T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/509 Esas
KARAR NO: 2026/806
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 10/01/2024
NUMARASI: 2022/118 E. - 2024/13 K.
DAVANIN KONUSU: Tecavüzün Tespiti İstemli
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının... markasını meşru amacı olmaksızın, markaya tecavüz teşkil eder şekilde hukuka aykırı olarak kullandığı, davalının ithal ettiği ve üzerinde... markasını taşıyan 100 adet airbag kapağı cinsi ürünün değiştirildiği, müvekkil tarafından üretilen orijinal hallerinden farklı şekilde kullanıldığı, parçalara ayrıldığının tespit edildiği müvekkil tarafından üretilen orijinal airbag ürünlerinin uzun süreçlere dayanan güvenlik testlerinden geçirilerek, hava yastığı mekanizmasının en sağlıklı şekilde çalışmasını sağlayacak parçalar bütünü olarak üretildikleri, airbag sistemlerinin niteliği gereği tüm araç modelleri için ayrı olarak tasarlanmakta ve parçalara ayrılmaksızın bir bütün halinde satışa sunulduğu, davalıya ait ürünler incelendiğinde parçalara ayrıldığı, airbag kapaklarının bütünden ayrıştırıldığı ve bu haliyle ürün değiştirilerek piyasa sunulmaya çalışıldığı, bununla birlikte hava yastığı sistemleri her bir model için o araca özel koruma sistemleri içerdiğinden ürüne ait parçaların sökülerek farklı modelde veya farklı yıllarda üretilmiş aynı model araçlarda kullanılmasının hava yastığı sistemini çalışmaz hale getirebileceği, davalılara ait ürünlerin müvekkil tarafından üretilen airbag ürünlerinden sökülen orijinal parçalar olması halinde dahi... markasını taşıyan ürünlerin değiştirilmesi ve kötüleştirilerek kullanılması 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca tecavüz içeren ve marka sahibinin engellenmesini talep edebileceği eylemler arasında olduğu, davalıya ait ürünler ile müvekkil tarafından üretilen ürünler karşılaştırıldığında, davalının ürünlerde yarattığı değiştirme ve kötüleştirme şüpheye yer olmayacak şekilde tespit edildiği, ürün üzerinde yapılan değiştirme ve kötüleştirme eylemlerinin yanı sıra, ambalaj üzerinde yapılan değişiklikler de marka hakkına tecavüz olarak kabul edildiği, müvekkile ait airbag ürünler, her bir araç için özel ve ürün niteliğine uygun olarak üretilmiş, ürünlerin birbirine teması engellenmiş ve müvekkilin markasını taşıyan güvenli ambalajlar içerisinde satışa sunulduğu, oysaki davalı müvekkile ait ambalajlarda da değişiklik gerçekleştirmiş ve tüm airbag kapaklarını tek bir kutu içerisinde ve korunaksız şekilde birlikte muhafaza ettiği, nitekim ürünlerin orijinal ambalajında da, fotoğrafta da görüldüğü üzere... logosu bulunduğu, izah edildiği gibi airbag cinsi ürünlerin bir kısım parçalarını sökmek suretiyle ürünü değiştirmiş ve aynı zamanda kötüleştirdiği, nitekim davalının satışa sunduğu... ibareli bu airbag kapaklarının iç aksamlarının sökülmüş olduğundan değiştirmenin var olduğu tartışmasız olduğu, bununla birlikte, eksik parçalardan oluşan bu ürünlerin araçlarda kullanılması halinde airbag sistemlerinin doğru şekilde çalışmaması ve buna bağlı olarak araçların güvenlik önlemlerinin eksik kalması sonucunu doğacağı, kaldı ki müvekkile ait ürünler yüksek kalite standartlarında üretilmekle birlikte her bir ürün yönünden özel saklama koşulları ve müvekkil şirket mühendislerince belirlenmiş ürün ömürleri mevcut olduğu, davalı tarafından parçalara ayrılan ürünlerin hangi koşullarda muhafaza edileceği belirsiz olduğu gibi bu ürünlerin kaç yıl süreyle muhafaza edildikten sonra tüketiciye ulaşacağı da bilinmediği, uygun saklama koşulları sağlanmadan yahut saklama ömrü bittikten sonra kullanılacak ürünler hava yastıklarının sağlıksız şekilde çalışmasına neden olacağı, davalının eyleminin aynı zamanda kötüleştirme sonucu doğurduğunu gösterdiği, nitekim davaya konu ürünlerin perte ayrılmış ya da ikinci el bir araçtan sökülmüş olma ihtimalinin de mevcut olduğu, ülkemize kıyasla Avrupa'nm birçok yerinde araç ve yedek parça daha uygun olduğundan, o ülkede kullanım ömrünü tamamlamış ürünlerin bu şekilde ithali, bunun sıfır olduğuna inanan tüketiciyi de yanıltmakta, bu surette yanılan tüketicinin markaya olan güveni sarsıldığını belirterek davalı tarafından yapılan , müvekkilin marka hakkına yönelik tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, refi ve devam edenler yönünden men'ine, ürünlere öncelikle teminat sız şekilde tedbiren el konulmasına ve kararın ifası için .... Gümrük Müdürlüğüne bildirilmesine, dava konusu ürünlerin yargılama neticesinde masrafları davalıdan karşılanarak imhasına, davalı aleyhine verilen kararın masrafı davalıdan karşılanarak bir tirajı yüksek gazetede ilanına, yargılama süresince dava konusu ürünlerin .......Gümrük Müdürlüğü nezdinde muhafazasına ilişkin doğacak tüm giderler ve iş bu davada oluşacak yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu malların orijinal olduğunu, ürünlerin davalı tarafından orijinal olarak sipariş edilmiş olup henüz zilyetliğine dahi geçmediğini, eline geçmeyen ve hatta 6102 sayılı TTK m.23/1-(c)'de yer alan iade hakkı ve fatura itiraz haklarına rağmen malın ayıplı ve bozulmuş olması iddialarıyla sorumlu tutulmaya çalışıldıklarını, gümrük işlemleri sırasında tarafından ithal edilen mallara haksız bir şekilde el koyulduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/7096 E. Sayılı soruşturma dosyasında davalıya yönelik gerçekleştirilen hukuka aykırı eylemlerin ortaya çıkacağını, mahkemeniz dosyasına sunulan bilirkişi raporu çelişkili ifadeler içerdiğini, Orijinal bir malın ithal edilmiş olmasının marka hakkına tecavüzü oluşturmayacağını, iddiaları kabul etmemekle birlikte ürünlerde bozulma olmuş olsa bile davacı tarafın da dava dilekçesinde paylaştığı ve aslında lehine olan Yargıtay kararında bile ürünlerin bozulması açısından sadece ithal etmek eylemi hukuka aykırı görülmediğini, malların orijinal olduğunu ve ürünler üzerinde herhangi bir kötüleştirme ve değiştirme işlemleri yapılmadığını, SMK nun 152. Maddesi'ne göre bu somut durumun oluşabilmesi için ürünün değiştirilerek veya kötüleştirilerek satışının yapılmasının gerektiğini, Marka hakkı, tükenme ilkesi nedeniyle, marka sahibine ürünün piyasadaki dolaşımını denetleme konusunda bir tekel hakkı vermediği gibi malın nihai alıcıya intikal etmesine kadar geçecek zaman zarfında yapılacak alım satımları ve bunların koşullarını düzenleme ve mallarla ilgili işlemleri yasaklama yetkisi vermeyeceğini, tek satıcılık sözleşmesinin paralel ithalata engel olamayacağını, TTK ve marka hukuku kapsamında oluşmuş marka hakkı ihlali sebebiyle haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz şartları oluşmadığını, dayanaktan yoksun olan iddialarla açılan davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesin kararıyla; ... davaya konu şekliyle satışa sunulmadığı, set olarak piyasaya sürülmemesi halinde oluşacak kazalarda kişilerin güvenliğini tehlikeye düşüreceği, bu durum dikkate alındığında davalı tarafın davacılara ait ürünleri SMK'nın 152/2 maddesi gereği değiştirme sayılacağından ve bu durumun SMK'nın 29. Maddesine göre marka hakkına tecavüz teşkil edeceği kabul edilerek davacıların marka hakkına tecavüz talepleri yönünden yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı, davalının tescilli markasından kaynaklanan haklarına tecavüz etmesinin aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu belirterek, haksız rekabetin tespitini ve önlenmesini de talep etmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/03/2022 tarihli, 2019/5189 Esas, 2022/1852 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı "Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak" şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, sınai mülkiyet hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de az önce zikrolunan hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta idi.
6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak," şeklinde düzenlenmiş olup, Kanun’un gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da, bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır.
Gerçekten de, sınai mülkiyet haklarının kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, davalının davacının davacı adına tescilli markaları taşıyan taklit ürünleri orjinalinden farklı olarak ithal etmesi eyleminin TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş, tüm bu gerekçelerle,
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,
1-Davalının davacı adına tescilli, "..." marka ve logolarını taşıyanesas unsurlu markaları taşıyan hava yastığı kapağı ürünlerini tek başına ithal edip piyasaya sürmesi şeklindeki eyleminin, davacının marka haklarına TECAVÜZ TEŞKİL ETTİĞİNİN TESPİTİNE,
Davalının davacının marka haklarına tecavüz teşkil eden eylemlerinin REF'İ VE MEN'İNE,
karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosya konusu olan ve "..." markası ile logolarını taşıyan hava yastığı kapaklarını ithal etmesi eyleminin ilk derece mahkemesi tarafından marka hakkına tecavüz olarak değerlendirilip ürünlere el konulmasına ve imhasına karar verildiğini, ancak mahkemenin haksız rekabet taleplerini reddetmesine rağmen marka tecavüzü yönünden verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin dosyadaki iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi gidermediğini ve gerekli kimyasal testleri yaptırmadığını, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmasında alınan raporda ürünlerin orijinal olduğunun ve tecavüz bulunmadığının açıkça saptandığını, hukuken marka hakkının tükenmesi ilkesi gereği orijinal ürünlerin piyasaya sunulmasından sonra marka sahibinin bu malların dolaşımına engel olamayacağını ve paralel ithalatın Yargıtay içtihatları ile korunan yasal bir hak olduğunu, müvekkilinin tek amacının orijinal ürün ithal etmek olduğunu ve ürünlerin sahte olduğuna dair hiçbir delil bulunmadığını, mahkemenin hiçbir somut gerekçe göstermeksizin ve eski raporun aynısı olan eksik bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurduğunu, ürünlerin müvekkiline henüz teslim bile edilmediğini, bu nedenle ürünler üzerinde değişiklik yapmasının fiziksel olarak imkansız olduğunu, SMK m. 152 anlamında bir "değiştirme" veya "kötüleştirme" fiilinin gerçekleşemeyeceğini, teslim alınmayan ve faturası tebliğ edilmeyen ürünler sebebiyle müvekkilinin sorumlu tutulmasının mantık kurallarına aykırı olduğunu, şayet ürünlerde bir bozulma varsa bunun müvekkili dışındaki üçüncü kişilerden kaynaklanmış olabileceğini ve bu durumda husumetin müvekkiline yöneltilemeyeceğini belirterek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davanın konusu marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi ile ürünlere el konularak imhası davasıdır.
Davacı tarafından, davalının ithal ettiği ve üzerinde... markasını taşıyan 100 adet airbag kapağı cinsi ürünün değiştirildiğini, müvekkili tarafından üretilen orijinal hallerinden farklı şekilde kullanıldığını, parçalara ayrıldığının tespit edildiğini, airbag sistemlerinin niteliği gereği tüm araç modelleri için ayrı olarak tasarlanmakta ve parçalara ayrılmaksızın bir bütün halinde satışa sunulduğunu, davalıya ait ürünler incelendiğinde parçalara ayrıldığı, airbag kapaklarının bütünden ayrıştırıldığı ve bu haliyle ürün değiştirilerek piyasa sunulmaya çalışıldığını, davalılara ait ürünlerin müvekkili tarafından üretilen airbag ürünlerinden sökülen orijinal parçalar olması halinde dahi... markasını taşıyan ürünlerin değiştirilmesi ve kötüleştirilerek kullanılmasının markaya tecavüz teşkil ettiğini ileri sürmektedir.
Davalı taraf dava konusu ürünleri, Bulgaristan'dan dava dışı... LTD isimli firmadan satın aldıklarını ürünlerin gümrükte bulunduğunu,ürünlerin orijinal olduğunu henüz gümrükten ürünleri teslim almadıklarını, orijinal bir malın ithal edilmiş olmasının marka hakkına tecavüzü oluşturmayacağını, belirterek davanın reddine talep etmiştir.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
13/07/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;"..., ..., ..., ... tescil nolu şekil, ... tescil nolu...+ şekil , ... tescil nolu...+şekil markalarının davacı şirket adına Türk Patent nezdinde tescilli olduğu, ... markasının 11.04.2019 tarihi itibariyle Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından ...TANINMIŞ MARKA olarak tescil edildiği, Dava konusu ürünlerin incelenmesinden 100 adet... logolu direksiyon/sürücü hava yastığının bulunduğu, bu ürünlerin 27’sinin açık diğer 73 adedinin koyu renkte olduğu, ürünlerin tamamının hava yastığı kısmının paketlendiği kısım boş ve sadece kapak olarak herhangi bir ek paketleme olmadan bir koli içerisinde tespit edildiği, her ürünün içerisinde bir kare kodlu etiket bulunduğu, konu ürünün kalıbının dikkatli ve özenli hazırlandığı ilgili parçanın hava yastığı sisteminin ön kısmında bulunması ve bu nedenle açılma anında plastik malzeme özelliklerinin önem teşkil ettiği dikkate alındığında konu ürünün orijinaline uygun olup olmadığının tam değerlendirilmesinin ancak ilgili ürün malzemesinin ve orijinal ürün malzemesinin akredite bir laboratuvarda yapılacak malzeme karekterizisyon testlerinden sonra tespit edilebileceği, diğer yandan davacı yanın araç markasının sahibinin dilekçesinde ilgili direksiyon/sürücü hava yastığı kapağı ürününün tek olarak satılmadığı ve hava yastığı ürünü ile bir bütün olarak paketlenerek satıldığı beyanı dikkate alındığında konu ürünün orijinal komplesine göre tasarım bütünlüğü anlamında değiştirildiğinin değerlendirildiği, Dava konusu ürünler üzerinde davacı adına ... no ile tescilli...+ şekil markasının aynen yer aldığı, hava yastıklarının davacının sözkonusu markasının tescil kapsamında yer alan 12. Sınıftaki “Araçlar, araç parçaları ve yedek parçaları” emtia grubuna dahil olduğu, Sözkonusu ürünlerin yapılan teknik incelemesinde davacı firmaya ait markasını taşıyan orijinal ürünlerden farklı olduğu,
Sözkonusu ürünlerin bu ürünlerden yararlanma ve karar verme aşamasında orta düzey bir bilincin üzerinde davranış gösteren bir tüketici kesimine hitap ettiği, gümrük müdürlüğünde tespit edilen ürünlerin bilgi düzeyi yüksek tüketici kesimi nezdinde dahi iltibasa neden olabilecek aldatıcı niteliklere sahip olduğu," belirtilmiştir.
20/12/2023 tarihli bilirkişi heyeti EK raporda özetle;"..., ..., ..., ... tescil nolu şekil, ... tescil nolu...+ şekil , ... tescil nolu...+şekil markalarının davacı şirket adına Türk Patent nezdinde tescilli olduğu, ... markasının 11.04.2019 tarihi itibariyle Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından ...TANINMIŞ MARKA olarak tescil edildiği, Dava konusu ürünlerin orijinal ürünler olmadıkları, davaya konu ürünler ve referans ürün üzerinde fiziki ve teknik incelemenin yapılması gerekebileceği; malzeme bileşimlerinin tespit edilebilmesi için FTIR analizi yapılması ve malzemelerin polimer yapılarının belirlenmesi için donanımlı bir teknik üniversite laboratuvar ortamında (... Üniversitesi Prof. Dr. ... ....... yapılacak analizler sonucunda ortaya çıkabileceği, Dava konusu ürünlerin kullanılmış veya çıkma tabir edilen ürünler olmadıkları, Dava konusu ürünlerin yurt dışında Bulgaristan’dan... LTD isimli firmadan satın alındıkları, Dava konusu ürünler üzerinde davacı adına ... no ile tescilli...+ şekil markasının aynen yer aldığı, hava yastıklarının davacının sözkonusu markasının tescil kapsamında yer alan 12. Sınıftaki “Araçlar, araç parçaları ve yedek parçaları” emtia grubuna dahil olduğu, Söz konusu ürünlerin yapılan teknik incelemesinde davacı firmaya ait markasını taşıyan orijinal ürünlerden farklı olduğu, Söz konusu ürünlerin bu ürünlerden yararlanma ve karar verme aşamasında orta düzey bir bilincin üzerinde davranış gösteren bir tüketici kesimine hitap ettiği, gümrük müdürlüğünde tespit edilen ürünlerin bilgi düzeyi yüksek tüketici kesimi nezdinde dahi iltibasa neden olabilecek aldatıcı niteliklere sahip olduğu" belirtilmiştir.
Somut olayda; Davacıya ait, ... markasının 11.04.2019 tarihi itibariyle Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından ... Tanınmış Marka olarak kabul edildiği, dava konusu ürünler üzerinde davacı adına ... no ile tescilli ...+ şekil markasının aynen yer aldığı, hava yastıklarının davacının sözkonusu markasının tescil kapsamında yer alan 12. Sınıftaki “Araçlar, araç parçaları ve yedek parçaları” emtia grubuna dahil olduğu, dava konusu ürünlerin incelenmesinden, 100 adet... logolu direksiyon/sürücü hava Yastığı kapağı olduğu, bu ürünlerin 27’sinin açık diğer 73 adedinin koyu renkte olduğu, ürünlerin tamamının hava yastığı kapağı olup herhangi bir ek paketleme olmadan bir koli içerisinde tespit edildiği, Bulgaristan'da mukim... LTD isimli firmadan ithal edildiği, davalı vekilince paralel ithalat ve marka hakkının tükenmesi ilkesi gereğince, orijinal ürünlerin ithalinin marka sahibi tarafından engellenemeyeceği ileri sürülmüşse de, davalı tarafın paralel ithalat iddiasının incelenmediği, ürünlerin ithal edildiği... LTD isimli firmanın davacının yetkili satıcısı olup olmadığı, yada bu ürünleri davacının yetkili satıcısından usulüne uygun şekilde temin ederek davalıya sattığının davalı tarafça ispatlanması gerektiği, bu hususta davalı şirket kayıtları ile gümrük ithalat belgelerinin incelenmediği görülmüştür. Bununla birlikte davacı tarafça dilekçelerinde, davaya konu kapakların hava yastıklarından ayrı olarak satılmadığı ileri sürülmüşse de, mahkemenin bu konuda araştırma yapmadan, beyanla yetinmesinin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Tüm bu nedenlerle mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğinden, davalı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2- İstanbul Anadolu .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../01/2024 tarih, 2022/.... E. 2024/.... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/05/2026