T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/429
KARAR NO: 2026/762
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Tarihi: 26/02/2026 (Tarihli Ara Kara)
NUMARASI: 2025/228 E. -
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
TALEP: Mahkemesinde görülmekte bulunan Tespit (D.İş) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, davacı şirketin, ... markası altında uzun süredir faaliyet gösteren ve tescilli markalara sahip bir güzellik ve kozmetik ürünleri ürettiğini, “...” ibaresini kullanarak piyasaya sunduğu ... ürünü ile sektörde tanındığını, bu ibarenin yalnızca ürünün tanıtımı ve ambalajında değil, aynı zamanda dijital mecralarda ve reklam materyallerinde de davacı adına özgün ve ayırt edici biçimde kullanıldığını, davacının bu markayı yalnızca fiilen değil, hukuken de koruma altına aldığını; “...” ibaresi, türk patent ve marka kurumu nezdinde ....09.2024 tarihinde tescillendiğini, (ek-i tescil bilgileri) ilgili tescil başvurusunun kabul edilerek sicile kaydedilmesi ile birlikte, söz konusu marka 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleri kapsamında koruma altına alındığını, Karşı tarafın; “...” markası altında aynı ibare ile (“...”) birebir aynı amaçla sivilce tedavisinde kullanılan bir ürün ve satışını yaptığını, Söz konusu kullanım, davacının markasının aynısının veya benzerinin, aynı tür mal veya hizmetler üzerinde yetkisiz şekilde kullanılması anlamına gelmekte olup 556 sayılı KHK m.9 ve m.GI ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29. Maddesi kapsamında açıkça marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini belirterek; (EK-2:Söz konusu bantların
Görselleri) Delillerin ileride kaybolması ya da karartılması ihtimali bulunduğundan, ürün ambalajlarının, internet satış ilanlarının, sosyal medya paylaşımlarının tespiti amacıyla mahkemenizce delil tespiti yapılmasını ve kullanımın durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği anlaşıldı.
İlk Derece Mahkemesi'nin 08/09/2025 tarihli kararı ile; "İhtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile tedbir talep eden eden tarafından TEBLİĞ tarihinden itibaren 1 HAFTALIK KESİN SÜRE içerisinde, 50.000,00 TL teminat veya muteber bir bankaya ait kesin ve süresiz teminat mektubu Mahkememize depo edildiğinde;
2-Karşı tarafça ... markanın 03 ve 05. Sınıftaki emtia ve hizmetteki kullanımının yasaklanmasına, buna ilişkin her türlü ürün satış ve pazarlanmasının durdurulmasına,
3-Kararın görevli ve yetkili İcra Müdürlüğünce icrasına" karar verilmiştir.
İTİRAZ DİLEKÇESİ
İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/150 D. İş sayılı dosyasına sunulan 11.11.2025 tarihli ihtiyati tedbire itiraz dilekçesinde özetle; Müvekkili .... A, Ş., kişisel bakım ve kozmetik sektöründe hizmet veren ve “...” markası ile Türkiye genelinde en çok satılan kozmetik ürün markalarından olup hitap ettiği tüketici kitlesi nezdinde tanınmışlığa sahip bir firma olduğunu, müvekkili markalarının kozmetik sektöründe tüketiciler tarafından bilindiğini ve tercih edildiğini, talep eden nezdinde tescilli "..." ve "... ..." ibaresinin, müvekkili şirket tarafından izinsiz kullanıldığı iddiası ile tedbir talebiyle huzurdaki davanın açıldığını, müvekkili şirket tarafından haksız olarak kullanıldığı iddia edilen "..." ibaresi, doğrudan ürünün kullanım şeklini ve amacını tanımlayan, "tanımlayıcı" nitelikte bir ifade olduğunu, ingilizce olarak “lekeli - akneli bölgelerinin üzerine yapıştırılır” anlamına gelen bu ibare, ürünün fonksiyonunu ve kullanım biçiminin açıkça belirtildiğini, müvekkilinin eyleminin talep edenin markasından doğrudan veya dolaylı olarak ekonomik kazanç sağlama amacına yönelik olmadığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.5: "Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyeceğini, müvekkilinin, talep eden tarafından ihtiyati tedbir kararının icrası istenilmemesine rağmen, işbu dosyadan ve tanımlayıcı olarak kullandığı ibarenin tescilli marka olduğundan haberdar olur olmaz derhal gerekli iç kontrolleri gerçekleştirdiğini, söz konusu ibarenin kullanımına son vermiş ve bu konuda gerekli özeni gösterdiğini, bu durumun müvekkilinin kötü niyetli bir kullanım amacının bulunmadığını ve talep edenin markasından haksız bir yarar sağlama kastı taşımadığını açıkça ortaya koyduğunu, dolayısıyla; somut olay kapsamında "..." ibaresinin müvekkili şirket tarafından ürünün cilde yapıştırılarak kullanıldığını belirtmek amacıyla kullanılması, smk m. 7/5 kapsamında dürüst kullanım olarak değerlendirilmesi gerektiğini, aksi düşünülse dahi müvekkili şirketin piyasa değerinin tanınmışlığı ve markaların sektördeki öncü konumu göz önünde bulundurulduğunda, mahkemece ihtiyati tedbir kararı kapsamında konulan 50.000,00 TL teminat tutarının, olası zararların karşılanması açısından yetersiz olduğu da açık olduğunu, "... ..." ibaresi bakımından da Müvekkilin mal ve hizmet kullanımının yasaklanmasına karar verilmiş ise de müvekkili söz konusu ibareyi hiçbir şekilde kullanmamış olup talep edenin aksi yönde bir iddiası bulunmadığı gibi dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da aksi yönde değerlendirme bulunmadığını, bu nedenlerle itirazlarının kabulü ile ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi'nin 26/02/2026 tarihli kararı ile; İhtiyati tedbire itirazın REDDİNE" karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından verilen ihtiyati tedbir kararına karşı yasal süresi içinde itiraz edildiğini, esas davanın görüldüğü İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ön inceleme duruşmasında itirazları haksız şekilde reddettiğini, tedbir kararı veren mahkemenin kararın uygulanması için belirlediği bir haftalık kesin süre içinde davacı tarafça infaz ve icra talebinde bulunulmadığını, HMK m. 393 uyarınca süresinde infazı istenmeyen tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılması gerektiğini, bu nedenle mahkemenin "itirazın reddi" yerine "karar verilmesine yer olmadığına" dair hüküm kurması gerektiğini, müvekkilinin "..." markasıyla kozmetik sektöründe pazar lideri ve ödüllü bir firma olduğunu, davaya konu "..." ibaresinin İngilizce anlamı itibarıyla ... kullanım amacını belirten tamamen tanımlayıcı ve açıklayıcı bir ifade olduğunu, SMK m. 5 ve m. 7 uyarınca dürüstçe yapılan bu tür tanımlayıcı kullanımların marka sahibi tarafından engellenemeyeceğini, bilirkişi raporunun eksik inceleme içerdiğini, hükme esas alınamayacağını belirterek yerel mahkemenin ihtiyati tedbire itirazın reddine dair ara kararının kaldırılmasını ve haksız tedbirin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, marka hakkına tecavüzden kaynaklanan ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkiline ait “...” ve “... ...” ibareli markaların davalı tarafından izinsiz kullanıldığını, bu kullanımın marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek dava konusu ibarelerin kullanımının engellenmesi, davalı tarafından üçüncü kişilere devrinin önlenmesi ve marka hakkından doğan tüm hakların davacı aleyhine kullanılmasının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2025/150 D. İş sayılı dosyasında 08/09/2025 tarihli karar ile 50.000 TL teminat karşılığında ihtiyati tedbir talebinin kabulüne kararı verilmiş, davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının ise 26/02/2026 tarihli ara karar ile reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
HMK m.393/1 gereği , tedbir kararının, tefhim/tebliğden itibaren 1 hafta içinde uygulanmasının talep edilmesi gerekir, aksi halde tedbir kendiliğinden kalkar. Dosya kapsamına göre tedbir kararının davacı vekiline 22.09.2025 tarihinde tebliğ edildiği, 24.09.2025 tarihinde teminatın yatırıldığı belirtilerek gereğinin yapılmasının talep edildiği, ancak HMK m.393/2 gereği tedbir kararının uygulanmasının , kararı veren mahkemenin yargı çevresinde bulunan veya tedbir konusu mal ya da hakkın bulunduğu yer icra dairesinden talep edilmesi gerektiği, dosya kapsamında bu şekilde talepte bulunulduğuna dair delil bulunmadığı, diğer yandan HMK .397.maddesine göre ihtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar. Somut olayda esasa ilişkin davanın 07.11.2025 tarihinde açıldığı dolayısıyla ihtiyati tedbiri tamamlayan işlemlerin süresinde yerine getirilmediği bu nedenle tedbirin kendiliğinden kalkmış olduğu, konusuz kalan ihtiyati tedbir kararına itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken itirazın reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne 26/02/2026 tarihli ara kararın kaldırılmasına, İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2025/150 D. İş sayılı dosyasında 08/09/2025 tarihli tedbir kararı konusuz kaldığından bu karara yönelik itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,
2-26/02/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararı HMK’nın 393/1. maddesi uyarınca kendiliğinden kalkmış sayıldığından konusuz kalan İstanbul Anadolu .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2025/.... D. İş sayılı dosyasında ../09/2025 tarihli tedbir kararı konusuz kaldığından bu karara yönelik itiraz hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA
3-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
4-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının ileride haksız çıkan taraftan tahsil edilmesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-HMK'nın 302/5. maddesi uyarınca kararın tebliği ve harç tahsil işlemleri ile infazının yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
HMK'nın 353/1-b/2. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2026