T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/10
KARAR NO: 2024/281
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2014/76 Esas
KARAR NO: 2020/376
KARAR TARİHİ: 16/09/2020
DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 28/02/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkil ... Bilişim A.Ş'nin ticari faaliyetini sanal mağazalarla yaptığı iş ortaklığı sözleşmeleri çerçevesinde www...com ibareli internet sitesi üzerinden bir açık pazar alış veriş platformu aracılığı ile gerçekleştirdiğini, www...com internetten ürün satışı yapmak isteyen satıcılara online alışveriş platformu hizmetleri verdiğini ve satıcılar da platforma üye olarak platform aracılığıyla ürünlerini online olarak satışa sunduğunu, davalı şirket de müvekkil şirketin www...com sitesinde yer alan ve bir kısım foto aksesuarları satan bir sanal mağaza olduğunu, bu kapsamda müvekkileri şirket ile davalı şirket arasında satıcı iş ortaklığı ve ilan sözleşmesi mevcut olduğunu, davalı şirket, müvekkil şirketin www...com adlı internet sitesinde yayınlanan en uygun fiyat garantisi kampanyasına aykırı hareket ederek müvekkilleri şirkete kasten ve bilerek zarara uğrattığını, hatta bir kısım müşterilerle birlikte hareket ederek müvekkilleri şirketin dolandırdığını, davalı şirket yetkilileri hakkında Cumhuriyet Savcılığı nezdinde suç duyusunda bulunma haklarını ayrıca saklı tuttuğunu iş bu kampanya müvekkil şirketin www...com sitesi üzerinde yaklaşık 5.000 adet sanal mağaza ile birlikte tüketiciye en iyi fiyat vermek amacıyla başlatılmış ve bu kampanya ile yüzlerce iyi niyetli sanal mağaza, yüzbinlerce ürünü, on binlerce müşteriye en iyi fiyatla sunduğunu, hal böyle iken davalı şirket gibi sadece birkaç şirket bu kampanyayı haksız çıkar elde etmek elde edilmesini sağlamak üzere kötü niyetli kullandıklarını, 14 Kasım 31 Arlık tarihleri arasında yapılan işbu kampanya ile müvekkilleri şirketin www...com adlı sitesinde bir kısım ürünler en iyi fiyat garantisi işle satışa sunulduğunu, kampanya ile müvekkil şirket www...com adlı adlı internet sitesinde kampanya kapsamında satılan ürünlerle ilgili aynı marka, model, hizmet ve ödeme koşulları ile farklı bir web sitesinde o ürün için daha iyi fiyat bulan müşterilere aradaki fiyat farkının 11 katı değerinde hediye kuponu vermeyi taahhüt ettiğini, davalı şirket kampanya kapsamında satışa sunulan en iyi fiyat garantili foto aksesuar ürünlerini 1 gün içerisinde kasıtlı olarak 32,00-TL'den 62,00-TL'ye kadar yükselttiğini, ürün meblağı diğer web sitelerinin neredeyse iki katı tutarına kadar çıktığını, bunu tespit eden davalının yarattığı fiyat farkından kampanya koşullarına göre yararlanmak isteyen müşteriler ise müvekkil şirketin ciddi zarar etmesine neden olduğunu, davalı şirketin haksız fiilleri neticesinde dağıtılan 545 adet kuponun müvekkilleri şirkete verdiği zararın 149.647,00-TL olduğunu, anılan zararın giderilmesi için davalı şirkete Beşiktaş ... Noterliği'nin 19 Şubat 2014 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile başvurulmasına rağmen davalı şirketin bu zamana kadar herhangi bir olumlu adım atmayarak zararı tazmin etmediğini, davalının müvekkil şirket ile aralarındaki ticari iş ortaklığı kapsamında haksız ve hukuka aykırı eylemleri neticesinde müvekkilleri şirket nezdinde doğmuş olan 149.647,00-TL'lik zararın şimdilik 1.000,00-TL'lik kısmının zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizleri ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Taraflar arasında düzenlenen iş ortaklığı ve ilan sözleşmesinde, davacı şirketin www...com internet sitesi ile yürüttüğü ticari faaliyetin türü, niteliği, hak ve sorumlulukları açıkça düzenlendiğini, öncelikle iş bu davanın ne denli mesnetsiz olduğunu anlatabilmek için bu sözleşmenin maddelerine bakmak gerektiğini, davacı şirket, müvekkillerine kendi mecrasında mağaza açma ve ilan hakkı verme sorumluluğunda olduğunu, alıcılarla müvekkillerin ticari ilişkinden sorumlu olmadığını, ürünlerin fiyatının belirlenmesinde hiçbir tasarrufu olmayan davacının, kendi kendine, müvekkillerine ve diğer sanal mağaza sahiplerine haber dahi vermeksizin en uygun fiyat garantisi kampanyası düzenlemesi ticari basiretsizlik ve iş bilmezlikten başka bir niteleme ile açıklanamayacak bir durum olduğunu, davacı yanın bu kampanya ile ilgili olarak mecrasını sağladığı hiçbir sanal mağaza sahibi ile sözleşme yapmadığını, bir fiyat mutabakatı sağlamadığını üstüne üstlük haber dahi vermediğini, bu ticari başarısızlığının günah keçisi olarak da müvekkilleri gibi sanal mağaza sahiplerine karşı iş bu dava gibi pilot davalar açarak ya tutarsa hesabını yaptığını, yine sanal mağazada yayınlanan tüm ilanlar davacı şirketin onay ve kontrolünden geçmekte olduğunu, davacının açmış olduğu haksız ve hiçbir hukuki dayanağı olmayan davasının reddi ile taraflarında vekalet ücretine hükmedilmesini ve yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Taraflar arasında düzenlenen satıcı iş ortaklığı ve ilan sözleşmesi kapsamında, davalının davacıya internet üzerinden gerçekleştirilen satışlar gereğince sözleşmeye dayanarak davacının hak kazandığı ücretin 4.809,04-TL'lik kısmını ödemediği, davalının başka bir ihtilaftan dolayı davacıdan alacaklı olduğunu iddia ederek davacıya keşide ettiği Beşiktaş ... Noterliği'nin 19/02/2014 tarihli ihtarnamesinde 4.809,04-TL'nin cari hesaptan mahsup edilmesi ihtarında bulunarak davacıya 4.809,04-TL borçlu olduğunu kabul ettiğini, davalının ihtarname gereğini yerine getirmemesi nedeni ile hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğundan bahisle davalının itirazının iptaline %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının cari hesap alacağına ilişkin olarak açmış olduğu icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğu, davacı aleyhine İstanbul 16. ATM'de açılan davanın yapılan yargılaması neticesinde davacının haksız fiilleri ve davalının uğramış olduğu zararın tespit edileceği bu kapsamda sözleşmenin eki olan finansal ve özel çalışma şartlarındaki ilgili düzenlemeye uygun olarak ilgili dosyada tespit edilecek zarar miktarı akabinde cari hesaptan gerçekleştirilecek söz konusu mahsup işlemi doğrultusunda karar verilecek olup İstanbul 16 ATM'ce davanın kabulüne karar verilmesi halinde davacının alacağı olduğuna hükmedilmesi ve dolayısı ile itirazın iptaline karar verilmesinin hatalı olacağı, bu nedenle iş bu dava yönünden bekletici mesele yapılmasının gerektiğinden açılan davanın esastan da reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, "...Davacı yanın asıl dosya kapsamında, kasten ve hukuka aykırı eylem iddiası ile TBK'nın 49. maddesi ile TMK'nın 2. maddesi bağlamında dürüstlük kuralına aykırılık haline dayalı olarak maddi tazminat isteminde bulunduğu görülmüştür. Anılı yasal düzenlemeler gereğince sözleşme ilişkisi içerisindeki tarafların TMK 2. maddesi temelinde birbirlerine zarar vermemekle yükümlü oldukları gibi sözleşmenin 4.6 maddesinin de taraflara bu yükümlülüğü sarih bir biçimde betimlediği görülmüş olup bunun yanında haksız fiile dayalı bir borcun doğabilmesi için, hukuka aykırı bir fiilin bulunması, fiili işleyenin kusurlu olması, sonuçta bir zararın doğmasının gerekmesi, zarar ile işlenen fiil arasında da uygun nedensellik bağının bulunması gerektiği anlaşılmıştır. Bu noktada birden çok heyet marifeti ile alınan mali/ teknik ve sektör bilirkişi analizlerinin hukuki çerçevede tetkiki ile değerlendirme yapılmış olup dosya kapsamında toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi ve tüm dosya kapsamında edinilen vicdani kanaat neticesinde; ihtilafın kaynaklandığı ''En iyi fiyat garantisi'' isimli kampanyanın davacı tarafa ait olup, kampanya ile davacı şirketin kendisine ait internet sitesinde satılan ürünlerle ilgili aynı marka, model, hizmet ve ödeme koşulları ile farklı bir web sitesinde o ürün için daha iyi fiyat bulan müşterilere aradaki fiyat farkının 11 katı değerinde hediye kuponu vermeyi taahhüt ettiği, yanlar arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında (4. maddesi) web sitesi üzerinden yapılacak satışlarda davalı/satıcı ile alıcılar arasındaki sözleşmelerde tarafın, davalı/satıcı olacağı betimlenmiş olup davacı şirketin yalnızca internet sitesi ile satıcı ve müşterileri buluşturan mecra sağlayıcı pozisyonda olduğu anlaşılmıştır. Ticari ilişkinin mahiyeti bu çerçevede iken davacı web-site sahibinin davalı satıcı ile kampanyanın olası müspet/ menfi etkileri üzerinde müzakere ettiğini, davalı yana kampanya hakkında bilgilendirme yaptığını gösterir hiçbir delile rastlanılmadığı anlaşılmış olup davacı yanın tek taraflı almış olduğu karar neticesinde anılı kampanyayı uygulamaya koyduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar dava dilekçesinde davalı tarafın anılı kampanyaya aykırı hareket ederek davacıyı zarara uğrattığı iddia edilmiş ise de her iki tarafça müzakere edilmeden, iradeler karşılıklı aynı yönde uyuşmadan tesis edilen kampanya uygulaması ile davalı/satıcıya en uygun fiyatı verme yükümlülüğünün yüklenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Nitekim aksi yöndeki kabul sözleşme özgürlüğü ilkesi ile ticari hayatın olağan akışına yönelik uygulamalara aykırılık teşkil edecektir. Bununla birlikte davacı yanın bir diğer iddiası da davalının dava dışı müşterilerle birlikte hareket ederek kasten, hukuka aykırı şekilde dolandırıcılık yapmak sureti ile davacı ... zarara uğrattığına yönelik olup davacı bu iddiasının ispatına yönelik olarak analiz raporları ibraz etmiş olup teknik bilirkişiler marifeti ile anılı raporlar tetkik edilmiştir. Neticeten varılan sonuç kapsamında bir kısım ürünlerin fiyatlarında artışların olduğu, bir kısım ürünler hakkında hiçbir analize rastlanılmadığı gibi bir takım da mükerrer satışların mevcut olduğu, bu durumun ise 1 müşterinin 1 alımı için geçerli olduğu koşuluna aykırı şekilde kupon dağıtılmasından kaynaklandığı görülmüştür. Dolayısıyla tek yanlı düzenlenen analiz raporları dışında davalının dava dışı müşterilerle fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek dolandırıcılık kastı ile ürün fiyatlarını yükselttiğini gösterir kanaat edinmeye yeterli delillerin dosya kapsamında mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Anılı iddianın ispatına elverişli ceza soruşturma/kovuşturma makamlarınca yürütülmüş herhangi bir soruşturma yahut ceza dosyasının da mevcut olmadığı saptanmış olup ticari hayatın serbestliği kapsamında fiyat belirleme noktasında bir kısım ürünlerin fiyatlarının yükselmiş olmasının davalıyı haksız ve hukuka aykırı eylem tarafı haline getirmeye yeterli olmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla davalının TMK'nın 2. maddesine dayalı dürüstlük kuralına ve sözleşmenin 4.6 maddesinde betimlenen ahlak kurallarına, kamu düzenine aykırı hareket ettiğini gösterir kanaat edinmeye yeterli delilin mevcut olmadığı anlaşılmakla; sübut bulmayan asıl davanın reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. Birleşen dava dosyası kapsamında yapılan değerlendirmede ise her iki taraf ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi marifeti ile yapılan inceleme ve davacı/birleşen dosya davalı tarafın karşı yana keşide ettiği ihtarnamesi kapsamında davacı yanın davalı taraftan takip tarihi itibariyle 4.809,04-TL alacaklı olup bu tutar yönünden başlatılan icra takibine davalı takip borçlusunun vaki itirazının haksız olduğu, alacağın cari hesaba dayalı olup likit olduğu anlaşılmakla; birleşen davanın kabulüne" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı birleşen dosya davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Sözleşmenin 4.6. maddesi, “satıcı, websitesi üzerinde gerçekleştirdiği ilan ve satış işlemlerinde; işbu sözleşme’nin hükümlerine, websitesinde belirtilen tüm şart ve koşullara ..., ahlak kurallarına … uygun olarak hareket etmeyi taahhüt eder…” şeklinde düzenlendiğini, websitesi üzerinden yapılacak çok çeşitli satışlara ilişkin bir sözleşmenin içeriğindeki her türlü ihtilaf noktasının kelime kelime sözleşme içerisinde yazılması taraflardan elbette beklenemeyeceğini, ayrıca şunu da önemle belirtmek gerekir ki, müvekkil şirket ...com sitesi kapsamında 5000 adet sanal mağaza ile hizmet vermekte iken, 5000 satıcının her biriyle ve her bir kampanya ve şartlarını ayrı ayrı müzakere etmesi, satıcılara tek tek bilgilendirme yapması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ...’in böyle bir sistemle faaliyetlerini sürdürebilmesi imkanı bulunmadığını, kaldı ki müvekkil şirket, davalı gibi kötü niyetli oldukları açıkça tespit edilen birkaç satıcı dışında diğer satıcılar ile sistemde hiçbir sorun yaşamadığını, bu bile tek başına tüm satıcıların kampanya şartlarını takip etme yükümlülüğü altında olduklarını bildikleri ve bilmeleri gerektiğini ortaya koyduğunu, kampanya zamanında, özellikle daha önce neredeyse satışı hiç yapılmayan ürünlerin fiyatlarının aniden iki katına çıkartılması ve yarı fiyatta iken bile rağbet görmeyen, satın alınmayan ürünlerin defalarca sürekli aynı kişilere satışının yapılması iyiniyet ile açıklanabilecek bir olgu olmadığını, davalının kusur ve sorumluluğunun sebebi, kampanya sırasında ve kampanyanın ruhuna da aykırı bir şekilde fiyat artışı da yaparak, muvazaalı ve organize haksız fiileri neticesinde, normalde hiç satılmamasına rağmen sadece kampanya döneminde ve özellikle sadece fahiş fiyat artışlarının gerçekleştirildiği günlerde, aynı ip adresleri üzerinden çok sayıda ürün satın alınmasına sebep olması ve bu şekilde müvekkil şirketin vermek zorunda kaldığı kuponlarla kendisine ve 3. kişilere menfaat sağlamış olması olduğunu, dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarında da, davalı fiillerinin haksızlığı ve müvekkil şirket zararlarının talep edilebileceğine ilişkin değerlendirmelere yer verildiğini, Birleşen dava yönünden ise davalının sebebiyet verdiği müvekkil şirketinin zararının, davalının cari hesap alacağından mahsup edilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Asıl dava; taraflar arasında imzalanan Satıcı İş Ortaklığı ve İlan Sözleşmesi'nden kaynaklanan, davalının, dürüstlük kuralına aykırı ve haksız fiile dayalı eylemleri nedeniyle davacının başlatmış olduğu kampanyadan dolayı uğradığı iddia olunan zararın tazmini, birleşen davanın cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; birleşen dosya davacısı ... Tic. Ltd şirketinin, birleşen dosya davalısı ... şirketi aleyhine cari hesap alacağına 4.809,00 TL asıl alacak, 92,49 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.901,49 TL alacağın tahsili için takip başlattığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre; davalıya ait bir kısım ürünlerin davacının web sitesinde (...com) sözleşmede belirtilen şart ve koşullarda, yürürlükteki mevzuat dahilinde internet üzerinden satışının gerçekleştirilmesi konusunda taraflar arasında ''Satıcı İş Ortaklığı ve İlan Sözleşmesi' düzenlnendiği, davacı şirket tarafından web sitesinde satışı yapılan ürünlerle ilgili olarak 14 Kasım - 31 Aralık 2013 tarihleri arasında ''En uygun fiyat garantisi kampanyası'' adı altında düzenlenen kampanya ile kendi web sitesinde satışı yapılan ürün fiyatlarının, farklı internet sitelerinde daha ucuz fiyatla satıldığının tespit edilmesi halinde anılı kampanya gereğince aradaki fiyat farkının 11 katında hediye kuponu adı altında alışveriş hediye kuponunun verileceğinin taahhüt edildiği, davalı şirketin kampanya kapsamında satışa sunulan en iyi fiyat garantili fotoğraf aksesuar ürünlerinin fiyatlarını, kötüniyetli ve davacıyı zarara uğratmak amacıyla yükselttiğinden bahisle davacının müşterilere toplamda 149.647TL tutarında hediye kuponun dağıtılması nedeniyle uğradığı iddia ettiği zararın şimdilik 1.000TL'sinin tazmini amacıyla asıl davanın, cari hesaptan kaynaklı alacak istemi ile başlatılan icra takibine asıl dosya davacısının vaki itirazının iptali amacıyla birleşen davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup bilirkişiler ..., ... ve ... marifetiyle hazırlanan 06/03/2015 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; ''...Davacı ...tarafından incelemeye sunulan 2013-2014 yılları ticari defterlerin 6102 sayılı yeni TTK ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğunu, davcacı yanın incelenen ticari defterlerine göre davacı yanın davalı yana 31/03/2014 tarihi itibariyle 4.742,67-TL cari hesap borçlu olduğunu, ancak çekişmenin bu alanda olmadığı görüldüğünü, davacı yanın istemine sektörel perspektif ile açıklamalar dışında, objektif iyiniyet esaslı olarak bakılacak ve davacının savlarının bu açıdan mahkemece irdelenecek olursa, dürüstlük kuralının uygulama alanının en önemli kısımlarından birini sözleşmelerin, daha genel bir ifade ile hukuki işlemlerin yorumlanması ve teşkil ederse de dürüstlük kuralının rol oynadığı alanın bundan ibaret olmadığını, dürüstlük kuralının ve buna bağlı hakkı kötüye kullanılması yasağının sadece medeni hukuk veya daha geniş kapsamlı olarak özel hukuk alanında uygulanabilecek bir kavram olduğunun sanılmaması gerektiğini, dürüstlük kuralı kamu hukuku dalında da daima dikkate alınması gereken bir hukuk ilkesi olduğunu, davacı yanın istemi netice-i talep ile bağlılık ilkesi mahkemece gözetilmek kaydıyla, 143.920,51-TL üzerinden kabul edilebileceğini, sektörel yönden değerlendirme yapan heyet mensubu bilirkişinin anlatımlarının içeriğinde sektörel yorumlarına göre, davacı yanın davadaki istemlerinin kabul koşulları, ayrıntıları rapor içinde arz edildiği üzere mevcut olmadığını...'' mütalaa etmiştir. 18/11/2015 tarihli ek raporda özetle; "...” ürününün kampanyanın son günü fiyatının 32 TLden 62 TL'ye çıkarıldığı, aynı gün yapıan 66 adet satış sebebiyle oluşan farkın karşılığı olan kampanya taahhüdü karşılığında, açıklamada 30.,921 TL tabloda ise 34.345 TL tutarında kupon dağıtıldığı, ...” ürününün kampanya öncesi ve sonrasında fiyat değişikliği bulunmadığı, ancak sadece kampanya dönemi satıldığı ve oluşan farkın karşılığı olan kampanya taahhüdü karşılığında açıklamada 25.650 T tutarında kupon dağıtıldığı, ... Siyah Fotoğraf Makinesi Çantası” ürününün kampanya öncesi ve sonrasında fiyat değişikliğinin 31 TL'den once 34 sonra 35 TL'ye çıkarıldığı, ancak sadece kampanya dönemi satıldığı ve oluşan farkın karşılığı kampanya taahhüdü karşılığında açıklamada 20.050 TL tutarında kupon dağıtıldığı, ... Siyah Fotoğraf Makinesi Çantası” ürününün kampanya dönemince sadece bir gün fiyatının 35 TL'en 46 TL'ye çıkarıldı, aynı gün yapılan 42 adet satış sebebiyle oluşan farkın karşılığı olan kampanya taahhüdü karşılığında, açıklamada 30.921 TL tabloda ise 18.783 TL tutarında kupon dağıtıldığı, davacının; ..., ..., ... nolu ürünler için analiz raporun düzenlenmediği, bunlar için sırasıyla 15.202 TL, 12.650 TL, 6.711 TL olmak üzere toplamı 34.563TL tutarında kampanya taahhüdü karşılığında kupon dağıtıldığı, Yukarıda belırtılen ve davacı tarafından düzenlenen analız üzerinden yapılan değerlendırmede ıse, davalının mahkemenin takdirinde mali sorumlu tutulması halinde tespit edilecek tutarın ; %94 artış bulunan ...” ürün için, dağıtılan kupon tutarının % 94'ü için kupon futarı olan 34.345 TL'nin 32.284 TI kısmı, %0 artış bulunan ...-“ ...” ürün için dağıtıları 25.650 TL tutarmda kupon için “0” TL, %13 artış bulunan ...-“...” ürün için kupon tutarı olan 20.050 TL'nin %13'ü olan 2.606 TL, % 32 artış bulunan ...-“...” ürün için 18.783 TL tutarmda kuponun % 32'si olan 6.010 TL kanaatine varıldığı, davacının; ..., ..., ... no.lu ürünleri için analiz raporun düzenlenmediği, bunlar için toplamda 34.563 TL tutarında kampanya taahhüdü karşılığında kupon dağıtıldığı dikkate alınarak, iddiasınınn yukarıdaki ürünlerde olduğu gibi analizi bulunmadığından tespit yapılamadığı, toplamda 5.000 TL altında kupon alınan ürünler listesinin aynı şekilde analizi bulunmadığından tespit yapılamadığı, ayrıca mükerrer satışlar nedeniyle aradaki farkın düşülmesi gerektiğini" belirterek kök rapordaki görüşlerini tekrar etmiştir. Bilirkişiler ... ve ... marifetiyle hazırlanan 10/08/2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ''...Bilirkişi raporunda şablonlar şeklinde belirtilmiş olan ürün kodlu ürün için, aynı TC kimlik numaralı çoğunluğu aynı IP hattı ile internette bağlanan, farklı e-mail adresi kullanan, çoğunluk teslim adresleri dahi aynı olan mükerrer satışların olduğunu, diğer ürün kodlarına ait ürünlerin kampanya süresinde satış fiyatlarında artış olmadığından zarar gerçekleşmediğini, ürün kodlarına ait ürünlerin kampanya süresinde fiyat artışı gerçekleştiği için TC kimlik numarası, çoğunluğu aynı IP hattı ile bağlanan, farklı e-mail adresi kullanan, çoğunluk teslim adresleri aynı olan mükerrer satışlar düşülmeden 6.347,88-TL mükerrer satışlar düşüldükten sonra 2.067,01-TL zarar gerçekleştiğini...'' mütalaa etmişlerdir. Bilirkişi ... marifetiyle hazırlanan 12/06/2017 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ''...Davacı vekillerinin bilirkişi raporlarına itirazlarının ağırlığının, 28/02/2014 tarihli dava açma dilekçesinde davalının, davacı ... 149.647,00-TL tutarındaki zarara ilişkin iddiasının, ayrıntıları verilerek, bir başka ifadeyle bu zararın oluşumuna ilişkin kayıtlarında yer alan fiyat analiz ve tespitlerine veriler yerine, davacı şirketin davalı şirketle iş ortaklığı çerçevesindeki sözleşme hükümleri çerçevesinde hukuki bir değerlendirme yapıldığını, bu değerlendirmelerinde savunma refleksi ağırlıklı tek yanlı ve sübjektif görüşlerinde ifade edildiği bakış açısının varlığının olduğunun gözlemlendiğini, davalı tarafın vekillerinin bilirkişi raporlarına itirazlarının ağırlığını da sözleş hükümleri çerçevesinde hukuki bir değerlendirmeyle yapıldığını, itirazlarını somut verilere dayalı delillere dayandırılmadığını, bu haliyle de davalı tarafında savunma refleksiyle sübjektif bir bakış açısını yansıtan şekilde değerlendirmelerde bulunarak müvekkillerinin sorumluluğunun bulunmadığı şeklinde beyanda bulunduklarının görüldüğünü, davalıdan talep edilen 149.647,00-TL olan zararın, İstanbul 3. ATM'deki davaların birleştirilmesine karar verildikten sonra, toplam zararın 143.920,51-TL'ye düştüğü görülen bu tutarın, nasıl tespit edildiğini, gerek davacı tarafın mahkemeye sunduğu bilgi ve belgelerden, gerekse ayrıntılı olarak düzenlenen ek bilirkişi raporundaki tespitlerden net anlaşılabilir şekilde ortaya konulamadığını, bu durumun raporda yer alan sektöre yönelik açıklamalardan davacı şirketin kayıtlarından sağlıklı bir tespitin yapılmasının imkansız olduğunun anlaşıldığını, bu nedenle davacı kayıtları ve iş yerinde bundan sonra yapılacak her inceleme ve araştırmadan farklı sonuçların ortaya çıkmasının doğal olacağını, ihtilafın çözümüne de katkı sağlamayacağını, dava dosyasındaki mevcut 18/11/2015 tarihli ek bilirkişi raporunda tespit ve değerlendirmelerin bilirkişi tarafından da paylaşıldığını, davacı tarafın davadaki işlemlerinin kabul koşullarının mevcut olmadığını, davacının talep hakkının doğmadığını...'' mütalaa etmiştir. Bilirkişiler ... ve ... marifetiyle hazırlanan 27/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ''...Sözleşmenin davalı tarafça ihlali iddia edildiğini, davacı tarafından En Uygun Fiyat Garantisi Kampanyası adı altında düzenlenen kampanya ve çerçevesinde, davalı tarafın kampanya süresinde davacının web sitesindeki satıştaki fotoğraf malzeme ve aksesuarlarına ait satış fiyatlarını arttırmak suretiyle kampanyada davacı tarafından alıcılara taahhüt edilen fark fiyatın 11 katı hediye kuponu verilmek suretiyle web sitesinde alışveriş yapabileceği uygulaması ile uğradığı zarara ilişkin yapılan teknik inceleme ve tespitte 143.920,51-TL değerinde hediye kuponu verilmek suretiyle davacının zarara uğradığının tespitinin yapıldığını, tarafların iddia ve savunmaları, taraf ticari defter kayıt ve belgeleri, dosyaya alınan bilirkişi raporları, davacı şirket nezdinde yapılan teknik inceleme, taraflar arasında imzalanan sözleşme, birleşen dava dosyası, birleşen dava dosyasının dayanağı icra dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve tarafların sorumluluklarına ilişkin olarak; 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 ve 279/4 maddesiyle 6754 sayılı Kanun'un md 3/3 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsifin tamamen mahkemenin nezdinde olduğunu, teknik yönden davacı şirket merkezinde ve belgeler üstünden yapılan incelemede kampanya kapsamında davalının, ...com dışındaki internet sitelerinde ürünlerinin fiyatlarını arttırdığını, ...com kullanıcılarının davalının ...com dışındaki yapmış olduğu fiyat artışını kullanarak hediye kuponu kampanyasından yararlandığını ve bu kuponların kullanımı sonucunda toplam 143.920,51-TL'lik kupon karşılığı paranın harcandığının tespit edildiğini, asıl dava yönünden, mahkemece davacı talebinin yerinde olduğu yönünde kanaate varılması halinde davacının davalıdan talep edebileceği 143.920,51-TL'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesine göre değişen oranlarda ticari faiz ile birlikte talep edilebileceğini, birleşen dava yönünden, dosya davacısının, dosya davalısı aleyhine başlattığı İstanbul ... İCra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı takip dosyasından, 4.809,04-TL asıl alacağa 28/03/2014 takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi gereğince değişen oranlarda işleyecek ticari faiz ile birlikte talep edebileceğini...'' mütalaa ettikleri anlaşılmıştır. Somut olayda; davacı taraf, web sitesinde satışı yapılan ürünlerle ilgili olarak 14 Kasım - 31 Aralık 2013 tarihleri arasında ''En uygun fiyat garantisi kampanyası'' adı altında düzenlenen kampanya sırasında davalının, kasten ve hukuka aykırı şekilde fiyat yükselttiğini, sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı davrandığını iddia etmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 4.6 maddesi " satıcı, websitesi üzerinde gerçekleştirdiği ilan ve satış işlemlerinde; işbu sözleşme’nin hükümlerine, websitesinde belirtilen tüm şart ve koşullara ..., ahlak kurallarına … uygun olarak hareket etmeyi taahhüt eder" şeklinde düzenlenmiştir. Sözleşme kapsamından anlaşıldığı üzere davacı şirketin yalnızca internet sitesi ile satıcı ve müşterileri buluşturan mecra sağlayıcı bir pozisyonda olduğu, davacıya, davalı satıcı ile müşterileri arasındaki ticari ilişkiye ve satılan ürünlerin fiyatına müdahale etme hakkı vermediği, öte yandan davacının başlattığı " en iyi fiyat garantisi" isimli kampanyanın tek taraflı olarak davacı tarafından başlatıldığı, davalı tarafça bu yönde verilmiş bir taahhüt bulunmadığı görülmüş ise de taraflar arasındaki sözleşmenin 4.6 maddesi uyarınca kampanya süresi boyunca dürüstlük kuralına uygun davranması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile kampanya sırasında, davacı ... zarara uğratacak mahiyette hayatın olağan akışına aykırı fiyat artışı yapıp yapmadığı yada söz konusu ürünlerin davacı dışındaki diğer pazar yerlerinde (hepsi burada, trendyol vs..) satışa sunulmuş ise fiyat değişikliği yapıp yapmadığı tespiti ile söz konusu haksız fiyat değişikliklerinden dolayı varsa davacının zararın hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Nitekim dosyaya sunulan bilirkişi raporlarından anlaşıldığı üzere daha önce hiç satışı yapılmayan bazı ürünlerin kampanya sırasında fahiş fiyat artışları yapılarak bir günde çok sayıda satışının yapıldığı görülmüştür. O halde mahkemece, söz konusu bu şekilde satışı yapılan ürünler dışında, kampanya sırası boyunca davacının kendi mecrasında, davalıya ait satışı yapılan ürünlerin tespiti ile, bu ürünlerin davacı dışındaki diğer pazar yerlerinde (hepsiburada, trendyol vs..) aynı ürünün davalı tarafından satışa arz edilip edilmediği, edilmiş ise davalının, davacı platformunda yapmış olduğu şekilde fiyatını yükseltip yükseltmediği, benzer şekilde fiyat değişikliğine gitmediği anlaşılması durumda, bununla beraber davacının mecrasında satılan davalıya ait ürünlerin fiyatları, kampanya süresince sabit tutulmak ile birlikte aynı ürünün davalı tarafından diğer pazar yerlerinde fiyat düşümü yapılmak suretiyle davacıyı zarar uğratıp uğratmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hukuki yanılgı ve eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Birleşen dava yönünden ; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. fıkrasında, miktar ve değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu düzenlenmiştir. Aynı yasanın, "Parasal sınırların artırılması" üst başlığı ile ek madde 1’de, 200., 201., 341., 362. ve 369. maddelerdeki parasal sınırların her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığı'nca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması sureti ile uygulanacağı, ikinci fıkrada, 341., 362. ve 369. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı ifade edilmiştir. İstinafa konu uyuşmazlıkta dava değeri, takip tutarı olan 4.901,49 TL olduğu anlaşılmıştır. HMK'nin 341/2 maddesi uyarınca dava değeri bakımından karar tarihi olan 2020 yılı itibariyle geçerli olan kesinlik sınırı 5.390,00 TL olduğundan tarafların istinaf talep hakkı bulunmamaktadır. 6100 sayılı hukuk mahkemeleri kanunun 346 maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusuyla ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan, istinaf incelemesine gönderilen dava dosyalarıyla ilgili olarak aynı yasanın 352/1.b maddesi gereğince, istinaf mahkemesince karar verilir. Açıklanan nedenlerle; davacı-karşı davalı vekilinin, birleşen dava yönünden kesin nitelikte bir karara karşı istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşıldığından, istinaf talebinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352/1-b bendi gereğince miktar itibarı ile reddine, asıl dava yönünden istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı-karşı davalı vekilinin birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve 352/1.b maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, asıl dava yönünden istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 2014/76 Esas, 2020/376 Karar sayılı ve 16/09/2020 tarihli kararının HMK'nin 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Davacı-karşı davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının ayrı ayrı Hazineye irat kaydına, 4-Davacı-karşı davalı tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının karar kesinleştiğinde ayrı ayrı iadesine, 5-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, davacı-karşı davalının birleşen dava yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.g maddesi gereğince, davacı-karşı davalının asıl dava yönünden 352/1.b bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28/02/2024