T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/488 Esas
KARAR NO: 2024/1755
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 10/12/2021
NUMARASI: 2021/438 E. - 2021/248 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." markasıyla çok uzun yıllardır beri faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin TPMK nezdinde "..." esas unsurlu birçok marka tescili bulunduğunu, müvekkilinin "..." ve "..." ibareli markalar üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, davalının TPMK nezdinde ... sayı ile "..." ibareli markayı tescil ettirdiğini, davalının tescil ettirdiği markanın, müvekkilinin ticaret unvanının aynısı olmasının yanında, kullandığı kuruyemiş sınıfında tescil alarak, müvekkiline ait olan "..." esas unsurlu markalara yönelik iltibas oluşturduğunu iddia ederek, davalı adına olan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkilinin markasının aynı sınıfta tescilli olmadığını, davacı markasının tanınmış marka olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin dava konusu "..." ibareli markasının davacı markaları ile benzer olmadığını, işletme adı ve ticaret unvanının müvekkili tarafından hiçbir zaman markasal olarak kullanılmadığını, müvekkilinin dava konusu tescilli markasının davacının tescilli markaları ile iltibas oluşturmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davacının davasının KABULÜ ile; Davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararında bilirkişi raporuna uyulmayıp re'sen kanaat bildirildiğini, hükümsüzlük şartlarının oluşmadığını, markaların farklı sınıflarda tescilli olduğunu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan farklı marka algısı yarattıklarını, faaliyet konularının benzer olmadığını , müvekkili adına tescilli dava konusu ... sayılı "..." markası, 11.01.2016 tarihinden itibaren 30. Sınıftaki "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılıkve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf,şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzetvericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un,irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamışmısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar,pirinç. Pekmez" ürünlerinde tescilli olduğunu, davacı adına kayıtlı markaların tanınmış statüde olmadığını, ... sayılı "..." markasının 30. Sınıftaki ürünlerde tescilli olmadığını, 03, 35. Sınıflarda tescilli olduğunu, davacı markası müvekkili markası ile herhangi bir benzerlik taşımadığını, davacı tarafından belirtilen ... sayılı "..." markası müvekkili markası sınıfına kayıtlı olmayıp 35. Sınıftaki ürünlerde tescilli olduğunu, davacının ... sayılı "... + şekil" markası ve ... sayılı "..." markaları davacı şirket adına değil, dava dışı ... adına tescilli olduğunu, 35 ve 43.sınıftaki ürünlerde kayıtlı olduğunu, müvekkili markası ile benzer olmadığını, davacı ve dava dışı ... adına kayıtlı bir kısım markalar müvekkili markası ile aynı sınıflarda tescilli olduğunu fakat markaların benzer olmadığını, davacının "..." markasını hiçbir zaman marka olarak kullanmadığını, davacının ticari unvanı olan "..." esas unsurlu seri markalarıyla hem de müvekkilinin markasının tescili olduğu 30. Sınıfta geçmişe dayalı kullanıma sahip olduğunu iddia ederek müvekkilinin dava konusu markasının hükümsüzlüğünün talep etmesinin haksız ve yersiz olduğunu, sunulan fatura ve yazar kasa fişlerindeki "... - ..." ibaresinin marka olmadığını, işletme adı olduğunu, ibarenin marka olarak değil işletme adı olarak kullanıldığını , işletme adı olarak kullanılan "..." ibaresinin daha sonra davacı şirketin ticaret unvanı olarak kullanılmaya başlandığını, hiçbir zaman marka olarak kullanılmadığını, faturaların her zaman düzenlenmesi mümkün olduğundan delil olarak kabul edilmemesi gerektiğini bu hususların bilirkişi raporu ile de ortaya konduğunu, mahkemece bilirkişi raporu esas alınmadan davacının haksız ve mesnetsiz davasının kabul edildiğini, hükme esas teşkil etmeye uygun bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddi gerekirken mahkemece teknik konuda görüş beyan edildiğini, iltibasın hukuki bir kavram olduğuna dair HGK kararına atıf yapılarak markaların benzerliği ve hükümsüzlük koşullarının değerlendirmesini bilirkişinin yapamayacağından bahisle bilirkişi raporunun tamamen aksi yönde karar verilerek dava kabul edilmesinin usulsüz olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile, davanın reddini talep etmiştir.
İstinafa Cevap: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı istinaf itirazlarında davaya konu "..." markasının müvekkili markalarıyla benzer olmadığını dosyadaki eksik ve hatalı rapora da dayanarak ileri sürdüğünü, müvekkil markalarının esas unsuru ... ibaresi olduğunu ve öne çıkan unsur yine ... ibaresi olduğunu, davalı tarafın markasının "..." ibaresinin markalar bakımından hiçbir ayırt edici özelliği bulunmadığını, davalının dava konusu markasının esas unsuru müvekkili markalarının esas unsuruyla aynı olan "..." ibaresi olduğunu, davalının istinaf başvurusunda istinaf başvuru harcını süresinde yatırmadığından başvurunun usulden de reddi gerektiğini, davalı adına kayıtlı ... sayılı “...” markasının hükümsüzlüğü yönündeki kararın isabetli olduğunu beyanla istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü talebine yöneliktir. Davacı vekili, müvekkilinin "..." esas unsurlu birçok marka tescili bulunduğunu, gerçe hak sahibi olduğunu, davalının ... sayı ile "..." markasının müvekkilinin ticaret unvanının aynısı ve aynı kuruyemiş sınıfında tescil edildiğini beyanla markanın hükümsüzlüğüne karar talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraf markalarının aynı sınıfta tescilli olmadığını ve aralarında benzerlik olmadığını, işletme adı ve ticaret unvanının müvekkili tarafından hiçbir zaman markasal olarak kullanılmadığını, savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 22/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda, "davalı markası açısından SMK m.6/1 ve SMK m.6/3 açısından hükümsüzlüğe ilişkin şartların mevcut olmadığı, davacıya ait unvanın tescilli olduğu faaliyet konuları ile sonraki davalı markasının mal/hizmetlerinin aynı ya da benzer olmadığı için bir karıştırılma tehlikesinden söz edilemeyeceği, aynı zamanda unvan sahibinin sonraki marka kullanımına karşı gelebilmesinin temel şartı olan unvanın kullanımından markasal bir hakkın doğmuş olduğunu gösterir bir markasal kullanıma rastlanmadığından SMK m.6/6 kapsamında hükümsüzlük şartlarının mevcut olmadığı" belirtilmiştir. ... numaralı "..." ibareli markanın 29,30,35 sınıflarda dava dışı ... adına tescilli olduğu, 30.sınıfta "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler, Makarnalar, mantılar, erişterler, Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar, Ekmek, Simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, şerbetli tatlılar. Puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, an sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olma üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububatları (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez" emtialarında tescilli olduğu , davalıya ait ... tescil numaralı "..." markasının da 30. Sınıfta aynı emtialarda tescilli olduğu görülmektedir. Davacı şirketin 2018 tarihinde tescil edildiği, faaliyet alanının her türlü kuruyemiş ticareti olduğu, kurucusunun dava dışı ... olduğu görülmektedir. SMK 25/2 maddesine göre, Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. Bu yasal düzenleme ile hükümsüzlük davasını menfaati olanların açabileceği hüküm altına alınmıştır. Mahkemece hükümsüzlük davasına mesnet alınan markanın dava dışı ... adına tescilli olduğu, adı geçen tescil sahibinin davacı şirketin kurucusu olduğu, davacı şirketin bu markaları tescil sahibinin onayı ile kullandığı anlaşılıyor ise de ,SMK 6/1 ve 6/3 maddesine dayalı hükümsüzlük davasının marka sahibi tarafından açılması gerektiği , iltibas ve gerçek hak sahipliğine dayalı hükümszlük talebi yönünden davacının üçüncü kişi markalarına dayanamayacağı anlaşılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.10.2015 tarih ve 2015/4082 E.- 2015/10819 K. sayılı ilamı "Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 556 sayılı KHK'nın 21. maddesine göre, lisans alanın marka sahibi adına üçünü kişilere karşı marka hakkına tecavüz halinde dava açabilmesi mümkün iken, markanın hükümsüzlüğü isteminde bulunmaları veya bu amaçla marka başvurusuna itiraz edebilmelerinin mümkün olmadığı, markadan doğan hakkın 3. kişi ...’ya ait olduğunun kabul etmesi nedeniyle, davacının kendisine ait ticaret unvanına dayanmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı tarafın aktif husumet ehliyetinin bulunmaması sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir...ONANMASINA". Diğer yandan davacı şirketin hükümsüzlük talebini ayrıca SMK 6/6 maddesindeki ticaret ünvanına dayandırdığı gözetildiğinde davacı şirketin eldeki hükümsüzlük davasını açmakta hukuki yararı ve aktif husumet ehliyeti bulunduğu anlaşılmıştır. SMK m.6/6 maddesinde, " Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. " hükmü düzenlenmiştir. Ayrıca karıştırılma tehlikesi olabilmesi için ünvanın tescilli olduğu faaliyet konuları ile sonraki markanın tescilli olduğu mal ve hizmetler arasında benzerlik olması gereklidir. Somut olayda, Davacının ticaret ünvanının 12 Şubat 2018 tarihinde tescil edildiği, faaliyet konusu arasında “her türlü kuruyemiş ürünlerinin toptan ve perakende alım ve satım imalatı ile ithalat ve ihracatını yapmak, her türlü baharat ve aktariye ürünlerinin alım satımını yapmak, " bulunduğu, davacının fiilen de, tescilli olduğu bu alanda faaliyetini yürüttüğü, davalı markasının 23.09.2020 başvuru tarihli olduğu, dava konusu markanın , davacının tescilli ticaret ünvanının asıl unsuru olan "..." ibaresini aynene içerdiği, davalı markasının kapsamında bulunan 30. Sınıftaki emtialarının, davacının ticaret ünvanı tescili kapsamında yer alan“her türlü kuruyemiş ürünlerinin toptan ve perakende alım ve satım imalatı ile ithalat ve ihracatını yapmak, her türlü baharat ve aktariye ürünlerinin alım satımını yapmak şeklindeki faaliyeti kapsamında satılan ürünler olduğu anlaşılıyorsa da, önceye dayalı tescilsiz işaret kullanımının ve ticaret unvanının hükümsüzlük hali olarak değerlendirilebilmesi için, işaretin ticaret sırasında markasal olarak belirli oranda ayırt edici hale gelecek şekilde kullanılması gerekir. Ticaret ünvanının ticari işletmeleri ayırt etme fonksiyonuna sahip olduğu, markanın ise , üzerindeki ürünün kaynağını ve kalitesini garanti etme, ürünü tanıtma işlevine sahip olduğu , davacının “gerçek hak sahipliğini” ispat için sunduğu belgelerin , fatura ve fişlerden ibaret olduğu, 2015-2016-2017-2018 yıllarına ait fatura ve fişlerde ... Şekerleme-... şeklindeki kullanımın ticari ünvan kullanımı olduğu faturaların ürünler üzerinde markasal kullanımı göstermediği, davacı şirketin , davalı marka başvuru tarihine kadar 30 .sınıf emtia üzerinde ... işaretini ticaret ünvanına ve tescilsiz markaya dayalı markasal olarak kullandığına dair delil veya belge sunmadığı , tescilli ticaret unvanının markasal kullanımının ve öncelik hakkının ispatlanamamış olduğu görülmektedir. (Ticaret unvanının, unvansal kullanımının hükümsüzlük talebi için yeterli olmadığı aynı zamanda markasal kullanım ispatı aranması gerektiği yönündeki Yargıtay 11. H.D. 29.05.2024 tarih, 2023/1016- 2024/4453 Sayılı, 16.09.2024 tarih, 2023/4559- 2024/6410 sayılı ilamlar) Tüm bu açıklamalara göre, tescilli bir ticari unvanı hükümsüzlük talebi için yeterli olmadığından , tescilli ticaret unvanındaki ... ibaresinin markasal kullanımının ve öncelik hakkının ispatlanamamış olduğu dikkate alınarak davanın reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davalı vekilinin, istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında; davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2- Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 10/12/2021 tarih, 2021/438 E., 2021/248 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına ; - DAVANIN REDDİNE , 3- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;3/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile 368,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 1.000,00 TL bilirkişi ücreti, 79,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.206,60 TL'nin, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına , 3/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 78,60 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 299,30 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024