T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2026/438
KARAR NO:2026/717
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:22/01/2026 tarihli ara karar
NUMARASI:2025/1089 E.
TALEP KONUSU:İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/04/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davalılar aleyhinde açılan işbu menfi tespit davasında, müvekkilim tarafından lehdar ... A. Ş.'ne keşide edilen ve zayi edildikten sonra davalıların eline geçerek lehtar adına sahte kaşe ve imza vaz edilmek suretiyle ciro edilerek bankaya ibraz edilen ... Bankası A.Ş. ... Şube'ye ait ... seri numaralı 23.09.2025 vade tarihli ve 2.000.000,00 TL bedelli çekin icra takibine konulmaması, konulmuş ise icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep etmiştir.
İHTİYATİ TEDBİR KARARI:İlk derece mahkemesi 2025/1089 esas sayılı, 04/12/2025 tarihli ara kararı ile; "1-İleride doğacak ve önlenemeyecek zarara yol açılmaması bakımından davacı vekilinin talebinin KABÛLÜ ile,
2- ... Bankası A.Ş. ... Şube'ye ait ...seri numaralı 23.09.2025 vade tarihli ve 2.000.000-TL bedelli çek yönünden yalnızca taraflar arasında hüküm ifade etmek kaydıyla ve dava konusu çek bedelleri üzerinden %15 oranında nakti teminat veya banka kesin ve süresiz teminat mektubu ibraz edildiğinde;
- İcra takibi başlatılmamışsa; İİK'nin 72/2. maddesi gereği dava konusu çeklerin icra takibine konu yapılmasının tedbiren durdurulmasına" karar vermiştir.
İTİRAZ DİLEKÇESİ:İhtiyati haciz kararına itiraz eden davalı .... Şti. vekili itiraz dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu çekin son hamili olup belirtilen çekin keşidecisi olan ... Şirketi ile arasında herhangi bir ticari ilişki olmadan çek ciro yolu ile müvekkile intikal ettiğini, imzaların istiklali ve mücerretlik ilkesi dolayısıyla müvekkile karşı şahsi defileri öne sürme olasılığı bulunmadığı gibi çekin yetkili ve meşru hamili olmaması sebebiyle de herhangi bir alacak iddiasında da bulunamayacağını, mahkemece verilen tedbir kararı dolayısıyla müvekkilinin alacağına ulaşması engellenmekte olup müvekkilinin mağdur olduğunu, açıklanan sebeplerle mahkemece verilen tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2025/1089 esas sayılı,22/01/2026 tarihli ara kararı ile; ''Davacının HMK'nın 390/3 maddesinde öngörülen yaklaşık ispat koşulunu sağladığı ve HMK'nın 389. maddesinde öngörülen tedbir şartları da mevcut olduğundan bununla birlikte dosya içine sunulan belge ve bilgilerden ihtiyati tedbirin şartları yönüyle herhangi bir değişiklik oluşmadığı, mevcut olan şartların varlığını sürdürdüğü anlaşılmakla davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına itirazının REDDİNE,'' karar verilmiştir.
İSTİNAF:Davalı .... Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece gerekçesi olmayan ve taraflarının dinlenilmeden verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması amacıyla itiraz ettiklerini, mahkemenin 22/01/2026 tarihli ara kararıyla ihtiyati hacze itirazlarının hiçbir gerekçe olmadan reddedildiğini,verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu çekin kendilerine 'muntazam ciro silsilesi ile intikal ettiğini', müvekkilinin iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğunu ve müvekkilinin çekin son ve meşru hamili olduğunu, imzaların istiklâli prensibi gereği her kişinin kendi imzasından sorumlu olduğunu, bir imzanın herhangi bir sebeple geçersiz olması halinde, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmeyeceğini, müvekkilinin çekte lehtar sıfatıyla bulunan ... A. Ş. adlı şirketin imzasının yetkiliye ait olup olmadığını bilme olasılığı olmadığı gibi bu imzanın salahiyetini araştırma yükümlülüğü de bulunmadığını, geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamayacaklarını, geçersiz bir imza sahibini bağlamayacağını ve ciro zincirini de koparmayacağını, davacının haksız ve kötü niyetli olarak İcra Mahkemesinde açtığı davanın yargılama sonunda reddedileceğini, mahkemece verilen tedbir kararı müvekkilinin alacağına ulaşması engellendiğini, bu sebeplerle müvekkili mağdur olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı mahkeme ara kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının mahkemece verilen hukuka ve maddi vakıaya uygun karara yönelik istinaf başvurusunda bulunduğunu, davalının iddialarının hukuka ve maddi vakıaya aykırı olduğunu, mahkeme kararında da isabetle tespit edildiği üzere, davaya konu olayda çeklerin çalındığı ve ciro imzalarının suça yönelik işbirliği içerisinde ve sahte olarak atıldığının açık olduğunu,HMK'nun 390. maddesindeki yaklaşık ispat şartının esasen yerine geldiğini belirterek davalının asılsız istinaf isteminin reddini talep etmiştir.
GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında, çek üzerindeki lehtar imzasının sahteliğine dayalı olarak keşideci tarafından açılan menfi tespit davasıdır.İlk derece mahkemesi tarafından davacının icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine karar verilmesi üzerine davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72/2 maddesi; ''İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.'' şeklinde düzenlenmiş olup HMK'nın 390/3. maddesi gereğince tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İlk derece mahkemesi tarafından, menfi tespit talebine konu çekler yönünden bedelsizlik ve hatır amacıyla düzenlenme iddiaları açısından dosyaya sunulan deliller itibariyle yaklaşık ispatın yerine getirildiği gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, mevcut dosya ve delil durumu itibari ile ihtiyati tedbir kararı verilmesi bakımından yaklaşık ispat koşulunun mevcut olduğu, ihtiyati tedbir ve teminata ilişkin kararların yargılamanın seyrine göre değiştirilmesinin mümkün olduğu da dikkate alındığında, tedbirin amaçlarına, usul ve yasaya, hak ve yarar dengesine göre, muhtemel zararlara karşılık makul oranda belirlenen teminat karşılığı ve ölçülülük ilkesine uygun olarak ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle, davalı .... Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/01/2026 tarih ve 2025/1089 E. sayılı ara kararına karşı, davalı .... Şti vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davalı .... Şti. tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3- Davalı .... Şti tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.30/04/2026