T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/352
KARAR NO: 2024/1712
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 10/12/2021
NUMARASI: 2021/354 E. - 2021/249 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirket bünyesinde çalıştığı dönemle özlük hakları konusunda protokol imzalandığını, sonrasında müvekkilinin 2008 ve 2009 yıllarında davalı şirket bünyesinde basılmış olan çocuk kitaplarının tekrar basıldığını tesadüfen gördüğünü, ... projesi kapsamında "..." ve "..." kitapları Kırgızca diline üç bin biri üç bin biri olmak üzere, 2017 yılında bu metinlerin "..." ve "..." isimleri ile tekrardan basılmış olduğunu, müvekkilinin mail yoluyla ve firma yetkililerine bizzat basılmasını ve yayınlanmasını istemediğini belirtmesine rağmen bu kitapların basıldığını, tarafların üç farklı tarihte imzaladığı sözleşmeler mevcut olduğunu, bahse konu olan ve belirtilen eserler için bu sözleşmede ne basım adeti ne de sözleşmenin süresini kararlaştırdıklarını, müvekkilinin bu sözleşmeleri işini kaybetme korkusu ile imzaladığını, müvekkilinin haberi olmadan basılan bu eserlerin müvekkilinin eserden doğan haklarına zarar verdiğini iddia ederek, davalı şirketin müvekkili lehine müvekkilinin bizzat kendisinin hazırlamış olduğu bu eserlerden elde edilen gelirlerin %5'i ile, 40.000,00 TL manevi tazminat ve şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın FSEK 68.maddesi gereğince 3 katı olarak davalıdan tahsilini, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında dava konusu eserlere ilişkin olarak telif sözleşmeleri imzalandığını, imzalanan sözleşmeler gereği davacı söz konusu eserler üzerindeki mali haklarını FSEK m.48/1 uyarınca süresiz ve baskı adedi sınırsız olarak müvekkili şirkete devrettiğini, söz konusu telif sözleşmeleri gereği davacının baskı adedinin ve süresinin sözleşmelerde yer almadığını iddia etmesinin haksız ve gerçeğe aykırı olduğunu, davacının sözleşmeleri işini kaybetme korkusuyla imzaladığı iddiasının asılsız olduğunu, sadece telif sözleşmesini sekteye uğratmak amacıyla ortaya attığı asılsız bir iddia olduğunu, belirtilen tüm bu sebeplerle davacı tarafından müvekkili aleyhine yöneltilen tüm iddiaların gerçeğe haiz olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; söz konusu kararda davacı müvekkilinin editör olması ve bu nedenle iş tanımında kitap yazmak gibi bir husus olmaması hususunun hiç incelenmediğini, editörlük mesleği eserlerin tashihinin yapılması olduğunu, eser meydana getirmek gibi bir durum olamayacağını, mezkur eserlerin davacı müvekkilin mesai saatleri dışında yazdığı ve daha sonra, işveren gibi davacıya nazaran çok daha güçlü bir konumda olan davalının, bu eserlerin üstüne konmak amacıyla davacı müvekkiline sözleşme imzalattığını, davacının bu eserlerin aynı zamanda editörlüğünü yaptığından mesai saatlerinde yaptığı çalışmanın editörlük olduğunu, yazarlık olmadığını,Kararda davacı müvekkilinin söz konusu sözleşmelerde irade sakatlığı bulunduğu yönündeki soyut iddiasını delillendiremediği beyan edilse de, bunun için imkan sunulmadığını, tanık dinletme talebinin reddedildiğini, ayrıca eksik incelemede bulunduğu gerekçesiyle bilirkişi raporuna itiraz eildiğini ve yeni bilirkişi raporu talep edilmesine rağmen bu itiraz ve talebin reddedildiğini, Kararda davacı müvekkilinin manevi haklarının ihlal edildiğine ilişkin delil bulunmadığına kanaat getirildiğini, eserlerin davacı müvekkiline ait olduğunu, manevi haklardan umuma arz salahiyetine sahip olduğunu, bu bağlamda eser sahibinin itibarını zedeleyecek özellikte ise eser sahibi bunun umuma tanıtımı veya yayımlanmasını menedebileceğini, müvekkilinin eserlerinin pedagoji gibi her gün yenilenen ve çocukların gelişimi için gerekli olan bir alanda yazılan kitaplarda hiçbir değişiklik ve iyileştirme yapılmadan yayımlanmaya devam etmesinin eserin yazarı müvekkilinin karşılaşacağı kötü yorumlara ve müvekkilinin itibarının zedelenmesine meydan oluşturduğunu, buna ilişkin, bir okuyucu tarafından müvekkiline gönderilen sadece bir mesajı ekte ibraz ettiklerini, bu mesajdan da görüleceği üzere müvekkilinin kişilik haklarının zarar gördüğünü ve itibarının zedelendiğini, eserlerini yenileyememesinin müvekkili üzerinde büyük bir baskı oluşturduğunu, müvekkilinin eserlerinde değişiklik yapmasına izin verilmemesinin açtığı bu manevi zararların devam etmemesi için tecavüzün men'i gerektiğini, müvekkilinin kendi ismiyle eser vermeye devam etmek istediğini, fakat kendisinin elinde olmayan sebeplerle güncellenmemiş bu eserlerin müvekkilinin önünde engel oluşturduğunu, hiçbir okuyucunun bir kere kötü olduğuna kanaat getirdiği yazarın yeni eserlerine bakmayacağını, Mahkemece, bu durum incelenmeden müvekkilinin manevi haklarının ihlal edilmediğine karar verildiğini, dolayısıyla söz konusu kararın kaldırılarak müvekkilinin manevi zararının tazminine ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Kararda, davalının söz konusu eserleri Kırgızca'ya çevirilmesi, set olarak basılması, tüm telif haklarının devri şeklindeki ifadenin geçersizliği konularında da herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, çeviri hakkının sözleşmede ayrıca gösterilmesi gerektiğini fakat böyle bir durumun sözleşmede gösterilmemesine rağmen söz konusu eserlerin Kırgızca’ya çevrilerek toplam 6.000 adet basıldığını, yayımcının eserleri set halinde basabilmesi için eser sahibinden izin alması gerektiğini, ayrıca davalının davacının eserlerini kendisinin izni olmadan set halinde bastığını, oysa yayımcının eserleri set olarak basma hakkı olmadığını, FSEK m.52 gereği devre konu hakların tek tek gösterilerek sözleşmede yer alması gerektiğini, yoksa tüm telif haklarının devri şeklindeki bir sözleşme hükmünün geçersiz olduğunu, mezkur sözleşmelerde de hakların tek tek gösterilmediğini, bir bütün olarak yer aldığını, Davalı tarafa Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üzerinde vekalet ücreti verilmiş olup yerel Mahkeme kararının ayrıca bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davacı tarafa ait olduğu iddia edilen eserlerin davalı tarafından izinsiz kullanımı iddiasıyla maddi-manevi tazminat talebine ilişkindir. Davaya konu kitapların FSEK 1/B maddesi kapsamında eser vasfını haiz oldukları; davacının ise eser sahibi olduğu dosya kapsamındaki delillerle sabittir. Dosyaya sunulu dört adet yayım sözleşmesi bulunmakta olup, dava konusu uyuşmazlıktaki ..., ..., ... ve ... isimli kitapların çocuklara yönelik hazırlanmış masallar olduğu, dava konusu uyuşmazlıkta davaya konu kitaplarda ve kitaplarla ilgili sözleşmelerde yazar olarak davacının adının belirtilmesi dikkate alındığında davacının davaya konu eserlerin FSEK 11'deki karine çerçevesinde eser sahibi olduğu, dava konusu uyuşmazlığın yayım sözleşmesinden kaynaklandığı, dosyaya mübrez sözleşmelerin ilgili hükümleri incelendiğinde; adı geçen eserlerin açıkça belirtildiği, ''... Gıda Tic. Ve San. A.Ş. belirtilen eser hakkında istediği tasarrufu (işleme, yayma, çoğaltma, hertürlü ortamda kopya etme, temsil vb.) süresiz ve baskı sayısı sınırsız şekilde yapmaya yetkilidir. 3.Bu eser, hazırlayan tarafından mesai saatleri içerisinde meydana getirildiğinden tüm hakları ... Tic. Ve San. A.Ş.' ye aittir. Bunun neticesi olarak hazırlayan her ne nam altında olursa olsun herhangi bir talepte bulunmayacaktır. 4.Sözleşme eserin tüm nüsha ve baskılarını kapsamakta olup, ... Gıda Tic. Ve San. A.Ş. tasarrufları kendi tayin ettiği miktarda yapar. 5.Hazırlayan, eserin tümü veya bir bölümünü başkasının kullanımına devretmediğini veya kendisi başka yerde kullanmadığını kabul ve taahhüt eder. 6.Eserin tümünün veya bir bölümünün başkasının kullanımına devri veya hazırlayan tarafından başka yerde kullanılması mümkün olmayıp aksi bir durum ancak ... Gıda Tic. Ve San. A.Ş.'nin inisiyatifi ya da yazılı izni ie mümkündür.'' denilmek suretiyle davacının davaya konu kitaplar üzerindeki mali haklarını FSEK'in 48.maddesi gereğince yazılı, sınırsız ve süresiz olarak davalıya devrettiği, bu nedenle mali hak taleplerinin yerinde olmadığı, zira FSEK'in 18/2 maddesinde; “aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça; memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılır. Tüzel kişilerin uzuvları hakkında da bu kural uygulanır". düzenlemesinin yer aldığı, bağımlılık ilişkisi devam ederken yaratılan bir eser üzerindeki mali hakları kullanma yetkisinin, bu bağımlılık ilişkisi sona erdikten sonra da eser sahibine avdet etmeyeceği, mali hakları kullanma yetkisinin yine eser sahibini çalıştıranda kalmaya devam edeceği, bu çerçevede de davacının davaya konu mali hak ve telif bedellerinin yerinde olmadığ, davacının FSEK 14, 15 ve 16.maddelerinde düzenlenen manevi haklarının ihlali ile ilgili de bir delil bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 10/12/2021 tarih ve 2021/354 E., 2021/249 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024