T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2026/448
KARAR NO:2026/716
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:30/01/2026 tarihli ara karar
NUMARASI:2025/917 Esas
TALEP KONUSU:İhtiyati Tedbir
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesi ile 23.01.2026 tarihli tedbir talepli dilekçesinde özetle; dava konusu çalınan çeklerden keşidecisi .... A.Ş. olan 05/09/2025 tarihli ...bank ... şubesine ait ... seri numaralı 219.500,00 TL bedelli çeke ilişkin davalı taraf haksız ve kötü niyetle İstanbul 35. İcra Dairesi ... sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, dava konusu çekler, 30/06/2025 tarihinde de Beylikdüzü Bölge müdürlüğünden şirket merkezine ulaştırılmak üzere kargoya teslim edilmiş olup, keşidecisi .... A.ş. olan 05/09/2025 tarihli ...bank ... şubesine ait ... seri numaralı 219.500,00 TL bedelli çek ve keşidecisi ... Şti. olan 15/08/2025 tarihli ...bank ... şubesine ait ... seri numaralı 16.000,00 TL bedelli çekin kargoya teslim edildiği esnadaki görüntüsünde keşideci dışında herhangi bir imza veya aval bulunmadığını, çeklerin davalı tarafından ibraz anındaki görüntüsünde ise ...' un avalimdir şeklinde imzasının bulunduğu ve her nasılsa müvekkil şirketin sahte kaşe ve imzasından sonra aynı kişinin yani ...'un .... ŞTİ. adına da imza atarak çeki davalı şirkete teslim edilmiş gibi gösterildiğini, davalı ile ...'un arasındaki Faktorıng Sözleşmesinin de 23/06/2025’te imzalanmış gibi düzenlediğini, zira 23/06/2025’te çek halen müvekkil şirketin Beylikdüzü Bölge Müdürlüğü'nde olduğunu, davalı taraf ile sözde müşterisi ...'un geçmiş tarihli evrak düzenleme suretiyle çalıntı çeki haksız biçimde tahsil etmeye çalıştıklarını, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde; davalının çeklerin çalıntı olduğunu bilerek, bu durumu gizlemeye yönelik olarak ...'un aval imzasını çekin ön yüzüne aldığını, keza ... ile sözleşme akdederek iyi niyetli üçüncü şahıs görüntüsü yaratmaya çalıştığını, bu suretle çalıntı çekleri haksız ve kötü niyetle tahsil etmeye çalıştığını belirterek, açıklanan nedenlerle; öncelikle müvekkilimizin mağduriyetini engellemek maksadıyla açılması muhtemel dava ve takipler ile İstanbul 35. İcra Dairesi ... sayılı icra takibinin işbu davanın kesinleşmesine kadar durdurulmasına dair öncelikle teminatsız, aksi kanaat halinde uygun bir teminat mukabilinde dava sonuna kadar ihtiyati tedbir kararına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının çalıntı çek iddiasının gerçeği yansıtmadığını, söz konusu çek alacaklı tarafından icra dairesine sunulmuş olup, yani fiilen tedavül halinde ve alacaklı elinde olduğunu, bu durumun çalıntı iddiasını çürüttüğünü, dava dışı kargo şirketinin kıymetli evrak taşıması yapmadığını, bu haliyle kargoda çalınma iddiasının soyut ve mesnetsiz olup, gerçeği yansıtmadığını, davalının çekleri kötüniyetli olarak ele geçirdiğini veya ağır kusurunun bulunduğunu, davacının ispat etmesi gerektiğini, davacının senedin ticari ilişkiye dayanmadığını iddiasının kambiyo hukukunun temel ilkelerine aykırı olduğunu, müvekkili şirketin davacı tarafından kendi cirantasına çekin iade edilip edilmediğini bilmemesinin mümkün olmadığı gibi bunu araştırmak yükümlülüğünün de bulunmadığı , dava konusu çekin taraflar arasında akdedilen sözleşme ile iksitap ettiğini, müşterisinin çekte ciranta olduğunu, davacı yan dava konusu çekin yetkili hamili iken kargoda kaybolma olayı sebebiyle rızası dışında elinden çıktığını ve müvekkili şirketin çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlama yükümlü olduğunu ; ancak buna yönelik herhangi bir kanıt sunulamadığını belirterek; dayanaksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2025/917 esas sayılı, 30/01/2026 tarihli ara kararı ile; "Davanın icra takibi yapıldıktan sonra açılan menfi tespit davası olduğu, davacı tarafından çeke dayalı başlatılan icra takibinin durdurulmasının talep edildiği, davacı tarafın çeklerin çalıntı olduğunu iddia ettiği ve buna ilişkin suç duyurusunda bulunulduğunun beyan edildiği, bu kapsamda dosya kapsamında henüz delillerin toplanmadığı, dosya kapsamı sunulan delillerin bu aşamada davacı taraf iddialarını yaklaşık olarak ispat hususunda yeterli olmadığı, davacının iddialarının ispatının yargılama gerektirdiği, dava konusu çeklerin illetten mücerret olması nedeni ile bu haliyle de davacı tarafın, ihtiyati tedbir talebinin yaklaşık ispat koşulları oluşmadığından REDDİNE" karar vermiştir.
İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, davaya konu birtakım çeklerdeki kaşe ve imza da müvekkili şirkete ait olmadığını, davaya konu çekler, 24 adet çek ile birlikte kargo esnasında çalındığını, müvekkilinin çeklerin çalındığının anlaşılması üzerine müşterilerle, bankalarla ve faktorıng şirketleriyle iletişime geçtiğini, çalınan çeklerin müvekkili şirketin kaşesi, imzaları ve faturaları taklit edilerek ... ve ... şirketlerinde kırdırılmaya çalışıldığı öğrenildiğini, bu konuda şikayet üzerine Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı 2025/74129 nolu soruşturma başlatıldığını, Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/794 E. sayılı dosyasıyla çek iptali davasında da ödeme yasağına ilişkin tedbir istediklerini, davalı çeklerin iktisabında iyi niyetli olmadığını, davalı tüm bu uyarı, ilan ve bildirimlerden haberdar olduğu halde ve ödeme yasağına rağmen çalıntı çeklere faktoring işlemi yaptığını, vadelerinde bankadan tahsil etmeye çalıştığını ve haksız icra takiplerini başlattığını, davalı ... A.Ş.'nin çekin sahteliğini ve çalıntı olduğunu bilerek alması ve icra takibi başlatması haksız menfaat temin etmeye matuf olup kötü niyetli olduğunu, faktoring şirketleri devir aldığı alacak, bir kambiyo senedinden kaynaklanıyor olsa bile alacağı doğuran temel ilişkiye ait fatura veya benzeri belgelerle bunu tevsik etmesi gerektiğini, çeklerde yazılı olan davalıyla ve cirantalarla müvekkilinin bir irtibatı bulunmadığını, ortada geçerli bir alacak ilişkisi bulunmadığından davacı faktoring şirketi çeki tahsile yetkili olmadığını, yasal mevzuat ve Yargıtay içtihatları uyarınca faktoring şirketi ile çekleri kendisine ciro eden arasında geçerli bir Faktoring Sözleşmesinin veya geçerli bir faktoring işleminin bulunup bulunmadığı hususlarının da araştırılması gerektiğini, dava konusu çekler üzerindeki ciro zinciri, birden fazla sahte imza nedeniyle hukuken kesintiye uğradığını, müvekkili şirketin imza sirküleri ve kaşe örnekleri incelendiğinde imza ve kaşelerin müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığının ortaya çıkacağını, Yargıtay içtihatları gereği ciro zinciri sahte imza nedeniyle kesilen bir çeke dayanılarak keşideciye veya önceki lehtara müracaat edilmesi mümkün olmadığını, çeklerin davalı tarafından ibraz anındaki görüntüsünde ...' un avalimdir şeklinde imzasının bulunduğu ve müvekkili şirketin sahte kaşe ve imzasından sonra ...'un .... ŞTİ. adına da imza atarak çeki davalı ... A.Ş.'ye teslim etmiş gibi gösterdiğini, davalı ile ... arasında Faktorıng Sözleşmesinin de 23/06/2025’te imzalanmış gibi düzenlenmesi de dikkat çekici olduğunu, davalı ... ile sözleşme akdederek iyi niyetli üçüncü şahıs görüntüsü yaratmaya çalıştığını, bu suretle çalıntı çekleri haksız ve kötü niyetle tahsil etmeye çalıştığı açıkça ortada olduğunu, yaklaşık ispat koşulları gerçekleştiğini, mahkemesinin yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermesi usul, yasa ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, müvekkili ulusal ve uluslararası ticari faaliyeti olan, tüm yurtta tanınan bir firma olup bankalar nezdinde de kredili işlemler yaptığını, dava konusu çeklere ilişkin takip başlatılması ihtimalinde müvekkili şirketin kredi ve finans işlemleri sekteye uğrayacağını, ticari faaliyeti büyük bir riskle karşı karşıya kalacağını, bu hacizler nedeniyle de müvekkili şirketin maddi manevi anlamda telafisi imkansız zararlara uğraması kaçınılmaz olduğunu belirterek müvekkili şirketin mağduriyetine mahal verilmemesi bakımından ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının kaldırılarak İİK m. 170 ve devamı maddeleri gereğince dava sonuna kadar açılması muhtemel dava ve takipler bakımından teminatsız veya aksi kanaat halinde uygun bir teminat mukabilinde dava sonuna kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbirin kanuni şartları, yaklaşık ispat oluşmadığını,mahkemenin çeklerin illetten mücerret olması ve yaklaşık ispat koşullarının oluşmaması nedeniyle verdiği ret kararı hukuka uygun olduğunu, "..." iddiası hayatın olağan akışına ve taşıma kurallarına aykırı olduğunu, çekler fiilen tedavülde olup zayi iddiası kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirket yetkili bir finansal kurum olup, iyiniyetli hamil konumunda olduğunu, müvekkili faktoring şirketi, çekleri devralırken bankacılık ve ticari teamüllere uygun hareket ettiğini, davacının “...” iddiası soyut olduğunu ve somut delillerle desteklenmediğinden davacının istinaf isteminin reddi ile mahkemenin tedbir ret ara kararının onanmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında, menfi tespit ve çekin istirdadı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davacının icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Somut olaya uygulanması gereken İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72/2 maddesi; ''İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.'' İİK'nın 72/3.maddesi ise; "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir" şeklinde düzenlenmiştir. Bilindiği üzere ihtiyati tedbir, geçici hukuku koruma niteliğinde olup davacı taraf HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca davanın esası yönünden haklı olduğunu yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Davacı taraf, dava konusu bir kısım çeklerde imza sahteliğine, bir kısım çekler yönünden ise kargoda çalınma iddiasına dayalı olarak TTK'nın 792. maddesi kapsamında çekin kötüniyetli iktisabına dayanmış ve icra takibinin tedbiren durdurulmasını talep etmiş olup imzanın iddia edildiği gibi sahte olup olmadığı, davalının çekin iktisabında kötüniyetli yahut ağır kusurlu olup olmadığı hususları yargılama sırasında tarafların sunacakları deliller ile tahkikat aşamasında tespit edileceğinden, mevcut aşamada icra takibinin tedbiren durdurulması talebi yönünden yaklaşık ispata elverişli delil durumunun bulunmadığı gibi çek, kambiyo senedi vasfında olmakla tedavül aracı olup iddiaların ispata muhtaç kalması durumunda, takip yapılmasının tedbiren durdurulması halinde hak ve menfaat dengesinin bozulmasına sebebiyet verileceği tespit edilmekle, icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yönün bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/01/2026 tarih ve 2025/917 E., sayılı ara kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.30/04/2026