T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/770
KARAR NO: 2024/632
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL AND. 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/03/2021
ESAS NO: 2020/451 Esas
KARAR NO: 2021/232
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 19/03/2020
KARAR TARİHİ: 08/05/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu şirket aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile faturalar ve cari hesaplara bağlı olarak ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafça vekili marifetiyle verilen itiraz dilekçesi sunularak borca ve diğer ferilerine itiraz edilmiş olduğunu ve haksız olarak takibin durmasına sebebiyet verildiğini, Borçlu, taraflar arasındaki hukuki ilişkiye ve borca itiraz etmemiş olduğunu, borcun ödendiği hususunda def'ide bulunduğunu. Dolayısıyla borçları ödediğine dair ispat yükümlülüğünün borçlu davalıya kaldığını. Bu nedenle; davalı borçlu itirazının iptali ve haksız itiraz olduğu için %20 icra-inkar tazminatına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı yan ile Müvekkili arasında geçmişe yönelik bir ticari ilişki bulunmakta olduğu ve bu kapsamda müvekkilinin davalı taraftan hizmet almakta olduğunu, müvekkil şirketin eğitim sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, davalı taraftan alınan hizmet kapsamında cari hesap ve faturalara ilişkin ücret bedelleri davalı yan ile müvekkili arasında var olan güven ilişkisi sebebiyle elden ödendiğini, davalı taraf Müvekkili ile aralarında doğmuş olan cari hesap kapsamında ödenmediğini, iddia ettiği faturaları dava dosyası ile birlikte sunmadığını, bu kapsamda davalı tarafın davaya konu bedeli hangi tarihli faturalardan belirlediğinin belirsiz olduğu, işbu itirazın iptali davası ve ilişkili icra takibi haksız ve kötü niyetle açıldığını, davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''Somut olayda davalı tarafın da ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu, kendi defterlerine göre de 10.750,20 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, davacı tarafın da ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 7.500,20 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın cevap dilekçesinde ticari ilişkiyi kabul ettiği ve elden ödeme yaptığını iddia ettiği, dosya kapsamında davalının ödeme yaptığına ilişkin somut bir delil bulunmadığı HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği birlikte değerlendirildiğinde usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulü yolunda hüküm kurulmuştur. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; ''Davaya konu olan ancak ne icra takip dosyasına ne de dava dosyasına sunulmayan faturalar davacı yan tarafından tek taraflı olarak düzenlenmiştir. Yerel mahkeme tarafından davaya konu olan fatura kapsamındaki iş ve hizmetlerin davacı tarafından yapılıp yapılmadığının da yerinde keşif yolu ile incelenmesi ve bu yönde teknik bilirkişi aracılığıyla tespit edilen hususlar yönünde rapor aldırılması gerekirken bu husus hiçbir şekilde yerine getirilmemiştir. tarafımızca kabul edilen husus genel anlamda davacıdan alınan gerçek mal ve hizmetin bedellerinin yansıtıldığı faturaların ödendiğine ilişkindir. Bu durum, davacının dosyaya sunmadığı ve bu nedenle de neye ilişkin olduğu bilinemeyen faturalar kapsamında, taraflar arasındaki hukuki ilişki ve bu hukuki ilişkiden kaynaklı borcu kabul ettiğimiz anlamına gelmeyecektir. Söz konusu hukuki ilişkinin öncelikle davacı tarafça ispatlanması gerekecektir. Cevap dilekçemizde tanık deliline dayanılmasına rağmen usul ve yasaya aykırı şekilde Yerel Mahkeme tarafından bu husus göz ardı edilmiştir. Tek taraflı düzenlenmiş olan faturalara karşı bedelinin elden ödenme ihtimali karşısında Mahkemece tanık dinlenmesi gerekirken, bu yönde bir ara karar tesis etmemesi yargılamanın sonucuna doğrudan ve hatalı bir şekilde etki etmiştir. Diğer yandan Yerel Mahkeme her ne kadar alacağın likit olduğunu belirtmiş ve bu yönde icra inkar tazminatına hükmetmiş ise de, bu husustaki değerlendirmelerinde kabulü mümkün değildir. Zira davacı tarafça takip dayanağı olarak herhangi bir bilgi ve belge takip talebine eklenmediğinden, müvekkile ödeme emri borcun dayanağı olmadan tebliğ edilmiştir. Bu durumda alacağın likit ve muayyen olduğundan söz edilemez. Bu nedenle Yerel Mahkemece icra inkar tazimatına dair verilen karar da hatalıdır. '' şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, taraflar arasındaki hizmet ilişkisinden kaynaklı fatura alacaklarına dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde davacının davalı aleyhine 25/06/2019 tarihinde 7.500,20TL asıl alacak 1.476,57TL işlemiş faiz için takip başlattığı, takibin dayanağının cari hesap ve fatura borçları olduğu, davalının süresinde itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının asıl alacak yönünden açıldığı görülmektedir.Mahkemece mali müşavir bilirkişiden her iki tarafın ticari defter ve kayıtları incelenerek alınan raporda özetle; davacı ve davalının 2019 yıllarına ait ticari defterleri incelemesi sonucu davacının 31/12/2019 tarih itibariyle davalıdan 7.500,20 TL alacaklı olduğunun ve söz konusu alacağın 01/01/2020 tarihi itibariyle devam ettiğini davacı tarafa düzenlenen faturalara istinaden alacağı olan 7.500,20 TL 'yi ödediğine dair herhangi bir dekont ya da ödeme makbuzuna rastlanmadığını , davalının 2019 yılı ticari defterlerinin nezdinde davacıya ait 2019 yılı defter incelemesi neticesinde, davalı'nın 22/05/2019 tarihi itibariyle davacıya 7.500,20 TL borçlu olduğunu " bildirildiği görülmüştür. Kural olarak itirazın iptali davalarında ispat yükü davacı tarafta ise de, somut olayda davalı taraf süresinde sunduğu cevaplarında ve borca itiraz dilekçesinde ödeme yapıldığı şeklinde beyanda bulunarak yani ödeme definde bulunarak davadaki ispat yükünü üstüne almış ancak bilirkişinin tespit ettiği ödemeler dışında borcu sona erdiren başkaca ödemeye dair yeterli delil sunamamıştır. (Yargıtay 19 HD 2015/17272 E 2016/5236 K 23.03.2016 tarihli karar içeriği) Somut olayda tarafların defterlerinin birbirini doğruladığı, alacağa konu faturaların ve davalının ödemelerinin her iki taraf defterlerinde de kayıtlı olduğu bilirkişi raporu ile sabittir. Tarafların birbiriyle uyumlu defterlerine göre davalının 7.500,20 TL borçlu olduğu tespit edilmiş olup, bu durumda hizmetin verildiği hususunda davacı üzerinde bulunan ispat yükü gereği yerine getirilmiş olup, buna dayalı olarak davalının da ödemeyi ispat etmesi gerekmesine rağmen, davalının bu hususu ispat edemediği tam aksine defterleri ile de ispatlanmış olan hizmetin karşılığının ödenmediğinin sabit olmuştur. Davalı tarafça bu hususun aksine yönelik bir delil de sunulamadığından, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Her ne kadar davalı taraf ödeme hususunda tanık dinlenmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; tanık listesi sunmadığı gibi, dava değeri HMK 200 maddedeki düzenleme uyarınca dava tarihi itibariyle tanık ile ispat sınırı 4480 tl nin üzerinde olduğundan HMK md 202/1 senetle ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında delil başlangıcı varsa o hukuki işleme ilişkin tanık dinlenebileceği hükmü gereği yazılı delil başlangıcı da bulunmadığından itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Mahkemenin icra inkar tazminatına hükmetme gerekçesi dosya kapsamına ve yerleşmiş içtihatlara uygun olduğundan, davalının icra inkar tazminatına yönelik itirazlarına itibar edilmemiştir. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 128,10 TL'nin mahsubu ile bakiye 299,50 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/05/2024