T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/309
KARAR NO: 2024/412
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/351
KARAR NO: 2019/1156
DAVA TARİHİ: 12/04/2017
KARAR TARİHİ: 18/12/2019
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 27/03/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin uzun yıllar sigorta sektöründe yönetim danışmanlığı gibi görevler yaptığını, davalı şirketin müvekkili şirket ile irtibata geçerek kendilerine özellikle otomotiv sektöründen acente kazandırılması hususunda danışmanlık hizmeti talebinde bulunduğunu, müvekkilinin bu hususta araştırmalar yaparak çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin taraflar arasında henüz sözleşme imzalanmadan önce ... (... Derneği) ile irtibata geçerek dernek üyelerinin davalı sigorta şirketi acentesi yapılması çalışmalarında müvekkilinin tek yetkili olduğuna dair dernek yönetim kurulundan 12/04/2013 tarihli yetkilendirme yazısı aldığını, 15/05/2013 tarihinde yapılan Otomotiv Kongresinde davalı sigorta şirketinin ana sponsor olmasına aracılık ettiğini, bu faaliyetler neticesinde davalı ile görüşmelerin hız kazandığını ve taraflar arasında 15/05/2013 tarihinde "... Üyeleri ile Yapılacak Acentelik Sözleşmelerine İlişkin Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme konusunun müvekkiline ... üyeleri ile sigorta şirketi arasında acentelik sözleşmesi imzalanması hususunda aracılık etmesi için yetki verilmesi, müvekkilinin üyeler ile irtibata geçerek acentelerle sigortacı arasındaki ilişkileri koordine etmesi olarak sözleşmenin 2 ve 4. maddelerinde açıkça belirlendiğini, müvekkilinin talebiyle ... üyelerinin tamamına ... tarafından davalı şirketle imzalanacak acentelik sözleşmelerine müvekkilinin aracılık edeceğine dair 29/05/2013 tarihli bilgilendirme maili gönderdiğini, yine ...'in yetkili yayın organı ... Dergisinin 2013 yılı 5, 6 ve 8.aylarında çıkan sayılarında davalı ile imzalanan sözleşme tanıtılarak müvekkilinin gerek davacı gerekse ... tarafından yetkilendirildiğinin açıkça belirtildiğini, sigortacı davalının da sözleşmenin 6.1 maddesi ile hizmetlere karşılık olarak "Hizmet ve Organizasyon Bedelini" ödemeyi taahhüt ettiğini ancak süreç içerisinde davalı sigorta şirketinin acentelerle direkt temasa geçerek müvekkilini devre dışı bıraktığını, sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde sözleşmenin açık hükmüne aykırı olarak iyi niyetle bağdaşmayacak şekilde Genel Müdürlük, Bölge Müdürlükleri veya Personeli tarafından müvekkili danışman şirket By-pass edilerek ... üyelerinden veya perdeleme metodu ile ... üyesi işyerlerinin ortaklarının eş, dost veya akrabalarının üzerinden acentelik tesis ettiğini, bu acentelerin müvekkili şirkete bildirmediğini, sözleşmenin 4.12 maddesine aykırı hareket ettiğini, 28/12/2016 tarihli dilekçe ile davalıdan söz konusu aykırılığın giderilmesi talep edilmesine rağmen, davalı tarafça gönderilen ihtarnameyle alacak hakkının bulunmadığının belirtildiğini, davalının sözleşme konusu hizmet bedelini ödemekten kaçındığını ileri sürerek; taraflar arasında 15/05/2013 tarihli ve 3 yıl acente kazandırma yetki süreli ...'e kayıtlı üye şirketlerin gerek doğrudan Danışman tarafından gerekse Sigortacı veya Sigorta Personelleri aracılığı ile (Sözleşme md.4-4.12) Acente yapılması konulu "... Üyeleri İle Yapılacak Acentelik Sözleşmelerine İlişkin Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi" gereğince müvekkili şirkete ödenmesi gereken "Hizmet ve Organizasyon bedeli" tutarları HMK 107. Maddesi gereğince ancak bilirkişi incelemesiyle tespit edilebileceğinden fazlaya ilişkin her türlü talep, dava ve ıslah hakları mahfuz tutularak şimdilik 5.000 TL nin tahakkuk tarihlerindan itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; ... tarafından verilen 12/04/2013 tarihli yazıda davacının ... adına işlem yapmak için "tek yetkili" olduğuna dair bir ibare bulunmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında imza altına alınan sözleşmede davacıya "münhasıran işlem yapma yetkisi" verilmediğini, davacının taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri gereği cevap dilekçesi ekinde yer alan listedeki acenteler ile müvekkili sigorta şirketinin acentelik sözleşmesi imzalamasına aracılık ettiğini, bu çerçevede sözleşme gereği oluşan 2.452.461,91 TL komisyon ücretinin ise fatura karşılığı ödendiğini, davacının gerek fatura düzenleme aşamasında gerekse de sözleşme dönemi içerisinde "kendisinin aracılık etmediği acentelik sözleşmelerinden komisyon alacağına hak kazandığı, bu çerçevede komisyon ödemelerinin yapılması" yönünde hiçbir talebi olmadığı gibi bu hususta herhangi bir ihtirazi kayıt dahi ileri sürmediğini, sözleşmenin süresinin bitmesinden yaklaşık bir yıl sonra Sözleşmenin 4.12. maddesini dayanak göstererek aracılık etmediği acentelik sözleşmeleri gereği de hizmet ve organizasyon bedeline hak kazandığı iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, sözleşmenin 2. maddesinde konusunun "danışman tarafından kazandırılan acentelerden" ibaret olduğunun, yine sözleşmenin 6. maddesinde hizmet ve organizasyon bedelinin "…Danışman’ın sözleşme imzalandıktan sonra önereceği yeni Üye/Acentelerden Sigortacı’ya kazandırdıklarının…" üzerinden hesaplanacağının açıkça belirtildiğini, davacının hizmet ve organizasyon bedeline hak kazanabilmesi için ... ile ... üyesi acenteler arasında acentelik sözleşmesi imzalanmasına aracılık etmesi ve ayrıca 4. Maddede yer alan sair birçok yükümlülüğü yerine getirmesi gerektiğini, hizmet ve organizasyon faturalarının sadece davacının aracılık ettiği acentelik sözleşmeleri için kesildiğini, davacının sözleşme süresi içerisinde kendi iştiraki olmayan hiçbir sözleşmeden komisyon almadığını ve bu yönde bir talepte bulunmadığını, Sözleşmenin 2. ve 6.maddesi hükümleri oldukça açık ve net olmakla birlikte, sözleşmenin bu maddelerinin yine sözleşmenin 4.12. maddesi ile çelişki olduğunun kabulü halinde dahi BK.m.19/1 hükmü gereği taraf iradelerinin mevcut uygulama çerçevesinde hizmet ve organizasyon bedelinin sadece danışman tarafından aracılık edilen sözleşmeler için ödeneceği yönünde olduğunun kabulü gerektiğini, davacının sözleşme dönemi içerisinde talep etmediği ve zımnen kabul ettiği hususları sözleşmenin süresinin bitmesinden uzun bir süre sonra talep etmesinin dürüstlük kuralına, hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafından dava ikamesinden önce 28 Aralık 2016 tarihinde gönderilen ihtarnamenin incelenmesi sonrasında acente açılış süreçlerinin netleştirilmesi amacıyla ... ile doğrudan iletişime geçerek acentelik açılmasını sağlayan oto bayileri ile yapılan görüşmelerde acentelerin açılış sürecinde ve/veya teknik personelin eğitim sürecinde ...'dan her hangi bir yardım, destek, aracılık hizmeti, danışmanlık ve/veya başkaca hiç bir hizmet almadıklarını ve doğrudan ... ile görüşerek ...'nin acentelik ağına dahil olduklarını belirttiklerini, bu hususta acentelerin tanık olarak dinlenmelerini talep ettiklerini, müvekkilinin davacıyı devre dışı bırakması gibi bir durum söz konusu olmadığı gibi davacının birçok acentenin açılışından haberdar olduğunu ve bizzat açılışlara katıldığını, müvekkili sigorta şirketinin kendisine doğrudan başvuran ... üyesi şirketlere ticari hayatın olağan akışı çerçevesinde basiretli tacir sıfatıyla bilgi ve destek verdiğini, yasal koşulların oluşması halinde ise acentelik sözleşmelerinin tesis ettiğini, davacının iddia ettiği taleplerinin yerinde olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''...Deliller toplandıktan sonra mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık konularında rapor düzenlenmesi için dosyamız, Sigorta Tahkim Hakemi ... , Mali Müşavir ... ve M.Ü Bankacılık ve Sigortacılık Y.O Hukuk Öğr. Üy. Doç. Dr. ... tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından mahkememize sunulan dosya kapsamına uygun, ayrıntılı ve açıklayıcı kök ve ek raporlarda özetle; Davacının aracılık faaliyetleri, bunun sonucunda davalıya kazandırdığı acentelikler ve bunlar tarafından yapılan sigorta sözleşmelerinin dosya kapsamında tespit edilemediği, netice olarak, acentelerin yaptığı poliçelerden alınacak primler üzerinden belirlenecek ücret alacağının da hesaplanmasının mümkün olamadığı, davalının, dava dışı dernek üyeleriyle yapmış olabileceği tüm acentelik sözleşmelerinin ve bunun sonucunda yapılan tüm sigorta poliçelerinin ise dava konusu danışmanlık sözleşmesi kapsamında değerlendirilemeyeceği beyan edilmiştir.Davacının, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan borcu, dava dışı dernek üyelerinin davalı sigorta şirketi ile acentelik sözleşmeleri yapmalarını ve bu şekilde davalı sigorta şirketinin poliçe satmasını, prim elde etmesini sağlamaktır. Davacının aracılığı sonucu bir acentelik ilişkisi kurulur ve o acente davalı şirketin poliçesini satar ise davacı, prim üzerinden belli oranda ücrete hak kazanacaktır. Davacının ücrete hak kazandığını ispat edebilmesi için öncelikle aracılık ettiği acentelik sözleşmelerinin varlığını ve bu acentelerin davalıyı temsilen yaptığı sigorta poliçelerinin varlığını ve tutarını ispat etmesi gereklidir. Davacı, dava konusu danışmanlık sözleşmesine göre münhasır yetki sahibi olduğunu, kendi bilgisi ve yetkisi haricinde yapılmış sözleşmeler için de ücrete hak kazanacağını ifade etmekte ve davalının tüm defter kayıtları, tüm poliçeleri, sigorta sözleşmeleri, yaptığı acentelik sözleşmeleri incelenmek yoluyla dava dışı dernek üyeleriyle yapılmış olanlardan ücret belirlenmesini talep etmektedir. Mahkememizce taraflar arasındaki sözleşmenin davalının doğrudan acentelik sözleşmesi veya sigorta sözleşmesi yapmasını kısıtlayıcı nitelikte olmadığı ve ancak danışmanın kendi aracılığını yaptığı acenteler için, bunlar tarafından gerçekleştirilen poliçelerdeki primlerden hak talep edebileceği, sözleşmenin “Danışmanın Yükümlülükleri” başlıklı 4.maddesinin 12.paragrafında, doğrudan sigortacıya yapılan acentelik başvurularının davacı danışmanın bilgisi dahilinde, onun tarafından ve sözleşme kapsamında yürütüleceği öngörülmüş ise de bu düzenlemenin davacıya bir tekel veya münhasır yetki vermediği, görev yüklediği ve iş bölümü amaçlı olduğu kabul edilmiştir.Davalı kayıtlarında yapılan incelemede, davalının davacıya 3 yıl 8 ay sözleşme süresi içerisinde 1.715,028,00 TL tutarlı komisyon ödediği tespit edilmiştir. Davacının ancak aracılığını yürüttüğü ve kurulmasını sağladığı sözleşmelerin varlığını ve taraflarını ispat etmesi halinde söz konusu acentelerin davalı sigorta şirketini temsilen yaptığı poliçeler bakımından poliçe türüne göre sözleşmede belirlenen şekilde prim üzerinden değişen oranlarda davacının ücrete hak kazanması mümkün olabilecektir. Davacı aracılığını yürüttüğü ve kurulmasını sağladığı sözleşmelerin varlığını ve taraflarını ispat edememiştir. Davalı şirket tarafından davacının dava dilekçesinde beyan ettiği uyuşmazlıkla ilgili şirketlerin acentelik sözleşme tarihleri ve bu acentelerin davalıdan hak ettiği komisyona esas net prim tablosu sunulmuş olmakla birlikte davalının, dava dışı dernek üyeleri ile yapmış olabileceği tüm acentelik sözleşmelerinin ve bunun sonucunda yapılan tüm poliçelerin dava konusu danışmanlık sözleşmesi kapsamında değerlendirilemeyeceği kabul edilerek komisyon hesabı yapılmaksızın davanın reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Hükme esas olarak alınan raporda ve bu doğrultuda oluşturulan hükümde hukuki değerlendirmelerde sözleşmenin salt vekalet sözleşmesi olarak değerlendirilmesinin sözleşme hükümlerinin gerektiği şekilde ve özenle irdelenmediğinin açık göstergesi olduğunu, dava konusu sözleşmenin özel hükümler içeren sigorta hukuku ve Ticaret Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gereken bir proje ve TTK kapsamında ... üyeleri arasında ...'nin acentelik tesisinin sağlanmasına yönelik bir aracı acentelik sözleşme olduğunu, dosyada mübrez uzman görüşü mahkemece değerlendirilmeden, bilirkişi raporu ile arasındaki çelişki giderilmeden usul ve yasaya aykırı şekilde hüküm tesis edildiğini, Müvekkilinin üzerine düşen “irtibatlandırma” görevini ... portföyünü davalı ile paylaşarak eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ardından davalı ile irtibatını sağladığı ... üyelerinin davalı acentesi olmalarının sağlanması için ayrıca hizmet verdiğini, dilekçelerde yalnızca örnek olarak belirtilen ve irtibatlandırma faaliyeti delillendirilen acentelerin dahi hükme esas olarak alınan raporda görüleceği üzere 20 Milyon TL'ye yakın prim üretimi yaptıklarını, bu hususun ise iddia olunduğu gibi davalının sözleşme hükümlerine uymamak için davacı müvekkilini neden bertaraf edildiğinin açık göstergesi olduğunu, müvekkilinin haricen edindiği bilgiler üzerine örnek olarak bildirdiği ... üyelerinin davalı sigorta şirketi tarafından acente yapıldığı ve bunların da toplamda 20 milyon TL'ye yakın net prim üretimi yaptığı ek bilirkişi tarafından raporunda belirtilmesine rağmen bu miktara isabet eden ve sözleşme gereğince ödenmesi gereken hizmet bedelinin dahi hesaplanmadığını, bu şekliyle de ilk derece mahkemesi kararının eksik ve hatalı olduğunu,Yargılama sırasında ısrarla beyan edildiği üzere dava konusu sözleşmenin ilgili maddelerini bertaraf etmek için davalı tarafından müvekkiline ek protokol teklif edildiğini, bu protokolde md.3'te "Taraflar sözleşmenin 6.4 maddesinin yürürlükten kaldırıldığı konusunda mutabıktırlar.. DANIŞMAN sözleşmenin 6.4. maddesi uyarınca geçmişte ortaya çıkmış ve/veya çıkabilecek herhangi bir bedele ilişkin herhangi bir nam altında hiçbir surette herhangi bir talepte bulunmayacağını, bahsi geçen maddeye ilişkin olarak tüm haklarından feragat ettiğini kabul ve taahhüt eder." şeklinde hüküm ekleyerek işbu dava hakkının elinden alınmak istendiğini, bu husus delilleriyle beraber dosyaya ibraz edilmesine rağmen ne bilirkişi heyeti tarafından ne de mahkemece değerlendirilmediğini, Bilirkişi heyetince dosyada mübrez ... üyeleri ile davalı ...'nin ... üyelerinden edindiği acentelerin listesi düzenlenip bu acenteler listesinden hangi acenteler için hizmet bedeli ödenmediği tespit edilip, hizmet bedeli ödenmeyen acenteler için toplam prim üretim miktarına göre müvekkilinin ne miktarda hizmet bedeli hakkettiği hesaplanması gerekirken eksik rapor düzenlendiğini, Mahkemece davalı taraftan belgeler müzekkere ile talep edilmesine rağmen, davalı tarafça müzekkerelere cevap verilmediğini, deliller dosyada toplanmadan eksik ve hatalı karar verildiğini, bilirkişi kök ve ek raporlarına karşı itirazlarının değerlendirilmemesi sebebiyle adil yargılama haklarının ihlal edildiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, taraflar arasında imzalanan "... Üyeleri ile Yapılacak Acentelik Sözleşmelerine İlişkin Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi" kapsamında, davacının ... üyeleri ile imzalanacak acentelik sözleşmelerinde münhasır yetkili olduğu ve davacının aracılığı olmaksızın davalı şirket ile ... üyeleri arasında sözleşme dönemi içerisinde imzalanan acentelik sözleşmeleri nedeniyle sözleşmenin 4.12. bendi gereği hizmet bedeline hak kazandığı iddiası ile bu kapsamda imzalanan acentelik sözleşmeleri uyarınca tarafına ödenmesi gereken bedellerin tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında 15/05/2013 tarihinde "... Üyeleri ile Yapılacak Acentelik Sözleşmelerine İlişkin Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi" imzalanmıştır. Sözleşmede davacı "Danışman", davalı ise "Sigortacı" olarak anılmaktadır. Sözleşmenin Konusu başlıklı 2.madde; "Danışman'ın, ... Derneğine (...) kayıtlı üyeler ile irtibata geçerek Sigortacı ile Acentelik Sözleşmesi imzalamalarını ve kazandırdığı Acentelerin, Sigortacı adına üretim yapması için çalışmasına ilişkin tarafların hak ve yükümlülükleri ile buna bağlı teknik, ticari ve hukuki koşulların düzenlenmesidir. İş bu Danışmanlık Sözleşmesi ile Danışmana sadece ...'e kayıtlı üyeler ile Sigortacı arasında Acentelik Sözleşmesi imzalanması hususunda aracılık etmesi için yetki verilmiştir. Danışmanın yetkisini aşarak başka şahıs ve şirketler ile sigortacı adına aracılık faaliyetlerinde bulunması sözleşmenin Sigortacı tarafından haklı nedenle feshi sebebi teşkil eder."Sözleşmenin Süresi başlıklı 3.madde; "İşbu sözleşmenin taahhüt süresi sözleşme ve eklerinin imzalandığı 15/05/2013 tarihinden başlayacak olup, bu tarihten 3 (üç) yıl sonra 15 Mayıs 2016 tarihinde sona edecektir. (Vade Sonu Tarihi). Sözleşme vade sonu tarihi bitimi itibariyle herhangi bir ihbar ve ihtara gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erecek ve hükümsüz olacaktır. Bununla birlikte tarafların karşılıklı olarak ve birbirlerinin yazılı onaylarını almak kaydı ile sözleşmenin süresini birer yıllık dönemler için uzatma hakları mahfuzdur."Danışman'ın Yükümlülükleri başlıklı 4.madde; "4.1. Danışman, sözleşme konusu hizmeti yerine getirirken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve ilgili mevzuata uygun hareket edecektir. Bu çerçevede ... Derneği'ne (...) kayıtlı üyelerden, 5684 saylı Sigortacılık Kanunu'nun 23. Maddesi çerçevesinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nce tutulan levhaya kayıtlı olanları ile irtibata geçerek, bu Acentelerle Sigortacı arasındaki ilişkileri koordine edecek, acentelerin Sigortacı ile Acentelik Sözleşmesi imzalamalarını sağlayacak ve kazandırdığı acentelerin Sigortacı adına üretim yapması için aktif çalışacaktır. 4.2. Danışman sözleşmenin 4.1. maddesinde tanımı yapılan ... üyelerine, Sigortacının tanım ve sunumu yapılacaktır. Tanım ve sunuma ilişkin dosya iş bu sözleşmenin imzası anında Sigortacıya verilecek ve Sigortacı tarafından yazılı olarak onaylanması halinde Danışman tarafından kullanılabilecektir. 4.3. Danışman, Acentelik Sözleşmesi imzalanan üyelerin üretimini artması için Sigortacı tarafından yapılan çalışmalara destek sağlayacaktır. 4.4. Danışman, Acentelik Sözleşmesi imzalanan üyelerin Sigortacı ile ilişkilerinin kurulması ve geliştirilmesi için gerekli ortamı sağlayacaktır. 4.5. Danışman, Acentelik Sözleşmesi imzalanan üyelere, yazılım programı ile ilgili oryantasyon ve eğitimler düzenleyecektir. 4.6. Danışman, Acentelik Sözleşmesi imzalanan üyelere, yapısına uygun ürünleri bulmak, yeni ürünler geliştirmesinde yardımcı olmak ve ürün yelpazesini genişletmek için çalışmalarda bulunacaktır 4.7. Danışman, Acentelik Sözleşmesi imzalanan üyelerle, Sigortacı adına çapraz satış yapılmasına yönelik danışmanlık hizmeti verecektir. 4.8. Danışman, "Oto Sigortası Branşında" iç piyasada olmayan yeni ürünler oluşturarak Sigortacıya sunacaktır. 4.9. Danışman, Acentelik Sözleşmesi imzalanan üyelere özel, ferdi kaza, acil vakalar sigorta poliçeleri ile özel kapsamlı sağlık sigorta poliçesi oluşturacaktır. 4.10. Danışman, Acentelik Sözleşmesi imzalanan üyeleri ile ...'in ilişkili olduğu kurum ve kuruluşlar için özel ürünler geliştirecek ve Sigortacı onayına sunacaktır. 4.11. Danışman, Sigortacı tarafından talep edilmesi halinde sair poliçe türlerinde çalışma yapacaktır. 4.12. ... üyesi işyerlerinin sözleşme başlangıç tarihinden itibaren, doğrudan Sigortacıya başvuruları yada Sigortacı personelleri aracılığıyla sağlanacak her türlü acente başvuru ve kabulleri Danışman'ın bilgisi dahilinde yürütülecek ve iş bu sözleşme çerçevesinde işlem görecektir. 4.13. Danışman, Sigortacı tarafından belirlenen genel tanıtım, satış ve pazarlama stratejisine uygun çalışmalar yapacaktır. Sigortacının yöneldiği alanlara öncelik ve ağırlık verecektir. 4.14. Danışman, sigortacının mevcut acentelerine ve ... üyesi olmayan acentelere, teklif götürmeyecektir."Sigortacı'nın Yükümlülükleri başlıklı 5.madde; "5.1. Sigortacı, Danışmanın vereceği hizmetlere karşılık olarak 6.1. maddede belirtilen hizmet ve organizasyon bedelini ödemeyi kabul ve taahhüt etmektedir. 5.2. Sigortacı, işlerin sağlıklı ve etkin yürütülebilmesi açısından önerilecek Acentelerin işlemlerini genel müdürlükten ivedilikle sonuçlandırır. Acente teminatları da 5.000 TL olacaktır."Sözleşme Ücreti 6.maddede düzenlenmiştir. 6.1.maddesinde "Hizmet ve Organizasyon Bedeli, Danışman'ın sözleşme imzalandıktan sonra önereceği yeni üye/acentelerin Sigortacı'ya kazandırdıklarının, ilgili ayda üretimini gerçekleştirdikleri, iptal poliçeler düştükten sonra kalan net sigorta prim tutarları üzerinden, aşağıda belirtilen koşullarda hesaplanacaktır." ifadesine yer verilerek, devamında poliçe türlerine göre yıllık bazda hangi yüzdelik dilim üzerinden hesaplama yapılacağı açıklanmış ve hesaplanacak tutarların toplamının Sigortacı tarafından Danışmana "Hizmet ve Organizasyon Bedeli" olarak ödeneceği belirtilmiştir. 6.2.maddesinde; Danışmanın 6.1 madde çerçevesinde hak kazandığı komisyon bedellerine ilişkin faturayı her ay sonunda Sigortacıya göndereceği, gönderilen faturanın Sigortacı tarafından tebliğ alınması ve fatura içeriğinin kabul edilmesi halinde ilgili komisyon bedelinin 15 gün içerisinde Danışman'ın hesabına yatırılacağı, 6.3.maddesinde Danışmanın farklı konulardaki hizmet ve çalışmaları için iş/proje bazında Sigortacı ile mutabık kalınacak ücretler üzerinden düzenleyeceği fatura karşılığı ödeme yapılacağı düzenlenmiştir. 6.4.maddesinde; "Danışman tarafından Sigortacıya kazandırılan her bir Acentenin faaliyete geçmesinden itibaren 3 (üç) yıl süreyle gerçekleştireceği üretim üzerinden 5.1 madde kapsamında belirlenecek bedeller Danışmana ödenmeye devam eder. Acente ile imzalanan Acentelik Sözleşmesinin başlangıç süresinin, Danışman ile imzalanan sözleşme süresinin sonuna denk gelmesi halinde dahi Danışman, bu sözleşme ile sınırlı olmak üzere 3 (üç) yıl süreyle komisyon alır. 3 (üç) yılın sonunda Acentelik Sözleşmesi devam etse dahi, Danışman komisyona hak kazanmaz." hükümleri yer almaktadır.... Genel Sekreteri ... tarafından, davacı şirket yetkilisi ... hitaben düzenlenen 12/04/2013 tarihli yazı; "12 Nisan 2013 tarihinde yaptığımız görüşmelerde ... Genel Sigorta-... işbirliği çerçevesinde ... üyelerinin ... Genel Sigorta acenteliği yapmaları amacıyla çalışma yapılmasına karar verilmiştir. ... Ltd. Şti., ...'in sağlayacağı datalarla ... adına tüm üyeleri ile kontak kuracak ve acentelik alımı işlemleri için ziyaretler gerçekleştirecektir. Bu konuda kurumlar arasında sözleşme yapılana kadar bu yazı ... üyeleri ziyaretleri için Yetki Belgesi yerine geçecektir." şeklindedir. Yine ... tarafından üyelerine 29/05/2013 tarihinde gönderilen e-postada; ... (davacı) ile ... arasında stratejik çözüm ortaklığı tesis edildiği, ... Şirketinin, ... AŞ ile ... arasında işbirliği sağladığı, bu projenin hem ... hem de sigorta şirketi nezdinde ... firması tarafından yürütüleceği, projenin "acentelik ilişkisinin tesisi, yeni ve gelir artırıcı sigorta ürünleri oluşturulması, rekabetçi fiyatlama ve kampanyalar yapılması, sigortacılık eğitimleri düzenlenmesi, diğer teknik, pazarlama, satış ve özel projelerde her türlü destek ve çözüm hizmetleri sağlanması" konularını kapsadığı belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından, davalıya gönderilen 28/12/2016 tarihli yazı ile; yukarıda dava dilekçesinde özetlenen açıklamalar tekrar edilerek, davalının sözleşmeye aykırı davrandığı belirtilmiş; işbu yazının alındığı tarihten itibaren 15 takvim günü içinde Genel Müdürlük, Bölge Müdürlükleri veya Personeller tarafından ... Üyesi işyerlerinden veya bu işyerlerinin ortaklarının, eş, dost ve akrabaları üzerinden 15/05/2013-15/05/2016 tarihleri arasında acente yapılanların adı-soyadı veya ünvanları ile acentelik tesis tarihlerinin ve net sigorta prim tutarları konusunda bilgi verilmesi istenilmiş, ayrıca bu şekilde tespit edilecek acentelerin acentelik tesis tarihleri esas alınarak sözleşmenin 6.1. hükmü uyarınca Hizmet ve Organizasyon Bedellerinin hesaplanarak tahakkuk tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sulhen ödenmesi talep edilerek aksi halde yasal yollara başvurulacağı bildirilmiştir.Davalı vekili tarafından Beyoğlu ... Noterliğinden keşide edilen 11/01/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile; davacının ancak sözleşmenin 4.maddesi gereği ... ile acentelik sözleşmelerinin imzalanmasının sağlanması ve yine aynı maddede belirtilen birçok yükümlülüğün yerine getirilmesi halinde ücrete hak kazanacağı, davalı ile doğrudan iletişime geçen ve acentelik sözleşmesi imzalanan ... üyelerine ilişkin davacı tarafından verilen herhangi bir hizmet ve yerine getirilen bir yükümlülük bulunmadığından hizmet bedeline hak kazanmadığı, müvekkilinin davacıyı devre dışı bırakması gibi bir durum söz konusu olmadığı gibi davacının birçok acentenin açılışından haberdar olduğu ve bizzat açılışlara katıldığı, buna rağmen devre dışı bırakıldığını iddia etmesinin, uzun süre sessiz kalıp sözleşmenin bitiş tarihinden itibaren de uzun süre geçtikten sonra talepte bulunmasının haksız ve kötüniyetli olduğu, davacının sözleşme gereği hak kazandığı hizmet bedellerinin ise kendisine ödendiği belirtilerek, davacı vekili tarafından gönderilen 28/12/2016 tarihli yazıya cevap verilmiştir. Mahkemece ... Derneği'ne (...), sözleşme tarihleri itibariyle üye sayısının bildirilmesi için yazılan müzekkere verilen cevabi yazı ve listeye göre 15/05/2013-15/05/2016 tarihleri arasında üye sayısının 332 olduğu anlaşılmıştır. Hukuki Mütalaalar;Davacı tarafça dosyaya ibraz edilen, Prof. Dr. ... ve Dr. ... tarafından düzenlenen 21/06//2018 tarihli hukuki mütalaada; 1-Taraflar arasında imzalan sözleşme "Danışmanlık Sözleşmesi" başlığını taşımakta ise de, aralarındaki sözleşmenin hükümleri incelenerek sözleşme türünün belirlenebileceği, dava konusu sözleşmenin nitelendirilmesi için "Aracı Acentelik Sözleşmesi (TK 102 vd.)" ve "Simsarlık Sözleşmesi (BK 520 vd.)" hükümlerinin incelenmesi gerektiği,a) Simsarlık Sözleşmesi; BK'nın 520.maddesine göre simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşme olduğu,b) Aracı Acentelik Sözleşmesi; TTK 102.maddesinde göre aracı acentenin, işletmeye bağlı bir konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye bağlı olarak belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak bir ticari işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi meslek edinen kimse olduğu,TTK'nın 102. maddesinin 1.fikrasında verilen tanımda sözü geçen "belirli bir yer veya bölge içinde" ibaresinin coğrafi sınırlar içindeki bir bölgeden ziyade geniş anlamda acenteye verilen görevin somut olarak belirlenmesi gereğini ifade eden bir unsur olarak yorumlanması gerektiği, bu nedenle acentenin görev ve yetki alanı bir idari birim olarak belirlenebileceği gibi bir ticaret dalı veya somut olarak belirlenen bir işlemler grubu da olabileceği, bunun ise acentenin kendisine bırakılan bölgede veya ticaret dalında kural olarak tekel hakkına sahip olmasından kaynaklandığı, diğer bir anlatımla acentenin yetki bölgesi veya dalı aynı zamanda tekel hakkının da sınırlarını belirlediği, simsarın ise tekel hakkının olmadığı, acentenin bu noktada tek satıcıya çok yaklaştığı, tek satıcı ile acente arasındaki farkın ise tek satıcının o bölgede veya ticaret dalında asilden satın aldığı malları kendi nam ve hesabına satması olduğu, c) Aracılık Acentelik Sözleşmesi İle Simsarlık Sözleşmesinin Karşılaştırılması; Her iki sözleşmede de aracılık unsurunun bulunduğu, her ikisinin de tacire bağlı olmayan (bağımsız) tacir yardımcıları grubunda bulunduğu, aracı acentenin de simsarın da (kural olarak) tarafları temsil etme ve sözleşmeyi imzalama yetkilerinin olmadığı, her iki aracının ücrete hak kazanmasının sözleşmenin imzalanması koşuluna bağlandığı, Buna karşılık aracı acentelik ve simsarlık sözleşmelerinin bazı temel unsurları açısından birbirinden ayrıldıkları, aracı acentenin faaliyetinin süreklilik arz etmesine karşılık simsarın bu etkinliği geçici olarak icra ettiği, Öğretide ..., ..., Yirminci Bası, Ankara 2015, adlı eserinin 208.sayfasında bu konuda aynen "Acenteliğin, simsarlıktan ayırt edilmesi nispeten kolaydır. Simsar tacirin geçici yardımcısı durumundadır; acente ile tacir arasındaki ilişki ise süreklilik arz eder. Başka bir deyişle, kural olarak simsar tek veya sınırlı sayıda sözleşmenin yapılmasına aracılık etmek üzere atanır. Aracılık yapan acente ise önceden belirlenmemiş çok sayıda sözleşmenin yapılmasına aracılık eder" denildiği, yine aynı eserin 193.sayfasında da "Aracılık yapan kişinin bir iş görme sözleşmesiyle taraflardan birine muayyen ya da gayri muayyen bir süre için devamlı şekilde bağlı olması halinde, simsarlık hükümleri değil, pazarlamacılık (BK 448 vd) ya da acentelik hakkındaki hükümlerin (TK 102 vd) uygulanacağını" belirttiği, d) Somut Olayda Davacının Hukuki Sıfatının Değerlendirilmesinde; sözleşme hükümlerine göre davacının hukuki sıfatının "aracı acentelik" olduğu,aa) Danışmanlık Sözleşmesinin 3. maddesinde davacıya bu görevin üç yıl süreyle verildiği ve bu suretle taraflar arasında sürekli bir ilişki kurulduğu, Sözleşmenin 6.4.maddesinde davacının ücrete hak kazanmasının da bu süre ile ilişkilendirildiği, (sözleşmedeki deyim ile) danışmanın ... üyeleri ile bu süre içinde kuracağı acentelik ilişkileri nedeniyle ücrete hak kazanacağının öngörüldüğü, davacının da sözleşmenin sürekliliğini göz önünde tutarak, ...'den aldığı tam üye listesini (portföyünü) davalıya teslim etmekte beis görmediği, davacının bu davasında Sözleşmenin 4.12 maddesindeki hükmün verdiği güvencenin de rol oynadığı,bb)Acentenin belirli bir yer veya bölgede yetkili olması koşulunun, mutlaka coğrafi bir bölgeyi ifade etmediği, bu hükmün acentenin yetki ve tekel hakkı kapsamının somut olarak belirtilmesi gereğini ifade ettiği, nitekim yetki ve görev alanının belirli bir bölge ve yer dışında ürün veya hizmet dalı ya da müşteri çevresi olarak (toptancılar, zincir mağazalar, eczaneler vb) ya da aynı marka altında tür ile sınırlama yapılarak (belli bir marka altında otomobil, beyaz eşya gibi) belirlenmesi ve acenteye bu konuda tekel hakkı tanınması dolayısıyla acentenin görev ve yetki alanının belirlenmesinin de mümkün olduğu, inceleme konusu sözleşmede bu unsurun ... üyeleri olarak belirlendiği ve somutlaştırıldığı,cc)Sözleşmenin 4.maddesinde düzenlenen "Danışmanın Yükümlülükleri" incelendiğinde, bu maddede 14 bent halinde sayılan yükümlülüklerin hemen hemen hepsisinin acentelere özgü yükümlülükler olduğu, bunların hiç birisinin simsarın görevleri arasında mütalaa edilmesinin mümkün bulunmadığı,Yapılan açıklamalar çerçevesinde taraflar arasındaki sözleşmede davacının hukuki statüsünün Aracı Acentelik olarak nitelendirilmesi gerektiği, 2. Danışmanın Tekel Hakkı; TTK'nın 104.maddesine göre, aksi yazılı olarak kararlaştırılmadığı takdirde, acentenin aynı yer veya bölge ya da ticaret dalında tekel hakkı olduğu, acentenin tekel hakkının yasadan doğduğu, sözleşmede açık bir hüküm olmasa bile aksi kararlaştırılmadığı takdirde acentenin tekel hakkına sahip olacağı kaldı ki Danışmanlık Sözleşmesindeki 4.12 hükmüyle (dolaylı olarak da olsa) acenteye tekel hakkı verildiği, bu hükme göre davalı ... AŞ'nin ... üyeleri ile doğrudan veya başka bir kanaldan ilişki kuramayacağı, böyle bir temas olursa bundan Danışmanın mutlaka haberdar edileceği ve bu ilişkinin sözleşme çerçevesinde işlem göreceği, böyle bir bağlantının işbu sözleşme çerçevesinde işlem görmesinin "Danışman'ın (acentenin) Sözleşmenin 6.maddesi uyarınca ücrete (ve acenteliğe ilişkin sair haklara) hak kazanması" demek olduğu, 3) Belirsiz Alacak Davası Yönünden; Belirsiz alacak davalarının en önemli uygulama alanlarının tazminat talepleri olduğu, davacının taraflar aralarındaki Danışmanlık Sözleşmesi uyarınca davalıdan tazminat talep ettiği, iddiaları ve talepleri arasında davalının bilgi ve onayı dışında kendi tekel alanında bulunan bazı acentelerle doğrudan ya da dolaylı ilişki kurarak imzaladığı sözleşmelerden doğan tazminat talepleri olduğu, ayrıca sözleşme süresi sonuna ilişkin olarak yaptığı tanıtım ve sağladığı müşteri muhiti karşılığı yasanın kendisine tanıdığı muhtemel portföy tazminatı talep etme hakkının da bu kapsamda kaldığı, bu verilerin davanın başlangıcında bilinmesi mümkün olmadığı için, davacının HMK 107.madde uyarınca belirsiz alacak davası açması mümkün olduğu hususlarında görüş bildirilmiştir. Davalı tarafça dosyaya ibraz edilen, Prof. Dr. ... ve Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen 31/05/2018 tarihli hukuki mütalaada; 1-Somut olayda davacı, ... üyeleri ile davalı arasında akdedilecek "acentelik sözleşmelerine" aracılık faaliyetini üstlendiği için "simsarlık" faaliyeti yürüttüğü, yaptığı faaliyetler karşılığında simsarın en önemli hakkının ücret hakkı olduğu, simsarın mezkur ücrete hak kazanmasının temel şartı aracılık faaliyetinde bulunup bir araya getirdiği kişiler arasında, aracılık faaliyetine konu sözleşmenin kurulması olup eğer amaçlanan sözleşme kurulmamışsa, simsarın ücret talep edemeyeceği, 2-Taraflar arasında akdedilmiş bulunan simsarlık sözleşmesinde, davacının "sadece ... üyeleri ile davalı arasında acentelik sözleşmesi imzalanmasına" aracılık etme yetkisi içerdiği, davacının sözleşme hükümleri uyarınca sınırlandırılmış bir kişi grubu ile davalı arasında "acentelik" ilişkisi kurulması için faaliyet gösterme yükümlülüğü altında olduğu, davacının faaliyetleri sonucu bir araya gelen tarafların sözleşme akdetmesi halinde ise davacının sözleşmenin 6. maddesi uyarınca hesaplanacak bedele hak kazanacağı,3-Davacının ... üyeleri ile aracılık faaliyetlerini yürütmek bakımından "münhasıran" yetkilendirilip yetkilendirilmediği hususunda taralar arasında ihtilaf olduğu, zira bu yetkinin varlığının simsarın ücret talep hakkı üzerinde doğrudan etki meydana getireceği, münhasır yetkilendirilen simsarın ücrete hak kazanması için müvekkilin sözleşme akdetmesi yeterli olup sözleşmenin kurulması ile simsarın aracılık çabası/faaliyeti arasında bir nedensellik bağı aranmayacağı, Mezkur sözleşme ilişkisi kapsamında davacı simsarın "münhasır yetkilendirildiği" kanısı oluşturabilecek yegane hükmün 4.12.maddesi olduğu, bu hükmün ne anlama geldiğinin tespiti noktasında tarafların gerçek iradesinin BK 19 hükmü gereğince yorumlanması ve açığa kavuşturulmasının gerekeceği, İnceleme konusu sözleşme hükmünün sözleşme bütünlüğü içerisinde bulunduğu yerin önem taşıdığı, uyuşmazlık konusu hükmün "Danışmanın Yükümlülükleri" başlığı altında düzenlendiği ve davacı simsarın akdi yükümlülüklerini belirleme amacı taşıdığı, bu noktada taraf iradelerine uygun olarak maddenin "davacının yükümlülükleri ile ilişkilendirilmek" suretiyle anlamlandırılmasının zorunlu olduğu, davacının temel edim yükümlülüğü davalı ile ... üyeleri arasında acentelik sözleşmesi akdedilmesine aracılık etmek ve bunun için faaliyetlerde bulunmak olup bu kapsamda madde gereği "... üyesi işyerlerinin doğrudan Sigortacıya başvuruları ya da Sigortacı personelleri aracılığıyla sağlanacak her türlü Acente başvuru ve kabulleri Danışman'ın bilgisine sunulmasının" sebebinin davacının aracılık faaliyetlerini yoğunlaştıracağı somut üyelerin belirlenmesi ve bu suretle yönlendirilip, faaliyetlerin şekillendirmesini temin edebilmek olduğu, Zira hali hazırda davacının bir faaliyeti gerekmeksizin "doğrudan Sigortacıya başvuruları ya da Sigortacı personelleri aracılığıyla sağlanacak her türlü Acente başvuru ve kabulleri" vuku bulmuşsa, davacının aracılık faaliyetlerini bu kişiler dışındaki üyeleri de acentelik sözleşmesi akdetmeye sevk etmek için revize edeceği yahut zikredilen bilgilendirme sonrasında davacının doğrudan sigortacı davalıya ya da sigortacı personelleri aracılığıyla davalıya yapılan başvurunun "kendi aracılık faaliyeti sonucu vuku bulduğunu", başvuru sahipleriyle kendisinin görüşme kayıtlarını yahut aracılık faaliyetlerini ortaya koyarak, ilgili kişilerle sözleşme akdedilmesi halinde ücret talep etme hakkını haiz olacağı, Yine sözleşmenin 6.2 hükmüne göre ücret talebine hak kazanıp kazanmadığı ve eğer kazanmış ise miktarını belirleyip davalıya bildirme yükümlülüğünün davacı üzerinde bırakıldığı, davacının bu husustaki bilgilendirmeyi yapabilmesi için de kendisi aracılığı ile acentelik verilmiş olan kişilere ilişkin bilginin, önceden kendisine ulaştırılması gerekeceği, bu suretle çabalarının ne oranda başarıya ulaştığını tespit etme imkanı elde edebileceği, bu tespitin yapılabilmesinin ise 4.12.uyarınca yapılacak bildirimi zorunlu kıldığı, bu nedenlerle inceleme konusu sözleşme hükmünün, davacıya münhasır yetki sağlamak üzere değil, aracılık faaliyetlerini yöneltmesi/yoğunlaştırması gereken kişileri tespit etmesini temin amacına yönelik olarak sözleşme metnine dahil edildiği,Davacıya münhasır yetki tanınmadığı sonucuna ulaşılmasını gerekli kılan bir diğer sözleşme hükmünün ise "Sözleşme Ücreti" kenar başlığını taşıyan 6.1 olup, bu hükümde herhangi bir yoruma ihtiyaç kalmayacak şekilde açıkça davacının ücrete hak kazanabilmesi için "bizzat kendisi tarafından sigortacıya yeni üye kazandırılması" şart koşulduğundan, mefhumu muhalifinin aracılık etmediği hiçbir sözleşme nedeniyle ücret talep edemeyeceği sonucuna ulaşılmasını zorunlu kıldığı, simsar kural olarak sadece aracılık ettiği sözleşmelerden ücret talep edebileceğinden bu hükmün aksine yapılacak düzenlemelerin sözleşmede açıkça hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde düzenlenmesi gerektiği oysa tarafların sözleşmenin 6.1 hükmü ile kanunda belirtilen düzenleme ile bağlı kaldıkları,Ayrıca davacının iddia ettiği üzere, henüz davalı ile aralarında bir sözleşme akdedilmemişken ...'den, ... üyelerinin davalı sigorta şirketi acentesi yapılması çalışmalarında davacının tek yetkili olduğuna dair yetkilendirme yazısı alması (12/04/2013), taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi için de bir münhasır yetkilendirme teşkil ettiği anlamına gelmeyeceği, şayet ... böyle bir yetkilendirme vermişse de, söz konusu yetkinin ... ile davacı arasındaki hukuki ilişki adına hüküm ve sonuç doğuracağı, 4-Davacının sözleşme ilişkisi kapsamında "münhasıran" yetkilendirilmesi söz konusu olmadığından davacının ... ile akdedilen her sözleşme için değil aracılık ettiği sözleşmeler için ücrete hak kazanacağı, bu noktada sözleşmenin akdedilmesindeki katkısını da ihtilaf halinde ispat ile mükellef olan tarafın simsar (davacı) olacağı, somut olayda dosya kapsamında böyle bir ispat faaliyeti yürütülmediği, sözleşme sürecinde davalı ile ... üyeleri arasında acentelik ilişkisinin kurulmuş olmasının tek başına davacının ücrete hak kazanması için kafi gelmediği, ...'in üyelerinin bağlı ortakları ya da sahiplerinin, eş, çocuk ve akrabaları, davacının aracılık edebileceği ilişkilerin kapsamını aştığı zira sözleşmenin 2. Maddesinin davacıya "sadece ... üyeleri ile davalı arasında acentelik sözleşmesi imzalanmasına" aracılık etmesi yetkisini içerdiği,5-Davacının, davalı tarafından çabalarının boşa çıkarıldığı ve gösterilen kişilerle sözleşme akdedilmeyip, akabinde davalının ilgili kişilerle iletişime geçip sözleşme akdettiği iddiasının ise yine ispatının davacı üzerinde kaldığı ancak iddiadan ibaret hususların somutlaştırılamadığı, 6-Davacı, davalıya karşı belirsiz alacak davası ikame etmesine karşın, belirsiz alacak davasının koşullarının oluşmadığını hususlarında görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporları; Mahkemece, Sigorta Tahkim Hakemi ... , Mali Müşavir ... ve M.Ü Bankacılık ve Sigortacılık Y.O Hukuk Öğr. Üy. Doç. Dr. ...'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 006/02/2019 tarihli raporda; Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin niteliğinin aracılık hizmetlerini içeren bir vekalet sözleşmesi olduğu, aracılık sözleşmesi de esasen özel nitelikli bir vekalet sözleşmesi türü olup hukuki işlemlere aracılık hizmeti verme borcunu içerdiği, genel vekalet veya aracılık sözleşmelerinde vekilin ücrete hak kazanabilmesi için vekalet konusu maddi edimleri veya hukuki işlem şeklinde maddi olmayan edimleri yerine getirmesi gerektiği, davacının borcu ise dava dışı dernek üyelerinin davalı sigorta şirketi ile acentelik sözleşmeleri yapmalarını ve bu şekilde davalı sigorta şirketinin poliçe satmasını, prim elde etmesini sağlamak olduğu, davacının aracılığı sonucu bir acentelik ilişkisi kurulmuş ve acente davalı şirketin poliçesini satmış ise prim üzerinden belli oranda ücrete hak kazanacağı,Davacının ücrete hak kazandığını ispat edebilmesi için öncelikle aracılık ettiği acentelik sözleşmelerinin varlığını ve bu acentelerin davalıyı temsilen yaptığı sigorta poliçelerinin varlığı ve tutarını ispat etmesi gerektiği, Davacı, dava konusu danışmanlık sözleşmesine göre münhasır yetki sahibi olduğunu ileri sürmekte ise de taraflar arasındaki sözleşmenin, davalının doğrudan acentelik sözleşmesi veya sigorta sözleşmesi yapmasını kısıtlayıcı nitelikte olmadığı, davacının ancak kendi aracılığını yaptığı acenteler için ücrete hak kazanacağı, Sözleşmenin 4.12.maddesindeki düzenlemenin davacıya bir tekel veya münhasır yetki değil görev yüklediği ve iş bölümü amaçlı olduğu, ilgili maddenin başlığının Danışmanın Yükümlülükleri olması ve metnin genelinin davacı danışmanın hizmet kapsam ve şartlarının yükümlülüklerini belirlenmesinin ise bu kanaati desteklediği,Davalının, dava dışı dernek üyeleri ile yapmış olabileceği tüm acentelik sözleşmelerinin ve bunun sonucunda yapılan tüm poliçelerin dava konusu danışmanlık sözleşmesi kapsamında değerlendirilemeyeceği hususlarında görüş bildirilmiştir. Aynı bilirkişi heyetinden alınan 30/10/2019 tarihli ek raporda; Taraflar arasındaki danışmanlık sözleşmesinin yürüklükte kaldığı süre içerisinde, davalı tarafından davacıya gönderilen hesap mutabakatı sonucu kesilecek komisyonun ilk önce davacıya bildirildiği ve davacı tarafın mutabık kalınan miktarda fatura kesmesi sonucu davacıya itilafsız ödendiği, bu kapsamda davacının toplamda 1.715.028,12 TL komisyon faturası kestiği, Davacı vekili tarafından, davalının doğrudan acentelik ilişkisi kurduğu şirketlere ilişkin sunduğu listenin davalı şirkete iletildiği, davalı vekili tarafından sunulan kayıtlara, beyana ve ulaştırılan tabloya göre davacı tarafça dilekçesinde belirtilen şirketlerin bir çoğunun kayıtlarında olmadığı, ancak yine de davacının beyan ettiği şirketlere benzer unvanları olan şirketlerin komisyona esas net prim tutarlarının liste halinde eklediğinin belirtildiği, raporda söz konusu tabloya yer verildiği açıklanarak,Davalının, dava dışı dernek üyeleri ile yapmış olabileceği tüm acentelik sözleşmelerinin ve bunun sonucunda yapılan tüm poliçelerin dava konusu danışmanlık sözleşmesi kapsamında değerlendirilemeyeceği görüşü tekrar edilmiştir. İnceleme ve değerlendirme;Somut uyuşmazlık; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin hukuki niteliği ve bu bağlamda davacının ... üyeleri ile imzalanacak acentelik sözleşmelerinde münhasır yetkili olup olmadığı, davacının aracılığı olmaksızın davalı şirket ile ... üyeleri arasında sözleşme dönemi içerisinde imzalanan acentelik sözleşmeleri nedeniyle sözleşmenin 4.12. bendi gereği hizmet bedeline hak kazanıp kazanamayacağı noktalarında toplanmaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 1.maddesinde de ifade edildiği gibi sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. TBK'nın 19/1. maddesi uyarınca bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.Sözleşmenin yorumlanması, sözleşmenin içeriğiyle ilgili hukuki uyuşmazlığın giderilmesi sorunudur. Yorumun konusu aslında, sözleşme değil, sözleşmeyi oluşturan irade beyanıdır... Sözleşmenin yorumlanması, geçerli olarak kurulan, fakat uyuşmazlık konusu olan bir sözleşmenin içeriğini, hakimin, tarafların birbirine uygun sözleşme iradelerine göre belirlemesidir. Başka bir deyişle, tarafların gerçek ve ortak sözleşme iradelerinin hakim tarafından tespit edilmesine sözleşmenin yorumlanması denir (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Ankara 2022, Cilt I, s. 603, 604).Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09/12/2021 tarihli 2018/(13)3-399 E. 2021/1632 K sayılı ilamında açıklandığı gibi; "...Ancak bazı durumlarda taraflardan biri, sözleşmenin içeriğini diğerinden farklı anlayabilir. Özellikle şüphe ve tereddütlere yol açan veya birden fazla anlama gelen sözleşme metni yahut bir hüküm taraflardan birini avantajlı duruma getiriyorsa, taraf buna dayanarak talepte bulunabilmektedir. Bu takdirde yorum uyuşmazlığı söz konusu olmaktadır ve sözleşme yorumuna ihtiyaç duyulmaktadır. Sözleşmenin yorumu, sözleşmenin kurucu unsuru olan iradelerin anlamının ve hangi hukuksal sonuçlara yöneldiğinin araştırılıp, ortaya konulması anlamına gelmektedir (Eren, Fikret: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 14. Baskı, Ankara 2012, s.466)....sözleşmenin yorumunda amaç, ilk aşamada sözleşme taraflarının birbirine uygun gerçek iradelerini tespit edebilmektir (Jäggı, Peter/Gauch, Peter/Stephan, Hartmann: Kommentar zu Art. 18 OR - Auslegung, Ergänzung und Anpassung der Verträge; Simulation, Zürcher Kommentar, 4. Auflage, Zürich 2015, Art. 18, N. 314; atıf yapan; Dalcı Özdoğan, Nurcihan: Sözleşmenin Yorumunda Gerçek İradenin Tespiti, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 8, Sayı:1, 2017, s. 35, https://....tr/tr/...).Hakim sözleşmeyi yorumlarken asli yorum aracı olarak tarafların, iradelerini açıklarken kullandıkları kelimeler ve deyimleri öncelikle dikkate alır. Kullanılan ifadeler ve kelimeler bireysel olarak değil beyan metninin bütünlüğü içinde yorumlanmalıdır.Asli yorum araçları yeterince açık değilse, tarafların iradelerini ortaya koymaya imkân veren yardımcı olgulara bakılmalıdır. Bu bağlamda; tarafların sözleşme müzakereleri ve sözleşmenin kurulması sırasındaki, ifa hazırlıkları aşamasındaki, sonrasındaki davranışları, menfaat durumları, amaçlarıyla, ilgili âdet ve teamüller dikkate alınmalı, dayanağını 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinden alan güven ilkesi de gözden kaçırılmamalıdır."Taraflar arasındaki sözleşme "Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi" başlığı ile imzalanmış, sözleşmede taraflar "Danışman" ve "Sigortacı" olarak isimlendirilmiş ise de, sözleşme konusu temel edim, acentelerle sözleşme kurulmasına aracılık etmek olduğundan, sözleşmenin TBK'da düzenlenen simsarlık ve TTK'da düzenlenen acentelik hükümleri çerçevesinde incelenmesi gerekmektedir. Simsarlık sözleşmesi 6098 sayılı TBK'nın 520 vd maddelerinde düzenlenmiş, TBK'nın 520.maddesinde; simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmeler olarak tanımlanmıştır. Sözleşme ilişkisine girmek isteyen tarafların birbirlerini bulmaları, çeşitli sebeplerden dolayı güçlük arz eder. Bu güçlüğü ortadan kaldırmak, sözleşme yapmak isteyen kişileri bir araya getirmek, sözleşmenin yapılabilmesi için uygun bir ortam hazırlamak üzere simsar (tellal) denilen aracıdan yararlanılır (Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, 19. Baskı, Ankara 2014, s.190; Cevdet, Yavuz: Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 10.Baskı, İstanbul 2012, s.1312)Simsar, sözleşme öncesi tarafları bir araya getirerek, taraflara sözleşme şartlarını bildirip, aralarında sözleşme ilişkisinin kurulmasını sağlamaya çalışır, bunun karşılığında ise her iki taraftan da ücret ve yaptığı masrafları ister.TBK'nın 521.maddesinde; "Simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır. Simsarın faaliyeti sonucunda kurulan sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa ücret, koşulun gerçekleşmesi halinde ödenir. Simsarlık sözleşmesinde simsarın yapacağı giderlerin kendisine ödeneceği kararlaştırılmışsa, simsarın faaliyeti sözleşmenin kurulmasıyla sonuçlanmamış olsa bile giderleri ödenir." TBK'nın 522.maddesinde; "Ücret, belirlenmemişse tarifeye, tarife yoksa teamüle göre ödenir." hükümleri yer almaktadır. Acentelik ise 6102 sayılı TTK'nın 102 vd maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 102.maddesine göre acente; ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimsedir. TTK'da hüküm bulunmayan hallerde aracılık eden acentelere TBK'nın simsarlık sözleşmesi hükümleri, sözleşme yapan acentelere komisyon hükümleri ve bunlarda da hüküm bulunmayan hallerde vekalet hükümleri uygulanır.Yukarıdaki tanımda bulunan unsurlar; a. Bir ticari işletme ile ilgili işler, b. Tabi olmama (ancak direktif alabilir...Fakat her halde bir ticari temsilci veya vekil gibi olma durumu yoktur), c. Belirli bir yer veya bölge içinde faaliyet (acentelik, ticari işletmenin dış faaliyetinde bir yayılma ifade eder, bu yayılma şube açarak değil, acente vasıtasıyla olmaktadır, acenteye kendisine bırakılan bölge içinde tanınmış bir tekel hakkı söz konusudur), ç. Süreklilik (arızi faaliyet halinde acentelik olmaz) ve meslek edinme (bir bakıma süreklilik unsurunun sonucudur ancak kanun ayrıca belirtmiştir, TK m.102 f.1) d. Sözleşme (şekle tabi değildir) (Reha Poroy, Hamdi Yasaman, Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 2015, 15.Bası, s. 253) TTK'nın 104.maddesi; "Yazılı olarak aksi kararlaştırılmadıkça, müvekkil, aynı zamanda ve aynı yer veya bölge içinde aynı ticaret dalı ile ilgili olarak birden fazla acente atayamayacağı gibi, acente de aynı yer veya bölgede, birbirleriyle rekabette bulunan birden çok ticari işletme hesabına acentelik yapamaz." TK m. 102'de, acentenin faaliyetlerini belirli bir yer veya bölge içinde yürüteceği hükme bağlanmıştır. Söz konusu yer veya bölge mutlak ve resmi anlamda coğrafi bölgeyi ifade etmez. Taraflar serbestçe bölge ve sınırları belirlerler. Örneğin Ortadoğu, Türkiye, Türkiye'de belirli bir bölge (Akdeniz veya Marmara Bölgesi), il veya ilçe olarak belirlemek mümkündür... Belirli bir bölge ve yer dışında ürün ve hizmet dalında, müşteri çevresi (toptancılar, zincir mağazalar, eczaneler...) yasa aynı marka altında tür ile sınırlama (belli bir marka altında binek ve ticari otolarda ayrım yaparak) yapmak ve bu alanda tekel hakkı verme mümkündür. (Poroy, Yasaman, Ticari İşletme Hukuku, s. 261) Hüküm gereği inhisar (tekel) esas olmakla birlikte, taraflar aksini yazılı olarak kararlaştırabilirler. Yani aksi kararlaştırılmak suretiyle aynı bölge için birden fazla acente bulundurulabileceği gibi aynı konuda faaliyette bulunan birden fazla ticari işletmenin acenteliğinin yürütülmesi de mümkündür. TTK'nın 109.maddesi; "1) Acente, sözleşme uyarınca kendisine bırakılan bölge ve ticaret dalı içinde, müvekkilinin işlerini görmekle ve menfaatlerini korumakla yükümlüdür..." Müvekkilinin işlerini görme borcunun kapsamı, taraflar arasındaki sözleşmenin içeriğine ve bu sözleşmeye uygulanacak hükümlere göre belirlenecektir... Müvekkilinin menfaatlerini koruma borcu, vekilin özen ve sadakat borcu ışığında somutlaştırılabilir. Acente, faaliyetinde müvekkilinin müşteri çevresinin genişlemesi ve müvekkilinin ticari itibarının korunması için özen göstermek yükümü altındadır. (Poroy, Yasaman, Ticari İşletme Hukuku, s. 261, 262) TTK'nın 113.maddesi; "(1) Acente, acentelik ilişkisinin devamı süresince kendi çabasıyla veya aynı nitelikteki işlemler için kazandırdığı üçüncü kişilerle kurulan işlemler için ücret isteyebilir. Bu ücret hakkı, üçüncü fıkra uyarınca önceki acenteye ait olduğu halde ve ölçüde doğmaz. (2) Acenteye belli bir bölge veya müşteri çevresi bırakılmışsa, acente, acentelik ilişkisinin devamı süresince bu bölgedeki veya çevredeki müşterilerle kendi katkısı olmadan kurulan işlemler için de ücret isteyebilir. Birinci fıkranın ikinci cümlesi burada da uygulanır.(3) Acentelik ilişkisinin bitmesinden sonra kurulan işlemler için acente; a) İşleme aracılık etmişse veya işlemin yapılmasının kendi çabasına bağlanabileceği ölçüde işlemi hazırlamış ve işlem de acentelik ilişkisinin bitmesinden sonra uygun bir süre içinde kurulmuşsa, b) Birinci veya ikinci fıkraların birinci cümleleri uyarınca ücret istenebilecek bir işleme ilişkin olarak üçüncü kişinin icabı, acentelik ilişkisinin sona ermesinden önce acenteye veya müvekkile ulaşmışsa, ücret isteyebilir. Bu ücretin, hal ve şartlara göre paylaşılması hakkaniyet gereği ise, sonraki acente de uygun bir pay alır.(4) Acente, ayrıca, müvekkilinin talimatına uygun olarak tahsil ettiği paralar için de tahsil komisyonu isteyebilir." İster kendisi tarafından ister müvekkil tarafından doğrudan doğruya müşteri ile yapılmış olsun, acente bölgesi içindeki işlemlerden ücrete hak kazanır (TK m.113 f.2) bu hakkın bir tamamlayıcı olarak, ETK'da müvekkile doğrudan doğruya yapmış olduğu işlemleri derhal acenteye bildirme borcu yüklenmişti (TK m.128). Bu hükmün TK'ya alınmasının ihmal edildiği görülmektedir. Ancak müvekkilin bu işlemlerden acenteyi haberdar etme yükümlülüğü bulunduğu; acente bu işlemler nedeniyle ücrete hak kazanacağına göre kuşkusuzdur. (Poroy, Yasaman, Ticari İşletme Hukuku, s. 263, 264) Gerek acente gerekse simsar bağımsız tacir yardımcılarıdır. Ancak her ikisi arasında bazı farklılıklar vardır. Acente belli bir bölgede önceden belirlenmemiş sayıda sözleşmenin yapılmasına aracılık etmekte olup acenteliğin belli bir süre devam etmesi gerekmektedir. Ayrıca acentelik sözleşmesi aktedildiğinde tayin edilen sözleşme süresi boyunca sözleşme imzalanacak üçüncü kişi sayısı ve sözleşme sayısı belli değildir. Simsarlık ise süreye bağlı değildir. Bununla birlikte simsar, tek veya sınırlı sayıda sözleşme imzalanması aracılık ettiği için genelde simsarlık sözleşmesinin süresi kısadır ve simsarın aracılık ettiği her bir sözleşme ayrı nitelik taşır. Acente, sözleşmede aksi kararlaştırılmadığı müddetçe aynı bölge veya yerde birbirleriyle rekabette bulunan birden çok ticari işletme hesabına acentelik yapamadığı gibi, müvekkili de aynı bölge veya yer için birden fazla acente atayamaz. Simsarlık içinse böyle bir sınırlama söz konusu değildir. Acente ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmekte iken, simsarın aracılık ettiği sözleşmelerin ticari işletmeyi ilgilendirmesi zorunluluğu yoktur. Somut olayda; taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği davacının belli bir müşteri çevresi (... üyeleri) ve 3 yıl süreyle, önceden belli olmayan sayıda sözleşmenin kurulmasına aracılık edeceği anlaşılmaktadır. Gerek süreklilik gerekse bölge/müşteri sınırlaması koşulu gerçekleşmiştir. Ayrıca sözleşme gereği davacının edimi sözleşmelerin kurulmasına aracılık etmekle sınırlı değildir. Sözleşme kurulmasını sağlamak dışında ek bir takım hizmetler sözleşmenin 4.maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Buna göre davacının sözleşme kapsamında yükümlülüğü ... üyesi işyerleri ile davalı sigortacı arasında acentelik sözleşmesi kurulmasından ibaret olmayıp ayrıca ilişkilerin koordine edilmesi, acentelerin sigortacı adına üretim yapması için aktif çalışma yapılması, üretimin artması için sigortacı tarafından yapılan çalışmalara destek verilmesi, acentelik sözleşmesi imzalanan üyelerin sigortacı arasında ilişkilerinin kurulması ve geliştirilmesi için gerekli ortamın sağlanması, üyelere yazılım programı ile ilgili oryantasyon ve eğitimler verilmesi, üyelere danışmanlık hizmeti verilmesi, özel ürünler geliştirilmesi gibi hizmetlerin verilmesi de yer almaktadır. Bu edimler ise TTK'nın 109.maddesi kapsamında acentenin müvekkilinin işlerini görme ve menfaatlerini koruma borcu kapsamındadır. Yukarıda açıklandığı gibi acentelik sözleşmelerinde aksi açıkça yazılı olarak kararlaştırılmadığı sürece TTK'nın 104 ve 113/2 hükümleri gereği acentenin tekel hakkı mevcuttur. Taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri incelendiğinde, aracı acentelik sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır. Kanun gereği kural olarak acente, tekel hakkına sahip olduğundan, sözleşmede aksi yönde düzenleme olup olmadığı, sözleşmenin 6.1.bendinde yer alan "Hizmet ve Organizasyon Bedeli, Danışman'ın sözleşme imzalandıktan sonra önereceği yeni üye/acentelerin Sigortacı'ya kazandırdıklarının...", 6.4.bendinde yer alan "Danışman tarafından Sigortacıya kazandırılan her bir Acentenin..." şeklindeki ifadelerin tekel hakkını bertaraf edip etmediği konusunun tartışılması gerekmiş, Dairemizin çoğunluk görüşü ile bu hükümlerle davacı acentenin tekel hakkının engellenmediği kanaatine varılmıştır. Zira Kanun, sözleşmede tekel hakkı olmadığının açıkça yazılı şekilde kararlaştırılmış olmasını şart koşmaktadır. Sözleşmede davacının "Danışman", davalının "Sigortacı" olarak adlandırıldığı dikkate alındığında şayet "İşbu sözleşme Danışman'a tekel/inhisar hakkı vermemektedir.", "Sigortacı bizzat çalışanları aracılığı ile ...'e kayıtlı üyelerle irtibata geçerek sözleşme yapabilir, bu durumda Danışman'a ücret ödenmez", "Danışman'a sadece kendi aracılık ettiği sözleşmeler nedeniyle ücret ödenir, Danışman'ın katkısı olmadan akdedilen sözleşmeler nedeniyle Danışman'a ücret ödenmez" yada bu örneklere benzer şekilde davacı Danışman'ın tekel hakkı olmadığını açıkça vurgulayan bir hüküm olması halinde, TTK'nın 104.maddesindeki düzenlemeye uygun olarak aksinin yazılı olarak kararlaştırıldığı açıkça anlaşılabilecekken, tarafların imzaladıkları sözleşmede bu yönde bir irade göstermedikleri, aksini yazılı olarak açıkça kararlaştırmadıkları anlaşılmakla, sözleşmenin 6.maddesinin yorumu ile acenteye tekel hakkı verilmediği sonucuna ulaşılamayacaktır. Ayrıca sözleşmenin 4.12.bendinde davacı Danışman'ın katkısı olmadan ... üyeleri tarafından doğrudan Sigortacıya yapılan başvuruların yada Sigortacı personelleri aracılığıyla sağlanacak her türlü acente başvuru ve kabullerin Danışman'ın bilgisi dahilinde yürütüleceği ve iş bu sözleşme çerçevesinde işlem göreceği düzenlenmiştir. Bu türden işlemlerin, sözleşme çerçevesinde işlem göreceğinin düzenlenmiş olması, sözleşmenin davacıya tekel hakkını verdiğini göstermekle birlikte bu ücret kazancının sonucu olarak ayrıca TTK'nın 109.maddesi kapsamında acentenin müvekkilinin işlerini görme ve menfaatlerini koruma borcu gereği 4.maddede yer alan hizmetleri yerine getireceği de kararlaştırılmıştır. Bu durumda sözleşmenin davacıya tekel hakkı verdiği ve sözleşmenin 4.12. hükmü ile bu hakkın perçinlendiği açıktır. Yukarıda yer verilen gerekçelerle, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin acentelik sözleşmesi olduğu, sözleşmenin davacıya tekel hakkı verdiği kanaatine varılmıştır. Bu durumda davacı şirket, sadece aracılık ettiği sözleşmelerden değil, gerek sözleşmenin 4.12.bendi gerekse TTK'nın 113/2 hükmü uyarınca sözleşme süresi içerisinde kendi katkısı olmadan ...'e kayıtlı üyelerle kurulan sözleşmelerden de ücret talep hakkına sahiptir. Dosya kapsamında bu çerçevede bir kısım incelemeler yapılmış ise de, rapor hükme elverişli değildir. ... Derneği'ne (...) kayıtlı üyelerle sözleşme dönemi içinde yapılan acentelik sözleşmelerinin davalı şirket kayıtları ayrıntılı incelenerek tespit edilmesi ve sözleşme hükümleri ile TTK'nın 113/2 hükmü uyarınca davacının varsa alacaklı olduğu miktarın tespiti için uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine oy çokluğu ile karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/351 E. 2019/1156 K. sayılı 18/12/2019 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi. 27/03/2024
MUHALEFET ŞERHİ Davacı tarafça, davalı ile aralarında otomotiv sektöründen acentelendirilmesi konusunda danışmanlık hizmeti talep edildiği, bunun üzerine de ... (... Derneği) ile irtibata geçtiği ve kendisinin tek yetkili olduğuna dair, dernek yönetim kurulundan yetkilendirilme yazısı aldığını, akabinde otomotiv kongresinin davalının ana sponsor olmasına aracılık ettiğini ve akabinde de 15/05/2013 tarihinde davalı ile "... Üyeleriyle Yapılacak Acentelik Sözleşmelerine İlişkin Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi" yapıldığı, bununla ... Şirketi arasında Acentelik Sözleşmesi imzalanması hususunda aracılık etmesi için kendisine yetki verildiği, vereceği bu hizmet karşılığında "Hizmet ve Organizasyon Bedeli" adı altında sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde ödeme yapılacağının kararlaştırıldığının, buna rağmen davalı tarafça sözleşmeye aykırı olarak acentelerden doğrudan temasa geçerek davacıyı devre dışı bıraktığını ve bunun neticesinde ... Üyelerinin veya perdeleme metodu ile ... Üyeleri işyerlerinin ortaklarının, eş, dost veya akrabalarının üzerinden acentelik tesis ettiğini ve yapılan bu tesislerin kendilerine bildirilmediğinin, bununla sözleşmenin 4.12.maddesine aykırı hareket edildiğini ve davalıya bu durumu ihtar edildiği, aykırılığın giderilmesi talep edildiğini, davalının hizmet bedeli ödemekten kaçındığı cihetiyle Oydere kayıtlı üye şirketlerin bilgisi dışında acente kılınanlara ilişkin sözleşme uyarınca hizmet ve organizasyon bedeli ödemesi gerektiği bahisle belirsiz alacak davası açmıştır. Mahkemece yapılan yargılamada davacının dayandığı sözleşmenin 4.12. Maddesinde davacıya bir tekel veya münhasır bir yetki vermediği, görev yüklediği, iş bölümü amaçlı olduğu kabul edilmiş ve davacının aracılık etmediği, acenteler yönünden bir talepte bulunamayacağının kabulü ile davasının reddine karar verilmiştir. Red kararı üzerine, istinaf eden davacı tarafça, istinaf dilekçesindeki iddialar tekrarlanıp kararın kaldırılması talep edilmiş, Dairemizce yapılan incelemede, çoğunluk tarafından davacının sözleşme 4.12 maddesi uyarınca; davalının, bizzat kendi çalışanları veya ... Üyelerinin kendiliklerinden başvurusu ile acenta kılınmasından kaynaklı ücreti hak kazanacağı gerekçe olarak da taraflar arasındaki sözleşmenin ... Üyeleri yönünden davacıya aracı acentelik sözleşmesi niteliğindeki sözleşmenin davacıya taraflar arasındaki sözleşmenin diğer hükümleri dikkate alındığında tekel hakkı verildiği ve bu hakkın başkaca yazılı bir şekilde aksinin kararlaştırılmadığından bahisle, davacıya kendi katkısı olmadan Oydere kayıtlı üyelerle kurulan acentelik sözleşmelerine ücret talep hakkı doğmuş olduğu ve bu nedenle de bilirkişi marifetiyle inceleme yapılarak, sözleşme hükümleri, TTK 113/2 maddesi uyarınca varsa alacaklı olduğu miktarın tespiti için İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiş ise de; çoğunluk görüşüne aykırı olarak tarafımızca sözleşmenin 4.12 maddesinin davacıya bir tekel hakkı vermediği ve yine sözleşmeden açıkça yazılı olarak tekel hakkının sadece kendi çabası ile kazandırdığı, acentelere dönük olarak bulunduğu ve bu hususun sözleşmenin 2, 6.1 ve 6.4 maddelerinde açık olduğu, belirtilerek muhalif kalınmıştır. Çoğunluk görüşünde belirtildiği gibi, yine dosya arasında bulunan uzman görüşünde belirlenmiş olan davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin simsarlık değil "Aracı Acentelik" sözleşmesi ve aynı zamanda bu sözleşmenin 6.3 maddesinde belirtilen "Danışmanın farklı konulardaki hizmet ve çalışmaları için iş/proje bazında Sigortacı ile mutabık kalınacak ücretler üzerinden düzenleyeceği fatura karşılığı ödeme yapılacağı düzenlenmiştir." şeklindeki hüküm de dikkate alındığında bir kısım başka sunacağı hizmetleri yönünden hizmet ve danışmanlık işlerini de içeren karma bir sözleşme olduğu sabittir. Çoğunluk tarafından kabul edilen ve sözleşmenin niteliğine ilişkin; yani TBK 520. Maddelerinde düzenlenmiş olan simsarlık sözleşmesi değil TTK 102 ve devamı maddelerince düzenlenmiş acentalık sözleşmesi olduğu, zira bir ticari işletmeyle ilgisi olduğu, bir vekil veya ticari temsilci gibi tabi olma durumu yani direktif olma durumunun bulunmaması, belirli bir yer veya bölge içinde faaliyette bulunması ve yine arizi/geçici değil süreklilik şartlarının bulunması ve kanaatimizce dava konusu ihtilafla sınırlı olarak simsarlık sözleşmesi değil acentelik sözleşmesi hükümlerinin bulunduğu belirlenmiş ve bu görüşe iştirak edilmiştir. TTK 102. Maddede acentalık faaliyetinin belirli bir yer veya bölge içinde sözleşmeye bağlı olarak yapılacağı belirtilmiş, taraflar arasındaki sözleşmede de belirli bir yerden kastın tek başına uygulamada ve doktrinde kabul edildiği üzere coğrafi bölge olarak değil, tıpkı davaya konu işte olduğu gibi belirli bir meslek grubuna dönük acentalık hizmeti de belirli bir yer veya bölge şartını karşıladığı, nitekim belirli bir yer veya bölge şartının "Gıda Toptancıları" , "18-25 yaş arası okuyanlar" , "Tıp Doktorları", "İstanbulda'ki Avukatlar", "Süt Üreticileri", "Silahlı Kuvvetler Mensupları", "Bursa Zeytin Üreticileri" gibi coğrafi bölge, meslek dalı, yaş grubu, tür vs gruplara yönelik yapılacak olan bir acentalık faaliyetinin de kişi, grup, meslek, bölge unsurlarıyla sınırlandırmak suretiyle belirli bir bölge ve belirli bir yer şartının sağlanmış olacağı örneklerinde olduğu gibi taraflar arasındaki ilişkide de ... Derneğine kayıtlı olan üyeler yönünden davacıya üç yıllık süre için sigorta acenteliği kazandırılması hususunda aracı acentelik yetkisi verildiği sabit olmakla yer, bölge ve süre şartının sağlandığı sabittir. Taraflar arasındaki sözleşmede; davacı tarafa, sigorta acenteliği kurulmasını sağlamak üzere aracılık yapma hizmeti dışında bir takım hizmetlerin daha davacıya yükümlendirilmiş olduğu görülmüştür. Nitekim davacının bu yükümlülükleri arasında 4. Maddede detaylı bir şekilde ilişkilerin koordine edilmesi, acentelerin sigortacı (davalı) adına üretim yapması için aktif çalışma yapılması, üretimin artması için sigortacı tarafından yapılan çalışmalara destek verilmesi, acentelik sözleşmesi imzalanan üyelerin davalı arasında ilişkilerin kurulması ve geliştirilmes için gerekli ortamın sağlanması, üyelere yazılım programıyla ilgili oryantasyon (uyum) ve eğitimler verilmesi, üyelere danışmanlık hizmeti verilmesi ve özel ürünler geliştirilmesi gibi bir takım başkaca hizmetlerin verilmesi kararlaştırılmıştır. Tüm dosya içeriği çoğunluk görüşüne iştirak edilen muhalefet dışında kalan kısımlara ilişkin olarak neticede TTK 102 Maddesi uyarınca davacı tarafa aracı acentelik (zira davacı kendisi sigorta poliçesi düzenleyememekte, sigorta poliçesi düzenleyecek acentaları davalıya temin etmektedir.) yetkisi verildiği sabit olup, TTK 104/1 maddesindeki "...aynı zamanda da aynı yer veya bölge içinde aynı tiçaret dalı ile ilgili olarak birden fazla acente atayamayacağı..." şeklindeki hüküm uyarınca ilk bakışta davacı tarafa tüm ... Üyeleri yönünden yani kendisinin aracı olmadıkları da dahil davalıya acenta olması halinde davacının sözleşme uyarınca kararlaştırılan ücreti tekel hakkına istinaden talep edebileceği düşünülebilir ise de; yine TTK 104/1 "yazılı olarak aksi kararlaştırılmadıkça" şeklindeki hüküm dikkate alındığında eğer, taraflar arasında tekel hakkı, münhasırlık hakkı yazılı olarak aksi kararlaştırılmışsa aynı zaman ve aynı yerde davacının tekel hakkının olmadığının kabulü gerekecektir. Çoğunluktan ayrı düşünülen kısma ilişkin olarak; taraflar arasındaki özellikle sözleşmenin 4. Maddesinin açıkça "Danışmanın Yükümlülükleri" şeklinde düzenlendiği sözleşmenin 6. Maddesinde ise "Sözleşme Ücreti" şeklinde düzenleme dikkate alındığında sözleşmenin 4. Maddesi ile davalıya bir yükümlülük yüklenmediği, davacı tarafın yükümlülüklerinin belinlendiği ve özellikle sözleşmenin 4.12. Maddesindeki "... üyesi iş yerlerinin sözleşme başlangıç tarihinden itibaren doğrudan sigortacıya başvuruları ya da sigortacı personelleri aracılığıyla sağlanacak her türlü acente, başvuru ve kabulleri Danışman'ın bilgisi dahilinde yürütülecek ve iş bu sözleşme çerçevesinde işlem görecektir." şeklindeki düzenlemenin açıkça davacı yükümlülükleri arasında yapması gereken işler olarak belirlenmiş olduğu, bununla davacıya ekstradan bir tekel hakkı sağlanmadığı zira davacının aracılığı olmadan, ... Üyelerine davalıya acente olacak kişilerin de yine sözleşme 4. Maddede çok geniş şekilde 14 bent halinde belirtilmiş olan, davacı yükümlülüklerine vurgu için davacının bilgisi dahilinde acente başvurularının kabul edileceği ve bu kabuller sonrasında da üretim artması için davacının destek sağlaması, davalı ile acentelerin ilişkilerinin genişletilmesi için ortam sağlanması, yazılım programıyla ilgili oryantasyon hizmetleri yeni ürünlerin geliştirilmesi veya ürün yelpazesinin genişletilmesi.... vs gibi yükümlülüklerine vurgu yapmak amacıyla bu sözleşme çerçevesinde işlem göreceği belirtilmek istenmiştir. Nitekim davacının haklarını içeren ve 6. Maddede düzenlenmiş olan sözleşme ücreti kısmındaki 6.4 maddesindeki "danışman tarafından sigortacıya kazandırılan acentenin faaliyete geçmesinden itibaren üç yıl süreyle gerçekleştireceği üretim üzerine 5.1 madde kapsamında belirlenecek bedeller danışmana ödenmeye devam eder..." şeklindeki hüküm ile yine 6.1 maddesindeki "hizmet ve organizasyon bedeli Danışman'ın sözleşme imzalandıktan sonra önereceği yeni üye /acentelerin Sigortacı'ya kazandırdıklarının..." şeklindeki düzenleme uyarınca ve yine sözlemenin konu başlıklı 2.maddesindeki ""Danışman'ın, ... Derneğine (...) kayıtlı üyeler ile irtibata geçerek Sigortacı ile Acentelik Sözleşmesi imzalamalarını ve kazandırdığı... " ibarelerinde de vurgulandığı gibi açıkça davacının aracısı olduğu, kendisinin kazandırdığı acentelar yönünden ücrete hak kazanacağı taraflarca kararlaştırılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri açık olup, hak ve yükümlülükler yönünden TBK 19 maddesi uyarınca yoruma ihtiyaç duymadığı ve çoğunluğun bu konudaki görüşüne de iştirak edilmemiştir. Taraflar arasındaki sözleşme 6. Maddesiyle TTK 104/1 "yazılı olarak aksi kararlaştırılmadıkça" şeklindeki kanuni tekel(inhisar) hakkının sınırlandırılmasının hem yazılı hem açık bir şekilde kararlaştırılmış olduğu buna göre de eğer ki 2, 6.1 ve 6.4 maddeleri olmasaydı davacının aracısı olmadığı, ... üyesi olan diğer davalı ile sözleşme imzalayan acentelerin kestiği poliçelerden kaynaklı sözleşmenin 5 ve 6. Maddesi uyarınca ücrete hak kazandığı sabit iken, her iki tarafı tacir olan sözleşme tarafları yönünden TTK 104/1 maddesindeki yazılı olarak aksi kararlaştırılma şartının 6.1 ve 6.4 maddesi ile açıkça tekel hakkının sınırlandırıldığı, davacıya sadece belirtilen bölgede ve yerde (... ) ve sürede (üç yıl) şartının sadece ve sadece kendisinin aracılık ettiği acenteler yönünden ücrete hak kazanacağı sabit olup, çoğunluğun açıkça ve aksi kararlaştırılmadığı şeklindeki görüş ve bu görüşe götüren ayrıca ve açıkça yazılma şekline ilişkin örneklemelere iştirak edilmemiştir. Davacının, kanuni tekel hakkının, aksine yazılı açıkça ve aksi kararlaştırılmış halin 6.1ve 6.4 yani davacının hakları kısmında bariz bir şekilde düzenlenmiş olduğundan, davacının aracısı olmaksızın davalıya acente olanlardan herhangi bir ücret talep edemeyeceği bu nedenle de İlk Derece Mahkemesinin red kararının yerinde olduğu ve davacının istinaf talebinin reddi kanaatinde olduğumdan çoğunluk görüşüne muhalif kalınmıştır.