T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/528
KARAR NO: 2024/1775
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/01/2022
NUMARASI: 2020/22 E. - 2022/6 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/10/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının 1983 yılından beri ülkemizde üretimi gerçekleştirdiği, fabrika ve diğer tüm işletmeleri ile toplamda 530 kişilik çalışanı ile uzun yıllardır ulusal ve uluslararası sektörde bilinen bir marka olarak faaliyetlerini sürdürdüğünü, kendi ürettiği 100 bin bisiklet ihracat rakamı ile rekor kırarak önemli bir başarıya imza attığı, 2017 yılında yüksek düzeyde kurumlar vergisi ödeyerek takdir beratı aldığını, “...” markası ile yılda 200 binin üzerinde bisiklet sattığını, ... ve ... gibi marketler için özel bisikletler ürettiğini, çocukların çok sevdiği karakterlerden olan ..., ..., ... ... ve ... marka konseptli lisanslı üretim yaptığını, “...” markasının davacı adına ilk defa 03.11.1996 tarihinde tescil edildiği ve 03.01.2016 tarihinden itibaren yenilendiği, markanın 12, 18 ve 24. sınıflarda tescilli olduğu, davalı şirketin “...” markasını 18.10.2019 tarihinde ... sayı ile 12. Sınıfta tescil ettirdiği, “... ” markasının davacının yıllardır bisiklet piyasasında bilinen “...” markası ile benzer olduğu, Google arama motoruna “...” yazıldığında otomatik olarak bir sonuç çıkmadığı, “Bunu mu demek istiyorsunuz: ...” şeklinde uyarı verdiği, davacı ve davalının aynı türdeki mal ve hizmetlerle ilgili faaliyet gösterdiği, “...” markasının “...” markası ile benzer işaret olarak değerlendirilmesi gerektiği hatta re‟sen gözetilecek mutlak red nedenleri ile ayırt edilemeyecek kadar benzer işaret olduğu sonucuna varılmasının da muhtemel olduğu, somut olayda her iki markanın da 12.sınıftaki emtiaları kapsar şekilde tescilli olmaları ve taraf markalarında yer alan ... ve ... ibarelerinin markaların esaslı unsurunu oluşturmaları nedeniyle markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, Markanın itibarından dolayı haksız avantaj elde etmeye yönelik tutum takınan davalının kötü niyetli olduğu, davacı şirketin 1983 yılından itibaren tescilsiz, 1994 yılından itibaren tescilli bir şekilde kullandığı markanın ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikte bir işaretin kullanılmasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağını ileri sürerek, davalı şirket adına 18.10.2019 tarih ve ... sayı ile tescilli “...” markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,Davacı ve davalı markaları arasında iddia edildiği gibi bir benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, sunulan Yargıtay kararının işbu dava bakımından emsal gösterilemeyeceği, Yargıtay kararında markalar arasında güçlü ve açık bir iltibasın bulunması halinde ayırt edilemeyecek derecede benzerliğin varlığının kabul edildiği, ancak her iki marka arasında güçlü ve açık iltibasın varlığının ispat edilemediği, davalının davacının markasının ayırt edici karakterine zarar vermek kastıyla hareket etmediği, markasını tescil ettirmek üzere kuruma başvurduğu, yasal gereklilikleri yerine getirdiği, markanın bültende yayımlandığı, davacının markanın yayımına itiraz etmediği, ancak sonrasında huzurdaki davayı açtığını, bu itibarla asıl kötü niyetli hareket edenin davacı olduğu, davalının tüm Türkiye çapında tanındığı iddia edilen davacı markasından huzurdaki dava sebebiyle haberdar olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Davanın KABULÜ ile, davalı adına tescilli ... numaralı ... markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE," karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Bilirkişi Raporu'nun dava konusu markalar arasında benzerlik ve/veya karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığını objektif kriterlere göre değerlendirmediğini, markaları karşılaştırıp irdelerken müvekkili adına tescilli "..." adı ile Google arama motorunda aratma yapınca "Bunu mu demek istediniz: ... ? şeklinde uyarı çıktığını, bu durumun da kullanıcıların dava konusu markaları karıştırabileceğine ilişkin delil saydığını, oysa ki bu durumun müvekkilu lehine yorumlanması gereken bir durum olduğunu, Google da müvekkilinin markasını girince davacının markası çıkıyorsa davacının iddiasının aksine bu durum davacının müvekkilinden faydalandığını göstereceğini, müvekkilinin markasını aratınca davacının markası çıkıyorsa bu olaydan müvekkili değil davacı yanın faydalanacağını, -davacı yanın tanınırlık iddiasının da Bilirkişi Raporunda objektif kriterlere göre tespit edilmediğini, davacı yanın, ihracat rakamlarına dayanarak kendi markasının dünyaca tanındığını iddia etse de Google da "Yerli Bisiklet Markaları" diye arama yapınca davacının markası Türkiye'de dahi ilk 3 e giremediğini, arama sonucu 6,7,8. Sıralarda çıkan davacı markasının iddia edildiği gibi dünyaca ünlü olmadığını, müvekkilinin davacının tanınırlığından yararlanma ihtimali de bulunmadığını,-markaların sadece anlamlarının aynı veya benzer olduğunu, okunuşları, telaffuzları, sesleri aynı olmadığını, müvekkili markasının her iki sesli harfi de TDK kurallarına göre kalın ünlü iken davacı markasının her iki ünlü harfi de ince ünlü olduğunu, dosya kapsamında TPE'den celp edilen belgelerden de anlaşılacağı üzere logolarının da tamamen farklı olduğunu, anlam benzerliği bulunmasının kendi başına karıştırılma ihtimaline dayanak gösterilemeyeceğini, davacı yanın sunduğu emsal Yargıtay içtihatlarının da işbu dava için emsal teşkil edemeyeceğini, dava konusu marka ile sektöre girmek için çeşitli yatırım ve harcamalar yapan müvekkilinin verilen karar ile zarara uğradığını kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; Davalı Şirket adına 18.10.2019 tarih ve ... tescil numaralı ... markasının, 12 numaralı emtia sınıfına mensup olduğunu, Müvekkili Şirketin de 12 numaralı emtia sınıfına mensup olması sebebiyle ortak sınıfta iştigal ettiklerini, markalar arasında halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma olasılığı varsa bu markanın hükümsüzlüğü sonucunu doğuran bir durum olduğunu, İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararı ile davacı markaları arasındaki iltibas ve ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açacak şekilde benzerlik bulunması sebebi ile SMK'nın 6/1 uyarınca davalıya ait davaya konu ... numaralı ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilerek kurulan hükmün hukuka uygun olup, istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, -Mahkeme gerekçesinde Davalı Şirket'in kötü niyetle hareket ettiğnin kabul edilmediğini ancatk basiretli bir tacirin, ticari hayata gireceği sektörde bir pazar araştırması yapması ve "..." gibi bu denli güçlü ve tanınmış rakip firmaları incelemesi ticari hayatın gerekliliği olup, kötü niyetli olduğunu, markaların esas unsurlarının aynı veya benzer olması nedeniyle iltibasa yol açacağını ve davalının faaliyet alanı nedeniyle varlığından haberdar olduğu davacı markasından faydalanma kastını gösterdiğinden iyi niyetli olmadığının kabulü gerektiğini, Davalı Şirket'in kötü niyetle hareket ettiği gerekçesi ile istinaf başvurularının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava,davalı adına tescilli ... numaralı markanın hükümsüzlük davasıdır. Davacının TPMK nezdinde tescilli... numaralı ... ibareli markanın 12,18 ve 24. Sınıflarda, ... numaralı ... ibareli markanın 12. Sınıfta, ... numaralı ... ibareli markanın 12 ve 20. Sınıflarda, ... numaralı ... ibareli markanın 12. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, davalının ise davaya konu edilen ... numaralı ... ibareli markanın 12. sınıfta tescil sahibi olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişiler ... ve ... tarafından alınan 05/04/2021 tarihli raporda sonuç olarak; "https://www...com.tr/ Adlı İnternet Sitesinin İncelenmesinde; iş bu internet sitesinde yapılan incelemede; ana sayfanın üst üst sol köşesinde “..." sözcüklerinin baş harflerinden türetildiği anlaşılan isim-logosu bulunduğu, yine ana sayfada belirli periyotlarla değişen 3 adet fotoğraf bulunduğu, sağ üst tarafta “ANA SAYFA” , “KURUMSAL”, “ÜRÜNLER” , “EKATALOG” , “BAYİLER” , “SERVİSLER” , “İLETİŞİM” ve sosyal medya hesapları sekmeleri ile “Bayi Girişi” sekmesi bulunduğu, sayfadaki ilk görselin hemen altında “...”, “...”, “...” ve “...” şeklinde kısa bilgilere yer verildiği, Ürün Gruplarımız” başlığı altında “...”, “...”, “...”, “...”, “...” “...”, “...” ve “...” gibi ad ve başlıklarda çeşitli bisiklet türlerinin tanıtım ve pazarlamasının yapıldığı, “Tüm Aktivitelerimiz” başlığı altında çeşitli fuar ve aktivitelerden görseller ile bunlara ilişkin açıklamalar bulunduğu, bu görseller içerisinde davacının logosunun bir köprü üzerindeki tabelada bulunduğu, etkinlik ve/veya yarışmalara ise davacı tarafın internet adresinin ilk 3‟e girenlere ödüllerinin verildiği basamaklar üzerinde, logosunun ise arka taraftaki sponsorlar kısmında görüldüğü,“www...com.tr” Adlı İnternet Sitesinin Sahiplik Bilgilerinin Sorgulamasında; Söz konusu sitenin alan adının 28/02/2000 tarihinde tescil ettirildiği, tescil süresinin 27/02/2025 tarihinde dolacağı, Domain (alan adını) tescil ettiren şirketin “... Bisiklet Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti.” olduğu, adres ve iletişim bilgisine “... Mah. ... İstanbul, Türkiye ...@....com”bilgilerinin yazılmış olduğu, “https:// www.instagram.com/ ...” Adlı Sosyal Medya Hesabının İncelenmesinde; “...” isimli iş bu sosyal medya hesabında incelemenin yapıldığı 07/03/2021 tarihi itibari ile 541 adet gönderi bulunduğu, 5.406 takipçisi bulunan sayfanın 109 kişiyi takip ettiği, sayfadaki ilk paylaşımın 20 Haziran 2018 tarihinde yapıldığı, “https://www.facebook.com/...” Adlı Sosyal Medya Hesabının İncelenmesinde; Sayfanın 05 Aralık 2019 tarihinde oluşturulduğu, 30 Aralık 2019 tarihinde “... Sanayi Ve Ticaret A.Ş.” adlı sayfa ile birleştirildiğinin anlaşıldığı, sayfadaki ilk paylaşımın 05/12/2019 tarihinde yapıldığı, sayfa içerisinde “...” adında bir grup bulunduğu, bu grubun kapalı olduğu, sadece üyelere açık olduğu, iş bu grubun 1.266 üyesi bulunduğu, sayfa yöneticilerinin “... ” ve diğer 3 kişi olduğu, https://twitter.com/...” Adlı Sosyal Medya Hesabının İncelenmesinde; bu sosyal medya hesabının ana sayfasında diğer sosyal medya hesaplarında olduğu gibi yine ana sayfanın en başında “... ” isim ve sloganı ile “...” logosu bulunduğu, iletişim kısmında yine umitbisiklet.com.tr internet adresinin gösterildiği, Aralık 2019 tarihinde oluşturulan profilin 82 takipçisi bulunduğu, sayfa yöneticisinin ise 19 kişiyi takip ettiği, İnternette resen www...com isimli sayfa adı ile arama yapılmış olup; iş bu arama neticesinde bu isimde bir sitenin mevcut olduğu, sayfaya girildiğinde “Hakkında” bölümünde herhangi bir bilgi bulunmadığı, “İletişim” bilgileri kısmında “...” yazılı olduğu, iş bu sitenin davalı taraf ile bir ilgisinin bulunmadığının anlaşıldığı, sitenin sahiplik bilgilerinin sorgulamasında web sitesinin alan adını satın alan kişi bilgisinin gizli tutulmuş olduğu, www.google.com arama motoruna ... yazıldığında, Google‟ın bulduğu sonuçların ilk sayfasında ... diye herhangi bir site önerilmediği gibi, “Yazımı düzeltilmiş şu sorgu için sonuçları görüyorsunuz: ... bisiklet Yine de şu sorguyu ara: ...' şeklinde uyarı verdiği, ilk 3 sırada reklamlar gösterildiği, hemen sonrasında “...” „in internet sitesi ile mağazalarının bulunduğu birkaç lokasyonun haritası, hemen sonrasında ... ile ilgili 8 farklı site önerildiği (... com, ....com, ...com, ...com, ...com, ...com) “Yazımı düzeltilmiş şu sorgu için sonuçları görüyorsunuz: ... Yine de şu sorguyu ara: ... bisiklet' uyarısındaki ... bisiklet linkine tıklandığında Google‟ın bu defa “Bunu mu demek istediniz? ...” şeklinde uyarı verdiği, hemen altına yine ilk sırada ... önerisi verdiği, onun bir altına ise ... önerisi verdiği, haritada ise her iki markanın adlarının geçtiği lokasyonlar gösterildiği, sayfanın alt kısımlarına doğru ise ilk iki sırada www...com sitesinin ... ile ilgili iki linki, 3. Sırada www...com isimli sitenin adının geçtiği, Tanınmışlık İddiaları İle İlgili İnternet Üzerinden Yapılan İncelemelerde; Google arama motorunda "Bisiklet Firmaları" ibaresi ile yapılan sorgulamada, reklam kısmından sonra gelen siteler içerisinde davacı tarafa ait www...com internet sitesinin 5. Sırada bulunduğu, İlk sitenin (https://www...com/) incelenmesinde, site içerisinde “... ” sözcükleri ile yapılan aramada herhangi bir sonuç çıkmadığı, “...” sözcükleri ile yapılan aramada 250 adet sonuç çıktığı, ... Bisiklete ait 250 adet bisiklet çeşidinin satılmakta olduğu, site içerisindeki bisiklet kullanım kategorilerinin bulunduğu alanın üzerine gelindiğinde “...” kategorisinde “Popüler Markalar” sıralamasında “... Bisikletin” 5. Sırada, “Şehir - Gezi Bisikletleri” kategorisinde “Popüler Markalar” sıralamasında “... Bisikletin” 7. Sırada, “Çocuk Bisikletleri” kategorisinde “Popüler Markalar” sıralamasında “... Bisikletin” 6. Sırada, “Özel Amaçlı Bisikletler” kategorisinde “Popüler Markalar” sıralamasında “... Bisikletin”4. Sırada gösterildiği, Google arama motorunda "... Markaları" ibaresi ile yapılan sorgulamada, gelen siteler içerisinde davacı tarafa ait www....com internet sitesinin yine 5. Sırada bulunduğu, Google tarafından verilen sitelerden ilk sıradaki https://www...com/ isimli site içerisinde 18/03/2017 tarihli “Bisiklet Fiyatları ve Bisiklet Üreticileri” başlıklı yazıda “Türkiye'de bisiklet montajı ve üretimi yapan bisiklet markalarına örnek verecek olursak ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... gibi yerli; ... , ... gibi ithal markaları verebiliriz.” Şeklinde bir yazı bulunduğu, ... Bisiklet markasının burada 7. Sırada yazıldığı, site içerisinde “...” yazıldığında herhangi bir sonuç vermediği, Google tarafından verilen sitelerden ikinci sıradaki https://...com/ isimli site içerisinde “Türkiyede üretim yapan bisiklet markaları” başlığı altında “...” ..., ..., ..., ... ve ...‟dan sonra 6. Sırada yazılmış olduğu, hemen sonrasında ... isimli markanın yazılmış olduğu, bu markanın da ... Bisiklet ile ilişkili olduğunun belirtildiği, “...” sözcüğü ile yapılan aramada herhangi bir sonuç çıkmadığı, Hükümsüzlüğü talep edilen ... sayılı ... ibareli davalı markası ile davacı ..., ... ve ... sayılı ... markaları arasında karıştırılma/ilişkilendirme ihtimali bulunduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, Davalının dürüstlük kuralı ile bağdaşmayan bir niyet taşıdığına ilişin somut bir verinin dosya kapsamında bulunmadığı, dolayısıyla davalı ... sayılı ... markasının kötüniyetli olarak başvurulmadığı ve “Kötüniyet” nedenine dayalı hükümsüzlük koşulunun oluşmadığı", yönünde raporu sunmuşlardır. Marka tescilinde nispi ret sebeplerinin yer aldığı 6769 sayılı SMK'nun 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacı adına tescilli markaların “... * şekil”, “... ...” ve “... ” ibarelerinden, hükümsüzlüğü talep edilen davalı markasının ise “...” ibarelerinden oluştuğu, markalarda farklı kelime ve şekil unsurunun bulunması nedeniyle benzerlik olgusunun karıştırılma ihtimaline yol açacağını peşinen kabul etmenin mümkün olmadığı, bu nedenle markalar arasında ayırt edilemeyecek düzeyde benzerlik bulunmadığı ancak markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği, ... /... kelimelerinin, taraf markalarının tescilli olduğu 03. Sınıftaki emtialar açısından ayırt ediciliği yüksek, orijinal kelimeler olup, davacı markasında, İngilizce" de “Yarışçı, yarış motoru, yarış bisikleti anlamına gelen ... kelimesi ile davalı markasında yer alan ... kelimesi 12. sınıftaki emtialar açısından ayırt ediciliği bulunmayan, tanımlayıcı ibareler oldukları , davacı markaları ile davalı markasının kavramsal olarak aynı, görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, aynı mallarda tescil edildiği, ... markasının 12. Sınıfta yer alan emtialar açısından ayırt ediciliği yüksek ve davacı adına uzun yıllardır tescilli olduğu ve Türkiye'nin bilinen bisiklet markaları arasında yer aldığı hususları bir arada değerlendirildiğinde, taraf markaları arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu değerlendirmesinin yapılmış olduğu, Davacının ilk 12.07.1988 tarihinde “... San. ve Tic. Ltd. Şti.” unvanı ile kurulduğu ve bu unvanın esas unsurunun “...” olduğu, davacı “...” markalarının ilki 03.01.1996 tarihinde başvurulmuş olmakla uzun yıllardır tescilli olduğu, Google arama motorunda yapılan araştırmada Türkiye'nin bilinen bir marka olduğu, her ne kadar davalı tarafça Google arama motorunda aratma yapınca "Bunu mu demek istediniz: ... şeklinde uyarı çıktığı ancam bu durumun müvekkili lehine yorumlanması gereken bir durum olduğunu ileri sürmüş ise de, burada markanın bilinir olmasından kaynaklı önerinin sunulmuş olması nedeniyle davalı lehine bir sonuç doğurmadığı, sektörde bilinme seviyesi göz önüne alındığında anlamsal olarak da aynı eş kelimeler olması ve sınıfsal olarak aynı olması nedeniyle iltibas yaratacağı kabulünde aykırılık bulunmadığı, hükümsüzlük koşulları oluştuğundan 6769 sayılı SMK 6/1 md. gereğince hükümsüzlük kararı verilmesi usul ve yasaya uygundur. Davacı vekili kötüniyetli olduğu gerekçesi ile istinaf isteminde bulunmuş ise de, Markanın aynısı veya benzerinin tescil ettirilmesi tek başına kötü niyetli marka tescili olarak nitelenemez. Zira bir markanın aynısı veya benzerinin tescil edilmesinin müeyyidesi yasada düzenlenmiş olup, ilgili mal ve hizmetler yönünden hükümsüz kılınacaktır. Kötü niyetle marka tescilinden bahsedebilmek için marka başvurusunda bulunan kişinin, markaya konu mal ve hizmeti üretip pazarlamaktan daha ziyade başkalarının ticaretine engel olmak, marka tescili yoluyla başkalarından haksız para koparmaya çalışmak veya vekâlet, bayilik, dağıtıcılık, acentelik vb. ilişki nedeniyle kendisine duyulan güvene ve ticari dürüstlük kuralına aykırı davranış içerisinde bulunması gerekir. Somut olayda davalı marka tescilinin kötüniyetlli tescil iddiasının ispatına yeter delil sunulmadığı görülmektedir. Diğer yandan mahkemece davalı markasının tescilli olduğu tüm hizmet sınıflarında hükümsüzlüğüne karar verilmiş olup davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf talebinde bulunmakta hukuki yararı olmadığı, başvurunun reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun ve davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 27/01/2022 tarih ve 2020/22 E., 2022/6 K. sayılı kararına karşı taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2024