T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/519
KARAR NO: 2024/389
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL AND. 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/10/2020
ESAS NO: 2018/277
KARAR NO: 2020/560
DAVA: Kayıt Kabul
DAVA TARİHİ: 26/02/2018
KARAR TARİHİ: 20/03/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Ltd. Şti'nin iflas ettiğini ve İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... iflas sayılı dosyasında iflasının açıldığını, müvekkilinin iflas eden şirketten toplamda 814.870,78 TL alacağı bulunduğunu, iflas masasına yasal süresi için 46 nolu alacak kaydı ile başvurulduğunu, iflas müdürlüğünün sunulan belgelerin alacağı tevsik edici nitelikte olmadığı ve talep edilen alacak ve miktarının yargılamayı gerektirdiğini belirterek taleplerinin tamamını reddettiğini, iflas dosyasına tüm belgelerin tasdikli ve kesinleşme şerhli olarak sunulduğunu belirterek müvekkilinin alacağının kabulü ile iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; açılan davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının alacak iddiasına yeterli delil sunmadığını, alacak ve miktarın yargılamayı gerektirdiğini bu nedenle taleplerinin reddedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece "Dava, hukuki niteliği itibari ile; İİK.nun 235.maddesinde düzenlenen kayıt-kabul davasıdır. Davacı, müflis şirketten 814.870,78 TL. alacaklı olduğunu, alacağın kaydı için iflas masasına yaptığı başvurunun reddedildiğini belirterek kayıt kabul davası açmış, davalı yan davacının alacağın varlığını ispata yarar yeterli delil sunmadığını, iflas müdürlüğü kararının yerinde olduğunu savunmuştur. İflas Müdürlüğü kararının davacı vekiline 12/02/2018 tarihinde tebliği ile mahkememizdeki davanın 26/02/2018 tarihinde 15 günlük hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili 24/10/2018 tarihli dilekçesi ile davaya konu alacağın taraflar arasında 2014-2015-2016 yıllarında devam eden ticari ilişkide satış faturalarına ilişkin olarak doğduğunu beyan etmiş, davacının ticari defter ve dayanak kayıtları üzerinde Gebze ATM kanalıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan raporda davacının kendi defter kayıtlarında davalıdan 726.415,17 TL.alacaklı göründüğü belirlenmiştir. Davacının iflas müdürlüğüne verdiği başvuru dilekçesinde, toplam 814.870,78 TL.fatura alacağı için başvuruda bulunduğu, alacağının dayanağı olarak ;1-Bakırköy ... İcra Müd. ... (Alacak Miktarı: 124.840,64 TL. 2-Bakırköy ... İcra Müd. ... (Alacak Miktarı: 152.492,97 TL. ) 3-Bakırköy ... İcra Müd. ... (Alacak Miktarı:61.145,54 TL.) 4-Bakırköy ... İcra Müd. ... 5-Bakırköy ....İcra Müd. ... 6-Bakırköy ....İcra Müd. ... 7-Bakırköy ... İcra Müd. ... 8-İstanbul ....İcra Müd. ... sayılı dosyalarını gösterdiği ve başvuru dilekçesine ilgili icra müdürlüklerinden iflas tarihi itibariyle düzenlenen kapak hesapları, takip taleplerini eklediği görülmüştür.Davacı mahkememizde açtığı, davada da başvuru dilekçesinde belirttiği alacak miktarının (814.870,78 TL.)iflas masasına kayıt ve kabulünü talep etmektedir. Dava dilekçesinde deliller kısmında Bakırköy ...İcra Müdürlüğü ... sayılı takip doysasının yazılmamış olması nedeniyle davacının bu takip dosyasından ötürü alacağını dava etmediği yönündeki davalı itirazı bu nedenle mahkememizce yerinde görülmemiştir. Söz konusu 8 İcra dosyasında düzenlenen ödeme emirleri ile dayanak belgeleri de getirtilerek incelenmiş, tüm takiplerin çeke dayalı olarak başlatıldığı bu çeklerin bir kısmında müflisin lehdar, bir kısmında ciranta, bir kısmında ise keşideci olduğu, çeklerin bankaya ibrazı ile karşılıksız işlemi gördüğü, davacı tarafça icra takiplerine konu edildiği, ödeme emirlerinin iflas tarihi öncesi tebliğ edildiği, davacının iflas tarihi itibariyle kesinleşen takip tutarları üzerinden kapak hesabı yaptırarak iflas müdürlüğüne başvurduğu, bu belgelerin tastiksiz ve kesinleşme şerhi içermemesi nedeniyle başvurunun reddedildiği anlaşılmıştır. Bilirkişi ek raporunda her bir takip dosyası yönünden ayrı ayrı hesaplama yapıldığı, hesaplamalara tahsil harcının da ilave edildiği görülmüş, rapordaki hesaplamalar davacının iflas masasına başvuru dilekçesinde her bir takip dosyası yönünden talep ettiği tutarlar dikkate alınarak, bilirkişi tarafından daha yüksek tutarda hesaplananlar yönünden taleple bağlılık ilkesi gözetilerek denetlenmiş, davacı tarafça iflas müdürlüğüne sunulan başvuru dilekçesi eki kapak hesaplarında tahsil harcının müflisten tahsili yönünde bir talebin olmadığı, hesaba dahil edilmemesi gerektiği anlaşıldığından, davalı ... masasına kaydı gereken alacak tutarı; toplam 812.921,87 TL.olarak kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle;Bilirkişi kök raporunda Müflis şirketin ticari defter kayıtları üzerinde inceleme yapılmadığı görüldüğünden tarafımızca bu hususta itirazda bulunulmuşsa da alınan ek raporlarda müflis şirketin ticari defterleri yalnızca bu defterlerin süresinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, kurallara ve standartlara uygun olduğu yönünde değerlendirme yapılarak incelenmiştir. Yargılamaya konu alacakların müflis şirket ticari defterlerinde yer alıp almadığı incelenmeksizin sadece davacı defter kayıtları esas alınarak inceleme yapılmıştır ve hatalı ve eksik bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Hatalı, eksik ve denetime elverişsiz bilirkişi raporlarının hükme dayanak teşkil etmesi kabul edilemez ve bu sebeple Yerel Mahkeme kararının kaldırılması gerekmektedir. Dava dilekçesinde ve delilleri içerisinde 7 adet icra takibine ilişkin kayıt talebinde bulunulmuştur. Ancak bilirkişi raporunda 8 adet icra takip dosyası üzerinden hesaplama yapılmıştır. Hesaplamaya dahil edilen Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası alacağına ilişkin davacı tarafından kayıt talebinde bulunulmamış, davacının dava dilekçesinde de sadece 7 adet icra takip dosyası alacak dayanağı olarak deliller içerisinde gösterilmiştir. Bu sebeple iflas masasına 46 no.lu alacak kayıt talebinin dayanağı olmayan icra dosyası alacağı hesaplamaya dahil edilemez. Taleple bağlılık ilkesiyle açıkça çelişerek dava dilekçesine konu edilmeyen alacağın hesaplamaya re’sen dahil edilmesi usule, yasaya ve hukuka aykırıdır.'' şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır. Davacı vekili 46 kayıt numarası ile iflas masasına 814.870,78 TL alacak için kayıt yaptırarak tebligat masrafını yatırmış, iflas dairesince düzenlenen sıra cetvelinde alacağın tamamı reddedilmiştir. Sıra cetveli davacı vekiline 12/02/2018 tarihinde tebliğ edilmiş, dava 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde 26/02/2018 tarihinde açılmıştır.İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü(İflas Müdürlüğü)'nden gelen 04/04/2018 tarihli cevapta ...Tic.Ltd.Şti.nin 21/12/2016 tarihi itibariyle iflasına karar verildiği, iflasın basit tasfiye usulüne göre sürdürüldüğü, tasfiye işlemlerinin iflas müdürlüğü tarafından yürütüldüğü görülmektedir.Davacının alacağının dayanağı kambiyo senedine dayalı icra dosyalarıdır. Davacı ... masasında başvurusunda 8 adet icra dosyasında dayanmıştır. Bakırköy ....İcra Müd. ..., Bakırköy ....İcra Müd. ...,Bakırköy ....İcra Müd. ... , Bakırköy ....İcra Müd. ..., Bakırköy ....İcra Müd. ..., Bakırköy ....İcra Müd. ..., Bakırköy ....İcra Müd. ..., İstanbul ....İcra Müd. ... sayılı dosyalardır. Dava dilekçesinde taleplerinin iflas masasına başvurdukları 814.870,78 TL olduğunu belirtmiş, dayanak takip dosyalarından Bakırköy ....İcra Müd. ... esas sayılı dosyayı belirtmemiştir. Davacı vekili, beyanında alacağın 2014-2015-2016 yıllarında yapılan satışlara ilişkin fatura alacağı olduğunu beyan etmiştir.Mahkemece davacı tarafın ticari defterleri ve belgelerinin incelenmesi sonucu alınan raporda davacının 2014-2015-2016 yıllarına ait defterlerinin delil kudretine haiz olduğu ve davacının 726.415,17 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği görülmektedir.Mahkemece her iki tarafın ticari defterlerinin incelenmesi için mali müşavir bilirkişiden alınan raporda; ''Davacı alacağının dayanağı 8 adet çek toplam tutarı 678.300,00 TL'dir. Çekler talep edilen alacak tutarı 667.876,36 TL'dir. ( ilgili bankadan her bir çek için 1.290,00 TL tahsil edilmiştir.)Davacı alacağının dayanağı çeklerin tamamı için icra takibi yapılmış olup takiplerin kesinleştiği görülmüştür. Davacı şirket kayıtları, müflis tarafından davacı adına keşide edilen çekler ve konu çekler için yapılan icra takiplerinin kesinleştiği göz önüne alındığında davacının çek bedelleri ile takip masraf, avukatlık ücreti, harç ve faizlerini talep edebileceği düşünülmektedir.Her bir çek için hesaplama icra dosyası başına müflisin iflas tarihi itibari ile aşağıda tablo olarak hesaplanmıştır.Davacının toplam 802.452,98 TL tutarındaki alacağını talep edebileceği, anılan tutarın masaya kaydının yerinde olacağı sonucuna ulaşılmıştır.Mahkemece ''Raporun incelenmesinden müflis hakkında yapılan tüm takiplerin kesinleştiği belirtilerek hesaplama yapıldığı, hesap tablolarında faiz başlangıcının 31/10/2016 tarihi olarak alınma nedeninin anlaşılamadığı(davaya konu takiplerin başlangıç tarihlerinin farklı olması nedeniyle)yine yapılan hesaplamalarda hangi faiz oran ve türünün esas alındığının denetlenemediği, (takip taleplerinde farklı faiz oran ve türleri istenmiş olduğundan), dosyaya sunulan kapak hesaplarında yer alan vekalet ücretleri ile bilirkişinin hesapladığı vekalet ücretlerinin farklı olması nedeniyle hesaplamaların hangi yıl ...Ü.T.esas alınarak yapıldığının açıklanması, davalı vekilinin tahsil harcına yönelik itirazının karşılanması yönünde bilirkişiden ek rapor alınmasına'' karar verilmiştir.Bilirkişi ek raporda; Müflis şirket 2014, 2015 ve 2016 ticari defterlerinin süresinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, kural ve standartlara uygun tutulduğu ticari defterlerinin birbirini teyit ettiği görülmüştür. Kök raporda da izah olunduğu üzere müflis şirket ticari defter kayıtları üzerinde inceleme yapılmıştır. Müflisin defterlerinin incelenmediği vönündeki itirazları anlasılamamıstır. ... esas dosya ile ... esas sayılı dosyaların başlangıç tarihli hatalı alınmıştır. Diğer takiplere ilişkin hesaplamalarda faiz başlangıç tarihi 31.10.2016 olarak belirtilmişse de hesaplamanın doğru başlangıç tarihleri baz alınarak yapıldığı anlaşılmıştır.... Yukarıdaki tabloda belirtildiği üzere Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas numaralı dosyasında davacı tarafından yasal faiz talep edilmesine rağmen kök raporda sehven avans faizi üzerinden hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır. Bu işlem sebebi ile sehven davacı lehine 132,18 TL fazla faiz hesabı yapılmıştır. Kök rapor aşamasında 2016 yılı avukatlık ücret tarifesi esas alınmıştır. Hesaplanan avukatlık ücretleri tekrardan incelendiğinde ... esas sayılı dosyada avukatlık ücretinin 13,70 TL eksik hesaplandığı anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan kapak hesaplarından ... esas sayılı dosya haricindekiler ile kök rapordaki vekalet ücreti hesaplarının mutabık olduğu görülmüştür. İlgili icra daire ... esas sayılı dosyada avukatlık ücreti tam olarak değil “3/4 olarak hesapladığından fark oluşmaktadır. Tahsil harçları dikkate alınmadığında davacının toplam alacağının 827.175,20 TL olduğu hesaplanmıştır. Tahsil harcı dahil tutar 860.791,15 TL olmaktadır.) Davacı tarafından konu alacak dava dilekçesinde 814.870,78 TL olarak talep edilmiştir. Dava dilekçesi incelendiğinde davacının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına ilişkin bir talebi bulunmadığı görülmüş ise de iflas masasına anılan dosya için başvuru yapıldığı anlaşılmıştır. Davacının iflas masasına yaptığı kayıt başvurusuna dayanak 8 adet icra dosyasına ait kapak hesapları toplamı 865.167,09 TL olup davacı anılan tutarı 814 870.78 TL olarak istemiştir.'' şeklinde mütalaa olunmuştur.Mahkemece dava kısmen kabul edilerek 812.921,87 TL.nin kayıt ve kabulüne karar verilmiş, davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Dava, kayıt kabul istemine ilişkin olduğundan, ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Nitekim bu husus Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/12/2014 tarihli 2014/10328 E. 2014/7923 K. sayılı ilamında; "...YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın m. 23/2). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafta olup, davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, davalı tarafa aittir. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın m.222 (TTK'nın 84. ve 85.) madde hükümleri uyarınca ispatlamış olur.Öte yandan, kayıt kabul davalarında, ispat yükü, kural olarak, hakkının tanınmasını isteyen davacı alacaklıda olup, davacı alacağının mevcudiyetini gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlaması gerekir. Kambiyo senetleri kural olarak illetten mücerret sayılsalar da, bunlar tek başına alacağın varlığını ispat yeterli olmayıp, bunlara dayalı olarak iflas masasına kayıt isteyen alacaklının alacağını, yukarıdaki ilkelere göre ispatlaması gerekir. Çeklerin ve bonoların hangi alacak nedeniyle verildiği dayanağı davacı yanca kanıtlanmalıdır. 818 sayılı BK'nın 182. maddesine göre aksine sözleşme ya da örf yoksa satım sözleşmesinde taraflar edimlerini aynı anda ifa ederler. Çek de bir ödeme vasıtası olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacı ile verilir. Davacının davalıya iflasından önce satıp teslim ettiğini bildirdiği mallara ait belgeler sunulmalıdır. Bu durumda kayıt başvurusunda bulunulan çeklerin ve bonoların hangi hukuki ilişkiye dayanarak elinde bulundurulduğuna dair delillerinin ibrazı için süre verilmek ve varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulmak gerekir.Somut olayda mahkemece, davalı defterlerinin incelemesi için bilirkişiye yetki verilmişse de, bilirkişi raporunda, inceleme için adrese gidildiği, davalı defterlerinin tarafına verilmediği, defterlerin gidilen adreste bulunmadığı, bulunduğu yerin bildirilmediği, defterlerin süresinde kayıtları oluşturulmadığından, zamanında kayda alınmayan bilgileri içeren defterlerin delil niteliğini haiz olmayacağı bildirilmiştir. Mahkemece, müflis davalı şirket ... vekilinden, davalı defterlerinin bulunduğu yer sorularak, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının bilirkişiye inceletilmesi gerekirken, davacı tarafın usulüne uygun olarak tutulmadığı tespit edilen ticari defterleri ile yetinilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde davalı tarafın defter ve kayıtları incelenerek, takip dayanağı fatura, çek ve bonoların davalı defterlerinde kayıtlı olduğunun tespiti halinde kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatının sahibi aleyhine delil sayılacağı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmelidir. Şayet davalı defterlerinde kayıtlı olmadığının tespiti halinde, faturaların tebliğine ilişkin belgeler incelenerek yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, takip ve dava konusunu oluşturan faturaların davalıya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenip, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğu, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin kanıtlanamaması ya da davalı tarafça iade edildiğinin kanıtlanması halinde ise, faturaya konu malın teslim edildiğinin davacı tarafça kanıtlanması gerekeceğinden, bu doğrultuda davacının delilleri toplanıp, bonolarda yer alan "malen" kaydı da değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönlerden eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır..." şeklinde açıklanmıştır.Kambiyo senetleri kural olarak illetten mücerrettir. Ancak yukarıda yer verilen emsal ilamda da açıklandığı gibi kayıt kabul isteminde, kambiyo senetleri tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığından, müflis ile mevcut ilişkinin ve alacağın dayanağının ispatlanması gerekmektedir. Mahkemece müflisin ticari defter ve kayıtlarının da yerinde incelenmesi yönünde ara karar oluşturulmuş ise de bilirkişi kök raporunda müflis şirketin ticari defterlerinin süresinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, kural ve standartlara uygun tutulduğu tespit edilmiş ancak alacağın varlığına dair bir inceleme yapılmadığı görülmektedir. Yargılamaya konu alacakların müflis şirket ticari defterlerinde yer alıp almadığı incelenmeksizin sadece davacı defter kayıtları esas alınarak inceleme yapılması, hatalı ve eksik bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması doğru olmamıştır. Mahkemece davalının ticari defter ve kayıtları incelenerek yeni bir bilirkişiden rapor alınması gerekmektedir.Her ne kadar davalı vekili, Dava dilekçesinde ve delilleri içerisinde 7 adet icra takibine ilişkin kayıt talebinde bulunulduğunu, burada belirtilmeyen Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası alacağının da hesaplandığını ileri sürmüş ise de; davacı vekili, söz konusu icra dosyasını iflas masasına başvurusunda belirttiği ve dava dilekçesinde iflas masasında başvurduğu miktarı talep ettiğinden davalının bu husustaki itirazına itibar edilmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/277 E. 2020/560 K. Sayılı 21/10/2020 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/03/2024