T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/462
KARAR NO: 2026/789
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 30/11/2023
NUMARASI: 2022/217 E. - 2023/328 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının ... numaralı ... + şekil markasının 43. Sınıfta "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, kafe ve bar hizmetleri" emtia ve hizmetlerinde tescilli sahibi olduğunu, davalıya ait davaya konu edilen ...numaralı ... ibareli marka ile ...numaralı "... ... ..." ibareli markaların davacı markasına benzer olduğunu, bu durumun karışıklığa sebebiyet verdiğini, ... üzerinde davacının gerçek hak sahibi olduğunu davacı markasının 30 yılı aşkındır kullanıldığını ve sektörde bilinen bir marka olduğunu, davalının bu bilinirlikten faydalanmak için davacı markasının benzer marka tescil ettirdiğini bu sebeple markanın tescilinin kötü niyetli olduğunu belirterek markanın yiyecek içecek sağlanması hizmetleri bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraf markalarının görsel olarak bakıldığında benzer olmadığını, yazılış şekli olarak farklı olduklarını davalı markalarının Türkiye'nin en büyük zincir restoranlarından olan ... grubunun markası olduğunu, davacı markasının ise sadece Ankara ilinde faaliyette bulunan bir marka olduğunu, taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin olmadığını, davacının davalı markasından faydalanma kastının olmadığını, ayrıca ... ibaresinin ...'da şehir olması ve yine davacı markasının tanınmışlık düzeyinde olmaması sebebiyle tecilinin kötü niyetli olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacının ... numaralı ... + Şekil ibareli markanın 43. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, davalı adına tescilli davaya konu ...numarası ile 43. Sınıfta ... ibaresi ile kayıtlı ve ...numarası ile 43. Sınıfta yine ... ... ... ibareli markaların davacı markasına benzer ve aynı sınıfta tescilli olması, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve kötü niyetli tescil iddiasıyla hükümsüzlüğünün talep edildiği, davalı tarafından 5 yıllık yasal süre yönünden itirazda bulunduğu ayrıca markaların da benzer olmadığı iddia edilerek davanın reddinin talep edildiği, mahkemece aldırılan 19/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda markaların benzerlik sebebiyle hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, diğer talepler yönünden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığının belirtildiği, buna göre tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, davacının ... numaralı ... + Şekil ibareli markanın 43. Sınıfta yer alan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, kafe ve bar hizmetleri" bakımından tescilli olduğu, davalının ise davaya konu ...numaraThe ... ..., ve ...numarası ... ... ... markaların 43. Sınıfta yer alan hizmetler bakımından tescilli olduğu, markalar sınıfsal olarak karşılaştırıldığında, davacı ve davalı markalarının ortak olarak yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri bakımından tescilli oldukları, kelimesel olarak markalar karşılaştırıldığında, hem davacı markasının tek başına ... ibaresinden oluştuğu, davalı markalarında yer alan ... ... ve ... ... ibarelerinin tanımlayıcı mahiyette olması sebebiyle davalı markalarının da esas unsurunun ... ibaresi olduğu bu yönüyle karşılaştırıldığında markaların ayniyet derecesinde benzer olduğu, bu sebeple ortalama tüketici nezdinde markaların tek bir kaynaktan doğmuş olacağı veya markayı kullananlar arasında temsilcilik veya yetkili bayii ilişkisi olduğu izlenimi uyandırabileceği bu durumun da karışıklığa sebebiyet verebileceği davacı markasının tescil tarihinin davalı markalarına göre daha önce olması sebebiyle davalının da davaya konu markayı davacının tescilinden önce kullandığına dair delil de sunulmadığından davacının iş bu dava konusu marka üzerinde davalıya göre üstün hak sahibi olduğu bu sebeple SMKnın 6/1.maddesi uyarınca markanın hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiği her ne kadar davalı tarafça ...numaralı marka yönünden hak düşürücü süre itirazında bulunulmuş ise de iş bu markanın tescilinin 20/06/2017 itibaren geçerli olduğu fakat markanın sicile 25/12/2017 tarihinde kayıt edildiği ve 31/01/2018 tarihinde bültende yayınlandığı, yayınlanma tarihi itibariyle dava tarihimiz olan 20/10/2022 tarihinde 5 yıllık süre dolmadığından bu yöndeki savunma ve taleplerin reddine karar vermek gerekmiş yine davacı markasının tanınmış marka olduğu iddia edilmiş ise de bilirkişi heyetince yapılan tespite göre davacı markasının tanınmış marka olmadığı yine kötü niyetli tescil iddiası yönünden de ... ibaresinin coğrafi bir yeri belirtmesi, ayırt edici bir marka olmaması, davalının markanın önüne ve sonuna ek getirmek suretiyle nispeten farklılaştırarak kullandığı, tarafların ticari faaliyet alanlarının da farklı şehirler olduğu düşünüldüğünde, davacı markasından haberdar olmayabileceği, bu sebeple marka tescilinde asıl olanın iyi niyet olduğu ve kötü niyeti iddia edenin ispat etmesi gerektiği düşünüldüğünde, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı bu sebeple SMK' nın 6/5 ve 6/9. Maddeleri uyarınca hükümsüzlük taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş fakat SMK' nın 6/1. Maddesi uyarınca hükümsüzlük koşulları oluştuğundan davanın kabulüne" karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Hükme esas alınan 19/07/2023 tarihli Bilirkişi raporunda ".... Davalı yana ait dava konusu ...kod numaralı '...' ile ...başvuru numaralı '... ... ...' ibareli markanın tescilli oldukları "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" bakımından SMK 6/1 hükmü kapsamında kısmen hükümsüzlükleri koşullarının oluştuğu..." yönündeki değerlendirmesi hatalı olup ilk derece mahkemesinin bu hatalı rapor doğrultusunda davanın kabulüne karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, Davacının söz konusu markasının mavi renkte olduğunu, Davacı tarafın Ankara'da bar/gece clubü şeklinde faaliyet gösteren canlı müzik yapan ... barı niteliğinde, damsız girilmeyen, alkol tüketiminin olduğu bir işletme olduğunu, davalı şirket ise kahve sunumu yapılan cafe/restaurant şeklinde faaliyet gösterdiğini, tarafların faaliyet alanları farklı olup hitap ettikleri müşteri portföyünün de birbirinden farklı olduğunu,
-Karıştırılma ihtimaline ilişkin değerlendirme yapılırken davacı taraf markasını gören ve okuyan ortalama dikkate sahip bir tüketicideki uyandırdığı intiba ile davalı müvekkili şirketin markası olan '...' ve '... ... ...' ibaresinin (görsel, kavramsal ve fonetik, kullanılan harfler ve oluşturulan şekil açısından) bıraktığı intibanın aynı olmadığını, Müvekkili şirket markası '...' ...çağrıştırıken, '... ... ...' markası ise ... vb yemeklerin yenildiği bir mekanı çağrıştırdığını, bütünlük değerlendirmesi yapılması gerektiğini,
-...'ın ... ilişkinlendirilerek kullanıldığı gözetilirse ayırt edici bir adlandırma olmadığı, bu nedenle davalı müvekkili şirket markası ile karıştırılma veya ilişkinlendirme ihtimalinin olmayacağını,
-Davalı müvekkili şirketin iptali istenen '...' ve '... ... ...' markasının, uygulamada, yine müvekkil şirketin esas faaliyetlerini yürüttüğü ana markası olan "..." ile kullanıldığını , markanın önüne ve sonuna ek getirilerek farklılaştırarak kullandığından ve tarafların ticari faaliyet alanlarıda farklı ve farklı şehirlerde olduğundan karıştırılma olmayacağını, Davacı tarafın söz konusu markasını Ankara ilinde kullandığına dair beyanı da , davacının Ankara ilinde sadece küçük bir müşteri çevresi içerisinde bilindiğini göstermekte olup, bu da tanınmışlık düzeyine ulaşmadığını gösterdiğini,
-davalı müvekkili şirketin adına tescilli ...ve ...numaralı '...' ve '... ... ...' ibareli markaların tescilli oldukları 43. Sınıf kapsamında "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesinin müvekkili şirketin markası üzerindeki tüm hakları sekteye uğratığını zararına yol açtığını bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkili markası "..." ile davalı tarafa ait "..." ve "... ... ..." ibareli markalar arasında benzer alıcı çevresine hitap etmeleri, benzer ihtiyaçları karşılamaları, hedef kitlenin aynı olması gibi özellikler dikkate alınarak bir iltibas tehlikesi oluştuğunu, aynı hizmet sınıfında tescil edilmiş olduğunu, markalar gıda sektörüne ilişkin faaliyetlerde kullanıldığını, müvekkili markasının Ankara'nın sınırlarını aşan bir üne sahip olduğunu, Türkiye genelinde bir tanınırlığa ve bilinirliğe ulaştığını, davalı şirket markalarında yer alan "..." ve "..." ibarelerinin markaların tescilli bulundukları 43. Sınıf kapsamında tanımlayıcı nitelikte ibareler olup ayırt ediciliğe herhangi bir katkı sağlamadığını, Marka Hukukunda Ülkesellik Prensibi geçerli olup tescil edilen bir marka ülke çapında koruma altında olacağını, "..." ibaresinin Amerika'da ayırt ediciliğinin olmayacağı kabul edilse dahi Türkiye'de çok az kullanılan spesifik bir kelime olması sebebiyle ayırt edici niteliğe sahip olduğunun kabulü gerektiğini, müvekkili tarafından "..." ibaresi 30 yılı aşkın süredir kullanılmakta olup 11 yılı aşkın süredir de tescille koruma altında olduğunu, ilgili sektörde maruf hale getirildiğini, davalı tarafça marka ibaresini oluşturan "..." kelimesine eklenen ibareler ile herhangi bir farklılaşma sağlanmadığından yine markaların ayırt ediciliğini de hiçbir suretle arttırmadığından istinaf isteminni reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, Davalı adına tescilli ...numaralı "..." ibareli marka ile ...numaralı "... ... ..." ibareli markaların davacı adına tescilli ... numaralı ... + şekil markasına benzerlik, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve kötü niyetli tescil iddiası ile 6769 Sayılı SMK' nın 6/1, 6/3, 6/5, ve 6/9. Maddeleri uyarınca hükümsüzlüğü taleplidir.
Mahkemece aldırılan 19/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı yana ait dava konusu ... kod numaralı “...” ibareli markanın ve 2021 156437 kod numaralı “... ... ...” ibareli markanın tescilli oldukları “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” bakımından SMK 6/1 hükmü kapsamında kısmen hükümsüzlükleri koşullarının oluştuğunun değerlendirilebileceği, Davalı yana ait dava konusu markaların SMK 6/3, 6/5, 6/9 hükümleri çerçevesinde hükümsüzlüğü koşullarının - oluşmadığı, davalı yanın marka başvurularında kötü niyetli olduğunun dosya Münderecatından anlaşılamadığına dair raporunu sunmuşlardır.
Markanın hükümsüzlük halleri SMK'nın 25/1. maddesinde düzenlenmiş olup SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, karıştırılma (iltibas) sebebine dayalı olarak SMK'nın 6/1 maddesi gereğince davalı markasının hükümsüzlüğünün talep edildiği, SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu daha önce yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil, karıştırılma ihtimali bulunması hükümsüzlük sebebi olarak düzenlenmiş olup tarafların markaları arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik olup olmadığının tespitinde işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği, yapılan incelemede, Davalı adına tescilli ...numaralı "..." ibareli marka ile ...numaralı "... ... ..." ibareli markaların bulunduğu, davacı adına tescilli ... numaralı ... + şekil markasına benzerlik nedeniyle davanın açıldığı, tarafların markalarının 43. sınıflar yönünden aynı sınıflarda tescilli ve kullanımda oldukları, taraf markalarındaki baskın ve ayırt edici unsurun davacı yönünden '' ...'' davalı yönünden '' ...'' ibaresi olduğu, şekil unsurundan ziyade kelime unsurunun baskın olduğu, markada öncelik ilkesi geçerli olup davacının tescilde önceye dayalı hak sahibi olduğu, kelimelerin aynı harflerden oluştuğu, okunuşlarının ayniyet derecesinde benzer olduğu, bütünsel olarak bakıldığında markaların görsel ve işitsel olarak benzer oldukları, Davalının markasındaki ''...'' , '' ...'' ve ''...'' ibarelerinin tanımlayıcı ifade olmakla markaya ayırt edicilik kazandırmadığı ve davalının markasını davacı markasından farklılaştırmaya yeterli olmadığı, '' ...'' ibaresinin ABD'de şehir olduğu, bu nedenle markaların anlamsal olarak farklı olduğu ileri sürülmüş ise de, davacının markayı grafik unsur içeren strilize yazım şekli ile 2011 yılında tescil ettirdiği, davalı tarafça bu ibareye ayırt edici ek eklenmeden aynı sınıfta tescil edildiğinde işletmesel bağlantı kurulabileceği, iltibasın gerçekleşeceği, aynı sınıf olan 43. sınıfta kullanılan tescilli markaların hitap ettiği ortalama tüketici açısından teknik bir bilgiyi gerektirmemesi nedeniyle, özel bir tüketici grubu ya da uzmanlık/ihtisas sahibi bir tüketici grubu olmadığından ortalama tüketicinin dikkat seviyesi gözetildiğinde davalıya ait markayı davacının seri markalarından birisi olarak düşünebilecekleri, böylece markalar arasında ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, SMK'nın 6/1. maddesi gereğince hükümsüzlük koşulunun mevcut olduğu, istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul ....... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../11/2023 tarih ve 2022/... E., 2023/..... K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/05/2026