T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/88
KARAR NO: 2024/647
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/103
KARAR NO: 2022/1208
KARAR TARİHİ: 08/12/2022
DAVA: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)
KARAR TARİHİ: 08/05/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin taşımacılık hizmeti sunduğunu, müvekkili şirketin davalı şirkete karşı aralarındaki ticari ilişki gereği üstlenmiş olduğu tüm sorumlulukları eksiksiz olarak yerine getirdiği halde davalı şirketin bu karşılık cüzi miktarda bir ödeme yaptığını ancak bakiye borcunu yapılan tüm görüşmelere rağmen ödemediğinden Çatalca İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket tarafından davalı hakkında iflas talepli takibe geçildiğini, davalı şirketin 09/07/2021 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiğini, ancak müvekkili şirketin takip tarihi olan 28/06/2021 tarihi itibariyle davalı borçlu şirketten alacağının sabit olduğunu, bu nedenlerle davalı şirketin Çatalca İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasındaki itirazının kaldırılmasına ve davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirket ile davacı arasındaki ticari ilişkinin 2019 yılında eşya taşınması amacıyla kurulduğunu, müvekkili şirketin davacıya iddia edildiği gibi borcu bulunmadığını, sözleşmenin yapıldığı dönemden sonra, tüm dünyada etkili olan Covid-19 salgını nedeniyle müvekkili şirketin de iş akışının önemli derecede etkilendiğini, Covid-19'un akabinde tüm dünyada ortaya çıkan ekonomik krizi sebebiyle müvekkili şirketin alacaklarını tahsil edemediği gibi, yürürlükte olan proje ve işlerinin bazılarının da mücbir sebep nedeniyle feshedildiğini, bilirkişi incelemesi neticesinde ispatlanacağı üzere müvekkili şirketin pandeminin ve ekonomik krizin tüm etkilerine rağmen, tüm iyiniyeti ve çabası ile varlığını sürdürüp, şirket alacaklılarına karşı düzenli ve azami önem göstererek edimlerini ifa ettiğini, bu nedenle borca batıklık veya ödemelerde acze düşme durumunun söz konusu olmadığını, huzurdaki davada iflas şartlarının oluşmadığını, müvekkili şirket hakkında iflas kararı verilmesi için şirketin borca batık ve ödemelerde acze düşmüş olması gerektiğini, ancak müvekkilin şirket halen faal olduğunu ve ödemelerini tatil etmediğini, kabul anlamına gelmemekle beraber, davacı yana yapılan ödemelerin acze düşülmediğini açıkça gösterdiğini, açıklanan nedenlere ek olarak müvekkili şirketin taahhütlerinden ve borçtan kurtulmak amacıyla kaçmadığı gibi, alacaklının haklarını ihlal eden davranışlarda da bulunmadığını, bu sebeple iflas şartları oluşmayan davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, "Taraflar arasında davacı tarafından davalıya yurt dışı nakliye hizmeti verilmesi şeklinde ticari ilişki kurulduğu, davacı tarafından ibraz edilen yeminli tercüme edilmiş hesap özetine göre, icra takip tarihinde davacının davalıdan 68.000,00 EURO alacaklı olduğu, dava tarihinden sonra 1.000,00 EURO davalıya alacak işlendiği ve hesap özetine göre davacının davalıdan 67.000,00 EURO alacaklı gözüktüğü, davalı ticari defterlerinde icra takip tarihinde davalının davacıya 59.800,00 EURO borçlu gözüktüğü, yanlar arasında akdedilen 28/01/2021 tarihli protokole göre, yanların 26/01/2021 tarihinde davacının davalıdan 73.515,50 EURO alacaklı olduğu hususunda mutabık kaldıkları, protokole göre davalının ilk taksit ödemesini 10.000,00 EURO olarak yaptığı ve buna göre icra takip tarihinde davacının davalıdan 63.515,50 EURO alacaklı olduğu,davalı tarafından sonradan ödenen 1.000,00 Euro'nun düşülmesi ile davacının davalıdan 62.515,00 Euro alacaklı olduğu, davacının, davalıya yurt dışı nakliye hizmeti verdiğinin faturalar ve taraflar arasındaki protokol ile sabit olduğu davalının bakiye borcunu ödemediği anlaşıldığından icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğu anlaşıldığından borçlunun icra takibine yaptığı itirazın kaldırılması ile usulüne uygun düzenlenip tebliğ edilen depo kararına rağmen davalı şirket tarafından depo emrinde belirlenen borç ödenmediği " gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin iflasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; müvekkil şirketin borca batıklık veya aciz durumunda olmadığından iflas şartları bulunmadığını, taraflar arasındaki işin ne olduğuna ve tamamlanıp tamamlanmadığına eğer iş tamamlanmışsa borcun doğumuna ilişkin inceleme yapılmadığını, BA/BS formlarının getirilip incelenmediği, icra takibine konu edilen faturaların hangileri olduğu, bunların protokolle ilgisinin ne olduğu, hangilerinin davacının ticari kayıtlarında işlenmiş olduğu incelenmediğini, davacı tarafça ibraz edilen hesap özetinin hukukumuza göre ispat şartlarını taşıyıp taşımadığı, hesap özetinde dava konusu icra takibine ilişkin olarak nelerin bulunduğuna yönelik herhangi bir açıklama yapılmadığını, tarafların kayıtlarındaki hesap farklılıklarının nelerden kaynaklanmış olabileceğine ilişkin araştırılmadığını, Hükme esas alınan raporda, bilirkişi, faiz oranının haklı olup olmadığı, işlemiş faizin hangi meblağ üzerinden hesaplanması gerektiğini, davacının talep ettiği işlemiş faizin haklı olup olmadığı hususlarında herhangi bir değerlendirmede bulunmadığını, 3095 sayılı kanunun 4/a maddesinde, yabancı para borcuna uygulanacak faiz oranının, aksi kararlaştırılmamışsa, Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı esas alınarak uygulanacağı belirtildiğini, TCMB arşivine bakıldığında, 1 yıla kadar vadeli hesaplara uygulanan faiz oranlarının 1 yıllık vadeli hesaplara uygulanan faiz oranlarından farklı olduğunu, söz konusu hata sebebiyle -borcu kabul etmemekle birlikte- yanlış hesaplamalar yapılmış olup, depo emri hatalı meblağlar esas alınarak hazırlandığını, Bilirkişi raporunda, asıl alacağa Euro cinsinden kabul edilerek hesaplama yapıldığını, sonrasında tespit edilen kur ile çarpılarak TL'ye çevrildiğini, söz konusu hesaplamanın hatalı olduğunu, tahsil harcının yanlış hesaplandığını, harca esas TL meblağ üzerinden hesaplanması gerektiğini, depo emrine esas kur miktarının hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İflas yolu ile başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan, itirazın kaldırılması ve iflas davasıdır. (İİK 156 m ) Dosya kapsamına göre, davacı alacaklının davalı şirket hakkında Çatalca İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile faturalar ve faturalara istinaden düzenlenen 28 Ocak 2021 tarihli sulh protokolü kapsamında 63.515,50 Euro asıl alacak, 238,75 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 63.754 Euro'nun tahsili için iflas yolu ile icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından süresi içerisinde takip konusu borca ve tüm ferilerine itiraz edilmesi neticesinde, itirazın kaldırılması ile davalının iflasına karar verilmesi amacıyla işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. İİK 174. Maddesi " Alacaklı, borçlunun itiraz ve şikayetinin kaldırılmasını ve iflasına karar verilmesini ticaret mahkemesinden isteyebilir. Mahkeme, 158. Madde uyarınca iflas davasını karara bağlar " hükmünü yer verilmiştir. 2004 sayılı İİK 154.maddenin üst başlığı ise, “ İflas Yolu İle Takip “ olup ilk maddede yetki düzenlenmiştir. Maddede, İflas yolu ile takipte yetkili merciinin, borçlunun muamele merkezinde bulunan icra dairesi olduğu, 154/3.fıkrada ise, borçlu ile alacaklının yetkili icra dairesini yazılı anlaşma ile tayin etmişlerse, o yerin icra dairesinin dahi İflas takibi için yetkili sayılacağı, İflas davaları için yetki sözleşmesinin yapılamayacağı, İflas davasının mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılacağına yer verilmiştir. Maddedeki İflas davasının açılacağı yetkili yer mahkemesinin yetkisi, mutlak yetki olup, kamu düzenine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1- ç bendinde, yetkinin kesin olduğu hallerde, mahkemenin yetkili bulunması dava şartları arasında sayılmıştır. Yani aynı yasanın 115.maddesinde belirtildiği gibi, mahkemece, davanın her aşamasında ve kendiliğinden araştırılması gerekir. Bu açıklamalar sonrasında somut olay değerlendirildiğinde, dava, davalı borçlunun sicil adresinin yetki çevresinde bulunan Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmüştür. 2004 sayılı İİK‘nun 176. maddesindeki yasal düzenleme kapsamında atıf yapılan İİK.nun 156/son fıkrası uyarınca, iflas isteminin, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir sene içerisinde, yani hak düşürücü süre içerisinde yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir. Kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile takipte, iflas davasının ödeme emrine itiraz edilsin edilmesin bir sene içinde açılması gerekir. (İİK 176, 156/son) Söz konusu yasada, iflas istemenin, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir sene sonra düşeceği belirtilmiştir. Somut olayda, iflaslı takibe ilişkin ödeme emri borçluya öğrenme tarihinin 05/07/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, bir senelik hak düşürücü süre içerisinde dava açılmıştır. Davalı vekili, müvekkil şirketin borca batıklık veya aciz durumunda olmadığından iflas şartları bulunmadığını ileri sürmüş ise de İflas yolu ile başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan, itirazın kaldırılması ve iflas davasında davalı şirketin borca batıklık yada aciz şartı aranmamaktadır. İİK 158. Maddesi " Alacaklının iflas takibi kesinleştiğinde l66 ncı maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir. İflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahele veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler. Mahkeme, icra dosyasını celbeder ve basit yargılama usulüne göre duruşma yaparak, gerek iflas talebini gerek itiraz ve defileri umumi hükümler dairesinde tetkik ve intac eder. Şu kadar ki, borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemiş veya itiraz ve defileri varit görülmemişse mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir." hükmüne yer verilmiştir. 173. Maddenin ikinci ve üçüncü fıkrası " (Ek: 9/11/1988 - 3494/35 md.) İflas takibi kesinleştiğinde 166 ncı maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir. İflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahale veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler. Mahkeme, takip dosyasını getirtir ve basit yargılama usulü ile yapacağı inceleme sonunda borcun ödenmediği, itiraz ve şikayette de bulunmadığını tesbit ederse yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcun ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini 158 inci madde uyarınca emreder. Bu emir yerine getirilmezse borçlunun iflasına karar verilir. Şu kadar ki, borçlu ödeme emrinde yazılı müddetin geçmesinden sonra borcu ödediğine dair resmi bir belge ibraz ederse iflas yolu ile takip talebi ve iflas davası düşer." şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda Mahkemece, 08/09/2022 tarihli duruşmada davalı şirketin Çatalca İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 62.515,50 Euro üzerinden kesin olarak kaldırılmasına karar verilmiş, İİK 173. madde düzenlemesi kapsamında aynı yasanın 166. maddesi gereğince gerekli ilanlar yaptırılmış, alacaklı tarafından iflas avansının mahkeme veznesine depo edilmesi sağlanmıştır. Tarafların ticari defter ile dosyaya sunulan belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup mali müşavir bilirkişinden alınan 29/07/2022 tarihli raporda özetle ; " Yanlar arasında davacı tarafından davalıya yurt dışı nakliye hizmeti verilmesi şeklinde ticari ilişki kurulduğu, davacı tarafından ibraz edilen yeminli tercüme edilmiş hesap özetine göre, icra takip tarihinde davacının davalıdan 68.000,00 EURO alacaklı olduğu, dava tarihinden sonra 1.000,00 EURO davalıya alacak işlendiği ve hesap özetine göre davacının davalıdan 67.000,00 EURO alacaklı gözüktüğü, davalı ticari defterlerinde icra takip tarihinde davalının davacıya 59.800,00 EURO borçlu gözüktüğü, yanlar arasında akdedilen 28/01/2021 tarihli protokole göre, yanların 26/01/2021 tarihinde davacının davalıdan 73.515,50 EURO alacaklı olduğu hususunda mutabık kaldıkları, protokole göre davalının ilk taksit ödemesini 10.000,00 EURO olarak yaptığı ve buna göre icra takip tarihinde davacının davalıdan 63.515,50 EURO alacaklı olduğu, davacı tarafından takip öncesi işlemiş faiz talep edilmekle birlikte, dosya münderecatında icra takibi öncesinde davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin herhangi bir delil vasıtasına rastlanmadığı, ancak davacı tarafından sulh protokolünden önce 22/01/2021 tarihinde, davalıya 78.000,00 EURO asıl alacak ve fer’ilerinin ödenmesi için e-mail ile ihtarname gönderildiği, akabinde yanlar arasında akdedilen protokole göre davalının ödeme yapacağı vadeler sabit olup, buna göre davacının takip öncesi işlemiş faiz talep edip edemeyeceği, faiz talep edebilecekse temerrüt tarihi olarak, ilk ihtar tarihi olan 22/01/2021 tarihi mi yoksa, protokole göre belirlenen vade tarihleri mi olacağının mahkemenin takdirlerinde olduğu " yönünde görüş bildirmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, bilirkişi incelemesinde, taraflar arasındaki işin ne olduğuna ve tamamlanıp tamamlanmadığına eğer iş tamamlanmışsa borcun doğumuna ilişkin inceleme yapılmadığını, BA/BS formlarının getirilip incelenmediği, icra takibine konu edilen faturaların hangileri olduğu, bunların protokolle ilgisinin ne olduğu, hangilerinin davacının ticari kayıtlarında işlenmiş olduğu incelenmediğini, davacı tarafça ibraz edilen hesap özetinin hukukumuza göre ispat şartlarını taşıyıp taşımadığı, hesap özetinde dava konusu icra takibine ilişkin olarak nelerin bulunduğuna yönelik herhangi bir açıklama yapılmadığını, tarafların kayıtlarındaki hesap farklılıklarının nelerden kaynaklanmış olabileceğine ilişkin araştırılmadığını ileri sürmüş ise de davacı yan, takibi 28/01/2021 tarihli Sulh Protokolüne dayandırmıştır. Davalı tarafça itiraz edilmeyen sulh protokolü uyarınca davalı şirketin 73.515,50 EURO bakiye borcu olduğu ve bu borcun beş taksit halinde ödenmesi noktasında mutabakata varılmış, bu protokole göre davalı şirket ödemeleri tüm banka masrafları kendisine ait olmak üzere; 28.02.2021'de 10.000,00-EURO, 30.03.2021'de 15.000,00-EURO, 30.04.2021'de 15.000,00-EURO, 30.05.2021'de 15.000,00-EURO, 30.06.2021'de 18.515,50-EURO olacak şekilde ödeme yapacağını taahhüt etmesine rağmen ilk taksit olan 10.000,00-EURO'luk ödemeyi gerçekleştirmiş, geri kalan 63.515,50-EURO'nun ödenmediği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Bu itibarla dayanak yapılan sulh protokolü ve protokolde kararlaştırılan borç miktarına itiraz etmeyen davalının, davacı alacağını ikrar ettiğinden bakiye kalan 63.515,50 Euro'dan davalı tarafından sonradan ödenen 1.000,00 Euro'nun mahsubu ile asıl alacak miktarının 62.515,50 Euro üzerinden kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Diğer yandan, 173/3.maddesinde belirtildiği şekilde, davacının depo emrine esas olacak alacağı ile ilgili alınan ek raporda ; Mahkemece, davacının takip öncesi işlemiş faiz talep edebileceğine karar verilmediğinden, takip öncesi işlemiş faiz hesabı yapılmamış, davacı şirketin 62.515,50 EURO asıl alacağına, takip tarihi olan 29.06.2021 tarihinden, depo emrine esas işbu rapor tarihi olan 16.09.2022 tarihine kadar, taleple bağlılık esası gereğince Kamu Bankalarının 1 yıla kadar EURO mevduata fiilen uyguladıkları faiz oranları uygulanmış, davacının asıl alacağına, icra takip tarihinden rapor tarihi ve depo tarihi olan 16.09.2022 tarihine kadar 1.452,45 EURO işlemiş faiz, davacının asıl alacağı olan 62.515,50 EURO x 18,2697 TCMB Efektif satış kuru = 1.142.139,43 TL için 139.371,15 TL vekalet ücreti, asıl alacak rakamı olan 62.515,50 EURO x % 4,55 = 2.844,45 EURO tahsil harcı, başvurma ve vekalet harcından oluşan toplam 67.80 TL icra masrafı hesaplanmış, tüm yapılan hesaplamalar neticesinde 16/09/2022 tarihli TCMB efektif satışı kuru olan 18,2697 TL karşılığında davacı şirketin, asıl alacak, takip tarihinden rapor tarihi olan 16.09.2022 tarihine kadar hesaplanan faiz, vekalet ücreti, tahsil harcı ve icra masrafları olmak üzere, 16.09.2022 tarihi itibariyle depo emrine esas alacak tutarının 1.360.081,45 TL olarak hesaplanmış, mahkemece 19.09.2022 tarihli muhtıra ile raporda belirtilen miktarlar üzerinden toplam 1.360.081,45 TL'nin yedi gün içinde depo edilmesi aksi halde ilk oturumda davalının iflasına karar verileceği ihtar edilmiştir. Davalı vekili, bilirkişi raporunda, asıl alacağa Euro cinsinden kabul edilerek hesaplama yapıldığını, sonrasında tespit edilen kur ile çarpılarak TL'ye çevrildiğini, söz konusu hesaplamanın hatalı olduğunu, tahsil harcının harca esas TL meblağ üzerinden hesaplanması gerektiğini ileri sürmüş ise de davacı taraf icra takibini, yabancı para alacağını takip tarihindeki kur karşılığı TL üzerinden değil, doğrudan Euro üzerinden takip başlattığı, harca esas TL karşılığının gösterildiği, 2022 yargı harçları tarifesi uyarınca belirlenen %4,55 oranından tahsil harcının hesaplandığı, her ne kadar depo emrine esas alınan raporun düzenlendiği 16/09/2022 tarihinde TCMB efektif satış kuru 18.2555 yerine 18.2697 baz alınması hatalı ise de depo emrinin, raporun düzenlendiği tarihte değil 19/09/2022 tarihinde çıkartıldığı, 19/09/2022 tarihinde TCMB efektif satış kuru 18.2873 işlem gördüğü, daha düşük orandan kurun hesaplanması davalı lehine olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak, depo emrine esas bilirkişi raporunda, kamu bankalarının 1 yıla kadar Euro mevduata fiilen uyguladıkları faiz oranı dikkate alınmış ise de 3095 sayılı yasanın 4/a maddesinde, sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanacağı düzenlenmiştir. Emredici düzenleme uyarınca bir yıla kadar değil, bir yıl vadeli o yabancı para ile açılmış mevduaat hesabına ödenen en yüksek faiz oranının baz alınması gerekmektedir. Bu durumda TCMB arşivine göre bir yıla kadar vadeli hesaplara uygulanan oranlar ile bir yıl ve daha uzun vadeli hesaplara uygulanan faiz oranları ay ay farklılık gösterdiği, yapılan faiz hesabının hatalı olduğu anlaşılmıştır. O halde 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı hesaplanması suretiyle yeni bir depo emri çıkartılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun faiz hesabı yönünden kısmen kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 2022/103 Esas, 2022/1208 Karar ve 08/12/2022 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 bendi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dairemizin kararı doğrultusunda işlem yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince iadesine, 5-Davalı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.g bendi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/05/2024