T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/95
KARAR NO: 2024/685
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/335
KARAR NO: 2023/659
DAVA TARİHİ: 05/08/2020
KARAR TARİHİ: 24/10/2023
DAVA: Tespit
KARAR TARİHİ: 15/05/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 65 yılı aşkın zaman önce Yapı Kooperatifi olarak kurulan ve daha sonra İşletme Kooperatifine dönüşen ... Kooperatifi'nde hali hazırda yaklaşık 90 kişinin ortaklık vasıflarını yitirdiği halde kayıtlarının silinmediğini, bu konuda en önemli zanlının Başkan ... ve ona eşlik eden kişiler olduğunu, bu kişilerin Tüzük 11. Maddeye göre ortaklık şartı olan ... sitesinde daire sahibi olma şartını dairelerini satmaları veya devretmeleri sebebiyle kaybetmelerine rağmen ya saklayarak ya da hukuki olmayan kurnaz yan yollarla ortaklıkta kalma çabaları içinde olduklarını, amaçlarının kooperatif malları üzerinden fayda temin etmek ve gerçek üyelere zarar vermek olduğunu, iddia edenler dahil bütün gerçek üye olmayanların tespit edilerek çıkartılması gerektiğini, kooperatife ortaklık kavramının dışında üyelik şeklinde bir tanımlamanın olmadığını ve de ortaklaklıktan çıkanların yerine sadece üye olarak kalmış olarak gözükmek ve hak iddia etmek şeklinde bir tanımlamanın Tüzük maddelerinde olmadığını, tüzük maddelerine göre gerçek ortakları tanımlayan en önemli kriterin ilk tapu sahiplerinin olması ya da varislerine veraseten intikal etmiş olması gerektiğini, sahiplerinin veya varislerinin bu daireleri satmaları halinde ortaklık şartlarının kaybolduğunu, devralan kişilerin ortaklık sıfatını kazanamayacağını, askeri ünvanı olmayan kişilerin ortaklığa alınamayacağını, kooperatife yeni ortak kaydı yapılamayacağını, bu tesbitlerin yapılabilmesi için Beşiktaş Tapu Dairesi'nden ilk sahiplerinden yola çıkarak 21 Bloktaki gayrimenkuüllerin tapu sicil özetlerinin incelenmesi gerektiğini, burada satış yapılan dairelerin ve daha sonrasında çeşitli kişilerce alınan dairelerin sahiplerinin ortak olarak kabul edilemeyeceğini, bu tanımlamaya uymayanların tesbit edilmeleri ve ortaklıktarı çıkartılması gerektiğini, ancak burada tapu son durum belgesinin dikkate alınmaması gerektiğini, Kooperatif Başkanı olan kişinin tapu son durumda isminin gözüktüğü iddiasıyla kendisini ortak olarak andığını, oysa ki tapu sicil özeti incelendiğinde Aralık 2008 de dairesinin üzerinde olan 450 hisseyi satarak ortaklıktan ayrıldığının anlaşılacağını, bu kişinin daha sonra kurnazlıkla halen ortak olduğunu beyan etmek için Aralık 2018 de yaklaşık 10 yıl sonra %0.5 yani 1/200 hisse satın alarak tapu son durum belgesinde isminin gözükmesini sağladığını, bu konunun şikayetle Ticaret Bakanlığı Müfettişince soruşturulduğunu ve Kooperatifler Kanununa göre ortaklık için kabul edilemez olduğunun vurgulandığını hatta bu kişi hakkında "görevi kötüye kullanma" suçu nedeniyle Savcılığa Suç duyurusunda bulunulduğunu beyanla; ... Sitesi ... İşletme Kooperatifindeki gerçek ortakların tespitinin yapılmasını, gerçek olmayan ortakların saptanarak çıkartılmasının sağlanmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacının babası merhum ...’dan intikal eden 691 nolu bir adet ortaklık payı sebebiyle kooperatife ortak olduğunu, diğer mirasçıların merhum ... mirasçıları ve dava dışı ... ile birlikte ortak olduğunu, miras hukuku uyarınca davacı ile kooperatif ortağı dava dışı ortak mirasçılar arasında elbirliği mülkiyetinin gereçerli olduğunu, bu yasal durum sebebiyle davacı ile diğer mirasçılar arasında, HMK 59.maddesi uyarınca mecburi dava arkadaşlığı bulunduğundan davacının tek başına aktif husumet ehliyetini haiz olmadığını, davacı tarafından miras bırakanın mirasçılık belgesinin dosyaya sunularak, diğer mirasçıların da davaya dâhilinin sağlanmasını ve aksi halde davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, payın şirkete karşı bölünemeyeceğini ve birden fazla sahibi bulunduğu takdirde şirkete karşı haklarını bir temsilci ile kullanabileceklerini, 11. Yargıtay Hukuk Dairesi'nin 2007/953 E., 2008/4566 K sayılı 07/04/2008 tarihli kararında bir ortağın başka bir ortağın ortaklık şartlarını taşımadığını iddia ederek ortaklığın iptalini isteyemeyeceği kararını verdiğini, somut davada davacının, davalı kooperatifin bütün ortaklarının ortaklık durumunun tespitine yönelik işbu davayı açtığını, bu durumda yukarıya özetlenen içtihat gereği davanın tüm ortaklara yöneltilmesinin zorunlu olduğunu, davacı tarafından bu yasal zorunluluk yerine getirilmemiş olduğundan, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin ... Blok ... nolu dairede malik olduğunu, KK 16/5 ve anasözleşmenin 14/son ve 18.md uyarınca müvekkilinin devrettiği konut hissesinden yeniden hisse satın almış olması sebebiyle müvekkili ...’ın ortaklığının ihyasının zorunlu olduğunu, binnetice davanın maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve reddi gerektiğini, ...’ın ... sitesinde konut maliki olmadığı düşünülse dahi ...’ın diğer hissedarlarla birlikte kooperatif hissesinde hak sahibi olduğu payların bölünemezliği ilkesi gereğince payın bölünmesine ve hissedarlara farklı muamele yapılmasına olanak bulunmadığını, diğer hissedarlarla birlikte iştirak halinde mülkiyet esaslarına tabii olduğunu, bu nedenle diğer hissedarların ortak olarak tutulmasına rağmen ...’ın ortaklıktan ihracına ve bu şekilde kendisine isabet eden sermaye payının ödenmesinin yasal olarak mümkün olmadığını, ...’ın konut maliki olma koşulunu taşımasaydı bile ortaklıktan ihracına yasal olanak bulunmadığını, diğer yandan bu durumda diğer mirasçılar (hak sahipleri) ortaklık şartlarını sağladığından ...'ın durumu gerekçe gösterilerek tüm hak sahiplerinin ortaklıktan ihracına da yasal olanak olmadığını, işbu davanın davacının kişisel husumetinin tezahürü olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''Dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, bilirkişi raporu ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir. İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 08/04/2021 tarih, 2020/688 Esas 2021/623 Karar Sayılı görevsizlik kararı ile dosya mahkememize tevzii edilmiş, dosyanın işbu esasa kaydı yapılarak yargılamaya devam edilmiştir. 14/10/2021 tarihli duruşma ara kararı ile davacı tarafa 14/10/2020 tarihli dilekçesi ve dava dilekçesi göz önüne alınarak; davalıları ve netice-i talebini açıklamak üzere HMK'nun 119/1-b,ğ ve 2 madde ve fıkraları uyarınca 1 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekilince ibraz edilen 24/02/2021 tarihli dilekçe ile; davalı kooperatifin gerçek olmayan ortaklarının olduğunu, ortak olmadıkları halde ortaklık hak ve yetkilerinden yararlanan bu kişilerin bir kısmının ise uzun yıllardır kooperatifi yönettiğini ve bu doğrultuda kooperatif hakkında ve dolayısıyla gerçek olan ortakların hakları ile ilgili kararlar aldığını, alınan bu kararlar ile müvekkili gibi gerçek ortakların hak ve menfaatleri zarara uğradığını ve uğramaya da devam ettiğini, hatta en son kooperatifin mülkiyetinde olan onlarca dairenin ortak olmayan ancak yönetimde yer alan kişilerce satılığa çıkarıldığını ve ihalenin son anda ertelendiğini, müvekkili gibi gerçek ortakların davalı kooperatiften kaynaklı hak ve menfaatlerinin daha fazla zarara uğramaması ve gerçek olmayan ortakların haksız ve hukuksuz olarak elde ettikleri menfaatlere ilişkin yasal yollara müracaat etmek için davalı kooperatifin gerçek olmayan ortaklarının tespiti için huzurdaki davayı açtıklarını, bu kapsamda, davalı kooperatife ortak olma şartlarını içeren kooperatif ana sözleşmesinin 10. Maddesi dikkate alınarak, kooperatifin kurulduğu ilk günden bu yana ayrıntılı tapu takyidatlarının incelenmesinin gerektiğini, diğer bir ifade ile tapuda en son malik gözüken kişilerin bu hakkı nasıl ve ne zaman elde ettiklerinin, malik olma durumunun ana sözleşmenin 10. Maddesine uygun olup olmadığının, kooperatifin ve gerçek ortaklarının menfaatleri açısından, bu hususların yani gerçek olamayan ortakların, uzmanlardan oluşan bilirkişi heyeti tarafından takyidatları içeren tapu kayıtları dikkate alınarak tespit edilmesi gerektiğini, Kooperatif ana sözleşmesinin 10 ve 11. Maddeleri ile, "... Sitesinde" yer alan konutlara ilişkin tapu kayıtlarının ayrıntılı takyidatları da incelenmek suretiyle; davalı kooperatifin kayıtlarında ortak olarak gözüken kişilerin, halen ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadıklarının ve bu kapsamda gerçek ortakların tespitine, ortaklık şartlarını kaybedenlerin ortaklıklar şartlarını ne zaman kaybettiklerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilince Kooperatif Ana Sözleşmesi'nin, üye kayıt defterinin, 2021 yılı Genel Kurul Toplantı tutanakları ile 09/04/2022 tarihli hazirun cetvellerinin ve davacı asil tarafından tapu kayıtlarının sunulduğu anlaşılmıştır. Davacıya miras bırakanı ...'a ilişkin veraset belgesini sunmak üzere 2 haftalık süre verildiği, davacı vekilince 19/10/2021 tarihli dilekçe ile müvekkili davalı kooperatifteki üyeliğini ana sözleşmeye uygun olarak miras ile kazandığını, diğer mirasçıların da hisselerini müvekkiline devretmiş olup, bunun tapu kayıtları ile sabit olduğunu, diğer mirasçıların davalı kooperatifte üyeliğinin sona erdiğini, bu nedenle davalı kooperatifin diğer mirasçıların davaya dahil edilmesi yönündeki beyanlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin veraset ilamına göre davalı kooperatifin gerçek üyesi olduğunu beyanlarla dilekçesi ekinde Fatih 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 1998/289 E., 1998/357 K. Sayılı veraset kararının dosyaya sunulduğu görülmüştür. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/161626 Soruşturma sayılı, 2020/28133 Karar sayılı dosyasının celp edilerek yapılan incelenmesinde; müştekinin ... olduğu şüphelilerin ..., ..., ..., 1163 sayılı Kanuna Aykırılık suçundan kamu dava açıldığı, bu davada yapılan soruşturma sonunda; "şikayetçinin dilekçeleri, ifadeleri, şüphelilerin ifadeleri, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; şikayetçinin mücerret iddiası dışında şüphelilerin atılı suçu işlediklerine dair haklarında dava açılmasını gerektirir nitelikte delil elde edilemediğinden, kovuşturma yapılmasına yer olmadığına..." şeklinde karar verildiği görülmüştür. Dava, cevap dosyada mübrez tapu kayıtları ve tüm dosya kapsamı deliller birlikte incelenip rapor tanzimi hususunda dosyanın Kooperatifler Hukuku Alanında Uzman Prof. Dr. ...'a tevdi edilmesine karar verildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen 22/11/2022 tarihli ön raporda; "Dosyada, çok sayıda kooperatif üyesinin vaki tapu devirleri sebebiyle kooperatif üyelik koşullarını kaybettiğine yönelik iddiaların aydınlatılması bakımından, öncelikle tomar halinde dosya arasına alınan tapu kayıtlarının ve tapu tedavüllerinin incelenmesi gerekmektedir. Mahkemenin 25.04.2022 tarihli ara kararı gereğince, tapu kayıt ve devirleri konusunda uzman bilirkişi seçilerek heyet oluşturulması halinde daha sağlıklı bir rapor hazırlanabileceği..." yönünde görüş bildirilmiş, mahkememizce de dosyaya ek bilirkişi olarak İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Kooperatifçilik Şube Müdürü Mustafa Yunus'un atanmasına karar verilmiş; Mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenen bilirkişi heyeti raporunda neticeten; 1.Davacı ... ...’un dava tarihi itibariyle kooperatif ortaklığı koşullarını sağladığı, kooperatif ortaklığının kooperatif tarafından da benimsenmiş olduğu, kanun ve ana sözleşmeye göre üyelik şartlarını taşımayanların kooperatif ortaklığından çıkarılmasında ve davalı kooperatifin gerçek üye sayısının tespiti ile kooperatif imkan ve mali haklarından yalnızca üyelik şartlarını taşıyanların yararlanmasında davacının hukuki yararının bulunduğu, 2.Yukarıda 6, 7 ve 8 nolu başlıklar altında ayrıntılı şekilde izah edilen ve ekli Karşılaştırma Cetveli ve dosya içinde yer alan tapu kayıtlarından yapılan tespitlere göre, dava tarihi itibariyle üye kayıt defterinde ve hazirun listesinde kaydı bulunduğu halde, davalı kooperatifin Anasözleşmesinin 10. Maddesinde aranan ortaklık koşullarından “... Sitesinde konut maliki olmak” koşulunu sağlamadığı tespit edilen 67 kişinin tespit edildiği ve isimlerinin rapor içinde liste halinde verildiği, dayanaklarının ekli Karşılaştırma Cetvelinde yer aldığı, böylece durumu anasözleşmenin 16.maddesine uygun olmayan ve hazirun listesinde yer alan 67 ortağın ortaklıktan çıkarılmaları gerektiği, bunların arasında yer alan yukarıdaki listede belirtilen 29 ortağın Ticaret Bakanlığınca kooperatife gönderilen ortaklıktan çıkarılması gerekenler listesinde de yer aldığı, buna göre davalı kooperatifte gerçek ortak sayısının 242 olması gerektiği, Mahkemece davalı ...’ın da ortak olmadığı değerlendirilirse ortak sayısının 241 olacağı, 3.Davalı ...’ın 19/10/1965 tarihinde tapu tescili yapılan kök ortak ...’ın varisi olarak, ... Ada ... parsel ... blok .... Kat ... nolu bağımsız bölümde 27/11/2008 tarihinde intikalen ½ payla ... sitesinde konut maliki olduğu, ancak 03 Aralık 2008 tarihinde sahip olduğu payını satarak ... sitesinde konut maliki olmak şartını kaybetmiş olduğu, Payını satmış olduğu 03 Aralık 2008 tarihinden tekrar ... Ada ... parsel ... blok .... Kat ... nolu bağımsız bölümden 1/200 (yüzde yarım) pay satın aldığı 06 Aralık 2018 tarihine kadar geçen yaklaşık on yıllık süre içinde Anasözleşmede aranan ortaklık koşulunu sağlamadığı, aynı durumda olan başka ortaklar ortaklıktan çıkarıldığı halde, aynı dönemde yönetim kurulu üyeliği ve başkanlığı da yapmış olan davalı hakkında yönetim kurulunca çıkarma kararı alınmadığı, davalı ...’ın 10 yıl süreyle ortaklık koşulunu sağlamadığı halde ortaklıktan çıkarılmaması ve aynı dönemde yönetim kurulu üyeliği ve başkanlık görevini yerine getirmesinin, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun hak ve vecibelerde eşitlik ilkesini düzenleyen hükmüne (m.23), kanun ve ana sözleşmenin üyelik şartlarına dair hükümlerine (m.8, Anasözleşme m.10 vd), kooperatif yönetim kurulu üyelerinin ortaklar arasından seçileceğine dair kanun ve ana sözleşme hükümlerine (m.55/2), ortaklık koşullarının YK tarafından araştırılacağına dair hükümlerine (m.8), YK üyeliği koşullarının denetçiler tarafından araştırılacağına dair hükümlerine (m.56/2), YK üyelerinin kooperatif işlerinde göstereceği titizlik derecesine dair hükümlere (m.62) açıkça aykırı olduğu, 4.2008-2018 döneminde ... Sitesinde konut maliki olmadığı için kooperatif ortaklık koşullarını sağlamadığı tespit edilen, 2018 yılından itibaren ise ... sitesinde bir dairede 1/200 (yüzde yarım) tapu hissesi bulunan davalı ...’ın kooperatif ortağı sayılıp sayılmayacağının Mahkeme’nin takdirinde olduğu..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine ayrı ayrı tebliğ edilmiştir. Davacı asil ve davacı vekilince ayrı ayrı sunulan 11/05/2023 tarihli dilekçeler ile bilirkişi heyeti raporuna karşı beyanda bulunulmuştur. Davalı vekili ise 29/05/2023 tarihli dilekçesiyle bilirkişi raporuna itirazlarını ve beyanlarını içeren dilekçesini dosyaya ibraz etmiştir. Mahkememizce yapılan tüm yargılamalar neticesinde, taraf iddiası, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre; Davacı, davalı kooperatifin gerçek ortaklarının tespiti ve gerçek olmayan ortakların kooperatiften çıkartılması talebiyle işbu davayı açmıştır. Davacı, davasını açarken kooperatife ve kooperatif yönetim kurulu başkanı ...’a husumet yöneltmiştir. Davacı, kooperatif üyesi olmaması gereken kişilerin malik olma şartlarını taşımadığını veya göstermelik hisselere sahip olduklarını iddia etmiştir. Dava dilekçesinde her ne kadar yaklaşık 90 kişinin ortaklık şartlarını taşımadığı iddia edilse de, dava sadece ortaklardan ...’a yöneltilmiştir. Davalı dışında, ortaklık şartlarını yitirdiği iddia edilen kişilere karşı usulüne uygun olarak açılan bir dava bulunmamaktadır. Ortaklıktan çıkarma (ihraç) ortaklığı sona erdiren yasal olgulardan biridir. Ortaklar, anasözleşmede açıkça gösterilmeyen nedenlerle ortaklıktan çıkarılamazlar. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun ortaklıktan çıkarılmaya ilişkin 16. maddesi “Kooperatif ortaklığından çıkarılmayı gerektiren sebepler anasözleşmede açıkça gösterilir. Ortaklar anasözleşmede açıkça gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamazlar. Ortaklıktan çıkarılmaya yönetim kurulunun teklifi ile genel kurulca karar verilir. Anasözleşme, çıkarılanın genel kurula başvurma hakkı saklı kalmak üzere, bu hususta yönetim kurulunu da yetkili kılabilir. Çıkarılma kararı gerekçeli olarak tutanağa geçirileceği gibi, ortaklar defterine de yazılır. Kararın onaylı örneği, çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere, on gün içinde notere tevdi edilir. Bu ortak tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde itiraz davası açabilir. Tebliğ edilen karar, yönetim kurulunca verilmiş ise ortak, üç aylık süre içinde genel kurula da itiraz edebilir. Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere, yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır. Genel kurula itiraz edildiği takdirde, yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine itiraz davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkı saklıdır. Üç aylık süre içinde, genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmiyen çıkarılma kararları kesinleşir. Haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamaz. Bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri, çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam eder.” şeklindedir. Kanun hükmünden anlaşıldığı üzere, anasözleşmede gösterilen sebeplerle kooperatif ortaklığından çıkarılma işlemi yapılabilir. Bu çıkarma işleminde karar almaya yetkili organ ise genel kuruldur. Kaldı ki dosyanın esası yönünden yapılan değerlendirmede de; Kooperatif anasözleşmesinin incelenmesinde, 10/3. madde uyarınca konut maliki olmanın kooperatif üyesi olma şartlarından biri olduğu anlaşılmıştır. Ancak davalı kooperatifin taraf olduğu İstanbul 13 ATM' nin 2020/46 Esas, İstanbul 7 ATM' nin 2020/46 Esas, İstanbul 2 ATM' nin 2020/43 Esas, İstanbul 14 ATM' nin 2020/40 Esas ve İstanbul 7 ATM' nin 2020/55 Esas sayılı dosyalarda malik olma şartına ilişkin yapılan ana sözleşme değişikliği kararının gereken karar çoğunluk sayısına aykırı olarak alındığı ve kararın yok hükmünde olduğuna karar verildiği görülmüştür. Bu haliyle malik olma şartı, kooperatif ortağı olma şartlarından biri olmadığından, davacının ortaklıktan çıkarılmaya ilişkin iddiaları da yerinde değildir. Bununla beraber kooperatif kayıtlarının incelenmesinde ortaklıktan çıkarılmaya ilişkin gerekli işlemlerin yapılmadığı anlaşılmıştır. Zira Yargıtay 23. HD’nin 2013/8449 Esas ve 2014/2087 Karar sayılı ilamında “Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, anasözleşmelerinde kooperatife ortak olabilmek için gereken nitelik ve şartların kaybedilmesi durumunun, çıkarma sebebi olarak düzenlendiği kooperatiflerde bu nitelik ve şartların kaybı hemen üyenin ortaklık sıfatını yitirmesi sonucunu doğuracak bir neden olarak kabul edilemez. Anasözleşmede ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nda anılan ortaklık koşulunu kaybedenler için ihraç öncesinde ihtar gönderilmesi öngörülmemiş ise de, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27. maddesinde parasal yükümlülükleri için ihraç öncesinde aranan uygun süre verilmesi koşulunun da, kıyasen uygulanması gerekir. Bu uygulamanın YHGK'nın 27.04.2010 tarih ve 16-149 E., 212 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, hayatın olağan akışına, iyiniyet kurallarına ve kooperatifin amacına uygun olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, ortağa kaybedilen ortak olma nitelik ve şartları anlaşılabilir bir şekilde açıklanarak, eksikliğin giderilmesi için öncelikle uygun süreyi içerir bir ihtar yapılması, bu süreye rağmen eksikliklerin tamamlanmaması halinde ihraç karar verilmesi gerekirken, ihtar yapılmaksızın ihraç kararı verilmesi TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder.” şeklinde ortaklıktan çıkarılma prosedürüne ilişkin hüküm verilmiştir. Davalı kooperatifin taraf olduğu ve ortaklıktan çıkarılma işleminin iptaline ilişkin yapılan yargılama sonucunda İstanbul BAM 45. HD 2023/1059 Esas ve 2023/1107 Karar sayılı ilamında “"... sitesinde konut maliki olmak" koşulunu yitiren davacılara üyelik koşullarını sağlanmaları için makul süre verilerek aksi takdirde haklarında ihraç kararı verileceğine dair ihtarname gönderilmediği tespit edilmekle, emsal kararlarda açıklandığı gibi bu usul uygulanmaksızın doğrudan ihraç kararı verilmesi iyiniyet kurallarına aykırı olduğundan davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.” şeklinde karar vermiştir. (Aynı yönde İstanbul BAM 45. HD 2022/216 Esas ve 2022/384 Karar, İstanbul BAM 45. HD 2022/203 Esas ve 2022/417 Karar.) Yüksek mahkeme içtihatlarından anlaşıldığı üzere üyelik şartlarını yitiren bir ortağın kooperatiften çıkarılabilmesi için öncelikle üyelik koşulunu sağlaması için makul bir süre verilmeli ve aksi durumda ihraç kararı verileceği ihtar edilmelidir. Alanında uzman bilirkişiler tarafından kooperatif kayıtları ve defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan 04/05/2023 tarihli bilirkişi raporu uyarınca; mevcut 67 ortağın ortaklık şartlarını taşımadığı, Davalı ...’ın ise, 2008-2018 tarihleri arasında ortaklık şartlarını taşımadığı, 2018 yılında bir dairede 1/200 oranında hisse aldığı, ancak bu sembolik hisse ile ortaklık şartlarının sağlanmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu mütalaa edilmiştir. Davacının da dava tarihi itibariyle ortaklık koşullarını sağladığı raporda tespit edilmekle bu husus tapu kayıtlarından da anlaşılmaktadır. Buna rağmen; dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden yukarıda açıklanan içtihatlar doğrultusunda ortaklık şartlarını yitiren ortaklar hakkında genel kurulca alınan bir karar bulunmadığı ve ortaklara üyelik şartlarını tekrar kazanmaları hususunda usulüne uygun bir şekilde makul süre verilmediği anlaşılmıştır. Ana sözleşmenin 10/3. maddesinin yok hükmünde olduğu yönündeki kararlar kapsamında da bilirkişinin malik şartına bağlı olarak yaptığı tespitlere itibar edilmemiştir.Ezcümle, Yargıtay 23. HD’nin 2017/2011 Esas ve 2020/317 Karar sayılı ilamında “1163 sayılı Yasa’ya göre, kooperatife ortak olmada ‘açık kapı ilkesi’ geçerli olduğu, ortaklığa kabulde belli bir şekil şartı da bulunmadığı, ortaklık ilişkisi, yönetim kurulu kararı ile kurulabileceği gibi eylemli şekilde veya zımnen de tesis edilebileceği, bir ortağın, ortaklık şartlarını taşımadığı veya başka bir nedenle ortak olma sıfatının bulunmadığını iddia ederek, diğer ortağın veya ortakların ortaklıklarının iptalini talep etme hakkı bulunmadığı” şeklinde verilen kararı onadığı anlaşılmıştır. Bu doğrultuda davacının, diğer ortakların ortaklık şartlarını yitirdiği gerekçesiyle tespit ve ihraç davası açma hakkı bulunmadığı kanaatine varılmakla yukarıda açıklanan sebeplerle davacının ortaklık şartlarını taşımadığı veya başka bir nedenle ortak olma sıfatının bulunmadığını iddia ederek, diğer ortağın veya ortakların ortaklıklarının iptalini talep etme hakkı bulunmadığı, bu haliyle davada aktif husumeti bulunmadığı anlaşıldığından davanın evveliyetle bu sebeple reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Dava dilekçesi ve açıklama dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek, gerçek ortak olan müvekkilinin gerek kooperatiften doğan haklarının daha fazla zarara uğramaması gerekse bu hukuksuzluğa göz yumarak kooperatifi zarara uğratan ve görevlerini kötüye kullanan yönetim kurulu, denetim kurulu üyeleri hakkında ilgili kurum ve kuruluşlara başvuru yapmak ve ihbarda bulunmak için işbu davanın açıldığını, davalı Kooperatif defterlerinde üye olarak kayıtlı kişilerin üyelik şartlarını nasıl kazandıklarının ve halen bu şartların devam edip etmediğinin, üyelik şartlarını kaybedenlerin ise üyeliklerini ne zaman kaybettiklerinin ve halen kooperatif defterlerinde üye olarak yer alıp almadıklarının tespitine, Mahkemenin gerekli görmesi halinde de davanın kooperatif pay defterinde kayıtlı gözüken kişilere ihbarına karar verilmesinin talep edildiğini, müvekkilinin gerçek üye olarak bu tespit davasını açmakta üstün hukuki yararı olduğunu, ortaklıktan ihraç taleplerinin ise olmadığını buna rağmen mahkemenin davayı aktif husumet yokluğundan reddettiğini, davalı olarak gösterilen ...'ın ortaklık sıfatı olmayan kişilerden olduğunu, diğer kişilerin de bilirkişi incelemesi ile tespitinin talep edildiğini, mahkemece bu kişilere karşı açılan usulüne uygun bir dava olmadığı gerekçesine yer verilmiş ise de müvekkilinin bilmediği kişilere dava açmasının mümkün olmadığını, yargılama aşamasında ise kooperatif pay defterinde ortak gözüken kişilere davanın ihbar edilmesi hususunun hatırlatıldığını ancak mahkemece bu yönde bir karar verilmediğini, mahkemece "malik olma şartının" yok hükme olması ve genel kurulun ortaklık şartlarının sağlanmasına ilişkin süre verip eksikleri tamamlaması için ihtar görevini yapmaması sebebiyle dosyadaki bilirkişi raporuna itibar edilmediği ifade edilmiş ise de bu gerekçenin de hukuka aykırı olduğunu, iddia edilen kararların hiçbirinin kesinleşmediğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava; kooperatif ortaklık şartlarını taşıyan kişilerin, gerçek ortakların tespit edilmesi, ortaklık şartlarını taşımayan kişilerin ise ortaklıktan çıkartılmasına karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Davalı ... Sitesi Orbir İşletme Kooperatifi'nin ana sözleşmesinin 10.maddesi; "Kooperatife ortak olabilmek için;1-Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip gerçek kişi veya 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 9. maddesinde sayılan tüzel kişilerden olmak.2-Ordu mensubu (subay, askeri memur ve emeklileri dul ve yetimleri ile ordu'da görevli sivil memur ve müstahdemleri) olmak." şeklinde iken, ... Sitesi Orbir İşletme Kooperatifi ana sözleşmesinin 10.maddesinde yapılan değişiklikle "3-... sitesinde konut maliki olmak." maddesi eklenmiştir. Ana sözleşmenin 14.maddesinde ise; "Durumları aşağıda gösterilen hallere uyanlar yönetim kurulu kararı ile ortaklıktan çıkarılır.1- l0.maddede yazılı ortaklık şartlarını kaybedenler,...Çıkartma kararı gerekçeli olarak yönetim kurulu karar defteri ile ortaklar defterine kaydedilir. Kararın onaylı örneği, çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere 10 gün içinde notere tevdi edilir. Ortak, çıkarma kararının tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir veya genel kurula itiraz edebilir. Bu itiraz ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır. Genel kurula itiraz edildiği takdirde, yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine iptal davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı iptal davası hakkı saklıdır. Üç aylık süre içinde genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmeyen çıkarma kararları kesinleşir," şeklinde düzenlenmiştir. Ana sözleşmenin 11.maddesinde ortak olmak isteyen ve gerekli şartları taşıyan kişilerin, ortak olmak için yönetim kuruluna yapacakları yazılı başvuru neticesinde, yönetim kurulunun kararı ile ortaklıklarının kesinleşeceği, yönetim kurulunun başvuran kişilerin 10.maddede yazılı ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadıklarının araştırmak zorunda olduğu, 13.maddede ortaklıktan çıkma talebinin yazılı olarak yönetim kuruluna bildirileceği, 13.maddede ortaklığın devri halinde 10.maddedeki şartları taşıyan devralan kişinin yönetim kurulu tarafından ortaklığa kabulünün gerçekleştirileceği düzenlenmiştir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun "Ortaklığa Girme Şartları Ve Ortak Sayısı" başlıklı 8.maddesinde; "Kooperatif ortaklığına girmek için gerçek kişilerin medeni hakları kullanma yeterliliğine sahip olmaları gerekir. Ortak olmak isteyen gerçek ve tüzelkişiler, kooperatif anasözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvururlar. (Ek cümle:21/10/2021-7339/1 md.) Yönetim kurulu başvuruyu bir ay içinde sonuçlandırır ve başvuru sahibine kararı taahhütlü mektupla veya elden imza karşılığında tebliğ eder. Kooperatif, ortaklarına kendi varlığı dışında şahsi bir sorumluluk veya ek ödemeler yüklüyor ise ortak olmak isteği, bu yükümlerin yazılı olarak kabul edilmesi halinde değer taşır. Yönetim Kurulu; ortaklar ile ortak olmak için müracat edenlerin anasözleşmede gösterilen ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadıklarını araştırmak zorundadır. Yapı kooperatiflerinde konut, işyeri ve ortak sayısı genel kurulca belirlenir. Yönetim Kurulu, genel kurulca kararlaştırılan sayının üzerinde ortak kaydedemez. (Ek dördüncü fıkra:21/10/2021-7339/1 md.) Kamu kaynaklarından desteklenen kredilere kefil olan kooperatifler ile kamu kaynaklı tarımsal desteklemelere aracılık yapan kooperatiflerde, yönetim kurulu anasözleşmede belirtilen şartları taşıyanları ortaklığa kabulden kaçınamaz." "Ortaklıktan Çıkmayı Kabulden Kaçınma" başlıklı 13.maddesinde; "Yönetim kurulu, anasözleşmeye uygun olarak yapılacak isteğe rağmen, bir ortağın kooperatiften istifasını kabulden kaçınacak olursa, ortak çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirir. Bildiri tarihinden itibaren çıkma gerçekleşir.""Ortağın Ölümü Ve Ortaklığın Devri" başlıklı 14.maddesinin 3.fıkrasında; "Ortaklık devredilebilir. Yönetim kurulu, ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde, bu kişiyi ortaklığa kabul eder." "Ortaklıktan Çıkarılma Esasları Ve İtiraz" başlıklı 16.maddesinde; "Kooperatif ortaklığından çıkarılmayı gerektiren sebepler anasözleşmede açıkça gösterilir. Ortaklar anasözleşmede açıkça gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamazlar. Ortaklıktan çıkarılmaya yönetim kurulunun teklifi ile genel kurulca karar verilir. Anasözleşme,çıkarılanın genel kurula başvurma hakkı saklı kalmak üzere, bu hususta yönetim kurulunu da yetkili kılabilir. Çıkarılma kararı gerekçeli olarak tutanağa geçirileceği gibi, ortaklar defterine de yazılır. Kararın onaylı örneği,çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere, on gün içinde notere tevdi edilir. Bu ortak tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde itiraz davası açabilir. Tebliğ edilen karar, yönetim kurulunca verilmiş ise ortak, üç aylık süre içinde genel kurula da itiraz edebilir. Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere, yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır. Genel kurula itiraz edildiği takdirde, yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine itiraz davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkı saklıdır. Üç aylık süre içinde,genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmeyen çıkarılma kararları kesinleşir. Haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamaz. Bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri, çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam eder." düzenlemesi yer almaktadır. Ana sözleşme ve yasal düzenlemeler bir arada değerlendirildiğinde; kooperatife ortak olmak isteyen kişiler hakkında karar vermek, ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadıklarını araştırmak, ortaklıktan çıkmak isteyenler hakkında karar almak, ortaklığın devri halinde ortak olmak isteyen kişinin gerekli koşulları taşıması halinde ortaklığa kabul etmek, ortaklık şartlarını yitiren kişilerin ortaklıktan çıkarılmalarına karar vermek hususlarında yetkili organ kooperatif yönetim kuruludur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/04/2008 tarihli 2007/2953 E. 2008/4566 K. sayılı ilamında; "...1163 sayılı Yasa’ya göre, kooperatife ortak olmada ‘açık kapı ilkesi’ geçerlidir. Ortaklığa kabulde belli bir şekil şartı da bulunmamaktadır. Ortaklık ilişkisi, yönetim kurulu kararı ile kurulabileceği gibi, eylemli şekilde veya zımnen de tesis edilebilir. Öte yandan, ortaklığın sona erme nedenleri de yasa ve ana sözleşmede belirtilmiştir. Yasa ve ana sözleşmede belirtilen nedenler dışında ortaklığa son verilemeyecektir. Bir ortağın ortaklık koşullarını yitirmesi veya başka nedenlerle ortaklığının sona erdirilmesine kooperatif genel kurulu veya yetki vermesi şartıyla yönetim kurulu yetkilidir. Bir ortağın, ortaklık şartlarını taşımadığı veya başka bir nedenle ortak olma sıfatının bulunmadığını iddia ederek, diğer ortağın veya ortakların ortaklıklarının iptalini talep etme hakkı bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, davalı kooperatifin bir kısım ortağı olan davacıların, ortaklık özel koşulunu taşımadıkları iddiasıyla 77 kişinin ortaklığının iptali için açtıkları bu davada aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı dikkate alınarak, birleşen davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.", Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 28/10/2020 tarihli 2017/2011 E. 2020/3317 K. sayılı ilamında; "...Davacı vekili, ortağı ve denetçisi olduğu davalı kooperatifin 28.02.2016 tarihli genel kurul toplantısında usul ve yasaya aykırı olarak teşkil edilen çoğunlukla bir takım kararlar alındığını ve yönetim kurulu seçilerek eski yönetimin ibra edildiğini, denetim raporuna göre 33 ortağın üyelik sıfatlarını yerine getirmediğinden dolayı genel kurul toplantısına alınmaması gerektiğini, yeni yönetim kurulu üyelerinin 1163 sayılı Kanun'un 56. maddesine aykırı olarak sabıkalı olduklarını, genel kurul kararlarının hukukun genel ilkelerine, hakkaniyet ve dürüstlük kurallarına da aykırı olduğunu, kooperatif karar defteri incelendiğinde daha önceki yönetim kurulunun bir gün içerisinde 73 kişiyi üye olarak kaydettiğini, hiçbirinin müracaat dilekçesi olmadığını, kooperatif hesabına ödeme yapmadıklarını, bu üyelerin çoğunluk sağlamak için kaydedilen fason üyeler olduğunu ileri sürerek genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı davalı vekili istinaf etmiş, istinaf mahkemesince davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, davalı kooperatifin 19.08.2014 günlü kararı ile 73 kişiyi üye olarak kabulüne karar verdiği, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre bu kişilerden 72 sinin kooperatife ödeme yapmadığı, davacı tarafından 33 kişinin genel kurulda çoğunluğu sağlamak amacıyla üye yapıldığı iddiası ile yapılan suç duyurusu üzerine Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, 1163 sayılı Yasa’ya göre, kooperatife ortak olmada ‘açık kapı ilkesi’ geçerli olduğu, ortaklığa kabulde belli bir şekil şartı da bulunmadığı, ortaklık ilişkisi, yönetim kurulu kararı ile kurulabileceği gibi eylemli şekilde veya zımnen de tesis edilebileceği, bir ortağın, ortaklık şartlarını taşımadığı veya başka bir nedenle ortak olma sıfatının bulunmadığını iddia ederek, diğer ortağın veya ortakların ortaklıklarının iptalini talep etme hakkı bulunmadığı, kooperatif mizan tablosunda yer almadığı ve ödemelerine rastlanmadığı gerekçesiyle 28.02.2016 tarihli genel kurulda kullanılan oyların geçersiz sayılmasının olanaklı olmadığı gerekçesiyle verilen kararın hatalı olduğu, ancak bu hususun yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği gözetilerek HMK 353/1-b.2 nci madde gereğince davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın düzeltilmesine, yeniden esas hakkında karar verilmesi ile davanın reddine karar verilmiştir." Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir..." gerekçesiyle onama kararı verilmiştir. Davacı tarafından açılan işbu dava ile gerçek ortakların tespiti ve ortaklık şartlarını taşımayan kişilerin ortaklıktan çıkartılmaları talep edilmiş ise de, kooperatife ortak olan kişiler hakkında ihraç kararı verilmediği müddetçe ortaklık ilişkileri devam edeceği gibi bir kısım ortakların, ortaklık şartlarını taşımadıkları ileri sürülerek, başka bir ortak tarafından haklarında ortaklıklarının iptali istemiyle dava açılamayacaktır. Ortaklık sıfatlarının olup olmadığı, ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadıkları hususunda değerlendirme yaparak karar vermek, ortaklık sıfatını taşımayan ortaklar hakkında Kanun ve ana sözleşmede öngörülen prosedürü işletmek ise yönetim kurulunun görev ve yetkileri arasında olup mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 15/05/2024