satışın gerçekleştirildiği ve bu satışın müvekkili şirketin bilgisi ve izni olmadan yapıldığını, bu hususların tespiti amacıyla Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/226 değişik iş sayılı dosyasından delil tespiti isteminde bulunulduğunu ve alınan bilirkişi raporunda "..." ibaresinin birebir aynısın taşıyan 1570 kadar ürünün tespit edildiğini, müvekkili şirket ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, açıklanan nedenlerle müvekkili şirket markasına ilişkin tecavüzün tespiti ve önlenmesini, davalı nezdinde bulunan ürünlerin imhasına karar verilmesini, yoksun kalınan kazanç bakımından davalının müvekkili şirkete ait markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedelinin tespiti ile şimdilik 25.000,00 TL tazminat taleplerinin kabulünü, müvekkili şirket markasının uğradığı itibar kaybı nedeniyle 25.00,00 TL tazminatın hüküm altına alınmasını, delil tespiti dosyasında yapılan 809,50 TL masrafın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, delil olarak sunulması için davalı nezdinde satın alınan ürünler için ödenen 400,00 TL masrafın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 30/01/2020 tarihli dilekçesi ile, 25.000,00 TL değerindeki maddi tazminat taleplerini 29.550,27 TL artırarak; toplam 54.550,27 TL maddi tazminatın hüküm altın alınmasını, 25.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 30/04/2018 tarihinden itibaren, 29.550,27 TL'sinin bedel artırım taleplerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından hiçbir delil gösterilmeden işbu davanın açıldığını, müvekkilinin söz konusu işyerinin bulunduğu taşınmazın mal sahibi olduğunu, taşınmazın yaklaşık 3 yıldır kirada olduğunu, müvekkilinin en son kendisini ... ismi ile tanıtan şahıstan kiralarını elden aldığını, söz konusu işyerinin müvekkili idaresinde olmadığını, davacının başka bir işletmede SGK'lı olarak çalıştığını, bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının maddi tazminat taleplerinin kabul edilemeyeceğini, tazminat miktarında oldukça fahiş bir talepte bulunduğunu, davacının manevi olarak zarara uğradığını kabul etmediklerini, davacının sunmuş olduğu tespit raporunda bulunan 1570 adet ürünün satışının yapılmadığını, hiçbir yerde kullanmadıklarını, piyasaya sürülmemiş bir halde bulunduğunu, davacının adının hiçbir şekilde kullanımının söz konusu olmadığını, açılan davanın öncelikle husumet yokluğu sebebiyle, aksi takdirde davacının fahiş maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile; Davalının davacıya ait "..." esas unsurlu markalarından doğan haklarına tecavüzünün tespiti ile önlenmesine; davalı işyerinde bulunan "..." markasını ihtiva eden ürünlere el konularak hüküm kesinleştiğinde imhasına, T.B.K. 50-51.maddeleri nazara alınarak 25.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL itibar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili şirkete hukuka uygun bir şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli olan yıllık 9.137,40 USD (O dönemki kur hesabıyla 54.550,27 TL’nin) müvekkil şirkete ödenmesi gerektiğini, bu konuda uzman ve mahkemece görevlendirilmiş bilirkişi heyetinin yapmış olduğu tespitin, heyeti görevlendiren mahkeme tarafından dikkate alınmamasının hakkaniyete uygun bir yanı olmadığını, hem bilirkişi raporlarında, hem mahkemenin gerekçeli kararında davalı tarafın marka hakkına tecavüz suçunu işlediği tespiti yapılmasına rağmen ve bilirkişi raporunda bu tecavüz sebebiyle müvekkili şirkete ödenmesi gereken lisans bedeli belirtilmişken, mahkemenin bütün bu hususları görmezden gelip davayı kısmen kabul ettiğini,
Markanın ekonomik değeri, tanınmışlığı, geçerlilik süresi, ihlalin boyutu ve sektöründeki satış hacmi düşünüldüğünde oldukça düşük bir itibar tazminatına hükmedildiğini, sektörünün önde gelen yerli markalarından olan müvekkili şirketin, sahte ve kalitesiz ürünler sebebiyle uğrayacağı zararın büyüklüğünün mahkemece dikkate alınmadığını, İtibar tazminatı konusunda karara bağlanan tutarın bu bilgiler ışığında hakkaniyete uygun olmadığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu işyerinin yalnızca taşınmaz maliki olup, bu işyerinin kendisine ait olmadığını, bu işyerinin müvekkilimiz tarafından idare edilmediğini, müvekkiline ait taşınmazın yaklaşık 3 yıldır kirada bulunduğunu, ... isminde tanıdığı kişiye taşınmazı kiralamış olduğunu ve bu kişiden kiralarını elden almakta olduğunu, dava tarihi itibariyle son 8 aydır kiracısına ulaşamadığını ve kira bedellerini tahsil edemediğini, müvekkili adına işyeri vergi levhası bulunmadığını, müvekkilinin ...'na ait işyerinde 27.10.2016 tarihinden itibaren SGK'lı olarak çalışmakta olduğunu, Davaya konu işyeri ve ürünlerle ilgili üretimin ve satışın kim veya kimler tarafından, nasıl ve ne şekilde yapıldığına ilişkin herhangi bir araştırma ve incelemenin yapılmadığını, müvekkilinin işyeri ve ürünlerle ilgisinin herhangi bir somut delille tespit edilemediğini, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, Bilirkişiler tarafından söz konusu ürünlerle ilgili yönetimce bir inceleme yapılmadığını, marka hakkının ihlalinin oluşup oluşmadığının detaylı bir şekilde araştırılmadığını, ürünlerin bedellerinin belirlenmediğini ve bu hususta ticari defter ve kayıtların incelenmediğini, bilirkişiler tarafından belirlenen bu tutarın dava tarihi itibariyle Türk Lirası karşılığının belirlenmediği gibi, davacı tarafın ıslah tarihi itibariyle Dolar kurunu baz almak suretiyle dava değerini artırmış olması sebebiyle, davacı tarafça yapılan ıslah artırımını da kabul etmediklerini, İtibar tazminatına hükmedilmesi gereken herhangi bir zarar koşulunun veya hak ihlalinin dosya kapsamında mevcut olmadığını, yine davacı tarafın ticari itibarının zedelendiğini gösteren herhangi bir somut olgunun da tespit edilememiş olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; marka hakkına tecavüzün tespti, men ve ref'i ile, emsal lisans bedeline hesaplanacak maddi tazminatın ve itibar tazminatının davalıdan tahsiline yöneliktir. Gerek tespit dosyası ve gerekse mevcut deliller bilirkişi raporları ile birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafın “... Mah. ... Sok. ... Sitesi No:... Güngören İSTANRUL” adresinde tekstil ürünleri satışı yapılan bir işletme olduğu, işletme tabelasında “...” ibaresinin bulunduğu ve işyerinde yapılan keşif neticesinde yetkili kişinin davalı “...” olduğunun anlaşıldığı ve “...” isimli işyerinden alınan yetkili kartvizitinde “...” isminin yazılı olduğu, keşif neticesinde incelenen ürünlerde davacı adına tescilli bulunan “...” markasının davalı tarafından kullanıldığı, bu kullanımın Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/226 D. İş sayılı dosyası ile tespit edildiği, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2018/747 esas sayılı dosyasının kesinleşme şerhli karar örneği incelendiğinde; katılanın ..., sanığın ... olduğu ve yargılama sonunda sanığın 10 ay hapis ve 4 gün para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve cezanın adli para cezasına dönüştürüldüğü, hükmün 16/11/2020 tarihinde kesinleştiği, bu dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda ürünlerin sahte olduğu ve “...” markasının iltibas yoluyla kullanıldığı, yapılan tespit neticesinde ürünlerin askıda ve reyonda olmak üzere sergilendiği ve ürünlerin satışa hazır halde bulundukları, ürünlerin satışının yapıldığı, “Bu kullanımın hem bilinçli tüketiciyi ve ortalama tüketiciyi yanıltacak şekilde bulunması sebebiyle davacıya ait markaya tecavüz şartlarının oluştuğunun tespit edildiği, aynı tespitin dosyaya mübrez bilirkişi raporları ile de yapıldığı, dolayısıyla marka hakkına tecavüzün gerçekleştiği, aksi yöndeki davalı istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı, tecavüz nedeniyle emsal lisans bedeline göre hesaplama yapılmasını talep etmiş olup, bilirkişi ek raporunda dosyaya emsal olarak sunulan 20/07/2011 tarihli franchise sözleşmesine göre yapılan hesaplamada, yıllık lisans bedelinin 9.137,40 USD olabileceğinin belirtildiği, marka başına düşen satış cirolarının net bir şekilde ortaya konulamadığı, bu nedenle Mahkemece TBK'nun 50.maddesine göre maddi tazminatın belirlenmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, davaya konu markanın ekonomik önemi, geçerlilik süresi, sektördeki toplam satış hacmi, ihlalin boyutu, markaların tanınmışlığı, piyasa payı, tarafların mali hacimleri, özellikle davalının üretim ve satış kapasiteleri dikkate alınarak takdir edilen tazminat miktarının yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Diğer yandan itibar tazminatı yönünden dosyaya sunulan 24/08/2021 tarihli bilirkişi raporu dikkate alındığında; davalının işyerinde satışını gerçekleştirdiği ... ibareli taklit ürünlerin sayısının fazla olduğu, ürünlerin kalitesiz ve taklit ve ... marka logosunun aynı şekilde kullanıldığı, ürünler üzerinde yer alan etiket ve bilgilendirmelerin de taklit edilmeye çalışarak kullanıldığı, bu ürünlerin satışını toptan şekilde gerçekleştiğinin tespit edildiği, davalının tekstil ürünleri satışı yaptığı dikkate alındığında, satışa sunduğu ürünlerin sahte olduğunu bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalıya ait işyerinde farklı tarihlerde yapılan keşif ve arama sırasında ... markalı taklit ürünlerin tespit edildiği, ... markasının tanınmış bir marka olarak davacı adına Türk Patent sicilinde kayıtlı olduğu, markanın itibarını korumaya yönelik olarak davacı tarafından tanıtım, reklam gibi yolları kullanması düşünüldüğünde, Yargıtay içtihatlarında itibar tazminatı için belirtilen unsurların gerçekleştiği ve davalının; davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz ettiği, hakka konu markanın tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanıldığı, sahte olarak üretilen ürünlerin temin edilmesi ve uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğradığı, dolayısıyla Mahkemece tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine davaya konu markanın ekonomik önemi, geçerlilik süresi, sektördeki toplam satış hacmi, ihlalin boyutu, markaların tanınmışlığı, piyasa payı, tarafların mali hacimleri, özellikle davalının üretim ve satış kapasiteleri ile 5 ay 9 günlük ihlal süresi (ihlaliğn tespit edildiği tarih olan 21.11.2017 ile dava tarihi olan 30.04.2017 tarihleri) dikkate alınarak takdir edilen tazminat miktarının yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/09/2021 tarih ve 2021/81 E., 2021/148 K. sayılı kararına karşı taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.390,85 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 517,05 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.873,80 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Taraf vekillerince istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024