T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/548 Esas
KARAR NO: 2026/768
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/12/2023
NUMARASI: 2022/182 E. - 2023/892 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 11/05/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. numaralı dosyasında dayanak 300.000,00 USD bedelli 20/11/2015 Tanzim Tarihli, 15/11/2019 Vade Tarihli Senet ile Kambiyo Senetlerine Mahsusu Haciz Yolu takip başlatıldığını, takip üzerine müvekkilinin banka hesaplarına ve malvarlığına haciz konulduğunu, müvekkilinin bu durumu bankamatikten para çekmek istediğinde haberdar olduğunu, müvekkilinin, davalı şahsı tanımadığını ve davalı ile aralarında herhangi bir borç alacak ilişkisinin de bulunmadığını, müvekkilinin davalı şahsa borcu olmadığı gibi takibe dayanak senetteki imzanın da müvekkiline ait olmadığını, davalının yapmış olduğu takibe ilişkin senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığına yönelik ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına da suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek öncelikle teminatsız yahut mahkemece takdir edilecek teminat mukabilinde olarak ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesine, takibin durdurulmasına karar verilmesine, davalının kabulü ile kötüniyetle açılan takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının kötü niyetli olarak süreci uzatmak istediğini, davacı tarafın imza ve parmak izinin kendilerine ait olmadığını iddia etseler de burada yapılacak tek şeyin imza ve parmak izi incelemesi olacağını, Balıkesir ili, ...ilçesi elektrik, su, doğalgaz, telefon, bankalar (..., ..., ..., ...), tapu müdürlüğü, vergi dairesi, belediye, evlilik cüzdanı, noter vs ilgili kurumlara yazı yazılarak imza örneklerinin ve mahkeme huzurunda da parmak izinin alınarak adlı tıp kurumundan imza ve parmak izi incelemesi yaptırılması gerektiğini belirterek kanunda açıkça belirtilen sebeplerden yoksun ve mesnetsiz iddialar üzerine temellendirilmiş davanın reddine, %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...davacının imza örneklerinin mahkeme huzurunda alındığı, bono tanzim tarihinden önceye ve sonraya ait yeterli sayıda imzaların bulunduğu belge asıllarının celp edildiği, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda Büyüteç, Stereo Mikroskop ve Laboratuvar ortamında inceleme cihazları kullanılarak ve gerek dosya kapsamına ibraz edilen raporlar gerek davacı tarafından alınan uzman görüşünü içeren raporun da incelenerek teknik verilere dayalı olarak ATK kurul raporun oluşturulduğu anlaşılmış bu kapsamda yine davacı vekili tarafından dosya kapsamına mahkeme izni ile mahkeme duruşma salonunda daha önce uzman görüşü davacı vekilince dosya kapsamına ibraz edilen uzman ...'ın belgeler üzerinde inceleme yapılması yönündeki talebi savunma hakkının kısıtlanmaması için kabul edilmiş ve ibraz edilen 01.12.2023 tarihli uzman görüşü ile davaya konu senet üzerindeki imzanın davacı eli ürünü olmadığına dair görüş bildirildiği görülmüş, bu uzmanın duruşmada dinlenilmesi yönündeki isticvap talebi ise dosya kapsamına bir katkı sağlamayacağı düşüncesi ile yerinde görülmeyerek reddine karar verilmiştir. Anılan durum karşısında imzası inkar edilen senedin takibe konulduğu iddiasında bulunan davacının bu iddiasını kanıtlayamadığı, dava konusu senedin kambiyo senedi vasfında olup sebepten mücerret olduğu ve davacının söz konusu senet nedeniyle borçlu bulunmadığını kesin delille ispat yükü altında bulunduğu gözetilerek ve ispat yükü kendisinde bulunan davacının davasını ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış İİK md 72/4 uyarınca alacağın %20 oranı tazminata" hükmedilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Dava konusu sahte senetteki hiçbir yazı karakteri(davacının isim ve soyismi dahi) davacıya ait olmamakla birlikte dosyadaki diğer rapor sonuçları da göz ardı edilerek usulsüz şekilde hazırlanan ATK raporları ile davacıya ait olmadığı çıplak gözle dahi anlaşılmakta olan imzanın davacıya ait olduğu kabul edilerek büyük bir hukuksuzluğun yaşanmasına neden olunduğunu, davacı müvekkilinin imzası "isim soy ismi ile bunun altına attığı şekilden" ibaret olmasına rağmen sahte senetteki sadece şekil üzerinden usulsüz bir imza incelemesi yapılarak ve diğer tüm somut deliller ile davalının hayatın olağan akışına açıkça iddiaları göz ardı edilerek yargılamanın sonuçlandırıldığını,
-Senetteki imzanın davacıya ait olmadığı hususunun ATK haricinde mahkemece alınan diğer bilirkişi raporları ile de ortaya konulduğunu, davanın konusu sadece imza incelemesi davası olmayıp , dava konusu senedin tamamen sahte olarak tanzim edildiği ve bedelsizliği iddiasını da kapsadığından mahkemenin tüm yargılamayı sadece imza incelemesi üzerinden yapmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu,
-Mahkeme tarafından bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmediği gibi ATK Fizik İhtisas Dairesi İle Genişletilmiş Uzmanlar Heyetinden alınan raporların da hem şeklen hem de içerik olarak açıkça usulsüz olduğunu, genişletilmiş uzmanlar heyetinin de usulsüz şekilde toplandığını,
-dava konusu sahte senetteki imzaya ilişkin olarak davacı müvekkilinin talebi üzerine ilk önce sınırlı evraklar üzerinden grafolog Uzman... tarafından 01.12.2023 tarihli özel mütalaa alınmış olup alınan rapora göre imzanın davacıya ait olmadığının ortaya konulduğunu, mahkeme tarafından duruşmada verilen karar doğrultusunda Grafolog uzman Prof Dr ...den alınan 22.12.2022 tarihli detaylı bilirkişi raporuna göre de imzanın davacıya ait olmadığı hususu teyit edildiğini, davalının vaki itirazı üzerine ATK Fizik İhtisas Dairesinin vermiş olduğu 15.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda (heyet içerisinde tek bir grafolog olmaksızın... fizik mühendisi ve elektrik-elektronik mühendisi uzmanları) hiçbir gerekçe, görsellik , kıyas ve önceki raporlardan hangi sebeple ayrıştığına dair bir gerekçe sunulmaksızın imzanın davacının eli ürünü olduğu belirtildiğini, uzman olmayan ve hiçbir gerekçe belirtmeyen ATK Dairesi raporundan ötürü ATK uzmanlarının davacı müvekkili tarafından hemen savcılığa şikayet edildiğini, ATK raporlarında hangi resmi kurumdan gelen davacıya ait belgedeki emsal imzanın sahte senetteki imza ile benzerlik taşıdığında dair en ufak bir tespit ve açıklama yapılmadığını, ATK Fizik İhtisas Dairesinin uzmanları , görevin açıkça kötüye kullanılması suretiyle tanzim edilen rapordan ötürü davacı müvekkili tarafından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet edildikten sonra bu husus yerel mahkemeye bildirilerek imza incelemesi için dosyanın ATK Genel Kurul Yerine Üniversiteler veya Emniyet -Jandarma kurumuna gönderilmesi talep edilmesine rağmen dava dosyasının usulsüz şekilde ATK ya sevk edildiğini savcılığa şikayet edilen ATK Fizik İhtisas Dairesi uzmanların Genişletilmiş Uzmanlar Heyetine katılma zorunluluğu olmamasına rağmen dahil oldukları ATK Genişletilmiş Uzmanlar tarafından verilen 04.08.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre de ilk raporda olduğu gibi hiçbir görsellik ve veri kıyaslaması yapılmaksızın ve önceki raporlara neden itibar edilemeyeceğine dair bir gerekçe barındırmaksızın matbu bir ifade ile imzanın davacının eli ürünü olduğu ifade edildiğini, mahkeme ATK heyet raporuna göre karar verecekse bile Genişletilmiş Heyetin içinde şikayet edilen uzmanların olmadığı ve konusunda uzman(grafolog) kişilerden oluşan bir heyetten gerekçeli ve denetime elverişli olan rapor tanzim edilmesi için dosyayı ATK göndermesi gerektiğini, Mahkemenin, ATK Genişletilmiş Uzmanlar Heyetinin İmza inceleme bakımından son merci olduğu yönündeki hatalı düşüncesi kabul edilse dahi Genişletilmiş Uzmanlar Heyetince verilen raporun denetime elverişli olmadığını, ATK 'da görevli fizik uzmanları tarafından keyfi şekilde tanzim edilen bilirkişi raporları ile hem eldeki dava hem de savcılık soruşturmasının kapatılmasına neden olunduğunu, ATK Genişletilmiş Uzmanlar Heyeti tarafından verilen rapor ATK kurumu içerisinde son inceleme mercii olması bakımından kesin olduğunu ancak mahkeme açısından bir bağlayıcılığı olmadığını,
-uzman grafolog tarafından hazırlanan 01.12.2023 tarihli 24 sayfalık bilirkişi raporuna hiçbir şekilde itibar edilmediğini, raporlar arasında açık çelişki bulunduğunu,
-Davalının dava konusu senete ilişkin olarak alacaklı olduğu yönündeki iddialarının savcılık soruşturmalarında ortaya çıkan delil ve tespitler ile davalının emniyet ifadesi karşısında hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, 2019 ve 2021 yıllarında davacıya karşı gerçekleşen suç teşkil eden olayların şüphelileri ile eldeki davanın davalısı olan şüpheli ... arasında irtibat olduğu gibi, her üç sahtecilik ve usulsüz para transferini gerçekleştiren her olayın şüphelisi ile eldeki davanın davacısı ...’ın kayın biraderleri arasında HTS kayıtları ile ortaya konulan icra takip tarihlerindeki yoğun iletişim kayıtları tespit edildiğini, Davacı müvekkili ...'ın , hiç tanımadığı her üç olayın şüphelileri hakkında savcılık ve dava süreçlerini yönetiyor iken sözde davacı damatlarına manevi destek amacıyla davacı ile birlikte hareket eden ve hatta savcılık şikayetleri için davacı ile birlikte adliyelere kadar gelen davacının kayın biraderlerinin icra takip öncesi, icra takip tarihi ve sonrasında eldeki davalı ve vekili ile yoğun irtibat halinde olduğunun ortaya çıktığını, ilk iki olay için yeni delil sebebiyle ...Savcılığı tarafından yeni soruşturmalar başlatıldığını, olay şüphelilerinin verdiği yeni ifadelerinde suçlarını ikrar ederek aynı eldeki dava dosyasındaki olduğu gibi 2021 yılına ait dosyada da ibraz edilen davacıya ait parmak izi ile imzasını taşıyan belgenin sahte olarak tanzim edildiği sabit hale geldiğini, Davalı taraf her ne kadar 2019 ve 2021 yıllarına ait soruşturma dosyalarının eldeki dava konusu senet ve olayla ilgisinin bulunmadığını ifade ediyorsa HTS kayıtlarına dair davacı müvekkili tarafından alınan özel mütalaa karşısında davalının beyanlarına itibar edilemeyeceğini, davacı müvekkiline karşı davacının kayın biraderleri ve eşinin organize etmesi suretiyle davacının banka hesaplarından 2019 ve 2021 yıllarında üçüncü kişilerin banka hesaplarına usulsüz şekilde para transferlerinin yapıldığı ve ayrıca da eldeki dava konusu sahte senedin tanzim edildiğini, 2019 ve 2021 yıllarında davacıya karşı işlenen ve takipsizlikle sonuçlanan bu suç teşkil eden olaylardan sonra eldeki davaya konusu sahte senetten ötürü yürütülen soruşturma dosyasına konu HTS kayıtları ile diğer delillerin değerlendirilmesi neticesinde bu iki olayın savcılık soruşturmaları yeniden açılarak davacının kayın biraderleri ile eşinin şüpheli olarak ifadeleri alınmış olup şüpheli şahısların tevil yoluyla suçlarını ikrar ettiklerini, Dava konusu sahte senet için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve kyok ile sonuçlanan soruşturmanın yeniden açılması için 2019 ve 2021 yıllarına ait şüphelilerin vermiş olduğu deliller gerekçe gösterilerek başvuru yapıldığını, 2019,2021 ve eldeki davanın davalısı arasında ortaya çıkan HTS kayıtları ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde her üç suç teşkil eden olayın, davacının kayın biraderleri tarafından organize edildiğini açıkça gösterdiğini, yeni delil sebebiyle kyok kararının kaldırılması amacıyla davacı tarafından yapılan başvurunun sonucunun beklenilmesi gerektiğini, yeni delil sebebiyle ...C. Savcılığı tarafından 2023/9131 numarası ile yürütülen savcılık soruşturmasında hesabına para giden şüphelinin yeni ifadesi karşısında Davacı müvekkiline karşı 2021 yılında işlenen 692.000-TL'lik usulsüz para transferinin ve buna hukuki görünüm kazandırmak için aynı bu olaydaki gibi davacı müvekkilinin parmak izini ve imzasını taşıyan yazılı sözleşmenin içeriğinin tamamen sahte olarak tanzim edildiği ve esasında soruşturmanın başında verilen ifadedeki gibi bir taşınmaz alım satım işi olmadığı ve sözleşmenin de taraflar arasında hiç yapılmadığının anlaşıldığını, açıklığa kavuşan 2021 yılına ait sahte para transferi olayından sonra iş bu kez de 2019 yılında davacı müvekkilinin banka hesabından usulsüz şekilde yapılan 35 bin TL para transferinden ötürü ortaya çıkan HTS ve diğer kayıtlar sebebiyle yine davacı müvekkilinin eşi ve kayın biraderlerinin şüpheli olarak ifadesinin alınması neticesinde bu olay bakımından da davacının eşi ve iki kayın biraderi suçlarını örtmek amacıyla tevil yoluyla verdikleri ifadelerinde bu olayların bilgileri dahilinde yapıldığını söyleyerek bu olayın da taraflarınca yapıldığını ortaya koyduklarını,
-Davalı şahıs emniyet ifadesinde okuma yazması bulunan davacının parmak izinin davacıya güvenmemesi sebebiyle senede alındığı ifade etmişse de bu beyanı da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacıya güvenmeyen davalının nasıl oluyor da sözde 2015 yılında ilk defa tanıştığı davacıya 300 bin USD'yi elden verebildiğinin anlaşılamadığını, senetteki davacının isim ve soyisminin bile davacı tarafından yazılmamışken davalının bu iddiasının dinlenmesinin mümkün olmadığını,
-ATK raporlarının açıkça usul ve yasaya uygun şekilde tanzim edilmedikleri ve ayrıca da ATK Genişletilmiş Heyetinin usule aykırı şekilde toplanmasına ve rapor tanzim etmesi hususu mahkeme açısından bağlayıcılık taşımamasına rağmen mahkemenin bu çelişkili hususları başka bir kurumdan yeni bir rapor veya da ATK dan ek bir rapor talep etmesi şeklinde gidermemesi sebebiyle davacı müvekkilinin mahkeme heyetine olan güveni haklı şekilde zedelendiğini, davacıya karşı işlenen ve aydınlanan ilk iki adli olay gibi bu olayın da aynı kişiler tarafından organize edildiği açıkça anlaşılmasına rağmen tüm bu delillerin sadece mücerretlik ilkesi ile değerlendirme dışı bırakılmasının büyük bir hukuksuzluk örneği olduğunu, reddi hakim taleplerinin usulsüz olarak reddedildiğini,
-isticvap ve tanık dinletme taleplerinin de reddedildiğini, Dava konusu sahte olarak tanzim edilen veya hile ile imzalı boş şekilde ele geçirilen senedin , zorla ele geçirilen senet hükmünde olduğuna ilişkin tanık dinlenmesi gerektiğini,
-Davalı taraf, 07.03.2023 tarihli duruşmada davaya konu senedin 2015 düzenleme tarihinin gerçeğe aykırı olarak tanzim edildiğini ifade etmekle, senet bono vasfını kaybetmiş olduğundan, davalı tarafın alacaklı olduğunu ispat etmekle yükümlü olduğunu, Mahkemede görülen 07.03.2023 tarihli duruşmada davalı tarafın beyanı :".....müvekkil ...Amirliğinde verdiği 04/04/2022 tarihli ifadesinde bu senedin davacı tarafından müvekkile 2019 tarihinde verildiğini beyan etmiştir, bu nedenle mukayese imza örneklerinin belirttiğimiz yıllarında toplanarak yapılmasını talep ediyoruz, müvekkil tarafından para 2015 tarihinde verilmiş olmasına rağmen senet 2019 tarihinde davacı tarafından müvekkile verilmiştir" şeklinde beyanı bulunduğunu, Davaya konu senedin 2015 tarihinde düzenlenmiş olmasına rağmen davalı taraf emniyette ve mahkemede , senedin düzenleme tarihinin 2019 olduğunu ifade etmesi karşısında 2015 tarihli senedin bono olma vasfı kalmadığını, dava konusu bononun adi senet olarak kabul edilmesi gerektiğini, davalının 2015 yılında tatilde tanıştığını iddia ettiği davacıya yanında bulundurduğu 300 Bin USD yi nasıl verdiğini ve bugüne kadar nasıl kendisiyle iletişime geçtiğini veya da geçemediğini ispatlamak zorunda olduğunu, tüm nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf kötü niyetli olarak dosyayı uzatmak amacı ile elinden gelen her yola başvurduğunu,. Mahkemede ret sebebine ilişkin delil ve emare sunmaması, ret iddiasının yargılamayı uzatmaya yönelik olduğu anlaşılmakla ve mahkeme heyetinin reddi iddiasında soyut ya da somut herhangi bir olgu ya da emare ortaya konulmadığını, fotokopi evrak üzerinden uzman görüşü adı altında raporun dosyaya sunulduğunu, dosyaya rapor sunan ilk bilirkişi olan ... tarafından düzenlenen raporda dahi ''başlangıç hareketleri ile bitiş hareketlerinde farklılıklar, ara gramalarında kısmi benzerlikler görülmektedir.'' şeklinde rapor hazırlanmasına, Adli Tıp Kurumu ve Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporlarında imzanın davacıya ait olduğunu açıkça tespit edildiğini, delil olarak sadece özel mütalaa sunulduğunu, özel mütalaayı hazırlayan...'ın bilimsel olmaktan uzak değerlendirmelerle bu raporu hazırladığını evrak fotokopisi üzerinden ve mukayeseli imza örnekleri olmaksızın rapor hazırladığını, Davacının beyanlarından, davacı tarafın derdest bir boşanma davası olduğunu da öğrendiklerini, davacı tarafın huzurdaki davayı boşanma davası ile ilişkilendirme gayreti içerisinde olduğunu, davacı tarafın kurduğu senaryoya dava konusu ile alakasız bir takım hususları, Adli Tıp Kurumu ile taraf vekillerini bile dahil etmek ve bu yolla müvekkilinin alacağına kavuşmasını sürüncemede bırakmak niyetiyle hareket ettiğini, dosyaya sunulan Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu Raporunun kesin nitelikte olduğunu, rapor 30479 sayı, 15/07/2018 tarih, 4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 16.maddesi gereği kesin nitelikte olduğunu, Yargıtay Kararlarında da açıkça kayıt altına alınmış olduğunu, denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olduğunu, Savcılıkça senedin gerçek olduğu, senetteki parmak izinin de davacıya ait olduğu hususu kesin olarak tespit edilip karar altına alındığını, Davacı taraf senedin dahi şekil şartlarına uymadığını iddia etmiş ise de mahkemece bu talepleri dahi gerekçeli bir şekilde açıklanarak reddedildiğin, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava ve uyuşmazlık; davacının, ... İcra Müdürlüğünün ... E. numaralı dosyasında dayanak 300.000,00 USD bedelli parmak izi olan, 20/11/2015 Tanzim Tarihli, 15/11/2019 Vade Tarihli davalı senet alacaklısını hiç tanımaması, aralarında hiçbir kişisel ve ticari irtibat bulunmaması sebebiyle tüm unsurları sahte olarak tanzim edilmiş senetten ötürü borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptali amacıyla açılan menfi tespit davasıdır.
.... İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı takip dosyası ile keşidecisi ..., lehdarı ... olan 300.000-USD bedelli 20/11/2015 tanzim tarihli, 15/11/2019 vade tarihli Kambiyo senedine dayalı olarak varlığı ileri sürülen alacağın ödetilmesi istemiyle kambiyo senetlerine özgü takip yolu ile icra takibinde bulunulduğu tespit olunmuştur.
Bilirkişi Adli Tıp uzmanı Grafolog Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen 26/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda; İnceleme konusu senette ...'a atfen atılmış imzalar ile ...'a ait mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde ve bitiş hareketlerinde farklılıklar, ara gramalarında kısmi benzerlikler görüldüğü, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde; inceleme konusu belgedeki imzaların Mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 15/05/2023 tarihli raporunda; inceleme konusu senette ... adına atılı imzalar ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'ın eli ürünü olduğu belirtilmiştir.
Davacı vekilinin talebi üzerine Mahkemenin 20/10/2023 tarihli ara kararı ile HMK 293.maddesi kapsamında Mahkemenin duruşma salonunda Mahkeme Yazı İşleri Müdürü gözetiminde mahkememiz nezdinde kasada bulunan belge asılları üzerinde, davacı tarafından belirlenen ve Mahkememize daha önce 21/03/2022 tarihli Uzman Görüşü ibraz edilen Grafolog...'a yerinde inceleme yapma yetkisinin verilerek inceleme yapılmıştır. Davacı vekilinin 04/12/2023 tarihli dilekçesi ekindeki Grafolog... tarafından düzenlenen uzman görüşünde; inceleme ve bulgular neticesinde; inceleme konusu “SENET” belge ASLI ÖN yüzü üzerinde “...”a atfen atılı imzaların; “...”a ait mukayese belgelerindeki örnek imzalarına kıyasla aralarında gözlenen gerek yukarıda maddeler halinde belirtilen hususlar, gerekse grafolojik tanı unsurlarından tersim tarzı, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif,eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi yönünden de saptanan farklılıklara atfen ... ın eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.
Dosya kapsamına ibraz edilen 26.12.2022 tarihli rapor, Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 15/05/2023 tarihli raporu ve davacı vekilince dosya kapsamına ibraz edilen 21.03.2022 tarihli söz konusu imzaların ...'ın eli ürünü olmadığına dair rapor arasında çelişki olması nedeni ile dosyanın çelişkinin giderilmesi amacı ile yeniden Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine karar verilmiş olup, Adli Tıp Kurumu Başkanlığının genişletilmiş uzmanlar kurulunca yapılan incelemesi neticesi 04/08/2023 tarihli raporunda; İnceleme konusu senette atılı borçlu imzaları ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'ın eli ürünü olduğu hususunun kesin olarak belirtildiği görülmüştür.
Davaya konu .... İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı takip dosyasına konu keşidecisi ..., lehdarı ... olan 300.000-USD bedelli 20/11/2015 tanzim tarihli, 15/11/2019 vade tarihli Bono üzerinde keşideci imzasının bulunduğu bölümde iki adet parmak izi basılı olup, davacının okuma yazma bilmesi nedeni ile parmak izine yönelik bir inceleme mahkemece yaptırılmamış, İstanbul C. Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Büro kapsamında yürütülen 2022/51263 sor nolu dosya kapsamına ibraz edilen 17.11.2022 tarihli İstanbul Emniyet müdürlüğü Olay yeri inceleme şube müdürlüğü tarafından sunulan Vücut izi mukayese raporu ile davacıya ait parmak izi olduğunun bildirildiği görülmüş , İstanbul CBS 'nin 2022/51263 soruşturma sayılı dosyası ile verilen KYOK kararının İstanbul 6 Sulh Ceza Hakimliğinin 2023/8632 d.iş sayılı dosyası ile incelenerek 02.10.2023 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verildiği ve kesinleştiği görülmüştür.
Dava ve takip konusu senetler üzerinde imza incelemesi yapıldığı, Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları uyarınca Adli Tıp Kurumu imza incelemesi yönünden son merci olmadığı, Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan verilen raporların da kesin nitelikte olduğu ancak kesin delil olmadığı, dosyaya sunulu tüm raporlar incelendiğinde, Grafolog... tarafından hazırlanan uzman mütalaasının fotokopi belgeler üzerinde inceleme yapılması nedeniyle dikkate alınamayacağı, Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen 26/12/2022 tarihli rapor ile ATK raporunun çeliştiği, ve sonuç olarak çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan rapor alındığı ancak bu raporun çelişkinin giderilmesinde yeterli olmadığı, tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için Güzel Sanatlar Fakültesinden 3'lü bilirkişi seçimi ile bilirkişi heyetinden rapor alınması için dosyanın ait olduğu mahkemeye iadesine, sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2-İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../12/2023 tarih, 2022/.... E. 2023/... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/05/2026