T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/113
KARAR NO: 2024/201
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/36
KARAR NO: 2020/645
DAVA TARİHİ: 11/02/2019
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 14/02/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında, firmadan danışmanlık hizmeti almak için ilk görüşmelerin 13/12/2017 tarihinde başladığını, davalı firma ortaklarının "bozulmaya başlayan emlak ve inşaat piyasası nedeni ile, ... isimli projenin satışlarının yeterli seviyede olmadığını, projenin inşaatını ilerletmek için, Azerbaycan'dan resmi ve gayri resmi yollar ile parçalı olarak Türkiye'ye getirdikleri USD cinsi özkaynak ve benzeri nakit kaynakları harcamış olduklarını, yükselen döviz kurları nedeni ile daha fazla döviz özkaynak kullanmak istemediklerini ve Türkiye piyasasında finansman alt yapısına sahip olmadıklarını" belirterek ve çalıştıkları bankalarda daha önce kredi taleplerinin onaylanmadığını ifade ederek müvekkili firmadan yurt içi ve/veya yurtdışı bankalar, fonlar ve finansman kaynaklarına erişim için danışmanlık faaliyeti göstermesini talep ettiğini, 26/12/2017 günü taslak sözleşmenin paylaşıldığını, 04/01/2018 tarihinde ise danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin ... ile çalışma hususunda davalı taraf ile mutabık kaldığını, ... ile kurulan ilişkinin bankanın yönlendirmesi ile Erenköy Şube nezdinde yürütüldüğünü, davacı şantiye destek yönetimi, ... Erenköy Şube yöneticileri ve ... Bölge Müdürünün katılımı ile bir toplantı organize edildiğini, bu toplantı esnasında banka tarafından davalı şirkete haciz geldiğinin belirtildiğini, müvekkilinin de bu durumu toplantıda öğrendiğini, toplantıyı takip eden günlerde toplamda 27 Milyon TL tutarındaki teklif paketinin onaylanmadığını, Ana finansman paketinin reddedilmesi sonrasında, müvekkili firmanın, Erenköy Şube Müdürü ... ile görüştüğünü, firmaya leasing limiti ve kredi komitesi onayına ihtiyaç olmayacak limitler tutarında işletme sermayesi ve ipotek karşılıklı krediler için limit tahsisi konusunda görüşmelere devam edildiğini, bu süreçte davalı şirkete sadece yurt içi banka kanalı ile finansman konusunda değil, genel olarak bankacılık işlemleri ile ilgili çeşitli konularda destek verildiğini bunlara ek olarak Katar'dan gelen yatırımcı ve özel finansman sağlayacağı iletilen, ... firması yöneticileri ... ve ... ile görüşmelere katılarak davalı şirket yöneticilerine destek verildiğini, ...'nin özellikle nakit olarak firmaya ödeyeceği tutarı bankada bloke ederek, projeyi kredi ile gerçekleştirmek ve ödemeleri hakediş olarak yaparak kredi tutarını kapatmaya yönelik bir model talep ettiğini, ...'ın güvenli şekilde hakediş usulu yatırım yapmayı tercih etmesi nedeniyle, ... ile yed-i emin kullanımı üzerinden proje finansmanı modeli sunumu ve yatırımı alternatif olarak Lüksemburg bazlı fon modelleri ile nasıl yapabileceğine yönelik 2 adet sunum dosyası paylaşıldığını, ... ile görüşmeler amacı ile davalı şirket ortaklarından ... bu çalışmalar esnasında Katar'a gittiğini, ... ile çeşitli konularda işbirliği veya ortaklık protokolleri imzalanmış olduğunun sonrasında taraflarına iletildiğini, 17 veya 18 Nisan 2018 günü davalı firma ortağı ... müvekkili firma ile telefonla irtibata geçerek nakit karşılıklı kredi limiti için çalışma yapmasını müvekkil firmadan istediğini, bu talep doğrultusunda müvekkilnin ... USD nakit teminat karşılığı TL kredi limiti için çalışma yapmalarını ilettiğini, bu çalışmalar neticesinde bankadan alınan bilgilere göre limit tahsisine ilişkin sistem girişlerinin 01/06/2018 tarihinde gerçekleştiğini, 07/06/2018 tarihinde ise ... ve ... Erenköy Şubesinde kredi sözleşmesi ve nakit blokaj taahhütnamesi gibi evrakları imzaladıklarını, limit tahsisi sonrasında davalı firmanın davacı ile temasını kestiğini, davacı ile davalı tarafın 10/07/2018 günü görüştüğünü ve bu görüşmede davalı tarafın tekliflerini davacının kabul etmediğini ve toplantının sona erdiğini, davacının davalı firmaya ihtarname göndererek hizmet bedelinin ödenmesini aksi takdirde hem sözleşmenin taraflarınca fesih edileceğini hem de cezai şartı ödemek zorunda kalacaklarını bildirdiğini, davalı tarafın borcunu ödemediği için taraflarınca sözleşmeyi fesih ettiklerini ve cezai şartın ödenmesini talep etmelerine rağmen davalı tarafın cezai şartı da ödemediğini, açıklanan nedenlerden dolayı 237.888,00 TL hizmet bedeli ile şimdilik 162.112,00 TL tutarında cezai şart olmak üzere toplam 400.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren en yüksek ticari reeskont faizi ile birlikte, davalı firmadan tazminen tahsile ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ile davacı arasında Proje Finansmanı ve Risk Yönetimi Danışmanlık Sözleşmesi imzalandığını, davacı tarafın sözleşme uyarınca yüklendiği edimleri yerine getirmediğini, danışmanlık hizmet borcunu ifa etmediğini, davacı tarafça bulunduğu iddia edilen nakit teminat karşılığı kredinin, reel anlamda kredi olmadığını, davalı şirketin inşa ettiği ... projesinin finansmanının sağlanması için nakit teminat karşılığında kredi kullanmak istemediğini, finansman sorununun nakit para yatırılarak çözülmesinin mümkün olmadığını, nakit teminat karşılığında kredi kullanmak için herhangi bir danışmanlık hizmeti almaya da ihtiyaç bulunmadığının davacı tarafa gerek Kartal .... Noterliği'nin 06/08/2018 tarihli ... yevmiye numaralı gerekse Üsküdar .... Noterliği'nin 23/10/2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnameleri ile bildirildiğini, sözleşmenin süresinin bitiminden sonra herhangi bir tarafça ilk fesih bildirimi ile feshedilebileceği hüküm altına alınmadığını, bu güne kadar davacı tarafından projeye hiçbir şekilde finansman sağlanamaması nedeniyle, projenin yürütülmesi konusunda müvekkilinin sıkıntıya girdiğini, açıklanan sebeplerden dolayı akdedilen sözleşme, ihtarnameler ve toplanacak delillere binaen davacının sözleşmeyle yükümlü olduğu edimlerini yerine getirmemesi, sözleşme amacına uygun danışmanlık hizmeti verilmemesinden dolayı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasıdır. Taraflar arasında 04/01/2018 tarihinde ''Proje Finansmanı ve Risk Yönetimi danışmanlık Sözleşmesi'' imzalanmış olup bu husus ihtilafsızdır. ... 19/06/2019 günlü, gelen cevabi yazısında, ... Tic. Ltd. Şti'ye 2018 Haziran ayı için proje limiti tahsis edildiğini, proje kredi limitinin 20.000.000,00 TL olduğunu, 2018 Haziran ayı içinde şirketin kredi kartı limiti tahsis edilmiş olduğunu, işbu limitin 40.000,00 TL olduğunu, limit tahsis sürecine ilişkin işlemlerin ... Tic. Ltd. Şti'nin talebi üzerine bankacılık ve kredi işlemleri hakkında ... A.Ş. İle görüşmeler yapıldığını, ... Kalamış Şubesi'nin müşterisi olan ... , ... Tic. Ltd. Şti'nin yöneticisi olduğunu, yukarıda iletilen işlemlerden bağımsız olarak ... 05/02/2018 tarihinde 1.000,000,00 TL tutarında türev işlem limiti ve 07/03/2019 tarihinde 10.000,00 TL tutarında kredi kartı limiti tahsis edildiği beyan edilmiştir. Dosya tomar halinde, tarafların ticari defter ve belgeleri ile banka kayıtları üzerinde, Bankacı ..., Mali Müşavir ... ve Nitelikli Hesaplama Uzmanı ... aracılığıyla inceleme yapılarak, taraflar arasında akdedilen Danışmanlık Sözleşmesi uyarınca davacının davalıdan danışmanlık ücreti almaya hak kazanıp kazanmadığı, yine davacının davalıdan cezai şart isteminde bulunup bulunamayacağı hususlarında inceleme yapılarak rapor tanzim edilmesi hususunda tevdi edilmiş, bilirkişilerin sunmuş olduğu gerekçeli ve ayrıntılı, denetime elverişli raporları ile; tarafların incelenin 2018 yılı incelenen ticari defterleri ile yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde: davalı ile davalı tarafın 2018 yılı hesap dönemine ilişkin tutulması zorunlu ticari defterlerinin, kanuna uygun, eksiksiz olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yetkili makamlarca zamanında yapıldığı, davacı şirketin taraflar arasında akdedilen 04/01/2018 tarihli Proje Finansmanı ve Risk Yönetimi Danışmanlık Sözleşmesinin Hizmet Bedeli ve Diğer Ücretler Başlıklı 4. Madde hükümleri ve diğer hükümlerine uygun olarak verdiği hizmete ilişkin düzenlenen 26/07/2018 tarih ... numaralı fatura karşılığı davalı şirketten 237.888,00 TL tutarında asıl alacağı olduğu, sözleşmenin 10. Maddesinde düzenlenen cezai şart olarak 500.000 Amerikan Doları ödenmesine ilişkin hükmün, TBK M.27/f.2 hükmüne kıyasen geçersizliğine karar verilmesinin takdirinin mahkememize ait olduğu tespit edilmiş, rapor taraf vekillerine ayrı ayrı tebliğ edilmiştir. Davacı vekili; raporda tespit olunan 237.888,00 TL hizmet bedeli alacağının davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini ve ayrıca talepleri doğrultusunda cezai şart bedelinin de davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise, davacının sözleşmeyle yükümlü olduğu edimleri yerine getirmemesi, sözleşme amacına uygun danışmanlık hizmeti vermemesi uyarınca haksız davanın reddine, aksi halde, bankadan gelen yazı cevaplarına ilişkin beyanların sunduktan sonra bu beyanla birlikte yukarıda yer alan itirazların da değerlendirilerek, sözleşmenin amacına ve ruhuna aykırı olarak tespitler yapıldığından, itirazların değerlendirilmesi üzerine ek rapor alınması amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verilmesini talep etmiş olduğu, mahkememizce bu talep, bilirkişi heyeti tarafından teknik incelemenin yapılmış oluşu, taraf itirazlarının sözleşmenin hukuki yorumuna yönelik oluşu ve mahkememizce değerlendirilebilecek oluşu anlaşıldığından yeniden yada ek rapor aldırılması taleplerinin reddine dair karar verilmiştir. Yapılan yargılama, davacı tarafın iddiası, davalının beyanları, tanzim olunan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında 04/01/2018 tarihinde Proje Finansmanı ve Risk Yönetimi Danışmanlık Sözleşmesinin akdedildiği, söz konusu sözleşme ile danışmanın (davacı) müşteri (davalının) ... İli ... İlçesi, ... ada ... parselde bulunan .. Projesi için finansman sağlamayı ve bu hususta davalı şirkete danışmanlık ve aracılık yapmayı üstlenmiştir. Sözleşmenin 4. Maddesi ile garantörün (danışman) gerçekleştireceği çalışmalar sonrasında banka veya finansman sağlayan kurumlar tarafından müşteriye (davalı şirket) tahsis edilecek olan teminatlı veya teminatsız toplam nakdi, gayri nakdi, çek, proje finansmanı, garantörlük (konut kredisi) işletme sermayesi limitlerinin %1 oranında hizmet bedeli ve bu tutara isabet edecek KDV, müşterinin kredi kullanımını takip eden 2 iş günü içerisinde ücretin ödeneceği düzenlenmiş, yine müşteriye tahsis edilen finansman hizmetlerinin 10 gün içerisinde kullanılmaması yada kabul edilmemesi durumunda da söz konusu bedelin ödeneceği düzenlenmiştir. Ayrıca sözleşmenin 10.1 maddesinde tarafların sözleşmenin ihlali halinde ihlal eden tarafın 500.000 USD cezai şart talep edebileceği düzenlenmiştir. Ayrıca sözleşmenin 3.6 maddesine göre de garantör müşterinin önceden yazılı onayını almaksızın müşteriyi borç ve yükümlülük altına sokacak herhangi bir şey yapmamayı taahhüt etmektedir. Davacı taraf ... tarafından davalı şirkete 20.000.000 TL nakit karşılıklı kredi tahsis edildiğini ancak söz konusu kredinin davalı şirket tarafından kullanılmadığını belirterek sözleşme gereği kendi edimini ifa ettiği iddiasındadır. Davalı ise taraflar arasında akdedilen sözleşmenin amacına ve ruhuna aykırı olduğunu, davalının sözleşme imzalamasındaki amacın projeye kefalet, ipotek, gayrimenkullerin teminat gösterilmek suretiyle kredi teminine yönelik olduğunu, davalının 20.000.000 TL nakdi parası olsa zaten finansman zorluğunun bulunmayacağını, bunun için danışmanlık hizmeti alması gerekmediğini iddia etmiştir.Bankacılık uygulamalarında nakit teminatlı kredi kullanımının kredi kullanmak isteyen bir kişi yada şirketin yada 3. Bir şahsın kredi kullanmak isteyenin kullanacağı kadar bir nakdin kredi kullanacak bankaya mevduat hesabına yatırılması ve bu mevduat hesabına yatan para üzerine blokaj konulmak suretiyle yatırılan para kadar kredi kullandırılmasıdır. Söz konusu krediyi finansman sorunu bulunmayan kredi müşterileri kullanmaktadır. Sözleşmenin lafzi yorumuna bakıldığında nakit teminatlı kredi türünde bir teminatlı kredi türüdür. Ancak sözleşmenin amaçsal yorumu dikkate alındığında davalı şirketin finansman sorunu bulunduğu, bu sorunu aşabilmek amacıyla projeye finansman sağlamak ve gerekirse projede bulunan gayrimenkullerin teminat gösterilerek kredi kullanmaktır. Nitekim davalı şirketin yazılı talebi ile davacı tarafından dava dışı ... ile ilk başta bu konuda görüşmeler yapılmış ancak ... tarafından projenin yada projedeki gayrimenkullerin teminat gösterilmek suretiyle kredi istemi uygun görülmemiş ve kredi istemi red edilmiştir. Sözleşmenin 3.6 maddesine göre garantör müşterinin önceden yazılı onayı olmadan müşteri borç ve yükümlülük altına sokacak herhangi bir şey yapmamayı taahhüt etmiştir. Bu kapsamda davalı şirketin davacı danışmandan nakit teminatlı kredi kullanmak istediğine ilişkin yazılı bir talebi de davacı tarafça dosyaya ibraz edilmemiştir. Davalının nakit teminat karşılığı kredi kullanmak istediğine yönelik yazılı bir talimatı bakınmaksızın davacının davalıya kredi limiti tahsis ettirmesi MK. 2. Maddesine de aykırılık teşkil etmektedir. Bu kapsamda davacının sözleşmede üstlendiği edimleri yerine getirmediği ve sözleşmeyi feshinde haklı olmadığı anlaşıldığından davacının davasının reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Davalı şirkete finansman sağlanması için müvekkili tarafından ... ile davalı şirket yetkililerinin talimatı ve bilgisi dahilinde müzakereler yürütüldüğünü, müzakereler sonucunda davalı şirketin üstlendiği projelerde davalı şirket adına gelen hacizler sebebiyle 27 milyon TL'lik teklif paketinin onaylanmadığını, akabinde müvekkili şirket tarafından yapılan müzakereler sonucu ...'tan davalı şirkete 20.000.000,00 TL değerinde nakit teminat karşılığı proje kredi limiti ve 40.000,00 TL tutarında kredi kartı limiti tahsis edildiğini, kredi tahsisi ile birlikte yüklendiği edimi yerine getirmiş olan müvekkili şirketin danışmanlık sözleşmesinin 4.1.maddesi gereği hizmet bedeline hak kazandığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da müvekkili şirketin hizmet badeline hak kazandığının tespit edildiğini, davalı şirketin basiretli tacir olarak imzaladığı sözleşmenin sonuçlarına katlanması gerektiğini, hizmet bedeli davalı şirket tarafından ödenmediği için sözleşme hükümleri ihlal edildiğinden sözleşmenin 10.1.maddesi gereğince talep edilen cezai şart alacağının da ödenmesi gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava; taraflar arasında imzalanan finansal danışmanlık hizmet sözleşmesi nedeniyle hizmet bedeli ve cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı tarafından sözleşme konusu edimlerin ifa edildiği ancak davalı tarafça hizmet bedeli ödenmeyerek sözleşmenin ihlal edildiği iddiası ile sözleşmede kararlaştırılan hizmet bedelinin ve cezai şartın ödenmesi talebine karşılık, davalı tarafından hizmetin ifa edilmediği bu nedenle davacının hizmet bedeline hak kazanmadığı savunulmaktadır.Sözleşme;Taraflar arasında 04/01/2018 tarihli Proje Finansmanı ve Risk Yönetimi Danışmanlık Sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı "Garantörüm veya Danışman", davalı ise "Müşteri veya Şirket" olarak anılmaktadır. Sözleşmenin 1.maddesinde "Konusu"; "...Müşteri tarafından geliştirilmekte olan ... Projesi (Proje) kapsamında Taraflar'ın kuracakları işbirliği ilişkisinin hüküm ve koşullarının saptanmasından ibarettir."Sözleşmenin 2.maddesinde "Süresi"; "İşbu sözleşmenin süresi, imzalandığı tarihten itibaren 180 gündür. Süre bitiminde herhangi bir Tarafça fesih bildiriminde bulunulmadığı sürece ilk bildirime kadar kendiliğinden uzamış sayılacaktır."Sözleşmenin 3.maddesinde "Tarafların Yükümlülükleri"; "3.1.Müşteri, Proje'nin, inşaatının yapılabilmesi için ihtiyaç duyduğu finansmanın sağlanması ve uluslararası reasüransı yapılmış inşaat tamamlama sigortasına uygun bir yapının yürütülmesi için Garantörüm'den hizmet almayı istemektedir. 3.2.Garantörüm, Proje kapsamında inşa edilmekte olan taşınmazların, uluslararası reasüransı yapılmış bina tamamlama sigortası veya kefalet sigortası ile güvenceye alınmasını sağlamak adına, Danışman sıfatı ile yurt içinde ve yurt dışında çalışmalar görüşmeler yürütecektir. 3.3.Garantörüm, Müşteri adına Danışman olarak yerli ve yabancı reasürans şirketleri, reasürans ve sigorta aracılık hizmeti sağlayıcıları ve yerli sigorta şirketleri, yerli ve/veya yabancı bankalar ile uygun yapının oluşturulması amacı ile çalışmalar yürütecek ve müzakereler gerçekleştirecektir.3.4.Garantörüm, Projenin inşaatı için ihtiyaç duyulan finansman kaynaklarının oluşturulması amacı ile, Danışman olarak, yerli ve/veya yabancı bankalar ile, uygun yapının oluşturulması amacı ile çalışmalar yürütecek ve müzakereler gerçekleştirecektir. 3.6. Garantörüm, Müşteri'nin önceden yazılı onayını almaksızın, Şirketle ilgili herhangi bir beyan veya açıklamada bulunmamayı, Müşteri'yi borç veya yükümlülük altına sokacak herhangi bir şey yapmamayı taahhüt eder. Müşteri'yi borç veya yükümlülük altına sokma veya herhangi bir şekilde alacağını rehin verme veya herhangi bir kontratı Şirket üzerinde bağlayıcı kabul etme yetkisine sahip değildir.3.7. Garantörüm, iş bu Sözleşmeye konu danışmanlık hizmetlerini, Müşteri'nin temsil yetkisine haiz Üst Yönetim kadrosu kanalı ile verecek olup farklı birimlerden gelen talepleri dikkate almayacaktır."Sözleşmenin 4.maddesinde "Hizmet Bedeli ve Diğer Ücretler";"4.1.Garantörüm tarafından gerçekleştirilecek, finansman kaynaklarının oluşturulmasına ilişkin çalışmalar, görüşmeler ve müzakereler sonucunda, banka veya finansman sağlayan kurum veya kurumlar tarafından, Müşteriye tahsis edilecek olan, teminatlı veya teminatsız toplam Nakdi, Gayri Nakdi, Çek, Proje Finansmanı, Garantörlük (Konut Kredisi), İşletme Sermayesi limitlerinin toplamı üzerinden %1 oranında hizmet bedeli tutarı ve bu tutara isabet edecek KDV, Müşteri'nin kredi kullanımını takip eden 2 iş günü içerisinde, Garantörüm'ün, madde 4.4'de belirtilmiş olan banka hesabına, Garantörüm tarafından Müşteri'ye kesilecek fatura karşılığı, Müşteri tarafından, nakden ve defaten ödenecektir. Bankalar veya Finansman Kurumları tarafından Müşteriye tahsis edilen finansman limitlerinin kullanımı Müşteri inisiyatifinde olduğundan, limit tahsisini takip eden 10 gün içerisinde kullanım yapılmaması, Banka veya Finansman kurumları tarafından önerilen ve/veya onaylanan finansman limitinin ve/veya finansman yapısının müşteri tarafından kabul edilmemesi durumunda, Garantörüm'e ödenecek bedel değiştirmeyecek olup, Garantörüm tarafından kesilecek fatura karşılığı, fatura tarihini takip eden 3 iş günü içerisinde, Garantörüm'ün, madde 4.4'de belirtilmiş olan banka hesabına, Müşteri tarafından, nakden ve defaten ödenecektir."Sözleşmenin 5.maddesinde "Fesih";"5.1. İşbu Sözleşme imzalandığı tarihten itibaren geçerli olmak üzere 180 gün süreyle akdedilmiştir. Bu sözleşme tarafların birbirlerine en az yirmi sekiz (28) gün öncesinden gönderecekleri yazılı tebligat ile feshedilebilir.5.2. Taraftardan biri bu Sözleşme şartları ve hükümlerini esastan ihlal eder ve karşı tarafın gönderdiği yazılı ihbarnameden sonra bu ihlalini makul süre zarfında ve her halükarda yirmi sekiz (28) gün içinde düzeltmezse, ihlalde bulunmayan taraf diğer tarafa tebligat göndermek suretiyle işbu Sözleşme'yi derhal feshedebilir."Sözleşmenin 10.maddesinde "Sözleşmenin İhlali"; "10.1. Uygulanacak Hukuk gereği, hak sahibi tarafın talep edebileceği diğer bütün tazminat bedelleri saklı kalmak şartıyla, Sözleşme'nin herhangi bir maddesinin ihlal edilmesi halinde ihlalde bulunan Taraf ilk talep üzerine derhal nakden ve defaten 500.000-USD tutarında ifaya eklenen ceza-i şart ödemeyi, şimdiden kabul ve taahhüt eder."Banka Kayıtları; ... AŞ'den gelen kayıtlara göre; davalı şirket lehine 20.000.000,00 TL nakit karşılıklı kredi (teminatlı nakit kredi) ve 160.000,00 TL çek karnesi olmak üzere toplam 20.160.000,00 TL kredi limiti tahsis edilmiştir. Fatura;Davacı tarafından; 26/07/2018 tarih ve ... no.lu 201.600,00 TL + 36.288,00 TL KDV = 237.888,00 TL bedelli "Hizmet Bedeli (04.01.2018 tarihli sözleşmeye istinaden" açıklamasıyla fatura düzenlenmiş ve davalı şirkete tebliğ edilmiştir. İhtarnameler; 1-Davalı şirket vekili tarafından Kartal .... Noterliğinden keşide edilen 06/08/2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile; müvekkilinin ... projesinde bulunan gayrimenkulleri teminat göstererek finansman sağlanması hususunda talepte bulunduğu ancak davalı tarafça sözleşme konusu hizmetin yerine getirilmediği, müvekkili şirketin nakit teminat karşılığında kredi kullanmak istemediği, finansman sorununun nakit para yatırılarak çözülmesinin mümkün olmadığı ayrıca nakit teminat karşılığında kredi kullanmak için herhangi bir danışmanlık hizmeti alınmasına gerek olmadığı, nakit teminat karşılığı kredi kullanma yönünde teklifte bulunulmasının taraflar arasındaki danışmanlık sözleşmesinin amacına aykırı olduğu, müvekkilinin ihtiyaç ve talepleri değerlendirilmeksizin sözleşmenin amacına aykırı olarak finansman sağlanmak istendiği, bu finansman müvekkili şirket tarafından kabul edilmediğinden 26/07/2018 tarih ve ... no.lu 237.888,00 TL bedelli faturanın ihtarname ekinde iade edildiği belirtilerek, faturaya itiraz edilmiştir. 2-Davacı şirket vekili tarafından Beykoz ... Noterliğinden keşide edilen 25/09/2018 tarih ve ... no.lu ihtarname ile; davalı şirketin faturayı iade etmesi ve hizmetleri inkar etmesinin taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ihlali mahiyetinde olduğu açıklanarak, ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 3 gün içinde fatura bedelinin ödenmemesi halinde sözleşmenin haklı nedenle feshedileceği ve bu durumda davalı şirketin sözleşme bedeli ile birlikte sözleşmenin 10.1 maddesinde yazılı 500.000,00 USD cezai şartı da ödemek zorunda kalacağı ihtar edilmiş, ihtarname davalı şirkete 27/09/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. 3-Davacı şirket vekili tarafından Beykoz .... Noterliğinden keşide edilen 12/10/2018 tarih ve ... no.lu ihtarname ile; Beykoz .... Noterliğinden keşide edilen 25/09/2018 tarih ve ... no.lu ihtarnamesine rağmen ödeme yapılmadığı için 04/01/2018 tarihli sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği belirtilerek, 237.888,00 TL ücret borcu ve sözleşmenin 10.1.maddesi uyarınca 500.000,00 USD tutarındaki cezai şartın ihtarnamenin tebliğini takip eden 3 gün içerisinde ödenmesi ihtar edilmiştir. 4-Davalı şirket vekili tarafından Üsküdar ... Noterliğinden keşide edilen 23/10/2018 tarih ve 10950 yevmiye no.lu ihtarname ile; hizmetin verilmediğine yönelik açıklamalar ve faturaya yapılan itirazlar tekrar edilerek, davacı şirket tarafından gönderilen ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği bildirilmiş ise de sözleşmenin 2.maddesine göre sözleşme süresinin 180 gün olduğu, bu süre içerisinde müvekkili şirkete herhangi bir finansman sağlanmadığı, bu nedenle projenin yürütülmesi konusunda müvekkilinin sıkıntıya girdiği açıklanmış, davacı şirket tarafından sözleşme konusu edimler yerine getirmediği için fatura bedelinin ödenmeyeceği, sözleşme boyunca hiçbir hizmet sunmayan davacı şirketin asli kusurlu olması nedeniyle cezai şart talep etme hakkının müvekkiline ait olduğu ihtar edilmiştir. Bilirkişi raporu;Mahkemece bankacı, mali müşavir ve hukukçu bilirkişi heyetinden alınan raporda özetle; Genel olarak vekalet sözleşmesinin, vekilin sözleşme ile vekalet verenin menfaatine ve iradesine uygun olarak işin idaresini ya da hizmetin ifasını, sonucun elde edilmemesi rizikosu kendisine ait olmamak üzere yükümlendiği ve bu iş görmenin kanunun diğer hükümleriyle düzenlenen sözleşmelerden herhangi birinin kapsamına girmediği, buna karşılık teamül gereği veya sözleşmede kararlaştırılmış olması şartıyla ücrete hak kazandığı bir sözleşme olduğu, Vekalet sözleşmesinin en önemli unsurunu vekilin, vekalet verene karşı iş görme borcu altına girmesinin oluşturduğu, bu iş görme ediminin vekalet verenin menfaatine uygun ve sonucun gerçekleşmemesi rizikosundan bağımsız olarak yerine getirildiği, taraflar arasında akdedilen danışmanlık sözleşmesinin niteliği itibariyle vekalet sözleşmesi olarak değerlendirilebileceği,Türk Bankacılık sisteminde gerçek veya tüzel kişilere nakit, mevduat, dth, hazine bonosu, menkul kıymet rehni karşılığında kredi kullandırılmasına oldukça sık rastlandığı, nakit karşılıklı işlemlerde teminat için genel adı ile Rehin ve Blokaj Sözleşmesi alındığı, örneğin bir firmaya nakit karşılıklı kredi (nakit-gayrinakit) kullandırılması durumunda firmanın kendi hesabından nakit blokaj alınabildiği gibi, 3.bir kişinin borçlu firma lehine rehin vermesi halinde 3.kişiler hesabından nakit blokaj alınabildiği, Bankalar ile firmalar arasındaki kredi ilişkisi ve kredi tahsis koşulları firma özelinde değişmekle birlikte, genel olarak nakit karşılıklı nakit/gayrinakit kredi limiti tahsis edilmiş ise lehine kredi tahsis edilen firma hesabında mevcut bulunan ve/veya yeni açılan vadeli mevduat hesapları veya 3 kişinin (grup firması-firma ortağı-diğer bir gerçek veya tüzel kişi) borçlu firma lehine rehin vermesi halinde ise 3.kişi hesabında bulunan vadeli mevduat hesapları üzerine riskin doğduğu tarihte bloke koyularak, rehni doğuran risk tasfiye edilinceye kadar vadeli hesabın her vade bitiş tarihinde anapara bakiyesi üzerinden veya anapara+faizli bakiyesi üzerinden temdit edildiği, Taraflar arasındaki akdedilen sözleşmenin 4.1.maddesi dikkate alındığında, davacı şirketin aracılık yapmak suretiyle davalı şirket lehine tanımlattığı 20.160.000,00 TL'lik kredi limitinin tamamının taraflar arasında akdedilen 04/01/2018 tarihli Proje Finansmanı ve Risk Yönetimi Danışmanlık Sözleşmesi'nin Hizmet Bedeli ve Diğer Ücretler Başlıklı 4.Madde hükümlerinde belirtilen teminatlı/teminatsız nakdi/gayrinakdi kredi tanımına uygun olduğu, bu bağlamda davacı şirketin sözleşme tahtında yüklendiği edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiği, kredi limiti toplamı üzerinden %1 oranında hizmet bedeli tutarı ve bu tutara isabet edecek KDV'yi davalı şirketten talep hakkı bulunduğu, sözleşme hükümlerine göre yapılan hesaplama neticesinde davacı şirketin davalı şirketten fatura karşılığı KDV dahil toplam 237.888,00 TL tutarında hizmet bedeli alacağı bulunduğu, Dava konusu uyuşmazlıkta, davalının hizmet bedelini ödememesinin sözleşmenin ihlali olarak kabul edildiği durumda sözleşmenin 10.maddesi gereğince kararlaştırılan cezai şart bedelinin de talep edilebileceği görüş ve kanaatine varılabileceği,TBK 182/3'de "Hakim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" hükmüne karşılık TTK 22.maddesinde tacir sıfatını taşıyan borçlunun aleyhine konulmuş ceza koşulunun indirilemeyeceği düzenlendiğinden, bir tacirin borcu için kararlaştırılan ceza miktarı ne kadar aşırı olursa olsun TTK 22.maddesi hükmü, TBK 182/3 uyarınca indirim yapılmasını engelleyecekse de, ceza koşulu anlaşması ahlaka veya kişilik haklarına aykırı görülecek derecede ağır ise, TBK 27/2 uyarınca ceza koşulunun geçersizliğine karar verilebileceği, dava konusu uyuşmazlıkta davalının ödemesi gereken hizmet bedeli 237.888,00 TL olmasına rağmen cezai şart miktarının 500.000 USD olarak belirlenmesinin TBK 27/2 hükmüne kıyasen geçersizliği hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu hususlarında görüş ve kanaat bildirilmiştir.
İnceleme ve sonuç; 6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında açıklandığı gibi; "...Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." (aynı mahiyette Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları).Somut olayda, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye istinaden davacı tarafından düzenlenen 26/07/2018 tarih ve ... no.lu 237.888,00 TL bedelli fatura, davalı tarafça süresi içerisinde iade edildiğinden ve ticari defterlerinde kayıtlı olmadığından, alacaklı olduğu hususunda ispat yükü davacı üzerindedir. İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur ve dava konusu hak ile buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları yönünde mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda 187/1.maddesinde "İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylardır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Hakim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK'nın "İspat Yükü" başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Yani ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. Kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, 6. b., 2.c., s.1972).Taraflar arasında imzalanan sözleşme ile davacı şirketin kredi finansmanı sağlanması hususunda hizmet vereceği düzenlenmiş ve bu kapsamda davalı şirkete kredi tahsisi için ... AŞ ile davacı şirket arasında görüşmeler yapılmış, davalı şirkete nakit teminat karşılığı kredi limiti tahsis edilmiş olup ihtilaf nakit karşılığı kredi sağlanması ile davacı şirketin sözleşme konusu yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği ve bu bağlamda hizmet bedeline hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. Zira davalı şirket, finansman sıkıntısı içinde olmaları nedeniyle nakit karşılığı kredi kullanılamayacağı için ipotek karşılığı kredi kullanılmasının sağlanması amacıyla davacı şirket ile sözleşme imzalandığını savunmaktadır. Gayrimenkul ipoteği karşılığı kredi; kredinin teminatı olarak krediyi kullanan firma yada 3.kişinin üzerine kayıtlı olan herhangi bir gayrimenkulün banka lehine ipotek verilmesi karşılığında nakit yada gayrinakit kredi kullandırılmasıdır. Kredi veren banka açısından en az riskli kredi türü ise nakit karşılıklı kredilerdir. Bu tür kredilerde banka teminata TL veya döviz şeklinde nakit bir parayı rehin alır. Söz konusu nakdin krediyi kullanan kurum üzerinde olmasına gerek yoktur. 3.bir şahsın hesabında bulunan vadeli veya vadesiz bir mevduatta söz konusu şahsın bu bedeli kredi kullanan firmanın kullandığı krediye ve faizine karşılık rehin ettiğini belirtir bir rehin blokaj sözleşmesi imzalaması durumunda tutar blokeye alınarak kredinin her türlü faiz ve masrafları ile birlikte kapatılmasına kadar bankada kalır. Herhangi bir nakdin blokeye alınması suretiyle verilen kredi nakit bir kredi olabildiği gibi gayri nakit bir kredi de olabilir. (Hüsamettin Ataçoğlu, Kredi Riski Takibi, Sorunlu Krediler ve Erken Uyarı Sistemleri, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Ana Bilim Dalı, Doktora Tezi 2006, s. 65) Davalının yapımına devam ettiği ... Projesi kapsamında ihtiyaç duyduğu finansmanın, davacı şirketin kredi tahsisi için vereceği danışmanlık ile bankadan alınacak krediyle sağlanması hususunda taraflar anlaşmışlardır. Davacının sözleşme kapsamındaki ana yükümlülüğü sözleşmenin 3.4.maddesinde ifade edildiği üzere Projenin inşaatı için ihtiyaç duyulan finansman kaynaklarının oluşturulması amacıyla çalışma yapmak ve davalı şirkete kredi tahsisi sağlamaktadır. Nitekim bu kapsamda bir kısım çalışmalar yapılmış olup banka görevlileri ile davacı şirket yetkilisi ... arasında yapılan yazışmalar dosya kapsamına ibraz edilmiştir. Söz konusu yazışmalar incelendiğinde, proje kapsamındaki taşınmazlara ipotek tesis edilerek kredi sağlanmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. Ancak ipotek tesisi ile kredi kullanılması talebi banka tarafından kabul edilmediği için, bu kez nakit teminatlı kredi kullandırılması yönünde çalışmalar yapılmıştır. Taraflar arasında imzalan sözleşmenin 4.1.maddesinde "teminatlı veya teminatsız...limitler" ifadesi ile nakit teminatlı kredilerin de sözleşme kapsamında olduğu düşünülebilir ise de sözleşmenin düzenlenmesindeki amacın davalı şirketin içinde bulunduğu nakit sıkıntısının aşılması olması karşısında, sözleşmede "teminatlı limitler" ile kastedilenin "nakit teminat" değil, "ipotek teminatı" olduğu gerek taraflar arasında gerekse banka ile davacı şirket arasında yapılan yazışmalardan anlaşılmaktadır. Davacı tarafça, nakit karşılığı kredi tahsisinin davalı şirket yetkililerinin bu yöndeki istemi üzerine yapıldığı iddia edilmekle birlikte bunun ispatına yönelik bir delil ise sunulamamıştır. Bu durumda sözleşme kapsamında hizmet bedeline hak kazanılmasını sağlayacak şekilde hizmetin verildiği davacı tarafça ispat edilemediğinden, davacı şirketin sözleşmenin 4.1.maddesi kapsamında alacağa hak kazanamadığı kanaatine varılmıştır. Davacı şirketin ceza şart talebi ise hizmet bedelinin ödenmemesi sebebiyle sözleşme hükmünün ihlaline dayandığından, hizmet bedeline hak kazanamayan davacı lehine cezai şart alacağının doğduğundan da bahsedilemeyecektir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu ulaşılan maddi olay ve hukuki değerlendirme usul ve yasaya uygun olup HMK'nın 355. maddesi uyarınca yapılan inceleme neticesinde kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilmediğinden ve davacı vekilinin istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçeler yerinde olmadığı kanaatine varıldığından istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davacı tarafından yatırılan 6.850,00 TL'den mahsubu ile bakiye 6.422,40 TL'nin karar kesinleştiğinde istemi halinde davacı tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 14/02/2024